Yerel Haberler
Trabzon
22 Şubat 2026 Pazar - 10:27 Karadeniz’in öne çıkan tatlıları arasında yerini alan Laz böreği ve gocaman gerdanı Ramazan’da daha çok ilgi görüyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde açılan yufkaların arasında konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği her Ramazan ayında sofraları süslüyor. Adını yöre insanından alan ve iftar sofralarının vazgeçilmezi olan börek görünümlü tatlı olarak da hafızalara kazınan Laz böreği, Ramazan ayında sofraları süslüyor. Kendisine has lezzeti ile dikkat çeken, yufkaların arasına konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği hem ismi ile şaşırtıyor hem de lezzeti ile kendine hayran bırakıyor. Özellikle Ramazan ayında hafif bir tatlı olması ile de vatandaşların ilgi gösterdiği Laz böreğinin sırrı ise doğal ürünler kullanılması. Evinde yaptığı Laz börekleri ile Trabzon’da ismini duyurduktan sonra açtığı işletmesinde Laz böreği imal ederek yörede Laz böreğinin tanıtımında önemli rol oynayan Nejla Keresteci, Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirterek tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin dört bir yanında yapılmaya başlanan Laz böreğine olan ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Keresteci, "Laz böreği genellikle Ramazan ayında daha fazla tercih ediliyor. Oldukça hafif bir tatlı olduğu için beğenilerek tüketiliyor. Günümüzde Türkiye’nin her tarafında yapılmaya başlandı. Malzemelerimiz ağırlıklı olarak süt ürünlerinden oluşuyor. Çok özenle hazırlanan bir tatlıdır. Sevgiyle ve titizlikle yapılırsa ortaya çok güzel bir lezzet çıkar; aksi durumda aynı lezzeti yakalamak mümkün olmaz. Yaklaşık 30 yıldır bu sektördeyiz. Laz böreğine olan ilgi her geçen gün artıyor. Ramazan ayında da diğer zamanlarda da yoğun talep görüyor. İlimize dışarıdan gelen turistler de beğenerek tüketiyor. Ürünlerimizi hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyoruz. İzmir’de de bir şubemiz bulunuyor ve orada da büyük ilgi görüyor. Türkiye’nin her tarafına gönderim yapıyoruz. En fazla sipariş ise Almanya’dan geliyor" dedi. Laz böreği ile birlikte yine bölgeye özgü bir tatlı çeşidi olan gocaman gerdanının da Ramazan’da tercih edildiğini kaydeden Keresteci, "Yöremizde yetişen fındık ve tereyağı ile yapılan bir tatlıdır. Yöresel ismi gocaman gerdanıdır. Büzülerek hazırlandığı için bu isimle anılır. Lezzetli ve hafif bir tatlıdır; ağır değildir. Ramazan ayında da tüketilir, ancak yılın her döneminde tercih edilebilecek bir üründür. Laz böreği ile birlikte sıkça tercih edilmekte ve beğenilmektedir" diye konuştu. "Daha fazla tanıtılmalı" Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirten Keresteci, tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade ederek, "Laz böreği çok ilgi görüyor ve beğeniliyor; ancak hala duymayan insanlar var. Bu nedenle daha fazla tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Daha çok ön plana çıkarırsak ilginin ve beğeninin artacağına inanıyorum" dedi. Mesleğe ilk başladığı yıllarda çalışanlarına sadece "Oklava tutabiliyor musunuz?" sorusunu yönelttiğini zamanla işin inceliklerinin daha iyi anlaşıldığını belirten Keresteci, "İşe ilk başladığım zamanlarda çalışanlara ’Oklava tutabiliyor musunuz?’ diye sorardım; bu benim için yeterliydi. Yıllar geçtikçe işin zorluğu daha iyi anlaşılıyor. Şimdi ise hamurdan anlayan biri olsun istiyorum. Çok şey bilmelerine gerek yok; her şeyi ben öğretiyor ve gösteriyorum. Sürekli işin başındayım, şubeler arasında sürekli dolaşarak süreci yakından takip ediyorum" şeklinde konuştu.