Yerel Haberler
Yalova
AK Parti Yalova İl Başkanı Güçlü: "Yalova’yı bu hale tedbirsizlik getirdi" 10 Ocak 2026 Cumartesi - 19:48:25 AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, yaşanan su krizinin kuraklıktan değil, Yalova Belediyesi’nin ihmali ve yönetim zafiyetinden kaynaklandığını söyledi. AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su sorunu, DSİ tarafından açılıp Yalova Belediyesi’ne devredilen kuyular, baraj projeleri ve Belediye Başkanı Mehmet Gürel’in açıklamalarıyla ilgili açıklamada bulundu. Belediye Başkanı Gürel’i eleştiren Güçlü, "Mehmet Başkanın durumlardan haberi yok. Belediye başkanlığı yapıyor ama DSİ’nin Yalova Belediyesi’ne devrettiği kuyularla alakalı hiçbir bilgisi yok. Ben o kuyuların nerede olduğunu biliyorum ama şu an Yalova Belediyesi’ne DSİ tarafından 2014 yılında teslim edilmiş kuyuların kendi nerede olduğunu biliyor mu acaba? Ben o kuyuların hangisinin nerede olduğunu çok iyi biliyorum. 2014 yılında hep birlikte bir kuraklık yaşadık. O süreçte DSİ, Yalova genelinde kuyular açmıştı. 2014 yılında yaşadığımız kuraklık ciddi bir kuraklıktı. Şu an dip suyu için kullanılan motorlar da 2014 yılında alınmıştı. Mehmet Başkan genelde her zaman yaptığı gibi bir hizmet yapamadığı zaman ‘Benim önüm mü açık?’ diyerek topu taca atıyor. Hizmet yaparak değil, gündem oluşturarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Biz her zaman şunu söylüyoruz: Yalova’yı ilgilendiren, kentsel dönüşüm dahil kitleyi ilgilendiren her konuda elimizden geleni yaparız. Mehmet Başkan ‘Bu iş için siyaset yapılmasın’ diyor ama her zaman siyaseti yapan taraf kendisi oluyor. 2014 yılında DSİ Yalova’da bu kuyuları açtı. Açtıktan sonra da bir protokolle bu kuyuların tamamını Yalova Belediyesi’ne devretti. Dolayısıyla kuyularla ilgili DSİ’ye soru sormasının da bir anlamı yok. Kendi bünyesinde olan bir şey için neden DSİ’ye soruyor?" dedi. "Hizmetle alakalı bir şey sorulduğunda ‘önüme engel çıkıyor’ diyor. Yalova’da iki yıl genel olarak böyle geçti. Yapılanı da yapılmayanı da vatandaş görüyor" diyen Güçlü, "Ne yazık ki kalan yıllar da böyle geçecek. Yapacak bir şey yok. Mehmet Bey seçimden önce videolar paylaşıyordu. Derenin kenarına geçip burnunu tutuyordu. Bu yaz dere ağzından denize nelerin aktığını hepimiz gördük. ‘İşin ehliyim’ diye ortaya çıktı ama kendi ehli olduğu durumda bile Yalova’ya hiçbir şey yapmadığını gördük. Kalan yılları da izlemek zorundayız. DSİ bu konuyla ilgili de bir açıklama yaptı. Kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini söyledi. İddia edildiği gibi ortada 6 yıldır hazır bekleyen bir proje, Ankara’da onaylanmış bir yatırım ya da raflarda tozlanan bir dosya yok. Bir baraj ya da içme suyu tesisi, hazır bir kararla, tek bir proje denilerek yapılamaz. Böyle büyük yatırımlar kanunlarla ve bilimsel kurullarla ilerlemek zorundadır. Bu süreç aşamalardan oluşur. Önce master planlama yapılır. Yalova havzasında ne kadar su var bakılır. Hangi alanların baraj yapımına uygun olduğu tespit edilir. Planlama aşaması yapılır, ÇED süreci yürütülür, zemin etütleri yapılır. Türkiye’de bir barajın yapılma süresi ortalama 12 yıldır. Mehmet Bey barajlarla