Yerel Haberler
Van
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:39 Karla mücadelede kritik nokta: Bahçesaray yolundaki kar tüneline ulaşıldı Van’ın zorlu coğrafyası ve ağır kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı olan Van-Bahçesaray kara yolunda yürütülen hummalı çalışmalar devam ediyor. Karayolları ekiplerinin akşam geç saatlere kadar yaptıkları çalışmalarında kritik nokta olan kar tüneline ulaşıldı. Van’ın zorlu kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan Bahçesaray yolunda karla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Ekipler, metrelerce yüksekliğe ulaşan kar kütlelerini temizlemek için yoğun mesai harcarken, çalışmalar kapsamında yol üzerindeki kar tüneline de ulaşıldı. Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde etkisini sürdüren sert kış şartları nedeniyle kapanan yolun yeniden ulaşıma açılması için Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri iş makineleriyle akşam geç saatlere kadar çalışma yürütüyor. Yer yer çığ riski bulunan güzergahta büyük bir dikkatle ilerleyen ekipler, dev kar yığınlarını temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Çalışmaların en zorlu noktalarından biri olan kar tüneline ulaşılmasıyla birlikte ekiplerin hummalı mücadelesi devam ediyor. Kar kalınlığının bazı bölgelerde 5 metreyi bulduğu yolda, iş makineleri adeta karla savaş veriyor. "Metrelerce kara karşı yoğun mücadele" Kış aylarında çığ tehlikesi ve yoğun kar yağışı nedeniyle can güvenliği gerekçesiyle kapatılan Bahçesaray yolunda, havaların ısınmasıyla birlikte başlatılan yol açma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Yer yer iş makinelerinin boyunu aşan, metrelerce yükseklikteki sertleşmiş kar kütlelerine karşı adeta savaş açan ekipler, büyük bir titizlik ve kararlılıkla ilerliyor. İl dışındaki Bahçesaraylıların gözü yolda: "Bayramdan önce açılacak mı?" Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve kış aylarında yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan yolun Kurban Bayramı öncesi açılıp açılmayacağı merak konusu oldu. Özellikle il dışında yaşayan Bahçesaraylı vatandaşlar, bayramda memleketlerine gelebilmek için yol çalışmalarını yakından takip ediyor. Yaklaşık 3 bin rakımlı Karabet Geçidi’nde etkisini sürdüren kar kütleleri nedeniyle ekipler bölgede zorlu bir çalışma yürütüyor. Yer yer 3 ila 5 metreyi bulan kar tabakaları iş makineleriyle temizlenirken yol açma çalışmalarını güçleştiriyor. Bayram tatilini aileleriyle geçirmek isteyen Bahçesaraylılar ise yolun bir an önce ulaşıma açılmasını bekliyor.
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:36 Karla mücadelede kritik nokta: Bahçesaray yolundaki kar tüneline ulaşıldı" Van’ın zorlu coğrafyası ve ağır kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı olan Van-Bahçesaray karayolunda yürütülen hummalı çalışmalar devam ediyor. Karayolları ekiplerinin akşam geç saatlere kadar yaptıkları çalışmalarında kritik nokta olan kar tüneline ulaşıldı. Van’ın zorlu kış şartları nedeniyle yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan Bahçesaray yolunda karla mücadele çalışmaları aralıksız sürüyor. Ekipler, metrelerce yüksekliğe ulaşan kar kütlelerini temizlemek için yoğun mesai harcarken, çalışmalar kapsamında yol üzerindeki kar tüneline de ulaşıldı. Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde etkisini sürdüren sert kış şartları nedeniyle kapanan yolun yeniden ulaşıma açılması için Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri iş makineleriyle akşam geç saatlere kadar çalışma yürütüyor. Yer yer çığ riski bulunan güzergahta büyük bir dikkatle ilerleyen ekipler, dev kar yığınlarını temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Çalışmaların en zorlu noktalarından biri olan kar tüneline ulaşılmasıyla birlikte ekiplerin hummalı mücadelesi devam ediyor. Kar kalınlığının bazı bölgelerde 5 metreyi bulduğu yolda, iş makineleri adeta karla savaş veriyor. "Metrelerce kara karşı yoğun mücadele" Kış aylarında çığ tehlikesi ve yoğun kar yağışı nedeniyle can güvenliği gerekçesiyle kapatılan Bahçesaray yolunda, havaların ısınmasıyla birlikte başlatılan yol açma çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Yer yer iş makinelerinin boyunu aşan, metrelerce yükseklikteki sertleşmiş kar kütlelerine karşı adeta savaş açan ekipler, büyük bir titizlik ve kararlılıkla ilerliyor. İl dışındaki Bahçesaraylıların gözü yolda: "Bayramdan önce açılacak mı?" Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve kış aylarında yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan yolun Kurban Bayramı öncesi açılıp açılmayacağı merak konusu oldu. Özellikle il dışında yaşayan Bahçesaraylı vatandaşlar, bayramda memleketlerine gelebilmek için yol çalışmalarını yakından takip ediyor. Yaklaşık 3 bin rakımlı Karabet Geçidi’nde etkisini sürdüren kar kütleleri nedeniyle ekipler bölgede zorlu bir çalışma yürütüyor. Yer yer 3 ila 5 metreyi bulan kar tabakaları iş makineleriyle temizlenirken yol açma çalışmalarını güçleştiriyor. Bayram tatilini aileleriyle geçirmek isteyen Bahçesaraylılar ise yolun bir an önce ulaşıma açılmasını bekliyor.
