Yerel Haberler
Tokat
TOGÜ öncülüğünde ata tohum takasıyla tarımsal miras yaşatılıyor 12 Mart 2026 Perşembe - 11:12:27 Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde düzenlenen tohum takas etkinliğinde ata tohumları üreticiler, öğrenciler ve araştırmacılar arasında takas edilerek yerel tohumların korunması ve sürdürülebilir tarıma katkı sağlanması hedeflendi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) ev sahipliğinde Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen "4. Tokat tohum takas etkinliği" 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi Milli İrade Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Programa Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Rektör yardımcıları, kurum müdürleri, Orta Karadeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Duran Kılıç, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Yerel tohumların korunmasının öneminden bahseden Orta Karadeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Duran Kılıç; sürdürülebilir tarımın geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bu tür etkinliklerin hem üreticiler hem de araştırmacılar için önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu ifade eden Kılıç, ata tohumlarının gelecek nesillere aktarılması konusunda Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ile yapılan iş birliklerinin kıymetli olduğunu dile getirdi. Rektör Yılmaz: "Tohum, kültürün ve geleceğin taşıyıcısıdır" Ata tohumu takas etkinliğini geleneksel hale getirdiklerini söyleyen TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise "Bugün üniversitemizde çok anlamlı bir buluşma için bir aradayız. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi olarak 4. Geleneksel Tohum Takas Şenliğimizi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Tohum yalnızca toprağa atılan bir ürün değildir. Tohum aynı zamanda kültürün, hafızanın ve geleceğin taşıyıcısıdır. Ata tohumlarının geçmişten bugüne ulaşan en değerli miraslardan biridir. Üniversite olarak bu mirası korumayı ve gelecek nesillere aktarmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz" dedi. Ata Tohumları Bilimsel Çalışmalarla Korunuyor Rektör Yılmaz, tohum takas etkinlikleri sayesinde üniversiteye ulaştırılan ata tohumlarının koruma altına alındığını ve bu tohumlar üzerinde bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Geçtiğimiz yıl 160’ın üzerinde domates genotipine ait ata tohumu üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda yaklaşık bin numune elde edildiğini ifade eden Yılmaz, bu numunelerin düzenlenen şenlik kapsamında katılımcılarla paylaşılacağını söyledi. Böylece hem ata tohumlarının yaygınlaştırılmasının hem de yaşatılmasının hedeflendiğini dile getirdi. Tohumlar takas edildi Konuşmaların ardından protokol tarafından tohumların sergilendiği stantlar ziyaret edildi. Sergilenen tohumlar çiftçiler, öğrenciler ve ilgili paydaşlar arasında takas edildi. Tohum takas etkinliği, tarıma ve yerel tohumların geleceğine yönelik önemli katkılar sunarken üniversite ile yerel kurumlar arasındaki iş birliğini de güçlendiriyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:17 TOGÜ kampüsünde temiz enerji hamlesi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Kampüsü’nde yapımı süren 2 megavat kapasiteli yeni Güneş Enerji Santrali’nin tamamlanmasıyla birlikte kampüsün elektrik ihtiyacının tamamının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Taşlıçiftlik Kampüsü’nde sürdürülebilir enerji hedefleri doğrultusunda yürütülen Güneş Enerji Santrali (GES) projesinde çalışmalar hızla devam ediyor. TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, yapımı süren GES alanında incelemelerde bulunarak yetkililerden proje hakkında bilgi aldı. İncelemeye rektör yardımcıları, rektör danışmanları ve genel sekreter de eşlik etti. Kampüse yeni GES inşaa ediliyor Üniversitede hayata geçirilen yeni GES yatırımıyla birlikte kampüsün elektrik ihtiyacının tamamının güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. Proje kapsamında kampüste daha önce kurulan 1 megavat kapasiteli santrale ek olarak yeni bir güneş enerji santrali daha inşa ediliyor. "Çevreye duyarlı kampüsü oluşturacağız" İncelemeler sırasında açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversitenin sürdürülebilir enerji kullanımı konusunda önemli bir adım attığını belirterek, "Yeni Güneş Enerji Santrali ile hem enerji maliyetlerimizi azaltacak hem de çevreye duyarlı bir kampüs oluşturacağız. Bu tür yatırımlar, geleceğe yapılan en önemli yatırımlar arasında yer alıyor" dedi. Yeni tesis 2 megavat güce sahip olacak Yapımı devam eden yeni Güneş Enerji Santrali’nin 2 megavat kurulu güce sahip olacağı ve yaklaşık 23 bin metrekarelik alan üzerine kurulduğu bildirildi. Modern altyapı ile inşa edilen santralde 2 bin 500 güneş paneli yer alacak. Paneller aracılığıyla elde edilen güneş enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülerek doğrudan kampüsün enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak. Yaklaşık 80 milyon lira maliyetle hayata geçirilen projenin tamamlanmasının ardından, kampüste mevcut bulunan 1 megavat kapasiteli santral ile birlikte toplam kurulu güç 3 megavata ulaşacak. Böylece Taşlıçiftlik Kampüsü’nün elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünün güneş enerjisinden karşılanması planlanıyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:38 TOGÜ’de öğrenci ve personele ücretsiz dış sağlığı hizmeti Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taşlıçiftlik Yerleşkesinde kurulan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, öğrenci ve personele ücretsiz modern diş sağlığı hizmeti sunmaya başladı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi bünyesinde kurulan Taşlıçiftlik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa Tokat Milletvekili Dt. Cüneyt Aldemir, TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, rektör yardımcıları, rektör danışmanları, Genel Sekreter, dekanlar, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Açılışta koruşma yapan TOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Işıl Sarıkaya; günlük hizmet verilen hasta sayılarını söyleyerek verilen hizmetin kalitesine ve hasta memnuniyetine verdikleri önemi vurguladı. Rektör Prof. Dr. Yılmaz: "Daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir kampüs ortamı oluşturuyoruz" Merkezin üniversite için öneminden bahseden TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ise öğrencilerin ve personelin yalnızca akademik gelişiminin değil, sağlık ve yaşam kalitesinin de öncelikli olduğunu belirtti. Rektör Yılmaz; "Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın temel unsurlarından biridir. Bu merkez sayesinde öğrencilerimiz ve personelimiz nitelikli diş sağlığı hizmetlerine hızlı ve kolay bir şekilde erişebilecek. Aynı zamanda merkez, Diş Hekimliği Fakültemizin uygulama ve eğitim faaliyetlerine de önemli katkı sağlayacak. Kampüslerimizi daha sağlıklı ve yaşanabilir bir yaşam alanına dönüştürme hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu güzel hizmetin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Ücretsiz ve modern diş sağlığı hizmeti Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi ve Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi koordinasyonunda faaliyete geçen merkez, üniversite öğrencileri ile idari ve akademik personele ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti sunuyor. Modern donanımı ve uzman kadrosuyla merkez hem koruyucu hem de tedavi edici diş hekimliği hizmetleri sağlıyor. Kampüs içinde kolay erişim Taşlıçiftlik Yerleşkesinde, Merkezi Laboratuvar Binası içerisinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, kampüs içindeki konumuyla üniversite mensuplarına kolay erişim imkânı sunuyor. Böylece öğrenciler ve personel, eğitim ve iş yoğunlukları arasında sağlık hizmetlerinden hızlı ve güvenli bir şekilde faydalanabilecek.
