Yerel Haberler
Tunceli
Uzman desteğiyle sağlıklı yaşam: 36 kilo verdiler 05 Mart 2026 Perşembe - 11:41:14 Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen multidisipliner program kapsamında iki hasta, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite desteğiyle toplam 36 kilo verdi. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde obeziteyle mücadele kapsamında yürütülen multidisipliner çalışmalar, hastaların yaşam kalitesini artırmaya devam ediyor. Merkezde görevli Diyetisyen Ezgi Böler, obezitenin yalnızca kilo fazlalığından ibaret olmadığını, birçok sistemik sağlık sorununa yol açabildiğini belirterek tedavi sürecinde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti. Diyetisyen, fizyoterapist ve psikologlardan oluşan ekiplerin birlikte yürüttüğü programlarda hastaların beslenme alışkanlıkları düzenlenirken fiziksel aktivite düzeyleri artırılıyor, sürecin psikolojik boyutu da yakından takip ediliyor. Dahiliye hekimi yönlendirmesiyle merkeze başvuran hastalardan Ezgi Tuğral 3 ayda 16 kilo, Aynur Cesur ise 5 ayda 20 kilo vererek sağlıklı yaşam yolculuklarında önemli bir başarı elde etti. 5 ayda 20 kilo veren Aynur Cesur, "Kilolarımdan rahatsız olunca zayıflamaya karar verdim. Bunun için özel bir diyetisyene ücret ödemektense devletimizin bize sunduğu imkanların olduğunu bildiğim Sağlıklı Hayat Merkezi’ne geldim. Hocamızın desteği ve kendimin de azmiyle 5-6 aylık süreçte 20 kilodan fazla verdim. Daha vermeye devam edeceğim" dedi. 29 yaşında ve kısa sürede yaklaşık 16 kilo zayıflayan Ezgi Tuğral "Buraya başlama sürecimde kendimi bayağı yorgun, halsiz, bitkin hissediyordum. Normal kilomun oldukça üstündeydim. Bu da yaşantımı kısıtlıyordu. Dahiliye polikliniğine gidip kan tahlili yaptırdım, insülin direncimin yüksek olduğunu söyledi. Onların yönlendirmesiyle Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdum. Ağustos ayından ekim ayına kadar yaklaşık 16 kilo verdim. Hayat düzenim güzelleşti. Bol bol yürüyüş yapıyorum, sağlıklıyım, kendimi daha dinç hissediyorum. Arkadaşlarım da inanamadı bu halime" şeklinde konuştu. Diyetisyen Ezgi Böler, "Obezite vücutta aşırı yağ birikimi demektir. Günlük alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olmasıyla beraber ortaya çıkar. Obezitenin neden olduğu durumların başında hastalıklar geliyor. Kronik hastalıkların en bilindik nedeni maalesef obezite. Kalp rahatsızlığı, troid fonksiyon bozuklukları şeker hastalığı gibi birçok hastalığın başında obezite problemi geliyor. Obezite bir irade rahatsızlığı değil, maalesef kronik bir rahatsızlık haline geldi. Vücut kitle indeksi yüzde 30’un üzerinde olan bireylere obezite tanısı koyabiliyoruz. Obezite tedavisi için dahiliye hekimine gidip kan tahlili yaptırdıktan sonra Sağlıklı Hayat Merkezi’nde diyetisyene başvurup detaylı yağ-kas ölçülerini yaptırıp dengeli bir beslenme programıyla obezite sorunundan kurtulabilirsiniz" diye konuştu.
Munzur Gözeleri yeniden birinci derece sit alanı ilan edildi
04 Şubat 2025 Salı - 10:41 Munzur Gözeleri yeniden birinci derece sit alanı ilan edildi Geçtiğimiz yıl birinci derece sit alanından çıkarılarak nitelikli koruma alanı ilan edilen Tunceli’nin Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri, Cumhurbaşkanlığı kararı ile yeniden birinci derece sit alanı ilan edildi. Tunceli ile Ovacık ilçesi arasında uzanan Munzur Vadisi’nin 42 bin hektarlık bölümü, 1971 yılında Milli Park olarak ilan edildi. Ovacık ilçesinde milli park alanı dışında yer alan ve gerek doğal güzellikleri gerekse de efsanelere konu olması sebebiyle her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilen Munzur Gözeleri ise 2023 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan edildi. Geçtiğimiz yıl birinci derece sit alanından çıkarılarak nitelikli koruma alanı ilan edilen gözeler, Cumhurbaşkanlığı kararı ile yeniden birinci derece sit alanı ilan edildi. Sosyal medya hesabından konuya ilişkin bir paylaşım yapan Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, "Munzur ve Pülümür Vadileri bugün tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Kesin Korunacak Hassas Alan ilan edilmiştir. Böylelikle İlimizin güzellikleri daha sıkı korunacaktır" ifadelerini kullandı. Avukat Barış Yıldırım ise "Munzur Gözelerinin kültürel ve doğal miras alanı olduğunu, statüsünün değiştirilmesin burada ciddi insan baskısı oluşturacağını ve olumsuz sonuçlar doğuracağını ifade etmiştik. Bizlerin ve halkın beklentisi buranın koruma statüsünün artırılması yönündeydi. Bu beklentiyi karşılayan, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi.
