Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz görevden alındı, yerine ise Cihad Demirli atandı 25 Nisan 2026 Cumartesi - 02:27:41 Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile birlikte Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz görevden alındı, yerine ise Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karara göre, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz görevden alındı. Yılmaz’ın yerine Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli atandı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına Cem Gençoğlu, Talim ve Terbiye Kurulu Üyeliklerine, Ortaöğretim Genel Müdürü Halil İbrahim Topçu ve Hatice Çelik, Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne ise Emre Topoğlu atandı. Ayrıca karar ile birlikte, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Strateji Geliştirme Başkanlığına Enes Bot, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığına Ömer Faruk Öztürk ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdür Yardımcılığına İbrahim Oğuzhan Yıldırım atandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında açık bulunan Personel Genel Müdür Yardımcılığına Tarık Tanguroğlu atandı. Ticaret Bakanlığında ise Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdür Yardımcıları Mehmet Halil Madazlı ve Ahmet Karabay görevden alındı. Karar ile birlikte Türkiye Elektrik İletim A.Ş. Genel Müdürlüğünde Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Kaldırım ve Genel Müdür Yardımcısı Deniz Coşkun görevden alındı. Genel Müdür Yardımcılığına Serhat Metin, Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise Ahmet Özkaya, Mustafa Pustu ve Süleyman Önel atandı. Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğünde açık bulunan Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise Fatih Çakmak ve Mustafa Akkaya getirildi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 01:35 Sarıkamış’a kış geri döndü: Kar kalınlığı 15 santimetreyi aştı Kars’ın Sarıkamış ilçesinde bahar ortasında etkili olan kar yağışı, bölgeyi yeniden beyaza bürüdü. İlçe merkezinde kar kalınlığı 15 santimetreyi aşarken, nisan ayının sonlarına yaklaşılırken gelen sürpriz yağış vatandaşları hazırlıksız yakaladı. Hava sıcaklıklarının ani düşüşüyle birlikte başlayan kar yağışı, gece saatlerinden itibaren etkisini artırdı. Sarıkamış’ta ağaçlar, araçlar ve çatılar karla kaplanırken, ilçe genelinde kartpostallık görüntüler oluştu. Yoğun kar yağışı nedeniyle ilçe merkezi ve çevre köy yollarında ulaşımda zaman zaman aksamalar yaşandı. Karayolları ve belediye ekipleri, yolların açık tutulması için çalışmalarını aralıksız sürdürürken, sürücülere dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulunuldu. "Sarıkamış’a kış geri geldi" Sarıkamışlılar, nisan ayında etkili olan kar yağışının şaşırtıcı olduğunu ancak bölgenin sert iklimi nedeniyle bu tür hava koşullarına alışık olduklarını ifade etti. Vatandaşlar, "Nisan ayının sonuna yaklaşmış bulunmaktayız. Fakat Sarıkamış’ta kar yağışı devam ediyor. Bugün de yoğun bir kar yağışı var. Yaz geldi derken, kış geri geldi Sarıkamış’a, her yer bembeyaz oldu. Sarıkamış’a tekrardan kış geri geldi" şeklinde konuştu. Öte yandan bölgede etkili olan soğuk hava dalgasının birkaç gün daha sürebileceği, don ve buzlanmaya karşı tedbirli olunması gerektiği bildirildi. Kar yağışı, Sarıkamış’ta bahar koşullarını geciktirirken, önümüzdeki günlerde hava durumunun nasıl seyredeceği merak ediliyor.
Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu kahvesi
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:56 Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu kahvesi Burdur’un Gölhisar ilçesinde 1975 yılından itibaren kahvehanede babasının başlattığı çörekotu kahvesini ilerleyen yıllarda devralarak devam eden Memiş Bilgin, hem otantik sunumu hem de sağlığa faydalarıyla yerli ve yabancı turistlere kültürel mirası aktarıyor. Gölhisar ilçesi Konak Mahallesi’nde 1975 yılında babasının kurduğu kahvehaneyi ilerleyen yıllarda devralan Memiş Bilgin (56), şimdilerde ilçenin ilk tescilli markası olan çörekotu kahvesini yerli ve yabancı turistlere aktarıyor. İşletmesinin dizaynı ile aynı zamanda gelen misafirlerine bir nostalji de yaşatılan bu kahvehanede yapılan ’çörekotu kahvesi’ idrar söktürücü, hazmı kolaylaştırıcı, iltihaplı hastalıklara karşı iyileştirici, bağırsak ve midede meydana gelen şişkinlik ve gaz problemine karşı, öksürük, astım ve nefes darlığına karşı iyileştirici özellikleri bulunuyor. "Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" İşletmeci Memiş Bilgin, babasından devraldığı mirası gelecek nesillere ve ilçeye gelen turistlere hizmet verdiğini belirterek, "1975 yılından beri bu kahveyi yapıyoruz. İlçemizin kültürel zenginliğinin bir kenarda kalmasına gönlümüz el vermedi. 10 yıl önce marka tescilini alarak bu değere resmiyet kazandırdık. Amacımız sadece kahve satmak değil, Gölhisar’ın Kibyra Antik Kenti ve meşhur kavurması gibi değerlerinin yanına bu eşsiz lezzeti de eklemek. Hasat edildikten sonra kurutulan çörek otu tohumları, özel bir kavurma işleminden geçirilerek değirmenlerde toz haline getiriliyor. İçerisine yine kavrulmuş nohut tozu ilave edilerek hazırlanan karışım, Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" şeklinde konuştu. "Misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor" İşletme hakkında da bilgi veren Bilgin, "İşletme sadece lezzetiyle değil, sunduğu atmosferle de misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor. Nostaljik objelerle dekore edilen mekanda kahve; ahşap senit üzerinde, toprak testideki su ve geleneksel lokum eşliğinde servis ediliyor. Kahvenin içine ilave edilen bir tutam çörek otu ya da susam, içimi çok daha keyifli hale getiriyor" dedi.
