Yerel Haberler
Tokat
21 Mart 2026 Cumartesi - 11:37 Anadolunun ilk medreselerinden 869 yıllık Yağıbasan Medresesi zamana direniyor Tokat’ın Niksar ilçesindeki 9 asırlık Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun ilk medreselerinden biri ve "ilk tıp eğitimi verilen yapılardan" biri olarak mimarisi ve tarihiyle dikkat çekiyor. Niksar ilçesinde bulunan tarihi Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun en eski eğitim yapılarından biri olarak asırlara meydan okuyor. Mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan medrese, 1157 yılında Danişmendli Beyliği Emiri Nizameddin Yağıbasan tarafından inşa ettirildi. Danişmendli mimari geleneğinin önemli örneklerinden biri olan yapı, dönemin medrese planına uygun olarak tek katlı şekilde inşa edildi. Girişin karşısında ve sağında yer alan iki eyvanlı planıyla dikkat çeken medrese, mimari özellikleriyle de öne çıkıyor. Yapının avlusu, sekizgen kasnak üzerine oturtulan ve tromplarla taşınan yarım kubbe ile örtülerek dönemin mühendislik anlayışını günümüze taşıyor. Yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başaran medrese, hem tarihi dokusu hem de kültürel mirasıyla ziyaretçilerini adeta geçmişe yolculuğa çıkarıyor. Anadolu’nun ilk medreselerinden birisi Medrese hakkında bilgiler veren Alper Yılmaz, "Arkamda görmüş olduğunuz medrese Nizamattin Yağıbaban medresesidir. Kişinin kendi ismini vermiş olduğu Anadolu’nun ilk medreselerden bir tanesidir. Sekizgen köşeli yapılı kubbeye sahiptir. Kubbe üzeri açıktır. Türkiye’nin ilk tıp üniversitesidir. Yan tarafında kale komutanlığının kendi mezarı ölen türbesi vardır" dedi.
Tek tek elleriyle oyuyorlar, 750 yıllık kültürü yaşatıyorlar
25 Kasım 2023 Cumartesi - 12:53 Tek tek elleriyle oyuyorlar, 750 yıllık kültürü yaşatıyorlar Tokat’ta El Sanatları Merkezinde eğitim alan kadınlar, 750 yıllık tarihi olan Tokat yazmalarının desenlerinin yer aldığı kalıpları tek tek elleriyle oyarak hazırlıyor. Tokat’ta bulunan El Sanatları Merkezinde kadınlar 750 yıllık geleneği yaşatmaya devam ediyor. Tokatlı kadınlar, asırlık motifleri makine kullanmadan, el işçiliği ile ıhlamur ağaçlarından elde edilen kalıplara işliyor. Ihlamur ağacının zımparalanarak başlatılan işlem üzerine işlenen motifin özel bıçaklar yardımıyla oyulmasıyla son buluyor. Oyma işleminin ardından yazma, yastık kılıfı, yorgan ve kıyafetler üzerine baskı yapılıyor. Kadınların tek tek elleriyle yaptığı ürünler yurt içinden ve yurt dışından yoğun ilgi görüyor. 750 yıllık kültürü yaşatıyorlar 750 yıllık geleneği yaşattıklarını belirten Bilge Çelikdemir, "Tahta baskı unutulmaya yüz tutmuş bir sanattır, 750 yıllık bir geçmişi vardır. Bizler bu sanatı yaşatmak ve gelecek nesille aktarmak için burada emek veriyoruz. Bizim tahta baskıda göz bebeğimiz ıhlamur ağacıdır. Biz kalıplarımızı ıhlamur ağacından elde ederiz. Bunların aşamaları var, ıhlamur ağaçlarına zımpara yaparız, geleneksel motifleri karbon kağıt yardımıyla ağaca geçiririz. Ardından da ellerimizle özel bıçaklarımızı kullanarak tek tek işleriz. Bu işlemlerin makinesi çıktı ancak bizim buradaki amacımız geçmişi yaşatmak. Bizler el baskısı üzerine çalışıyoruz. Bir yazma burada 6 kişinin elinden geçiyor. Bu desenler zamanla her yerde olmaya başladı. Buraya meslek edinmek için gelen kursiyerlerimiz var. Hatta ruhuna iyi geldiği için gelen öğrencilerimiz de oldu. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde Tokat için ’elvan diyarı’ diye bahseder. Elvan da geçmişin bir dalıdır" şeklinde konuştu.
