Yerel Haberler
Van
Van TSO ile Bodrum Vanlılar Derneği’nden ortak talep: "Van-Bodrum uçak seferleri başlamalı" 08 Mayıs 2026 Cuma - 14:25:12 Van TSO Başkanı Necdet Takva ile Bodrum Vanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kalkanlı imzasıyla; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile hava yolu şirketlerine yazı gönderilerek, Van-Bodrum arasında uçak seferlerinin başlatılması talep edildi. Bodrum Vanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kalkanlı, yönetim kurulu üyeleri ve Van Vakfı Eski Başkanı Müjdat Çelik; Van Ticaret ve Sanayi Odası’nı (Van TSO) ziyaret etti. Ziyarette; Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Meclis Başkanı Turan Avcı, TOBB Delegesi Şefik Eren, Meclis Katip Üyesi Cüney Gezin ve Meclis Üyesi Mahacir Mercan yer aldı. Van-Bodrum arasında uçak seferlerinin başlaması konusunun istişare edildiği görüşmede, Van TSO Başkanı Necdet Takva ile Bodrum Vanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kalkanlı imzasıyla; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 4 hava yolu şirketine yazı yazıldı. Başkan Takva ve Kalkanlı imzasıyla gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi: "Malumlarınız olduğu üzere Van şehrimiz ile Bodrum ilçemiz ülkemizin önemli turizm destinasyonları arasında yer almaktadır. Özellikle yaz sezonunda artan turizm hareketliliği ve ticari ilişkiler dikkate alındığında iki destinasyon arasında doğrudan uçuş ihtiyacı her geçen gün daha belirgin hâle gelmektedir. Hâlihazırda iki destinasyon arasında doğrudan uçuş bulunmaması nedeniyle vatandaşlarımız uzun aktarmalı yolculuklar yapmak zorunda kalmakta, bu durum hem ciddi zaman kaybına hem de ekonomik maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Kara yolu ile Van-Bodrum arasındaki mesafe yaklaşık 1.800 kilometreyi bulmakta olup yolculuk süresi 24 saati aşabilmektedir. Uzun mesafe, yüksek ulaşım maliyetleri, mevsimsel hava şartları ve aktarmalı seyahat zorunluluğu vatandaşlarımız açısından önemli mağduriyetler oluşturmaktadır. Özellikle turizm sezonunda yoğun talep oluşmasına rağmen yeterli ulaşım alternatifinin bulunmaması bölgesel hareketliliği olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, Bodrum yaz sezonunda yerli ve yabancı turist yoğunluğuyla nüfusu katlanarak artan, ülkemizin uluslararası ölçekte tanınan turizm merkezlerinden biridir. Van ise sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal değerlerin yanı sıra yıllık yaklaşık 1 milyon İranlı turisti ağırlayan önemli bir cazibe merkezidir. Bahse konu şehirlerimiz yalnızca il ve ilçe ölçeğinde değil; bölgesel ve uluslararası düzeyde turizm, kültür ve ticaret açısından stratejik öneme sahiptir. Planlanacak doğrudan uçuş seferleri sayesinde; başta İran olmak üzere Irak, Ermenistan, Yunanistan ve çevre ülkelerden gelen turistlerin ulaşımı kolaylaşacak, Ege ve Doğu Anadolu bölgeleri arasındaki turizm entegrasyonu güçlenecek, çevre illerin de ulaşım ihtiyacına katkı sağlanacaktır. Bu durum ülkemizin turizm gelirlerine, ekonomik hareketliliğine ve bölgesel kalkınmasına önemli katkılar sunacaktır. Bu kapsamda; özellikle sezonluk veya belirli dönemlerde Van - Bodrum arasında direkt uçuş seferlerinin planlanmasını talep ediyoruz."