L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:56 L’Oréal Türkiye’den gezegene saygılı inovasyon yaklaşımı 22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle sürdürülebilirlikte kararlılığını vurgulayan L’Oréal Türkiye; "Gelecek İçin L’Oréal" sürdürülebilirlik programıyla bilim ve teknolojiyi gezegenin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışı için buluşturuyor. "Gelecek için L’Oréal" sürdürülebilirlik programı ile sürdürülebilirliği tüm değer zincirine entegre eden L’Oréal, bu süreci bütüncül bir yaklaşımla ele aldığını bir kez daha gösteriyor. Yapılan araştırmaların, her 10 kişiden 6’sının sürdürülebilir bir yaşam sürmek istemesine rağmen bu konuda net bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu göstermesi; şirketlerin doğru bilgi ve yönlendirme konusundaki sorumluluğunu artırıyor. Bu içgörüyle tüketicilerin farkındalığını artırmaya çalışan L’Oréal Türkiye; su ve enerji tasarrufu sağlayan teknolojilerden yeniden doldurulabilir ürünlerine, eko-tasarımdan şeffaf çevresel etiketleme sistemlerine kadar uzanan uygulamaların rehberliğinde tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapabilmesine destek oluyor. Küresel inisiyatifleri yerel stratejiyle birleştirerek gezegenimizi koruma sorumluluğuyla hareket eden şirket, sürdürülebilir bir dönüşümün parçası olmayı sürdürüyor. L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu "Sürdürülebilirliği bir stratejinin ötesine taşıyarak tüm iş süreçlerimizin temel değeri haline getiriyoruz. ‘Gelecek İçin L’Oréal’ sürdürülebilirlik programımızla, gezegenimizin sınırlarına saygı duyan bir güzellik anlayışını bilim ve teknolojinin gücüyle somut bir etkiye dönüştürüyoruz. Sürdürülebilir yaşam konusundaki rehberlik ihtiyacına, sunduğumuz yenilikçi çözümler ve şeffaf bilgilendirme sistemlerimizle yanıt veriyoruz. Tekno-güzellik vizyonumuzla sadece ürünlerimizi değil, güzellik rutinlerinin tamamını gezegenimize değer katan bir deneyime dönüştürüyoruz" dedi. Tekno-güzellik inovasyonlarıyla gezegen için somut etki Yapılan açıklamaya göre şirket, dünya çapında sürdürülebilir çözümler geliştirmek için tekno-güzellik gücünden yararlanmaya devam ediyor. Bu vizyonun güncel örneklerinden ve CES 2024 İnovasyon Ödülü ile TIME dergisinin "Yılın En İyi İcatları" arasında yer alan L’Oréal Professionnel AirLight Pro, saç kurutma deneyimini yeniden tanımlıyor. Gelişmiş kızılötesi ışık teknolojisiyle saçı aşırı ısıya maruz bırakmadan hızla kurutan cihaz, geleneksel sistemlere kıyasla yüzde 14 daha az enerji tüketimi sağlayarak hem saçı hem de gezegeni koruyor. Su tasarrufunda önemli bir etki oluşturan bir diğer inovasyon ise İsviçreli start-up Gjosa iş birliğiyle geliştirilen L’Oréal Professionnel Water Saver duş başlığı teknolojisi. Patentli bu teknoloji, kuaför salonlarının yıkama alanlarında yüzde 69’a varan su tasarrufu sağlıyor. Bugüne kadar küresel ölçekte 488 milyon litreden fazla su (yaklaşık 195 olimpik yüzme havuzu) ve 31,5 milyon kWh enerji tasarrufu sağlayan bu çözüm, 172 bin kişinin 1 yıllık TV izleme süresine eşdeğer. Sürdürülebilir güzelliğin profesyonel salonlardaki standardı haline gelen L’Oréal Professionnel Water Saver, Türkiye’de de seçili salonlarda kullanılarak 549 bin 462 litre su ve 35 bin 550 kWh enerji tasarrufu sağlayıp Türkiye’nin sürdürülebilir geleceğine katkı sunarken, güzellik