Tek tek elleriyle oyuyorlar 750 yıllık kültürü yaşatıyorlar
25 Kasım 2023 Cumartesi - 12:45 Tek tek elleriyle oyuyorlar 750 yıllık kültürü yaşatıyorlar Tokat’ta El Sanatları Merkezi’nde eğitim alan kadınlar, 750 yıllık tarihi olan Tokat yazmalarının desenlerinin yer aldığı kalıpları tek tek elleriyle oyarak hazırlıyor. Tokat’ta bulunan El Sanatları Merkezi’nde kadınlar 750 yıllık geleneği yaşatmaya devam ediyor. Tokatlı kadınlar, asırlık motifleri makine kullanmadan, el işçiliği ile ıhlamur ağaçlarından elde edilen kalıplara işliyor. Ihlamur ağacının zımparalanarak başlatılan işlem üzerine işlenen motifin özel bıçaklar yardımıyla oyulmasıyla son buluyor. Oyma işleminin ardından yazma, yastık kılıfı, yorgan ve kıyafetler üzerine baskı yapılıyor. Kadınların tek tek elleriyle yaptığı ürünler yurt içinden ve yurt dışından yoğun ilgi görüyor. 750 yıllık kültürü yaşatıyorlar 750 yıllık geleneği yaşattıklarını belirten Bilge Çelikdemir, "Tahta baskı unutulmaya yüz tutmuş bir sanattır, 750 yıllık bir geçmişi vardır. Bizler bu sanatı yaşatmak ve gelecek nesille aktarmak için burada emek veriyoruz. Bizim tahta baskıda göz bebeğimiz ıhlamur ağacıdır. Biz kalıplarımızı ıhlamur ağacından elde ederiz. Bunların aşamaları var, ıhlamur ağaçlarına zımpara yaparız, geleneksel motifleri karbon kağıt yardımıyla ağaca geçiririz. Ardından da ellerimizle özel bıçaklarımızı kullanarak tek tek işleriz. Bu işlemlerin makinası çıktı ancak bizim burada ki amacımız geçmişi yaşatmak. Bizler el baskısı üzerine çalışıyoruz. Bir yazma burada 6 kişinin elinden geçiyor. Bu desenler zamanla her yerde olmaya başladı. Buraya meslek edinmek için gelen kursiyerlerimiz var. Hatta ruhuna iyi geldiği için gelen öğrencilerimizde oldu. Evliya çelebinin seyahat namesinde Tokat için elvan diyarı diye bahseder. Elvanda geçmişin bir dalıdır" Şeklinde konuştu.
TOGÜ’de öğretmenliğin dünü, bugünü ve yarını paneli düzenlendi
24 Kasım 2023 Cuma - 17:05 TOGÜ’de öğretmenliğin dünü, bugünü ve yarını paneli düzenlendi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla “Cumhuriyetin 100. Yılında Öğretmenliğin Dünü, Bugünü, Yarını” paneli düzenlendi. 15 Temmuz Kongre ve Kültür Merkezi Milli İrade Salonunda gerçekleşen panele Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mücahit Eğri, Prof. Dr. Rasim Koçyiğit, Rektör Danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Şahin Sözen, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erdal Şenocak, Genel Sekreter, Dekan yardımcıları, akademik ve idari personel ile öğretmen ve öğrenciler katıldı. Panelde öğretim üyeleri Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin tarihsel gelişimi, günümüzde öğretmenlik ve dijital çağda öğretmen olmak konularında detaylı bilgileri dinleyicilere aktardılar. "24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en samimi duygularımla kutluyorum” Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz yapmış olduğu konuşmada, Öğretmenlerin önemini belirterek “Cumhuriyetimizin 100’üncü gurur yılında Türkiye’mizin Yeni Yüzyıl’ına mimarlık edecek olan; eğitim ve öğretimdeki değerli katkıları ve özverili çalışmaları dolayısıyla tüm öğretmenlerimizin ve öğretmen adayı öğrencilerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü en samimi duygularımla kutluyorum” dedi.
