Yerel Haberler
Tunceli
28 Nisan 2026 Salı - 16:01 Kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın babası, ifadesinde oğlunun tehdidinden bahsetmemiş Gülistan Doku soruşturmasında kırmızı bültenle aranan firari Umut Altaş’ın tutuklu olan babası Celal Altaş ile WhatsApp konuşmaları ortaya çıkarken, tutuklu bulunan baba Altaş’ın oğlunun kendisini tehdit ettiği yazışmaları jandarmaya söylemediği ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 12’si tutuklanırken, 3’ü hakkında adli kontrol kararı verilmişti. ABD’de bulunan firari şüpheli Umut Altaş hakkında da Interpol nezdinde kırmızı bülten çıkarılmıştı. Tunceli Cumhuriyet Savcılığı’nın olayla ilgili soruşturması sürerken, kırmızı bültenle aranan Umut Altaş’ın tutuklu babası Celal Altaş ile 9 Ocak 2026 tarihinde WhatsApp konuşmaları ortaya çıkmıştı. Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Celal Altaş’ın uzun yıllar turizm acentesinin bulunduğu ve ardından son 1,5 yıldır bir kafe işlettiği gelirini ise ifadesinde 100 bin TL olarak bildirdiği öğrenildi. 1992 yılında evlenen ve 2 çocuğu bulunan Altaş’ın evlendikten 10 yıl sonra boşandığı ve boşanmasın rağmen eşiyle aynı evde ikamet ettiği ifadesinde yer aldı. Altaş’ın Artuklu Mahallesi’ndeki iş yerinin ise yaşanan olaylardan dolayı kapalı olduğu görüldü. Umut Altaş’ın 9 Ocak 2026’da WhatsApp üzerinden babası Celal Altaş’a, "Sen öyle kolay sanıyorsun demi. Yaptıklarınızın bir bedeli olmayacak. Bugün hesabıma 9 bin dolar bekliyorum. Bırak rol yapmayı sen susturuyordun ya, kim yer bu numaraları, sen herkesi kendin gibi salak görüyorsun, öteceğim her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak" dediği ortaya çıkmıştı. Baba Celal Altaş’ın ifadesinde bu konuşmalarda hiç bahsetmediği belirlendi. Jandarmadaki ifadesinde Celal Altaş oğluyla mesajlaşmalarına değinmeyerek "O dönem başka kullandığım numara yoktur. Oğlum Umut Altaş ile yurtdışına gittikten sonra WhatsApp üzerinden şu an hafızamda olmayan fakat telefonumda ‘Umut Baba’ diye kayıtlı numara üzerinden yaklaşık 4-5 ay öncesine kadar görüşüyorduk, 4-5 aydır da numaraya ulaşılamıyor ve görüşmüyoruz, çünkü Umut’un ABD’de uyuşturucuya bulaştığını düşünüyorum. ABD’deki diğer oğlum Sidar ile sık sık görüşüyorum ama Umut’un durumunu o da bilmiyor ve haber alamıyormuş. Umut Tunceli’de iken de uyuşturucu madde kullanıyormuş. Ben görmedim ama ABD’ye gittikten sonra arkadaşlarından duymuştum" dedi. "Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım" Altaş ifadesinde devamında ise "Bu olayla ilgili hiçbir şekilde olaya iştirakim veya yardımım yoktur. Umut konusunda da kendisi ile defalarca ABD’de iken telefonla konuştuğumuzda sordum, bana ‘tanımıyorum, bilgim yok, bir şeye de tanık olmadım’ dedi. Fakat yine bir gün yaklaşık yine 3-4 ay evvel oğlum ile telefonla koştuğumuzda ısrarlı bir şekilde bir şeye tanık oldun mu bir şey biliyor musun diye sorduğumda ‘Mustafa Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum’ demişti. Başka bir konuşmada ise ‘Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım’ demişti. Hatta bu konuşma esnasında sinirle telefonu kapattı. Para istemesini uyuşturucu almak için olabilir ama neden tehdit edildiğini anlamadım. Ben de oğlum somut bir şey gördün mü tanık oldun mu diye sorduğumda sadece bunları söylemişti" diyerek kendisini savundu. Öte yandan 3 Şubat 2025 tarihinde iş yerine gelen jandarma ekipleriyle yaptığı görüşme esnasında tedirgin, heyecanlı tavırlar sergilediğinin yönünde tespitler yapıldığı ve bu tavırların kendisine sorulması üzerine Altaş, "Oğlumun böyle bir olaya karışmış olma ihtimalinin vermiş olduğu heyecanla bu tür hareketler sergilemiş olabilirim ama ben farkında değildim. Bu görüşmeden sonra, böyle bir durum olup olmadığını öğrenmek amaçlı Tuncay Sonel’i aramayı düşündüm fakat sonradan suç teşkil edebileceğini değerlendirerek aramadım. Ama oğlum ile defalarca konu üzerine yukarıda belirttiğim üzere WhatsApp üzerinden telefonla konuştum" ifadelerini kullandı.
