Yerel Haberler
Tokat
Kutsal emanetler Tokat’ta yoğun ilgi gördü 25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:29:17 Tokat’ta 99 eserin yer aldığı "Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi" ziyaretçilere hem tarihi hem de manevi bir yolculuk sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Milli Saraylar Başkanlığı iş birliğinde Ramazan ayı dolayısıyla düzenlenen "Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi" Tokat’ta kapılarını açtı. Anadolu yolculuğu kapsamında kente gelen sergi, ilk saatlerden itibaren vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Ramazan ayının manevi atmosferini kültürel mirasla buluşturmayı amaçlayan sergide, Kâbe örtüleri, Ravza-i Mutahhara örtüleri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) Saç-ı Şerifi ve Sakal-ı Şerifi’nin yanı sıra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı müzeler, teberrükat depoları ve vakıf kayıtları arşivinden seçilen kutsal emanetler ile taşınır vakıf kültür varlıkları yer alıyor. Toplam 99 eserin sergilendiği organizasyon, ziyaretçilere hem tarihi hem de manevi bir yolculuk sunuyor. 6 şehirde sergilenecek Ramazan ayı boyunca 6 şehirde ziyaretçilerle buluşacak serginin Erzurum’un ardından ikinci durağı Tokat oldu. Açılışın yapıldığı ilk saatlerde vatandaşlar sergi alanına adeta akın ederken, uzun kuyruklar oluştu. Ziyaretçiler, kutsal emanetleri yakından görmenin heyecanını yaşadıklarını ifade etti. Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi, Tokat’taki programının ardından Kastamonu, Sivas, Malatya ve Kayseri’de vatandaşlarla buluşmaya devam edecek. Serginin 25-27 Şubat tarihleri arasında 13.00 ile 23.00 saatleri arasında açık olduğunu söyleyen Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan; tüm Tokat halkını sergiye davet etti.
Evrensel bu yardım çağrısı hayati önem taşıyor
29 Aralık 2025 Pazartesi - 15:04 Evrensel bu yardım çağrısı hayati önem taşıyor Tokat’ta motosiklet kazası süsü verilen Hatice Yalman cinayeti sonrası, genç kadının olaydan iki saat önce markette yaptığı "sessiz yardım çağrısı" işareti yaptığı, market çalışanının bunu fark etmediği öğrenildi. Hukukçular bu evrensel işaretin toplum tarafından bilinmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Tokat’ta motosiklet kazası süsü verilen Hatice Yalman cinayeti duruşması sürüyor. Sanıklar geçtiğimiz günlerde ilk kez hâkim karşısına çıkarken, Yalman’ın ölmeden 2 sat önce, cinayet zanlısıyla birlikte girdiği markette "sessiz yardım çağrısı" yaptığı, ancak market çalışanının bunu fark etmediği ortaya çıktı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Avukat İrem Kükrer Gezer, kadınlara yönelik şiddetin Türkiye’de endişe verici boyutlara ulaştığını vurgulayarak; "2025 yılında Türkiye’de ne yazık ki 350’ye yakın kadın cinayeti işlendi. Bu vakaların yaklaşık yüzde 63’ü kadınların en güvende hissetmeleri gereken ev ortamında yaşanıyor. Geri kalan yüzde 37’si ise sokakta, toplum içinde ve gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Bu tablo bize şiddet riskinin öngörülebilir olduğunu açıkça gösteriyor" dedi. "Bu işaret dünyanın her yerinde ’sessiz çığlık’ anlamı taşıyor" Sessiz yardım çağrısı işaretinin toplum tarafından mutlaka bilinmesi gerektiğini belirten Gezer, "El kameraya dönükken baş parmağın avuç içine alınması ve diğer parmakların kapatılmasıyla yapılan bu işaret, kadınların sözlü olarak yardım isteyemedikleri anlarda kullandıkları son derece güçlü bir çağrıdır. Bu işaret dünyanın her yerinde ‘tehdit altındayım’ demektir. Tıpkı trafik ışıkları gibi evrensel bir anlam taşır" diye konuştu. Gezer ayrıca, Tokat’ta yaşanan bu olayda genç kadının markette bu işareti kullanmasına rağmen çevrede bulunan görevlilerin işaretin anlamını bilmemesi nedeniyle acı sonun yaşandığını belirterek, KADES uygulamasının önemine de dikkat çekti. KADES’in yalnızca bir uygulama değil, devletin şiddet riski altındaki kadınlara yönelik koruma yükümlülüğünün dijital bir yansıması olduğunu ifade etti.
