Yerel Haberler
YEREL HABERLER
11 Nisan 2026 Cumartesi - 12:52 Antalya’da indirimli ikinci el giyim mağazası açılışı yoğun ilgi nedeniyle izdihama dönüştü Antalya’da uygun fiyatlı ürün almak isteyen vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren mağaza önünde metrelerce kuyruk oluşturdu. Mağaza içinde oluşan yoğunluk nedeniyle kapılar zaman zaman kapatıldı. Açılışın ilk saatinde toplam 2 bin vatandaşın içeri girdiği öğrenilirken, sabahın ilk ışıklarından itibaren sırada bekleyen Semih Ünal ise, "Kuyruk metrelerce uzadı. Sabah saat 06.00’da gelenler bile varmış. Ürün kalmayabilir diye çok umudumuz yok ama yine de beklemeye devam ediyoruz" dedi. Antalya’da ikinci el ürün satışı yapan ve ürünlerini indirimli fiyatlarla satışa sunan bir giyim mağazasının açılışı izdihama sahne oldu. Kışla Mahallesi Şehit Binbaşı Cengiz Toytonguç Caddesi’nde gerçekleşen açılışta, sabahın erken saatlerinden itibaren mağaza önünde toplanan vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu. Kapıların saat 11.00’de açılmasıyla birlikte içeri girmek isteyen kalabalık yoğunluk oluştururken, mağaza görevlileri izdihamı kontrol altına almakta zorlandı. İçerideki yoğunluk artınca mağaza sahipleri kapıları zaman zaman kapatarak kontrollü şekilde müşteri almaya devam etti. Mağaza içinde ve dışında oluşan kalabalık dikkat çekerken, açılışın ilk saatlerinde yaklaşık 2 bin kişinin içeri alındığı öğrenildi. İndirimli ürünlere yoğun ilgi gösteren vatandaşların mağaza önündeki bekleyişi ise devam ediyor. "Açılışı sabah saat 06.00’dan beri bekleyenler varmış" Açılışı sosyal medyada görüp sabah saat 08.20’den itibaren sıraya giren Semih Ünel, "Bugün burada yeni bir mağaza açıldı. Açılış için geldik. İndirim olduğunu ve tüm ürünlerin 200 liradan satıldığını duyduk. Biz de alışveriş yapmak için sıraya girdik. Bu mağaza, ikinci el ürünler satan bir yer. Sabah saat 08.30 gibi buradaydık ve sıranın sonundaydık. Şimdi ise kuyruk metrelerce uzadı. Sabah saat 06.00’da gelenler bile varmış. Ürün kalmayabilir diye çok umudumuz yok ama yine de beklemeye devam ediyoruz. İş yeri sahibi, önceki açılışına ait görüntüleri paylaşmıştı. Bu yüzden erken gelmek istedik" dedi. "Kararlıyım, bugün mutlaka alışveriş yapacağım" Arda Kabalar ise, "Ben de arkadaşımla sabah 08.00’den beri burada bekliyorum. Kararlıyım, bugün mutlaka alışveriş yapacağım. Bu açılışı daha önce İstanbul’da da yapmışlar, o yüzden yoğunluk olacağını biliyorduk ve erken geldik. Başta sıranın en sonundaydık, şimdi ise kuyruk Güllük Caddesi’ne kadar uzandı. Normalde bu ürünleri sosyal medya üzerinden de alabiliyoruz ancak şu anda indirim olduğu için buradayız. Ne alırsak 200 lira" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 12:47 Medipol’den ameliyatsız parkinson tedavisi Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. Medipol Sağlık Grubu’ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti. Tüm dünya genelinde 10 milyonu aşkın Parkinson hastası olduğu tahmin edilirken, Türkiye’de ise 180 binden fazla kişi Parkinson ile mücadele ediyor. Beyinde "dopamin" adı verilen maddenin azalması ile ortaya çıkan Parkinson, genelde 60 yaş üzerindeki kişilerde görülmesine rağmen hastaların yüzde 5 ila 10’unda başlangıç yaşı 50 yaşında altında bulunuyor. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla hastalıkla ilgili açıklamalarda bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Ali Zırh, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve günümüzde gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı. "Parkinson hareketleri yavaşlatan bir hastalık’’ Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, hastalığın en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından "titrek felç" olarak tanımlanan hastalığın günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Zırh, her yıl 11 Nisan’ın Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anıldığını söyledi. İlaç tedavisi her zaman yeterli olmayabiliyor Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zırh, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini dile getirdi. Ancak özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Doç. Dr. Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarı ile kullanıldığını söyledi. Beyin pili tedavisiyle hastalığın seyri geriye alınabiliyor Tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisi ile günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeniyle yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson’un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, "Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor. Çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor" dedi. Beyin pili tedavisinin beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, tıpta nöromodülasyonadı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtilerinin önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti. Bıçaksız tedaviyle titreme durdurulabiliyor Son yıllarda gelişen teknolojilerle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Zırh, "Akıllı Ses Ötesi Tedavisi (MRgFUS) dediğimiz yöntem sayesinde bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz" dedi. Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti. "Parkinson hastaları çaresiz değil" Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ali Zırh, "Tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeniyle artık yaşam kalitelerini eskisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp, yaşama yeniden merhaba diyebilirler" sözleri ile açıklamasını tamamladı. Öte yandan, Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nin dış cephesine Parkinson hastalığına dikkat çekmek amacıyla "11 Nisan Dünya Parkinson Günü" yazısı yansıtıldı.