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:25 Zamana direnen gelenek: Bahçesaray’da traktörün giremediği dik yamaçlarda karasaban mesaisi Van’ın Bahçesaray ilçesinde zorlu arazi şartları ve ulaşım sıkıntıları, çiftçileri yeniden geleneksel yöntemlere yöneltti. Modern tarım araçlarının ulaşamadığı yüksek rakımlı ve engebeli arazilerde, yıllardır unutulmaya yüz tutan karasabanlar yeniden gün yüzüne çıktı. Teknolojinin tarımın her alanına girdiği günümüzde, Van’ın Bahçesaray ilçesinde çiftçiler binlerce yıllık bir geleneği yaşatmaya devam ediyor. Sarp dağların arasında kurulu olan ilçede, arazi yapısının engebeli olması ve dik yamaçlar nedeniyle traktörlerin giremediği tarlalar, öküzlerin sürüldüğü karasabanlarla sürülüyor. İlkbaharın gelişiyle birlikte karların eridiği yamaçlarda mesaiye başlayan çiftçiler, sabahın ilk ışıklarıyla tarlalarına iniyor. Öküzlerin gücünden faydalanılan bu zorlu süreçte, toprak büyük bir titizlikle işleniyor. Bölge halkı, geçmişten bugüne aktarılan tarım kültürünü yaşatmanın yanı sıra üretimi sürdürebilmek adına eski yöntemlere sarıldıklarını belirtti. Çiftçiler, "Traktörler burada iş göremiyor. Mecburen dedelerimizin yöntemine dönüyoruz. Zor ama toprağı işlemek zorundayız" diyerek yaşadıkları zorlukları dile getirdi. Bahçesaray’da yaşanan bu durum, teknolojinin her alana ulaşamadığını bir kez daha gözler önüne sererken, geleneksel üretim yöntemlerinin hâlâ hayati önem taşıdığını ortaya koydu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:19 Zamana direnen gelenek: Bahçesaray’da traktörün giremediği dik yamaçlarda karasaban mesaisi Van’ın Bahçesaray ilçesinde zorlu arazi şartları ve ulaşım sıkıntıları, çiftçileri yeniden geleneksel yöntemlere yöneltti. Modern tarım araçlarının ulaşamadığı yüksek rakımlı ve engebeli arazilerde, yıllardır unutulmaya yüz tutan karasabanlar yeniden gün yüzüne çıktı. Teknolojinin tarımın her alanına girdiği günümüzde, Van’ın Bahçesaray ilçesinde çiftçiler binlerce yıllık bir geleneği yaşatmaya devam ediyor. Sarp dağların arasında kurulu olan ilçede, arazi yapısının engebeli olması ve dik yamaçlar nedeniyle traktörlerin giremediği tarlalar, öküzlerin sürüldüğü karasabanlarla sürülüyor. İlkbaharın gelişiyle birlikte karların eridiği yamaçlarda mesaiye başlayan çiftçiler, sabahın ilk ışıklarıyla tarlalarına iniyor. Öküzlerin gücünden faydalanılan bu zorlu süreçte, toprak büyük bir titizlikle işleniyor. Bölge halkı, geçmişten bugüne aktarılan tarım kültürünü yaşatmanın yanı sıra üretimi sürdürebilmek adına eski yöntemlere sarıldıklarını belirtti. Çiftçiler, "Traktörler burada iş göremiyor. Mecburen dedelerimizin yöntemine dönüyoruz. Zor ama toprağı işlemek zorundayız" diyerek yaşadıkları zorlukları dile getirdi. Bahçesaray’da yaşanan bu durum, teknolojinin her alana ulaşamadığını bir kez daha gözler önüne sererken, geleneksel üretim yöntemlerinin hâlâ hayati önem taşıdığını ortaya koydu.