Tokat’ın kültürel mirası geleceğe taşınarak 222 tahta kalıp ve 30 ürün tescillendi
20 Ağustos 2024 Salı - 10:43 Tokat’ın kültürel mirası geleceğe taşınarak 222 tahta kalıp ve 30 ürün tescillendi Tokat Olgunlaşma Enstitüsü geleneksel Tokat tahta baskı desenlerini arşivleme çalışmalarına başladı. 108 geleneksel ve 114 modernize edilmiş desen kalıbı ile 30 ürün tescil belgesi aldı. Tokat Olgunlaşma Enstitüsü 2021 yılında tahta baskı ustası, kalıp ustası, el sanatları öğretmeni ve görsel sanatlarda çalışan usta öğreticilerle beraber bir ekip kuruldu. Çalışmalara başlayan ekip geleneksel Tokat tahta baskı desenlerini hem aslına bağlı kalarak hem de bazı motifleri modernize ederek arşivlenmeye başladı. 108 geleneksel 114’ü de modernize edilen tahta baskı desenlerinin tescil belgesi alındı. Ayrıca enstitü bünyesindeki 30 ürün de tescillendi. Geleneksele bağlı kalarak tescillenen kalıplar ıhlamur ağacından oyularak yapıldı. Bu sayede hem kalıplar enstitü bünyesinde tescillendi hem de desenlerin vektörel arşivleri hazırlandı. “Tescillenen kalıp desenlerini kullanabilir ve sürdürülebilir hale getirdik” 222 kalıp tescilini alarak desenleri kıyafetlerde ve ev tekstilinde kullanarak kullanılabilir ve sürdürülebilir hale getirdiklerini söyleyen Tokat Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Aslı Gül, “2021 yılında başlattığımız çalışmayla tahta baskı ustamız, kalıp ustamız, el sanatları öğretmeniniz ve görsel sanatlarda çalışan usta öğretici arkadaşlarımızla beraber bir ekip kurduk. Bu ekiple beraber biz bu çalışmalara önce geleneksel desenlerin bilinen yaygın Çengelköy ve Sinekli Hamamiye gibi desenlerin toparlanması, arşivlenmesi ve sanat tarihindeki arkadaşımızın vektörel çizimleriyle bunların dijital ortama aktarılması çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar modernize edilerek yeni yorumlar katıldı. Bununla ilgili de çalışmalar tamamlandıktan sonra 108 tane geleneksel, 114 tane de modernize çalışmayla toplam 222 adet desene tasarım tescili aldık. Tasarım tescili alındıktan sonra bu desenleri kıyafetlerde ve ev tekstilinde kullanarak kullanılabilir ve sürdürülebilir hale getirdik” dedi. Gül, toplamda 222 tane desen tescillerinin olduğunu ifade ederek, "Bunun yanı sıra da kıyafetlerden de tescil aldık. Bu da masa örtüsü ve kıyafet olarak düşündüğümüzde 30 adet ve ürün bazında tescil alındı. Her tescil aldığımız eser için kalıp oyuldu. Geleneksele bağlı kalarak ıhlamur ağacından kalıplar oyuldu. Bunlarla ilgili de biz kendi bünyemizde arşiv hazırladık. Hem kalıbımız var, hem de desenin vektörel çizimleri arşivimizde yer almaktadır” diye konuştu.
Kanseri koroterapiyle yendi
19 Ağustos 2024 Pazartesi - 13:07 Kanseri koroterapiyle yendi Tokat’ta yaşayan Nimet Aytekin, göğüs kanserini sanata olan tutkusu sayesinde yendi. Aytekin, yaşadığı zorluklara rağmen azmiyle çevresine ilham kaynağı oldu. Tokat’ta yaşayan 61 yaşındaki üç çocuk annesi Nimet Aytekin, emeklilik hayalini sanat ve müzikle birleştirerek yaşamına anlam katıyor. 