Yerel Haberler
Sivas
Sivas’ta tütün ve tütün mamulleri operasyonu: 1 tondan fazla malzeme ele geçirildi
09 Aralık 2025 Salı - 10:56 Sivas’ta tütün ve tütün mamulleri operasyonu: 1 tondan fazla malzeme ele geçirildi Sivas’ta kaçak elektronik sigara likiti üretimi yapılan bir imalathaneye düzenlenen operasyonda 1 tonun üzerinde hammadde ile binlerce dolum ekipmanı ele geçirildi. Operasyonda 1 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Sivas İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince savcılık koordinesinde kent merkezinde kaçak elektronik sigara likiti üretilen bir imalathaneye baskın yapıldı. Operasyonda; 1 ton 158 kg elektronik sigara likiti yapımında kullanılan inceltici seyreltici sıvı madde, 843 şişe elektronik sigara likiti, 67 bin 500 adet muhtelif markada elektronik sigara likiti imalatında kullanılan etiket, 8 bin 100 adet elektronik sigara likiti doldurmada kullanılan boş cam şişesi ve kapağı, 290 adet elektronik sigara likiti yapımında kullanılan enjektör, 8 kg elektronik sigara likiti muhafazasında kullanılan naylon ambalaj, 10 adet toz şeklinde elektronik sigara likiti tatlandırıcısı, 15 paket bandrolsüz sigara, 3 adet elektronik sigara, 38 adet elektronik sigara likiti cam ölçüm kabı, 450 gram ağırlığında elektronik sigara likiti imalatında kullanılan şişe ağız tapası, 2 adet elektronik sigara likiti yapımında kullanılan pres makinesi, 1 adet elektronik sigara likiti yapımında kullanılan sıvı madde karıştırıcı cihaz, 1 adet hassas terazi ele geçirildi. Operasyon kapsamında 1 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Emniyet’ten yapılan açıklamada, kamu düzeninin sağlanması, halkın huzur ve güvenliğinin korunması ve vergi kayıplarının önlenmesi amacıyla kaçakçılıkla mücadele çalışmalarının aralıksız süreceği bildirildi.
38 yıldır ilmek ilmek işleyerek mesleğini yaşatmaya çalışıyor
09 Aralık 2025 Salı - 09:46 38 yıldır ilmek ilmek işleyerek mesleğini yaşatmaya çalışıyor Sivas’ta 38 yıldır yemeni üreten Zafer Kıtlık, yok olmaya yüz tutan geleneksel ayakkabı kültürünü ayakta tutmaya çalışıyor. "Bu meslek kaybolmasın" diyen Kıtlık, mesleği yeniden canlandırmaları için vatandaşların yemeni alıp kullanmalarını istediğini söyledi. Sivas’ta 38 yıldır kundura tamiri ve yemeni imalatı yapan 51 yaşındaki Zafer Kıtlık hem mesleğini hem de sağlıklı bir ayakkabı kültürünü ayakta tutmak için mücadele ediyor. Küçük yaşlarda başladığı ayakkabıcılık mesleğini yıllardır aynı dükkânda sürdüren Kıtlık, Anadolu’nun köklü ayakkabı geleneği yemeninin giderek kaybolduğunu söyledi. Doğallığı ve el işçiliğiyle bilinen yemeninin artık neredeyse hiç talep görmediğini belirten Kıtlık, özellikle fabrikasyon ayakkabıların yaygınlaşmasının bu geleneği yok olma noktasına getirdiğini vurguladı. Gaziantep, Kahramanmaraş ve Kilis’in ardından Sivas ve çevre illerde de ustalar tarafından yaşatılan yemeni kültürünün her geçen yıl daha az ilgi