Yerel Haberler
Van
Batıdan doğuya şifa yolculuğu: Şah damarı tümörü Van’da tedavi edildi
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:43 Batıdan doğuya şifa yolculuğu: Şah damarı tümörü Van’da tedavi edildi Lokman Hekim Van Hastanesi’nde şah damarı (glomus) tümörü nedeniyle ameliyat edilen İzmirli ve Adıyamanlı iki hasta, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ve ekibinin başarılı müdahalesiyle sağlığına kavuştu. Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, zorlu ve hayati risk taşıyan şah damarı tümörü ameliyatlarında edindiği yüksek tecrübe sayesinde Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaları başarıyla tedavi ediyor. Boyun bölgesinde yer alan ve hayati damar-sinir yapılarına yakınlığı nedeniyle en riskli cerrahi işlemler arasında gösterilen şah damarı tümörü ameliyatları, ileri düzey deneyim gerektirmesi nedeniyle Türkiye’de sınırlı sayıda merkez ve hekim tarafından uygulanabiliyor. Lokman Hekim Van Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Halil Başel ise yıllar içinde edindiği tecrübeyle hem bölgeden hem de Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaların tercih ettiği isimlerden biri hâline geldi. Bu kapsamda İzmir’den gelen 2 çocuk annesi Seda Leyla Çağlar (53) ile Adıyaman’dan gelen 5 çocuk annesi Fatma Toprak (63), şah damarı tümörü tanısıyla Lokman Hekim Van Hastanesi’nde ameliyat edildi. Her iki hastanın da operasyonlarının başarıyla tamamlandığı ve kısa sürede taburcu edilmelerinin planlandığı bildirildi. "Saatler süreceği söylenen ameliyatları burada çok daha kısa sürede tamamladık" Konuya ilişkin konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, her iki hastayı da şah damarı tümörü nedeniyle ameliyat ettiklerini belirtti. Prof. Dr. Başel, "Van olunca hastalarımızın ve çevrelerinin bazı tereddütleri olabiliyor. ‘Herkes batıya giderken siz neden Türkiye’nin en doğusuna gidiyorsunuz’ gibi uyarılarla karşılaştıklarını ifade ettiler. En büyük endişeleri ise hastane imkânlarının yeterli olup olmadığı ve bu kadar zor bir ameliyatın burada yapılıp yapılamayacağıydı. Ancak, hastalarımız geldiklerinde gördüler ki her türlü imkân burada mevcut. Kendilerinin konforunu sağladık, ameliyatlarını da başarıyla gerçekleştirdik. Saatler süreceği söylenen ameliyatları burada çok daha kısa sürede tamamladık. Hatta Adıyaman’dan gelen hastamızı geldiği gün ameliyata aldık. İnşallah yarın, 5 gün içinde de taburcu etmeyi planlıyoruz. Zor ve riskli iki ameliyatı başarıyla tamamlayarak hastalarımızı bu sıkıntıdan kurtardık. Allah’a şükür, sonuçlarımızda herhangi bir sorun da gelişmedi" dedi. "Şifayı Van’da bulduk" İzmir’den gelen hasta Seda Leyla Çağlar, boğazında beze şeklinde bir kitle fark etmesiyle sürecin başladığını belirterek, yapılan tetkiklerde bunun şah damarı tümörü olduğunun anlaşıldığını söyledi. Hastalığın nadir görülmesi nedeniyle detaylı bir araştırma yaptıklarını ifade eden Çağlar, "Bu süreçte Prof. Dr. Halil Başel hocamızla tanıştık. Tümörün hızla büyümesi beni çok endişelendirdi. Bu hastalıkta vakit kaybetmeden doğru ellere teslim olmak gerekiyor. Biz o şifayı Van’da, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde bulduk. Hocamıza ve tüm hastane personeline teşekkür ediyorum" diye konuştu. Adıyaman’dan gelen hasta Fatma Toprak da ilk olarak tansiyon hastalığı şüphesiyle Kahta’ya gittiklerini belirterek, "Yapılan kontrollerden sonra bunun farklı bir hastalık olduğu söylendi. Hemen araştırma sürecine girdik ve Halil Başel hocamızla tanıştık. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Allah onun gibi hekimleri başımızdan eksik etmesin" şeklinde konuştu.