Evlat nöbetindeki aileler: "Umudumuzu kaybetmiyoruz"
08 Mayıs 2025 Perşembe - 14:51 Evlat nöbetindeki aileler: "Umudumuzu kaybetmiyoruz" Terör örgütü PKK tarafından evlatları dağa kaçırılan aileler, evlatlarına kavuşmak için umutlarını yitirmeden eylemlerine devam edeceklerini söyledi. Van’da çocuklarına kavuşmak isteyen ailelerin, DEM Parti il binası önünde başlattığı oturma eylemi devam ediyor. Eylemlerinin 101’inci haftasında bir araya gelen 35 aile, ellerindeki dövizlerle DEM Parti İl Başkanlığı önüne kadar yürüdü. Sloganlar atan aileler, tek amaçlarının evlatlarına kavuşmak olduğunu belirtti. Aileler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin attığı adımlar için desteklerini bu hafta da yeniledi. Eyleme kızı Şeyma için katılan Nazlı Sancar, her hafta bir umutla DEM Parti il binası önüne gelerek evlatlarına kavuşmak için eylem yaptıklarını belirtti. Sancar, "Evlatlarımız katillerin elinden kurtulup gelmesini istiyoruz. Böylece hayatlarına kaldıkları yerden devam etsinler. Evlatlarımızın peşini bırakmayacağız. Bu katillere çocuklarımızı bırakmayacağız. Kendi çocuklarını dağa göndersinler, bizim gibi fakir fukaraların çocuklarını göndermesinler. Biz burada haklarımız olan evlatlarımızı istiyoruz. Evladın tarifi yok. 14 yıldır evlat acısı çekiyorum. Her yanım eksiktir. Ne anneler günü ne de başka bir gün, her günümüz buruk geçiyor. Kızım Şeyma beni görüyor ve duyuyorsan gel devlet güçlerimize teslim ol" dedi.
Van’da inci kefali av yasağı için 18 araç kiralandı
08 Mayıs 2025 Perşembe - 10:10 Van’da inci kefali av yasağı için 18 araç kiralandı Van Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından inci kefali av yasağı döneminde kaçak avcılıkla mücadele kapsamında 18 araç kiralandı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan açıklamada, yalnızca Van Gölü’nün sodalı suyunda yaşayabilen ve üreme döneminde akarsu ile dere yataklarına göç ederek yumurtalarını bırakan inci kefalinin, 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında avlanmasının, bulundurulmasının, satışının ve naklinin yasak olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, her yıl olduğu gibi bu yıl da yasak avcılıkla etkin şekilde mücadele edebilmek amacıyla 18 aracın kiralandığı belirtilerek, bu araçların jandarma, emniyet, sahil güvenlik ile il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerine tahsis edildiği bildirildi. Ayrıca, yasak döneminde kullanılmak üzere jandarma, sahil güvenlik ve ilçe müdürlüklerine kısa çizme, boy çizmesi, led ışıklı el ve kafa fenerleri, eldiven gibi ekipman desteği de sağlandığı kaydedildi. İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, inci kefali av yasağı süresince tüm koordinasyonun kendi ekiplerince yürütüldüğü ve kolluk kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu tüm malzemelerin karşılandığı belirtilerek, "İl ve ilçe müdürlüklerimiz olarak kolluk kuvvetlerimizle birlikte 7/24 denetimler gerçekleştiriyoruz. Van’ın ekonomisine büyük katkı sağlayan ve endemik bir tür olan inci kefalini korumak, gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla kaçak avcılığa kesinlikle müsaade etmeyeceğiz" ifadelerine yer verildi.