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:21 Karadeniz’in öne çıkan tatlıları arasında yerini alan Laz böreği ve gocaman gerdanı Ramazan’da daha çok ilgi görüyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde açılan yufkaların arasında konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği her Ramazan ayında sofraları süslüyor. Adını yöre insanından alan ve iftar sofralarının vazgeçilmezi olan börek görünümlü tatlı olarak da hafızalara kazınan Laz böreği, Ramazan ayında sofraları süslüyor. Kendisine has lezzeti ile dikkat çeken, yufkaların arasına konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği hem ismi ile şaşırtıyor hem de lezzeti ile kendine hayran bırakıyor. Özellikle Ramazan ayında hafif bir tatlı olması ile de vatandaşların ilgi gösterdiği Laz böreğinin sırrı ise doğal ürünler kullanılması. Evinde yaptığı Laz börekleri ile Trabzon’da ismini duyurduktan sonra açtığı işletmesinde Laz böreği imal ederek yörede Laz böreğinin tanıtımında önemli rol oynayan Nejla Keresteci, Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirterek tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin dört bir yanında yapılmaya başlanan Laz böreğine olan ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Keresteci, "Laz böreği genellikle Ramazan ayında daha fazla tercih ediliyor. Oldukça hafif bir tatlı olduğu için beğenilerek tüketiliyor. Günümüzde Türkiye’nin her tarafında yapılmaya başlandı. Malzemelerimiz ağırlıklı olarak süt ürünlerinden oluşuyor. Çok özenle hazırlanan bir tatlıdır. Sevgiyle ve titizlikle yapılırsa ortaya çok güzel bir lezzet çıkar; aksi durumda aynı lezzeti yakalamak mümkün olmaz. Yaklaşık 30 yıldır bu sektördeyiz. Laz böreğine olan ilgi her geçen gün artıyor. Ramazan ayında da diğer zamanlarda da yoğun talep görüyor. İlimize dışarıdan gelen turistler de beğenerek tüketiyor. Ürünlerimizi hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyoruz. İzmir’de de bir şubemiz bulunuyor ve orada da büyük ilgi görüyor. Türkiye’nin her tarafına gönderim yapıyoruz. En fazla sipariş ise Almanya’dan geliyor" dedi. Laz böreği ile birlikte yine bölgeye özgü bir tatlı çeşidi olan gocaman gerdanının da Ramazan’da tercih edildiğini kaydeden Keresteci, "Yöremizde yetişen fındık ve tereyağı ile yapılan bir tatlıdır. Yöresel ismi gocaman gerdanıdır. Büzülerek hazırlandığı için bu isimle anılır. Lezzetli ve hafif bir tatlıdır; ağır değildir. Ramazan ayında da tüketilir, ancak yılın her döneminde tercih edilebilecek bir üründür. Laz böreği ile birlikte sıkça tercih edilmekte ve beğenilmektedir" diye konuştu. "Daha fazla tanıtılmalı" Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirten Keresteci, tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade ederek, "Laz böreği çok ilgi görüyor ve beğeniliyor; ancak hala duymayan insanlar var. Bu nedenle daha fazla tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Daha çok ön plana çıkarırsak ilginin ve beğeninin artacağına inanıyorum" dedi. Mesleğe ilk başladığı yıllarda çalışanlarına sadece "Oklava tutabiliyor musunuz?" sorusunu yönelttiğini zamanla işin inceliklerinin daha iyi anlaşıldığını belirten Keresteci, "İşe ilk başladığım zamanlarda çalışanlara ’Oklava tutabiliyor musunuz?’ diye sorardım; bu benim için yeterliydi. Yıllar geçtikçe işin zorluğu daha iyi anlaşılıyor. Şimdi ise hamurdan anlayan biri olsun istiyorum. Çok şey bilmelerine gerek yok; her şeyi ben öğretiyor ve gösteriyorum. Sürekli işin başındayım, şubeler arasında sürekli dolaşarak süreci yakından takip ediyorum" şeklinde konuştu.
Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 09:43 Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında, antik döneme ait bir dere limanı ve rıhtım yapısı ortaya çıkarıldı. Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlendiği ve Roma’dan Cumhuriyet dönemine kadar dört farklı uygarlığın izlerini taşıdığı tespit edildi. 2024 yılında başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yaklaşık 6-8 metre derinlikte uzanan, 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğundaki rıhtım duvarı gün yüzüne çıkarıldı. Bulunan arkeolojik eserler, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını ortaya koydu. Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında antik bir rıhtım yapısı ortaya çıktı. Pazaryeri inşaatının revize edilmesinin ardından başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yapının tarihinin M.Ö. birinci yüzyıl ile M.S. birinci yüzyıl arasına uzandığı belirlendi. 2024 yılında hız kazanan çalışmalarda, rıhtım alanının tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ev sahipliği yaptığı belirlendi. Lokal kazılarla başlayan süreçte, duvar yapısının aşağı doğru devam ettiği ve ana duvara dik konumda yeni duvarların bulunduğu tespit edildi. Yaklaşık 8 metre derinliğe kadar inilen kazı alanında çok sayıda arkeolojik buluntuya da ulaşıldı. Dönemsel olarak ciddi tahribatlara uğradığı belirlenen duvarlarda, geçmiş yıllarda dökülen çimentolar sökülerek özgün yapıya zarar vermeyen restorasyon teknikleri uygulanıyor. Güçlendirme çalışmalarının ardından örümler tamamlanıyor ve derz işlemleri yapılıyor, ardından duvarın içindeki harçlı yapının bozulmasıyla oluşan boşluklu alanlara ise hidrolik kireç esaslı enjeksiyon malzemesi ile enjeksiyon imalatı gerçekleştiriliyor. Ticari ilişkileri belgeleyen buluntular ortaya çıktı Kazılar sırasında ön bölümde bulunan ve Kırım yapımı olduğu belirlenen bir kandil, Trabzon’un Kırım ile olan ticari ilişkilerini belgeleyen önemli bir buluntu olarak değerlendirildi. Ayrıca Bizans dönemine ait çanak ve çömlek parçaları da gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını somut verilerle ortaya koydu. Yaklaşık 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğunda olduğu belirlenen rıhtım duvarında, biri kemerli olmak üzere iki kapıya ait izler bulundu. Kapılardan birinin daha eski bir döneme ait olduğu değerlendirilirken, dere limanının işlevi ve kullanım sürecine ilişkin arkeolojik çalışmalar sürüyor. Bir dere limanı olduğu tespit edildi Öte yandan, Arkeolog Vedat Keleş ve Koruma Uzmanı Yaşar Selçuk Şener tarafından yürütülen çalışmalarda Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının dünyada bilinen üç dere limanından biri olduğu tespit edildi. Bu durum, antik dönemde Trabzon’da sadece deniz ticaretinin değil, dere ve iç limanlar üzerinden yürütülen ticari faaliyetlerin de önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu. "Kazılar esnasında birçok buluntuya rastladık" Çalışmalar ile ilgili bilgiler veren İnşaat Mühendisi Beyza Nur Yılmaz, dere limanının dört tane uygarlık gördüğünü belirterek, "Bu liman Kadınlar pazarı inşaatında kazı yapılırken ortaya çıkıyor. Bu liman ortaya çıkınca proje revizeye uğruyor. Limanın ortaya çıkartılması için başlanan kaza çalışmalarında dünyada üç tane bulunan bir limana rastlıyorlar. Yapılan çalışmada buranın bir dere limanı olduğu belirleniyor. Bu limanın serüveninin tarihi M.