Yerel Haberler
Van
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:56 Van Gölü’nde görsel şölen: Günbatımı ve güneş huzmeleri büyüledi Van’da gün batımı sırasında bulutların arasından süzülen güneş ışınları, Van Gölü üzerinde eşsiz manzaralar oluşturdu. Gökyüzünde oluşan kızıl ve turuncu tonlar görenleri hayran bırakırken, güneşin göl yüzeyine yansıyan huzmeleri adeta görsel şölen sundu. Doğal güzellikleri ve eşsiz coğrafyasıyla her mevsim farklı bir güzelliğe bürünen Van Gölü, bu akşam üstü güzel bir manzaraya sahne oldu. Gün batımı sırasında bulutların arasından süzülen güneş huzmeleri, Van Gölü’nün mavi sularıyla birleşerek adeta bir görsel şölen sundu. Kentte gün boyunca etkisini sürdüren bulutlu hava, güneşin batışıyla birlikte yerini büyüleyici görüntülere bıraktı. Güneş ışıklarının bulutların arasından huzme şeklinde süzülerek Van Gölü’nün yüzeyine yansıması kartpostallık manzaralar ortaya çıkardı. "Bulutların arasından süzülen ışık demetleri" Akşam saatlerinde etkili olan parçalı bulutlar arasında beliren güneş ışıkları, Van Gölü’nün maviliğiyle birleşince ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. Sahil kesiminde bulunan vatandaşlar ve doğa fotoğrafçıları bu eşsiz anları cep telefonu ve kameralarıyla kayıt altına aldı. Özellikle bulutların arasından süzülen ışık huzmelerinin göl yüzeyinde oluşturduğu yansımalar, izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Gün batımının oluşturduğu renk cümbüşü kısa sürede sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Van Gölü’nde oluşan eşsiz gün batımı manzarası, kentin doğal güzelliklerini bir kez daha gözler önüne serdi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:46 Van Gölü’nde görsel şölen: Günbatımı ve güneş huzmeleri mest etti Van’da gün batımı sırasında bulutların arasından süzülen güneş ışınları, Van Gölü üzerinde eşsiz manzaralar oluşturdu. Gökyüzünde oluşan kızıl ve turuncu tonlar görenleri hayran bırakırken, güneşin göl yüzeyine yansıyan huzmeleri adeta görsel şölen sundu. Doğal güzellikleri ve eşsiz coğrafyasıyla her mevsim farklı bir güzelliğe bürünen Van Gölü, bu akşam üstü güzel bir manzaraya sahne oldu. Gün batımı sırasında bulutların arasından süzülen güneş huzmeleri, Van Gölü’nün mavi sularıyla birleşerek adeta bir görsel şölen sundu. Kentte gün boyunca etkisini sürdüren bulutlu hava, güneşin batışıyla birlikte yerini büyüleyici görüntülere bıraktı. Güneş ışıklarının bulutların arasından huzme şeklinde süzülerek Van Gölü’nün yüzeyine yansıması kartpostallık manzaralar ortaya çıkardı. "Bulutların arasından süzülen ışık demetleri" Akşam saatlerinde etkili olan parçalı bulutlar arasında beliren güneş ışıkları, Van Gölü’nün maviliğiyle birleşince ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. Sahil kesiminde bulunan vatandaşlar ve doğa fotoğrafçıları bu eşsiz anları cep telefonu ve kameralarıyla kayıt altına aldı. Özellikle bulutların arasından süzülen ışık huzmelerinin göl yüzeyinde oluşturduğu yansımalar, izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Gün batımının oluşturduğu renk cümbüşü kısa sürede sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Van Gölü’nde oluşan eşsiz gün batımı manzarası, kentin doğal güzelliklerini bir kez daha gözler önüne serdi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:09 Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, "sessiz katil" olarak bilinen hipertansiyonun belirti vermeden ilerlediğini belirterek, hastalığın ilk bulgusunun doğrudan kalp krizi veya beyin kanaması