Ayağı kırılan doğasever, arkadaşları tarafından kurtarıldı
27 Kasım 2024 Çarşamba - 12:50 Ayağı kırılan doğasever, arkadaşları tarafından kurtarıldı Van’ın Çatak ilçesinde Masiro Kanyonu’nda kayalıklardan düşerek ayağı kırılan doğasever, arkadaşları tarafından yapılan sedye ile kurtarıldı. Vadi Doğa Sporları Kulübüne üye bir grup doğasever, Van’ın Çatak ilçesi ile Siirt’in Pervari ilçeleri sınırları arasında bulunan Masiro Kanyonu’nda yürüyüş yaptı. Kanyondaki kayalıklarda yapılan tırmanış sırasında düşen gruptaki kadının ayağı kırıldı. Vadi Doğa Nas Sar Arama ve Kurtarma ekibi üyeleri tarafından kadına olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Daha sonra ağaç dallarından sedye yapan gruptakiler, yaralı kadını dağlık alandan yaklaşık 4 kilometre taşıyarak yolda bekleyen ambulansa ulaştırdı. Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan kadın doğaseverin ayağı alçıya alındı. Arkadaşları ile Masiro Kanyonu’na geldikleri ve küçük bir kaza geçirdiklerini söyleyen Vadi Doğa Sporları Kulübü Başkanı Ömer Demez, “Kanyonda bir arkadaşımız düştü ve bileğinde hafif bir zedelenme var. Ne olduğunu bilmediğimiz için bizde bileğini sardık ve sedye ile taşıyacağız” dedi. Vadi Doğa Grubu ile buraya geldiklerini ifade eden Vadi Doğa Kulübü üyesi Mahmut Çelik, "Bir arkadaşımız hafif bir kaza geçirdi. Ayağında bir yaralanma var. Kırık ya da çıkık olduğunu bilmediğimiz için her ihtimale karşı onu sağlama alıp sedye yaptık. Şimdi onu taşıyoruz. İnşallah onu bu şekilde sağ salim bir şekilde Van’a taşıyacağız" dedi.
