Yerel Haberler
Van
Bakan Göktaş: "28 Şubat’ın karanlık izlerini silmek için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz" 28 Şubat 2026 Cumartesi - 20:08:41 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün Türkiye, demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan kararlı yürüyüşünü sürdürüyor. Ve ülkemiz bir daha asla eski karanlık günlerine dönmeyecek. Milletimizle el ele vererek, 28 Şubat’ın karanlık izlerini silmek için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Van Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve Edremit Sosyal Hizmet Merkezi açılış töreninde konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bu rahmet ikliminin şehrimize, ülkemize ve tüm İslam âlemine hayır ve bereket getirmesini diliyorum. Bugün ülkemize değer katan, her bireyin hayatına dokunan güçlü hizmetlerimize bir yenisini eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Eşsiz güzelliklerle dolu Van şehrimizde yeni İl Müdürlüğümüz ve Sosyal Hizmet Merkezimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu anlamlı günde bizlerle birlikte olduğunuz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni hizmet binamızın Van için hayırlı olmasını diliyorum " dedi. "Yaptığımız 45,7 milyar liralık yatırım ve desteklerle Van’ı güçlü bir hizmet altyapısına kavuşturduk" Vatandaşlarımızın huzurunu büyüten, her bireyin güven içinde yaşamasını sağlayan bir anlayışla hizmetlerini sürdürdüklerini ifade eden Bakan Göktaş, "Bakanlık olarak, toplumun tüm kesimlerini kuşatan güçlü bir destek ağı kuruyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve milletine adanmış vizyonu doğrultusunda, sosyal devletin şefkat elini her haneye ulaştırıyoruz. Bu kapsamda Bakanlık olarak yaptığımız 45,7 milyar liralık yatırım ve desteklerle Van’ı güçlü bir hizmet altyapısına kavuşturduk. 2023 yılında 13 ilçede açılışını gerçekleştirdiğimiz. 100 Aile Destek Merkezi ile destek ağımızı daha da yaygınlaştırdık. Yine aynı yıl içinde Başkale Sosyal Hizmet Merkezi ile Vanlı kardeşlerimizin sosyal hizmetlere daha kolay erişimini sağladık. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni il müdürlüğü binamız ve sosyal hizmet merkezimizle hizmet zincirine bir halka daha ekledik. Böylece çocuklarımızdan büyüklerimize, kadınlardan engelli kardeşlerimize kadar herkesin ihtiyaç anında daha hızlı yanında olacağız. Çok yakında hizmete sunacağımız çocuk evleri sitemiz ile engelsiz yaşam bakım ve rehabilitasyon merkezimizle, iki yeni güvenli adres daha kazandıracağız. Van’ın güzel insanları için, yeni eserler, yeni hizmetler sunmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Bakan Göktaş, "Bugün açılışını yaptığımız bu yeni hizmet binasını, Van’da aileyi güçlendiren, dayanışmayı büyüten bir "ilk temas noktası" olarak görüyoruz. Çünkü aile güçlü olduğunda; çocuğumuz daha güvende, gencimiz daha umutlu, yaşlımız daha huzurlu, kadınlar daha iyi imkanlara kavuşur. Burası, rehberlikten sosyal desteğe, koruyucu-önleyici hizmetlerden sahadaki koordinasyona kadar tüm hizmet süreçlerini hızlandıran bir merkez olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği 2026-2035 "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonuyla 81 ilimizde olduğu gibi Van’da da her haneye ulaşan, bir hizmet anlayışıyla çalışacağız. Aile kurumunu ve nüfus yapımızı koruyan, kuşaklar arası bağı güçlendiren uygulamaları kararlılıkla sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. "28 Şubat’ın karanlık izlerini silmek için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz" 28 Şubat’a da değinen Bakan Göktaş, "Bugün 28 Şubat, 29 yıl önce milletimizin inancına, değerlerine ve özgür iradesine yönelen vesayetçi bir anlayışın ülkemize ağır bedeller ödettiği bir süreci yaşadık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde bu vesayetçi düzenle etkili bir mücadele yürüttük. Bugün Türkiye, demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan kararlı yürüyüşünü sürdürüyor. Ve ülkemiz bir daha asla eski karanlık günlerine dönmeyecek. Milletimizle el ele vererek, 28 Şubat’ın karanlık izlerini silmek için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla sözlerime son verirken tüm 28 Şubat mağdurlarını hürmetle yâd ediyorum. Yeni hizmet binamızın şehrimize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İl Müdürlüğü ve Sosyal Hizmet Merkezimizin Van için, bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 14:40 Kapıköy Gümrük Kapısı’nda sessizlik Van’ın Saray ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin İran’a açılan sınır kapılarından biri olan Kapıköy Gümrük Kapısı’nda geçişler normal seyrinde devam ediyor. