Yerel Haberler
Sivas
Sivas’ta Ramazanın habercisi horoz şekerler tezgahlara döndü 01 Mart 2026 Pazar - 15:43:52 Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Sivas’ın geleneksel horoz şekerleri yeniden tezgâhlardaki yerini aldı. Sivas’ta ramazan ayının simgelerinden olan horoz şekerleri, her yıl olduğu gibi bu yıl da tezgâhlarda yerini aldı. Kentte asırlardır sürdürülen gelenek, özellikle çocukların ilgisini çekerken, rengârenk horoz şekerleri ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.Esnaf, ramazan ayının gelmesiyle birlikte yoğun talep aldıklarını belirtirken, horoz şekerinin Sivas kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade ediyor. "Geleneklerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz" Şekerleme üreticisi Halil Köse, "Horoz şekerlerini daha öncelerde ustalarımız yapardı artık bizlere kaldı, geleneklerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Ramazan’da daha yoğun oluyor burası biz de kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz. Ramazan’ın geleneğini çocuklara lanse etmek için çöreklerin üstüne takar çocuklara götürürlermiş. Geçmişten günümüze sadece çeşitlerimiz farklılık gösterdi. İçi boş horoz şekeri yapıyoruz ve bunu Türkiye’de sadece biz hazırlıyoruz. Bunlar da zaten eski usul. Dediğim gibi geleneklerimizi, kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz." dedi. Ramazan adetini yaşatmaya çalışan Mehmetcan Gülbahçe, "Çocukken babam bana alıyordu ben de şimdi kardeşlerime alıyorum. Babamın benim için yaşattığı Ramazan adetini ben de kardeşlerim için yaşatıyorum." dedi.
Sivas’ta uyuşturucu madde bulunduran 4 kişi yakalandı, şahıslardan 1’i tutuklandı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:15 Sivas’ta uyuşturucu madde bulunduran 4 kişi yakalandı, şahıslardan 1’i tutuklandı Sivas İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu madde kullanan ve bulunduran 4 kişiyi yakaladı. Aramalarda çok miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken 1 kişi tutuklandı. Sivas İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu madde operasyonlarını aralıksız sürdürüyor. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmada; 4 kişi yakalandı. Yakalanan şahısların üzerinde, eşyalarında, araçlarında ve ikametlerinde arama yapıldı. Polis ekiplerince yapılan aramalarda; 2 bin 301 sentetik ecza hap, 3 parça halinde toplam 36 kullanımlık kâğıda emdirilmiş sentetik kannabinoid maddesi, 3,36 gram metamfetamin maddesi, 4,87 gram sentetik kannobinoid maddesi, 1 uyuşturucu madde kullanma aparatı, ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şahıs hakkında uyuşturucu madde kullanımı ve bulundurulması maddelerinden işlem yapılarak serbest bırakıldı. 2 şahıs ise ilgili maddelerden işlem yapılarak adliyeye sevk edildi. Şahıslardan biri tutuklanarak cezaevine teslim edildi. "Çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir" Sivas İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada; "Sivas İl Emniyet Müdürlüğü olarak; narkotik madde ticareti, sevki veya kullanım suçunu gerçekleştiren şahıslara yönelik çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla sunulur" ifadelerine yer verildi.
