Yerel Haberler
Van
12 Mayıs 2026 Salı - 14:57 Çaldıran Müftülüğünden kamu kurumlarına "Kurban" ziyareti Van Çaldıran İlçe Müftülüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) koordinesinde yürütülen "Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş" temalı 2026 yılı vekaletle kurban kesim organizasyonu için tanıtım çalışmalarına hız verdi. Çaldıran İlçe Müftüsü Mehmet Faruk Geylani, beraberindeki din görevlileriyle birlikte ilçede görev yapan güvenlik güçleri, eğitim camiası ve sağlık çalışanlarını ziyaret ederek, kurban vekaletinin önemi ve organizasyonun işleyişi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Müftülük heyeti; İlçe Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı, devlet hastanesi ve okulları ziyaret ederek kamu personeliyle bir araya geldi. Ziyaretlerde, TDV’nin dünya genelinde yürüttüğü insani yardım faaliyetleri ve kurban etlerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılma süreci detaylandırıldı. Askerden polise, öğretmenden doktora kadar toplumun her kesiminden büyük ilgi gören tanıtım faaliyetlerinde, vekaletle kurban bağışının nasıl yapılacağı ve mobil uygulamalar üzerinden takibi konularında rehberlik edildi. "Kurbanımız mazlumun umudu olsun" Çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Çaldıran İlçe Müftüsü Mehmet Faruk Geylani, kurbanın sadece bir ibadet değil, aynı zamanda küresel bir dayanışma köprüsü olduğunu vurguladı. Müftü Geylani, "Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımız, bu yıl da ‘Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş’ sloganıyla yeryüzünün mazlum coğrafyalarına umut taşımaya devam ediyor. Bizler de Çaldıran Müftülüğü olarak ilçemizde fedakârca görev yapan polisimize, askerimize, öğretmenlerimize ve doktorlarımıza bu hayır kervanını anlatıyoruz. Amacımız, vatandaşlarımızın emanetlerini en güvenilir şekilde gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktır. Bir kurban hissesi, bazen kilometrelerce uzaktaki bir yetimin yüzündeki tebessüm, bazen de hiç tanımadığımız bir kardeşimizin sofrasındaki bereket oluyor. Çaldıranlı hemşehrilerimizin ve kamu görevlilerimizin her yıl olduğu gibi bu yıl da bu iyilik seferberliğine güçlü bir destek vereceğine inancımız tamdır. Gelin, kurbanlarımızı paylaşarak gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizle yakınlaşalım" dedi. Çaldıran İlçe Müftülüğü, bayram arefesine kadar kurum ziyaretlerini ve stant çalışmalarını sürdürerek, daha fazla gönüle dokunmayı hedefliyor.
12 Mayıs 2026 Salı - 14:14 İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye’deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye’de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir" dedi. "Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı" Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, "Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede ‘atrofik gastrit’ dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir" diye konuştu.
Bakan Tunç: "Ülkemiz terörsüz bir Türkiye’ye adım atacak"
14 Mart 2025 Cuma - 17:53 Bakan Tunç: "Ülkemiz terörsüz bir Türkiye’ye adım atacak" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Eğer terör örgütü kendini fesheder ve silahları bırakırsa, ülkemiz terörsüz bir Türkiye’ye adım atacak. Bırakılmazsa terörle mücadelede hukuk içinde hukuk devleti kararlılığını sürdürürüz. Bin yıllık kardeşliğimize vurulan bu hançeri artık çıkarmanın tam zamanı" dedi. Van Valiliği’ndeki programın ardından AK Parti İl Başkanlığına geçerek partililerle bir araya gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yaptığı konuşmada, Van’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İktidarları döneminde hayata geçirdikleri projeleri ve hizmetleri değerlendiren Tunç, "Eğitimden, sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adaletten güvenliğe varıncaya kadar her alanda önemli hizmetler, yatırımlar yaptık. Ülkemizin 81 vilayetini hiçbir ayrım yapmadan eserlerle donattık. Hakkari’ye de üniversite yapıldı, Bartın’a da yapıldı. Yüksekova’ya da havaalanı yapıldı, Çaycuma’ya da yapıldı. Hiçbir ayrım yapılmadı. Eksik kalan yerlere daha fazla