Van’da aynı anda 3 yemek borusu kanseri ameliyatı
27 Kasım 2024 Çarşamba - 12:03 Van’da aynı anda 3 yemek borusu kanseri ameliyatı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, aynı gün içinde 3 özofagus (yemek borusu) kanseri hastasını ameliyat ederek önemli bir başarıya imza attı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon kişiye sağlık hizmeti sunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kurduğu Genel Cerrahi Anabilim Dalı ile zorlu ameliyatları gerçekleştirmeye devam ediyor. Yaklaşık 8 ay önce faaliyete başlayan klinik, ciddi hazırlık ve koordinasyon gerektiren yemek borusu kanseri ameliyatlarında bir ilke imza attı. Hastane tarihinde ilk kez aynı gün içinde 3 farklı ameliyathanede eş zamanlı olarak gerçekleştirilen yemek borusu kanseri ameliyatları, uzman hekimler ve deneyimli ekiplerin çabasıyla başarılı bir şekilde tamamlandı. “Ne Türkiye’de ne de dünyanın bir yerinde duydum” İHA muhabirine konuşan Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sebahattin Çelik, özofagus kanserinin bölgede sık görülen bir hastalık olduğunu belirtti. Hastanenin donanımlı altyapısı ve uzman cerrah kadrosu sayesinde hastaların tedavisinin mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelik, “Bugün üç özofagus kanseri hastamızı aynı anda, üç farklı ameliyathane odamızda ameliyat ediyoruz. Cerrahlarımız kapalı yöntemlerle, açık yöntemlerle ve hibrit yöntemlerle bu ameliyatları gerçekleştirebiliyor. Bir günde, üç özofagus kanseri hastasının aynı seansta ameliyat edildiğini ne Türkiye’de ne de dünyanın bir yerinde duydum. Bugün de laparoskopik torakoskopik özofajektomi yapıyoruz. Diğer odalarda da meslektaşlarımız bu ameliyatları gerçekleştiriyor" dedi. “Kadınlarda daha sık görülüyor” Özofagus kanserinin bölgede daha çok kadınlarda görüldüğünü ve genellikle 50-60 yaş grubunu etkilediğini, ancak bu kez ameliyat edilen hastaların genç yaşta olduğunu dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Burada önemli olan, kanseri engellemektir. Ameliyat etmekten ziyade koruyucu önlemler almak çok daha kıymetli. Hastalarımız kanser olduktan sonra da, hastanemizin donanımlı altyapısı sayesinde tedavilerini merkezimizde rahatlıkla yapabiliyoruz." Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Fırat Aslan ise yemek borusu kanserinin bölgedeki yaygınlığına dikkat çekerek, "Bu hastalıkta tümörlerin bulunduğu yere göre cerrahi prosedürlerimiz değişiyor. Bugün ameliyat ettiğimiz üç hastada da farklı cerrahi prosedürler uygulandı. Bölgemizde yemek borusu kanserinin sık görülmesinde ailevi, genetik faktörlerin yanı sıra çevresel ve beslenme alışkanlıkları etkili. Özellikle otlu peynir ve sigara tüketiminin bu hastalığın oluşumunda büyük bir rol oynadığını gözlemliyoruz" diye konuştu. “Türkiye’de aynı anda yemek kanseri ameliyatı yapıldığını düşünmüyorum” Yemek borusu kanseri cerrahisinin zorluğuna vurgu yapan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Kadir Bartın da, “Yemek borusu kanseri, Van Gölü Havzası’nda sıkça gördüğümüz üst sindirim sistemi kanserlerinden biri. Cerrahisi A grubu olan, yani oldukça büyük ve kompleks bir ameliyattır. Türkiye genelinde aynı anda üç yemek borusu kanseri ameliyatının yapıldığını düşünmüyorum. Bu, hem bölgemizdeki hastalığın yaygınlığını hem de bu tür ameliyatların gerekliliğini ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.
21 yılda 350’ye yakın glomus tümörü ameliyatı yaptı