Van İl Müftüsü Şık: "Taziye yemekleri aileleri borca sürüklüyor"
26 Aralık 2025 Cuma - 09:01 Van İl Müftüsü Şık: "Taziye yemekleri aileleri borca sürüklüyor" Van İl Müftüsü Dr. Mehmet Sırrı Şık, taziye kültüründe zamanla oluşan yanlış uygulamalara dikkat çekerek, özellikle taziye evlerinde yemek verme adetinin birçok aileyi maddi açıdan zor durumda bıraktığını söyledi. Taziyelerin İslam’da acıların paylaşıldığı, duaların edildiği ve kederli ailelerin teselli edildiği önemli bir dayanışma örneği olduğunu belirten İl Müftüsü Şık, bu güzel geleneğin abartılı uygulamalar nedeniyle amacından uzaklaştığına dikkat çekti. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İl Müftüsü Şık, taziye; acıların paylaşıldığı, duaların edildiği, kederli ailelerin teselli edildiği ve aynı zamanda İslam’ın da istediği güçlü bir dayanışma örneği olduğunu belirtti. Ancak bu güzel adetin zamanla abartılı bir hâl aldığını ve çoğu insan için bir yük olmaya başladığını ifade eden Müftü Şık, "Özellikle taziyelerde yemek verme adeti, kardeşlerimizi ciddi anlamda zora sokmaktadır. Öyle ki bazı aileler, sırf taziye yemeği masrafını karşılayabilmek için borç altına girebilmekte, hatta faizli kredi çekmek zorunda kalanların olduğu dile getirilmektedir. Oysa hüzün ve kederle imtihan edilen bir ailenin, taziye için gelenlere ikram hazırlamakla meşgul olması insani de değildir, vicdani de değildir. Nitekim Hazreti Peygamberimiz, bu anlayışın tam aksine taziye evine yemek götürülmesini emretmiştir. Yardımlaşma budur, dayanışma budur, acıyı paylaşmak tam olarak budur" dedi. "Yemek saatlerinde taziyeye gitmesi doğru bir davranış değildir" Bazı yerlerde akrabalar, köylüler ya da mahalle halkı kendi aralarında para toplayarak taziye sahibine destek olduğunu dile getiren Şık, "Bu elbette güzel bir davranıştır. Ancak bu uygulamanın da kendine göre sakıncaları bulunmaktadır. Çünkü birçok insan, vermek istemediği hâlde mahalle baskısı ya da utanma duygusuyla katkı sunmak zorunda kalabilmektedir. İslam’da ve kültürümüzde misafirperverlik ve ikram elbette önemli bir meziyettir; buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak adet ve kültür gerekçe gösterilerek misafire ikram yükünün taziye evine ve yakınlarına bindirilmesi doğru değildir, yeri de değildir. Varlıklı insanlar olabilir; onlar için taziye yemeği vermek bir külfet sayılmayabilir. Fakat maddi durumu iyi olanların alışkanlıklarını ve tercihini herkese dayatmak adil değildir. Özellikle uzaktan gelen misafirler konusunda da hassas davranılmalıdır. Onlar için taziye sahibine yük olmadan bir çorba ikramı yapılabilir. Ancak diğer kardeşlerimizin sırf yemek yemek için taziye evinde beklemesi ya da özellikle yemek saatlerinde taziyeye gitmesi doğru bir davranış değildir" diye konuştu. "Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz" Teselli amacı taşıması gereken taziyelerin zamanla bir gösteriş yarışına dönüşmesi de İslam’da asla kabul edilemez olduğunun altını çizen Şık, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zengin ya da makam sahibi kişilerin taziyelerine özel ilgi gösterilirken, garibanların taziyelerinin adeta görmezden gelinmesi birçok yüreği incitmektedir. Bu durum, zamanla İslam’ın asla tasvip etmediği bir sınıflaşmaya yol açmaktadır. Ayrıca taziyelerde, teselli ve irşat amaçlı konuşmalar dışında gündem dışı konulara girilmesi taziye adabına aykırıdır. Bundan özellikle sakınılmalıdır. Hakikat budur. Ne mutlu hakikate tabi olanlara. Bu konuda özellikle sözü geçen, yetki sahibi ve toplum üzerinde etkisi bulunan herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Çünkü bu mesele son derece ciddi bir meseledir."