Yerel Haberler
Van
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır" 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59:13 Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:44 Trabzon’dan Van’a gönül köprüsü Trabzon’un Çaykara Cevat Sunay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri, Van’ın Özalp Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek anlamlı bir kardeş okul buluşmasına imza attı. Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Ataköy Mahallesi’nde bulunan Cevat Sunay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri, Özalp ilçesine bağlı Yukarı Dönerdere Mahallesi’nde bulunan Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi’ni ziyaret ederek anlamlı bir kardeş okul buluşmasına imza attı. Çaykara Kaymakamlığı ve Çaykara Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında öğrenciler ve öğretmenler Yukarı Dönerdere Mahallesi’nde sıcak bir şekilde karşılandı. Program düğün salonunda verilen yemekle başladı. Misafir öğrenciler ilk olarak Yukarı Dönerdere İmam Hatip Ortaokulu öğrencileriyle bir araya gelirken, daha sonra Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi öğrencileriyle buluşarak iki okul arasında gönül köprüsü kurulması sağlandı. Program kapsamında canlı bağlantıyla öğrencilere hitap eden Çaykara Kaymakamı Ali Sapmaz, kardeş okul projesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi öğrencilerini Uzungöl’de misafir etme sözü verdi. Trabzon’dan gelen öğrencilere ev sahipliği yapmaktan onur duyduğunu ifade eden Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi öğrencilerinden Aslı Yatar, "Okulumuza gelen kardeş okul öğrencilerinden çok memnun olduk. Bizler de haziran ayında Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl Mahallesi’ne gitmek istiyoruz. Kaymakam bey bize bu sözü verdi. İnşallah biz de oraya gidip kardeşliğimizi daha da güçlendireceğiz" dedi. Cevat Sunay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Murat Özbay ise yaptığı konuşmada ziyaretin anlamına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Gezimizin ilk durağı olan Yukarı Dönerdere Mahallesi ve okullarını ziyaret ettik. Bu ziyaretimize öncülük eden başta Çaykara Kaymakamı Ali Sapmaz’a, Çaykara Belediye Başkanı Hanifi Tok’a, Çaykara İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ve okul müdürümüze teşekkür ederiz. Gerçekten burada köklerimizle buluştuk, tanıştık ve kaynaştık. Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi’ni kardeş okulumuz olarak benimsedik. Söz verdik, söz aldık. İnşallah bu kardeşliği en kısa sürede daha da pekiştirmek istiyoruz" dedi. Düzenlen karşılama töreninde bir konuşma yapan ve mahallenin kuruluşu hakkında bilgiler veren Yukarı Dönerdere Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Genel, "Sizleri burada görmekten çok memnun olduk. İçinizden mutlaka birileri ileride buraya gelip görev yapacaktır" ifadelerini kullandı. Gerçekleşen ziyaretin, Trabzon ile Özalp arasında eğitim ve gönül bağı oluşturduğu, öğrenciler arasında uzun yıllar sürecek dostlukların temelini attığı belirtildi.
Van’da hasarlı binanın yıkım anı kameralara yansıdı
05 Mart 2025 Çarşamba - 12:36 Van’da hasarlı binanın yıkım anı kameralara yansıdı Van’da 2011 yılında meydana gelen yıkıcı depremde hasar gören 8 katlı bina kontrollü bir şekilde yıktırılırken, yaşananlar ise saniye saniye kameralara yansıdı. Van’da 2011 yılında meydana gelen yıkıcı depremin izleri halen silinmedi. Depremde ağır hasar alan yapıların yıktırılma çalışmaları devam ediyor. Ekipler, Van’ın işlek mahallelerinden biri olan Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bulunan ağır hasarlı 8 katlı binayı yıkmak için harekete geçti. Gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı alanda bina kontrollü bir şekilde yıktırıldı. Çevredeki vatandaşlar tarafından alınan görüntülerde, sulamanın yetersizliğinden kaynaklı ortalığın toz bulutuna döndüğü ifade edilirken, konuyla ilgili açıklamada bulunan firma yetkililerinden Fırat Cenger, "Cihan Sitesinde bulunan ve yaş gerekçesiyle hasarlı bina kentsel dönüşüme sunulmuştu. Özel ekiplerimiz tarafından kontrollü bir şekilde yıkımı gerçekleşti. Arka tarafta su tankerimiz de mevcuttu. Eski bir bina olmasının yanında yükleyerek çökertme sistemi olduğu için toz kalkabiliyor. Ayrıca binanın hemen bitişiğinde yüksek basınç doğalgaz istasyonu olması hasebiyle mecburen bina, iç tarafa çökertilerek yıktırıldı. Biz gereken sulamayı da yaptık. Elimizden geldiği kadar çabamızı gösterdik. Ekiplerimiz tarafından gerekli tüm önlemler alındı. Yine de toz çıktı. Bu manada verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı halkımızdan özür diliyoruz" dedi.