hizmet götürüldü. Geçmişte ihmal edilen bu bölgelere daha çok yatırım götürülmeye çalışıldı. Yollarıyla, üniversiteleriyle, konutlarıyla, altyapı hizmetleriyle. Sadece ülkemizin fiziki kalkınmasını, dünya projeleriyle tanışmasını sağlamakla kalmadık. Temel hak ve özgürlükleri daha da genişletmek, ülkemizin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması için çok büyük mücadele ettik" dedi. "Türkiye yargısı bağımsız ve tarafsızdır" Türkiye’de kalkınmayı, güvenliği ve adaleti sağlamaya, demokrasiyi güçlendirmeye çalışırken engellemelerle karşılaştıklarını ifade eden Tunç, "Türkiye’nin kalkınma sürecini, birlik ve beraberlik içinde güçlenme davasını ’Acaba sona erdirir miyiz?’ diye 15 Temmuz gecesi FETÖ hainleri silahları millete doğrulttu. Ancak milletin şanlı direnişiyle karşı karşıya kaldılar. Diyorlar ya ’Yargı bağımsız değil’, ’Hukuk devleti yok’. 28 Şubat’ta da yargı vardı. Neredeydi? Bu ülkede o vesayetçi anlayışın karşısında ’Hazır ol’ da duran, cübbelerini adeta onların önüne süren yargı mensupları vardı. 28 Şubat’ta üniversiteli kızlarımız başörtülü olduğu gerekçesiyle insan haklarına aykırı bir şekilde yaka paça kürsülerden indirilirken bir tane soruşturma açan savcı var mıydı? ’Yapamazsın’ diyebildiler mi? Kenan Evren 12 Eylül’de gençlerin yaşını büyütürken, bir sağdan bir soldan idam sehpasına götürürken de bir yargı vardı. 27 Mayıs’ta rahmetli Menderes’i bakanlarıyla asan yargı, yargı mıydı?" ifadelerini kullandı. Geriye doğru baktıklarında Türkiye’nin yargı ve demokrasi tarihinin kara lekelerle dolu olduğunu dile getiren Tunç, "15 Temmuz’a geldiğimizde o darbeci hainlerden hesap soran bir yargıya ulaştığımızı görüyoruz. Demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkan, darbecinin değil, darbe mağduru olan halkın, milletin hakkını, hukukunu savunan bir yargımızın olduğunu görüyoruz. Şimdi birkaç soruşturmayı özellikle siyasallaştırarak, gündem yaparak Türkiye’nin bir hukuk devleti olmadığını söyleyenler var maalesef. Bunu da yabancıların oluşturduğu listelerle, onları delil göstererek yapanlar var. O listelerin hangi bağışlarla oluşturulduğunu biliyoruz. Türkiye yargısı her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Milli iradenin ve hukuk devletinin yanındadır" diye konuştu. "Terörsüz bir Türkiye’ye adım atma zamanı" Türkiye’de yeni bir dönem başladığını, bunun hayırlı bir sonuca ermesi için mücadele vereceklerini vurgulayan Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü: "40 yıldan bu yana ülkemizi, milletimizi rahatsız eden terör örgütü maalesef çok büyük kayıplara neden oldu. Hem maddi hem manevi. Binlerce insanımızı, askerimizi, polisimizi, sağlık görevlilerimizi ve öğretmenlerimizi şehit verdik. En çok da bu bölge insanı zarar gördü. Çok sıkıntılar yaşadık, yaşadınız. Şimdi bu sıkıntılardan tamamen kurtulma zamanı. Terörsüz bir Türkiye’ye adım atma zamanı. Sayın Bahçeli’nin grup konuşmasından sonra ortaya çıkan atmosfer ve sonrasında DEM Partililerin görüşme talepleri. Terör örgütünün kendini feshetmesiyle ilgili bir açıklama, tüm grupların silah bırakmasına yönelik açıklama. Eğer terör örgütü kendini fesheder ve silahlar bırakırsa ülkemiz terörsüz bir Türkiye’ye adım atacak. Bırakılmazsa terörle mücadelede hukuk içinde, hukuk devleti kararlılığını sürdürürüz. Bin yıllık kardeşliğimize vurulan bu hançeri artık çıkarmanın tam zamanı. Biz kardeşiz. Etnik kökeni ne olursa olsun. Herkes akraba. Kopması mümkün değil. Bu fitne ateşi 40 yıl önce yakıldı. Bundan büyük dersler çıkarıldı. Emperyalizmin içimize soktuğu bu fitneyi ortadan kaldırarak birlik ve beraberliğimizi güçlendirerek Türkiye yüzyılında terörsüz Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz. Bundan da umudumuz ve inancımız yüksek. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi gerçekten çok güçlü. O güçten aldığımız kuvvetle biz de inşallah diğer çalışmaları hep beraber gerçekleştireceğiz." Programa, AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, AK Parti Van İl Başkanı Abdulahat Arvas, İl Kadın Kolları Başkanı Zerrin Alpaslan, İl Gençlik Kolları Başkanı Burak Gültepe ve partililer katıldı.
Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye’nin şafağındayız, eşiğindeyiz"
14 Mart 2025 Cuma - 15:50 Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye’nin şafağındayız, eşiğindeyiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, terörsüz bir Türkiye için herkese sorumluluklar düştüğünü belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin şafağındayız, eşiğindeyiz diyebiliriz" dedi. Sabah saatlerinde Van’a gelen Bakan Tunç, Ferit Melen Havalimanı’nda Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, Van Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Emirşah Baştoğ, Van Cumhuriyet Başsavcı Harun Karahan, AK Parti Van İl Başkanı Abdulahat Arvas ve MHP Van İl Başkanı Salih Güngöralp tarafından karşılandı. Bakan Tunç, buradan Cuma namazı için Hüsrev Paşa Camiine geçti. Daha sonra Van Valiliğe gelerek Şeref Defteri’ni imzalayan Tunç, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "İlk bulgulara göre suda boğulma şeklinde adli tıp raporu söz konusu" Van Gölü’nde kaybolduktan sonra 18 gün sonra cesedi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in kendilerini derinden üzdüğünü ifade eden Bakan Tunç, Rojin’in ailesine başsağlığı diledi. Bakan Tunç, "Böyle kayıplar hepimizi derinden üzüyor maalesef. Tabii Rojin’in kaybından sonra 18 günlük bir arama süreci gerçekleşti. Yoğun bir şekilde Van Denizi etrafında aramalar yoğunlaştırılmıştı ve 18. gün cansız bedenine ulaşılmıştı. Bir yandan da adli soruşturma başlatılmıştı. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan adli soruşturma kapsamında da detaylı bir inceleme yapıldı. Cansız bedenin üzerinde yapılan adli tıp incelemeleri yine cep telefonu ve dijitallerinde, e-posta adreslerinde yapılan incelemeler tüm bunlar gerçekleştirildi. Şu anda soruşturma devam ediyor. Tabii burada ilk bulgulara göre suda boğulma şeklinde adli tıp raporu söz konusu. Bunun bir cinayet mi, bir intihar mı olup olmadığına yönelik son değerlendirmeler bütün bu delil araştırmalarından, adli tıp raporlarından ve dijital incelemelerden sonra ortaya çıkacak bir husus. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasını bekliyoruz. O soruşturma neticesinde de her şey ortaya çıkacaktır. Bir kez daha Rojin Kabaiş’e Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine de başsağlığı diliyorum. Cumhuriyet Başsavcılığımız titizlikle soruşturmayı sürdürüyor ve tüm detaylarıyla konu inceleniyor. Sonuçta tabii ki yargının, soruşturma makamlarının vereceği bir karar. Hep beraber o sonucu bekleyeceğiz" diye konuştu. "Terörden kurtulmayı çok önemsiyoruz" Terörsüz Türkiye hedefinin çok önemli olduğunu dile getiren Tunç, "Türkiye’nin yüzyılına başlarken terörden kurtulmuş olması hepimizin dileği. Milletçe birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirerek yolumuza devam etmemiz lazım. Bin yıllık kardeşliğimize maalesef 40 sene önce bir dinamit konuldu. Fitne ateşi yakıldı ve bu fitne ateşi 40 yıldan bu yana ülkemizi ve milletimizi rahatsız etti. Büyük kayıplar verdik teröre. Maddi kayıplarımız oldu, manevi kayıplarımız oldu. Trilyonlarca parayı terörle mücadeleye harcamak zorunda kaldık. Milletimizin refahı için, eser üretmek için harcayacağımız paraları maalesef terörle mücadelede harcamak durumunda kaldık. Ülkemizin enerjisi maalesef buraya harcandı. Tabii en önemlisi de binlerce şehit verdik, insanlarımızı kaybettik. Dolayısıyla bu büyük acıları yaşamış bir millet olarak terörden kurtulmayı çok önemsiyoruz" şeklinde konuştu. "Terörsüz bir Türkiye’nin başlaması hepimizin hedefidir" Terörün bitirilmesi anlamında ve terörle mücadelede güvenlik güçlerinin kararlı mücadele verdiğini hatırlatan Tunç, "Özellikle imkanlarımızın, milli silahlarımızın artması ve bu kapsamda kapasitemizin artması nedeniyle terörle mücadelede de büyük bir başarı sağladık. Milletimizin huzurunu sağlamak için gerek içten, gerek dıştan gelen tehditleri ortadan kaldırmak için milletçe büyük bir mücadele içerisinde olduk. Tabii son günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasından sonra ortaya çıkan yeni adımlar var ve DEM Parti heyetinin İmralı’da yaptığı görüşmeler sonrasında devam eden çalışmalar var. Terörün sonlandırılması, terör örgütünün kendini fes etmesi ve tüm grupların silahları bırakmasına yönelik çağrının değerlendirilmesi