Dünyada her yıl yaklaşık 59 bin kişi kuduz nedeniyle hayatını kaybediyor
09 Temmuz 2024 Salı - 13:06 Dünyada her yıl yaklaşık 59 bin kişi kuduz nedeniyle hayatını kaybediyor Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli Uzm. Dr. Gülnaz Ulusoy, dünyada her yıl yaklaşık 59 bin kişinin kuduz nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dr. Ulusoy, herhangi riskli bir hayvan teması sonrası hemen hastaneye gidilmesini gerektiğini belirtti. Tunceli Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli Uzm. Dr. Gülnaz Ulusoy, kedi, köpek ısırıkları, kuduz hastalığı ve kuduz aşısı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Kuduzun insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olduğunu ifade eden Uzman Dr. Ulusoy, “Ülkemizde kuduza yakalanmak ihtimali olan hayvan türleri kedi, köpek, sığır, koyun, keçi, at, eşek gibi evcil hayvanlar ile birlikte kurt, tilki, çakal, domuz, ayı, sansar, kokarca, gelincik gibi yaban hayvanlarıdır. Türkiye’de hayvan türlerine göre 1997 ile 2017 yılları arasında tespit edilen kuduz vakaları en fazla sırasıyla köpek, tilki, sığır, koyun, keçi ve kedilerde görülmüştür. Vakaların çoğu Asya ve Afrika ülkelerinde görülmektedir. Ülkemizde yılda ortalama bir veya iki kuduz vakası görülmektedir. Kuduz riskli teması olanlara temas sonrası aşı uygulanmalıdır. Erken ve önerilere göre uygulanan temas sonrası aşı yüzde yüz etkilidir. Kuduza yakalanma ihtimali olan hayvanların ısırıkları yeri ne olursa olsun kuduz için risk oluşturur. İnsan vücudun herhangi bir yerinde bulunan açık yaranın salya ile teması ve hayvanın tırmalaması kuduz riskli temas olarak kabul edilir. Temas sonrası aşılamaya olabildiğince erken başlanmalıdır. Aşılamada, temasın olduğu ilk gün sıfırıncı gün olarak kabul edilmektedir. Sıfırıncı, üçüncü ve yedinci günde bir doz ile 14 ile 28. günler arasında birer doz olmak üzere toplam 4 doz aşı uygulanır. Ya da yine sıfırıncı günde 2 doz, 7 ve 21. günlerde birer doz olmak üzere 4 doz aşı uygulanır. Önceden aşılanmış olanlar için tekrar kuduz riskli teması olursa daha önce herhangi bir nedenle tam doz aşılaması yapılan sağlıklı kişilere geçen süreye bakılmaksızın belgeyle kanıtlanmış kuduz antikor titresi yeterli bulunanlara; daha önceden en az iki aralıklı doz yapılmış olan ve bunu belgeleyen immün sistemi normal bireylere sıfır ve üçüncü günde olmak üzere topam2 doz aşı yapılır’’ dedi. ’’İyi yara bakımı önemli’’ Temas sonrası kuduz aşısı gerektirmeyen durumlardan da bahseden Uzm. Dr. Ulusoy, ’’Ülkemizde ve dünyada güncel verilerle fare, sıçan, sincap, hamster, kobay, tavşan, yabani tavşan ısırıklarında insana kuduz geçişi gösterilmemiştir. Bu nedenle hayvan sağlığı ile ilgili kurumlar özel bir veri bildirmedikçe bu tür hayvan ısırıklarında aşı gerekmez. Yine güncel verilerle ülkemizde eve giren yarasaların ısırığı veya evde yarasa bulunması durumunda yine soğukkanlı hayvanlar olan yılan, kertenkele, kaplumbağa gibi hayvanlar tarafından ısırılma ile kümes hayvanı ısırıklarında aşı gerektirmez. Sağlam derinin yalanması, hayvana dokunma veya besleme aşı gerektirmez. Bilinen ve halen sağlam bir kedi veya köpek tarafından on günden daha önce ısırılma veya temas durumunda aşı gerekmez. Daha sonra kuduz olduğu anlaşılan bir hayvanı beslemiş olmak, sağlam derinin hayvanın kan, süt, idrar veya dışkısıyla temas etmiş olması; pişmiş etini