rutinlerini çevre dostu hale getiriyor. Döngüsel ekonomiye yeniden doldurulabilir (refill) ürünlerin etkisi Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre yeniden doldurulabilir şişeler ve geri alım sistemleri gibi "yeniden kullanım" seçeneklerinin teşvik edilmesi, 2040 yılına kadar plastik kirliliğini yüzde 30 oranında azaltabilir. Şirket ise geniş yeniden doldurulabilir (refill) ürün portföyüyle tüketici alışkanlıklarını sürdürülebilir bir gelecek için dönüştürüyor. Cilt bakımından parfüme kadar farklı kategorilerde sunulan bu seçenekler, ambalaj tipine göre plastik ve cam kullanımını yüzde 59 ile yüzde 75 arasında azaltırken, ortalama yüzde 70 daha az ambalaj atığı tüketilmesini sağlıyor. Üstelik bu sürdürülebilir tercih, tüketicilere aynı miktardaki ürüne yüzde 20 ile yüzde 25 arasında değişen bir maliyet avantajıyla ulaşma imkânı sunuyor. Bu kapsamda L’Oréal ayrıca; 2030 yılına kadar 2019’a kıyasla saf plastik kullanımını yüzde 50 azaltmayı, ambalaj yoğunluğunu yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj malzemelerinin yarısını geri dönüştürülmüş veya biyobazlı kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. Ambalajda döngüsel çözümler Şirket, bilim ve teknolojiyi odağına alarak sürdürülebilir bir yaşamı desteklemeyi hedeflerken, plastik tüketiminin azaltılmasını öncelikli odak alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Bu doğrultuda geliştirilen döngüsel inovasyon yaklaşımı hem kaynak kullanımını azaltıyor hem de tüketicilere daha çevre dostu seçimler sunuyor. Plastik Geri Dönüştürücüler Derneği (APR) tarafından yapılan analizler; ambalajları sıfırdan üretilen yeni plastikler yerine geri dönüştürülmüş malzemelerden üretmenin, enerji tüketimini yüzde 79, sera gazı emisyonlarını ise yüzde 67 oranında azalttığını kanıtlıyor. Ambalajlarında plastik tüketimini kaynağında azaltmayı hedefleyen L’Oréal de Garnier Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu ve Kérastase şampuan şişelerinde yüzde 100 oranında geri dönüştürülmüş plastik kullanımına ulaşırken; L’Oréal Paris Elseve ve L’Oréal Professionnel Serie Expert gibi ikonik serileriyle döngüsel ekonomiyi destekliyor. Kiehl’s portföyünün ise yüzde 80’den fazlası geri dönüştürülmüş materyallerden üretiliyor. 2025 yılında ambalajlarında kullanılan plastiğin yüzde 50’si biyobazlı veya geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlayan L’Oréal 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 100’e çıkarılmasını hedefliyor. Tüketici beklentileri şeffaf ve sürdürülebilir bir güzellik anlayışını şekillendiriyor Günümüzde tüketicilerin satın alma kararlarında sürdürülebilirliğin ve ürünlerin çevresel etkilerini bilmenin önemi, küresel araştırmalarla her geçen gün daha net bir şekilde ortaya konuyor. Araştırma şirketi Mintel’in araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 41’i satın aldıkları ürünlerin çevresel etkileri hakkında bilgi sahibi olmak isterken, satın alma tercihlerinde sürdürülebilirliği temel bir kriter olarak gördüğünü gösteriyor. Tüketicilerin bu şeffaflık beklentisine yanıt veren şirket ise Garnier markasıyla hayata geçirdiği Çevresel Etiketleme Sistemi ile kişisel bakımda yeni bir dönem başlatıyor. 