Mehmet Altıparmak: "Manisa FK maçı final niteliğinde"
04 Kasım 2025 Salı - 14:59 Mehmet Altıparmak: "Manisa FK maçı final niteliğinde" Özbelsan Sivasspor Teknik Direktörü Mehmet Altıparmak, Trendyol 1. Lig’in 13. haftasında oynayacakları Manisa Futbol Kulübü maçının final niteliğinde olduğunu söyleyerek, "Maçı kazanıp milli araya girdikten sonra yapacağımız işlerle puanlarımızı alıp üst sıradaki yerimizi alacağız" dedi. Trendyol 1. Lig’in 13. haftasında sahasında Manisa Futbol Kulübü ile karşılaşacak olan Sivasspor bu maçın hazırlıklarına devam ediyor. Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesisleri’nde Teknik Direktör Mehmet Altıparmak ve yardımcıları yönetiminde gerçekleştirilen antrenman yaklaşık 1.5 saat sürdü. Koşu ile başlayan antrenman ısınma çalışmaları ile devam etti. Daha sonra 5’e 2 top kapma çalışması yapan kırmızı-beyazlılar, yarım sahada çift kale maçla idmanı tamamladı. Sivasspor Teknik Direktörü Mehmet Altıparmak da antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Manisaspor mücadelesinin final niteliğinde olduğunu söyleyerek sözlerine başlayan Altıparmak, "Ümraniye maçının büyük bir bölümünde konuştuklarımızı çok iyi uyguladık. Maça 1-0 yenik başlamamız, rakip zaten çok hücum yapmayan, çok defansif oynayan bir takımdı. Golü de attıktan sonra çok fazla çıkmadan kontra ataklarla oynamaya çalıştılar. Yakaladığımız pozisyonlarda 1-1’i yakalasak çok rahat maçı çevirebilirdik. 10 kişi kaldıktan sonra aynı oyunumuza devam ettik, hiç geri adım atmadık. Pozisyonlar yakaladık, maçı tamamen rakip takımın sahasına yıktık. Kanatlardan geldik, şut attık, ortalar yaptık ama ne yazık ki golü bulamadık. 9 kişi kalmamıza rağmen son dakikalarda da aynı düzeni devam ettirdik. Belki bizim için çok önemli bir maçtı, mağlup ayrıldık ama oyun olarak bazı şeyleri en azından oyuncularımıza benimsettik. Bu hafta oynayacağımız maç bu anlamda çok önem kazandı. Bir an önce alt sıralardan çıkıp kendi yerimiz olan üst takımların arasına katılmamız gerekiyor. Bunun için de Manisa maçı final niteliğinde. Maçı kazanıp milli araya girdikten sonra yapacağımız işlerle puanlarımızı alıp üst sıradaki yerimizi alacağız" ifadelerini kullandı. "İyi bir takım olacağız" Devre arası transfer dönemiyle alakalı sorulan bir soruya ise tecrübeli teknik adam, "Şu an biz devre arasına kadar bunları konuşmayacağız. Bu takımla devam edeceğiz çünkü. Bu tür şeyler şu anda oynayan oyuncuları da bozabilir. Elimizdeki kadrodan en iyisini almaya çalışacağız. Gol yollarında pozisyonlara girdik ama değerlendiremedik. Bunun için çok çalışacağız. Bir sistemden bir sisteme geçmek zor. Biz önde oynayan ve baskı yapan, gol arayan bir takım olacağız. Bu zamana kadar çok az gol attık ve az da gol yedik. Bundan sonra daha farklı bir Sivasspor olacak. Çok kaliteli bir takımımız var. Biz biraz kötü başladık ama iyi bir şekilde ligimizi bitireceğiz. İnşallah Manisa maçını kazanacağız" yanıtını verdi. "Eksiklerin olması önemli değil" Takımdaki sakat ve cezalıların durumuna ilişkin de cevap veren Altıparmak, "Hiç önemli değil bu. 11 kişi sahaya çıktığımız sürece benden bir şey duymayacaksınız. Bu takımın kadrosunda yer alan herkes bu takımda oynayabilir. Eksiğimiz yok, 11 kişi sahadayız" diye konuştu. "Bekir Turaç Böke’ye sahip çıkalım" Bekir Turaç Böke’nin performansına da değinen Mehmet Altıparmak, "Tepki gösterebilirler. Orada kart gördüğü pozisyondan önce çekme var. Çekildiği için dengesi bozuldu ve ayağını uzattı. Zaten çok kötü bir hakem triosu vardı. Çok kötülerdi hakemler. Aaron’un pozisyonu içinde aynı şeyi söyleyebilirim. Bekir veya diğer oyuncular. Hepsi Sivasspor’un oyuncusudur. Kimse bilerek kırmızı kart görmez. Bu tür şeyler sadece bize zarar verir. Taraftarlardan ricamız Bekir’e ve bütün takıma sahip çıkalım. Başka Sivasspor yok" değerlendirmesinde bulundu. "Tribünleri dolduralım" Son olarak, taraftarları Manisa maçına davet eden Altıparmak, "Taraftarlarımıza teşekkür ediyoruz, İstanbul’da bizi inanılmaz desteklediler. Bu maçta oyun olarak memnun olduklarını düşünüyorum. Şimdi taraftarımıza daha fazla iş düşüyor. Bu takımın taraftara ihtiyacı var özellikle Manisa maçında. Tribünleri dolduralım ve takımımızın arkasında olalım. Onların desteğiyle bizim de sahadaki mücadelemizle 3 puanımızı alıp biran önce bu bölgeden uzaklaşalım. Sakat futbolcularımız da yavaş yavaş düzeliyorlar. Milli takım arasından sonra sakatlarımız bizimle birlikte olacak" diye konuştu.