Kanserde büyük kesiler yerine milimetrik dokunuşlar
07 Nisan 2026 Salı - 15:27 Kanserde büyük kesiler yerine milimetrik dokunuşlar Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Bilgehan Poyrazoğlu, gelişmiş teknoloji sayesinde kanser tedavisinde ileri görüntüleme yöntemleri eşliğinde gerçekleştirilen laparoskopik ve minimal invaziv cerrahilerle, büyük kesiler yerine milimetrik girişlerle operasyonların tamamlandığını söyledi. Büyük Anadolu Hastanesi, her yıl binlerce kişinin hayatını etkileyen kansere karşı farkındalık çağrısında bulundu. Günümüzde görülme sıklığı artan bu hastalıkla mücadelede en güçlü silahın ‘bilinçli birey ve erken teşhis’ olduğu vurgulanırken, tıbbın sunduğu yeni nesil teknolojilerin tedavi başarısını yüzde 90’ların üzerine çıkardığı ifade edildi. Kanserle mücadelede zamanın en kritik faktör olduğunu belirten hastane uzmanları, vücuttaki olağan dışı değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Uzun süreli ses kısıklığı, iyileşmeyen yaralar, açıklanamayan kilo kaybı veya vücuttaki şişlikler gibi belirtilerin erken dönemde yakalanması, hastalığın yayılmadan kontrol altına alınmasını sağlıyor. Bu noktada düzenli sağlık taramaları ve kişiye özel hazırlanan check-up programları, henüz belirti vermeyen riskleri dahi gün yüzüne çıkararak hayati bir koruma kalkanı oluşturuyor. Cerrahi müdahaledeki teknolojik dönüşüme dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Bilgehan Poyrazoğlu, gelişen yöntemlerin hasta konforunu en üst seviyeye taşıdığını ifade ederek, "Kanser cerrahisinde artık sadece tümörü temizlemeyi değil, hastanın yaşam kalitesini korumayı da hedefliyoruz. Gelişmiş görüntüleme eşliğinde gerçekleştirdiğimiz laparoskopik ve minimal invaziv cerrahiler sayesinde büyük kesiler yerine milimetrik girişlerle operasyonlarımızı tamamlıyoruz. Bu durum enfeksiyon riskini minimize ederken hastalarımızın sosyal hayata çok daha hızlı dönmesine imkan tanıyor. Doğru tedavi ancak kusursuz bir teşhisle mümkündür. Hastanemizde kanser hastaları onkoloji konseyinde branş hekimleri tarafından multidisipliner şekilde değerlendirilerek en doğru tedaviye karar veriliyor. Bu önemli bir konu. Ayrıca hastane bünyesinde kullandığımız yüksek çözünürlüklü radyolojik cihazlar ve patolojik inceleme teknikleri ile kanserin haritasını henüz başlangıç aşamasında çıkarabiliyoruz. Özellikle cerrahi sınırların belirlenmesinde ve tümörün temizlenmesinde kullanılan sistemler sayesinde operasyonel başarımız uluslararası standartlara taşınıyor" dedi. Kanserin bir yazgı olmadığını, yönetilebilir bir süreç olduğunu hatırlatan Poyrazoğlu, toplumun her kesimini tarama programlarına dahil olmaya davet etti. Genetik yatkınlığı olan veya belirli bir yaş sınırını aşmış bireylerin hiçbir şikâyeti olmasa dahi uzman kontrolünden geçmesinin önemine değindi. Kanserle mücadelede multidisipliner bir yaklaşımın esas olduğunu vurgulayan Poyrazoğlu, onkoloji, cerrahi ve radyoloji birimlerinin koordineli çalışmasıyla pek çok hastanın sağlığına kavuştuğunu ifade etti.
