Yerel Haberler
Van
Van’da "Benden Sonra Ölüm Gelir" oyunu sahnelendi 07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:39:41 Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) Muradiye Fatma Tülin-Prof. Dr. Mustafa Gediktaş Öğrenim Birimi’nde geleneksel tiyatro etkinlikleri kapsamında program düzenlendi. Etkinlikte konuşan İzkolektif Tiyatro Topluluğu Yönetmeni ve Eğitmeni Cihat Ölmez, Van’da tiyatroya farklı bir soluk kazandırmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek, ilk oyunları olan "Benden Sonra Ölüm Gelir" adlı eseri seyirciyle buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Kısa sürede genç ve dinamik bir ekiple dört temsil gerçekleştirdiklerini ifade eden Ölmez, tüm oyunların kapalı gişe oynandığını belirtti. Van seyircisinin nitelikli tiyatroya olan ilgisinin kendilerini motive ettiğini kaydeden Ölmez, "Van seyircisinin derinlikli tiyatroya olan özlemini bir kez daha görmüş olduk" dedi. Oyunun insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve hayatla ölüm arasındaki ince çizgiye dokunduğunu ifade eden Ölmez, "Seyirciye sadece eğlence sunan değil aynı zamanda düşündüren ve iz bırakan yapımlar ortaya koymayı hedefledik. Van’da tiyatronun gelişmesi ve gençlerin sanatla daha fazla buluşması adına uzun vadeli bir tiyatro anlayışı oluşturmak istiyoruz. Bizim için tiyatro sadece sahneye çıkmak değil; emek, disiplin, eğitim ve ruh meselesidir. Daha güçlü projelerle seyircinin karşısında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Ölmez, desteklerinden Muradiye Öğrenim Birimi Sorumlusu Buket Müjde başta olmak üzere etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür etti.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:36 Muradiye’nin minik yazarları ilk imzalarını attı VAN (İHA) – Van’ın Muradiye ilçesindeki Bebek ve Çocuk Kütüphanesi tarafından "Hayallerimiz Sayfalara Sığdı" sloganıyla düzenlenen ilham verici buluşmada minik yazarlar ilk imzalarını attı. Kütüphane müdavimi olan ve hayallerini kaleme döken dört Yazel Efna, Ruken, Eflin ve Elanur isimli minik yazarlar, düzenlenen imza gününde ilçenin kurum amirleri, akranları ve aileleri ile bir araya geldi. Kütüphanenin minik kalemlerine protokol üyeleri tarafından "Geleceğin Yazarı Sertifikası" takdim edildi. Sertifikalarını alarak büyük mutluluk yaşayan minik yazarlar, kendileri için hazırlanan masalarda akranları, aileleri ve kurum amirleri için ilk kitaplarını gururla imzaladılar. Kütüphane kullanıcısı dört minik yazar; doğa sevgisi, aile yılı, kütüphane ve kitap kültürü gibi anlamlı temalarda kaleme aldıkları eserleriyle okurlarının karşısına çıktı. Kütüphane ortamında iyileşen çocukların kendi hikâyelerini anlatmaya başlaması, törene katılan misafirler tarafından büyük takdir topladı. Kütüphane Sorumlusu Miras Kızılkaya, küçük ellerin büyük eserler ortaya koyduğuna hep birlikte tanıklık ettiklerini belirterek, "Kütüphanemizi, hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir üretim merkezi olarak görüyoruz. Minik yazarlarımızın bu ilk imza günü, aslında gelecekte yazacakları büyük başarı hikâyelerinin de ilk cümlesidir" ifadelerini kullandı. Program, minik yazarların protokol üyeleri, arkadaşları ve aileleriyle çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:31 Muradiye’nin minik yazarları ilk imzalarını attı Van’ın Muradiye ilçesindeki Bebek ve Çocuk Kütüphanesi tarafından "Hayallerimiz Sayfalara Sığdı" sloganıyla düzenlenen ilham verici buluşmada minik yazarlar ilk imzalarını attı. Kütüphane müdavimi olan ve hayallerini kaleme döken dört Yazel Efna, Ruken, Eflin ve Elanur isimli minik yazarlar, düzenlenen imza gününde ilçenin kurum amirleri, akranları ve aileleri ile bir araya geldi. Kütüphanenin minik kalemlerine protokol üyeleri tarafından "Geleceğin Yazarı Sertifikası" takdim edildi. Sertifikalarını alarak büyük mutluluk yaşayan minik yazarlar, kendileri için hazırlanan masalarda akranları, aileleri ve kurum amirleri için ilk kitaplarını gururla imzaladılar. Kütüphane kullanıcısı dört minik yazar; doğa sevgisi, aile yılı, kütüphane ve kitap kültürü