Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Kalp kapak hastalıklarında ameliyatsız tedavi mümkün
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:36 Kalp kapak hastalıklarında ameliyatsız tedavi mümkün Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, bazı hasta gruplarında açık cerrahinin ciddi risk oluşturabildiğini söyleyerek, "Kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, son yıllarda kalp kapak hastalıklarının tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, açık kalp ameliyatına alternatif olarak geliştirilen minimal invaziv yöntemlerin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini açıkladı. Uzm. Dr. Samet Yılmaz, özellikle mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde artık her hastanın açık kalp ameliyatına ihtiyaç duymadığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Gelişen teknoloji ve girişimsel kardiyoloji uygulamaları sayesinde, uygun hasta grubunda kasık bölgesindeki toplardamarlardan girilerek kalbin içine ulaşabiliyor ve kapaklardaki kaçakları minimal invaziv yöntemlerle onarabiliyoruz. Mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde, halk arasında ‘mandal’ olarak bilinen özel klips sistemleri kullanılarak kapaklardaki kaçak önemli ölçüde azaltılabiliyor." Yüksek riskli hastalar için önemli alternatif Avrupa Kardiyoloji Derneği kılavuzlarında da önerilmeye başlanan bu yöntemin özellikle yüksek ameliyat riski taşıyan hastalar için önemli bir seçenek sunduğunu belirten Yılmaz, şu hasta gruplarının bu tedaviden fayda görebildiğini söyledi: "Daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş hastalar, ileri yaş grubundaki bireyler, kalp fonksiyonları ciddi şekilde azalmış hastalar, kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat riski yüksek kabul edilen hastalar." Uzm. Dr. Yılmaz, "Bu hasta gruplarında açık cerrahi ciddi risk oluşturabiliyor. Biz ise kasıktan girerek gerçekleştirdiğimiz minimal invaziv yöntemle kapak tamirini çok daha güvenli şekilde yapabiliyoruz" dedi. Hastalar kısa sürede günlük yaşamına dönebiliyor İşlemin en önemli avantajlarından birinin göğüs kafesi açılmadan uygulanması olduğunu vurgulayan Yılmaz, hastaların iyileşme sürecinin oldukça hızlı olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık bir saat süren işlemin genel anestezi altında gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, "Hastalarımızın büyük bölümü ertesi gün servise alınabiliyor ve bir-iki günlük takip sonrası taburcu edilerek normal yaşamlarına dönebiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve halsizlik gibi şikayetlerde belirgin azalma görüyoruz" ifadelerini kullandı. Son 6 ayda 10 başarılı vaka Bölgede bu işlemin en yoğun uygulandığı merkezlerden biri olan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezinde son 6 ay içerisinde 10 hastaya başarıyla minimal invaziv kapak onarım işlemi uygulandığını açıklayan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yakın zamanda ileri yaşta, kalp pili bulunan ve ciddi kalp yetmezliği yaşayan iki yüksek riskli hastada daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Son olarak dikkat çeken genç bir vakayı paylaşan Uzm. Dr. Samet Yılmaz, yaklaşık 10 yıl önce böbrek nakli yapılan, 3-4 yıl önce ise kalp krizi geçirerek bypass ameliyatı olan 55 yaşındaki bir hastanın bir yıllık takip sürecinde kalp kapaklarındaki kaçakların giderek arttığını ve buna bağlı semptomların ortaya çıktığını söyledi. Hastada nefes darlığı, çabuk yorulma ve efor kapasitesinde belirgin düşüş yaşandığını belirten Yılmaz, multidisipliner bir yaklaşımla yapılan değerlendirme sonucunda açık cerrahinin yüksek risk taşıdığına karar verildiğini aktardı. Yılmaz, işlem sonrası hastanın kalp fonksiyonlarında ve günlük yaşam kapasitesinde belirgin düzelme gözlemlendiğini belirtti. Göğüs kafesi açılmadan gerçekleştirilen bu yöntemin hastalara önemli avantajlar sağladığını vurgulayan Yılmaz, "Hastalarımız çok kısa sürede toparlanabiliyor. Operasyon sonrasında nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma gibi şikayetlerde ciddi azalma görüyoruz. Yaşam kalitesi artan hastalar günlük yaşamlarına çok daha hızlı dönebiliyor" dedi.
