Yerel Haberler
Yalova
AK Parti Yalova İl Başkanı Güçlü: "Yalova’yı bu hale tedbirsizlik getirdi" 10 Ocak 2026 Cumartesi - 19:48:25 AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, yaşanan su krizinin kuraklıktan değil, Yalova Belediyesi’nin ihmali ve yönetim zafiyetinden kaynaklandığını söyledi. AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su sorunu, DSİ tarafından açılıp Yalova Belediyesi’ne devredilen kuyular, baraj projeleri ve Belediye Başkanı Mehmet Gürel’in açıklamalarıyla ilgili açıklamada bulundu. Belediye Başkanı Gürel’i eleştiren Güçlü, "Mehmet Başkanın durumlardan haberi yok. Belediye başkanlığı yapıyor ama DSİ’nin Yalova Belediyesi’ne devrettiği kuyularla alakalı hiçbir bilgisi yok. Ben o kuyuların nerede olduğunu biliyorum ama şu an Yalova Belediyesi’ne DSİ tarafından 2014 yılında teslim edilmiş kuyuların kendi nerede olduğunu biliyor mu acaba? Ben o kuyuların hangisinin nerede olduğunu çok iyi biliyorum. 2014 yılında hep birlikte bir kuraklık yaşadık. O süreçte DSİ, Yalova genelinde kuyular açmıştı. 2014 yılında yaşadığımız kuraklık ciddi bir kuraklıktı. Şu an dip suyu için kullanılan motorlar da 2014 yılında alınmıştı. Mehmet Başkan genelde her zaman yaptığı gibi bir hizmet yapamadığı zaman ‘Benim önüm mü açık?’ diyerek topu taca atıyor. Hizmet yaparak değil, gündem oluşturarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Biz her zaman şunu söylüyoruz: Yalova’yı ilgilendiren, kentsel dönüşüm dahil kitleyi ilgilendiren her konuda elimizden geleni yaparız. Mehmet Başkan ‘Bu iş için siyaset yapılmasın’ diyor ama her zaman siyaseti yapan taraf kendisi oluyor. 2014 yılında DSİ Yalova’da bu kuyuları açtı. Açtıktan sonra da bir protokolle bu kuyuların tamamını Yalova Belediyesi’ne devretti. Dolayısıyla kuyularla ilgili DSİ’ye soru sormasının da bir anlamı yok. Kendi bünyesinde olan bir şey için neden DSİ’ye soruyor?" dedi. "Hizmetle alakalı bir şey sorulduğunda ‘önüme engel çıkıyor’ diyor. Yalova’da iki yıl genel olarak böyle geçti. Yapılanı da yapılmayanı da vatandaş görüyor" diyen Güçlü, "Ne yazık ki kalan yıllar da böyle geçecek. Yapacak bir şey yok. Mehmet Bey seçimden önce videolar paylaşıyordu. Derenin kenarına geçip burnunu tutuyordu. Bu yaz dere ağzından denize nelerin aktığını hepimiz gördük. ‘İşin ehliyim’ diye ortaya çıktı ama kendi ehli olduğu durumda bile Yalova’ya hiçbir şey yapmadığını gördük. Kalan yılları da izlemek zorundayız. DSİ bu konuyla ilgili de bir açıklama yaptı. Kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini söyledi. İddia edildiği gibi ortada 6 yıldır hazır bekleyen bir proje, Ankara’da onaylanmış bir yatırım ya da raflarda tozlanan bir dosya yok. Bir baraj ya da içme suyu tesisi, hazır bir kararla, tek bir proje denilerek yapılamaz. Böyle büyük yatırımlar kanunlarla ve bilimsel kurullarla ilerlemek zorundadır. Bu süreç aşamalardan oluşur. Önce master planlama yapılır. Yalova havzasında ne kadar su var bakılır. Hangi alanların baraj yapımına uygun olduğu tespit edilir. Planlama aşaması yapılır, ÇED süreci yürütülür, zemin etütleri yapılır. Türkiye’de bir barajın yapılma süresi ortalama 12 yıldır. Mehmet Bey barajlarla ilgili konuşuyor ama yanlış konuşuyor. Yalova’da baraj yapımıyla alakalı aşamalardan biri bile eksikse, o projeye ‘hazır’ demek yanlıştır. Şu an Yalova’da Şenköy ve