gördüğünü ifade etti. Yemeninin yüzünün tamamen hakiki deriden, alt tabanının ise manda köselesinden yapıldığını belirten Kıtlık, hiçbir kimyasal madde içermeyen bu ayakkabıların terletme, koku ya da mantar gibi sağlık sorunlarına neden olmadığının altını çizdi. El işçiliğiyle tek tek üretilen yemeninin hem sağlıklı hem de dayanıklı olmasına rağmen yeterli talebi görmediğini söyledi. Kaybolan bir mesleği yeniden canlandırmaları için vatandaşların yemeniyi alıp kullanmalarını isteyen Zafer Kıtlık, "Yemeniye talep çok az var. Fabrikasyon ayakkabılar ucuz ve kolay bulunduğu için insanlar onları tercih ediyor. Yemeni ise kaybolmaya yüz tuttuğu için kimse almak istemiyor. Bu ayakkabıyı severek el emeğiyle yapıyorum ama düzenli bir iş olmadığı için yeniden kundura imalatına dönmek zorunda kaldım. Tek isteğim, bu kültür yaşasın. İnsanlar yemeniyi tercih etsin ve kullansın" dedi. "Emek sarf ederek yapıyoruz" Yeni çıkan ayakkabıların tamamen kimyasal ürünlerden yapıldığını söyleyen Zafer Kıtlık, "38 yıldır kundura tamiri işini yapıyorum. Yemeninin yüzü hakiki deridir, altı manda köselesidir ve tamamen doğaldır. Ter, koku ve mantar yapmaz sağlıklı bir ayakkabı çeşididir. Anadolu’ya, Yemenili bir ustanın Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis’ten sonra Sivas’a ve çevre illerine yayılıp yapılan bir ayakkabıdır. Yemeni tamamen el yapımıdır, hiçbir zaman makine kullanılmıyor. 1 çift ayakkabıyı çok emek sarf ederek yapıyoruz. Üretim olarak günde 1 çiftte çıkar 10 çiftte çıkabilir. Yeni çıkan spor ayakkabılar tamamen kimyasal maddelerden yapılıyor. Suni malzemelerden yapıldığı için tamamen sağlıksız. Ayak hava almadığı için spor ayakkabılarda koku yapar, mantar yapar. Günümüzde sıkça tercih edilen ayakkabı da spor ayakkabıdır ama sağlık açısından iyi değildir. Şuan yemeniye talep yok denecek kadar az var. Sebebi yeni çıkan spor ayakkabılar ve rahatlıktır. Yemeni kaybolmaya yüz tuttuğu için kimse tercih etmiyor" dedi. "El işçiliği ile severek yapıyorum" Düzenli bir iş olmadığı için tekrar kundura imalatına dönmeye başladığını belirten Kıtlık, "Spor ayakkabıların rahatlığı ön planda, yemeni aşırı rahat değildir ama sağlıklı bir ayakkabıdır. Fabrikasyon model ayakkabılarla baş etmek mümkün değil. Çünkü onlar sanayileşmiş ve makineleşmiş. Günde 15 kişiyle bin çift ayakkabı üretiyorlar. Biz tamamen el yapımı olduğu için günlük 10 çift ayakkabı çıkarıyoruz. Bu ayakkabıyı yaparken el işçiliğiyle severek yapıyorum. Şuan da yemeni işini yapıyoruz ama pek düzenli bir iş olmadığı için tekrar kundura imalatına dönmeye başladım. Çünkü bundan talep olmuyor, bir sezonda sadece 2 çift yemeni satıldı. Olmuyor maalesef, yeniden kundura tamiri işine döneceğiz. Bir çift fiyatı bin 500 lira. Tek istediğim yemeniyi talep etmelerini, giymelerini istiyorum. Kaybolan bir mesleği yeniden canlandırmaları için vatandaşların yemeni alıp kullanmalarını istiyorum" diye konuştu.