çok önemlidir. Terör örgütünün kendini feshetmesi ile beraber ülkemizde yepyeni bir dönem, terörsüz bir Türkiye’nin başlaması hepimizin hedefidir" dedi. "Bin yıllık kardeşliğimize bir hançer saplanmıştı" Türk, Kürt, Çerkez, Laz, hiçbir ayrım yapmadan, etnik kökenine bakmadan ülkenin birlik beraberliğini, bütünlüğünü koruyarak artık terörsüz bir Türkiye’ye için adımlar atıldığını söyleyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terörsüz Türkiye’nin şafağındayız, eşiğindeyiz diyebiliriz. Bu konuda tabii ki herkese sorumluluklar düşüyor. Bu sorumlulukları da yerine getirerek inşallah önümüzdeki günler ülkemiz için parlak. Emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki emellerinin çöpe atıldığı bir dönemi inşallah yaşayacağız. Bin yıllık kardeşliğimize bir hançer saplanmıştı. Bu hançer inşallah çıkarılacak ve Türkiye o yaralarını da hızlı bir şekilde tedavi ederek daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek." "Hayvan katliamı şeklinde bunu değerlendirmek doğru değil" Sahipsiz hayvanlarla ilgili sorunun henüz devam ettiğini ifade eden Tunç, "Bu konuda Hayvanları Koruma Kanunu ile ilgili bir düzenleme Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasalaşmıştı geçen yıl. Önemli bir yasa. Burada tabii bu yasa görüşülürken mecliste bir takım dezenformasyonlar da yapıldı. Hayvan katliamı diyenler oldu. Burada hayvan katliamı şeklinde bunu değerlendirmek doğru değil. Burada hem hayvanları yaşatalım, sağlıklı yaşatalım ama bu hayvanlar insanlara zarar vermesin, sokaklarımız güvenli olsun. Bu anlamda yasanın getirdiği bir takım sorumluluklar var. Belediyelere ve il özel idarelerine yönelik bir takım görevler söz konusu. Gerek Büyükşehir belediyeleri, gerek il belediyeleri ve nüfusu 25 binin üzerinde olan belediyeler bütçelerinde bu konu için pay ayırmak zorunda. Barınak yapmak ve sahipsiz hayvanların kısırlaştırılması, onların tedavileri ve sağlıklı bir ortamda yaşatılması ile ilgili belediyelerimize ve il özel idarelerimize verilen görevler var. Bu görevleri yerine getirmek gerekiyor. Ayrılan bütçenin yerli yerinde harcanmaması noktasında araştırmalar söz konusu olabilecek. İçişleri Bakanımızın da önceki gün yaptığı açıklama bu konudaki denetimleri, belediyeler ve il özel idareleri noktasında bu konuda kanundan kaynaklanan görevleri, bütçe ayırma, bu bütçenin bu alanda harcanması konusundaki hassasiyetin gösterilmemesi durumunda da gerekli soruşturmaların, idari soruşturmaların açılabileceğini ifade etmiştir" diye konuştu. "Hep birlikte sokaklarımızı güvenli hale getirmek durumundayız" Sokak hayvanları nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşların olduğunu dile getiren Tunç, şu ifadeleri kullandı: "Yani bu çağda sokakta yürünememesi, bir ekmek almaya giden çocuğumuzun köpekler tarafından parçalanmış olması kabul edilebilecek bir durum değil. Bunu önlemek durumundayız. Bunu hep beraber önleyeceğiz. Dolayısıyla insanlarımızın sağlığı, can güvenliği her şeyden önce gelir ve hayvanlarımızın da sağlığı her şeyden önce gelir. Dolayısıyla onlar da bir can. Onları uygun ortamlarda yaşatacağız, kısırlaştıracağız ve onların kendi sağlıklarını tehdit eden, birbirlerine de zarar veren ortamlardan korumamız gerekecek. Dolayısıyla sokakları daha güvenli hâle getirmenin yolu yasanın uygulanması. Yasayı en etkin bir şekilde uygulamak gerekir. Uygulamadığında ne olur? Ortaya çıkan sorunlar karşısında işte Yüksekova’da maalesef orada bir yavrumuz hayatını kaybetti. Yine en son Konya’da 2 yaşındaki Rana bebeğimiz maalesef hayatını kaybetti. Yaralanan vatandaşlarımız var. Bunlar istemediğimiz acı olaylar. Bir daha tekrarlanmasın. Tabii bunlarla ilgili adli soruşturmalar açıldı. Bu soruşturmalar kapsamında kimler görevini ihmal etmiş. Bu konuda yargı bunları ortaya çıkaracak elbette ki. Tabii bu tür olayların meydana gelmemesi, bu tür acı olaylar sonrasında soruşturma açıldığında Türk Ceza Kanunu’muz görevi ihmal, taksirle ölüme neden olmak, taksirle yaralamaya neden olmak gibi suçlar gündeme gelebiliyor. Dolayısıyla bu suçlarla karşı karşıya kalmamak için Hayvanları Koruma Kanunu’nda ve Türk Ceza Kanunu’nda sorumluluğu olan herkesin bu konuda hassasiyet göstermesi lazım." Bakan Tunç, burada yaptığı açıklamalarının ardından AK Parti Van İl Başkanlığına geçti.