olabileceği uyarısında bulundu. Dünya genelinde ve Türkiye’de her üç yetişkinden birini etkileyen hipertansiyon, modern çağın en yaygın ancak en sinsi sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Uzun vadede kalp, beyin, böbrek ve tüm damar sisteminde ağır tahribatlara yol açan bu hastalık, kontrol altına alınmadığında kalp krizi, inme ve böbrek yetmezliği gibi hayati sonuçlara zemin hazırlıyor. Hipertansiyonun bu tehlikeli seyrine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 17 Mayıs, "Dünya Hipertansiyon Günü" olarak kutlanıyor. İHA muhabirine konuşan Hastane Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, hipertansiyonun kan basıncının yüksek seyretmesi hali olduğunu belirtti. Hipertansiyonun hem dünyada hem de Türkiye’de oldukça sık görüldüğünü ifade eden Başhekim Sarıkaya, "Vatandaşlarımızın neredeyse yüzde 30’unu etkilemektedir. Hipertansiyon sessiz bir seyir gösterdiği için uzun vadede kalp, beyin, böbrek ve damar yapılarının olduğu her organı etkilemektedir. Kalp krizlerinin en sık nedeni olmasının yanı sıra; inmelerin, böbrek yetmezliklerinin ve atardamar hastalıklarının da en önemli nedenlerinin başında gelmektedir" dedi. "Diyet ve egzersiz kurallarına dikkat etmemiz lazım" Hastaların genellikle hipertansiyon hastası olduğunun farkında olmadığını dile getiren Sarıkaya, "Hastalığın ilk belirtileri doğrudan beyin kanaması, kalp krizi veya aort diseksiyonu dediğimiz damar çatlaması gibi ciddi durumlar olabilir. Böyle bir tabloyla karşılaşmamak için, özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin ve 40 yaşın üzerindeki bireylerin mutlaka belli aralıklarla tansiyon takibi yapması gerekmektedir. İleride tansiyon hastası olmak istemiyorsak, hastalık henüz ortaya çıkmadan bazı diyet ve egzersiz kurallarına dikkat etmemiz lazım. Özellikle tuz kullanımı, ülkemiz ve bölgemiz için vurgulanması gereken önemli bir sorun olarak görülmektedir. Tuzun azaltıldığı bir diyet, bizi hipertansiyona karşı korumaktadır" diye konuştu. "Hipertansiyonu ‘sessiz katil’ olarak adlandırıyoruz" Hipertansiyonun erken teşhis edilmesiyle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken dönemde teşhis koyup ilaçlarla kontrol altına aldığınızda, hayati riskleri neredeyse yok denecek düzeye düşürebiliyorsunuz. Bu nedenle tansiyonumuzu ölçelim, kurallara uyalım, diyetimize dikkat edelim ve tedavimizi aksatmayalım. Hipertansiyonu, bu sessiz ve sinsi ilerleyişinden dolayı ‘sessiz katil’ olarak da adlandırıyoruz. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü, her yıl tüm dünyada bu hastalığa dikkat çekmek ve erken tanıyı vurgulamak için kaydedilmektedir. Biz de tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı günde tansiyonlarını ölçmeye davet ediyoruz."
Van TSO: "Tüm kesimlerin iç huzuru sağlamlaştırma ve daha müreffeh bir yarını tesis etme noktasında yapıcı olması gereklidir"
15 Ocak 2025 Çarşamba - 17:08 Van TSO: "Tüm kesimlerin iç huzuru sağlamlaştırma ve daha müreffeh bir yarını tesis etme noktasında yapıcı olması gereklidir" Van Ticaret ve Sanayi Odasından yapılan açıklamada, "Siyasi aktörler başta olmak üzere; halk, hukuk, iş dünyası aktörleri, sivil toplum ve tüm kesimlerin, iç huzuru sağlamlaştırma ve daha müreffeh bir yarını tesis etme noktasında ısrarcı, yapıcı ve iradeli olması gereklidir" denildi. Van Ticaret ve Sanayi Odasından DEM Parti heyetince başlatılan görüşmeler ve yaşanan sürece dair yapılan açıklamada, “Orta Doğu coğrafyasında yaşanan sıcak gelişmeler, sorunlar, göçler, siyasi değişimler, çatışmalar