Sanatının son temsilcilerinden, 500 yıllık geleneği yaşatmaya çalışıyor
24 Kasım 2023 Cuma - 11:16 Sanatının son temsilcilerinden, 500 yıllık geleneği yaşatmaya çalışıyor Tokat’ta yaşayan 58 yaşındaki Gülümser Erdoğan, Tokat’a özgü Kızık kilimi dokumacılığının son temsilcilerinden, 500 yıllık bu geleneği devam ettiriyor. Geçmişte yeni evlenen çiftlere elle dokunarak hazırlanıp hediye edilen Kızık kilimi günümüzde unutulmaya yüz tuttu. Tokat’ta yaşayan 58 yaşındaki Gülümser Erdoğan, 500 yıllık Kızık kilimi dokumacılığının son temsilcilerinden. Tahta tezgah üstünde tek tek elle dokunarak hazırlanan Kızık kilimlerinin her bir deseni ayrı bir anlam içeriyor. Annesi ve kayınvalidesinden öğrenerek başlayan kilim dokumaya başlayan Erdoğan, bu yeteneği ile devlet sanatçısı unvanına sahip oldu. Erdoğan, unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı yaşadığı sürece devam ettireceğini belirtti. Sadece iki kişi kaldı Annesinden ve kayınvalidesinden öğrenerek başladığını belirten Gülümser Erdoğan (58), Kızık kilim dokuyan sadece 2 kişi kaldıklarını ifade edip, "Kilim dokumayı annem ve kayınvalidem öğretmişti, köyden Tokat’a göçtüğümüzde burada kilim dokuyan bir ustamız vardı. Ben köydeyken kalfalık belgesi almıştım, sonrasında burada bulunan ustanın kursuna gittim. Ben bu sanatı canlandırmak istedim ve ustalık belgesi aldım, devlet sanatçısı unvanını aldım. Bu kilim sanatı ’Kızık’ olarak adlandırılıyor. Osmanlı Devletinden bu zamana kadar yapıldığını biliyorum. Köyümüzde 40 yıl öncesine kadar yapan insanlar vardı. Şuan yapan iki kişiden biri benim başka yapan kalmadı. Burada ilk olarak 2019 da başladım. Eskiden bu kilimi dokur genç kızlara ve damatlara düğünlerinde birer tane verirlerdi. Şimdi yapılmıyor bende bu kültürü yaşatmaya çalışıyorum. Bu kilimde kenarlara nakış koyulmuyor. Parmaklı desenleri var bunlar da kilimin sahibinin misafirperver olduğu anlamına gelir" Şeklinde konuştu.
Ev ortamında meslek öğrenirken para da kazanıyorlar
23 Kasım 2023 Perşembe - 15:10 Ev ortamında meslek öğrenirken para da kazanıyorlar Tokat Canikli Konağı El Sanatları Merkezinde ev hanımları, kendilerini evlerindeymiş gibi hissederek hem meslek öğrenip hem de para kazanıyor. Tokat’ta bulunan tarihi Canikli Konağı restore edilerek 2019 yılında El Sanatları Merkezi haline getirildi. El sanatları merkezi halini alan konakta şu anda 50 kadın eğitim alıyor. Kadınlar tarihi konakta; tahta baskı, el sanatları, kilim ve Kur’an eğitimi alıyor. Aldıkları eğitimlerin sonucunda sertifika alan kadınlar kendi işlerini kurma imkanına sahip oluyor. Filografi, tel kırma, kanaviçe ve Yugoslavya nakışı gibi el sanatları da yapan kadınlar ürettikleri eserleri satarak ev ekonomisine de katkı sağlıyor. "Kendi iş yerini açanlar var" El sanatları merkezi sorumlusu Sevinç Bakır, öğrencilerin konakta kendilerini evlerindeymiş gibi hissettiklerini belirterek, "Burada tahta baskı, el sanatları, kilim ve kuran kurslarımız var. 50 öğrencimiz bulunuyor, buraya gelen öğrencilerimiz çok keyif alıyor. Burada genellikle bayanlar evlerine bir şeyler yapıyor. Sertifika alanlarımız var, kendi iş yerini açanlar var. Buradan alınan sertifikayla iş yeri açanlar da var" dedi. Yurt dışına da eserlerinden gönderdiklerini belirten eğitmen Gülzade Sakallı, "Burada öğrencilere filografi, tel kırma, kanaviçe ve Yugoslavya nakışı gibi eğitimler veriyoruz. Filografide kavak ağacı kullanıyoruz, kumaşını üzerine geriyoruz, desenimizi üzerine şablon olarak geriyoruz ardından çivileri takıp üzerine telleri sardıktan sonra desenimizi veriyoruz. Rölyef sanatında da derinlik ve yükseklik vererek tablo oluşturuyoruz. Filografi unutulmaya yüz tutmuş bir sanattı ancak son yıllarda yoğun ilgi görmeye başladı. Burada yaptığımız bir sergide bir arkadaşımızın eserleri çok beğenildi. Yurt dışından gelen bir kişi eserlerinden aldı ve götürdü. Burada yaptığımız tel kırma çantalar var, onlara yoğun ilgi gösteriyor insanlar" şeklinde konuştu. "Burada kendi evimde gibiyim" Reşide Şeyhoğlu, konakta zaman geçirmekten keyif aldığını belirterek, "Rölyef yapıyorum burada. 10 yıl önce bir rölyef eseri görmüştüm, pahalı olduğu için alamamıştım. Burada da öğrenince kendim yapmaya başladım. Tabloların manzaralarının içine giriyorum gibi geliyor. Kademe kademe hepsinde geziyormuşum gibi oluyor. Kafamdaki düşüncelerden farklı yerlere gidiyorum. Burada zaten kendi evimde gibiyim, bir aile gibiyiz" ifadelerini kullandı.