ilgili konuşuyor ama yanlış konuşuyor. Yalova’da baraj yapımıyla alakalı aşamalardan biri bile eksikse, o projeye ‘hazır’ demek yanlıştır. Şu an Yalova’da Şenköy ve Kurtköy projeleri master plan aşamasındadır. Çağlayan ve Esenköy barajlarında ilk aşamalar tamamlandı, planlama aşamasına geçildi. Kınalı Barajı proje aşamasındadır. Karadere Göleti ise şu an inşaat halindedir. Yalova’da DSİ’nin yaptığı yatırımlar bunlardır. Yalova’da her şeyi bitmiş, Ankara’da bekleyen bir proje yoktur. Altınova’daki barajımız da 2026 yılında yapılması planlanan projelerden biridir. Altınova için de her şey bitmiştir, sadece stratejiden ödenek beklenmektedir" ifadelerine yer verdi. Yalova’da yaşanan kuraklığın tedbirsizlik yüzünden olduğunu söyleyen Güçlü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başkan Bey aylar öncesinden ‘Yağış olacağını biz mi öngörecektik’ gibi açıklamalar yapıyor ve yaşanan süreci doğal bir süreç gibi göstermeye çalışıyor. Gerçek şudur: Bu bir kuraklık meselesi değil, Yalova’yı bu hale getiren tedbirsizliktir. DSİ, 11 Nisan’da bir yazı gönderdi. 27 Mart’ta DSİ’den bilgi istemiştik. Başkan Gürel’in bahsettiği 15 adet kuyu, Yalova’ya ilave su kaynağı olsun diye DSİ tarafından açılmış ve ardından protokol ile Yalova Belediyesi’ne devredilmiştir. Bu kuyuların bakımı, onarımı, çalışır halde tutulması ve gerektiğinde devreye alınması, ayrıca nerede olduklarının bilgisi tamamen Yalova Belediye Başkanı’nın sorumluluğundadır. Yalova Belediyesi, kuyuların akıbetiyle ilgili DSİ’den bilgi talep ediyor. Ama kuyular belediyenin kendi bünyesinde. Bunun mantığı nedir? Bu, başkanın konuya vakıf olmadığını gösteriyor. Kuyularla ilgili DSİ’ye bilgi sorması tamamen bir yönetim zafiyetidir. DSİ zamanında uyarısını yapmıştır. Olası bir kuraklık durumunda kuyuların acilen bakım ve onarımdan geçirilmesi gerektiğini bildirmiştir. Ancak Yalova Belediyesi bu yazıyı ciddiye almamıştır. Yalova Belediye Başkanı, Yeşil Körfez Su Birliği’ne yazı yazıyor. Yeşil Körfez Su Birliği, Yalova Belediyesi’ne yazı yazıyor. Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Yeşil Körfez Su Birliği Başkanı da Mehmet Gürel. Hıdırlar bize, biz Hıdırlar’a." Güçlü, sözlerini şöyle tamamladı: "Yapılması gereken çok açıktı. Kasım-aralık ayları gelmeden, protokolle belediyeye devredilen kuyular çalışır hale getirilecekti. Bu kuyulardan alınan su içme ve sanayi suyuna verilerek, Gökçe Barajı üzerindeki yük azaltılacaktı. ‘Ben o kuyuları Yalova’ya mı aktarayım’ diyor. Teknik olarak işin farkında olmadığı buradan belli. Oradan buraya aktarmaktan bahsetmiyoruz. Kuyuları mevcut şebekeye bağlayacaksın. Şebekeden giden su miktarı azalacak. Suyun bir kısmı kuyulardan karşılandığında barajdaki su daha sakin bir şekilde korunur. Ama her şeyi çarpıtıyor. Bu sağlıklı bir yaklaşım değil. Acil durum önlemi, acil durum gelmeden alınır. Bu kuyulardan alınan su doğrudan şebekeye verilmek zorunda da değildir. Gerekli teknik düzenlemelerle bu sular depolara aktarılabilir, depolardan arıtmalara, oradan da içme suyuna dönüştürülebilir. Mehmet Gürel’in Kurtköy hattında yaşanan bir sabotaj nedeniyle 35 günlük su kaybı olduğu yönündeki açıklaması da gerçeği yansıtmıyor. Yalova’nın günlük su ihtiyacı yaklaşık 100 bin metreküptür. 