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede tansiyon yükselirken, gözler Türkiye-İran sınırına çevrildi. Muhtemel bir hareketlilik ihtimali nedeniyle Van’ın Saray ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin İran’a açılan sınır kapılarından biri olan Kapıköy Gümrük Kapısı’ndaki durum merak konusu oldu. Sınır kapısında yapılan gözlemlerde ise herhangi bir yoğunluk yaşanmadığı görüldü. Giriş ve çıkışlarda sakinlik hakim olurken, araç ve yolcu trafiğinin olağan seyrinde devam ettiği belirtildi. Kapıdan hem Türkiye’ye girişlerin hem de İran’a çıkışların rutin şekilde sürdüğü görüldü. Ziyaretçiler programlarını yarıda bıraktı İran’da bir organizasyon için bulunan Fikret Hakan Öngür, yaşanan olaylar nedeniyle planlarını tamamlayamadan Türkiye’ye dönmek zorunda kaldıklarını belirtti. Öngür, konakladıkları otelin yakınında şiddetli bir patlamaya tanıklık ettiklerini ve bölgedeki durumun endişe verici olduğunu ifade etti. Tahran, İsfahan ve Tebriz’e yönelik saldırıların gerçekleştiğini dile getiren İran vatandaşı Nasır Selim ise saldırıların hedefi ve nedenleri hakkında net bir bilgiye ulaşılamadığını belirtti. Selim, bölgedeki ekonomik şartların birçok vatandaşın güvenli bölgelere geçişini zorlaştırdığını söyledi. "Korkumuz yok, ülkemizden ayrılmıyoruz" Tebriz şehrinde yaşayan Mehin Karahan, bölgedeki gerilime rağmen ülkelerini terk etmediklerini ve durumun zorluğuna rağmen dayanışma içinde olduklarını ifade etti. Karahan, çatışma atmosferine rağmen kimseden korkuları olmadığını ve gerekirse kendilerinin de ülkeleri için savaşacağını dile getirdi.
Van Gölü çekilince balıkçı limanları karaya döndü
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:29 Van Gölü çekilince balıkçı limanları karaya döndü Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü, küresel iklim değişikliğinin etkileriyle hızla alan kaybederken, birçok balıkçı limanı da adeta karaya dönüştü. Küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki en çarpıcı etkileri, dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nde gözle görülür şekilde yaşanıyor. Son yıllarda göl seviyesinde yaşanan hızlı düşüş, kıyı şeridinde ciddi değişimlere yol açtı. Su seviyesindeki azalma nedeniyle birçok balıkçı limanı ise işlevsiz hale geldi. Su çekilmesinin en belirgin şekilde yaşandığı noktalardan biri olan limanlar da tamamen karaya dönüşürken, balıkçı tekneleri göle giremez hâle geldi. Limanda bulunan tekneler ise suya ulaşamadığı için limandan ayrılamıyor. İHA muhabirine konuşan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van Gölü Havzası’nın küresel iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkilendiğini belirtti. Bölgenin kapalı bir havza olması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerinin daha sert hissedildiğini ifade eden Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Bütün dünyada ve ülkemizde olduğu gibi içinde bulunduğumuz havza da küresel iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarına maruz kalıyor. Burası aynı zamanda kapalı bir havza, çevresi kapalı ve su toplama alanına sahip. Bu su toplama alanının beslediği en büyük göl Van Gölü’dür. Tabii küçük göllerimiz de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kapalı havza, iklim değişikliğinden birçok açıdan etkileniyor. Birincisi, havzada sulak alanlar sayıca fazladır. Sulak alanların fazla olması, şiddetli buharlaşmayla birlikte bu suların geri çekilmesine ve toprak parçalarının açığa çıkmasına neden oluyor. Buharlaşmanın şiddetinin yanı sıra yağışlarda da uzun yıllardır geçmişe oranla bir azalış söz konusudur. Sıcaklığın artışı, buharlaşmanın şiddeti, yağıştaki azalma ve kapalı havza özelliği; kar şeklinde düşen yağışların