Asırlık gelenek bitiyor, son ustalar çalışmaya devam ediyor
04 Kasım 2025 Salı - 12:28 Asırlık gelenek bitiyor, son ustalar çalışmaya devam ediyor Teknolojinin gelişmesiyle yok olma tehlikesiyle karşılaşan nalbantlık, Sivas’ta birkaç usta sayesinde ayakta kalıyor. Nalbant Yusuf Çemek ise beş yıldır atları nallayarak mesleği yaşatmaya çalışıyor. Yüzyıllardır Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan nalbantlık, atların toynaklarına nal çakan, bakımını yapan ve hayvan sağlığıyla ilgilenen bir zanaat olarak biliniyor. Eskiden her köyde mutlaka bir nalbant bulunurken, günümüzde bu meslek teknolojinin ilerlemesi ve motorlu araçların yaygınlaşmasıyla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Sivas’ta yaşayan ve bu mesleği sürdüren sayılı ustalardan biri olan 44 yaşındaki Yusuf Çemek, 5 yıldır bu işi büyük bir özveri ile sürdürüyor. Çemek, başlangıçta yalnızca kendi atlarını nallarken daha sonra ise arkadaşlarının ısrarı üzerine bu işi profesyonel olarak yapmaya başladı. İşin zorluğuna rağmen çalışmaya devam eden Çemek, hem cirit atlarının bakımını üstleniyor hem de nalbantlık geleneğini yaşatmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Ancak mesleğe ilginin giderek azaldığını ve çırak yetişmediğini söyleyen Çemek, "Çırak yetişmiyor, bu gidişle meslek tamamen bitecek" dedi. "Tek başıma yapıyorum" Ata iyi bir şekilde yaklaşılırsa nallama işleminin kolay olduğunu söyleyen Yusuf Çemek, "Önceden sadece kendi atlarımızı nallıyordum. Bu işi yapan Sivas’ta eksik olduğu için arkadaşlar sağ olsun bizimle beraber de çalış diye ısrar ettiler. Bunun üzerine nalbantlığa başladık. Bir bina düşünün önce temel atılır, temel sağlam olmazsa bina yıkılır. Temel sağlamsa sonrası ev sahibinin eve bakması gibidir. Nal sökümünü yaparız, eğer nal eskimişse yeni nal çakarız. Nal eskimediyse ayağının bakımını yaparız ve tırnaklarını keseriz. Önce nalı söküyoruz, sonra maya dediğimiz yeri temizliyoruz. Sonra tırnağını kerpeten ile kestikten sonra törpüleyip düzenliyoruz. Nalı tırnağına uygun bir şekilde çakıyoruz. Yaklaşık 8 milimetre tırnak kalınlığı vardır. İçerisine girdiğiniz zaman ata acı verir ve bir sonraki nallama da size sıkıntı çıkarabilir. Eskiden 3-4 kişi bir araya gelip nal çakarlardı. At etrafında kalabalığı görünce ister istemez psikolojik sorunlar yaşıyor. Ama ben tek başıma nallıyorum ve sıkıntı yapmıyor. Tabi ata ne kadar iyi yaklaşırsan atta sana o kadar yardımcı olur ve resmen kendini sana teslim eder. Ama bağırıp çağırıp vurursan, atta sana tepkisini gösterir. Bu sefer nal çakma işkence haline gelir" dedi. "Bu meslek bitiyor" Bu işin sevgi ile yapıldığını belirten Çemek, "Tırnakları aşırı uzadığı zaman tendon patlaması, üreme olur ve tırnaklar çatlar. Bizim atlarımız 4 metrelik bir yerde altı ıslak oluyor ve tırnakları çabuk uzuyor. Tırnak bakımının süresi 45 ile 60 gün arasındadır. Bunun öncesi de olabilir ama 60 günü geçtiği zaman tırnaklarda aşırı uzama ve kırılma olur. Ama sevdiğimiz için buna katlanıyoruz. Yani maddi açıdan yapılacak bir iş değil sadece sevgi istiyor. Resmen atlarla aranda bir bağ oluşuyor. Sivas’ta bir dedemiz var bu işi yapan bir de ben varım. Bende sevdiğim için yapıyorum ama gençlerden heves edip yapmak isteyen hiç yoktur. Bir nalbanttın yetişmesi 2-3 yıl sürüyor. Gençlerimiz kolay iş peşinde olduğu için nalbantta yetişmiyor. Meslekte bu gidişle bitecek "diye konuştu. "Çok kişi kalmadı" Çiftliğin sahibi Erkan Elma ise nal bakımının önemine vurgu yaparak, "Nal bakımı at için en önemli şeylerden biridir. Nal çakma işini yapan kişi sayısı çok kalmadı. Yusuf ustamız sağ olsun atlarımızı nallıyor, atlarımız sağlıklı bir şekilde sahaya çıkıyor ve ciridimizi oynuyoruz. Atın nalını 40 günde bir çaktırıyoruz. Tırnakları uzuyor, uzadığı zaman cirit esnasında kumun üzerinde atlar riskli hale geliyor" şeklinde konuştu.