35 günlük kayıp denildiğinde bu 3 milyon 500 bin metreküp su demektir. Bu kadar büyük bir kayıp için sistemin çok uzun süre devre dışı kalması gerekir. Oysa arıza 2-3 gün içinde giderilmiştir. Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: Kurtköy hattından neden su alınmaya devam edilmedi?" AK Parti İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su krizinin yanlış yönetim ve ihmal sonucu olduğunu vurgulayarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
09 Ocak 2026 Cuma - 11:57 "Kamuda şiddetle mücadele tek yasa ile olmalı" Büro Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı Cemal Üstün, kamuda şiddetin önlenmesi için öncelikli yapılması gerekenin bütün kamu görevlilerini kapsayan bir yasanın çıkartılması olduğunu söyledi. Üstün, meslek gruplarına ayrı ayrı yasa çıkartılarak şiddetle mücadele edilemeyeceğini de belirterek, "Bütün memurları kapsayan, caydırıcı tedbir ve cezalar içeren bir yasanın çıkması kaçınılmazdır" dedi. Genel Başkan Yardımcısı Cemal Üstün, Yalova SGK İl Müdürlüğü’nde görevli Avukat Zekeriya Polat’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine SGK il binası önünde basın açıklaması yaptı. Memur-Sen İl Temsilcisi Halil İbrahim Sözer, Büro Memur-Sen Yalova Şube Başkanı Durmuş Akçal, şube yönetim kurulu üyeler, STK ve siyasi parti temsilcilerinin katıldığı basın açıklamasında konuşan Üstün, menfur saldırı sonucu hayatını kaybeden Avukat Zekeriya Polat’a Allah’tan bir kez daha rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve mesai arkadaşlarına sabır ve başsağlığı diledi. Üstün, daha fazla canımız yanmadan, daha fazla ocaklar sönmeden, evlerin camından anne babasını bekleyen bir çocuğun daha boynu bükülmeden, ailesine kavuşma özlemini taşırken, kimse evi yerine mezara gitmeden, annesine, babasına kimsenin bir daha acı haber gitmeden, kamuda şiddetin; amasız, fakatsız, hemen, şimdi çözülmesi gerektiğini söyledi. Üstün, şiddeti önlemenin, hem insani, hem vicdani bir sorumluluk hem de makamların görevi olduğunu belirtti. Üstün, gencecik hayatların kör kurşunlarla son bulması karşısında içimizin yandığını ifade ederek, neredeyse memurların ölmeyip şiddete maruz kaldıkları için şükreder duruma geldiğini söyledi. Üstün: "Her gün ülkemizin bir köşesinden şiddet haberi alıyor, ya can kaybı yaşıyor ya da şiddete şükreder duruma geliyoruz. Zekeriya Polat kardeşimiz, görevini yerine getirirken, kurumun sınırları içinde, kendisiyle görüşmeye gelen bir şahıs tarafından silahla vurularak hayatını kaybetti. Gencecik bir hayat, bugün kör bir kurşunla sona ermiş, geride gözü yaşlı evlat, eş, anne-baba bırakmıştır" dedi. Üstün, ‘bıçak kemiğe dayandı, tahammülümüz kalmadı’ gibisinden açıklamaların çok ötesine geçmiş bulunduğumuzu da belirterek, "Bir gün gümrük personeli, bir gün adliye, bir gün emniyet mensuplarımız, bir gün SGK, bir gün maliye, bir gün icra memurları ve diğer mesleklerden herkes şiddet görmektedir." şeklinde konuştu ve Büro Memur-Sen olarak kamuda şiddetin tamamına karşı olduğumuzu, şiddetle mücadelenin, bazı mesleklere indirgenerek, özel yasalar