gibi anlamlı temalarda kaleme aldıkları eserleriyle okurlarının karşısına çıktı. Kütüphane ortamında iyileşen çocukların kendi hikâyelerini anlatmaya başlaması, törene katılan misafirler tarafından büyük takdir topladı. Kütüphane Sorumlusu Miras Kızılkaya, küçük ellerin büyük eserler ortaya koyduğuna hep birlikte tanıklık ettiklerini belirterek, "Kütüphanemizi, hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir üretim merkezi olarak görüyoruz. Minik yazarlarımızın bu ilk imza günü, aslında gelecekte yazacakları büyük başarı hikâyelerinin de ilk cümlesidir" ifadelerini kullandı. Program, minik yazarların protokol üyeleri, arkadaşları ve aileleriyle çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:13 DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) öncülüğünde gerçekleştirilen Doğu Anadolu Kariyer Fuarı’na (DAKAF’26) katılan Lokman Hekim Van Hastanesi, gençlerin istihdam ve kariyer planlamalarına yönelik yürüttüğü rehberlik çalışmalarıyla ön plana çıktı. Bölgedeki 9 üniversitenin paydaşlığı ve İŞKUR koordinatörlüğünde Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen DAKAF’26, "Gençliğin Üretim Çağı" temasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. 140’tan fazla kurumun yer aldığı organizasyonda Lokman Hekim Van Hastanesi, gençlerle buluşarak profesyonel iş hayatına dair önemli paylaşımlarda bulundu. Fuar boyunca hastane standını ziyaret eden çok sayıda öğrenci ve mezun, sağlık sektöründeki kariyer fırsatları hakkında bilgilendirildi. Gençlere, profesyonel gelişim süreçleri ve sektörün beklentileri konularında rehberlik eden hastane yetkilileri, yeni mezunların iş başvurularını da doğrudan kabul ederek istihdama yönelik somut adımlar attı. Gençlerin geleceğine yönelik sunulan rehberlik faaliyetlerinin yanı sıra, organizasyona gümüş sponsor olarak destek veren Lokman Hekim Van Hastanesinin plaketi, Genel Müdür Ömer Tok’a takdim edildi. Gençlerin iş dünyasına hazırlanması noktasında köprü vazifesi gören hastane, fuarın en çok ilgi gören stantlarından biri oldu.
Van’da "3. Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi" başladı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 13:34 Van’da "3. Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi" başladı Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle bu yıl 3’üncüsü düzenlenen "Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi" Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ev sahipliğinde başladı. Van Evliya Çelebi Uygulama Otelinde düzenlenen ve 3 gün sürecek olan Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi, Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenler ve doğa bilimcileri katılmasıyla başladı. "Doğaya ilk günkü gibi" sloganıyla düzenlenen kongre; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi ve İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi gibi 18 üniversitenin iş birliğiyle gerçekleşti. Kongrede, doğa ve yaban hayatı üzerine yapılan güncel bilimsel çalışmalar sunulacak, Türkiye’nin yaban hayatına dair önemli veriler, araştırmalar ve koruma stratejileri ele alındı. Kongreye videolu mesaj gönderen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise ülkenin biyoçeşitliliğine dikkat çekerek, Anadolu parsının fotokapana yansıyan yeni görüntülerini paylaştı. "Türkiye’nin biyoçeşitlilik haritası ortaya çıkarıldı" Kongrede bir konuşma yapan Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, Türkiye’nin dünya üzerindeki en zengin biyoçeşitliliğe sahip ülkelerden biri olduğunu belirtti. Avrupa’da yaklaşık 15 bin bitki türü bulunurken, Türkiye’de sadece 12 bin civarında bitki türünün mevcut olduğuna dikkat çeken Genel Müdür Çokçetin, "Bu da ülkemizin, neredeyse tek başına bir Avrupa kıtasıyla eşdeğer düzeyde biyoçeşitliliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, dünyada sekiz bitki gen merkezi bulunmaktadır ve bu merkezlerin üçünün kesiştiği tek ülke Türkiye’dir. Bu özelliğiyle ülkemiz, biyoçeşitlilik açısından adeta bir kıta niteliği taşımakta ve aynı zamanda dünya kuş göç yolları açısından da stratejik bir konumda