İnci kefalinin Van Gölü’nden tatlı sulara göçü devam ediyor
08 Mayıs 2025 Perşembe - 10:06 İnci kefalinin Van Gölü’nden tatlı sulara göçü devam ediyor Van Gölü’ndeki binlerce inci kefali, su sıcaklığının yeterli seviyeye yükselmesiyle üremek için akışın tersine yüzerek tatlı sulara göç ediyor. Van Gölü kıyısındaki yerleşim yerlerinde 20 bini aşkın kişinin geçim kaynağı inci kefali, her yıl üreme dönemi 15 Nisan-15 Temmuz’da zorlu yolculuğa çıkıyor. Gölün tuzlu ve sodalı suyundan derelerdeki tatlı sulara ulaşmak için suyun akışının tersine yüzen, karşısına çıkan engelleri zıplayarak geçmeye çalışan balıklar, her yıl bu mevsimde görsel şölen sunuyor. Balıkların neslini sürdürebilmek amacıyla ortaya koyduğu mücadeleyi izlemek için de her yıl binlerce yerli ve yabancı turist kente geliyor. İnci kefali Van Gölü’ne dökülen 111 dere içerisinde en çok yoğun olan Erciş ilçesindeki Deli Çay ile Muradiye ilçesinde olan Bendimahi Çayı’nda gözlemleniyor. İnci kefalleri daha güvenli olduğu için bu zorlu mücadeleyi gece yapıyor. Binlerce ton balığın dereye aynı anda akın edince kaçak balık avlayanlarda bu durumu fırsata çevirmek işitiyor. Bu neden ve başta jandarma olmak üzere kolluk kuvvetleri bu derelerde 7/24 nöbet tutuyor. "Vatandaşlarımızı inci kefalinin göçü izlemeye ve korumaya davet ediyoruz" Muradiye Kaymakamı Melih Aydoğan, zaman zaman bu 3 aylık süre zarfında balıkların yoğun olduğu Bendimahi Çayı çevresinde nöbet tutan güvenlik güçlerini ziyaret ederek denetimler hakkında bilgi alıyor. Dün akşam kaymakam Aydoğan beraberinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, ilçe jandarma komutanı, ilçe emniyet amiri ile birlikte denetimleri yerinde inceledi. Van Gölü’nden tatlı sulara balıkların göçünün başladığını ifade eden Kaymakam Aydoğan, "Balıkların göçünün yapıldığı Muradiye Bendimahi Çayı’daki göçüne şahitlik ediyoruz. Van Gölü’nden tatlı sulara göç eden balıklarımızın 15 Nisan-15 Temmuz arasında avlanması yasak. Biz de endemik bir tür olan inci kefali balığının korunmasına yönelik önlemlerimiz alıyoruz. Bu balığın 15 Nisan-15 Temmuz arasında avlanmasını önlemek için emniyet ve jandarmamızla beraber 24 saat esaslı önlemler alıyoruz. Bu balığın gelecek nesillere aktarılması önemli. Bölgemizin belli noktalarında inci kefalinin göç olayını vatandaşlarımızın izlemeleri ve bu göç olayına şahitlik etmeleri önemli. Bu nedenle bu dönemde bütün vatandaşlarımızı inci kefalinin mucizevi göçünü izlemeye davet ediyoruz. Bu göçü Muradiye Bendimahi çayı boyunca izleyebilirler. Tabi ki bu dönemde balığın avlanması yasak olduğu için tedbirlere riayet ederek onları koruyarak hareket edilmesi gerekiyor. Bu şekilde de gelecek nesillere inci kefalini aktarmış olacağız. Vatandaşlarımızı bu göçü izlemeye ve balığı korumaya davet ediyoruz" dedi.