11 bağımsız uzman tarafından geliştirilen ve Bureau Veritas tarafından onaylanan bu sistem; bir ürünün çevresel etkisini karbon ayak izinden su tüketimine kadar 14 farklı çevresel faktöre göre değerlendirerek A’dan E’ye kadar derecelendiriyor. Avrupa Komisyonu kılavuzlarıyla uyumlu bu bilimsel metodoloji, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin doğa üzerindeki etkisi hakkında şeffaf ve güvenilir bilgi sunarken; aynı zamanda markaların daha düşük çevresel etkili ürün inovasyonlarına yatırım yapmasını teşvik ederek sektör genelinde sürdürülebilir bir dönüşümün önünü açıyor. Bilinçli alışveriş anlayışıyla ürün içeriğinden teslimata kadar tüketiciye eşlik ediliyor Şirket, ürün ambalajlarının ötesinde, içeriklerin sürdürülebilirliğini de döngüsel ekonominin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. "Yeşil Bilim" (Green Sciences) yaklaşımıyla şekillenen bu vizyon; çevresel etkiyi minimize ederken ürün performansından ödün vermeyen formülasyonlar geliştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket; 2030 yılına kadar formüllerinde kullandığı bileşenlerin yüzde 75’inden fazlasını doğadan (bitki ve mineraller) veya geri dönüştürülmüş malzemelerden temin etmeyi taahhüt ediyor. 2021’den beri sürdürülen "Plastiksiz E-Ticaret" uygulamasıyla ise direkt e-ticaret sitelerinden yapılan alışverişlerde teslimat süreçlerinden plastik tamamen çıkarılarak bugüne kadar 573 bin litre suya eşdeğer karbon tasarrufu sağlandı. Böylece şirket, "Yeşil Bilim" ile formüle edilen ürünlerini, çevre dostu ambalajlarda ve plastiksiz teslimat vizyonuyla sunarak tüketicisinin sürdürülebilir yaşam yolculuğunun her aşamasında yanında oluyor.
Doç. Dr. Oğuz Kılıç: "Türkiye’de kalp krizi yaşı 35’e düştü"
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:54 Doç. Dr. Oğuz Kılıç: "Türkiye’de kalp krizi yaşı 35’e düştü" Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Kılıç, son yıllarda kalp krizi vakalarının arttığına ve yaş ortalamasının ciddi şekilde düştüğüne dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Kalp krizi riskinin artmasında en önemli etkenlerin başında sağlıksız beslenme alışkanlıklarının geldiğini belirten Kılıç, toplumda karbonhidrat, yağ ve tuz ağırlıklı beslenmenin yaygın olduğunu ifade etti. Özellikle işlenmiş ve endüstriyel gıdaların fazla tüketildiğini vurgulayan Kılıç, "Daha çok sebze, meyve ve yeşillik ağırlıklı, sıvıdan zengin Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli. Tuz tüketimi azaltılmalı, kızartma ve hamur işlerinden uzak durulmalı" dedi. "Yürüyüş ve düzenli kontrol hayat kurtarıyor" Fiziksel aktivitenin önemine de değinen Kılıç, her gün düzenli ve tempolu yürüyüş yapılmasının kalp sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Diyabet ve tansiyon hastalarının ise düzenli takip ve kontrol altında olması gerektiğini vurgulayan Kılıç, hastaların en büyük hatalarından birinin şikayetleri önemsememek olduğunu söyledi. Özellikle göğüste baskı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, bu tür şikayetlerin sırta, kola, boyuna veya çeneye yayılması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çizdi. "Kalp krizi yaşı 35’e kadar düştü" Genç yaş grubundaki risk artışına dikkat çeken Doç. Dr. Oğuz Kılıç, "10-15 yıl önce kalp krizi yaşı 60-65 civarındayken, bugün 35-40 yaşlara kadar düşmüş durumda. Bunun en önemli nedenlerinden biri sigara ve alkol kullanımının artmasıdır" diyerek gençleri zararlı alışkanlıklardan uzak durmaları konusunda uyardı.