27 Kasım 2024 Çarşamba - 10:35 21 yılda 350’ye yakın glomus tümörü ameliyatı yaptı Yaptığı başarılı glomus tümörü ameliyatlarıyla Türkiye ve dünyada adından söz ettiren Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, “Glomus tümöründe erken tanı hayat kurtarır” dedi. Glomus tümörünün, glomus cisimciklerinde kaynaklanan iyi huylu bir tümör olduğunu ifade eden Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, bu cisimciklerin vücudun birçok yerinde bulunduğunu söyledi. Glomus cisimciklerinin özellikle kandaki oksijen seviyesini ayarlamaya yarayan cisimcikler olduğunu belirten Başel, bunların hastalanıp tümörle büyümesine glomus tümörü denildiğini söyledi. Glomus tümörünün en çok karotis damarının çatal noktasında yer aldığına dikkat çeken Dr. Başel, “Glomus tümörü; parmak ucunda karında, karaciğerde, kulak zarında çıkabiliyor. Beynin tabanında yer alabiliyor ama bunlar çok daha ender. Yoğunlukla şahdamarının çatal noktasında görülür. Tabi glomus tümörü iyi huylu bir tümör ama yerleşim yeri çok kötü. Şahdamarının çatal noktasında yer aldığı ve burada damardan direk beslendiği için çok fazla kanlanıyor. Vücutta en kanlanan yer beyindir. Vücuttaki kanın dörtte birini alıyor ama glomus tümörü beynin 4 katı daha fazla kanlanıyor. Filmde baktığımız zaman tümör, damar gibi gözüküyor. Çok fazla kanlandığı için hızlı büyüyor” dedi. “Tanı konur konmaz tedavi yoluna gitmek lazım” Glomus tümörünün iyi huylu bir tümör olmasına rağmen yerleşim yerinden dolayı çabuk tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapan Başel, “Erken tanı koyup, erken tedavi etmek lazım. Tümör yeni fark edildiği zaman bir santim civarındayken ameliyatın riski neredeyse sıfıra yakındır. Sadece narkoz riski var ama tümör 8-10 santim olduğu zaman bunu çıkarmak çoğu zaman imkansız hale geliyor. Bunun yanında çıkarmanın birçok komplikasyonu oluşuyor. İyi huylu bir tümör ama yerleşim yeri kötü olduğundan dolayı tanı konur konmaz hemen tedavi yoluna gitmek lazım. Bazı hekimler 2-3 santimlik tümörleri bile ışın tedavisine gönderiyorlar. Bu yanlış bir şey. Çünkü ışın tedavisi, oradaki bütün dokulara etki ettiği için hem yan etkileri yüksek hem de hasta ameliyat şansını kaybediyor. Bu nedenle tanı konur konmaz ameliyatı düşünmek lazım. Ameliyatla çıkarılmayacak kadar büyük veya beyne ilerlediyse tümör, o zaman ışın tedavisi düşünülebilir. Işın tedavisine rağmen tümörü büyüyen birkaç hastamız var. Daha önceden tanı konmuş, ışın tedavisi almış bize ulaşan hastalar var. Fakat bizim direk ışın tedavisi önerdiğimiz hastamız şu ana kadar olmadı. Çünkü bana ulaşan bütün hastaların ameliyatını yaptık. Ama beyne ulaştıysa zaten ameliyat şansını kaybetmiş oluyor. Onları biz ışın tedavisine yönlendiriyoruz. Işın tedavisi ameliyatın bir alternatifi değil ama ameliyat şansını kaybeden hastalarda yapılacak bir tedavi yöntemidir” ifadelerini kullandı. “Glomus tümöründe beklemek yapılabilecek en hatalı şey” Glomus tümörünün ender görülen bir tümör olduğunu belirten Prof. Dr. Başel, “Ben 33 yıllık hekimim. Hayatımın aşağı yukarı 7-8 yılında bu tümörü hiç görmedim. Normalde yetiştiğimiz yerde de ben bu ameliyatı hiç hatırlamıyorum. 6 yıllık ihtisas süreci ve 5 yıllık uzmanlık döneminde de hatırlamıyorum. Çok ender görüldüğü için birçok hekim de aynı durumda. Hasta hekime geliyor. Hekim önceden görmediği için ne yapacağını bilmiyor. Çoğu zaman iyi huylu olduğu için de takip edelim diyor. Aslında bu yanlış bir şey. Bir hastamızda 3 ay içerisinde tümör 1,5 santim büyümüş. 7 santimden 8,5 santime gelmiş. Beklemek aslında yapılabilecek en hatalı şey. Zaten glomus tümöründe tedavisinde üç hatalı şey var. Birincisi beklemek, ikincisi biyopsi almak ve üçüncüsü ise hastayı direk ışın tedavisine göndermek. Bunlar çok rastladığımız yanlışlardır” diye konuştu. “10 santimlik tümörü çıkardık” Şu ana kadar 350’ye yakın glomus tümörü ameliyatı gerçekleştirdiğine dikkat çeken Dr. Başel, sözlerine şöyle devam etti: “Rahmetli Cevat hocamız, 45 yıllık meslek hayatında sadece 9 tane görmüş. Benim şu anda 350’e yakın vakam oldu. Bunların büyük bir kısmı Van dışından ve yurt dışından gelen hastalar ki; bunların büyük bir kısmı da başka yerde ameliyatla çıkarılamaz denilen hastalar. 