yemek, kaynatılmış veya pastörize edilmiş sütünü içmek veya bu sütle yapılan süt ürünlerini tüketmek aşı gerektirmez. Kuduz hastasına rutin bakım yapan, riskli teması olmayan sağlık personeline aşı gerekmez. Kedi temaslarında çıplak derinin hafifçe sıyrılması yani deri altına geçmeyen yaralanmalar, kanama olmadan küçük tırmalama veya zedelenme şeklinde yaralanmaya sebep olan durumlarda aşı gerekmez. Son 6 ay içinde tam doz kuduz aşısı uygulanmış kişilerde aşı gerekmez. İyi bir yara bakımı kuduz virüsü geçişini azaltmadaki en etkili yöntemdir. Mümkün olan en kısa sürede yapılmalıdır. Tam yaralanmalarda yara yeri derhal bol akan bir su ve sabunla iyice yıkanmalıdır’’ diye konuştu. Dr. Ulusoy, herhangi bir riskli hayvan ile temas sonrası hastaneye gidilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Dr. Karataş, yılan ve akrep sokmasında yapılması gerekenleri anlattı
05 Temmuz 2024 Cuma - 15:09 Dr. Karataş, yılan ve akrep sokmasında yapılması gerekenleri anlattı Tunceli Devlet Hastanesi acil hekimi Dr. Celal Oktay Karataş, yılan ve akrep sokmasında yapılması ve yapılmaması gerekenler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Tunceli Devlet Hastanesinde görevli acil hekimi Dr. Celal Oktay Karataş, özellikle yaz aylarında artan yılan ısırıkları ve akrep sokmalarında yapılması gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu. Yılan ve akrep zehrinin etkilerinin türlerine, etkilenen bölgenin konumu ve kişinin metabolik yapısına göre değişiklik gösterdiğini belirten Dr. Karataş, ’’Yılan ısırığına ve akrep sokmasına maruz kaldığımızda öncelikli olarak panik yapmamalı, nabzımızı hızlandıracak aktivitelerden kaçınmalıyız. Bu yapacağımız aktiviteler nabzı hızlandıracağından dolayı zehrin etkisinin daha çabuk görülmesine neden olabilecektir. Yılan ısırığı ve akrep sokmasından etkilenen bölgenin kalp seviyesinin alt kısmında tutularak su ve sabunla yıkanması gerekir. Etkilenen bölgeyi 8-10 santim yüksekliğindeki bölgeden bandaj uygulaması yapmalıyız. Bu yaptığımız bandaj uygulaması dolaşımı tamamıyla kesmemeli. Yapılan yanlışlardan biri dolaşımı tamamıyla etkileyecek şekilde turnike uygulaması yapılmasıdır. Bu yapılan uygulama etkilenen bölgenin alt kısmındaki dokunun nekrozuna neden olmaktadır. Bu yüzden aşırı sıkacak şekilde olmayacak şekilde bandaj uygulaması yeterli olacaktır’’ dedi. Zehirlenen bölgenin emilmesi veya kesilmesinin sakıncalarına vurgu yapan Dr. Celal Oktay Karataş, “Sıklıkla yapılan bir başka hataya değinecek olursak zehirlenen bölgenin emilerek o zehri çıkarma işlemi ve kesilerek o bölgeden zehri atma işlemi. Bu işlemlerden öncelikli olarak zehri emerek bir diğer kişinin çıkarmaya çalışması kişinin ağzında minimal da olsa bir yara varsa o kişinin de zehirlenmesine yol açacaktır. Diğer yanlış ise kesilen bölgenin temizlenmeye çalışılması, kesim bölgesinden sonra zehrin dolaşıma daha hızlı katacak ve kişinin zehirlenme sürecini hızlandıracaktır. Bu hataları yapmamayı öneriyoruz’’ diye konuştu. Bandaj uygulamasının ardından yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Dr. Karataş, “Son olarak bandaj uygulaması yapıldıktan sonra bölgede kalan 8-10 santimlik kısma buz uygulamasının yapılması dolaşımı biraz daha yavaşlatacaktır. Bu işlemleri yaptıktan sonra 112 ile irtibata geçip en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız” ifadelerini kullandı.