İTO Başkanı Avdagiç’ten KOBİ’lere "üretim süreçlerini süratle ‘yapay zekaya’ hazırlama" çağrısı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:54 İTO Başkanı Avdagiç’ten KOBİ’lere "üretim süreçlerini süratle ‘yapay zekaya’ hazırlama" çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, KOBİ’lere yapay zeka dönüşümüne uyum için yapay zeka hazırlık kontrolü yapma çağrısında bulunarak, "Hannover Sanayi Fuarı’nda yapay zekanın hızla makinalara, robotik sistemlere ve üretim süreçlerine gömüldüğüne tanıklık ediyoruz. Bu bize şunu söylüyor; Türkiye’deki her KOBİ’miz, üretim ve iş süreçlerini süratle yapay zekaya tam uyumlu hale getirmeli" değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Almanya’nın Hannover kentinde bugün başlayan ve Türkiye milli katılımını İTO’nun organize ettiği Hannover Sanayi Fuarı’na Türkiye’nin 57’si milli katılım alanında olmak üzere toplam 83 firma ile katıldığını söyledi. Türkiye’nin milli katılım alanlarının fuarın 5 ayrı salonunda yer aldığını belirten Avdagiç, "Milli katılım çatısı altındaki 57 firmaya ek olarak 26 Türk firması da bireysel katılımcı olarak fuarda ürün ve hizmetlerini tanıtıyor. 2026 yılında toplam 83 firma ve kuruluşla ev sahibi Almanya dışında, yabancı ülkeler arasında 4’üncü sırada yer alıyoruz" bilgisini verdi. Yapay zekanın bir gelecek vaadi olmaktan çıkarak, sanayinin bir gerçeği haline geldiğine değinen Şekib Avdagiç, değişen jeopolitik tablo karşısında endüstriyel siber güvenliğe yönelik taleplerin hızla arttığını ve yapay zekânın bu alanda belirleyici teknoloji haline geldiğini kaydetti. "Beş parmaklı ele sahip, taşıma ve montaj robotları geleceği belirleyecek" Avdagiç, şunları söyledi: "Tork kontrollü, yani her eklemdeki kuvveti hassasiyetle algılayıp ayarlayabilen beş parmaklı ele sahip, malzeme taşıma ve montaj için özel tasarlanmış robotlar geleceği belirleyecek. Türk girişimcisi olarak bugün küresel ticaretin kuralları yeniden yazılırken üretimden ihracata, lojistikten finansmana kadar her halkada rekabet gücümüzü bir adım daha ileri taşımak zorundayız. İTO olarak ısrarla üzerinde durduğumuz gibi sanayinin Türkiye’nin GSYH’si içindeki oranını mutlaka yüzde 20’lerin üzerine süratle çıkarmamız lazım. Ancak bu oranın arkasında katma değeri yüksek, teknoloji yoğun ve markalaşmış bir üretim yapısıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu. İTO’nun 800 bini aşkın üyesinin büyük firmaların yanı sıra KOBİ’lerden oluştuğunu hatırlatan Avdagiç, "Hannover Sanayi Fuarı’nda yapay zekanın hızla makinalara, robotik sistemlere ve üretim süreçlerine gömüldüğüne tanıklık ediyoruz. Bu bize şunu söylüyor; Türkiye’deki her bir KOBİ’miz, üretim ve iş süreçlerini süratle yapay zekaya tam uyumlu hale getirmeli. KOBİ’lerimiz yapay zekaya hazırlık kontrolü yapmalı" çağrısında bulundu. "Near-shoring Türkiye için tarihi fırsat penceresi" Avrupalı satın almacıların son yıllarda "yakın coğrafyadan tedarik" (near-shoring) stratejisine yöneldiğine vurgu yapan İTO Başkanı Avdagiç, "Bu eğilim Türkiye için tarihi bir fırsat penceresi açtı. Türkiye coğrafi yakınlığı, üretim esnekliği, nitelikli iş gücü ve lojistik altyapısıyla bu denklemin tam merkezine oturuyor. Hannover’de stant açan Türk firmalarımız bu tezi kanıtlıyor" dedi. Avdagiç, İTO’nun yapay zeka alanındaki çalışmalarına değinerek, "İTO olarak kısa süre önce düzenlediğimiz ‘Dijitalleşme ve Yapay Zeka: Veriden Değer Üretmek’ etkinliğiyle iş dünyamızda yeni bir farkındalık oluşturduk. Bu programı ‘Üretken Yapay Zekanın İş Dünyasına Etkileri’ konferansıyla ileri taşıyacağız. 800 bini aşkın üyemizin bu sürece en doğru şekilde adapte olması için eğitimden etkinliklere kadar çok boyutlu bir çalışma yürütüyoruz" dedi. Oda’nın 2018’den itibaren dijitalleşme ve yapay zeka alanında öncü çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Avdagiç, bir İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturarak, SoftITO, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul adıyla birbirini tamamlayan üç kritik yapıyı hayata geçirdiklerini kaydetti. Hannover Sanayi Fuarı’nda ‘savunma üretim alanı’ ilk kez açıldı Fuarda bu yıl ilk kez oluşturulan "Savunma Üretim Alanı"na da dikkat çeken Avdagiç, bu adımın Hannover Messe’nin genel sanayi odağı içinde şimdilik sınırlı ancak dikkat çekici bir yenilik olduğunu ifade etti. Alanda Türkiye’den bir firmanın da yer aldığını belirten Avdagiç, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerlemenin uluslararası platformlarda ilgi görmeye başladığını söyledi. Avdagiç, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı Avrupa Birliği ülkelerinin artan savunma bütçesine değinerek, "Avrupa Savunma Ajansı verilerine göre AB ülkelerinin savunma harcamalarının 2025’te 381 milyar euroya yükseldiğini belirtti. Avdagiç, "Avrupa Birliği 2030 yılına kadar 800 milyar euroya varan bir savunma harcaması öngörüyor. Türkiye, savunma teknolojisi üretiminde de Avrupa’nın en önemli ortaklarından biri olacaktır" dedi. Türk girişimcilerinin elektrikli araç batarya hücresi üretiminden, geri dönüşüme kadar uzanan değer zincirine daha fazla eğilmesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç, sözlerini "Türkiye Hannover 2026 fuarında Çin, Brezilya, Kanada, Hollanda, İtalya ve Hindistan gibi güçlü rakiplerle karşı karşıya. Ancak biz Türkiye olarak bu yarışa sadece katılmıyor, madalya hedefliyoruz" diyerek bitirdi. Hannover Sanayi Fuarı 24 Nisan’a kadar ziyarete açık kalacak.