ve daha birçok etken ile birlikte global ekonominin yansımaları, ülkemizdeki iç barışın her zamankinden daha çok muhkem hale gelmesini gerekli kılmaktadır. Son süreçte, Kürt meselesinin silah ve şiddet sarmalından çıkarıp hukuk ve siyaset zeminine çekildiği günlerden geçmekteyiz. Bu anlamda, siyasi aktörler başta olmak üzere; halk, hukuk, iş dünyası aktörleri, sivil toplum ve tüm kesimlerin, iç huzuru sağlamlaştırma ve daha müreffeh bir yarını tesis etme noktasında ısrarcı, yapıcı ve iradeli olması gereklidir. İktidarı, muhalefeti ve tüm taraflarıyla bir bütünün parçası olan ortak vatan ruhu diriliğini korumalıdır. Dolayısıyla herkese bu anlamda görev düşmektedir. Ortak vatanın tüm bireyleri, tüm kurumları, tüm bölgeleri, tüm kentleri; dili, rengi, nesebi, mesleği ve tüm kimlikleriyle ülkemizdeki tüm kazanımlar hepimizindir. Yiten her husus bizden gitmektedir. Bu çerçevede, siyasetin oluşturduğu kardeşlik ruhunun tüm hayati alanlara sirayet ederek; başta toplumsal barışın tesisi ve ekonominin gelişmesi olmak üzere ülkemize kazandıracağını düşünüyoruz. Siyasetçilerin bu hususta göstermiş olduğu irade ve olumlu yaklaşımlar, sivil toplum kesimlerinin sağduyusu, toplumsal açıdan barışa ne kadar ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır” ifadeleri yer aldı. “Siyasi iklimin ılımlı hale gelmesine en fazla bizler sevinmekteyiz” Açıklama şöyle devam etti: “Bizler, sivil toplumun ve iş dünyasının bir parçası olarak, ulusal ve uluslararası deneyimlerimiz ile huzurun ve güvenin olduğu yerde, kalkınmanın da olacağını ve gelişmiş bir iktisadın barışla mümkün olabileceğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla uzatılan her elin, gülen her yüzün, olumlu her anlayışın, yapılan her görüşmenin, yapıcı her eleştirinin geçmişte olduğu gibi demokrasinin bir gerekliliği olarak daha katılımcı ve çok yönlü bir anlayışla ortak bütünümüz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlendireceğine inanıyoruz. Geçmişte tecrübe edilen girişimlerin oluşturduğu iklimin; siyasi, hukuki, iktisadi ve psikolojik olarak bölgemize ve ülkemize pozitif yansımalarının canlı şahitleri olarak barışın çok zor ve çok uzakta olmadığına inanıyoruz. Yaşadığımız coğrafya ve sosyo-ekonomik performansımız, yıllardır çözüm bekleyen Kürt meselesinin bölgemize yansımaları, bizlerin toplumsal barışa daha çok ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla siyasi iklimin ılımlı hale gelmesine en fazla bizler sevinmekteyiz." “Memleketimizin maslahatı açısından iletişime ihtiyacımız var” İletişim halinde olunmasının önemine değinilen açıklamada, “Aynı şekilde ülkemizin her bölgesinde üreten, katma değer sağlayan, istihdam oluşturan tüccar ve tacirin bizlerle aynı düşünceler içinde olduğuna gönülden inanmaktayız. Halkımızın asırlardır karakterini yansıtan barış ve kardeşlik ruhu ve birlikte yaşama ısrarı bu iklimin önemli bir dayanağıdır. Bizler barışın, kardeşliğin, huzurun, hukukun; ortak vatanda birlikte yaşamın en önemli mekanizmaları olduğunu düşünüyoruz. Özellikle, yıllardır ülkemiz siyasetine yön vermiş, tecrübe sahibi aktörlerin bu dönemde daha fazla iletişim halinde olmasını önemli buluyoruz. Ülkemizin; yatırım, istihdam ve ekonomik kalkınması, hülasa memleketimizin maslahatı açısından iletişime ihtiyacımız var. Biz artık normalleşmek istiyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, oluşan barış ikliminin doğru kullanılabilmesi için yürütücülerin azami bir sorumlulukla davranacağına inancımızın tam olduğunu kamuoyuna ilan ediyoruz” denildi.