Ele avuca sığmayan 60 kiloluk bal kabağı el arabasıyla taşınıyor
04 Kasım 2025 Salı - 11:33 Ele avuca sığmayan 60 kiloluk bal kabağı el arabasıyla taşınıyor Sivas’ta bir çiftçi bahçesinde 60 kilogramlık devasa bir bal kabağı yetiştirdi. Büyüklüğü nedeniyle el arabasıyla taşınan bal kabağını gören vatandaşlar, gözlerine inanamadı. Sivas’ta bir çiftçi, bahçesinde devasa bir bal kabağı yetiştirdi. Bal kabağını satmak için tezgahına getiren esnaf Ferhat Çobanoğlu, gözlerine inanamadı. Ele avuca sığmayan bal kabağını el arabası ile tezgaha taşıyan Çobanoğlu, sergilemeye başladı. 60 kilogram ağırlığındaki bal kabağını ilk kez gören vatandaşlar, dönüp tekrar bakıyor. 57 santimetre boyunda ve 180 santimetre çapındaki bal kabağı, kilosu 30 TL’den satışa sunulacak. "Bu yaşıma kadar bundan büyüğünü görmedim" Hayatında ilk defa bu kadar büyük bal kabağı gördüğünü ifade eden Ferhat Çobanoğlu, "Sivas’ın Ulaş ilçesine bağlı Karasar köyünde yaşayan bir amcamız, İstanbul’a giderken bu bal kabağını satmamız için bize verdi. Daha sonrasında ise kabağı görünce çok şaşırdım. Türkiye’de bu bal kabağına rekabetçi var mı bilmiyorum ama Sivas’ta bunun rakibi yok. Bal kabağını terazide tarttığımızda 60 kilogram geldi. Bal kabağının yanından geçen tekrar dönüp bakıyor. Bazı vatandaşlar bal kabağı ile fotoğraf çekiniyor. Bu kabak, ata tohumundan yetiştirildi. Kilosunu 30 liradan satışa sunacağız. Bundan büyüğünü ben bu yaşıma kadar görmedim. 57 santimetre boyu, 180 santimetre çapı bulunuyor. Sarılmaya çalıştım fakat sarılamadım. Bir kucak yetişmiyor" dedi.