Kurtköy projeleri master plan aşamasındadır. Çağlayan ve Esenköy barajlarında ilk aşamalar tamamlandı, planlama aşamasına geçildi. Kınalı Barajı proje aşamasındadır. Karadere Göleti ise şu an inşaat halindedir. Yalova’da DSİ’nin yaptığı yatırımlar bunlardır. Yalova’da her şeyi bitmiş, Ankara’da bekleyen bir proje yoktur. Altınova’daki barajımız da 2026 yılında yapılması planlanan projelerden biridir. Altınova için de her şey bitmiştir, sadece stratejiden ödenek beklenmektedir" ifadelerine yer verdi. Yalova’da yaşanan kuraklığın tedbirsizlik yüzünden olduğunu söyleyen Güçlü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başkan Bey aylar öncesinden ‘Yağış olacağını biz mi öngörecektik’ gibi açıklamalar yapıyor ve yaşanan süreci doğal bir süreç gibi göstermeye çalışıyor. Gerçek şudur: Bu bir kuraklık meselesi değil, Yalova’yı bu hale getiren tedbirsizliktir. DSİ, 11 Nisan’da bir yazı gönderdi. 27 Mart’ta DSİ’den bilgi istemiştik. Başkan Gürel’in bahsettiği 15 adet kuyu, Yalova’ya ilave su kaynağı olsun diye DSİ tarafından açılmış ve ardından protokol ile Yalova Belediyesi’ne devredilmiştir. Bu kuyuların bakımı, onarımı, çalışır halde tutulması ve gerektiğinde devreye alınması, ayrıca nerede olduklarının bilgisi tamamen Yalova Belediye Başkanı’nın sorumluluğundadır. Yalova Belediyesi, kuyuların akıbetiyle ilgili DSİ’den bilgi talep ediyor. Ama kuyular belediyenin kendi bünyesinde. Bunun mantığı nedir? Bu, başkanın konuya vakıf olmadığını gösteriyor. Kuyularla ilgili DSİ’ye bilgi sorması tamamen bir yönetim zafiyetidir. DSİ zamanında uyarısını yapmıştır. Olası bir kuraklık durumunda kuyuların acilen bakım ve onarımdan geçirilmesi gerektiğini bildirmiştir. Ancak Yalova Belediyesi bu yazıyı ciddiye almamıştır. Yalova Belediye Başkanı, Yeşil Körfez Su Birliği’ne yazı yazıyor. Yeşil Körfez Su Birliği, Yalova Belediyesi’ne yazı yazıyor. Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Yeşil Körfez Su Birliği Başkanı da Mehmet Gürel. Hıdırlar bize, biz Hıdırlar’a." Güçlü, sözlerini şöyle tamamladı: "Yapılması gereken çok açıktı. Kasım-aralık ayları gelmeden, protokolle belediyeye devredilen kuyular çalışır hale getirilecekti. Bu kuyulardan alınan su içme ve sanayi suyuna verilerek, Gökçe Barajı üzerindeki yük azaltılacaktı. ‘Ben o kuyuları Yalova’ya mı aktarayım’ diyor. Teknik olarak işin farkında olmadığı buradan belli. Oradan buraya aktarmaktan bahsetmiyoruz. Kuyuları mevcut şebekeye bağlayacaksın. Şebekeden giden su miktarı azalacak. Suyun bir kısmı kuyulardan karşılandığında barajdaki su daha sakin bir şekilde korunur. Ama her şeyi çarpıtıyor. Bu sağlıklı bir yaklaşım değil. Acil durum önlemi, acil durum gelmeden alınır. Bu kuyulardan alınan su doğrudan şebekeye verilmek zorunda da değildir. Gerekli teknik düzenlemelerle bu sular depolara aktarılabilir, depolardan arıtmalara, oradan da içme suyuna dönüştürülebilir. Mehmet Gürel’in Kurtköy hattında yaşanan bir sabotaj nedeniyle 35 günlük su kaybı olduğu yönündeki açıklaması da gerçeği yansıtmıyor. Yalova’nın günlük su ihtiyacı yaklaşık 100 bin metreküptür. 35 günlük kayıp denildiğinde bu 3 milyon 500 bin metreküp su demektir. Bu kadar büyük bir kayıp için sistemin çok uzun süre devre dışı kalması gerekir. Oysa arıza 2-3 gün içinde giderilmiştir. Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: Kurtköy hattından neden su alınmaya devam edilmedi?" AK Parti İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su krizinin yanlış yönetim ve ihmal sonucu olduğunu vurgulayarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