Ö. birinci yüzyılla M.S. birinci yüzyıl arasında başlıyor. Burası dört tane uygarlık görüyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi. Kimsenin bu duvarın ve limandan haberi yoktu. 2024 yılında burada restorasyon çalışması başladı. Normalde kazıları bu kadar genişletmeyecektik fakat lokal kazılar sonucunda baktık ki duvar aşağıya doğru devam ediyor. Ön kotu da aşağıda olduğu için danışman hocalarımız Yaşar Selçuk Şener ve Vedat Keleş önderliğinde bu kazıların ilerletilmesine karar verildi. Bu çalışma hem duvarın topraktan su alıp hasar görmesine engelledi hem de aşağıda bu duvara dik yeni duvarların varlığının keşfedilmesine vesile oldu. Kazılar esnasında birçok buluntuya da rastladık. Müze denetiminde buluntular incelemeye alındı." dedi. "Duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış" 6-8 metre derinliğinde kazıların yapıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Zemini bulana kadar iniyoruz. Tabii ki duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış. Çimento bu tarz duvarlara zarar veriyor. Çimentolu olan imalatları kaldırıyoruz. Kaldırdıktan sonra güçlendirme yapıyoruz. Dış örgüsünden sonra derzlerini yapıyoruz. Bu işlemlerden sonra duvarın ince hortumlarla boşalan iç kısımlarına hidrolik kireç esaslı enjeksiyon imalatı yapıyoruz. Böylece duvarın içindeki bütün boşluklar doluyor ve duvar kendini daha çok tutuyor ve sağlamlaşıyor. Bu imalat akabinde de kurulla birlikte capping yapmaya karar verdik. Capping duvarın en son aşaması üst kısmına yağmur suyu, toz, kir girmesin ve içindeki yaptığınız imalatları bozmasın diye üstüne bir kapama yapıyoruz. Bu işlem duvarı geleceğe taşıyor" şeklinde konuştu. 2 metre kalınlığında 135 metre uzunluğundaki duvar Trabzon’un ticaretini belgeliyor Arkeolojik kazılarda Kırım yapımı kandil bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Arkeolojik kazılarda ön tarafta bir kandil bulduk. O kandil Kırım yapımı olarak geçiyor. Bu da Kırımla olan ticareti belgeliyor. Trabzon’un ticaretinin Milat’tan önceye dayandığını elimizdeki buluntularla görmüş oluyoruz. Bizans yapımı çanak, çömlekler bulunuyor. Duvar 2 metre kalınlığında. Uzunluğu 135 metre. Duvarda sökümleri ve temizlikleri yaptıktan sonra içine güçlendirmeler yapıyoruz. Duvarda kilit şeklide örümler yapıyoruz ki hem eski hem yeni duvar birbirini tutsun. Enjeksiyon yöntemiyle duvar kompakt bir hale gelmiş oluyor. Çalışmaların ilk zamanlarında kemerli dar bir kapı görünüyordu. Kazılar devam ettikçe iki tane kapı olduğunu düşündüğümüz yapılar olduğunu gördük. Biri kemerli, diğeri ise daha eski döneme dayanan izleri olan bir açıklık . Zamanla kullanımları değiştiği için içleri örülmüş ve kapatılmış. Malzeme alışverişi için kullanılan büyük kapılar olduğunu düşünüyoruz. Duvar her dönem nasıl kullanılmak isteniyorsa ona göre şekillendirilmiş. Kazılarda en alt seviyelerde duvara dik yapılar bulduk. Aslında duvara dik duvarlar bulduk. O duvarların da dükkan veya depolama alanları olduğunu düşünüyoruz. Sonradan onları da yıkmışlar. Sadece kalıntıları var" ifadelerini kullandı. (OK-EK