Doğu Türkistan’daki zulme dikkat çekmek istediler, 8 asırlık medreseye Doğu Türkistan bayrağı astılar
03 Kasım 2025 Pazartesi - 15:15 Doğu Türkistan’daki zulme dikkat çekmek istediler, 8 asırlık medreseye Doğu Türkistan bayrağı astılar Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri, Doğu Türkistan’da yaşanan zulme dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla tarihi Çifte Minareli Medrese’ye Türk bayrağı ile birlikte Doğu Türkistan bayrağı astı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri, Doğu Türkistan’da yıllardır süren insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir farkındalık çalışması gerçekleştirdi. Öğrenciler, yapılan zulümlere sessiz kalmamak ve yaşanan haksızlıklara karşı farkındalık oluşturmak için kentin simge yapılarından tarihi Çifte Minareli Medrese’ye Türk bayrağı ile birlikte Doğu Türkistan bayrağı astı. Etkinliğe katılan öğrenciler, özellikle Doğu Türkistan’daki Uygur, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Kazakların maruz kaldığı baskı ve zulümlere dikkat çekmek istediklerini ifade etti. Bayrağı minareye asan üniversite öğrencisi Zhanybek Ömürkan, "Ben ve arkadaşlarım için çok büyük bir gururdu. Çünkü Sivas’ta bir ilk gerçekleştiriyoruz" dedi. "Bayrağı burada asmak istedik" Tarihi dokusundan dolayı Çifte Minareli Medrese’de böyle bir etkinlik yaptıklarını belirten Zhanybek Ömürkan, "Başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere bazı güçler tarafından zulme uğramaktadır. Biz de Türk dünyasının bilinçli gençleri olarak yaşanan zulme ve acı olaylara karşı sessiz duramadık. Elimizden gelen çabayı göstermek istiyoruz. Doğu Türkistan’daki Uygur, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Kazak kardeşlerimize karşı gösterilen zulme karşı böyle bir farkındalık oluşturmak istedik. Hem vatanımızı, hem halkımızı seviyoruz ve farklı coğrafyalarda yaşanan olaylara da sessiz kalmıyoruz. Umarım Doğu Türkistan ve diğer coğrafyalardaki kardeşlerimize sesimizi ulaştırabiliriz. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin öğrencileri olarak, Türk bayrağını ve Doğu Türkistan bayrağını buraya asmak istedik. Çifte Minareli Medrese tarihi bir yer ve buradan geçen insanların fazla olduğu için buraya asmayı uygun gördük. Türk dünyasının önemli simgelerinde biri olan mavi ve beyaz Doğu Türkistan bayrağını ve canımız gibi sevdiğimiz Türk bayrağını astık. Buradaki amacımız yaşanan tüm zulme karşı dünyaya bilinç oluşturabilmektir" ifadelerini kullandı.
Asırlık eserlerin minyatürleri yapıldı, Sivas’taki tarihi binalar bir araya toplandı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:48 Asırlık eserlerin minyatürleri yapıldı, Sivas’taki tarihi binalar bir araya toplandı Sivas’ta bulunan ve teknik özellikleriyle Türkiye’de tek olma özelliği taşıyan Minia Sivas, hem Sivaslıların hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Tamamen doğal taşlardan ve ustalıkla yapılan el işçiliği minyatürler, Sivas’ın tarihi eserlerini gözler önüne seriyor. Sivas’ta yer alan ve tarih boyunca birçok amaçta kullanılan asırlık eserlerin minyatürlerinin yer aldığı Minia Sivas; kullanılan malzeme, materyal ve işçilik bakımından Türkiye’de eşi benzeri bulunmayan bir proje olarak öne çıkıyor. Aralarında 9 asırlık yapılarında bulunduğu Gökmedrese, Valilik Binası, Kongre Müzesi, Kale Camii, Buruciye Medresesi, Şifaiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese ve UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası gibi 25 önemli eser, bin yıldan daha eski olduğu düşünülen Sivas surlarının minyatürü içerisinde sergileniyor. Sur içi ve sur dışındaki yapılarla birlikte toplam 27 tarihi eser, tarih meraklılarının beğenisine sunuluyor. Sivas’ın simge yapılarının minyatürlerinin bir arada bulunduğu alan ise vatandaşlara şehirdeki tüm tarihi eserleri kısa sürede gezme fırsatı sunuyor. Ziyaretçiler Minia Sivas’ta tüm eserleri bir arada kolay bir şekilde görüyor. Aileleriyle birlikte alana giden ziyaretçiler, minyatürler ile hatıra fotoğrafı çektiriyor. Çocuklar ise kendi boyutlarına uygun olarak yapılan minyatürleri yakından inceleme fırsatı buluyor. "Daha rahat gözlemleyebiliyoruz" Sivas’ın tarihi yapılarının minyatürlerini çok kısa bir süre içerisinde gezdiğini ifade eden Büşra Bulut, "Sivas Tarihi Kent Meydanı’nda bulunan bütün tarihi alanları, yapılan minyatürlerle daha rahat gözlemleyebiliyoruz. Sivas’ı gezecek vaktimiz yoksa burada kısa bir sürede gezebiliyoruz. Tarihi atmosferi burada daha rahat hissedebiliyoruz. Çocuklar için de güzel bir mekân. Tarihi eserleri kendi boylarında görebiliyorlar. Burası, Sivas’ı gezmemizi hızlandırıyor. Birçok kişi vaktini Kent Meydanı’nda geçiriyor, biz de burada geçiriyoruz. Tarihi alanları daha güzel gözlemleyebiliyoruz" dedi. "Kültürel açıdan önemli bir yer" Minia Sivas’ı ziyaret eden Hakan Demir ise tarihi yapıların çok hoşuna gittiğini söyleyerek, "Cumhuriyet şehri Sivas’ımız gerçekten çok önemli bir yer. Buraya Minia Sivas’ı gezmeye geldik. Tarihi ve kültürel açıdan çok güzel bir yer. Herkesi buraya bekliyoruz. Ben geldim, gezdim ve çok beğendim. Özellikle Kongre Binası dikkatimi çekti. Tarihi yapılar çok hoşuma gitti" diye konuştu.