çıkarılmasına da karşı olduğumuzu aktardı. Genel Başkan YardımcısıCemal Üstün, bazı meslek gruplarına yönelik çıkarılan yasaların, kamu görevlilerinin tamamını koruyamadığını, şiddetle mücadelenin bütüncül bir yasa ve uygulama birliği ile çözülebilecek toplumsal bir sorun olduğunu dile getirdi. Üstün, Sendika olarak baştan beri söylediğimiz çağrımızı tekrarladı: "Bütün kamu görevlilerini şiddetten koruyucu bir yasa hazırlanmalı, kamu görevlilerine karşı işlenen şiddet dahil her suç katalog suç kapsamına alınmalıdır. Kamu görevlilerine şiddet uygulayanlar öncelikle tutuklu yargılanmalıdır. Bunun yanında ek müeyyideler hayata geçirilmeli, şiddet uygulanan kamu hizmetlerinin tekrar sunumu-alımında, güvenlik güçleri refakati uygulanmalıdır." Genel Başkan Yardımcısı Üstün, şiddetle mücadele konusunda atılması gereken adımları sıralayarak konuşmasını şöyle sonlandırdı: "Görevini yaparken bir kamu görevlisinin hayatını kaybetmesi, kabul edilebilir bir olay değildir. Kamuda şiddetin önlenmesini sağlayacak ağırlaştırıcı cezaların hayata geçmesi, caydırıcılık açısından büyük önem taşımaktadır. Kamuda şiddet en kısa sürede sona erdirilmelidir. Gerekli yasal çalışmalara başlanmalıdır. Partiler arası ayrım yapılmadan bir ortak görüş oluşturulmalıdır. Kamu görevlileri, sabah evlerinden çıkarken, akşama evlerine sağ-salim dönüp dönemeyecekleri endişesinden uzak olmalıdır."
Yalova eski Belediye Başkanı Tutuk, yeni başkanı topa tuttu
29 Mayıs 2024 Çarşamba - 09:28 Yalova eski Belediye Başkanı Tutuk, yeni başkanı topa tuttu Yalova Belediyesi’nin bir önceki dönem başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel’in dile getirdiği borç rakamlarına yine rakamlarla karşılık verdi . Eski Başkan Tutuk, “Denetim raporuna göre belediyenin borcu 112 milyon lira, piyasadan alacak 134 milyon lira. İsale hattı ödemesi 5 yıl ödemesiz 30 yıla yayılmış. SGK ve vergi dairesine de borçları paranız olduğunda öderseniz. Bu ay gelirler emlak vergisi ve İlban payı sebebiyle artacak. Size tavsiyem personeli mağdur etmeden maaşları gününde ödeyin” dedi. Kendilerinin belediyeyi bütçeden daha yüksek bir borçla devraldıklarını ve toplam bütçenin yarısı kadar bir borçla devrettiklerini dile getiren Mustafa Tutuk, “Yalova gibi bir il belediyesi için söylenen rakamlar o belediyenin borç batağında olduğunu göstermez. Ben görevi devir ettiğimde 140 milyon lira borç vardı. Geriye kalan borçları 3 kalemde toplayabilir. 5 yıl ödemesiz, 30 yıl vadeli olan isale hattı kredisi, SGK’ya olan borç ve Vergi Dairesine olan borç. SGK ve Vergi Dairesine belediyenin parası var ise öder. Ama ana isale hattına zaten ödemeyecekler. Dolayısıyla belediyenin geriye kalan borcu mart sonu itibariyle 140 milyon. Bakınız ellerinde salladıkları denetim komisyon raporunda borç yazıyor. Yılbaşı itibariyle piyasa borcu 112 milyon, piyasadan alınacak 134 milyon. Bizde bu denetim komisyonunu basın ile paylaşabiliriz" dedi. "Arkadaşlara tavsiyem personellerin maaşlarını ödesinler" Yeni başkana "maaşları gününde ödeyin" çağrısı yapan Mustafa Tutuk ," Ben görevi devir ederken, piyasaya borç 140 milyon lira idi. Oda devam eden işlerden dolayı. Piyasadan tahsil edilecek paralar ile bu borç bir iki ay içerisinde biter zaten. Bakın 134 milyon lirada aynı denetim komisyon raporunda alacak olduğu gözüküyor zaten. Hem de yılbaşı itibariyle. Dolayısıyla Yalova Belediyesi güçlü bir belediye. Biz mali disiplinini sağladık. Hiç bir hesabında icra yok. Gönül rahatlığıyla bir arsa sattılar 6 arsa daha satıyorlar. Mesela biz görevi aldığımızda böyle bir şansımız yoktu. Ama biz ne yaptık ? 