yer almaktadır. Peki, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü olarak biz bu konuda ne yapıyoruz? Bu alanda önemli bir proje olan ‘Ulusal Biyoçeşitlilik Veritabanı’ oluşturulmuştur. Proje kapsamında; 12 bin 141 flora ve bin 263 fauna türü olmak üzere toplam 13 bin 404 takson tespit edilmiştir. Damarlı bitkiler, memeliler, kuşlar, iç su balıkları, sürüngenler gibi gruplarda hem literatür taramaları hem de arazi çalışmaları yapılmış; elde edilen tüm veriler ‘Nuh’un Gemisi’ adlı veritabanına kaydedilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda Türkiye’nin biyoçeşitlilik haritası ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda elde edilen 1 milyon 900 binin üzerindeki veri, şu anda veritabanımızda kayıtlı durumdadır. Son yıllarda yaban hayatının önemi daha da belirgin hale gelmiştir. Özellikle pandemi süreciyle birlikte doğa ile insanın iç içe ve barışık yaşamasının ne denli gerekli olduğu daha iyi anlaşılmış; yapılan araştırmalar, birçok türün ekosistemler açısından kilit faktör olduğunu ortaya koymuştur" dedi. "Anadolu parsı fotokapanlar sayesinde yeniden görüntülendi" Geçmişte Anadolu parsının Türkiye’de neslinin tükendiğinin düşünüldüğünü, ancak izinin sürülmeye devam edildiğini hatırlatan Çokçetin, "1970’li yıllardan sonra uzun süre görüntülenemeyen Anadolu parsı, son yıllarda fotokapanlar sayesinde yeniden görüntülenmiştir. Bu gelişme, türün tamamen yok olmadığını ve belirli bölgelerde yaşamını sürdürdüğünü göstermiştir. Bu bölgeler, koruma altına alınmış olup güvenlik gerekçesiyle yerleri kamuoyuyla paylaşılmamaktadır. Şu anda birkaç lokasyonda varlığını tespit ettiğimiz Anadolu parsını takip ediyor, bu türün çoğalması ve gelecek nesillere aktarılması için bilimsel çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle türün çoğaltılmasına yönelik bilim insanlarıyla iş birliği içerisindeyiz" diye konuştu. Bu tür organizasyonların zor bir şekilde düzenlendiğini dile getiren Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu ise kongrenin ülkeye hayırlı olmasını temenni etti. "Sorunların üstesinden gelmek bizim elimizdedir" Van YYÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydın Görmez de Anadolu’nun yüzyıllardır farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını belirterek, "Bu coğrafya yaban hayatı bakımından önemli bir yere sahiptir. Ağrı Dağı eteklerinde dolaşan boz ayılar, gökyüzünde süzülen kartallar, Van Gölü’nde yaşayan inci kefali ve diğer birçok canlı türleri bu toprakların bize emanetidir. İklim değişikliği, kaçak avcılık ve canlıların yaşam alanlarının daralması gibi birçok sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunların üstesinden gelmekte bizim elimizdedir" şeklinde konuştu. Bölgenin coğrafi konum ve şartları nedeniyle yaban hayvanların popülasyonu konusunda zengin olduğunu ifade eden DKMP 14. Bölge Müdürü Melikunnas Özkaya ise "Ülkemizdeki biyoçeşitliliği kıyasladığımızda, ülkemizde bulunan 12 bin 141 bitki türünün 4 bin 850’si ve 3 bin 148 endemik türün 465’i bölgemizde bulunmaktadır. 132 memeli türün 31’i ve 457 kuş türünün 293’ü bölgemizin sulak alanlarında yaşamaktadır. Kongrenin bölgemizde düzenlenmesi tesadüf değildir aksine biyolojik zenginliğimizden dolayı burada yapılmaktadır" dedi. Etkinlik hakkında bilgi veren Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan da kongrenin hem akademik dünyaya hem de doğa koruma çalışmalarına katkı sunacağını dile getirerek, şunları söyledi: "2015 yılında ilk kongremizi düzenlediğimizde sonuç beyannâmesi olarak 5 maddenin tamamı da hayata geçti. 2022 yılında tekrardan düzenlediğimiz kongre sonucunda ise sonuç beyannâmesinin 9 maddesi uygulandı. Bundan sonra doğaya, yaban hayvanlarına daha fazla çalışacağımızın sonucu olarak görüyorum. Kongre öncesi 18 üniversitelerimizin tamamıyla görüştük. Üniversitelerimizin, kurumlarımızın, belediyelerin ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ve ilgisi bizi çok mutlu etti." Kongre, DKMP Genel Müdürü Kadir Çokçetin’nin katılımıyla tedavisi tamamlanan yırtıcı kuşların doğaya salınmasıyla devam etti.