Yarım asırlık emektar terzi hazır giyime karşı zanaatını yaşatıyor
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:50 Yarım asırlık emektar terzi hazır giyime karşı zanaatını yaşatıyor İzmir’de yarım asırdır terzilik yapan İlyas Ürkek, gelişen hazır giyim sektörüne karşı mesleğini ayakta tutmaya çalışıyor. Emektar terzi, kaybolmaya yüz tutan zanaatının son temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Şehrin en işlek caddelerinden birinin arka sokağında bulunan on metrekarelik dükkanında çalışan İlyas Ürkek (70), elinde gümüş rengi makası ve boynundaki mezurası ile yıllara meydan okuyor. Dükkanında eski kumaş kokuları arasında mesleğini sürdüren Ürkek, geçmişte bayramlardan aylar önce sipariş defterlerinin dolduğunu ifade etti. Eskiden insanların en kaliteli kumaşları alarak terzilere emanet ettiğini anlatan İlyas Ürkek, "O zamanlar usta-çırak kültürü vardı. Ustamız bize önce dikiş dikmeyi değil, edebi, sabrı ve bir emanete nasıl sahip çıkılacağını öğretti. ’Kumaşı değil, insanın haysiyetini dikiyorsun’ derdi rahmetli. Şimdilerde ise her şey bir tıkla kapıya geliyor. O özen ve o ruh artık yok" dedi. "Hazır giyim sektörü mesleği etkiledi" Hazır giyim mağazalarının çoğalmasıyla giyinme kültürünün değiştiğini belirten Ürkek, fabrika üretiminin standart bedenler sunduğunu söyledi. Terzilerin kumaşı insanın yapısına göre şekillendirdiğini anlatan Ürkek, "Terzi sadece ölçü almaz. Müşterisinin omuz düşüklüğünü, yürüyüşünü, oturuşunu da tartar. Kişiye özel dikim yaptırmak, bir insanın kendine verdiği değerdir. Ancak şimdiki gençler ’üzerime tam otursun’ demiyor, ’marka olsun’ diyor. Bu da mesleğimizi bir zanaattan ziyade, sadece paça kısaltılan bir tamir atölyesine dönüştürdü" ifadelerini kullandı. "Çırak yetişmiyor" Terzilerin günümüzde sürdürülebilir moda kavramının temsilcileri olduğunu ve tüketim çılgınlığına karşı durduklarını vurgulayan Ürkek, mesleğin geleceğinden endişe duyduğunu dile getirdi. Yeni neslin masa başı işleri tercih ettiğini söyleyen Ürkek, "Arkadan gelen yok. Çırak yetişmiyor. Herkes masa başı iş peşinde. Bu dükkanın kepengi bir gün indiğinde, mahalledeki bu makine sesi de ebediyen susacak. En çok buna üzülüyorum" şeklinde konuştu. "Hayatı elde dikim yaşamak lazım" İnsanların doyumsuz hızını değiştirmek isteyeceğini belirten Ürkek, "İnsanların bu telaşını, bu doyumsuz hızını sürfile yapıp temizlemek isterdim. Her şeyi çok çabuk tüketiyoruz. Eşyaları, dostlukları, zamanı. Keşke hayatı o eski kumaşlar gibi daha sağlam, daha sabırlı ve daha elde dikim yaşayabilseydik. Çünkü hayat, alelacele atılmış bir dikiş gibi. En küçük zorlukta sökülüyor. Teyeli sağlam atmak lazım" diyerek sözlerini tamamladı.
Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu Kahvesi
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:51 Burdur’un 50 yıllık şifalı mirası: Çörekotu Kahvesi Burdur’un Gölhisar ilçesinde 1975 yılından itibaren kahvehanede babasının başlattığı Çörekotu Kahvesini ilerleyen yıllarda devralarak devam eden Memiş Bilgin, hem otantik sunumu hem de sağlığa faydalarıyla yerli ve yabancı turistlere kültürel mirası aktarıyor. Burdur’un Gölhisar ilçesi Konak Mahallesi’nde 1975 yılında babasının kurduğu kahvehaneyi ilerleyen yıllarda devralan Memiş Bilgin (56), şimdilerde ilçenin ilk tescilli markası olan Çörekotu Kahvesi’ni yerli ve yabancı turistlere aktarıyor. İşletmesinin dizaynı ile aynı zamanda gelen misafirlerine bir nostalji de yaşatılan bu kahvehanede yapılan ’Çörekotu Kahvesi’ idrar söktürücü, hazmı kolaylaştırıcı, iltihaplı hastalıklara karşı iyileştirici, bağırsak ve midede meydana gelen şişkinlik ve gaz problemine karşı, öksürük, astım ve nefes darlığına karşı iyileştirici özellikleri bulunuyor. "Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" İşletmeci Memiş Bilgin, babasından devraldığı mirası gelecek nesillere ve ilçeye gelen turistlere hizmet verdiğini belirterek, "1975 yılından beri bu kahveyi yapıyoruz. İlçemizin kültürel zenginliğinin bir kenarda kalmasına gönlümüz el vermedi. 10 yıl önce marka tescilini alarak bu değere resmiyet kazandırdık. Amacımız sadece kahve satmak değil, Gölhisar’ın Kibyra Antik Kenti ve meşhur kavurması gibi değerlerinin yanına bu eşsiz lezzeti de eklemek. Hasat edildikten sonra kurutulan çörek otu tohumları, özel bir kavurma işleminden geçirilerek değirmenlerde toz haline getiriliyor. İçerisine yine kavrulmuş nohut tozu ilave edilerek hazırlanan karışım, Türk kahvesi pişirme tekniğiyle hazırlanıyor" şeklinde konuştu. "Misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor" İşletme hakkında da bilgi veren Bilgin, "İşletme sadece lezzetiyle değil, sunduğu atmosferle de misafirlerini zaman yolculuğuna çıkarıyor. Nostaljik objelerle dekore edilen mekanda kahve; ahşap senit üzerinde, toprak testideki su ve geleneksel lokum eşliğinde servis ediliyor. Kahvenin içine ilave edilen bir tutam çörek otu ya da susam, içimi çok daha keyifli hale getiriyor" dedi.
Kilis’in ’horoz karası’ üzümü dondurmaya dönüştü
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:52 Kilis’in ’horoz karası’ üzümü dondurmaya dönüştü Kilis’in tescilli horoz karası üzümünden yapılan dondurma vatandaşların beğenisine sunuldu. Kilis’in coğrafi işaretli horoz karası üzümü, bu kez dondurma olarak sofralara taşındı. Üç kuşaktır dondurma ustalığı yapan Sinan Gözüuykulu’nun geliştirdiği özel tarif, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Tatlı ustası Sinan Gözüuykulu, dedesinden devraldığı mesleği daha ileri taşımak amacıyla farklı bir ürün ortaya koyduklarını belirterek, "Hem çocukların hem gençlerin sevebileceği bir ürün yapmak istedik. Kilis’imizin tescilli horoz karası üzümünü dondurma haline getirdik" dedi. ‘’Kendimize ait özel bir reçete oluşturduk’’ Üretimde tamamen doğal ürünler kullandıklarını vurgulayan Gözüuykulu, "Kilis keçisinin sütü, şeker, salep ve horoz karası üzümüyle kendimize ait özel bir reçete oluşturduk. Yapımı ortalama 1-1,5 saat sürüyor" şeklinde konuştu. "Antioksidan özelliği var, kan yapıcıdır, sindirim ve bağışıklık sistemini destekler’’ Horoz karası üzümünün sağlık açısından da önemli faydaları bulunduğunu ifade eden Gözüuykulu, "Antioksidan özelliği var, kan yapıcıdır, sindirim ve bağışıklık sistemini destekler. Üzüm sevmeyen çocuklar dondurma şeklinde rahatlıkla tüketebiliyor" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de ve dünyada siyah üzümle dondurma yapan ilk kişilerden biri olduğumu düşünüyorum’’ Dünyaca ünlü bir İtalyan şeften eğitim aldığını da belirten Gözüuykulu, geliştirdiği ürünün özgün olduğunu savunarak, "Türkiye’de ve dünyada siyah üzümle dondurma yapan ilk kişilerden biri olduğumu düşünüyorum. Bunun tescilini almak için çalışmalarım olacak" dedi. Doğal üretimin önemine dikkat çeken Gözüuykulu, "Kendi dondurmasını yapan ustalar tercih edilmeli. Doğal dondurma şifadır, yanlış dondurma ise zararlıdır" şeklinde konuştu. Öte yandan dondurmayı tadan vatandaşlar da ürünün lezzetinden memnun olduklarını dile getirdi.