Van’da ürettiği bağlamaları dünyaya tanıtıyor
15 Ocak 2025 Çarşamba - 14:44 Van’da ürettiği bağlamaları dünyaya tanıtıyor Erzurum’dan 1992 yılında Van’a gelerek bağlama üretimini tanıtan Tevhid Usta, özel sipariş üzerine ürettiği bağlamaları Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına ihraç ediyor. Van’da müzik aletleri imalatçısı Tevhid Topal, babası Aşık Dermani olarak bilinen İbrahim Topal’dan devraldığı bağlama yapımı mesleğini büyük bir emek ve sabırla sürdürüyor. Atölyesinde yoğun bir mesai harcayan Tevhid Topal; Amerika, Almanya ve Yeni Zelanda gibi ülkelere bağlama gönderiyor. Sanatını gelecek kuşaklara aktarmak için büyük çaba gösteren usta, aynı zamanda genç ustalar yetiştiriyor. Tevhid Topal, sanatını sadece bir meslek olarak görmüyor, aynı zamanda babasından devraldığı kültürel bir miras olarak değerlendiriyor ve bu mirası yaşatmak için özveriyle çalışmaya devam ediyor. "Bağlama yapımı çok zordur" İHA muhabirine konuşan Tevhid Topal, mesleğini nasıl öğrendiğini ve bağlama yapımının zorluklarını anlattı. Babasından devraldığı mesleğini büyük bir emekle sürdürdüğünü ifade eden Topal, “Babam Aşık Dermani olarak bilinen İbrahim Topal ile Erzurum’da başladım bu işe. Mesleği öğrendikten sonra 1992 yılında Van’a yerleştim ve burada bağlama yapımına başladım. Enstrüman yapımı, özellikle bağlama yapımı çok zordur ama bir o kadar da keyiflidir. Ağaçların hazırlanması, kurutulması ve işlenmesi büyük bir özen gerektirir. Bir bağlamanın yapımı en erken bir buçuk ay sürüyor, bazen iki aya kadar uzayabiliyor. Yurt içinden ve yurt dışından yoğun talepler alıyoruz. Amerika ve Almanya gibi ülkelere bağlama gönderdik" dedi. Son yıllarda mesleğini öğretmeye de odaklandığını dile getiren Topal, “Yaklaşık 10 yıldır halk eğitim destekli kurslar veriyorum. Şu an mesleği öğrenip çeşitli okullarda eğitim alan öğrencilerim var. Bu da beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.
Van’da ürettiği bağlamaları dünyaya tanıtıyor
15 Ocak 2025 Çarşamba - 14:40 Van’da ürettiği bağlamaları dünyaya tanıtıyor Erzurum’dan 1992 yılında Van’a gelerek bağlama üretimini tanıtan Tevhid Usta, özel sipariş üzerine ürettiği bağlamaları Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına ihraç ediyor. Van’da müzik aletleri imalatçısı Tevhid Topal, babası Aşık Dermani olarak bilinen İbrahim Topal’dan devraldığı bağlama yapımı mesleğini büyük bir emek ve sabırla sürdürüyor. Atölyesinde yoğun bir mesai harcayan Tevhid Topal; Amerika, Almanya ve Yeni Zelanda gibi ülkelere bağlama gönderiyor. Sanatını gelecek kuşaklara aktarmak için büyük çaba gösteren usta, aynı zamanda genç ustalar yetiştiriyor. Tevhid Topal, sanatını sadece bir meslek olarak görmüyor, aynı zamanda babasından devraldığı kültürel bir miras olarak değerlendiriyor ve bu mirası yaşatmak için özveriyle çalışmaya devam ediyor. "Bağlama yapımı çok zordur" İHA muhabirine konuşan Tevhid Topal, mesleğini nasıl öğrendiğini ve bağlama yapımının zorluklarını anlattı. Babasından devraldığı mesleğini büyük bir emekle sürdürdüğünü ifade eden Topal, “Babam Aşık Dermani olarak bilinen İbrahim Topal ile Erzurum’da başladım bu işe. Mesleği öğrendikten sonra 1992 yılında Van’a yerleştim ve burada bağlama yapımına başladım. Enstrüman yapımı, özellikle bağlama yapımı çok zordur ama bir o kadar da keyiflidir. Ağaçların hazırlanması, kurutulması ve işlenmesi büyük bir özen gerektirir. Bir bağlamanın yapımı en erken bir buçuk ay sürüyor, bazen iki aya kadar uzayabiliyor. Yurt içinden ve yurt dışından yoğun talepler alıyoruz. Amerika ve Almanya gibi ülkelere bağlama gönderdik" dedi. Son yıllarda mesleğini öğretmeye de odaklandığını dile getiren Topal, “Yaklaşık 10 yıldır halk eğitim destekli kurslar veriyorum. Şu an mesleği öğrenip çeşitli okullarda eğitim alan öğrencilerim var. Bu da beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.