İzmir ve Kahramanmaraş’tan gelen glomus tümörlü hastalar şifayı Van’da buldu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 12:44 İzmir ve Kahramanmaraş’tan gelen glomus tümörlü hastalar şifayı Van’da buldu İzmir ve Kahramanmaraş’ta glomus tümörüne yakalanan hastalar, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, son iki haftadır 6 tane glomus tümörü ameliyatı yaptıklarını ifade ederek, "İl dışından gelen bu iki hastamız hem yaşları genç hem de tümörleri oldukça ileri tümörlerdi. İzmir’den gelen Ayça Özgem Gürsoy 24 yaşında ve yaklaşık 7 santimlik tümörü olan bir hastamızdı. Bu hastamız, çocukluğundan beri sürekli doktor kontrolünde olup boynunda zaman zaman şişkinlikler olmuş ama hiçbir ultrasonla bu kontrol edilmemiş. Bize geldiğinde 7,5 santim glomus tümörü vardı ve tamamen şahdamarını sarmış hem internal karotis hem eksternal karotisi içine alan bir tümördü. Oldukça zor bir ameliyattı. Bu kadar ameliyat yapmama rağmen beni bile çok zorlayan bir tümördü. Allah’a şükür çıkardık ve hiçbir komplikasyon da gelişmedi. Nilüfer Özyeşildağ isimli hastamız da Kahramanmaraş’tan geldi. Nilüfer hanımın tümörü 10 santime yakındı. Onun en büyük avantajı, damarı sarmadığı için tümörü daha büyük olmasına rağmen daha rahat çıktı. İkisi de çok özellikli hastalardı. Bunlar başka yerlerde çıkarılamaz denilen tümörlerdi. Allah’a şükür ikisinin de ameliyatı başarıyla geçti. İkisi de taburcu haline geldi" dedi. Glomus tümöründe en önemli şeyin erken tanı olduğuna vurgu yapan Dr. Başel, "Burada en önemli şey erken tanıdır. Eskiden hekime ulaşmak, tetkik yapmak, bu tür filmleri çekmek zordu ama şu anda öyle değil. Artık her yerde bunların filmleri çekilebiliyor. Özellikle ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve boyunda kitle hissi olduğu zaman bir ultrason çekilip tanısı konsa, hastalarımız bu kadar mağdur olmaz. Ayça hanımın bütün ailesi bir haftadır burada. Yine Nilüfer hanımın riskli olduğu için bütün ailesi bir minibüsle buraya geldiler. Bu sıkıntılar neden yaşasınlar ki. Basit bir şekilde erken tanı konsa, bulundukları şehirde bunun tedavisi yapılır" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 4 ay önce boynunda tümör olduğunu öğrendiğini belirten Ayça Özgem Gürsoy ise tümörün çok hızlı büyüdüğünü belirterek, "Büyük hastanelerde MR çekildi. Bu arada bizde daha önce aynı hastalıktan burada tedavi olmuş Bursalı bir hastaya ulaştık ve Halil Hocayı bulduk. Şu anda iyiyim. Çok teşekkür ederim" dedi. Kahramanmaraş’tan gelen Nilüfer Özyeşildağ isimli hasta ise 2019 yılında çekilen MR’ında tümörün gözükmesine rağmen kimsenin fark edemediğini belirterek, Bize lenf bezi dediler. Çok hastaneler gezdik ama gittiğimiz hastanelerde ‘felç olabilir, ses kısıklığı olabilir’ gibi çok riskler söylediler. Bizde araştırmalar sonucunda Van’a geldik. Burada korktuğumuz bir şey olmadı. Çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Van Gölü havzasında kuş popülasyonu canlandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 11:05 Van Gölü havzasında kuş popülasyonu canlandı Türkiye’nin sulak alanlarının beşte birine sahip Van Gölü havzasında gözlemlenebilen 215 tür kuş, bu yıl