Sıcak ve yağışsız geçen hava Tağar Çayı’nın debisini düşürdü
03 Şubat 2025 Pazartesi - 11:49 Sıcak ve yağışsız geçen hava Tağar Çayı’nın debisini düşürdü Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve beklenen yağışın alınmamasından dolayı, Tağar Çayı’nın debisi düştü. Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak hava ve beklenilen ölçüde yağış olmayışından dolayı Tağar Çayı’nın debisi, geçmiş yıllara oranla düştü. Keban baraj gölünü de besleyen Tağar Çayı, adeta bir dere görünümü aldı. Vatandaşlar ise sıcak ve güneşli havada piknik ve doğa yürüyüşü yaptı. Geçmiş yıllara göre Tağar Çayı’nın derbisinde önemli ölçüde düşüş olduğunu dile getiren yöre sakinlerinden Öztan Önal, "Çemişgezek ilçemizin hemen yanı başında akan Tağar Çayı, ilçe için bir hayat kaynağı olup, aynı zamanda Keban Barajını da beslemektedir. Gel gör ki, mevsim normallerinin üzerinde seyreden bir hava sıcaklığı var. Hatta durumu sadece kazaklı olmamızdan da anlayabilirsiniz. Su yarıdan daha da aşağıya düşmüş. Her yılki normalinden daha da aşağıya düşmüş durumda. Allah sonumuzu hayretsin. Gidişat kurak bir mevsime gidiyor. Şubat ayına girdik ama bu yıl ne kar gördük ne yağmur. Sonumuz inşallah hayır olur" dedi. Ankara’dan Çemişgezek ilçesine yakınlarını ziyarete gelen Oğuz Dinçsoy ise "Çemişgezek ilçemizde bu yıl hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesinden dolayı, Tağar Çayı’nın debisi önemli oranda düşmüş. İlçemizde yağmur yağışlarının bu yıl az olması sebebiyle, kar yağışının hatta hiç olmaması sebebiyle, kurak bir mevsim geçiriyoruz. Ben Ankara’dan ilçemizi ziyarete geldim. Bu yıl Tağar Çayı’nın debisinin her yıl olandan daha çok düştüğünü gördüm" şeklinde konuştu. Havanın sıcak ve güneşli geçtiğini belirten çocuklardan Kerem kaya, adeta bahar günlerini yaşadıklarını, mangal yaparak güneşli günlerin tadını çıkardıklarını söyledi. Çocuklardan Deniz Alp Akın ise "Hava adeta yaz gibi. Hava sıcak ve güneşli. Ailemizle suyu azalan Tağar kıyısına pikniğe geldik" ifadeleri kullandı.
Tunceli’deki devasa kaya gizemini koruyor
02 Şubat 2025 Pazar - 10:43 Tunceli’deki devasa kaya gizemini koruyor Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde ’Uzun Kaya’ olarak adlandırılan devasa büyüklükteki kaya gizemini koruyor. ilçe merkezi girişindeki kaya görenlerin dikkatini çekiyor. Bulunduğu alan ile uyumsuz bir görüntü veren gizemli kayanın doğal yollarla mı, yoksa insan eliyle mi yapıldığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Düz bir alanda ve yerleşim yeri içerisindeki kayanın üzerinde, daha sonradan konulan bir yaban keçisi ve kınalı keklik heykeli ile çeşme bulunuyor. Yaklaşık 17 metre yüksekliğinde, 8 metre çapındaki kaya, ilçede ’Uzun Kaya’ olarak adlandırılıyor. Kayanın bölgeye gelenlerin dikkatini çektiğini dile getiren ilçe sakini Ömer Faruk Tek, "Çemişgezek’in girişinde bulunan bu kayalığın, insan eliyle mi yoksa doğal yollarla mı oluştuğuna dair bilgi sahibi değiliz. Etrafında kayalıklardan ziyade, evlerin bulunması daha da bir dikkat çekiyor" dedi. İlginç kaya için herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarını, kayanın gizemini koruduğunu aktaran Ömür Abay da, "Güzide ilçemiz Çemişgezek, gerek tarihi, gerekse doğal güzellikleri sebebiyle bir hayli zengin ilçedir. Kaya ise Çemişgezek’in girişinde olması sebebiyle dışardan gelenlerin dikkatini çekmektedir. Özellikle 2008 yılında yapılan restorasyondan sonra kayanın üzerine eklenen yaban keçisi ve kınalı keklik heykeli, kayanın dikkat çekiciliğini arttırmaktadır. Nasıl ortaya çıktığına dair herhangi bir bilgimiz bulunmamaktadır. İlçemizdeki büyüklerimize, yaşlılarımıza sorduğumuzda onlarında kayanın geçmişi ile alakalı detaylı bir bilgiye sahip olmadıklarını gördük. İleri atılan bir iddiaya göre, uzun bir süre kaya mezarı olduğu düşünülüyordu. Alanında uzman bazı kişilerin görüşleri ve analizleri neticesinde, kayanın bir kaya mezarı olmadığı anlaşıldı" diye konuştu.