Kilimler kadınların eliyle sonraki nesillere aktarılıyor
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:50 Kilimler kadınların eliyle sonraki nesillere aktarılıyor Van’daki kilim atölyelerinde kadınlar, unutulmaya yüz tutmuş dokumacılık sanatını sürdürerek sonraki nesillere aktarılmasını sağlıyor. Van’da halk eğitim merkezi bünyesinde hizmet veren kilim atölyelerinden faydalanan kadınlar, motifleri büyük bir titizlikle işliyor. 100’den fazla deseni bulunan Van ve Hakkari yöresine ait kilimler, motifleriyle de yörenin kültürel zenginliğini yansıtıyor. Açılan atölyelerde onlarca kadın, unutulmaya yüz tutmuş dokumacılık sanatını yeniden canlandırıyor. İpekyolu ilçesine bağlı Bostaniçi TOKİ Toplum Merkezinde açılan atölyede kilimleri dokuyan kadınlar, hem aile bütçelerine katkı sağlıyor hem de unutulmaya yüz tutan dokumacılığı yaşatmaya çalışıyor. İHA muhabirine açıklamada bulunan Bostaniçi TOKİ Toplum Merkezi Müdürü Zehra Günini, merkezde açılan 14 kurs ile hizmet verdiklerini ifade ederek, açılan kurslarda her yaş grubuna hitap ettiklerini söyledi. Günini, "14 hocamız ile beraber herkesin ilgisine göre kursumuz var. Giyim üretim teknolojisi, el sanatları, bilgisayar, kuaför, okuma-yazma, Kur’an-ı Kerim, drama ve fotoğrafçılık gibi her kesimden insanın ilgisine hitap edecek şekilde hizmet vermekteyiz" dedi. Açılan kurslarda yaklaşık 100 kursiyerin yer aldığını ifade eden Günini, "Kursiyerlerimiz hocalarımızla beraber yeni şeyler öğrenerek ve ufuklarını açmaya çalışarak devam ediyorlar. Kadınların ilgisi çok yoğun. Özellikle hocalarımızın onlarla kurduğu aile ortamı onları buraya bağlıyor. Çünkü hocalarımız onlara bir kursiyer değil de bir aile gibi yaklaşarak derslerini o şekilde ilerletiyorlar ve bir belge sahibi oluyorlar. Bu belgede ileri ki zamanlarda onlara iş imkanı sağlıyor. Ayrıca kursiyerlerimiz burayı biraz da terapi olarak görüyorlar. Yaşadıkları sorunu, sıkıntıyı, o an işlediği bir kilimle ya da diktiği bir ürünle atabileceği bir ortam sağlıyoruz. Bunun yanında yine giyim üretim atölyemizde birçok kursiyerimiz kendisinin ve çocuklarının kıyafetlerini burada dikerek aile bütçelerine de katkı sağlayabiliyorlar" ifadelerini kullandı. Kadınların özellikle kilim kursuna yoğun ilgi gösterdiğini belirten Günini, "Kilim, bizim kültürümüzü yansıtan ve unutulmaya yüz tutmuş bir şey. Biz de bunun unutulmasını istemiyoruz. Vesile Hocamız yılların verdiği tecrübeyle kursiyerlerine en güzel şekilde kilim dokumayı öğretiyor. Yöresel olan ve unutulmaya üz tutmuş bu geleneğimizi ilerletebilmek, tanıtabilmek bize çok mutluluk veriyor" diye konuştu. Daha önce evde vakitlerini boşa harcadıklarını aktaran kadınlar ise "Kilim dokumak bize dertlerimizi sıkıntılarımızı unutturuyor. Ayrıca ailemize destek oluyoruz. Hem öğreniyor hem öğretiyoruz" dedi.