Darp edilerek öldürülen Hatice Yalman’ın 2 saat önce yardım istediği ortaya çıktı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 14:22 Darp edilerek öldürülen Hatice Yalman’ın 2 saat önce yardım istediği ortaya çıktı Tokat’ta Hatice Yalman’ı darp ederek öldürmekle yargılanan Mustafa Koç’un "bayıldı sandım" şeklindeki savunması tepki çekerken, Yalman’ın olaydan iki saat önce yardım istediği ileri sürüldü. Olay, 29 Mart 2025 tarihinde Topçam Mahallesi Akşemsettin Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, motosiklet kazası ihbarı üzerine bölgeye giden ekipler, Hatice Yalman ve Mustafa Koç’u yaralı buldu. Tokat Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yalman yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yapılan incelemede Yalman’ın vücudunda kazanın dışında darp izleri tespit edildi. Yapılan incelemede olay yerine 400 metre mesafedeki Hazine deresi kenarında kanlı taşlar bulundu. Taşlardaki kan izlerinin Yalman’a ait olduğu anlaşılınca cinayet soruşturması başlatılarak, cinayet şüpheli olarak gözaltına alının Mustafa Koç, çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak ceza evine gönderildi. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı ve Tokat İl Emniyet Müdürlüğü soruşturma kapsamında Mustafa Koç’a kasten öldürmeye iştirakten ve 7 kişiye ise delileri yok etme suçlamasıyla dava açıldı. Koç dışındaki 7 kişi çıkarıldıkları mahkemede adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. İlk duruşma görüldü Cinayet davasının ilk duruşması Tokat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ‘Nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen Mustafa Koç ve tutuksuz yargılanan 7 kişi ilk kez hâkim karşısına çıktı. Duruşmaya Hatice Yaman’ın yakınları ve taraf avukatları da katıldı. 4,5 yıl dini nikahlı yaşadılar, ’cinayet değil’ kaza dedi Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık evli ve 3 çocuk babası Mustafa Koç, Yalman ile 4,5 yıldır dini nikahlı olarak yaşadıklarını belirterek olay günü alkollü olduğunu ve aralarında aldatma meselesi yüzünden tartışma çıktığını iddia etti. Koç savunmasında şu ifadeleri kullandı: "Ben evden çıktım. Motosikletime bindim giderken, peşimden geldi. Motosikletin arkasına bindi. Tekel bayine gittik. 2 tane daha bira aldım. Tekel bayinde neden 4 parmak işareti yapmış, buna da bir anlam veremiyorum. Sonra olayın gerçekleştiği yere gittik burada beni ikna etmeye çalıştı. Ben seni aldatmadım diye. 1 saat kaldık orada git defol git diye itince düştü. Kendime geldiğimde kanlar içinde idi. Ablamı aradım araba lazım eniştem alsın diye. Sonra telefonum şarjı bitti. Kendisini motosiklete attım. Bulunduğum yerden inerken çukura düştük. Motosiklet devrildi. Yuvarlandık, Orada kalp masajı yaptım. Sonra evime götürdüm. Çabuk ambulans çağırın dedim. Banyoya götürdüm. Öldüğünü düşünmüyordum. Bayıldığını düşündüm. Motosikletle hastaneye götürme imkanım yoktu. Banyoda suya tuttum. Nabzı yoktu. Ambulans geldi ve durun dedim ben onu eski yerine götüreceğim dedim. Bunlarla alakası yok. Ambulansı gönderttim. Evden çıkarmak için tekrar omzuma aldığımda tekrar düştü. Kafasını tekrar vurdu. İlk düştüğünde de nabzı yoktu. Binanın önünde araba var idi. Arabanın arka koltuğuna yatırdım. Ö.S.’ye takip etmesini söyledim. Gideceğimiz yere saptığımızda toprak yol idi. Giderken motosikletle düştüm. Arabadan indirdim. Ambulansı oraya çağıracaktım. Ben şoku hiç atlatamadım. Enişteme sen git dedim. Ben yola atladım 2 tane araba durdu. Kaza