Bir tıkla başlayan dertleşme, büyük sorunlara yol açabilir
02 Kasım 2025 Pazar - 11:11 Bir tıkla başlayan dertleşme, büyük sorunlara yol açabilir Prof. Dr. Tuncay Dilci, yapay zekâyla özel bilgilerin paylaşılmasının tehlikeli olduğunu belirterek, bunun güvenlik riski oluşturabileceğini söyledi. Dilci, bu durumun bireyde depresyon, kimlik karmaşası ve intihara kadar varan psikolojik yıkımlara yol açabileceğini vurguladı. Günlük yaşamda yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte insanlar, yalnızlıklarını gidermek, dertleşmek veya duygusal destek almak amacıyla yapay zekâ uygulamalarına yönelmeye başladı. Özellikle sevgilisinden ayrılan, ailevi sorunlar yaşayan veya stres altında bulunan kişilerin, yapay zekâya özel hayatlarını anlatması dikkat çekiyor. Bu durum kısa vadede kişiye rahatlama hissi verse de uzun vadede ciddi psikolojik ve toplumsal sonuçlar doğurabiliyor. İnsanların duygusal boşluklarını doldurmak için yapay zekâya başvurması, gerçek insan ilişkilerinin zayıflamasına ve bireyin toplumsal hayattan uzaklaşmasına yol açabiliyor. Ancak bu durumun sanıldığı kadar masum olmadığını belirten uzmanlar, yapay zekânın duygusal bir varlık olmadığını ve sadece algoritmalarla programlandığını vurguluyor. Yapay zekânın, insana benzeyen ses tonları ve onaylayıcı cevaplarıyla kişiye yakınlık hissi oluştursa da, bu iletişim gerçek bir empati veya dostluk içermiyor. Bu tür yapay duygusal bağlar zamanla içsel tatminsizlik, kimlik karmaşası ve sosyal izolasyona neden olabiliyor. Gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşan bireylerde depresyon, melankoli ve intihara kadar varabilen psikolojik yıkımlar görülebiliyor. Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci yapay zekâyla kurulan bu sanal ilişkilerin son derece tehlikeli olduğunu belirterek, "Mahrem bilgilerini kesinlikle paylaşmamalıyız. Yapay zekayı bir yoldaş değil ayna olarak görmeliyiz. Bu durum aleyhimize olabilir. Çünkü kullanmış olduğunuz telefon ve bilgisayarların IP adreslerinden zaman ve süre anlamında mekânsal adresleri de tespit edilerek kime ait olduğu çıkabilir" dedi. "Bir algoritma ürünüdür" Tuncay Dilci, yapay zekaya özel hayatı anlatmanın sakıncalı bir durum olduğunu söyleyerek, "Yapay zekanın hayatımıza girmesi ile beraber ciddi sorunlar olacak. Avantajları olduğu kadar sorunlarını da görmezden gelmek insanı yanıltıcı olacak bir durumdur. Dolayısıyla yalnızlığı hafifletmesi, birtakım kendini ifade etme becerileri anlamında bilişsel bir ortaklık sağlayabilir. Uyum sorunlarını da beraberinde getiren bir olguyla karşı karşıyayız. Özellikle gerçek kişi olmadığı için, sadece algoritmalara dayalı insanı andırır bir takım ses ve efektler eşliğinde bilgi vermesi yanılsatıcı bir durumdur. Neticede insana özgü ortaya konan ürünleri taklit eden bir durumla karşı karşıyayız. Bu anlamda özellikle ergen kişilerde, yalnız kişilerde birtakım depresif ya da melankolik özellikli kişilerde ihtiyaca cevap veriyormuş gibi gözükse de uzun vadede ciddi sakıncaları olan bir durumdu. Yapay zeka bir algoritma ürünüdür. Onunla bir duygusallık kurmak onun beni anlıyor şeklinde uzun süreli bir bağ kurma veya hayatta beni tek