yağışların da etkisiyle daha kolay beslenme ve üreme imkanı buluyor. Türkiye’deki yüzlerce kuş türünden 215’inin gözlemlenebildiği Van Gölü havzasında, kuşlar bu yıl yağışların da etkisiyle daha kolay beslenme ve üreme imkanı buluyor. Türkiye’nin sulak alanlarının beşte birini oluşturan havzada barınan farklı kuş türleri, ziyaretçilerine unutulmayacak güzellikler sunuyor. Kuş bilimi açısından da bilim adamlarının araştırmalarını tercih ettiği alanların başında gelen Van Gölü havzası, flamingo, kuğu, dikkuyruk, uzun bacak, kılıçgaga, balıkçıl, halkalı cılıbıt, sakar meke gibi narin türlere ev sahipliği yapıyor. Kuşların göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle her dönem farklı kuş türlerinin gözlemlenebildiği bölgenin, tüm dünyaya tanıtılması amacıyla her yıl festivaller düzenleniyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü de sulak alanların bulunduğu bölgede, kuşların sıkıntılarla karşılaşmadan beslenebilmeleri, doğal yaşam alanlarının korunması ve rahatlıkla üreyebilmeleri için gerekli önlemleri alıyor. "Türkiye’deki sulak alanların beşte birini Van Gölü havzası oluşturuyor" Van Gölü havzasında yaban hayat yönünden çok zengin olduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanlarını Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Türkiye’deki sulak alanların beşte birini Van Gölü havzası oluşturuyor. Bu nedenle sucul ve karasal yaban hayvanı çeşitliliği türü fazla. Yaban hayvanları bir meteoroloji uzmanıdır. Eğer bir yerde gıda ve güvenlik var ise mevsimde iklimde uygunsa oraya yerleşirler. Son 2 senedir ilkbahar mevsimi yağmurlu geçtiği için üremek için Van Gölü havzasına gelen yaban hayvanların çeşitliği de artmakta. Eğer biz sazlıklarımızı yakmazsak son zamanlarda bazen bilinçli bazen bilinçsiz sazlıklar yanmaya başladı. Bazen de mangal yakmak sigara atmak gibi insan eliyle olan yangınlar oldu. Bu mevsimde doğa gezisine gitmek isteyenler yaban hayvanlarının yavrularını rahatsız etmemeleri gerekiyor. Yuvada bir hayvan görürlerse veya başıboş bir yaban hayvanı görürlerse karışmamaları lazım. Eğer yavruysa annesi yakındadır. Hem kendilerinin tehlikeye girmemesi hem de ekolojik dengenin yaban hayatının bozmaması için doğada gezerken çok dikkatli olmaları. Oranın doğasıyla ilgili bilgi sahibi olmaları ve yaban hayvanları rahatsız edici durumlardan vazgeçmeli. Çünkü yaban hayvanları popülasyonu Van Gölü havzasında attı. Bu sürüngeninden, kanatlısından, memelisinden, sucul hayvanlarından her çeşit türde yaban hayvanı bahar mevsiminin gelmesiyle çoğaldı. Bahar mevsimi üreme demektir çoğalma demektir. İşte bazı hayvanlar da buraya üremek için gelirler. Eğer siz doğada keklikleri, Kartalları, yırtıcıları yuvalarını bozarsanız onlar bir daha güvenli görmedikleri yere gelmezler. Oda bir sene sürmez. Bir kuşta en az 5 yıldan sonra güvenli oldukları yerde yuva yapar ve yerleşirler. Biz korkutma, bir güvensiz durumu beş yıl ötelemesine kaynaklanır. Biz 5 yıl güvenli de olsak hayvan buraya gelmez. İklim müsait, çevre müsait, her şey müsait. Ekolojik ve biyoçeşitliliğin artması için her şeyin müsait. Bize düşen bu ortamı bozmamak ve doğal hayata sahip çıkmak" dedi.