GOSB Teknopark Ardahan Girişim Ofisi’nde girişimci kabul süreci başladı
07 Nisan 2026 Salı - 15:28 GOSB Teknopark Ardahan Girişim Ofisi’nde girişimci kabul süreci başladı GOSB Teknopark tarafından Ardahan Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen "Ardahan Girişim Ofisi" için girişimci kabul süreci başladı. GOSB Teknopark’tan yapılan açıklamaya göre, bölgede girişimcilik kültürünü güçlendirmek, gençlerin üretim ve yenilik odaklı fikirlerini desteklemek ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmak amacıyla kurulan ofis, faaliyetlerine başladı. Sadece bir çalışma alanı değil; aynı zamanda gelişim, rehberlik ve işbirliği imkanları sunacak olan merkez, iş fikri olup nereden başlayacağını bilemeyenlerden projesini geliştirme aşamasındaki girişimcilere kadar geniş bir kitleye hitap edecek. Eğitim ve mentörlük desteği sağlanacak Fikirlerin değerlendirilip uygulamaya dönüştürüleceği aktif bir merkez olarak konumlanan ofiste; girişimcilik odaklı eğitim programları, mentörlük süreçleri, proje geliştirme destekleri ve yönlendirme mekanizmaları yer alacak. Bu sayede girişimcilerin projelerini olgunlaştırarak daha sağlam iş modelleri kurmaları sağlanacak. Özellikle yenilikçi düşünceye sahip, üretmek isteyen, bölgesine değer katmayı hedefleyen ve fikirlerini daha ileri taşımak isteyen bireylerin bu süreçten yararlanması bekleniyor. GOSB Teknopark Ardahan Girişim Ofisi, yerel potansiyeli açığa çıkararak bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak yeni girişimlerin önünü açmayı hedefliyor. Sürece ilişkin GOSB Teknopark’tan yapılan açıklamada, girişimciliğin yalnızca büyük şehirlerde değil, Türkiye’nin her bölgesinde güçlenmesi gerektiğine dikkat çekilerek, Ardahan’da atılan bu adımın bu anlayışın önemli bir yansıması olduğu vurgulandı. Girişimcilik ekosisteminin yaygınlaşması, gençlerin iş fikirlerine yön verilmesi ve yenilikçi projelerin desteklenmesi açısından Ardahan Girişim Ofisi’nin önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor. Fikirlerini gerçeğe dönüştürmek ve bölgesine değer katmak isteyen girişimci adayları, başvurularını "www.gosbteknopark.com" internet sitesindeki "Başvurular" bölümünden yapabilecek.
Başkan Tugay, Meslek Fabrikası önünde sabahladı
07 Nisan 2026 Salı - 15:23 Başkan Tugay, Meslek Fabrikası önünde sabahladı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetine geçen Meslek Fabrikası binası önünde gece boyunca sürdürdüğü nöbette, yaşanan sürece "tümüyle haksız" diyerek tepki gösterdi. Tugay, kararlı duruşun süreceğini vurgulayarak daha fazla destek çağrısı yaptı ve "Gerekirse tek başıma da devam edeceğim" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün mülkiyetine geçen Meslek Fabrikası önünde dün akşam nöbete başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bekleyişini sürdürüyor. Polis bariyerleri ile çevrili olan bina önünde CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri ve partililerle birlikte bekleyen Tugay, sabah saatlerinde son duruma ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Kararlılığımızı göstermek için buradayız" Bütün gece bina önünde olduklarını belirten Tugay, "İl başkanımız, bazı ilçe belediye başkanlarımız, meclis üyelerimiz ve partililerimiz burada. Kararlılığımızı göstermek için buradayız. Bu süreç hepimizi zorluyor ancak