Bir oklavayla hayatını değiştirdi: Yarım asırlık marangoz ustası şimdi çırak bulamıyor
31 Ocak 2025 Cuma - 10:36 Bir oklavayla hayatını değiştirdi: Yarım asırlık marangoz ustası şimdi çırak bulamıyor Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki marangoz ustası Zihni Engin, 50 yıl önce bir oklava yapımıyla başlattığı mesleğini severek sürdürüyor. Engin, şimdilerde çalıştıracak çırak bulamamaktan şikayetçi. İstanbul’dan 1974 yılında memleketi Çemişgezek ilçesine dönen 70 yaşındaki Zihni Engin, marangoz bacanağının yanında yardım etme maksadıyla çalışmaya başladı. Engin’in el emeği olan oklavanın beğenilmesi, kendisini marangoz ustası olmaya teşvik etti. Engin, ustasından öğrendiği mesleğini ilerleyen yaşına rağmen 51 yıldır aralıksız sürdürüyor. Mesleğe ilk başladığı yıllarda, gençlerin meslek sahibi olmak için çıraklık eğitimi de aldığını aktaran Engin, çırak bulmanın artık çok zorlaştığını dile getirdi. Yardım etmek için geldi, marangoz oldu Gençlerin akademik eğitimleriyle birlikte, bir sanat dalına ya da bir meslek dalını öğrenmelerini, üretimden yana olmalarını öneren 70 yaşındaki marangoz ustası Zihni Engin, "Marangozluk mesleğine 1974 yılında başladım. O dönemde İstanbul’dan geldim. İlk iş olarak marangoz olan bacanağımın yanında çalışmaya başladım. İstanbul’dan geldikten sonra, kahve alışkanlığımız çok yoktu. Bir arkadaşım da bacanağımın yanında çalışıyordu. Bu mesleğe onların yanında başladım. Aslında yardım etme maksadıyla işe devam ettim. İşe devam ederek marangozluk mesleğine ilk adımımı orada attım. Meslekteki ilk tecrübem bir oklava oldu, bir tane oklava yaptım. Bacanağımın yanında çalıştıktan sonra 1975 yılında askere gittim. O dönemde memur olmak çok kolaydı. Memur olmamı istiyorlardı. Fakat benim memurluğa hevesim yoktu. Benim marangozluk mesleğinde ilk kendi dükkanımı açmam 1977 yılında oldu. O yıl vergi mükellefi oldum. İlk marangozluk yaptığım zamanlar marangoz işleri ile ilgili çok hayal kuruyordum. Yani yattığım yerde bile, bu işi böyle yapsam böyle olur diye işimi kurguluyordum. Marangozluk mesleğine hevesim çok vardı. İşe bir planya ile başladık ve Allah verdi. Çok çalıştık, uğraştık. 1980 yılında evlendim, 4 çocuk sahibi oldum. Onları yetiştirdim ve evlendirdim. Hanımım bir rahatsızlık yaşadı ve sonrasında vefat etti. 5 senedir yalnız yaşıyorum. Ben marangozluk mesleğini yarım asırdır devam ettiriyorum. Hala hevesim var, fakat artık gücümüz kalmadı o kadar’’ dedi. ’’Çırağa ihtiyacımız var ama bulamıyoruz’’ Marangozlukta ilk olarak oklava yaptığını dile getiren Engin, ’’Yaptığım oklava çok beğenildi. Çok güzel oldu. Bu benim marangozluk mesleğine daha çok teşvik etti. Daha çok heveslendim. O günden sonra, yarım asırdır bu memlekette insanlara hizmet etmeye çalışıyorum. Önceden mesela çıraklar oluyordu. Çırak rahat bulunuyordu. Gençler çırak olmak için yanımıza geliyorlardı. Mesela benim yetişmiş 4 çırağım vardı. Şimdiki gençlerde hiç heves yok. Herkes hazır memur olmak istiyor. Kahve köşelerinde vakit geçirmeye çalışıyorlar. İnternette, şurada, burada vakit geçiriyorlar. Şimdi herkes memur olmaya, hazır para, rahat para kazanmak için uğraşıyorlar. Ama alın teriyle çalışıp da para kazanmak için uğraşan pek az. Şu an ben 70 yaşındayım. Çırağa tabi ki ihtiyacımız var, ama yok, bulamıyoruz. Gençler okusunlar, fakat farklı meslek sahibi de olsunlar. Farklı iş, farklı meslek öğrensinler, üretsinler. Yani üretime katkıları olsun" diye konuştu.