artık gerçekleşmemesi bütün bu faktörler havzada maalesef Van Gölü başta olmak üzere tüm göllerimizin alan kaybetmesine, yani suların buharlaşmayla birlikte çekilmesine neden oluyor" dedi. "Ekonomik kayba neden oluyor" Havzada yaşanan önemli değişikliklerden birinin de yaz aylarında yağışsız geçen sürenin giderek uzaması olduğunu dile getiren Alaeddinoğlu, "Geçmişte yaklaşık bir ay yağışın düşmediği havza, şimdi 1,5 ve sonra 2 aya çıkmış durumdadır. Bu yıl ise 3 ayı aşkın süredir havzada yağış gerçekleşmedi. Dolayısıyla bütün bunlar, havzadaki göllerin başta Van Gölü olmak üzere alan kaybetmesine yol açıyor. Gölün çekilmesiyle birlikte kara hâline gelen ya da sığlaşan bölgeler, balıkçı teknelerinin limanlara ulaşmasını engelliyor ve bu durum balıkçıların sağlıklı şekilde avcılık yapamamasına, dolayısıyla ekonomik kayba neden oluyor" diye konuştu. Van Gölü Havzası’nın artık doğanın akışına bırakılamayacak kadar hassas bir noktaya geldiğini vurgulayan Alaeddinoğlu, "Bu durumun havza yönetimi mekanizması çerçevesinde ele alınması ve yönetilmesi gerekiyor. Bu göl ve bütün bu alanlar, doğanın zaman içerisinde kendiliğinden yapacaklarına bırakılmamalı. Kesinlikle havza bir bütün olarak havza yönetimi kapsamında değerlendirilip yönetilmelidir" şeklinde konuştu.
Dünya Prematüre Günü kapsamında "aceleci bebekler" için özel etkinlik
19 Kasım 2025 Çarşamba - 15:42 Dünya Prematüre Günü kapsamında "aceleci bebekler" için özel etkinlik Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde prematüre bebek sahibi aileler, "Dünya Prematüre Günü" kapsamında düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Halk arasında "aceleci bebekler" olarak bilinen prematüre bebeklerin gelişim sürecine dikkat çekmek amacıyla hastanenin Akdamar Toplantı Salonu’nda bugün bir program gerçekleşti. Etkinlikte prematüre doğumların önemi, bebeklerin gelişim süreci ve ailelere sunulan sağlık hizmetleri üzerine bilgilendirmelerde bulunuldu. Katılımcılar, prematüre bebeklerin yaşam mücadelesine dikkat çekerek farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı. Konuya ilişkin konuşan hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, prematüre bebeklerin yaşamının teknolojinin ve tedavi imkanlarının gelişmesiyle birlikte artık çok daha mümkün hâle geldiğini belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Burada en büyük emek, şüphesiz hekimlerimizin, hemşirelerimizin ve alanda çalışan fizyoterapist, klinik destek, temizlik gibi birimlerde görev yapan herkesin emeğiyle mümkün oluyor. Başta hekimlerimiz olmak üzere, tüm ekibin katkısı çok büyük. Yine annelerin de bu süreçteki rolü çok önemli. Annelerin bebeklere bakımı, ilgisi ve süt temini konusunda bizimle iş birliği içinde olmaları, prematüre bebeklerin hayata tutunmasında belirleyici oluyor. Önceden yaşam şansı olmayan düşük kilolu bebekler bile artık hayata tutunabiliyor ve sağlıklı bir şekilde büyüyebiliyorlar. Artık onlar da aramızdalar" dedi. "Prematüre olsalar da asla yalnız değiller" 37 haftanın altında doğan her bebeğin prematüre olarak ifade edildiğini dile getiren Yenidoğan Uzmanı Dr. Mahmut Çelik ise "Dünya genelinde her 10 doğumdan biri, Türkiye’de ise her 8 doğumdan biri prematüre olarak dünyaya gelmektedir. Bu da yaklaşık olarak yılda 12 bin prematüre bebeğin doğduğu anlamına geliyor. Bu bebekler doğduktan sonra yoğun bir destek gerektirir. Başta solunum ve beslenme desteği olmak üzere organ gelişimleri açısından yüksek düzeyde bakım gerekir. Bu süreçte en önemli rol, sağlık çalışanları ve annelere düşüyor. Hekimin emeği, kuvöz başından ayrılmayan hemşirenin şefkati ve annenin sütü ile sevgisi sayesinde, bu bebekleri hayata tutundurmaya çalışıyoruz. Yeni doğan prematüre bebekler hiçbir engel tanımaz, onlar minik savaşçılar, minik kahramanlardır. Prematüre olsalar da asla yalnız değiller. Biz, sağlık çalışanları ve anneler olarak her zaman yanlarındayız" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından etkinlik, pasta kesimiyle sona erdi. Programa, İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzman Dr. Sevcan Sağlam, Başhekim Doç. Dr. Remzi Sarıkaya ile çok sayıda doktor, hemşire ve aileler katıldı.