Yaşar Üniversitesi Yelken Takımı’ndan 25. yıl zaferi
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:37 Yaşar Üniversitesi Yelken Takımı’ndan 25. yıl zaferi EAYK Kış Trofesi kapsamında düzenlenen "Yaşar Üniversitesi 25. Yıl Kupası Yelkenli Yarışı"nda, üniversitenin yelken takımı şampiyonluk kupasını kaldırarak başarılarına yenisini ekledi. Çeşme Marina’da, Ege Açıkdeniz Yat Kulübü (EAYK) Kış Trofesi kapsamında gerçekleştirilen "Yaşar Üniversitesi 25. Yıl Kupası", iki gün süren çekişmeli yarışlara sahne oldu. Toplam 14 teknenin mücadele ettiği organizasyonda, Yaşar Üniversitesi Yelken Takımı üstün performansını koruyarak grubunu zirvede tamamladı. Takım, en yüksek performanslı teknelerin yer aldığı ORC A kategorisinde birinci oldu. Organizasyona; Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı ve Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Rektör Prof. Dr. Levent Kandiller, EAYK Başkanı Herman Van Lierde ve Çeşme Marina Genel Müdürü Toker Gürer, kulüp üyeleri ve sporcular katılım gösterdi. "Spor, akademik başarının tamamlayıcısıdır" Yarış öncesi konuşma yapan Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, üniversitenin kuruluşundan bu yana spora ve sosyal gelişime verdiği önemi vurgulayarak şunları söyledi: "Bugün burada sizlerle olmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana üniversitemiz gençlerimizin yalnızca akademik başarıyla değil, kültürel ve sosyal alanlarda da gelişmelerine çok önem verdi. Spor, rekabetin ötesinde disiplini, dayanışmayı, ortak hedefi, birlikte yürümeyi ve centilmenliği de öğretiyor. Bu nedenle, öğrencilerimizin sporla bağ kurmalarını, takım ruhunu deneyimlemelerini ve kendilerini farklı alanlarda ifade edebilmelerini her zaman destekledik. Bu anlamlı organizasyona katkı sunan herkese çok teşekkür ederim." Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ise "Bu organizasyon üniversitemiz için çok anlamlı; çeyrek asrı geride bıraktık ve yavaş yavaş markalaşıyoruz. Dünyada hem sanatta hem sporda her anlamda değer olduk. Şimdiden bütün öğrencilerimize ve çalışanlarımıza, bu organizasyonun içindeki herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Üç yıllık şampiyonluk serisi Takımın başarısını değerlendiren Baş Antrenör ve Direktör Haktan Taş, son üç yıldır katıldıkları tüm yarışlardan birincilikle döndüklerini belirtti. Taş, "Üniversitemiz 2009 yılından beri kurucumuz ve onursal başkanımız Sayın Selçuk Yaşar vasıtasıyla ilk teknesi olan üniversite olma unvanıyla birlikte yıllardır yelken sporuna ve yelken takımlarına çok fazla destek vermekteydi. Üniversitemizin 25’inci yılına özel düzenlenen bu yarışı hem organize etmek hem de yarışın içerisinde üniversitemizin yelken takımıyla bulunmak çok keyifli" dedi. EAYK Başkanı Herman Van Lierde ise takımın yüksek potansiyeline dikkat çekerek, gençlerin yelken sporuna dahil olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve organizasyonun gelenekselleşmesi mesajını verdi.