Batıdan doğuya turizm göçü
05 Temmuz 2024 Cuma - 10:44 Batıdan doğuya turizm göçü Ege kıyılarındaki yoğunluktan bunalan 50 kişilik grup, İzmir’den Tunceli’nin Çemişgezek ilçesine gelerek Tağar çayı suyunda yüzüp sakinliğin keyfini çıkardı. İzmir’de ’Buz Adam’ diye anılan doğasever, dağcı Ali Hıdır Öz’ün organizasyonu ile bir araya gelen grup, Ege sahillerindeki yoğunluktan dolayı yaklaşık bin 500 kilometre uzaklıktaki Çemişgezek’e gelerek, sadece basından gördükleri ilçenin tarihi ve doğal yerlerini gezdi. Grup, daha sonra ilçede bulunan Tağar çayı kıyısında plaja dönüştürülen alanda zaman geçirdi. Turistler, Tağar çayı kıyısında yöre yöre oyunlar sergileyerek, bölgenin yöresel ürünlerinin ve coğrafi işaretli dutunun tadına baktı. Bodrumun kalabalığından sıkılıp Tunceli’nin yolunu tuttular Geziyi organize eden ‘Buz Adam’ lakaplı dağcı Ali Hıdır Öz, "Şimdi biz arkadaşlarla bir araya geldik. Tatile gidelim dedik. Arkadaşlar dedi ki tatile nereye gidelim, İzmirliyiz dedik. Bodrum’a gidelim. Baktık ki Bodrum’un taşı toprağı hepsi kapalı olmuş, sahiller insan dolu. Sonra karar verdik dedik ki kardeşim biz gidelim Çemişgezek’te yüzelim. Bugün Çemişgezek’te yüzeceğiz. Hem doğanın derinliği güzelliği, hem de nehirdeki mutluluğumuz her şeye bedel. Bütün arkadaşlara tavsiye ederim. Burası serin, doğanın güzelliği, tarihi yapılar, güzel yerleri var. Bütün arkadaşlarımız da burada. Yüzüyorlar, su topu oynuyorlar. Arkadaşlarımızın burada çok memnun kaldıklarını düşünüyorum. Bütün doğaseverlerin Tunceli’yi ve özellikle bu sahili, nehri görüp yüzmelerini tavsiye ediyorum" dedi. "İlçe bizi çok şaşırttı" Çemişgezek gezisinin kendisini mutlu ettiğini aktaran Zekeriya Gümüş, "Ben Aydın’dan gelerek bu bölgeyi ziyaret ediyorum. Bu ziyaret çerçevesinde hem tarihi mekanları, doğasını, folklorik öğelerini ve ilçelerdeki bir takım gelişmeleri de yerinde izliyoruz. Ziyaretimizden memnunuz. Çemişgezek ilçesi ve çevresi gerçekten şaşırtıcı. En önemlisi coğrafi özellikleri. Folklorik özelliklerini zaten uzaktan biliyoruz. Burada da görüldüğü gibi insanlar nehirde yüzüyorlar. Güneşleniyorlar. Sporlarını yapıyorlar. Yine karşıdaki tarihi, doğal yapıları gördük. Gerçekten ilginç ve güzel. En önemlisi de turistik bir yer olmuş artık burası. Yani buranın mutlaka bilinmesi ve gezilmesi açısından önemli bir yer" diye konuştu. Ege sularından sonra Çemişgezek sularında yüzmenin keyfini çıkardılar Ege sularından sonra Çemişgezek’in serin sularında yüzmenin keyif verici olduğunu söyleyen Gülden Topbaş, "Ben İzmir’den geliyorum. Bugün Çemişgezek’teyiz. Çok keyif aldığımız bir gün oldu. Üç gündür buradayız aslında ama sanırım en çok burada keyif aldık. Ben doğma büyüme İzmirliyim. Tüm Ege sularında yüzdüm. Ama Çemişgezek Tağar çayı bambaşkaydı. Bence herkesin buraları görmesi, doğayı, tabiatı içinde, buz gibi sularında yüzmesi gerekiyor. Çok keyifliydi gerçekten" şeklinde konuştu. Sevil Gök Bozkurt ise, "Ben İzmir Tire’den geliyorum. 