Uzmanından araç sahiplerine uyarı: "Akü bittiğinde aracı vurdurmayın"
09 Aralık 2025 Salı - 09:44 Uzmanından araç sahiplerine uyarı: "Akü bittiğinde aracı vurdurmayın" Yurt genelinde etkisini artıran soğuk hava, araç akülerinin hızla zayıflamasına ve bitmesine neden olurken, uzmanlar vurdurma yöntemiyle çalıştırılan araçlarda yüksek maliyetli motor hasarları oluşabileceği konusunda uyardı. Yurt genelinde kış aylarıyla birlikte etkisini artıran soğuk hava, araç sahiplerini olumsuz etkilemeye başladı. Soğuğu ile bilinen Sivas’ta ise yaşanan düşük sıcaklıklar nedeniyle birçok araçta akü zayıflaması ve akü bitmesi gibi problemler meydana geliyor. Özellikle sert rüzgârın aracın ön tarafından gelmesiyle akülerin daha hızlı zayıfladığı ifade ediliyor. Soğukta uzun süre bekleyen araçların akülerinin normalden daha çabuk güç kaybediyor. Akü bitmesinden dolayı bazı sürücüler araçlarını vurdurarak çalıştırmaya çalışırken, bu yöntemin triger kayışının kopması, yağ pompasının zarar görmesi ve zincirin kırılması gibi ciddi hasarlara yol açabiliyor. Ayrıca yanlış yapılan takviye işlemlerinin de araç elektronik aksamında büyük arızalara sebep olabileceği aktarılıyor. Sivas’ta elektrik ustası Seyit Hazırbulan ise sürücülere uyarılarda bulundu. Hazırbulan, araç sahiplerinin her sene kış aylarına gelmeden bakımlarını yaptırmaları gerektiğini söyleyerek, "Akü bittiği zaman teknisyen çağırılması ya da akünün sökülüp sanayiye götürülmesi gerekiyor" dedi. "Kontrol ettirmeleri gerekiyor" Aküsü biten aracı vurdurmanın zararlarını söyleyen Seyit Hazırbulan, "Akü tasarrufu için kışın otomobillerin her gün çalışması gerekiyor. Yatan otomobillerin de yerine göre garajda ya da dışardaki araçların haftada 1 gün çalışması gerekiyor. Normalde dışarda duran araçların her gün çalışması gerekiyor. Aküsü biten araçlara baktırmaları lazım, her sene kış aylarına girmeden önce bakım yaptırmaları gerek. Arabaların marşlama olayına baktırmaları lazım ki sağlıklı çalışsın. Şarjlarına, marşlarını kontrol ettirmeleri gerekir. Tabi kışın soğukta durduğu zaman akü çekiyor. Sert rüzgar aracın ön tarafından geldiği zaman akü daha çok zayıflıyor. Araçları vurdurunca triger koparması, yağ pompasını bozması hatta zincir kırması gibi çok büyük olumsuzluklar meydana geliyor. Bilinçsiz yapıldığı için bu da vatandaşların zararına oluyor. Özellikle araçları takviye ederken kutup başlarını ters tutmaları şarj dinamosunu patlatabiliyor. Akü bittiği zaman teknisyen çağırılması ya da akünün sökülüp sanayiye götürülmesi gerekiyor. Kutup başlarını takviye ettiğin zaman artıya artı, eksiye eksi olması gerekiyor. Ters tutulduğu zaman şarj dinamosu patlar" dedi.
Ekmek kavgası bitti, kedi ve köpekler dost oldu
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:28 Ekmek kavgası bitti, kedi ve köpekler dost oldu Kedi ve köpeklerin geçmişte ortak alan ve mama paylaşımı nedeniyle daha sık kavga ettiğini belirten Doç. Dr. Abdurrahman Takcı, bireysel mama kullanımının yaygınlaşmasıyla kavgaların azaldığını ifade etti. Takcı, kedilerin ve köpeklerin normal ortamlarından uzaklaştığı için bu dostluğun oluştuğunu söyledi. Kedi ve köpeklerin yıllar boyunca birbirleriyle anlaşamadığına dair genel bir algı bulunsa da şehirleşme, değişen yaşam tarzları ve evcil hayvan bakımına yönelik artan bilinç, bu iki tür arasındaki iletişimi büyük ölçüde dönüştürdü. Özellikle geçmiş dönemlerde kediler ve köpekler, sokaklarda ya da kırsal alanlarda aynı yiyeceği tüketmek zorunda kaldıkları için doğal rekabet içerisindeydi. Besin kıtlığı, ayrılmış alanların bulunmaması