Van’da baharla birlikte astım şikayetlerinde artış yaşanıyor
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:32 Van’da baharla birlikte astım şikayetlerinde artış yaşanıyor Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, özellikle bahar aylarında artan polen maruziyeti ve hava değişimlerinin astım hastalarında şikayet artışına neden olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Van’da da baharın gelişiyle birlikte polen, hava değişimi ve enfeksiyonlara bağlı astım vakalarında artış yaşanıyor. Solunum yollarında sık tekrarlayan, mikrobik olmayan inflamasyonla seyreden astım hastalığı, dünyada en sık görülen kronik hastalıkların başında gelirken, bulaşıcı olmamasıyla dikkat çekiyor. "Astım ülke ekonomileri üzerinde ciddi bir yük oluşturmaktadır" İHA muhabirine konuşan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, baharın gelişiyle birlikte hastaneye başvuran astım hastalarında belirgin bir artış gözlemlediklerini belirtti. Polen maruziyeti, hava değişimleri ve gribal enfeksiyonların astım şikayetlerini artırdığını ifade eden Dr. Atlı, "Astım, solunum yollarını etkileyen, mikrobik olmayan, sık tekrarlayan inflamasyonla seyreden bir solunum yolu hastalığıdır. Dünyada en sık görülen kronik hastalıkların başında gelir ve bulaşıcı değildir. Hem ülkemizde hem de dünyada yaygın görülmesi nedeniyle astım ülke ekonomileri üzerinde ciddi bir yük oluşturmaktadır. Bu nedenle astımın kontrolü; iş gücü kaybı, maliyet artışı, bireylerin sağlık durumunun bozulması gibi olumsuz etkilerin önlenmesi açısından büyük önem taşır" dedi. "İlaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır" Astımın teşhisinin öncelikle klinik testlerle konulduğunu dile getiren Atlı, "Özellikle gece ya da sabaha karşı artan öksürük, polen maruziyetinden sonra başlayan şikayetler; yüzde kızarma, gözlerde yaşarma, hapşırma, hırıltılı solunum, sık sık öksürük ve hava değişikliğiyle artan belirtiler dikkat çekicidir. Teşhisin kesinleştirilmesinde akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri, bronş provokasyon testleri ve kan parametreleri değerlendirilir. Astım tedavisinde temel olarak ‘inhaler’ ilaçlar, yani halk arasında ‘fısfıs’ olarak bilinen ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, genellikle inhaler steroidlerdir. Ancak bu ilaçların uzun süre kontrolsüz şekilde kullanılmasını önermiyoruz. Kişilerin bu ilaçları mutlaka doktor teşhisi ve bilgilendirmesi sonrasında kullanmaları gerekmektedir" diye konuştu. "Hayatı tehdit eden bir tablo oluşturabilir" Özellikle bahar aylarında artan astım krizlerinin acil servislerde sık karşılaşılan durumlardan olduğunu söyleyen Atlı, "Astım krizleri; ani başlayan solunum yetmezliği, hırıltılı solunum, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. İleri vakalarda kalp durmasına kadar gidebilen ciddi ve hayatı tehdit eden bir tablo oluşturabilir. Nefes darlığı, geçmeyen öksürük, dört haftadan uzun süren burun akıntısı, sık tekrar eden öksürük, balgam, hırıltılı solunum ve stresle tetiklenen şikayetler varsa, kişinin mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurması gerekir" şeklinde konuştu. Astımdan korunmak için öncelikle doğru teşhisin konulması ve tedaviye düzenli uyumun şart olduğunu vurgulayan Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri, özellikle C vitamini açısından zengin besinler tüketmeleri önerilir. Sebze ve meyve tüketimi, düzenli spor, yeterli sıvı alımı, stresin kontrol altına alınması ve yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması önemlidir. Günlük yürüyüşler önerilir. Polen maruziyetinden kaçınılmalı, gerekirse maske ve gözlük kullanılmalıdır. Sık sık ellerin ve yüzün yıkanması, evin düzenli olarak havalandırılması gibi önlemler alınabilir." Öte yandan, 6 Mayıs 2025 Dünya Astım Günü dolayısıyla konunun önemine dikkat çeken Atlı, bu özel günün yalnızca bir günle sınırlı kalmayıp farkındalık çalışmalarının bir hafta boyunca gündemde tutulduğunu kaydetti.