2017’de emekli olduktan sonra koroda şarkı söylemeye başlayan Aytekin’e, 2022 yılında göğüs kanseri teşhisi konuldu. Tedavi sürecini bir öğrenme yolculuğu olarak gören ve kemoterapi seanslarına ders gibi yaklaşan Aytekin, moralini yüksek tutarak sanata ağırlık verdi. Ahşap boyama ile tanışan ve evinin bahçesini hobi bahçesine çeviren Aytekin, ameliyatından kısa süre sonra sahneye solist olarak çıktı. Yaşadığı zorluklara rağmen hayat dolu bir mücadele veren Aytekin’in azmi sadece sanatla sınırlı kalmadı. Ameliyattan 21 gün sonra koro ile sahneye solist olarak çıkan Nimet Aytekin, kanser tedavisi sırasında müziğe olan tutkusunu bırakmadı. Samsun’da gördüğü ped tedavisinde yaşadıklarını şarkıya sözüne döktü. Yaşanan zorluklara rağmen hayatı dolu dolu yaşama devam eden Nimet Aytekin, hikayesiyle ilham veriyor. “Doğadan bulduklarımı geri dönüşümle kendi hayatıma dokunuş yaptım” Hastalık sürecini üçüncü üniversite bitiriyormuş gibi düşündüğünü söyleyen Nimet Ayketin; “İnsan çalışma hayatı bittikten sonra emekliliğini doya doya yaşamak istiyor. 7 seneden sonra geçtiğimiz yıl bir teşhis kondu. Tam iyi emekliliğimi yaşıyorum diye sevinirken göğüs kanserine yakalandım. Tedaviye başladık. Çok şükür şu anda bitti. Yani ameliyat süreci, o tedavi süreçleri hepsi bitti. Teşhis konduğu zaman hiçbir zaman panik olmadım. Hatta eşimle doktora gittiğimizde siz hastasınız, tedavi almanız gerekiyor, kemoterapi almanız gerekiyor dedikleri zaman ben hemen şunu düşündüm. Ben onkoloji bölümünde okumak için üniversiteye başladım. İki üniversite mezunuyum. Bu üçüncü üniversitem diyerek kendimi buna hazırladım. Ben burada hocamın vereceği bu kemoterapi derslerini çok iyi bir şekilde vereceğim. Ameliyat olacağım. Ameliyatta projemi sunacağım. Tabii o süreçte saçlar da döküleceği için mezun olacağım. 16 seans oldu. Mezun olacağım. O başımıza taktığımız o boneyi kep olarak düşünüp fırlatıp atacağım dedim. Yani üniversiteymiş düşündüm. Eğitim hayatına başlamışım gibi düşünerek hastalığı ben bu şekilde adlandırdım. Arada saniyelerle ben hastayım dedim ama anında başka bir şeyle oyalandım. Kendimi müziğe verdim. O anda işe verdim. Bahçeye çıktım. Çiçekle, böcekle ilgilendim. Son zamanlarda da bir sergiye katılmıştım. Ben burada olmalıyım dedim. Ahşap boyama kursuna başladım. Doğada bulduğum her şeyden hem ilham alıyorum hem şifa alıyorum. Hem de bir şekilde onları geri dönüşümle kendi hayatıma bir dokunuş yapıyorum. Ben şifa şerbetini bu şekilde içiyorum” dedi. “Kemoterapiden çıkıyorum koroterapiye gidiyorum” Tedavi sürecinde kemoterapiden çıkıp müzik ve boyama kurslarına gittiğini söyleyen Aytekin; “Hasta olmadan evvel müzik korosuna gidiyordum. Doktoruma benim sosyal aktivitem var dedim. Birdenbire ben şimdi hastalıkla ilgili bir moda girersem daha çok kötü hissederim. Ben koroya devam edebilir miyim dedim. Doktorum da maskeni tak kendini koruyarak gidebilirsin dedi. Şöyle bir slogan buldum. Kemoterapiden çıkıyorum, koroterapiye gidiyorum dedim. Ondan sonra şimdi boya terapiye geldim. Bu şekilde hayatımda hepsi bir yelpaze gibi açıldı. Hiçbir zaman da kendimi bırakmadım. Yani hastayken bile bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Hiç bırakmadım. Hasta yatağımda amatörce ud çalıyordum” şeklinde konuştu. “Kanser tedavisi sürecimden ilham alarak beste yazdım” Tedavi sürecindeki yaşadıklarını şarkı sözüne döne Aytekin; “Samsun’a gittik. Vücuda yayılıp yayılmadığıyla alakalı PED çekilmesi gerekiyordu. O zaman tam saçlarım dökülmemişti. Hemşire beni aldı. Eşime siz burada bir durun dedi. Ben önüne katıldım koridorda ilerlerdim. Penceresi olamayan karanlık odaya götürdüler. O arada benim bu karanlık odada ne işim var dedim. PED çekindikten sonra Tokat’a gelirken birdenbire bu sözler dökülmeye başladı. Hemen cep telefonuma sesimi kaydettim. Doğaçlama bu şekilde kendime bir beste yaptım” diye konuştu.