48 ay boyunca maaşları günü gününe maaşları ödedik. Görüyorum ki personelimizi üzüyorlar. Memuru , kadrolu işçiyi maaşlarında sekme oluyor. Bu doğru bir hareket değil. Belediye maaşlarını ödeyebilir. Mayıs ayı vergi ayı zaten. Belediye gelirlerinin en yüksek olduğu ay. Ortalama 50 milyon lira olan belediye maaşının ödenmeme gibi bir durum söz konusu olamaz. Arkadaşlara tavsiyem personellerin maaşlarını günü gününe ödesinler" diye konuştu.
Diyetisyen Üstün, fazla tuz tüketiminin zararlarına dikkati çekti
27 Mayıs 2024 Pazartesi - 11:58 Diyetisyen Üstün, fazla tuz tüketiminin zararlarına dikkati çekti Yalova Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Gülhanım Kaya Üstün, fazla tuz tüketiminin zararlarına dikkati çekti. Diyetisyen Üstün, tuzun insan sağlığı için önemine vurgu yaparken fazla tüketiminin ise zararlarından bahsetti. Dünya Tuza Dikkat Haftası çerçevesinde açıklamada bulunan Üstün, tuzun fazla tüketimini istemediklerini dile getiren Üstün, “Özellikle böbrek sağlığı için birçok hastalığı tetiklediği için tuzun fazla tüketimini istemiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği 5 gramdan daha fazla tüketimi istemiyoruz. Çalışmalara baktığımızda Türkiye’de bu 10 gramın da üstünde maalesef. Bizim tükettiğimiz ekmeler de aslında tuzlu. Genel politika olarak tuz miktarını azaltmak önemli. 5 gram tuz dediğimiz bir tepeleme çay kaşığı ya da bir silme tatlı kaşığı kadar tuz miktarıdır, geçmemiz gerekir gün içinde” dedi. Yemeklerden ziyade gizli tuz kaynaklarının olduğuna vurgu yapan Üstün, şöyle konuştu: “Mesela paketli, ürünlerde içerik olarak baktığımızda monosodyum glutamat gibi içinde sodyum geçen katkı maddeleri bizim için sodyum kaynağıdır. Aslında tuz tüketiminde aşırı sodyum alınımı istemeyiz. Onun için buna da dikkat etmek gerekir. Kişi bazen yemeklerde tuza dikkat eder ama işte salamura ürünler ya da paketli ürünlerin tüketimini aşırı tutarsa bu da aslında fazla tuz alımını tetikler. O yüzden de buna dikkat etmek gerekiyor.” İyotlu tuzun önemli bir mineral olduğunu da belirten Üstün, “Özellikle çocukluk döneminde büyüme gelişmek için, beyin yapısındaki dallanma için oldukça önemli. O sebeple iyodun yeterli alınımını önemsiyoruz. Bunun için iyotlu tuz kullanımını öneriyoruz. Bazı tuz türlerinde maalesef iyot bulunmuyor. Biz paketli iyotlu tuz kullanımını öneriyoruz. Evdeki tuz kutularımızın da cama değil de ışık geçirmeyen, seramik kutularda olması lazım. Çünkü ışıkla birlikte iyotta kayıplar olabiliyor. Biz besin değeri kaybı olsun istemiyoruz, özellikle iyodun kaybını istemiyoruz. Bu sebeple tuzu muhafaza ederken de daha koyu renkli paketlerde almak, seramik kavanozlarda saklamak önemli. Tuz bizim için temelde iyot açısından önemli” diye konuştu.