Van’da "aceleci bebekler" için özel etkinlik
19 Kasım 2025 Çarşamba - 15:36 Van’da "aceleci bebekler" için özel etkinlik Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde prematüre bebek sahibi aileler, "Dünya Prematüre Günü" kapsamında düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Halk arasında "aceleci bebekler" olarak bilinen prematüre bebeklerin gelişim sürecine dikkat çekmek amacıyla Hastanenin Akdamar Toplantı Salonunda gerçekleştirilen programa, İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Sevcan Sağlam, Başhekim Doç. Dr. Remzi Sarıkaya ile çok sayıda doktor, hemşire ve aileler katıldı. Etkinlikte prematüre doğumların önemi, bebeklerin gelişim süreci ve ailelere sunulan sağlık hizmetleri üzerine bilgilendirmelerde bulunuldu. Katılımcılar, prematüre bebeklerin yaşam mücadelesine dikkat çekerek farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, prematüre bebeklerin yaşamının teknolojinin ve tedavi imkanlarının gelişmesiyle birlikte artık çok daha mümkün hâle geldiğini belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Burada en büyük emek, şüphesiz hekimlerimizin, hemşirelerimizin ve alanda çalışan fizyoterapist, klinik destek, temizlik gibi birimlerde görev yapan herkesin emeğiyle mümkün oluyor. Başta hekimlerimiz olmak üzere, tüm ekibin katkısı çok büyük. Yine annelerin de bu süreçteki rolü çok önemli. Annelerin bebeklere bakımı, ilgisi ve süt temini konusunda bizimle iş birliği içinde olmaları, prematüre bebeklerin hayata tutunmasında belirleyici oluyor. Önceden yaşam şansı olmayan düşük kilolu bebekler bile artık hayata tutunabiliyor ve sağlıklı bir şekilde büyüyebiliyorlar. Artık onlar da aramızdalar" dedi. "Prematüre olsalar da asla yalnız değiller" 37 haftanın altında doğan her bebeğin prematüre olarak ifade edildiğini dile getiren Yenidoğan Uzmanı Dr. Mahmut Çelik ise "Dünya genelinde her 10 doğumdan biri, Türkiye’de ise her 8 doğumdan biri prematüre olarak dünyaya gelmektedir. Bu da yaklaşık olarak yılda 12 bin prematüre bebeğin doğduğu anlamına geliyor. Bu bebekler doğduktan sonra yoğun bir destek gerektirir. Başta solunum ve beslenme desteği olmak üzere organ gelişimleri açısından yüksek düzeyde bakım gerekir. Bu süreçte en önemli rol, sağlık çalışanları ve annelere düşüyor. Hekimin emeği, kuvöz başından ayrılmayan hemşirenin şefkati ve annenin sütü ile sevgisi sayesinde, bu bebekleri hayata tutundurmaya çalışıyoruz. Yeni doğan prematüre bebekler hiçbir engel tanımaz; onlar minik savaşçılar, minik kahramanlardır. Prematüre olsalar da asla yalnız değiller. Biz, sağlık çalışanları ve anneler olarak her zaman yanlarındayız" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından etkinlik, pasta kesimiyle sona erdi. (YLM-ŞAK-