birilerinin buna karşı durması gerektiğine inanıyorum. Çünkü tümüyle yanlış ve haksız olan bu tutuma karşı net bir şekilde ‘hayır’ denilmesi gerekiyor. Biz yalnızca bu binanın korunması ve elde tutulması için değil, benzer durumların tekrar yaşanmaması için de çaba gösteriyoruz. Umuyorum ki bir sonuca ulaşırız. Ancak bu kararlı duruşun sürmesi gerekiyor. Daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğumuz da bir gerçek. Buna rağmen, gerekirse tek başıma da devam edeceğim. Gücümüz yettiğince buradayız" dedi. "Yalnız bırakmayın" Binada yürütülen hizmetlerin, durduğunu vurgulayan Tugay, "Pek çok hizmet sekteye uğruyor. Bu, yalnızca bir örnek. Vakıfların bu binaya ihtiyacı olmadığından eminim. Ellerinde değerlendirebilecekleri yüzlerce, hatta binlerce mülk var. Oysa burası aktif kullanılan, on binlerce, hatta yüz binlerce kişiye eğitim verilmiş bir binaydı. Dün sabah erken saatlerde çevrildi ve hala içeri girmemize izin verilmiyor. Bu nedenle daha önce sunulan hizmetler de sürdürülemeyecek. Ancak bu yanlış kararın hukuk kuralları çerçevesinde geri alınmasını bekliyoruz. Haklar bazen kendiliğinden verilmez; onlar için mücadele etmek gerekir. Bizim o binaya ihtiyacımız var. Burası İzmir halkına ait bir bina. Belediye başkanı olarak, İzmir halkına ait her değeri korumakla yükümlüyüm. Bu nedenle sorumluluğu en çok kendimde hissediyorum. Ancak bu süreçte yalnız bırakılmamamız gerekir" dedi. Ateş yakıldı, şiirler okundu Gece nöbeti sırasında soğuk hava nedeniyle ateş yakılırken, battaniyeler yardımıyla ısınıldı. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından da nöbet tutanlar için çay ve çorba ikramı yapıldı. Başkan Tugay Ahmed Arif’in Anadolu isimli şiirini okudu, gecede şarkılar ve marşlar söylendi.
Ödemiş’te minik öğrencilere kitap kurdu madalyası
07 Nisan 2026 Salı - 15:23 Ödemiş’te minik öğrencilere kitap kurdu madalyası İzmir’in Ödemiş ilçesinde Kütüphaneler Haftası ve Orman Haftası çerçevesinde anaokulu öğrencileri tarafından çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliklere katılan ilçe protokolü, en çok kitap okuyan öğrencileri madalya ile ödüllendirdi. Ödemiş Kaymakamı Hakan Yavuz Erdoğan ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Sunullah Desticioğlu, Ödemiş Anaokulu’nu ziyaret etti. Protokol üyeleri, ziyaret sırasında 3 yaş A sınıfı öğrencilerinin hazırladığı tiyatro gösterisini izledi. Öğretmen Sevilay Tekin Şafak rehberliğinde sahnelenen, "Orman Gelecektir" adlı oyun sergilendi. Gösterinin ardından Kaymakam Erdoğan, kütüphaneyi en çok ziyaret eden ve ödünç kitap alan öğrencilere, "Kitap Kurdu" madalyası takdim etti. Ödemiş Halk Kütüphanesi ile Ödemiş Anaokulu iş birliğinde 2025 yılının Ocak ayında hayata geçirilen, "Kütüphane Dostu Okul" projesiyle çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırılıyor. Kütüphane sevgisini küçük yaşlarda aşılamayı hedefleyen proje kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. Anaokulundaki tüm sınıflar kütüphaneye gezi düzenledi. Süreç içerisinde öğrenciler ve veliler kütüphaneye üye olarak düzenli şekilde emanet kitap aldı. Yürütülen çalışmalar neticesinde kütüphaneye 600 yeni üye kaydı yapıldı. Bu dönemde 4 bine yakın çocuk ve yetişkin kitabının okunduğu kaydedildi. Proje çerçevesinde kütüphaneye üye olan tüm çocuklara madalyaları verildi.