Van’da "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri başladı
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 17:20 Van’da "Türk Mutfağı Haftası" etkinlikleri başladı Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde 21-27 Mayıs tarihleri arasında ülke genelinde kutlanan Türk Mutfağı Haftası Van’da da çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Van Büyükşehir Belediyesi ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından Van Müzesi konferans salonunda düzenlenen açılış programı ve panelle Van’ın zengin mutfak kültürü tanıtıldı. Her yıl 21-27 Mayıs tarihlerinde çeşitli etkinliklerle kutlanan Türk Mutfağı Haftası, Van’da renkli görüntülere sahne oldu. Van İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen açılış töreni ile start verilen kültür mutfağı panelinde Van kahvaltısı ve geleneksel yemeklerinin tanıtımı yapıldı. Geleneksel yemeklerin korunması, genç kuşaklara bu mirasın aktarılması konusunda fikir alışverişinde bulunulan panelde, yeni şeflerin yetiştirilmesi, yerel malzemelerin çağdaş tekniklerle yeniden yorumlanması ve akademik çalışmalarla bu kültürün kayıt altına alınması gerektiği de vurgulandı. Panelde; Van’a özgü yemekler, yerel ürünlerin coğrafi işaret süreci ve gastronomi turizminin Van için sunduğu fırsatlar da münazara edildi. Bir hafta sürecek Türk Mutfağı Haftası boyunca çeşitli etkinlikler ile birlikte, uygulamalı atölyeler, yerel ürün sunumları ve geleneksel çay kültürü tanıtımlarıyla Van’da mutfak kültürüne dair farkındalık arttırılmaya devam edecek.
Van İl Halk Kütüphanesine yoğun ilgi
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 13:36 Van İl Halk Kütüphanesine yoğun ilgi Van’da 2022 yılında hizmete başlayan İl Halk Kütüphanesi yoğun ilgi görüyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Van İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mehmet Sait Pişkin, 2022 yılında hizmete açılan kütüphanede kültür, sanat, edebiyat, felsefe, tarih, coğrafya gibi alanlarda bütün kitapların yer aldığını ifade ederek, sabah 08.00 ila akşam 17.00 saatleri arasında hizmet sunduklarını söyledi. Bebek bölümü, çocuk bölümü ve yetişkin olmak üzere kütüphanenin üç bölümden oluştuğunu vurgulayan Pişkin, "2022 yılından önce 225 bin kitabımız vardı ancak valimizin ilimize teşriflerinden sonra şu anda 554 bin kitabımız var. Bu, çok büyük ve çok güzel bir rakam. Bunun yanında üye sayımızda da büyük bir artış söz konusu. Nüfusa oranla Türkiye’de kütüphane üyeliği en çok olan il sıralamasında birinci sıradayız. Şu anda halihazırda 4’ü bebek ve çocuk olmak üzere 20 kütüphanemiz hizmet vermektedir. Yani Van, kütüphane anlamında altın çağını yaşıyor" dedi. Günümüzde artık kütüphane konseptinin tamamen değiştiğine dikkat çeken Pişkin, "Kütüphaneler biraz sosyal yaşam merkezi haline geldi. Günümüzde kütüphaneler, sadece kitap alıp verme değil de kültürel, sosyal, yaşam, aile ve benzeri etkinliklerin düzenlendiği, konferansların, panellerin, yazar-okur buluşmalarının, yarışmaların oluşturulduğu birer kültür ve sanat merkezi halini almıştır" ifadelerini kullandı. Kitaba erişim noktasında sıkıntı yaşayan vatandaşlar ve öğrenciler için gezici kütüphane aracı hizmeti sunduklarını belirten Pişkin, "Kütüphaneye ulaşmada dezavantajlı olan vatandaşlarımıza gezici kütüphane aracımızla hizmeti götürmekteyiz. 