Trabzon’da İstanbul’dan sonra bir ilk: Füniküler hattı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 13:13 Trabzon’da İstanbul’dan sonra bir ilk: Füniküler hattı Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Meydan-Çukurçayır arasında hayata geçireceği füniküler sistem hattının tanıtım toplantısı yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 2 yılda tamamlanması planlanan bin 542 metre uzunluğundaki fünikiler sistemle Meydan’dan Çukurçayır’a 3 dakika 42 saniyede ulaşılabileceğini açıkladı. Proje İstanbul’dan sonra ilk kez Trabzon’da uygulanacağı kaydedildi. Trabzon’da Meydan-Çukurçayır arasında bin 542 metre uzunluğunda hayata geçirilmesi planlanan Füniküler Hattı Projesi için Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla tanıtım toplantısı düzenlendi. "Sadece İstanbul’da kullanılıyor" Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Türkiye’de Füniküler sistemin sadece İstanbul’da kullanıldığını belirterek, "Çukurçayır bölgemizde yaşayan 41 bin 737 nüfusumuz var. Önemli bir nüfus. Dolayısıyla burada ulaşım sistemine yönelik yeni bir model üzerinde çalıştık. Bu da, Türkiye’de sadece İstanbul’da bulunan yapım modeliyle uygulanan, Füniküler sistemi olarak tanıdığımız bir sistemdir. Yaklaşık 3 dakika 42 saniye gibi bir sürede Meydan’dan vatandaşlarımız Çukurçayır’a ulaşabilecek. Bunun çalışmasını bugün itibarıyla başlatıyoruz. Şehrimize hayırlı olsun diyoruz. Bu vesileyle, şehir içi trafik noktasında çok önemli bir adımı atmış olacağız. Aynı zamanda, vatandaşlarımızın trafik nedeniyle özellikle yaşadığı stresi azaltacak bir modeli de ortaya koyuyoruz. Artık bundan sonra halkımızın yaşam standardı dediğimiz konuların başında, halkın psikolojisi ve stres düzeyi de yer almaktadır. Sadece ekonomik ve sosyal standartları değil, bunları da düşünmemiz gerekmektedir. Bu projeye katkı sağlayan başta değerli mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi.
Trabzonspor evinde yıkılmıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:49 Trabzonspor evinde yıkılmıyor Trendyol Süper Lig’de geride kalan 21 haftada evinde oynadığı 10 maçta yenilgi yüzü görmeyen Trabzonspor, bu performansını Fenerbahçe karşısında da sürdürmek istiyor. Süper Lig’in 21. haftasında deplasmanda Samsunspor’u 3-0 mağlup eden Trabzonspor, bu sezon 13 galibiyet, 6 beraberlik ve 2 mağlubiyet alarak puanını 45’e çıkardı ve üçüncü basamaktaki yerini korudu. Karadeniz temsilcisi, bu süreçte rakip fileleri 41 kez havalandırırken, kalesinde 23 gol gördü. +18 averaj yakalayan Trabzonspor hem hücum hem savunma istatistikleriyle dengeli performans sergileyerek zirve yarışının içinde kalmayı başardı. İç sahada bileği bükülmedi Trabzonspor’un bu sezonki en güçlü yönlerinden biri iç saha performansı oldu. Bordo-mavililer, sahasında oynadığı 10 karşılaşmada yenilgi yüzü görmedi. Bu süreçte 6 galibiyet ve 4 beraberlik alan Karadeniz ekibi, 22 puan elde etti. Evinde 19 gol atan Trabzonspor, kalesinde ise 8 gol gördü. Bordo-mavililer, taraftarı önünde hem üretken hem de savunma yönü güçlü bir görüntü ortaya koydu. Karadeniz ekibi, taraftarı önünde yakaladığı bu istikrarı gelecek hafta mücadele edeceği Fenerbahçe karşısında da sürdürmeyi hedefliyor. Deplasmanda da istikrarlı grafik Dış sahada oynadığı 11 maçta 7 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet alan Trabzonspor, 23 puanı hanesine yazdırdı. Rakip sahalarda 22 gol atan bordo-mavililer, 15 gole engel olamadı. Deplasman puan ortalaması iç sahaya yakın seyreden bordo-mavililer, dış saha performansıyla da üst sıralardaki yerini destekler performans sergiledi. Toplam 41 gollük skor katkısı yakalayan Trabzonspor’da hücum üretkenliğinin sezon geneline yayıldığı görülürken, savunmada ise maç başına yaklaşık 1 gol ortalamasıyla oynandı.