Kanseri ’koroterapi’ ile yendi
19 Ağustos 2024 Pazartesi - 13:05 Kanseri ’koroterapi’ ile yendi Tokat’ta yaşayan Nimet Aytekin, göğüs kanserini sanata olan tutkusu sayesinde yendi. Aytekin, yaşadığı zorluklara rağmen azmiyle çevresine ilham kaynağı oldu. Tokat’ta yaşayan 61 yaşındaki üç çocuk annesi Nimet Aytekin, emeklilik hayalini sanat ve müzikle birleştirerek yaşamına anlam katıyor. 2017’de emekli olduktan sonra koroda şarkı söylemeye başlayan Aytekin’e, 2022 yılında göğüs kanseri teşhisi konuldu. Tedavi sürecini bir öğrenme yolculuğu olarak gören ve kemoterapi seanslarına ders gibi yaklaşan Aytekin, moralini yüksek tutarak sanata ağırlık verdi. Ahşap boyama ile tanışan ve evinin bahçesini hobi bahçesine çeviren Aytekin, ameliyatından kısa süre sonra sahneye solist olarak çıktı. Yaşadığı zorluklara rağmen hayat dolu bir mücadele veren Aytekin’in azmi sadece sanatla sınırlı kalmadı. Ameliyattan 21 gün sonra koro ile sahneye solist olarak çıkan Nimet Aytekin, kanser tedavisi sırasında müziğe olan tutkusunu bırakmadı. Samsun’da gördüğü pet tedavisinde yaşadıklarını şarkıya sözüne döktü. Yaşanan zorluklara rağmen hayatı dolu dolu yaşama devam eden Nimet Aytekin, hikayesiyle ilham veriyor. “Doğadan bulduklarımı geri dönüşümle kendi hayatıma dokunuş yaptım” Hastalık sürecini üçüncü üniversite bitiriyormuş gibi düşündüğünü söyleyen Nimet Ayketin; “İnsan çalışma hayatı bittikten sonra emekliliğini doya doya yaşamak istiyor. 7 seneden sonra geçtiğimiz yıl bir teşhis kondu. Tam iyi emekliliğimi yaşıyorum diye sevinirken göğüs kanserine yakalandım. Tedaviye başladık. Çok şükür şu anda bitti. Yani ameliyat süreci, o tedavi süreçleri hepsi bitti. Teşhis konduğu zaman hiçbir zaman panik olmadım. Hatta eşimle doktora gittiğimizde siz hastasınız, tedavi almanız gerekiyor, kemoterapi almanız gerekiyor dedikleri zaman ben hemen şunu düşündüm. Ben onkoloji bölümünde okumak için üniversiteye başladım. İki üniversite mezunuyum. Bu üçüncü üniversitem diyerek kendimi buna hazırladım. Ben burada hocamın vereceği bu kemoterapi derslerini çok iyi bir şekilde vereceğim. Ameliyat olacağım. Ameliyatta projemi sunacağım. Tabii o süreçte saçlar da döküleceği için mezun olacağım. 16 seans oldu. Mezun olacağım. O başımıza taktığımız o boneyi kep olarak düşünüp fırlatıp atacağım dedim. Yani üniversiteymiş düşündüm. Eğitim hayatına başlamışım gibi düşünerek hastalığı ben bu şekilde adlandırdım. Arada saniyelerle ben hastayım dedim ama anında başka bir şeyle oyalandım. Kendimi müziğe verdim. O anda işe verdim. Bahçeye çıktım. Çiçekle, böcekle ilgilendim. Son zamanlarda da bir sergiye katılmıştım. Ben burada olmalıyım dedim. Ahşap boyama kursuna başladım. Doğada bulduğum her şeyden hem ilham alıyorum hem şifa alıyorum. Hem de bir şekilde onları geri dönüşümle kendi hayatıma bir dokunuş yapıyorum. Ben şifa şerbetini bu şekilde içiyorum” dedi. “Kemoterapiden çıkıyorum koroterapiye gidiyorum” Tedavi sürecinde kemoterapiden çıkıp müzik ve boyama kurslarına gittiğini söyleyen Aytekin, “Hasta olmadan evvel müzik korosuna gidiyordum. Doktoruma benim sosyal aktivitem var dedim. Birdenbire ben şimdi hastalıkla ilgili bir moda girersem daha çok kötü hissederim. Ben koroya devam edebilir miyim dedim. Doktorum da maskeni tak kendini koruyarak gidebilirsin dedi. Şöyle bir slogan buldum. Kemoterapiden çıkıyorum, koroterapiye gidiyorum dedim. Ondan sonra şimdi boya terapiye geldim. Bu şekilde hayatımda hepsi bir yelpaze gibi açıldı. Hiçbir zaman da kendimi bırakmadım. Yani hastayken bile bir şeyler yapmaya çalışıyordum. Hiç bırakmadım. Hasta yatağımda amatörce ud çalıyordum” şeklinde konuştu. “Kanser tedavisi sürecimden ilham alarak beste yazdım” Tedavi sürecindeki yaşadıklarını şarkı sözüne döne Aytekin, “Samsun’a gittik. Vücuda yayılıp yayılmadığıyla alakalı PED çekilmesi gerekiyordu. O zaman tam saçlarım dökülmemişti. Hemşire beni aldı. Eşime siz burada bir durun dedi. Ben önüne katıldım koridorda ilerlerdim. Penceresi olamayan karanlık odaya götürdüler. O arada benim bu karanlık odada ne işim var dedim. PED çekindikten sonra Tokat’a gelirken birdenbire bu sözler dökülmeye başladı. Hemen cep telefonuma sesimi kaydettim. Doğaçlama bu şekilde kendime bir beste yaptım” diye konuştu.