Hüma Hatun Dost Meclisi’nde şehit ve gazi anneleri ağırlandı
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:34 Hüma Hatun Dost Meclisi’nde şehit ve gazi anneleri ağırlandı TDED Erzurum Şubesi Kadın Komisyonu "Hüma Hatun Dost Meclisi" 10 Mayıs Anneler Günü münasebetiyle "Türk-İslam Medeniyetinde İz Bırakan Anneler/Kadınlar" isimli program düzenledi. EBB Dil ve Edebiyat Konağı’nda tertip edilen programa Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Erzurum Şubesi Kadın Kolları Başkanı Zeliha Kazanç, şehit Murat Ellik’in, şehit Umut Öznürtepe’nin, şehit Sezai Ekşioğlu, şehit Kubilay Karaman’ın annesi de iştirak etti. TÜŞAV Erzurum Şubesi Kadın Kolları Başkanı Zeliha Kazanç; Türk milleti olarak dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerimizden aldığımız güç ve ilhamla, birlik ve beraberliğimizi koruyarak, vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacaklarını ifade ederken konuya hassasiyetle yaklaştığı ve 10 Mayıs Anneler gününde hatırlandıkları için TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş’a teşekkür etti. Programda TDED Erzurum Kadın Komisyonu üyelerince Fatih Sultan Mehmet’in annesi Alime Hüma Hatun, Cumhuriyet dönemi ilk Türk Kadın hekim Safiye Ali, ilk kadın romancı Fatma Aliye ve fedakârlığı dünyaca bilinen Gülsüm Kabadayı (Gülsüm Anne) hakkında bilgiler verilirken, Necip Fazıl Kısakürek’in "Anneciğim", Murat Ertaş’ın "Güzel Kadınlar", Ümit Yaşar Oğuzcan’ın "Anacığım", Mesut Sütçü’nün "Anne Sızlayan Türkçem", Deniz İnan’ın "Karşı Evin Annesi" ve Didem Madak’ın "Annem" şiirleri okundu. Konuşmaların ve şiirlerin ardından şehit ve gazi anneleri evlâtlarının hikâyelerini anlattı, programa iştirak eden kadınlar duygu dolu anlar yaşadı. Başkan Filiz Günderen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını "Aile Yılı" ilan ettiğini söyleyerek "Bir annenin dizinin dibinde öğrenilen bin kütüphaneye bedeldir." sözlerini ve bu yıl da aile ile ilgili milletçe bir hassasiyet oluşturma çabalarını hatırlattı. Eğitim, doğruluk, iyi ahlak ve güzel olan her şeyin ilk olarak ailede anne eliyle başladığını, millî ve manevi değerlerimizin, kadim dilimizin geleceğe aktarılmasının ve yaşatılmasının anneler sayesinde gerçekleştiğini söyleyen Filiz Günderen sözlerine şöyle devam etti: "Kültürel dokumuzda annelik karşılıksız sevginin ve sabrın timsalidir. Annelik dünyada varılacak en mukaddes hislerden olup, en kutsal mesleklerdendir. Bilhassa Batı medeniyetinin aksine tarih boyunca Türk İslam medeniyetinde anne-kadın, annelik gibi mukaddes bir mesleği icra ederken asırlardır Türk anneleri yönetimden bilime, vakıf kültüründen tasavvufa kadar hayatın her alanında aktif rol almıştır. Ailenin mimarı olarak hem evde hem de meşru dairede kamuda hizmet eden kadın devletin temelini güçlendirmiş, toplumsal yapıya yön vermiştir. Medeniyetimizde kadın sosyal hayatın mühim bir parçası olmuş, vakıflaşma, dernekleşme, hayır hasenat, ticaret gibi işlerle yakından alâkadar olmuştur." dedi. Başkan Günderen konuşmasını şehit ve gazi annelerine bir millet olarak şükran ve minnet borcu olduklarını hatırlatıp programa katılan herkese teşekkür ederek tamamladı.