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 12:30 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. "Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz" Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ’Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ’yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz" diye konuştu. "Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık" Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu. "Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım" Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ’kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ’ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:50 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ‘Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ‘yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz." diye konuştu. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ‘kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ‘ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
Trabzonspor: "Sporcularımızın ve teknik heyetimizin can güvenliği açık şekilde tehdit altındadır"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 19:58 Trabzonspor: "Sporcularımızın ve teknik heyetimizin can güvenliği açık şekilde tehdit altındadır" Trabzonspor Kulübü’nden, Samsunspor maçı öncesi takım otobüsünün taşlı saldırıya uğradığı belirtilerek, "Sporcularımızın, teknik heyetimizin ve kulüp personelimizin can güvenliği açık şekilde tehdit altındadır. Trabzonspor Kulübü, üst üste üçüncü kez yaşanan bu utanç verici saldırıların normalleştirilmesine asla izin vermeyecektir" açıklaması yapıldı. Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 21. haftasında Samsunspor’a konuk oluyor. Bordo-mavililer bu müsabaka için gidilen şehirde taşlı saldırıya uğradıklarını açıkladı. Karadeniz ekibinden yapılan açıklamda şu ifadelere yer verildi: "Samsunspor maçı öncesinde takım otobüsümüze yönelik gerçekleştirilen taşlı saldırı, yaşananların artık münferit değil, açık biçimde organize bir saldırı olduğunu göstermektedir. Daha önce Kocaeli ve Antalya’da, bugün ise Samsun’da tekrarlanan bu menfur eylemler; kabul edilemez, görmezden gelinemez ve sıradanlaştırılamaz niteliktedir. Bu saldırılar yalnızca Trabzonspor’a değil; Türk futbolunun güvenliğine, adalet duygusuna ve itibarına yönelmiş alçakça girişimlerdir. Sporcularımızın, teknik heyetimizin ve kulüp personelimizin can güvenliği açık şekilde tehdit altındadır. Trabzonspor Kulübü, üst üste üçüncü kez yaşanan bu utanç verici saldırıların normalleştirilmesine asla izin vermeyecektir. Söz konusu saldırıları gerçekleştiren failler hakkında emsal teşkil edecek cezaların verilmesini talep ediyor, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
Hamsi bu defa şaşırttı: Tezgahlar yeniden şenlendi
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:09 Hamsi bu defa şaşırttı: Tezgahlar yeniden şenlendi Yaklaşık bir buçuk aydır tezgahlarda pek görülmeyen yerli hamsi, uzun bir aranın ardından yeniden satışa sunuldu. Bu sezon ilk kez bu kadar kaliteli hamsinin çıktığını belirten balıkçılar, tezgahların yeniden şenlendiğini ifade etti. Yerli hamsinin kilosu 150 TL’den satılırken balıkçılar, Ramazan ayına kadar bu durumun devam etmesi temennisinde bulunurken yerli hamsi vatandaşın talebini de artırdı. Balıkçı esnaflarından Turgay Memiş, hamsinin yaklaşık bir buçuk aydır kesildiğini belirterek, "Üç, dört ay boyunca bol miktarda avlanan hamsi, yaklaşık bir buçuk aydır kesilmişti. Bu bir buçuk aylık süreçte tezgâhlara şoklu hamsi geldi. Bugünden itibaren ise tezgâhlarda yeniden taze hamsi yer almaya başladı. İnşallah bundan sonra da vatandaş bol bol hamsi yer. Temennimiz, hamsinin bir, bir buçuk ay daha bu şekilde