Almus’un mutfak mirası: Gelenekten geleceğe tadına doyulmaz yöresel lezzetler
17 Ağustos 2024 Cumartesi - 13:05 Almus’un mutfak mirası: Gelenekten geleceğe tadına doyulmaz yöresel lezzetler Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Gümelönü köyüne ait geleneksel lezzetler dijital ortamda kayıt altına alındı. Almus Kadın Girişim ve İşletme Kooperatifi’nin el emeğiyle hazırlanan, Gümelönü köyünün bereketli topraklarından sofralara gelen yöresel lezzetler dijital ortamda kayıt altına alındı. Geleneksel tariflerin korunduğu, damak çatlatan tatların ustalıkla hazırlandığı bu özel lezzetler, Tokat’ın kadim mutfak kültürünü geleceğe taşımak için çalışmalar başlatıldı. Doğal malzemeler, sevgi dolu ellerle buluşarak ortaya unutulmaz tatlar çıktı. Almus Kaymakamı Emre Çömen’in direktifleri ile dijital ortama kaydedilen görüntülerin yönetmenliğini ise Alperen Demirbaş üstlendi. "Her türlü yöresel ürünü üretiyoruz" 2020 yılında 7 kadınla kooperatifin kurulduğunu söyleyen Banu Çoban, "Kadının gücü Tokat’ın gücü kapsamında Tokat Valiliğimizin bütün ilçelerimizde açmış olduğu ilçemize bağlı Almus Kadın Girişim, Üretim ve İşletme Kooperatifi başkanı olarak ben seçildim. Temsilen köyümüzde kooperatifimizi yürütmekteyiz. Yöresel ürünlerimizi yapıyoruz. Her türlü ürünü üretmekte bir sıkıntımız yok. Reçelimizden tutun tatlımıza, baklavamıza ne bileyim dolmamıza her türlü ürün elimizde yapabildiğimiz şekilde üretmeye çalışıyoruz. Kooperatifimiz 7 kadınla 2020 yılında kuruldu. Bugünkü sofradaki yemeklerimiz kendi köyümüze ait olan yemeklerimiz de var. Kendi kültürümüze ait. Çerkez yemeklerimiz diyelim. Sarı burma tatlımız. Hıçınımız, kabınımız, baklavalı dolmamız kendi köyümüze ait olan zeytinyağlı ekşili dolmamız bulunmakta dedi. "Kadın olarak üretmek bizim için farklı bir duygu" Evde yaptıkları yöresel yemekleri günümüzde üreterek kooperatif ile şehir dışına gönderdikleri için mutlu olduklarını söyleyen Gül Cihangir ise "Kooperatifimizde hamur işleri yapıyoruz. Konserve tarzı reçellerimiz var. Reçellerimiz var. Her türlü hamur işlerini falan yapıyoruz. Kooperatifte çalışmak benim için ve arkadaşlarım için ayrı bir gurur tabii ki. Kadın olaraktan üretmek bizim için farklı bir şey. Önceden evlerimizde yapıyorduk ama şimdi bir kooperatif bünyesinde çalışmak bizim için daha iyi oluyor tabii ki. Bugünkü şeyimiz baklalı dolma, keşkek, tatlımızı ve diğer ürünleri kendi el emeğimizle yaptık. Her arkadaşımız evinde el becerisine dayanarak ne varsa verdiğimiz görev, herkes onu yaptı, aldı geldi. Burada Menşure ablamızın evinde, bahçesinde ikramda bulunduk" diye konuştu.