15 günde bir aynı noktaya uğruyoruz ve bıraktığımız kitapları yenisiyle değiştiriyoruz. Yani bize gelemeyene bizler hizmeti götürüyoruz. Bunun yanında yine evinde çalışma ortamı olamayan ya da çalışma ortamında sıkıntı yaşayan öğrencilerimiz, kütüphane bünyesinde oluşturulan salonlarda, rahatça ders çalışıp sınava hazırlanabiliyorlar. Öğrenciler, sabah 08.00’dan gece 23.00’a kadar güvenli bir ortamda sınavlara hazırlanıyorlar. Çok aşırı bir yoğunluk söz konusu. Bazen çalışma salonlarında oturup, ders çalışmak veya sınavlara hazırlanabilmek için öğrenciler sırayla alınıyor" diye konuştu. Öğrenciler ise evde rahat bir ortam bulamadıkları için Van İl Halk Kütüphanesi salonlarında sınava hazırlandıklarını belirterek, böyle bir imkanı kendilerine sunan yetkililere teşekkür ettiklerini söylediler.
Dağlardan toplanan otlar hem şifa hem kazanç sağlıyor
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 13:15 Dağlardan toplanan otlar hem şifa hem kazanç sağlıyor Van’da baharın gelmesiyle birlikte dağlardan büyük emeklerle toplanan şifalı otlar, tezgâhlardaki yerini aldı. Van’ın yüksek rakımlı bölgeleri ve yaylalarında toplanan kenger, çiriş, heliz, mendi, sirmo, akpancar (keledoş otu), kuzukulağı ve uçkun gibi doğal otlar, kentteki birçok sokakta kurulan tezgâhlarda satışa sunuluyor. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği bu otlar, hem geçim kaynağı hem de şifa deposu olarak öne çıkıyor. Kilogram fiyatı 150 liradan başlayıp 250 liraya kadar ulaşan otlar, yöresel lezzetlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Özellikle Van’ın meşhur otlu peynirinin yapımında kullanılan bazı otlar, yöresel yemeklere de ayrı bir tat katıyor. Bölge halkı tarafından büyük ilgi gören bu otlar, taze olarak tüketilebildiği gibi kurutularak kış aylarında da değerlendiriliyor. Yüksek kesimlerde zorlu şartlar altında toplanan otlar, hem ekonomik kazanç sağlıyor hem de doğal beslenmeyi tercih eden vatandaşların sofralarını süslüyor. "Otların toplanması çok zor" İHA muhabirine konuşan Gürgin Taraduş isimli vatandaş, dağlardan topladıkları otları pazarda sattıklarını belirtti. Otların hem otlu peynirde hem de yöresel yemeklerde kullanıldığını ifade eden Taraduş, "Buraya özellikle hayvan sahipleri ve yöresel yemeklere ilgi duyanlar geliyor. Pancar kısmı bu yıl biraz geç toplandı. Kar nedeniyle yaylaya çıkılamadı, bu yüzden bazı otlar sararmaya başladı. Bu otları 10 gün sonra burada bulamazsınız. Fiyatlar bu yıl biraz daha yüksek. Geçen yıl 100 liraya sattığımız otu bu yıl 150-200 liraya satıyoruz. Bazı otların fiyatı peynir fiyatını geçti. Bu otların toplanması çok zor; kilometrelerce yol yürünüyor. Sabahtan akşama kadar 10 kilogram bile toplanamıyor. Uzak yerlerden sırtlanarak getiriliyor, bu da işi oldukça meşakkatli hale getiriyor. Özellikle kayalık bölgelerden toplanan kuzukulağı otunun toplanması çok zor. Bu yüzden kuzukulağı ve keledoş otunun kilogram fiyatı 250 lirayı buluyor" dedi. Pazarda şifalı otları satın alan vatandaşlar ise bu otları hem taze tükettiklerini hem de kurutarak kışlık yaptıklarını belirttiler.