Ramazan ayında mide şişkinliği ve kramplara dikkat
05 Mart 2025 Çarşamba - 09:53 Ramazan ayında mide şişkinliği ve kramplara dikkat VAN (İHA) – Van’ın İpekyolu İlçe Sağlık Müdürü Zübeyde Kul, Ramazan ayında uzun süren açlığın ardından bir anda yemek yemeye başlamanın midede şişkinlik gibi problemlere yol açabileceğini söyledi. Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk sonrası doğru beslenme büyük önem taşıyor. İftar ve sahurda yapılan yanlış tercihler sindirim sorunlarına yol açabilirken, dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni ise hem mideyi koruyor hem de gün boyu enerjik kalmayı sağlıyor. Uzmanlar, özellikle iftara hafif başlangıç yapılması ve sahurun atlanmaması gerektiğini vurguluyor. İHA muhabirine konuşan İpekyolu İlçe Sağlık Müdürü Zübeyde Kul, bu yıl Ramazan ayında yaklaşık 11 saatlik bir açlık süresinin olduğunu belirtti. Bu süreçte bağırsak ve mide sisteminin dinlenmeye geçtiğini ifade eden İlçe Müdürü Kul, "Ancak iftar saatinde birden yemek yediğimizde, midede kramplar ve şişkinlik meydana gelebiliyor. Bu nedenle iftara yavaş yavaş başlamamız önemlidir. Ezan okunduğunda önce bir bardak su içmeli ve bir hurma yiyebiliriz ya da sadece su da tercih edebiliriz. Ardından bir iki dakika bekleyerek midemizin suyu karşılamasına ve kendine gelmesine fırsat vermeliyiz. Daha sonra çorbayla iftara başlayabiliriz. Ancak çorbanın hemen ardından ana yemeğe geçmek yerine, en az 15-20 dakika beklemeliyiz. Çünkü tüm gün aç kalan mide, bir anda yüklenildiğinde krampla kendini korumaya alır ve şişkinlik hissi oluşur. Bu arada namaz kılabilir, sofradakilerle sohbet edebilir veya kısa bir yürüyüş yapabiliriz" dedi. "Yemekten hemen sonra çay içmek sindirimi olumsuz etkiler" Ana yemeğe geçildiğinde porsiyonun kontrolü yapılması gerektiğini ve yemekten hemen sonra çay içilmemesi gerektiğini dile getiren Kul, "Açken gözümüz doymayabilir ve gereğinden fazla yemek alabiliriz, ancak uzun süren açlık sonrası midemiz küçülmüştür ve eskisi kadar yemek yiyemeyiz. Bu yüzden normalde tükettiğimiz miktardan daha az yemeye özen göstermeliyiz. Ayrıca yemekleri yavaş yemek, sindirim sistemimizin rahat çalışmasını sağlar ve mide kramplarını önler. Yediğimiz yiyeceklerin seçimi de oldukça önemlidir. Aşırı yağlı yemeklerden kaçınmalı, sadece et içeren yemekler yerine sebzeli yemekleri de tercih etmeliyiz. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç pilavı yerine ise bulgur pilavı tercih edilmelidir. Yemekten hemen sonra oturup bir demlik çay içmek de sindirimi olumsuz etkiler. Çayın içindeki tanen maddesi, yemekle aldığımız bazı vitaminlerin ve demirin emilimini engelleyebilir, bu da uzun vadede kansızlık ve vitamin eksikliğine yol açabilir. Bu nedenle çay içmek için en az bir saat beklemek gerekir. Meyve tüketmek istiyorsak da yemekten en az iki saat sonra yemeliyiz" diye konuştu. "Sahura kalkmak oldukça önemli" Yemekten hemen sonra uyumanın sağlıklı olmadığının altını çizen Kul, sözlerini şöyle sürdürdü: "Vücudumuzun belirli bir yemek ritmi ve biyolojik döngüsü vardır. Bu yüzden sahura kalkmak oldukça önemlidir. Sahurda çok fazla yemek yemekten kaçınmalı, hafif ve besleyici yiyecekler tüketmeliyiz. Özellikle bol su içmek, yumurta, yoğurt ve tuzsuz peynir gibi protein ağırlıklı besinleri tercih etmek faydalı olur. Tuzlu gıdalardan kaçınmalıyız çünkü gün boyunca susuz kalacağımız için böbreklere fazladan yük bindirmemeliyiz. Yumurtanın proteini kaliteli olduğu için hem tokluk hissi sağlar hem de mide ve bağırsakları yormaz. Bu önerilere dikkat ederek Ramazan ayında daha sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturabilir ve sindirim sistemimizi koruyabiliriz."