Van YYÜ ile İş-Kur’dan fakülte mezunlarına istihdam imkanı
15 Ocak 2025 Çarşamba - 10:49 Van YYÜ ile İş-Kur’dan fakülte mezunlarına istihdam imkanı Van İş-Kur İl Müdürlüğü ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) arasında yapılan protokol çerçevesinde fakülte mezunlarına yönelik istihdam çalışması başlatıldı. Van İş-Kur İl Müdürlüğü ve Van YYÜ arasında yapılan protokol çerçevesinde değişik branşlardaki fakülte mezunları, bir yandan farklı bir meslek öğrenirken bir yandan da istihdam edilecek. Protokolün ilk ayağı olan tekstil alanında eğitim gören fakülte mezunları, daha sonra eğitim aldıkları tekstil fabrikasında işe başlayacak. Proje çerçevesinde ilk olarak Van YYÜ Sürekli Eğitim Merkezinde (YÜSEM) 41 gün boyunca teorik eğitim alan fakülte mezunları, daha sonra tekstil fabrikasında uygulamalı eğitimden geçerek aynı yerde istihdam edilecek. Konuyla ilgili açıklamada bulunan İş-kur Van İl Müdürü Selma Biçek, Van’da nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla Van YYÜ ile birlikte meslek edindirme kursları başlattıklarını belirterek, bu kursların 141 fiili günden oluştuğunu söyledi. Modülün 41 günlük eğitim sürecini Van YYÜ’de başlattıklarını belirten Biçek, geri kalan 100 günün ise marka olan bir tekstil fabrikasında devam edeceğini söyledi. Kurs süresince kursiyerlerin hem günlük hem de eğitim ücretlerinin İş-Kur tarafından ödeneceğinin altını çizen Biçek, “Kursumuzda inşaat mühendisi, mimar ve öğretmen olan üniversite mezunları var. Bu arkadaşlarımızın günlük ücretlerini ve eğitici ücretlerini karşılıyoruz. Amacımız büyük firmalarımıza kaliteli ve nitelikli eleman yetiştirmek. Biz eğitime başladığımızda önce firmalarımızla anlaşıyoruz. Firmalarımızın eğitime katılan arkadaşlarımızın yüzde 60’ını istihdam etme zorunluluğu var. Başladığımız firmayla hangi alanda yetiştireceğimiz elemanlara karar verdikten sonra üniversite ile işbirliğine gidiyoruz. Üniversitemizde modülümüzü belirledikten sonra eğitim gören arkadaşlarımız o firmada işe başlıyor. Tabi bu eğitimlerimiz sadece tekstil üzerine değil bütün mesleklere ve işverenlere yönelik bir çalışma olacak. Ben hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Tekstil Fabrikası Müdürü Eyüp Uçarer ise sektörde özellikle hem ara kademe yönetici pozisyonunda hem de mühendis pozisyonunda zaman zaman problemler yaşadıklarına dikkat çekerek, “Van bölgesinde özellikle İş-Kur ile yapmış olduğumuz stratejik işbirliği ve üniversitenin de desteğiyle bu problemi çözmek için bir adım atmış olduk. Bu bizi çok heyecanlandırdı. Çünkü hem firma olarak Van bölgesinde kurduğumuz fabrikada şirketimizin gelecek stratejileri ve hedefleri ve bu hedefler doğrultusunda gelecek beklentimiz çok üst seviyede. Bu girişimle beraber 12 arkadaşımızla başlattığımız bu yolculukta; bu arkadaşlarımızı gelecekte ara kademe yönetici veya üst düzey yönetici olarak görmek bizleri hem heyecanlandıracak hem de mutlu edecektir. Bu anlamda İş-Kur ve üniversitemize teşekkür ediyor, bu sürece başlayan kursiyerlerimize başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı. İş-Kur Van İl Müdürlüğü ile Van YYÜ arasında yapılan protokolün çok önemli olduğunu belirten Fırat Üniversitesi İnşaat Mühendisi Bölümü mezunu Rubar Adar Aşkan da, “Tekstil mühendisliğinde tecrübeler kazanıp, farklı bir mühendislik dalında gelişip, kariyer planlamamı burada yapmak istedim. Bundan dolayı bu projede yer aldım. Mutluyum. Umarım bizim için başarılı ve güzel bir süreç olur” şeklinde konuştu. Fen Bilimleri Öğretmeni Ayşenur Bağlayıcı Hamarat da, 4 yıldır mezun olduğunu ifade ederek, “İş-Kur’un başlattığı projeden haberim olur olmaz hemen gidip başvurumu yaptım. Mülakattan sonra seçildim ve şu anda eğitim almaya başladık. Daha önce farklı bir deneyimim olmadı. Atamam da olmayınca bu sektörü denemek istedim. YÜSEM’de 41 iş günü eğitim aldık. Bu eğitimin verilmesi bize kolaylık sağladı. Farklı alanlardan 12 arkadaşla birlikte buradayız. Bize bu süreçte yüzde 100 istihdam sağlayacak olan tekstil firmasına, İş-Kur’a ve YÜSEM’e teşekkür ediyorum” diye konuştu.