Van’ın tarihi mekanları gece bir başka güzel
14 Mart 2025 Cuma - 10:09 Van’ın tarihi mekanları gece bir başka güzel Van’ın önemli turistik alanlarından biri olan, birçok medeniyetten izler taşıyan ve kente gelen turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerden olan Van Kalesi, Akdamar Adası ile Hoşab Kalesi ışıklandırma çalışmasıyla şehre ayrı bir görünüm kazandırdı. UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunan Van’ın en önemli tarihi eserlerinden biri olan Van Kalesi yapılan ışıklandırma ile yeni bir çehreye büründü. Eski Van Şehri’nin ayağa kaldırılması çalışmaları devam ederken görkemli yapısı, tarihi eserleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Van Kalesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Van Valiliği ve Büyükşehir Belediyesinin çalışmasıyla ışıklandırıldı. Ziyaretçilerine eşsiz bir manzara sunan bu tarihi yapı, Van Gölü’nün hemen yanında, Van şehrinin kalbinde bulunuyor. Urartular dönemine ait Van Kalesi’nde birçok tarihi eser yer alıyor. Bunların içerisinde mezar, Urartular dönemine ait eski kitabeler ve kilise öne çıkıyor. Kale içerisinde bulunan kitabelerin Urartu dilinde yazılmış olması da dilin özelliklerini incelemek için eşsiz bir belge sunuyor. Van Kalesi, şehrin hakim noktasında yer aldığı için manzarası ile birçok kişiyi kendine hayran bırakıyor. Şato planlı Hoşab Kalesi gece ayrı güzel Van-Hakkari kara yolunun 60. kilometresinde yüksek kayalıklar üzerine kurulu ’kartal yuvası’ görünümlü ve dünya genelindeki 17 şato planlı kaleden biri olan Hoşap Kalesi, yerli ve yabancı ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Geçmişi Urartu devletine kadar uzanan kale, Osmanlı Cihan Devleti’ne tabi Mahmudi Beyleri’nin yaptırdığı ihtişamlı şekliyle günümüze kadar ulaştı. Sarp bir yamaç üzerinde bulunan bölgenin dikkat çeken sembol yapısında geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle restoran çalışmalarına başlanmıştı. Restorasyon kapsamında ışıklandırılan kale, akşam saatlerinde tüm ihtişamıyla göz kamaştırıyor. Gecenin karanlığında kilometrelerce uzaklıktan bile adeta bir yıldız gibi parlayan kale, son haliyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Akdamar Adası’nın gece görüntüsü hayran bırakıyor Van Gölü’nün ortasında yer alan Akdamar Adası, aynı zamanda üzerinde yer alan kilise ile de birçok turistin odak noktası oluyor. Akdamar Adası’nda, 10. yüzyılda Ermeni Kralı I. Gagik tarafından inşa ettirilen ve aynı zamanda Surp Haç Kilisesi olarak bilinen Akdamar Kilisesi, tarihe ve kültürel alana ilgi duyan herkesi kendisine çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Valilik tarafından yapılan çalışma sonucunda adanın güneş enerjisi sistemiyle aydınlatılması, adanın gece görüntüsünü etkileyici hale getirdi. Aydınlatma sistemiyle kilise ve çevresi gece boyunca muhteşem bir şekilde ışıklandırılırken adanın yerli ve yabancı turistler arasında popüler bir turistik mekan haline gelmesini sağladı.