09 Ocak 2026 Cuma - 11:57 "Kamuda şiddetle mücadele tek yasa ile olmalı" Büro Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Cemal Üstün, kamuda şiddetin önlenmesi için öncelikli yapılması gerekenin bütün kamu görevlilerini kapsayan bir yasanın çıkartılması olduğunu söyledi. Üstün, meslek gruplarına ayrı ayrı yasa çıkartılarak şiddetle mücadele edilemeyeceğini de belirterek, "Bütün memurları kapsayan, caydırıcı tedbir ve cezalar içeren bir yasanın çıkması kaçınılmazdır" dedi. Genel Başkan Yardımcısı Cemal Üstün, Yalova SGK İl Müdürlüğü’nde görevli Avukat Zekeriya Polat’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine SGK il binası önünde basın açıklaması yaptı. Memur-Sen İl Temsilcisi Halil İbrahim Sözer, Büro Memur-Sen Yalova Şube Başkanı Durmuş Akçal, şube yönetim kurulu üyeler, STK ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı basın açıklamasında konuşan Üstün, menfur saldırı sonucu hayatını kaybeden Avukat Zekeriya Polat’a Allah’tan bir kez daha rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve mesai arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diledi. Üstün, daha fazla canımız yanmadan, daha fazla ocaklar sönmeden, evlerin camından anne babasını bekleyen bir çocuğun daha boynu bükülmeden, ailesine kavuşma özlemini taşırken, kimse evi yerine mezara gitmeden, annesine, babasına kimsenin bir daha acı haber gitmeden, kamuda şiddetin; amasız, fakatsız, hemen, şimdi çözülmesi gerektiğini söyledi. Üstün, şiddeti önlemenin, hem insani, hem vicdani bir sorumluluk hem de makamların görevi olduğunu belirtti. Üstün, gencecik hayatların kör kurşunlarla son bulması karşısında içimizin yandığını ifade ederek, neredeyse memurların ölmeyip şiddete maruz kaldıkları için şükreder duruma geldiğini söyledi. Üstün: "Her gün ülkemizin bir köşesinden şiddet haberi alıyor, ya can kaybı yaşıyor ya da şiddete şükreder duruma geliyoruz. Zekeriya Polat kardeşimiz, görevini yerine getirirken, kurumun sınırları içinde, kendisiyle görüşmeye gelen bir şahıs tarafından silahla vurularak hayatını kaybetti. Gencecik bir hayat, bugün kör bir kurşunla sona ermiş, geride gözü yaşlı evlat, eş, anne-baba bırakmıştır" dedi. Üstün, ‘bıçak kemiğe dayandı, tahammülümüz kalmadı’ gibisinden açıklamaların çok ötesine geçmiş bulunduğumuzu da belirterek, "Bir gün gümrük personeli, bir gün adliye, bir gün emniyet mensuplarımız, bir gün SGK, bir gün maliye, bir gün icra memurları ve diğer mesleklerden herkes şiddet görmektedir." şeklinde konuştu ve Büro Memur-Sen olarak kamuda şiddetin tamamına karşı olduğumuzu, şiddetle mücadelenin, bazı mesleklere indirgenerek, özel yasalar çıkarılmasına da karşı olduğumuzu aktardı. Genel Başkan YardımcısıCemal Üstün, bazı meslek gruplarına yönelik çıkarılan yasaların, kamu görevlilerinin tamamını koruyamadığını, şiddetle mücadelenin bütüncül bir yasa ve uygulama birliği ile çözülebilecek toplumsal bir sorun olduğunu dile getirdi. Üstün, Sendika olarak baştan beri söylediğimiz çağrımızı tekrarladı: "Bütün kamu görevlilerini şiddetten koruyucu bir yasa hazırlanmalı, kamu görevlilerine karşı