Eşini ve akrabasını ağır yaralamıştı: Mağdur kadın kezzap tehdidini anlattı
07 Nisan 2026 Salı - 15:18 Eşini ve akrabasını ağır yaralamıştı: Mağdur kadın kezzap tehdidini anlattı Kocaeli’nin Körfez ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi ile bir akrabasını silah ve bıçakla ağır yaralayan sanığın yargılanmasına devam edildi. Sanık savunmasında, "Eşim İstanbul’da çalışmak istemediğim için beni darp etti. Benim başıma ne geldiyse onun yüzünden geldi. Keşke böyle bir şey olmasaydı. Eşim ile aramızda hali hazırda boşanma davası var. Kendisinden boşanmak istediğimi söyledim ancak o boşanmak istemiyor" ifadelerini kullandı. Mağdur N.B.’nin ifadeleri de dosyaya girdi. Yıllarca şiddet gördüğünü ve kazandığı paranın eşi tarafından harcandığını belirten N.B., "Beni, ’Gitmeye kalkarsan suratına kezzap dökerek yakarım, insan içine çıkamazsın’ diyerek tehdit ediyordu" dedi. Hakkında 4 kez uzaklaştırma kararı bulunan M.S.B. (39), 17 Haziran 2024’te bayramda çocuklarını görmek için gittiği Yavuz Sultan Selim Mahallesi’ndeki evde, boşanma aşamasındaki eşi N.B.’yi (35) bıçakladıktan sonra tabancayla 5 el ateş ederek ağır yaraladı. Olay yerinden kaçan zanlı, daha sonra Çamlıtepe Mahallesi’ne giderek uzaktan akrabası A.K.’yi (40) de silahla vurarak yaraladı. Saldırılarına devam eden M.S.B., sırasıyla akrabası V.B.’nin ve A.K.’nin evlerine silahla ateş açtıktan sonra izini kaybettirmeye çalıştı. Ağır yaralanan N.B. ve A.K. ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis ekiplerinin çalışması sonucu saklandığı camide yakalanarak gözaltına alınan M.S.B., emniyetteki işlemlerinin ardından "tasarlayarak ve töre saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. "N.B.’den boşanmak istiyorum ama o istemiyor" Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "tasarlayarak ve töre saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklu bulunan sanık M.S.B. ile avukatı katıldı. Duruşmada söz verilen sanık M.S.B., "Daha önce işten geldiğimde N.B. bana, ’Neden İstanbul’a gidip çalışmıyorsun?’ dedi. Ben de gidemeyeceğimi ve burada iş bulacağımı söyledim. Bunun üzerine N.B. beni darp etti ve polisi arayarak ’Eşim beni dövüyor’ dedi. Akabinde polisler geldi, ’Sana ne oldu?’ diye sordular. N.B’nin yaptığını söyledim. Şikayetçi olup olmadığımı sordular, olmadığımı söyledim. N.B. sürekli olarak çocuklarımı da dövüyordu, onlarla ilgilenmiyordu. Yine N.B., 5. çocuğumuzu doğurmak istemediğini söyledi. Ailemle görüştüm, onlar aldırmasına izin vermediler. Benim başıma ne geldiyse N.B. yüzünden gelmiştir. Keşke böyle bir şey olmasaydı. Eşim ile aramızda hali hazırda boşanma davası vardır. Kendisinden boşanmak istediğimi söyledim ancak o şu an boşanmak istemediğini beyan etmektedir. Kendisi ile Mersin 9. Aile Mahkemesi’nde boşanma davası vardır, gerekirse bu dosyamız getirilsin. Ben uzun süredir tutukluyum, tahliyemi istiyorum" dedi. Müştekilerin HTS kayıtları istendi Cumhuriyet savcısı mütalaasında, suçun vasıf ve mahiyetinin tam olarak belirlenebilmesi amacıyla müştekilerin olay tarihinden iki ay öncesine ait HTS kayıtlarının incelenmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, savcının taleplerini kabul ederek sanığın tutukluluğunun devamına hükmetti ve duruşmayı erteledi. Mağdurların ifadeleri dosyaya yansıdı Öte yandan, olayda ağır yaralanan mağdurların önceki celselerde alınan ifadeleri de dosyadaki yerini aldı. Sanığın eşiyle ilişkisi olduğunu iddia ettiği ve silahla yaraladığı akrabası A.K. ifadesinde, iddiaların tamamen iftira olduğunu belirtti. Olay günü sanığın yanına gelip çay içtiğini, ardından aracına yöneldiğinde sanığın silahla ateş ettiğini anlatan A.K., "Çayımı içtikten sonra