yaptım dedim. Ambulanslarla başka hastanelere götürdüler. Polisler geldi hastaneye ben öldüğüne inanamıyorum. Benim 4,5 yıllık karım, beni aldattı sadece kaza oldu. Olayda bunların hiçbirinin suçu yoktur. Olay tamamen anlattığım gibi oldu. Bu olay kaza ile oldu’’ diye konuştu. Ömrüm bitene kadar davacıyım Duruşmaya katılan Hatice Yalman’ın babası Duran Yalman ise "Mustafa Koç akşam bize geldi. Konuşmamız gerekiyor dedi. Aldı ve gitti. Giderken yemin etti. Benim çocuğumu Mustafa Koç öldürdü. Benim çocuğumu geri getirsin ben de davamdan vazgeçeyim. Ben şikayetçiyim. Ben sabahlara kadar uyuyamıyorum. Bunlar yalan konuşuyor. Benim çocuğumu Mustafa Koç, gazinolarda çalıştırarak evinin geçimini sağlıyordu. Kurana el bastı, yemin etti bir şey yapmayacağım diye götürdü. Benim ömrüm bitene kadar davacıyım şikayetçiyim" dedi. Markette yardım istemiş Duruşma sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Hatice Yalman’ın Avukatı Selinay Arslan ise "Hatice Yalman kaza süsü verilerek, basit bir kasten öldürme mağduru değildir. Hatice Yalman canice ve vahşice katledilmiştir. Katledilmeden önce uluslar arası literatürde yardım çağrısı olan işareti yapmıştır. Bu işareti katledilmeden 2 saat önce yapmıştır. Bu da yaşamış olduğu paniğin korkunun göstergesidir. Bunu burada Tokat merkezde bir markette yapmıştır. Kasiyer bunu anlamıyor. Buda bir kadının hayatının ne kadar önemli olduğunu işaretin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yardım işareti bulunabileceği anda yardım çağrısı talep ediyor. Karşı taraf anlamadığı ya da görmediği için Hatice Yalman hayattan kopartılıyor" diye konuştu. Duruşma, mahkeme heyeti tarafından 13 Şubat 2026 tarihine ertelendi.
Orta Asya’dan Tokat’a uzanan üç etek geleneği sürdürülüyor
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:03 Orta Asya’dan Tokat’a uzanan üç etek geleneği sürdürülüyor Tokat’ın Zile ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki Fındık Bebek, yaklaşık 40 yıldır Orta Asya’dan gelen ata mirası yöresel kıyafetleri dikerek gelenekleri sürdürüyor. Yaylakent köyünde dünyaya gelen Fındık Bebek, 20 yaşındayken evlenip iki çocuk sahibi olduktan sonra eşinden boşandı. Hayatının bu döneminde ne yapacağını bilemez haldeyken, ninelerinden miras kalan yöresel kıyafetlere ilgi duymaya başladı. Herhangi bir ustadan eğitim almadan, tamamen kendi merakı ve gözlemleriyle işe başlayan Fındık Bebek, yıllar içerisinde köyün ve çevre bölgelerin aranan isimlerinden biri oldu. Orta Asya’dan göç eden atalarından kalan kültürün en önemli simgelerinden biri olan ve yörede "3 etek" olarak bilinen kıyafetleri diken Fındık Bebek, bu geleneğin kendileri için kıymetli olduğunu ifade etti. Üç parçadan oluşan kıyafetin üst, fistan ve önlükten meydana geldiğini belirten Bebek, her gelinin sandığında mutlaka bu kıyafetin bulunması gerektiğini söyledi. "Kıyafetler bizim kutsalımızdır" Yöresel kıyafetlerin yaşa göre farklılık gösterdiğini dile getiren Fındık Bebek, yaşlıların daha sade ve düz modelleri tercih ettiğini, gençlerin ise süslü ve işlemeli kıyafetler giydiğini aktardı. Geleneklerin eğitim ya da makamla değişmediğini vurgulayan Bebek, "Bizde her gelin, okusa da okumasa da hatta başbakan bile olsa 3 eteğini giyer. Bu bizim töremiz, bizim kıymetlimizdir" dedi. Yıllardır el emeğiyle diktiği yöresel kıyafetlerle kültürel mirası gelecek nesillere aktarmaya çalışan Fındık Bebek, ata yadigârı geleneklerin yaşatılmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.