işlenen şiddet dahil her suç katalog suç kapsamına alınmalıdır. Kamu görevlilerine şiddet uygulayanlar öncelikle tutuklu yargılanmalıdır. Bunun yanında ek müeyyideler hayata geçirilmeli, şiddet uygulanan kamu hizmetlerinin tekrar sunumu-alımında, güvenlik güçleri refakati uygulanmalıdır." Genel Başkan Yardımcısı Üstün, şiddetle mücadele konusunda atılması gereken adımları sıralayarak konuşmasını şöyle sonlandırdı: "Görevini yaparken bir kamu görevlisinin hayatını kaybetmesi, kabul edilebilir bir olay değildir. Kamuda şiddetin önlenmesini sağlayacak ağırlaştırıcı cezaların hayata geçmesi, caydırıcılık açısından büyük önem taşımaktadır. Kamuda şiddet en kısa sürede sona erdirilmelidir. Gerekli yasal çalışmalara başlanmalıdır. Partiler arası ayrım yapılmadan bir ortak görüş oluşturulmalıdır. Kamu görevlileri, sabah evlerinden çıkarken, akşama evlerine sağ-salim dönüp dönemeyecekleri endişesinden uzak olmalıdır."
Yalova’da kamyon, çekici ve tankerlere trafiğe çıkış yasağı
14 Haziran 2024 Cuma - 09:42 Yalova’da kamyon, çekici ve tankerlere trafiğe çıkış yasağı Yalova Valiliği tarafından Kurban Bayramı tatili nedeniyle karayolu ve otoyollarda yoğunluğu azaltmak adına kamyon, çekici ve tankerlerin trafiğe çıkışları yasaklandı. Yalova Valiliği’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, okulların kapanması ve Kurban Bayramı’nın aynı döneme gelmesi nedeniyle oluşacak trafik yoğunluğunu azaltmak adına bir takım kararlar alındığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “O5 (Gebze-İzmir) otoyolunda Yalova katılımından itibaren İzmir ilimize kadar, D-575 karayolunda ilimizden itibaren, D-100 karayolu ve Anadolu (O4) otoyolu Batı-Doğu istikametine kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların seyirlerine 14 Haziran 2024 Cuma günü saat 06.00’den itibaren 16 Haziran 2024 Pazar günü saat 05.00’e kadar 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi gereğince Valiliğimiz tarafından izin verilmemesine karar verilmiştir. Ancak tedarik süreçlerinin aksamaması için yaş sebze/meyve, süt ve süt ürünleri gibi bozulabilir gıdalar, dondurulmuş gıdalar, canlı ve kesme çiçek, ilaç, tıbbi malzeme, posta/süreli yayın, kurbanlık ile akaryakıt taşıyan kamyon, çekici ve tanker cinsi taşıtların öncelikle ana arterler haricindeki güzergahlarda, zorunluluk halinde ise ana arterler üzerinde en az süreyle bulunacak şekilde istisnai olarak seyirlerine izin verilecektir. Bu kapsamda Valiliğimizce uygulanan yasağa uymayan sürücülere ilgili kanun gereğince yasal işlem yapılacağı kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden bir ilk daha
13 Haziran 2024 Perşembe - 17:13 Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden bir ilk daha Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kentte ilk defa tamamen kapalı omuz ameliyatı gerçekleştirildi. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi bir ilke daha imza attı. Hastaneye geceleri ağrılarından dolayı uyumama şikayeti ile müracaat eden 51 yaşındaki D.B’nin uzun süreden beri sağ omuzunda ağrı, hareket kısıtlığı ve geceleri ağrı nedeniyle uyuyamama şikayetleri üzerine hastanede yapılan tetkiklerde omuz liflerinde kopma olduğu tespit edildi. Uygulanan medikal tedaviye rağmen şikâyetleri geçmeyen hasta için operasyon kararı alındı. Başhekim Yardımcısı Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Seçkin Özcan tarafından tamamen kapalı (Omuz Artroskopik) omuz ameliyatı gerçekleştirildi. Doktor Özcan operasyon ile ilgili şunları kaydetti: “Rotator Cuff Sendromu, omuz ekleminde yer alan ve hareketi sağlayan tendonların zedelenmesi veya yırtılması sonucu ortaya çıkan bir yaralanmadır. Omuzda ağrıya, hareket kısıtlılığına ve güçsüzlüğe neden olan rotator cuff sendromu’nun iki temel nedeni yaralanma ve tendonlardaki yaşa bağlı yıpranmadır. Tedavi seçenekleri arasında istirahat, ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi uygulamaları yer almaktadır. Gerektiğinde ise cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Cerrahi tedavide ise günümüzde önerilen yöntem artroskopik yöntemle tamamen kapalı olarak yırtık olan kasların tamir işlemidir. Kapalı omuz ameliyatlarının iyileşme süreci açık ameliyatlara göre daha hızlı olup ameliyat sonrasındaki süreç hastalarımız için daha konforludur.” Yalova genelinde ilk defa yapılmaya başlanan artroskopik rotator cuff onarım ameliyatı sayesinde hastaların çevre illere sevk gerekliliği ortadan kalktı.
Devre mülk dolandırıcılığı operasyonunda 29 zanlı adliyeye sevk edildi
13 Haziran 2024 Perşembe - 14:14 Devre mülk dolandırıcılığı operasyonunda 29 zanlı adliyeye sevk edildi Yalova merkezli Adana, Aydın, İstanbul ve Kütahya illerinde eş zamanlı düzenlenen devre mülk dolandırıcılığı operasyonunda gözaltına alınan 29 zanlı adliyeye sevk edildi. Alınan bilgiye göre, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, kendilerine yüzlerce kişiden gelen şikayetler üzerine harekete geçti. Binlerce mağdurun olduğu öğrenilen olayla ilgili İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 2 yıldır gizli soruşturmayı yürüttü. "Bedava tatil kazandınız" denilerek mağdurlar otelde ağırlandı Soruşturma çerçevesinde şüphelilerin mağdurları internet, telefon, SMS gibi yollarla "bedava tatil kazandınız" diyerek Termal ilçesindeki bir otelde ağırladıkları belirlendi. Ücretsiz tatil için gittikleri otelde toplantılara zorunlu olarak katılan mağdurlara burada devre mülk hissesi satıldığı tespit edildi. Satışların yapıldığı salonda sahte alıcı ailelerin yerleştirildiği ve mağdurlara da satış için psikolojik baskı yapıldığı ileri sürüldü. Satış masalarında ise mağdurların yaşam, görüş ve giyim tarzlarına uygun personeller belirlenerek ikna edildiği ileri sürüldü. 21 farklı şirket kuruldu Mağdurların hukuki yoldan kendilerine sıkıntı oluşturmaması için 21 farklı şirket kurulduğu ileri sürülen zanlılar, hisse satışı yapan firmanın dosyalarını başka bir firmaya devrettiği, bu devirler sayesinde de zanlıların kendilerine ulaşılmasının engellendiği öğrenildi. Devre mülk haklarını kullanamayan vatandaşların, bir üst kategori olarak lanse edilen "Kırmızı Dönem Satışı" adı altında ikna edilerek bir kez daha dolandırıldıkları da iddialar arasında. 29 zanlı adliyeye sevk edildi Operasyonda aralarında firmaların üst düzey yöneticilerinin de olduğu toplam 29 kişi gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlılar adliye sevk edildi. Şu ana kadar gelen başvurulara göre "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunun işlenmesiyle 50 milyon liranın üzerinde haksız kazanç elde ettikleri öğrenildi. Rakamın başvuruların artmasıyla birlikte daha da yükseleceği tahmin ediliyor.