ve hayvanların içgüdüsel davranışlarını sürdürecekleri uygun ortamların yokluğu, kavgalara zemin hazırlıyordu. Bugün ise durum önemli ölçüde değişti. Gelir düzeyinin artmasıyla birlikte evcil hayvanlara yönelik bakım alışkanlıkları gelişti ve mama çeşitliliği arttı. Kediler ve köpekler için ayrı beslenme alanları oluşturuldu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Klinik Bilimler Bölümü’nde görevli Doç. Dr. Abdurrahman Takcı, bu kavgaların hayvanları yetiştirme şekilleri ile alakalı olduğunu söyleyerek, "Kedilerin kendilerine göre mamaları var. Köpeklerin kendilerine göre ayrı mamaları var. Buna istinaden böyle bir kesişim noktaları kalmadı. Böylece de kavga azaldı. Kediler olarak örnek verecek olursak fare avlama noktasında, sürekli mama bulan kediler de avcı özelliklerini kaybediyorlar" dedi. Takcı bu kavganın daha bitmediğini de ekleyerek, "Tam anlamıyla bizim ortamımızda bulundukları ve normal ortamlarından uzaklaştırdığımız için aslında kediler ve köpekler bu dostluğu oluşturdular. Yine zaman zaman kırsala gittiğimiz zaman köpekler ve kedilerin hâlâ kavga ettiklerini görebiliyoruz. Çünkü onların hâlâ ortak kesişim alanları söz konusu" ifadelerine yer verdi. "Kesişim noktaları kalmadı" Hayvanlarına avcı yeteneğinin törpülendiğini söyleyen Abdurrahman Takcı, "Aslında tamamen bu kavga ya da dostluk yetiştirme şekliyle alakalı. Eskiden kavga etmelerinin sebebi, onun maması ayrı, onun maması ayrı şeklinde özel bölgeler oluşturulamıyordu. Buna istinaden de ortak gıdaya ikisi de ilgi duyduğu için kavgalar daha fazla oluyordu. Şimdi ise insanların gelir düzeylerinin artışıyla birlikte hayvanların yaşam standartları da her geçen gün daha da iyiye gidiyor. Bireysel mamaları oldu. Kedilerin kendilerine göre mamaları var. Köpeklerin kendilerine göre ayrı mamaları var. Buna istinaden böyle bir kesişim noktaları kalmadı. Böylece de kavga azaldı. Kediler olarak örnek verecek olursak fare avlama noktasında, sürekli mama bulan kediler de avcı özelliklerini kaybediyorlar. Köpekler noktasında da mamayla beslenen köpekler koruyuculuklarını, içgüdüsel olarak koyunda veya sürüde görevlerini yerine getirememe durumunu beraberinde getiriyor. Çünkü bunlar daha böyle rahat, mamaları önlerinde olduğun zaman bu noktada avcı yetenekleri her geçen gün törpüleniyor aslında. Aslında kedilerde eskiden daha melez ırklar yetiştirilirken, bugün ise kedilerde daha saf, özel cins kediler yetiştirilmektedir. Bunlar da böyle daha mizaçları kavgaya yönelik değil, daha sakin hayvanlardır" dedi. "Kavga kırsalda bitmiş değil" Hayvanların normal ekolojik ortamlarında olmadığını belirten Takcı, "Genel itibarıyla da pet hayvanları noktasında insanlar kedi veya köpek sahiplenirken mizaçları daha uysal hayvanları ediniyor. Yani kedi ve köpeklerin kavgası tam anlamıyla bitmiş değil. Bazen köylere gidiyoruz veya sürü köpeklerini görüyoruz. Onların hâlâ kedilere yoğun bir şekilde saldırdığını da görüyoruz. Bu tamamıyla yetiştirmeyle alakalı bir durum. Bu durum aslında bir sıkıntı durumu değil. Biz hayvanları normal ekolojik ortamlarından aldık. Sokağa iştirak olan hayvanları, evle iştirak olmayan kedi ve köpekleri, normal ortamlarından aldık. Artık tam anlamıyla bizim ortamımızda bulunduklarından dolayı ve normal ortamlarından uzaklaştırdığımız için aslında kediler ve köpekler bu dostluğu oluşturdular. Yine zaman zaman kırsala gittiğimiz zaman köpekler ve kedilerin hâlâ kavga ettiklerini görebiliyoruz. Çünkü onların hâlâ ortak kesişim alanları söz konusu. Buna istinaden de kavga oralarda bitmiş değil" diye konuştu.