anlayan o, benimle konuşuyor, bana cevap veriyor yalnızlığı giderici durum gibi yanılgı ileri de gerçek hayata uyumu sorunun da beraberinde getirecektir. Çünkü yapay zeka adı üstünde yapaydır. Dolayısıyla onun vermiş olduğu ses, vurgu, tonlama ya da bilgi bizim için bir dost yerine koyulması mümkün değil. Yani bireyin hayattan kendini soyutlaması gerçeklikten uzaklaşması ve ben artık dijital mecralarda arkadaşlık sistemini kullanıyorum diyerek toplumda yalnızlaşmaya doğru hatta hayatta kendine de yabancılaşmaya doğru giden bir durumla karşı karşıyayız" dedi. "Toplumsal sonuçlar ortaya çıkabilir" Dilci, yapa zeka ile paylaşılan verilerin başkalarının da ele geçirebileceğini söyleyerek, "Kişilerin empatik, terapatik veya birtakım diyalog anlamında ortaya koyacağı hissel bir sonuç elde edilmeyecektir. Özel ve hassas travmatik durumlarımızı bir duygusal boşluk ekseninde yapay zeka ile konuşmak onunla paylaşmak için sunduğumuzda bu verilerin başkalarının eline geçme riski de vardır. Aynı zamanda bu veriler genel anlamda bir eğitimin veya bir paylaşımın aracı haline gelebilir ve toplumsal sonuçları da ortaya çıkarabilir. İnsan psikolojik ve kültürel bir varlıktır. Dolayısıyla insanın kendini ifade etmesi, karşılıklı etkileşim kurması sadece fiziksel bir temas değil aynı zamanda duygusal bağların da güçlenmesini gerektiren bir durumdur. Dolayısıyla insan davranışları birbirine bulaşıcıdır. Bu anlamda dijital nesnelerin ya da yapay zekanın davranışlarının soyut ve yüzeysel kalması kişide içsel bir yoksunluk, beraberinde tatminsizlik getirecektir. Sanallaşan tüm ilişkiler düşünceler bir kimlik erozyonuna dönüşebilecek ve beraberinde varoluşsal anlamda bireyin var olur sorunlarıyla da karşı karşıya kalmasına sebebiyet verecektir. Yapay zeka temelli bir yaşam tarzı, yapay zekayla arkadaşlık, konuşma veya gerçek hayattan uzaklaşarak yapay zeka temelli yorumlar yapma, kendini sürekli onaylama durumu söz konusudur" diye konuştu. "Sürekli pozitif yanıt veriyor" Dijital mecralarda ayak izlerinin olduğunu ifade eden Dilci, "Yapay zekanın soru soran kişiye hep pozitif ve onaylama yönü vardır. Oysa gerçek hayatta öyle değildir. Kişinin kimlik ve karakter aşılmasına bağlı olarak karşılıklı etkileşimden kaçacağı için hayatta var olma sürecini de sabote etmiş olacaktır. Bireyin geçekten uzaklaşması ve gerçek tatmini vermeyeceği için ciddi yıkımlar, hayal kırıklıkları ve bunun sonucunda intihara kadar varabilen bir boşlukta hissetme duygusuyla da karşı karşıya kalabilir. İçsel bir tatminsizliğin sonucu olarak dışavurumu çok sert, ani hatta kendine dönük bir şiddete bile dönüşebilir. İnsan sosyopsikolojik kültürel bir varlıktır. Dolayısıyla sosyal psikolojik kültür yönünden kendimizi besleyici arkadaş, dost, çevre edinmemiz elzemdir. Gerçek anlamda bir dertleşme değildir. Bir insanla hiç konuşmadan bir mekanda olmak bile çok faydalı bir şeydir. İnsan insana muhtaçtır, insan insanın bir nevi dostu, arkadaşı ve yalnızlığını giderici bir aile konumundadır. Duygusal bir arkadaşlıktan öte düşünce partneri ve yine mahrem bilgilerini kesinlikle paylaşmamalıyız. Çünkü dijital mecralarda ayak izlerimiz söz konusudur" şeklinde konuştu.