50 kişilik bir grupla geldik. Gezip gördük. Tunceli’ye geldiğimde gerçekten hayal kırıklığına uğramadım. Nefis bir doğayla karşılaştık. Tertemiz akan nehirleri gördük. Tağar çayındayız, Çemişgezek’teyiz. Çemişgezek benim beklediğimden daha da büyük ve daha farklı bir ilçe. Özellikle coğrafi yapısı çok farklı. Jeolojik yapısı çok farklı. Birazdan gideceğiz, gezeceğiz, tarihi yapıları da göreceğiz. Selçuklulardan kalma Yelmaniye Camisi’ne de gittik. Bugün de Tağar çayı kıyısındayız. Buz gibi bir suya girdik, eğlendik" ifadelerine yer verdi. "Hiç bilmediğimiz bir yerde günlerimiz harika geçiyor" İzmir’den Çemişgezek’e gelen jeoloji mühendisi Tülin İçözü, "Bu geziyi aslında çoktandır planlıyordum. Hakikaten fırsatını yakaladım ve geldim. Buranın özellikle jeolojisi, doğal güzellikleri beni büyüledi. Bizim başka jeoparklarımız var Kula gibi, İda Madra Jeoparkı gibi ama buranın da Tunceli’nin bütün ilçeleri ve güzellikleriyle beraber son derece çekici bir jeolojik yapısı var. Bilimsel kapsamda jeopark haline gelmesi çok sevindirici olur. Ben çok beğendim. Çemişgezek gerçekten şaşırtıcı ve son derece özgün. Ve dediğim gibi tarihi, jeolojisi ve insanlarıyla son derece sıcakkanlı, dostane yapıları var. Herkesi buraya bekliyoruz" dedi. Manisa’dan Çemişgezek’e gelen Huriye Deniz ise, "Şu an harika bir yerdeyiz. Çok değişik bir coğrafya. Bizim Ege’ye benzemiyor. Her şey farklı. Dağlar farklı, ağaçlar farklı, insanlar farklı. Kültürler çok değişik, çok hoş yani. Hiç bilmediğimiz bir ortamın içindeyiz ama günlerimiz harika geçiyor. Çok güzel" diye konuştu.
Sadece Tunceli’de yetişiyor: Toplamanın cezası 387 bin lira
05 Temmuz 2024 Cuma - 10:15 Sadece Tunceli’de yetişiyor: Toplamanın cezası 387 bin lira Dünya üzerinde sadece Tunceli’de yetişen Tunceli dağ sarımsağını (Allium Tuncelianum) toplamanın cezası 387 bin 141 lira. Tunceli doğasında bulunan ve doğal çiçek soğanları sınıfında yer alan Tunceli dağ sarımsağı endemik bir tür olmasından ötürü “Türkiye Bitkileri Kırmızı Kitabında” zarar görebilir bitkiler sınıfında yer alıyor. Doğadan kontrolsüz şekilde sökülerek pazarlanması nedeniyle nesli tehlike altında olan Tunceli dağ sarımsağının milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanları gibi korunan alanlar ile meralardan doğal çiçek soğanı sökümü yasaklanmış durumda. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından nesli tehdit veya nadir bitki ve hayvan türlerinin korunması kapsamında 2872 sayılı Çevre Kanunuyla ticareti de yasaklanan Tunceli dağ sarımsağını toplayanlara 387 bin 141 lira idari para cezası uygulanıyor. Tunceli dağ sarımsağının diğer sarımsak ve soğanlardan ayıran özellik çiçek açıp tohum bağlaması. Bu nedenle en kolay çoğalma metodu ancak tohumla gerçekleşebiliyor. Özellikle çiçeklenme dönemlerinde sökülmesi Tunceli dağ sarımsağının neslinin tehlikeye düşmesine ya da yok olmasına neden olabilir. Tunceli dağ sarımsağının pazara yönelik toplanması ve satılmasının yasak olduğunu belirten yetkililer, ürünün perakende ve toptan satışının yapılmasına izin verilmeyeceğinin bilinmesi önemli olduğunu kaydediyor