devam etmesi. Kilosunu 150 TL’den satıyoruz. İstavritin kilosu 100 TL, mezgit ise 200 TL. Bir ay öncesine kadar şoklu hamsi satıyorduk; şu anda ise taze geliyor. İnşallah bu durum devam eder" dedi. Balıkçı esnaflarından Ahmet Çoğalmış, hamsinin kilosunu 150 TL’den sattıklarını kaydederek, "Yaklaşık bir buçuk aydır yerli hamsi pek bulunmuyordu. Aradan geçen bir buçuk ayın ardından ilk kez bu kadar güzel hamsi çıktı ve tezgahları şenlendirdi. Hamsinin kilosu 150 TL’den satılıyor. Uzun bir aradan sonra yeniden tezgahlarda yerini alan hamsi, ister istemez şaşırttı. İnşallah Ramazan ayına kadar bu şekilde devam eder. Hamsi son dönemlerini yaşıyor; bu aylarda görülüp göç ediyor. Şu an göç zamanı olduğu için bir müddet daha böyle süreceği tahmin ediliyor. Taze hamsinin çıkmasıyla birlikte vatandaşın talebinin arttığını söyleyebiliriz. İstavritin kilosu ise 100 TL" diye konuştu.
Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:06 Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor Karadeniz Bölgesi’nin jeolojik yapısı, plansız ve zemin şartları dikkate alınmadan yapılan yapılaşma deprem riskini artırıyor. Dere yatakları, heyelanlı alanlar, alüvyal ve dolgu zeminler, şehirleşmenin yoğunlaştığı noktalar arasında yer alıyor. Karadeniz Bölgesi’nde yerleşim alanlarının önemli bir bölümü dere yatakları, heyelanlı sahalar, alüvyal ve dolgu zeminler üzerinde bulunuyor. Bölgenin dağlık yapısı ve sınırlı yerleşim alanları nedeniyle yapılaşma deprem riskine karşı alınması gereken önlemleri yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar dere yatakları, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanlarda yapılan yapılaşmanın ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Yapı yoğunluğunun zaman içinde arttığı bölgede özellikle parsel bazında zemin etütleri yapılmadan inşa edilen yapıların, deprem anında büyük tehlike oluşturduğu belirtildi. "Zor bir coğrafyada yaşıyoruz" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Türkiye’de yapı stokunun belli bir kalitenin altında olduğunu belirterek, "Şehrimizde özellikle dere yataklar, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanları çok fazla. Bu alanlarda dolguya ve dere yatağına uygun yapı yapıldı mı yapılmadı mı bunlar çok önemli. Aslında dere yatağına yapı yapılmaz. Özellikle zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla yerel zemin şartları dediğimiz bu. Parsel bazında jeofizik ölçümlerle, jeolojik araştırmalarla elde edilecek sonuçlara göre parsel bazına özel yapı yapılması gerekir. Yapı stokumuzun bu anlamda çok başarılı olduğunu söyleyemem. Sadece Trabzon’da değil tüm Türkiye’de yapı stokumuz maalesef belli bir kalitenin altında. 1999 depreminden sonra bazı yönetmeliklerle düzenlemeler yapıldı ve daha sonra 2018 yılında yapılan deprem yönetmeliği ile giderek iyileşiyoruz. Ancak deprem yapı stokumuzun yüzde 80-90’u gerçekten şu anda maalesef kötü durumda. Deprem bölgeleri haritasının artık yürürlükten kalktığı ve parsel bazında deprem tehlikesinin değerlendirildiği bir aşamaya geçmiş bulunmaktayız. Bu nedenle mutlaka yapınızın bulunduğu parsele özel zemin etütlerini dikkate alınız" dedi. "Depremsiz bir dünya düşünülemez" Depremle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Akın, "Karadeniz depreme çok alışkın olmasa da bu aslında doğal bir olay. Yani bu her zaman meydana gelebilecek yağmurun yağması gibi bir olay. Biz yağmur yağarken nasıl yanımıza şemsiye alıyorsak deprem için de önlemlerimizi alırsak hiçbir sorun yaşamayız. Deprem dünyanın yaşadığını gösterir. Depremsiz bir dünya düşünülemez. Bizde dünyada zaten çok aktif bir bölgedeyiz. Dünyada Alp-Himalaya kuşağındayız. Dolayısıyla depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım" ifadelerini kullandı.
Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 10:04 Karadeniz’de plansız yapılaşma deprem tehlikesini büyütüyor Karadeniz Bölgesi’nin jeolojik yapısı, plansız ve zemin koşulları dikkate alınmadan yapılan yapılaşma deprem riskini artırıyor. Dere yatakları, heyelanlı alanlar, alüvyal ve dolgu zeminler, şehirleşmenin yoğunlaştığı noktalar arasında yer alıyor. Erzincan’ın Kemah ilçesinde meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki deprem, etkisini hissettirdiği Karadeniz Bölgesi’ndeki yapı stokunun durumunu bir kez daha gündeme taşıdı. Karadeniz Bölgesi’nde yerleşim alanlarının önemli bir bölümü dere yatakları, heyelanlı sahalar, alüvyal ve dolgu zeminler üzerinde bulunuyor. Bölgenin dağlık yapısı ve sınırlı yerleşim alanları nedeniyle yapılaşma deprem riskine karşı alınması gereken önlemleri yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar dere yatakları, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanlarda yapılan yapılaşmanın ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Yapı yoğunluğunun zaman içinde arttığı bölgede özellikle parsel bazında zemin etütleri yapılmadan inşa edilen yapıların, deprem anında büyük tehlike oluşturduğu belirtildi. "Zor bir coğrafyada yaşıyoruz" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Türkiye’de yapı stokunun belli bir kalitenin altında olduğunu belirterek, "Şehrimizde özellikle dere yataklar, heyelanlı, alüvyal ve dolgu alanları çok fazla. Bu alanlarda dolguya ve dere yatağına uygun yapı yapıldı mı yapılmadı mı bunlar çok önemli. Aslında dere yatağına yapı yapılmaz. Özellikle zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla yerel zemin koşulları dediğimiz bu. Parsel bazında jeofizik ölçümlerle, jeolojik araştırmalarla elde edilecek sonuçlara göre parsel bazına özel yapı yapılması gerekir. Yapı stokumuzun bu anlamda çok başarılı olduğunu söyleyemem. Sadece Trabzon’da değil tüm Türkiye’de yapı stokumuz maalesef belli bir kalitenin altında. 1999 depreminden sonra bazı yönetmeliklerle düzenlemeler yapıldı ve daha sonra 2018 yılında yapılan deprem yönetmeliği ile giderek iyileşiyoruz. Ancak deprem yapı stokumuzun yüzde 80-90’u gerçekten şu anda maalesef kötü durumda. Deprem bölgeleri haritasının artık yürürlükten kalktığı ve parsel bazında deprem tehlikesinin değerlendirildiği bir aşamaya geçmiş bulunmaktayız. Bu nedenle mutlaka yapınızın bulunduğu parsele özel zemin etütlerini dikkate alınız" dedi. "Depremsiz bir dünya düşünülemez" Depremle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Akın, "Karadeniz depreme çok alışkın olmasa da bu aslında doğal bir olay. Yani bu her zaman meydana gelebilecek yağmurun yağması gibi bir olay. Biz yağmur yağarken nasıl yanımıza şemsiye alıyorsak deprem için de önlemlerimizi alırsak hiçbir sorun yaşamayız. Deprem dünyanın yaşadığını gösterir. Depremsiz bir dünya düşünülemez. Bizde dünyada zaten çok aktif bir bölgedeyiz. Dünyada Alp-Himalaya kuşağındayız. Dolayısıyla depremle yaşamayı öğrenmemiz lazım" ifadelerini kullandı.