Türk Mutfağı Haftası Yalova’da coşkuyla kutlandı
26 Mayıs 2024 Pazar - 10:07 Türk Mutfağı Haftası Yalova’da coşkuyla kutlandı Yalova’da Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen programlarda birbirinden farklı yöresel ürünler sergilendi. 15 Temmuz ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen sergide, Türkiye’nin dört bir yanına ait lezzetler Yalovalılar ile buluşturuldu. Etkinliğin açılış konuşmasını Yalova İl Kültür ve Turizm Müdürü Ziya Karatekin yaptı. Karatekin, konuşmasında turizmin hızla büyüyen bir sektör olduğunu ve kültürler arası alışverişi artırdığını belirtti. Kültürlerin toplumların kartvizitleri olduğunu vurgulayan Karatekin, Türk mutfağının tarihi süreçte çeşitli coğrafyalardan beslenerek zenginleştiğini ifade etti. Karatekin, "Türk mutfağı dediğimiz zaman, Orta Asya’dan başlayarak bugünkü Rusya, Balkanlar, İran, Ortadoğu ve Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyanın içinde yoğrulmuş zengin bir mutfağı düşünmek gerekiyor" dedi. Yalova’nın, tarih boyunca çeşitli kültürleri bünyesinde barındırmış butik ama dinamik bir şehir olduğuna dikkat çeken Karatekin, 93 Harbi’nden Osmanlı-Rus savaşlarına, Balkanlardan göçlerden ve 20. yüzyılın ikinci yarısında Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli bölgelerinden gelen insanlarla oluşan bu kültürel çeşitliliğin, Yalova’nın mutfak kültürünü de zenginleştirdiğini belirtti. Etkinlikte ayrıca, öğretim üyesi Gülsüm Yurtseven’in, Yalova’nın köylerini dolaşarak yaptığı doktora çalışmasından da söz edildi. Karatekin, bu çalışmanın sonuçlanmasıyla Yalova’nın gastronomi alanında daha kapsamlı ve vizyoner değerlendirmeler yapabileceğine inandığını belirtti. Karatekin, "Yalova, çeşitlilik içeren mutfak kültürüyle farklı bir konseptin öncülüğünü Etkinlikte emeği geçen tüm kurum, kuruluş, dernek ve kooperatiflere teşekkür eden Karatekin, sergideki stantları ziyaret edeceklerini ve bu kültürel zenginliğin güzelliklerini hep birlikte göreceklerini söyledi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte, YAFEM tarafından gerçekleştirilen folklör gösterileri büyük alkış aldı. Etkinliğe Yalova Vali Vekili Bahattin Atçı, Yalova İl Kültür ve Turizm Müdürü Ziya Karatekin ve İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar katıldı.