Yalova merkezli 5 ilde devre mülk dolandırıcılığı operasyonu: 29 gözaltı
12 Haziran 2024 Çarşamba - 13:28 Yalova merkezli 5 ilde devre mülk dolandırıcılığı operasyonu: 29 gözaltı Yalova merkezli Adana, Aydın, İstanbul ve Kütahya illerinde eş zamanlı düzenlenen devre mülk dolandırıcılığı operasyonunda firmanın üst düzey yöneticilerinin de içinde olduğu 29 kişi gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, kendilerine yüzlerce kişiden gelen şikayetler üzerine harekete geçti. Binlerce mağdurun olduğu öğrenilen olayla ilgili İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 2 yıldır gizli soruşturmayı yürüttü. "Bedava tatil kazandınız" denilerek mağdurlar otelde ağırlandı Soruşturma çerçevesinde şüphelilerin mağdurları internet, telefon, SMS gibi yollarla "bedava tatil kazandınız" diyerek Termal ilçesindeki bir otelde ağırladıkları belirlendi. Ücretsiz tatil için gittikleri otelde toplantılara zorunlu olarak katılan mağdurlara burada devre mülk hissesi satıldığı tespit edildi. Satışların yapıldığı salonda sahte alıcı ailelerin yerleştirildiği ve mağdurlara da satış için psikolojik baskı yapıldığı ileri sürüldü. Satış masalarında ise mağdurların yaşam, görüş ve giyim tarzlarına uygun personeller belirlenerek ikna edildiği ileri sürüldü. 21 farklı şirket kuruldu Mağdurların hukuki yoldan kendilerine sıkıntı oluşturmaması için 21 farklı şirket kurulduğu ileri sürülen zanlılar, hisse satışı yapan firmanın dosyalarını başka bir firmaya devrettiği, bu devirler sayesinde de zanlıların kendilerine ulaşılmasının engellendiği öğrenildi. Devre mülk haklarını kullanamayan vatandaşların, bir üst kategori olarak lanse edilen "Kırmızı Dönem Satışı" adı altında ikna edilerek bir kez daha dolandırıldıkları da iddialar arasında. Operasyonda aralarında firmaların üst düzey yöneticilerinin de olduğu toplam 29 kişi gözaltına alındı. Şu ana kadar gelen başvurulara göre "Nitelikli Dolandırıcılık" suçunun işlenmesiyle 50 milyon liranın üzerinde haksız kazanç elde ettikleri öğrenildi. Rakamın başvuruların artmasıyla birlikte daha da yükseleceği tahmin ediliyor.
Yalova’da kadınlar ipek kozasını el sanatıyla birleştirerek gelir kapısı elde etti
10 Haziran 2024 Pazartesi - 11:49 Yalova’da kadınlar ipek kozasını el sanatıyla birleştirerek gelir kapısı elde etti Yalova’da yetiştirdikleri ipek böceklerinin kozasını işleyerek hediyelik ürünlere dönüştüren kadınlar, bu ürünlerin satışlarını yaparak gelir elde ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olan ve aynı zamanda Alternatif Kadın Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanlığı’nı sürdüren Meral Evcin Özdemir, dut yapraklarıyla büyüttüğü ipek böceklerinin tırtıldan kelebeğe dönüşürken ürettiği ipek kozalarından hediyelik eşyalar yapıyor. Verdiği kurslarla sanatını yeni nesillere aktarmak için çaba gösteren Özdemir, kadınlara da gelir kaynağı sağlıyor. Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda Tekstil ve Tasarım bölümünden mezun olduktan dedesinden çocukken öğrendiği ipek kozası yetiştiriciliğini eğitimiyle birleştiren Özdemir, “Türkiye’ye geldiğimde tekstil tasarım eğitimimle birlikte İpek Kozasına merak saldım açıkçası. Ne yapabilir bundan diye. Sadece yetiştiriciliğini yapıyorduk. Bunun sanatsala yolculuğunu merak ettim ve araştırmaya başladım. Türkiye genelinde, her bir köşede farklı bir tarz ve üslupla ipek kozası sanatının yapıldığını gördüm. Bunun üzerine tezler araştırdım. Araştırmalarımızın sonucu kendi bir tarzımız oluştu. Türkiye’de ilk Kültür Bakanlığı onaylı ipek kozası eğitim kursunu açtık. Yalova bir ilke imza attı bu şekilde ve 2012’den beri Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün desteğiyle her sene 1,5 aylık bir ipek kozası eğitimi vermekteyiz tamamen ücretsiz” dedi. “Kursiyerlerimize ekonomik katkıları çok fazla oluyor” Bu sanatı öğrenen kursiyerlerin kendilerine ekonomik gelir sağladığını ifade eden Özdemir, aynı zamanda da geleneksel el sanatının da yaşatıldığını kaydetti. 2012’de 2024’de kadar yolculuğunda her sene bir ivme daha yükseldiklerini söyleyen Özdemir, “Çok daha farklı çeşitler, çok daha farklı ürünler ortaya koyduk. Gördüğünüz gibi gelin taçlarımız, hediyelik eşyalarımız, kolyelerimiz var. Özellikle bu dönemde bizlerden bu eğitimi almış kursiyerlerimize ekonomik katkıları çok fazla oluyor. Organizasyonlarda, kına gecelerinde, nikah şekerlerinde veya firmalara süs, aksesuarlar yaparak kendi ev ekonomilerine katkıda bulunuyorlar. Bunun için çok mutluyuz” ifadesini kullandı. Tırtıldan kelebeğe yaşam döngüsü okullarda öğretiliyor Yeni bir proje gerçekleştirdikleri ve bu çerçevede ipek böceğinin yaşam döngüsünün öğrencilere anlatıldığına dikkati çekerek şöyle konuştu: “Bunun daha geniş bir çerçeveye yayalım. Hatta anaokulundan başlayarak ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine ipek kozasının yaşam döngüsünü gösterelim istedik. Çocuklar kısacık bir dönem asırlık bir yaşanmışlığı yaşayabilmeleri için ipek kozalarını beslemeye başladılar. 30 günlük aşağı yukarı bir yaşam süreçleri var. 2 milim olan bir tırtılın nasıl 7-8 santime kadar büyüdüğünü ve sonrasında ağzındaki salgıyla ipek kozasını, kendi yuvasını yapmak için sarım aşamasını ve buradan da kelebek olarak hayata merhaba demesini gözlemleyebilecekler. Hatta çiftleşerek yumurta bırakmalarını izleyerek yumurtalarını bir sene sonraya saklayabilecekler. Amacımız bunu topluma ve çocuklarımıza yaşatmak ve gelecek nesillere de aktarmak.” Özdemir, gözü gibi baktığı ipek böceğinin yetiştiriciliğiyle ilgili ise şunları kaydetti: "Bir sene önce damızlık olarak ayıkladığımız kozaların içindeki kelebeklerin hayata çıkmasını sağlıyoruz. Bunların bırakmış olduğu yumurtaları serin bir yerde bu zamana kadar tutuyoruz. Mayısın aşağı yukarı ilk haftası serin yerden çıkardığımız yumurtaları aşağı-yukarı 26-28 derece bir ortamda çatlamalarını bekliyoruz ve 2 milimlik tırtır olarak çıkan ipek böceklerimizi dut yaprağıyla beslemeye başlıyoruz. Bu şekilde döngüyü her sene sağlıyoruz. Elde ettiğimiz ipek kozalarını çoğu bir bölümünü, çünkü bayağı bir miktar koza üretmiş oluyoruz, Koza Birlik’e satılıyoruz. Kendimiz süs eşyaları, paketleyerek renkli ipek kozası ürünler haline getiriyoruz. Ekonomiye bir katma değer kazandırıyoruz. Renklendirme içinde kendimiz faydalı model patentini aldık. Burada amacımız bu sanatın hiç ölmemesi, geleneksel bir el sanatıyla nasıl para kazanılabileceğini çevremize göstermek” diye konuştu.