Yerel Haberler
YEREL HABERLER
08 Nisan 2026 Çarşamba - 13:32 Şahin: "Polisin bizim güvenliğimizi sağlaması için önce kendi güvenliğinin sağlanması gerekir" Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, polislerin çalışma şartlarının düzeltilmesi gerektiğini söyleyerek, "Polisin bizim güvenliğimizi sağlaması için önce kendi güvenliğinin sağlanması gerekir" dedi. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, Polis Haftası dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan polis noktası önünde düzenlediği basın açıklamasında polislerin çalışma şartlarının düzeltilmesi gerektiğini kaydetti. Polislerin şark hizmetleri ve çalışma saatlerine ilişkin düzenleme yapılması gerektiğini belirten Şahin, görev şartlarının iyileştirilmesinin kamu güvenliği açısından önem taşıdığını söyledi. İçişleri Bakanlığı’ndan olumlu gelişmeler beklediklerini dile getiren Şahin, "Sırtını Hakk’a dayayan bir sivil toplum örgütü olarak, referansını Hak’tan alan bir sivil toplum örgütü olarak zaman zaman bazı meslek gruplarının sorunlarını dile getirip çözüm önerileri sunuyoruz. Önümüzdeki günlerde bir Polis Haftası etkinliğimiz var. 10 Nisan, Polis Günü olarak kutlanıyor. Polislerimiz bir meslek grubudur sonuçta. Bu grubun sadece kendi hayatlarını idame ettirmek, kendilerini güvende tutmak ve kendi geleceklerini düşünmek gibi bir kaygıları yok. Aynı zamanda milletin geleceğini ve asayişini düşünmek ve sağlamak gibi önemli bir sorumlulukları var. Bu sorumluluklar, elbette onlara birtakım yükler de yüklüyor. Bu yükü sadece görev ve zorunluluk olarak düşünürsek, bu polislerimiz açısından iyi sonuçlar doğurmaz. Zaman zaman polislerin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığından polislerimizle ilgili güzel vaatler duyuyoruz. Biz sadece bunların hayata geçirilmesini bekliyoruz. Polisin bizim güvenliğimizi sağlaması için önce kendi güvenliğinin sağlanması gerekir. Bu sağlanmadan, polis huzurlu ve rahat olmadan bizlere yeterince faydalı olması mümkün değildir. Millet olarak önce bunu sağlamamız gerekiyor. Aynı zamanda bakanlıktan bu yönde taleplerde bulunmamız gerekiyor. Bütün memurlar tek Şark görevi yaparken, polislerimiz iki defa Şark görevi yapıyor. Bu ikinci Şark görevinin kaldırılması ya da süresinin uzatılması gerekiyor. Polislerimiz de ailesi olan, evi olan, sorumlulukları olan insanlardır. Eğer görevlendirme yapılacaksa, bu durum bekâr personel üzerinden değerlendirilebilir. Bu konu bir yük olmakla birlikte, bakanlığın da bir taahhüdüdür" şeklinde konuştu. "Polislerimiz devlet memurudur ve bizler böyle görüyoruz" Şahin, "Devlette devamlılık esastır ilkesi gereği bunun hayata geçirilmesini bekliyoruz. Polislerimiz devlet memurudur ve bizler böyle görüyoruz. Bu nedenle diğer memurlar gibi mesai haklarına sahip olmaları gerekir. Birçok meslek grubu 1-2 saat fazla çalıştığında mesai ücretini alırken, polisler ayda 30-40 saat fazla çalışmasına rağmen bu karşılığı alamamaktadır. Büyükşehirlerde bir polisin evinden işe gitmesi bazen 2-3 saat sürebilmektedir. Bu, bir insanın kolayca kaldırabileceği bir yük değildir. İnsanların psikolojisinin bozulması ne bize ne de millete fayda sağlar. Polisin psikolojisi iyi olmalıdır ki topluma faydası da yüksek olsun. Terfilerde liyakatin esas alınması gerekir. Herhangi bir objektif kriter olmadan, keyfi kararlarla yapılan terfiler doğru değildir ve bu durum bizi daha kötü sonuçlara götürür. 