Göztepe, son 10 maçta 1 kez kazandı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:52 Göztepe, son 10 maçta 1 kez kazandı Göztepe, Trendyol Süper Lig’de oynadığı son 10 maçta sadece 1 galibiyet elde etti. Göztepe, Trendyol Süper Lig’e Avrupa hedefiyle başlarken, sezonun ilk bölümünde aldığı başarılı sonuçlarla dikkat çekti. Sezonun ilerleyen haftalarında dördüncü sıraya kadar yükselerek Avrupa kupalarına katılım için favori ekipler arasında gösterilen sarı-kırmızılılar, son haftalarda ise ciddi bir düşüş yaşadı. Avrupa hattının dışına çıkan İzmir temsilcisi, ligde oynadığı son 10 maçta yalnızca 1 galibiyet alabildi. Bu süreçte 6 beraberlik ve 3 mağlubiyet yaşayan Göztepe, toplayabileceği 30 puanın sadece 9’unu hanesine yazarak beklentilerin gerisinde kaldı. İç sahada kazanamadı Son 10 maçta yalnızca 1 galibiyet alabilen Göztepe, bu süreçte iç sahada da taraftarına galibiyet sevinci yaşatamadı. İzmir ekibi; Kayserispor, Eyüpspor, Alanyaspor ve Kasımpaşa ile sahasında berabere kalırken, tek iç saha yenilgisini Galatasaray karşısında aldı. Deplasmanda da benzer bir performans sergileyen sarı-kırmızılılar, bu periyottaki tek galibiyetini Gençlerbirliği karşısında elde etti. Avrupa hattındaki doğrudan rakipleri Beşiktaş ve RAMS Başakşehir’e mağlup olan Göztepe, Konyaspor ve Kocaelispor deplasmanlarından ise birer puanla döndü. Avrupa iddiası devam ediyor Teknik Direktör Stanimir Stoilov’un iki sezondur doğrudan hedef olarak belirlediği Avrupa kupalarına katılım hedefi sürüyor. Ziraat Türkiye Kupası’nı ilk dört sıradaki takımlardan birinin kazanması halinde, ligi 5. sırada tamamlayan ekip de Avrupa bileti alacak. Bu senaryoda 5. sırada yer alan RAMS Başakşehir 48 puana sahipken, aynı puandaki Göztepe averajla 6. basamakta bulunuyor. İzmir temsilcisi, bu süreçte rakibinin puan kaybını beklerken, kendi maçlarında en az kayıpla ilerleyerek 5. sıraya yükselmeyi hedefliyor.
Başçiftlik’te leylekler 25 yıl sonra geri döndü
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:53 Başçiftlik’te leylekler 25 yıl sonra geri döndü Tokat’ın Başçiftlik ilçesinde 25 yıl aradan sonra leylekler yeniden yuva yapmaya başladı. İlçe merkezinde geçmiş yıllarda yaygın olan ahşap eski evlerde sansarların çoğalması nedeniyle leyleklerin yuvaları zarar görmüş, yavruların telef olması üzerine leylekler bölgeyi terk etmişti. Yaklaşık çeyrek asırdır ilçeye uğramayan leylekler, son yıllarda ahşap ve metruk binaların yenilenesiye yeniden görülmeye başladı. Tokat Valiliği tarafından alınan karar doğrultusunda ilçe merkezindeki metruk ve ahşap yapıların belediye ekipleri tarafından yıkılmasıyla birlikte sansar popülasyonunda azalma yaşandı. Bu gelişmenin ardından leyleklerin yeniden Başçiftlik’e dönerek yuva yapmaya başladığı gözlendi. İlçe merkezinde bulunan bir caminin kubbesine yuva kuran leylek ailesi, vatandaşların da dikkatini çekti. Soğuk hava ve yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışına rağmen leyleklerin bölgede yuvalanması, ilçe halkı tarafından memnuniyetle karşılandı. İlçe sakinlerinden Nazif Karakoç, leyleklerin geri dönüşünün sevindirici olduğunu belirterek, "Tokat’ın Başçiftlik ilçesindeyiz. 25 yıldır gelmeyen leylekler bu yıl gelmeye başladı. Karşıda gördüğünüz caminin kubbesi üzerinde iki leyleğimiz yuva yapmaya başladı. Bugün hava çok soğuk, yüksek kesimlerde kar yağıyor. Ahşap eski evlerde sansarların çoğalması nedeniyle leylekler ilçeyi terk etmişti. Geçmiş yıllarda alınan karar gereği bu evler yıkıldı, sansarlar azaldı. Leylekler de yeniden gelmeye başladı" dedi.