Ekmek kavgası bitti kedi ve köpekler dost oldu
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:23 Ekmek kavgası bitti kedi ve köpekler dost oldu Kedi ve köpeklerin geçmişte ortak alan ve mama paylaşımı nedeniyle daha sık kavga ettiğini belirten Doç. Dr. Abdurrahman Takcı, bireysel mama kullanımının yaygınlaşmasıyla kavgaların azaldığını ifade etti. Takcı, kedilerin ve köpeklerin normal ortamlarından uzaklaştığı için bu dostluğun oluştuğunu söyledi. Kedi ve köpeklerin yıllar boyunca birbirleriyle anlaşamadığına dair genel bir algı bulunsa da şehirleşme, değişen yaşam tarzları ve evcil hayvan bakımına yönelik artan bilinç, bu iki tür arasındaki iletişimi büyük ölçüde dönüştürdü. Özellikle geçmiş dönemlerde kediler ve köpekler, sokaklarda ya da kırsal alanlarda aynı yiyeceği tüketmek zorunda kaldıkları için doğal rekabet içerisindeydi. Besin kıtlığı, ayrılmış alanların bulunmaması ve hayvanların içgüdüsel davranışlarını sürdürecekleri uygun ortamların yokluğu, kavgalara zemin hazırlıyordu. Bugün ise durum önemli ölçüde değişti. Gelir düzeyinin artmasıyla birlikte evcil hayvanlara yönelik bakım alışkanlıkları gelişti ve mama çeşitliliği arttı. Kediler ve köpekler için ayrı beslenme alanları oluşturuldu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Klinik Bilimler Bölümü’nde görevli Doç. Dr. Abdurrahman Takcı, bu kavgaların hayvanları yetiştirme şekilleri ile alakalı olduğunu söyleyerek, "Kedilerin kendilerine göre mamaları var. Köpeklerin kendilerine göre ayrı mamaları var. Buna istinaden böyle bir kesişim noktaları kalmadı. Böylece de kavga azaldı. Kediler olarak örnek verecek olursak fare avlama noktasında, sürekli mama bulan kediler de avcı özelliklerini kaybediyorlar" dedi. Takcı bu kavganın daha bitmediğini de ekleyerek, "Tam anlamıyla bizim ortamımızda bulundukları ve normal ortamlarından uzaklaştırdığımız için aslında kediler ve köpekler bu dostluğu oluşturdular. Yine zaman zaman kırsala gittiğimiz zaman köpekler ve kedilerin hâlâ kavga ettiklerini görebiliyoruz. Çünkü onların hâlâ ortak kesişim alanları söz konusu" ifadelerine yer verdi. "Kesişim noktaları kalmadı" Hayvanlarına avcı yeteneğinin törpülendiğini söyleyen Abdurrahman Takcı, "Aslında tamamen bu kavga ya da dostluk yetiştirme şekliyle alakalı. Eskiden kavga etmelerinin sebebi, onun maması ayrı, onun maması ayrı şeklinde özel bölgeler oluşturulamıyordu. Buna istinaden de ortak gıdaya ikisi de ilgi duyduğu için kavgalar daha fazla oluyordu. Şimdi ise insanların gelir düzeylerinin artışıyla birlikte hayvanların yaşam standartları da her geçen gün daha da iyiye gidiyor. Bireysel mamaları oldu. Kedilerin kendilerine göre mamaları var. Köpeklerin kendilerine göre ayrı mamaları var. Buna istinaden böyle bir kesişim noktaları kalmadı. Böylece de kavga azaldı. Kediler olarak örnek verecek olursak fare avlama noktasında, sürekli mama bulan kediler de avcı özelliklerini kaybediyorlar. Köpekler noktasında da mamayla beslenen köpekler koruyuculuklarını, içgüdüsel olarak koyunda veya sürüde görevlerini yerine getirememe durumunu beraberinde getiriyor. Çünkü bunlar daha böyle rahat, mamaları önlerinde olduğun zaman bu noktada avcı