10 Nisan’da sadece Polis Günü’nü kutlayıp geçmek yerine, bakanlığımızdan somut müjdeler ve olumlu gelişmeler bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 13:30 Çekmeköy’de 2 kişinin öldüğü aile faciasında kan donduran ifade: "Ailemi sevmiyordum, hep öldürmek istedim" Çekmeköy’de 35 yaşındaki S.H., geçirdiği cinnet sonucunda annesi Medine Hepgülnar (61) ve abisi Ekrem Hepgülnar’ı (41) öldürdü. Yaşanan aile katliamında diğer kardeşi K.G.’yi ağır yaralayan S.H.’nin polise teslim olduktan sonra ailesini sevmediğini ve hep öldürmek istediğini söylediği öğrenildi. Olay, 7 Nisan saat 19:20 sıralarında Çekmeköy Kirazlıdere Mahallesi Efsun Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre S.H. (35), polisi arayarak "annemi babamı öldürdüm" şeklinde ihbarda bulundu. Olay yerine gelen polis ekipleri tarafından yapılan incelemede anne Medine Hepgülnar (61) ve abi Ekrem Hepgülnar’ın S.H. tarafından silahla vurulduğu ve olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. S.H.’nin diğer kardeşi K.H.’nin ise aynı saldırıda (38) ağır yaralı olarak Sancaktepe İlhan Varank Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığı öğrenildi. Olay yerinde suç unsuru ruhsatlı silahıyla yakalanan S.H.’nin polislere verdiği ilk ifadesinde ise ailesini sevmediği; hep öldürmek istediği, öte yandan kredi ve kumar borçları olduğu öğrenildi. Olaya ilişkin yürütülen incelemenin devam ettiği belirtildi. "Aile içi bir kavga olduğunu tahmin ettik ki zaten öyleymiş" Olayın görgü tanıklarından Bünyamin Sevinç, yaşananları şu sözlerle anlattı: "Saat 18.30 gibiydi, evde 3-4 el silah sesi duydum. Onun ardından zaten polis ekipleri ve ambulans da geldi, herkes gördü olanları, insanlar panik oldu. Olayı gerçekleştiren şahsı tanımıyordum ama aile içi bir kavga olduğunu tahmin ettik ki zaten öyleymiş."
Savcılıktan İBB davasında avukat savunmaları sırasında görüntü alındığı iddialarına ilişkin açıklama
04 Nisan 2026 Cumartesi - 16:53 Savcılıktan İBB davasında avukat savunmaları sırasında görüntü alındığı iddialarına ilişkin açıklama Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri’de görülen İBB davasında avukat savunmaları sırasında başka yerden takip edilecek şekilde görüntü kaydı alındığı iddialarının asılsız olduğunu açıkladı. Bir televizyon programında Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde görülen ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davası sırasında sanık avukatının söz alarak, duruşma salonundaki kameraların değiştirildiği, bu kameraların duruşmadaki avukatların bilgisayar ve telefonlarını görecek şekilde konumlandırıldığını öne sürdükleri belirtildi. Programda avukatların bu görüntülerin başka yerlerden takip edildiğinden şüphelendiklerini ve bu durumun savunma hakkını ihlal ettiğini belirttikleri belirtildi. İddialara ilişkin başsavcılıktan açıklama Konuya ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, "Cumhuriyet Başsavcılığımız görev ve sorumluluk alanı içerisinde yer alan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içerisinde bulunan duruşma salonları, bilindiği üzere taraf sayısı fazla olan ve güvenlik riski taşıyan dava dosyalarının duruşmalarında yoğun şekilde kullanılmaktadır. Gelişen teknolojik imkanlar doğrultusunda kampüs içerisinde zamanla yenilenen güvenlik sistemlerinin savunma hakkının kısıtlanması ya da taraf avukatlarının veya katılımcıların bireysel alanlarının kayıt altına alınması gibi bir amacı taşımadığı gibi 1 No’lu duruşma salonunun görüntüleme güvenlik sistemlerinin iyileştirilmesi planlaması duruşma tarihinden çok daha önce yapılmış olup, somut dava dosyası ile ilgili değildir" ifadelerine yer verildi.