Van’da baharla birlikte astım şikayetlerinde artış yaşanıyor
08 Mayıs 2025 Perşembe - 09:28 Van’da baharla birlikte astım şikayetlerinde artış yaşanıyor Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, özellikle bahar aylarında artan polen maruziyeti ve hava değişimlerinin astım hastalarında şikayet artışına neden olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Van’da da baharın gelişiyle birlikte polen, hava değişimi ve enfeksiyonlara bağlı astım vakalarında artış yaşanıyor. Solunum yollarında sık tekrarlayan, mikrobik olmayan inflamasyonla seyreden astım hastalığı, dünyada en sık görülen kronik hastalıkların başında gelirken, bulaşıcı olmamasıyla dikkat çekiyor. "Astım ülke ekonomileri üzerinde ciddi bir yük oluşturmaktadır" İHA muhabirine konuşan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, baharın gelişiyle birlikte hastaneye başvuran astım hastalarında belirgin bir artış gözlemlediklerini belirtti. Polen maruziyeti, hava değişimleri ve gribal enfeksiyonların astım şikayetlerini artırdığını ifade eden Dr. Atlı, "Astım, solunum yollarını etkileyen, mikrobik olmayan, sık tekrarlayan inflamasyonla seyreden bir solunum yolu hastalığıdır. Dünyada en sık görülen kronik hastalıkların başında gelir ve bulaşıcı değildir. Hem ülkemizde hem de dünyada yaygın görülmesi nedeniyle astım ülke ekonomileri üzerinde ciddi bir yük oluşturmaktadır. Bu nedenle astımın kontrolü; iş gücü kaybı, maliyet artışı, bireylerin sağlık durumunun bozulması gibi olumsuz etkilerin önlenmesi açısından büyük önem taşır" dedi. "İlaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır" Astımın teşhisinin öncelikle klinik testlerle konulduğunu dile getiren Atlı, "Özellikle gece ya da sabaha karşı artan öksürük, polen maruziyetinden sonra başlayan şikayetler; yüzde kızarma, gözlerde yaşarma, hapşırma, hırıltılı solunum, sık sık öksürük ve hava değişikliğiyle artan belirtiler dikkat çekicidir. Teşhisin kesinleştirilmesinde akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri, bronş provokasyon testleri ve kan parametreleri değerlendirilir. Astım tedavisinde temel olarak ‘inhaler’ ilaçlar, yani halk arasında ‘fısfıs’ olarak bilinen ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar, genellikle inhaler steroidlerdir. Ancak bu ilaçların uzun süre kontrolsüz şekilde kullanılmasını önermiyoruz. Kişilerin bu ilaçları mutlaka doktor teşhisi ve bilgilendirmesi sonrasında kullanmaları gerekmektedir" diye konuştu. "Hayatı tehdit eden bir tablo oluşturabilir" Özellikle bahar aylarında artan astım krizlerinin acil servislerde sık karşılaşılan durumlardan olduğunu söyleyen Atlı, "Astım krizleri; ani başlayan solunum yetmezliği, hırıltılı solunum, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. İleri vakalarda kalp durmasına kadar gidebilen ciddi ve hayatı tehdit eden bir tablo oluşturabilir. Nefes darlığı, geçmeyen öksürük, dört haftadan uzun süren burun akıntısı, sık tekrar eden öksürük, balgam, hırıltılı solunum ve stresle tetiklenen şikayetler varsa, kişinin mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurması gerekir" şeklinde konuştu. Astımdan korunmak için öncelikle doğru teşhisin konulması ve tedaviye düzenli uyumun şart olduğunu vurgulayan Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri, özellikle C vitamini açısından zengin besinler tüketmeleri önerilir. Sebze ve meyve tüketimi, düzenli spor, yeterli sıvı alımı, stresin kontrol altına alınması ve yaşam tarzında bazı düzenlemeler yapılması önemlidir. Günlük yürüyüşler önerilir. Polen maruziyetinden kaçınılmalı, gerekirse maske ve gözlük kullanılmalıdır. Sık sık ellerin ve yüzün yıkanması, evin düzenli olarak havalandırılması gibi önlemler alınabilir." Öte yandan, 2025 Dünya Astım Günü dolayısıyla konunun önemine dikkat çeken Atlı, bu özel günün yalnızca bir günle sınırlı kalmayıp farkındalık çalışmalarının bir hafta boyunca gündemde tutulduğunu kaydetti.