masadan kalkarak, pastanenin karşısında bulunan kasaptan et alarak aracıma doğru gittim. Bu sırada sanık silahını çekerek ateşledi. Kendimi korumak için üzerine atıldım. Şahıstan kurtularak ana cadde istikametine doğru kaçtım peşimden ateş etmeye çalıştı ancak silahı patlamadı. Bu arbede sırasında öncesinde ve sonrasında M.S.B. ile aramızda yukarıda bahsettiklerim dışında hiçbir konuşma geçmedi. Benim bu şahsın eşiyle hiçbir ilişkim yoktur. Şahsın bu yöndeki suçlamaları asılsızdır, söyledikleri yalan ve iftiradan ibarettir. Bunları kendi kafasında uydurarak çevreden yalan yanlış duyarak uydurup benim üzerime bu şekilde saldırdığını düşünüyorum. Yaşanan olay ile ilgili ailelerimiz arısında konuşarak barıştık. Husumet yaşanmasını istemediğim için şu an için kendisi ile ilgili herhangi bir dava ve şikayetim yoktur" dedi. "Kazandığım parayı harcardı" Boşanma aşamasındaki eş N.B. ise sanığın hiçbir işte çalışmadığını ve evin geçimini kendisinin gündelik temizlik işleriyle sağladığını ifade etti. N.B., "M.S.B. 12 yıllık eşim olur. Eşim ile evliliğimizden 5 çocuğum vardır. Eşimin babası ve benim babam amca çocukları olurlar. Evlendikten kısa bir sonra eşim ile benim aramda yoğun tartışmalar ve kavgalar yaşanmaya başlamıştı. Bu tartışma ve kavgaların sebebi eşimin hiçbir işte çalışmaması, bana ve çocuklarıma bakmamasıdır. Eşimin hiçbir işte çalışmamasından dolayı ben gündelik olarak temizlik işlerinde çalışırım. Eşim ise bu duruma aldırış etmeden benim kazandığım parayı harcamaya devam eder ev ekonomisine hiçbir şekilde katkı sağlamazdı. 2023 yılı içerisinde bu ve benzer sebeplerle eşim beni şiddetli şekilde dövmüştü. Ben ise bu durum üzerine tek başıma Mersin’de ikamet eden ailemin yanına gittim ve yaklaşık olarak 1 ay kadar kaldım. Bu olay yaşandıktan sonra polis ekiplerine bilgi verdim" diye konuştu. "Senin suratını kezzap dökerek yakarım" Şiddet gördüğü için kadın sığınma evinde kaldığını ve uzaklaştırma kararı aldırdığını anlatan N.B., eşinin kendisini defalarca ölümle ve yüzüne kezzap dökmekle tehdit ettiğini kaydetti. N.B., "Eşim hakkında uzaklaştırma kararı almıştım. Bir gün beni aradığında, ’Geri dön yoksa birbirimize düşeriz, sonu güzel yerlere gitmiyor’ şeklinde konuşma yapmıştı. Benim bu konuşmadan anladığım, eşimin beni kendi canımla veya ailemin canıyla tehdit etmesidir. Eşim beni evliliğimiz boyunca darp ettiği zamanlarda ve normal zamanlarda olmak üzere, kıskançlığından kaynaklı olarak ’Ben seni dövüyorum ya, sen gitmeye kalkarsan bu suratla gidemezsin. Senin suratını kezzap dökerek yakarım, insan içine çıkamaz hale gelirsin’ diyerek tehdit etmişti. Beni dövdükten sonra polis çağırmamam için, ’Seni, V’yi veya M’yi öldürürüm’ diyerek tehdit ediyordu. Bu tehditler üzerine polis çağırmaktan korkuyordum" şeklinde konuştu. Sanık M.S.B.’nin iddianamede yer alan ifadesinde ise saldırıyı planlamadığını söyleyerek şu iddialarda bulunduğu öğrenildi: "Eşim bana boşanma davası açtıktan sonra A.K.’nin telefonunda eşimle müstehcen görüntüler olduğunu duydum. Akrabalar da biliyormuş. 2019’da aldığım silahı kömürlükte saklıyordum. Eşimi A.K’den uzaklaştırmak istedim, korkutmak için gittim. A.K.’ye beni hastaneye bırakmasını söyledim. Arabaya bindikten sonra ’Eşimle ilişkin varmış’ dedim. Kabul etti. Öfkelenip bıçakla saldırdım, sonra silah ateş aldı. Eve dönünce eşimle tartıştık, ’Senin yüzünden A.K.’yi vurdum’ dedim. O da bana kızdı. O anda eşimi bıçaklayıp, ardından silahla ateş ettim. Amacım öldürmek değildi, pişmanım. Eşimin telefonunda A.K.’nin numarasını yakaladım, mesajlarını gördüm. Ben eşimle ayrılmak istemiyordum, yuvamı dağıtmak istemiyordum. Ben A.K’yi korkutursam eşimden uzaklaşır zannediyordum."