yetenekleri her geçen gün törpüleniyor aslında. Aslında kedilerde eskiden daha melez ırklar yetiştirilirken, bugün ise kedilerde daha saf, özel cins kediler yetiştirilmektedir. Bunlar da böyle daha mizaçları kavgaya yönelik değil, daha sakin hayvanlardır" dedi. "Kavga kırsalda bitmiş değil" Hayvanların normal ekolojik ortamlarında olmadığını belirten Takcı, "Genel itibariyle de pet hayvanları noktasında insanlar kedi veya köpek sahiplenirken mizaçları daha uysal hayvanları ediniyor. Yani kedi ve köpeklerin kavgası tam anlamıyla bitmiş değil. Bazen köylere gidiyoruz veya sürü köpeklerini görüyoruz. Onların hâlâ kedilere yoğun bir şekilde saldırdığını da görüyoruz. Bu tamamıyla yetiştirmeyle alakalı bir durum. Bu durum aslında bir sıkıntı durumu değil. Biz hayvanları normal ekolojik ortamlarından aldık. Sokağa iştirak olan hayvanları, evle iştirak olmayan kedi ve köpekleri, normal ortamlarından aldık. Artık tam anlamıyla bizim ortamımızda bulunduklarından dolayı ve normal ortamlarından uzaklaştırdığımız için aslında kediler ve köpekler bu dostluğu oluşturdular. Yine zaman zaman kırsala gittiğimiz zaman köpekler ve kedilerin hâlâ kavga ettiklerini görebiliyoruz. Çünkü onların hâlâ ortak kesişim alanları söz konusu. Buna istinaden de kavga oralarda bitmiş değil" diye konuştu.
Sivas’ın asayiş gücü modern araçlarla daha da güçlendi
08 Aralık 2025 Pazartesi - 12:07 Sivas’ın asayiş gücü modern araçlarla daha da güçlendi Sivas’ta emniyet ve jandarmaya görev kapasitesini artıracak yeni hizmet araçları tahsis edildi. İçişleri Bakanlığı’nca Sivas’taki güvenlik birimlerinin araç filosu güçlendirildi. Kentte asayiş, güvenlik ve operasyonel faaliyetlerin daha etkin yürütülmesi amacıyla İl Emniyet Müdürlüğü’ne 42, İl Jandarma Komutanlığı’na ise 20 yeni hizmet aracı tahsis edildi. Böylece Sivas’a toplam 62 araç kazandırılmış oldu. Programda konuşan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, "Bugün Sivas’ımızın huzuruna, güvenliğine ve kamu düzenine önemli katkılar sunacağına inandığım yeni hizmet araçlarımızı hizmete başlatmanın mutluluğunu, sevincini hep birlikte yaşıyoruz. Sözlerimin başında yeni araçlarımızın şehrimize, jandarma ve emniyet teşkilatımıza hayırlı olmasını diliyorum. Sözlerimin başında bu sabah İstanbul’da bir narkotik operasyonunda şehit olan polisimize Allah’tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Kıymetli katılımcılar, değerli arkadaşlar şüphesiz emniyet hizmetleri devletlerin en öncelikli ve asli görevidir. Güvenliğin olmadığı, asayişin bozulduğu bir yerde istikrardan, demokrasiden, insan haklarından ya da diğer hizmetlerin kalitesinden, varlığından söz etmek mümkün değildir. Emniyet olmadan eğitim, yatırım, kalkınma olmaz. O nedenle önce güvenlik, önce asayiş diyoruz. İşte bu anlayış doğrultusunda İçişleri bakanlığımızın ve il özel idaremizin katkıları, hayırseverlerimizin desteğiyle emniyet teşkilatımıza 42, jandarma teşkilatımıza 20 olmak üzere toplam 62 yeni hizmet aracı kazandırmış bulunuyoruz. İnanıyorum ki bu araçlar modern donanımlarıyla ve kalitesiyle güvenlik birimlerimizin sahadaki etkinliğini ve görünürlüğünü arttırarak teşkilatımızın gücüne güç katacaktır" dedi.