Psikolog Meral’den öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyeler
25 Mayıs 2024 Cumartesi - 13:03 Psikolog Meral’den öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyeler Yalova İl Sağlık Müdürlüğü Merkez Toplum Sağlığı Merkezi Psikoloğu Aslıhan Meral, yaklaşan Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyelerde bulundu. 2 Haziran Pazar günü yapılacak LGS, 8-9 haziran tarihinde yapılacak YKS sınavı öncesi öğrencilere tavsiyelerde bulunan Psikolog Aslıhan Meral, "Önümüzde hem Lise Giriş Sınavı, sonraki hafta üniversite giriş sınavları var. Çocukların heyecanlı anları, son bir hafta kaldı. Kalan bu son bir haftayı değerlendirin. Mümkün olduğunca kaygılarını yönetmeleri, hafif tempolu bir egzersiz, yürüyüş yapmaları onlara iyi gelecektir” dedi. “Kendi potansiyelimizi ortaya çıkaracak düşüncelere yönelmek iyi olacaktır” Kaygıyı yönetmek için pozitife odaklanmak ve düşünce içeriğini birazcık daha istemli bir şekilde pozitife doğru yöneltmenin iyi geleceğine vurgu yapan Meral, “Kendi potansiyelimizi ortaya çıkaracak düşüncelere yönelmek iyi olacaktır. Nefes egzersizleri de öneriyoruz. Hem sınav öncesinde hem sınav esnasında nefeslerini kontrol ederek kendilerini sakinleştirebilir beyinlerine her şey yolunda, her şey iyi gidiyor mesajını canlandırabilirler, sakin bir nefesle” diye konuştu. “Sonuca değil sürece odaklanmaları aileler için kritik noktalardan” Meral, bu süreçte ailelerin kaygılarını yönetmelerinin de önemli olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu: “Ailelerin bu dönemdeki kaygılarını biliyorum, anlayabiliyorum. Aileler kendi kaygılarını mümkün olduğunca yönetmeleri çocuklara iyi gelecektir. Sınava yükledikleri anlamı birazcık daha işlevsel bir yere çekmek, bunun hayatın bir sonu olmadığı, sadece uzun yaşam döneminin küçük bir parçası olduğu, sonuca değil sürece odaklanmaları aileler için kritik noktalardan. Çocuklarına rol model olmak, sorumluluklarını yerine getirmek, kendi sorumluluklarıyla ilgili pozitif bir algıyı çocuklara yansıtmak onların da kendi sınavlarıyla ilgili, pozitif algısının oluşmasına yarayacaktır. Okunmuş pirinçle ilgili bir şey diyemiyorum ama işe yarayacağını düşündükleri, onları sakinleştirecek her şeye açık olmalıyız.” “Hafif egzersizler yapmak, keyifli vakit geçirmek de iyi gelecektir” Öğrencilere sınavdan bir gece önce mümkün olduğunca yaşam rutinlerini bozmasını öneren Meral, “Tabi erken uyumak, erken uyanmak, yemeleri, içmeleri, rutini sürdürmek önemli. Adeta bir deneme sınavına gider gibi rahat, günlük kıyafetleriyle yaşamın olağan bir parçasını yapmaya gittiklerini, hissetmeleri çocuklara iyi gelecektir. Tabi ki sınav salonuna erken gitmek, belgelerini kontrol etmek yapacakları şeylerden ama bir gün öncesinde artık sınavla ilgili bir çalışma yapmamak, dinlenmeye geçmek, kafayı boşaltmak dediğim gibi yürüyüşler, hafif egzersizler yapmak, keyifli vakit geçirmek de iyi gelecektir” ifadesini kullandı. “İstediğimiz üniversiteye gitmesek bile tekrar sınava girme şansı var” Meral, sınavda beklenen sonuç gelmediğinde, sınavı kazanamadığında veya istediği yere yerleşemediğinde, her şey bitecek algısının çocukları, gençleri, öğrencileri daha çok kaygıya sürükleyebileceğine dikkati çekti. Aynı zamanda ailelerini de onlarla birlikte kaygı yaşayabileceğini söyleyen Meral, şunları kaydetti: “Dolayısıyla her şey bitmiş değil, bu bir öğrenme süreci. Sınav da bir öğrenme süreci. Güzel olan taraf öğrendiğimiz her şey bizimle kalmaya devam ediyor. Bu bir donanım, bilgi birikimi oluyor ve sonraki aşamalarda bu öğrendiklerimizi yeniden kullanabiliyoruz. İstediğimiz liseye gitmesek bile lise eğitimi boyunca edindiğimiz bilgileri kullanarak üniversite sınavında kullanacağız. İstediğimiz üniversiteye gitmesek bile tekrar sınava girme şansı var. Veya tekrar bu bilgileri kullanma şansı var. Yaşam boyu gelişim dediğimiz şey de tam olarak böyle bir şey. Hep gelişiyoruz, hep öğreniyoruz, tek bir sınavla hayatımız bitmiyor veya kurtulmuyor.”