10 santimlik tümör çıkardık. İzmir’de, Ankara’da ameliyata alınmış çıkarılamamış, Almanya’ya götürülmüş orada da çıkarılamamış. Biz dördüncü ameliyatı yaptık ve tümörü çıkardık ve hastamızda hiçbir komplikasyon gelişmedi. Bu bizim için iyi. Bunun gibi birçok hastamız var. İki taraflı tümörü olanlar, beynin çok yukarı kısmına yerleşen tümörler, damarı tamamen saran tümörler var. Bunlar mortalitesi yüksek vakalar ama Allah’a şükür sonuçlarımız oldukça iyi.” Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra yurt dışından da hasta kabul ettiklerini ifade eden Başel, “En son Bosna Hersekli bir hastamızı ameliyat ettik. İngiltere’den 3 tane hasta geldi. Almanya’dan, Kuzey Irak’tan, Endonezya’dan, Etiyopya’dan hasta geldi. Özellikle Avrupa ülkeleri Türkiye’ye karşı biraz ön yargılılar. Hatta İngiltereli doktor, tümörün çıkarılıp çıkarılmadığını hastaya sormuş. Doktorla görüşelim dedim. Ben video görüntülerini gönderdim ondan sonra bize bir hasta daha gönderdi. Yurt dışından doktorlar Ankara, İstanbul’u biliyoruz ama Van nasıl bir yer. Yani Van deyince biraz düşünüyorlar. Hatta hastalar bile düşünüyor. Bunu Ankara’da, İstanbul’da yapan insanlar bile çok az. ’Madem bu kadar iyi hekimseniz, Van’da ne işiniz var’ diyenler var. Ama neticede biz kararımızı Van’da kıldık. Yaklaşık 25 yıldır Van’dayız ve oldukça başarılı ameliyatlar yapıyoruz. Tabii bu sadece bir hekimle olan bir şey değil. Buradaki anestezi uzmanımız, yoğun bakımın katkısı büyük. Onlara da teşekkür ediyorum” dedi. "Son dönemlerde batıdan gelen hastaların sayısı arttı" Glomus tümörünün yüksek rakımlı yerlerde daha çok görüldüğü yönünde iddiaların olduğunu belirten Başel, “Bir hekim hayatında ortalama 2-3 tane gördüğü bir hastalık. Fakat bu hastalığın yüksek rakımla bir alakası olduğu iddia ediliyor. Bir de genetik yatkınlık olan hastalarda çok görülüyor. O yüzden Van, Ağrı, Hakkari ve Bitlis rakımı yüksek olan yerler. Ondan dolayı daha fazla gözüküyor. Bu kadar vakayı yapma şansımız bulunduğumuz yerden kaynaklanıyor. Tabi batıdaki hastaların mağduriyetini gördükçe, bu konuda haberlere ve sosyal medyaya ağırlık verdik. Hastalar daha kolay ulaşır hale geldi. Hastalar benim opere ettiğim hastaları bulabiliyor. onlarla görüşüyorlar, telefonlaşıyorlar. O yüzden son dönemlerde batıdan ve diğer şehirlerden gelen hastalarımızın sayıları arttı” ifadelerine yer verdi. “Van bizim rahat yaşadığımız, insanlarına alıştığımız bir yer” Türkiye’nin her yerinde istedikleri zaman çalışabileceklerini de sözlerine ekleyen Başel, “Bu anlamda teklifler de geliyor. Ama belli bir yaştan sonra insanlar artık kazancı çok fazla düşünmüyor. Ben şu anda biraz daha rahat edebileceğim bir şehir istiyorum. Van, bizim rahat yaşadığımız, adapte olduğumuz ve insanlarına alıştığımız bir yer. Depremde İstanbul’a gittim ancak orada insanlarla iletişimim buradaki kadar iyi olamadı. Bunun yanında cerrahların sık yer değiştirmesi doğru değil. Bu nedenle tercihimizi Van’da yaptık. Lokman Hekim Üniversitesi’nde de öğretim görevlisiyim. Bu kadar tecrübeyi birine aktarmak lazım. Özellikle glomus tümörü ile ilgili şu anda bir asistan talebimiz olmadı ama birkaç yıl içinde bir asistan yetiştirmeyi çok istiyorum. Yetişmiş bir uzmana bu tecrübeleri aktarmayı çok isterim. Çünkü neticede hepimiz belli bir yaşa geldik. Yaptığımız işler zor işler. Belli bir yaşın üzerinde bu işi yapmak çok zor. Birini yetiştirip ona el vermek en doğrusu diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.