Yerel Haberler
YEREL HABERLER
25 Nisan 2026 Cumartesi - 21:16 Mersin’de dolandırıcılık şebekesi çökertildi: 100 milyonluk para trafiği ortaya çıktı Mersin polisinin yaptığı çalışmada 100 milyon liralık para trafiği oluşturan dolandırıcılık şebekesi çökertildi, yakalanan şüphelilerden 7’si tutuklandı. Vatandaşları farklı illerden iş vaadiyle Mersin’e getirerek banka hesabı ve telefon hattı açtırıp dolandırıcılık yapan şüphelilerin 120 kişiyi mağdur ettiği ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, nitelikli dolandırıcılık suçuna yönelik belirlenen bir şebekeye yönelik planlı çalışma yaptı. Ekiplerin çalışmasında vatandaşları farklı illerden iş vaadiyle Mersin’e getirerek banka hesabı ve GSM hattı açtırdıkları, bu hesap ve hatları dolandırıcılık eylemlerinde kullandıkları, para transferlerini yönlendirdikleri ve bir uygulama üzerinden organize şekilde hareket ettikleri tespit edildi. Bunun üzerine operasyon yapan polis 12 şüpheliyi yakaladı. Şüphelilere ait ev görünümlü ofisler ile araçlarda yapılan aramalarda ise 3 adet ruhsatsız tabanca, 45 adet fişek, 32 adet cep telefonu ile çok sayıda SIM kart, 410 bin TL, 6 adet laptop, farklı şahıslara ait çok sayıda kimlik ve banka kartı ele geçirildi. 100 milyon liralık para trafiği ortaya çıktı Polisin yaptığı detaylı incelemelerde şüphelilerin şu ana kadar 120 kişiyi mağdur ettiği, banka hareketlerinde ise yaklaşık 100 milyon TL üzerinde para trafiği bulunduğu tespit edildi. Emniyette işlemleri yapılan şüphelilerden 1’i ifadesi sonrasında serbest kalırken, 11’i adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan şüphelilerden 7’si tutuklandı, 4’ü ise adli kontrol şartı ile serbest kaldı. Operasyona ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Antalya’daki teleferik kazası davasında karar açıklandı: 8 sanığa hapis cezası
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:45 Antalya’daki teleferik kazası davasında karar açıklandı: 8 sanığa hapis cezası Antalya’daki teleferik faciasına ilişkin davada mahkeme kararını açıkladı. Heyet, dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün de aralarında bulunduğu 4 sanık hakkında beraat kararı verirken, 4 sanığı bilinçli taksir, 4 sanığı ise taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan farklı sürelerde hapis cezasına mahkum etti. Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin 12 tutuksuz sanığın yargılandığı davada karar duruşması görüldü. Savcının 7 sanık hakkında ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan mahkumiyet, dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün de aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında beraat talep ettiği davada, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafların son beyanlarının ardından kararını açıkladı. Konyaaltı ilçesindeki Sarısu mevkiinde bulunan teleferik tesisinde 12 Nisan 2024’te meydana gelen, 1 kişinin hayatını kaybettiği ve 7 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin davanın karar duruşmasına Okan E., Aziz A., Ahmet Buğra S., Mesut Kocagöz, Serkan Y. ve Hüseyin A. ile taraf avukatları ve yakınları katıldı. Karar duruşmasında sanık avukatları ile müşteki vekilleri son kez söz aldı. Sanıklar, önceki savunmalarını tekrar ettiklerini belirterek beraatlerini talep ederken, müşteki tarafı ise olayda kusuru bulunan sanıkların cezalandırılmasını istedi. Sanıklar beraat talebinde bulundu Davada tutuksuz olarak yargılanan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, mütalaaya ilişkin savunmasında, "Beraatimi talep ediyorum, mütalaaya katılıyorum" dedi. Ahmet Buğra S. ise, "Mütalaayı kabul etmiyorum. Genel müdür vekili olarak görev yaptığım dönemde yetkin personel görevlendirilmişti. Teleferik işletmesinde konunun uzmanı bir müdür ile işletme yetkilisi bulunuyordu. Olay günü sahada herhangi bir yetkim ve operasyona ilişkin bir görevim yoktu, varsa yalnızca idari yetkim vardı. Beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Okan E. de savunmasında, "Mütalaaya katılmıyorum. 2017 yılından bu yana kurulu olan tesiste 2022 yılının Ağustos ayında işe başladım. Benden beklenen hususları üst kuruma ilettiğimi düşünüyorum. Arıza kaydını bildirmediğimiz söyleniyor ancak söz konusu kayıt, 2017 yılından bu yana mevcut olan bir arıza kaydıdır. Benden önceki arıza formlarından sorumlu tutulamam. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. "İyi ki sistemi durdurmuşum" Serkan Y. ise, "İyi ki sistemi durdurmuşum, durdurmasaydım daha büyük bir kazaya sebebiyet verecekti. Yangın ihbarı geldiği için durdurdum. İnsanlar yanarak can vermesin diye sistemi yeniden çalıştırdım. Çalıştırmasaydım bu kez neden çalıştırmadığım sorgulanacaktı. Teleferiğe yönelik bakım kapsamında yapılacak işlemler başlangıçta 220’yi aşkın kalemden oluşuyordu. Daha sonra bu sayı önce 156’ya düşürüldü, ardından 19 kalem iş için seçim sonrasını işaret ettiler. Seçimden sonra yapılacağı söylendi, araya bayram girdi ve yapılmadı. Suçsuz olduğumu düşünüyorum. Ben lise mezunuyum, üniversite mezunu değilim. Beni oraya müdür olarak görevlendirdiler. Arıza denilen husus 2017 yılından bu yana mevcut ve bu durum mahkeme dosyasındaki bilirkişi raporlarında da yer alıyor. Beraatimi istiyorum" dedi. Hüseyin A., "Beraatimi talep ediyorum" derken, Aziz A. da "Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, beraatimi istiyorum" dedi. Mahkeme heyeti tarafından son sözü istenilen tutuksuz yargılanan sanıklar, beraatini talep etti. Savcı mütalaasında 7 sanık için mahkumiyet istemişti Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E., Serkan Y., Suphi K. ve Edip Kemal B. hakkında ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan mahkumiyet talep etmişti. Savcı, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile K.K., O.K., H.A. ve A.A. hakkında ise aynı suç yönünden beraat istemişti. Savcı ayrıca, tüm sanıklar hakkında ’trafiğin güvenliğini taksirle tehlikeye sokma’ suçundan beraat talebinde bulunmuştu. Ek bilirkişi raporu dosyaya girmişti Davanın önceki celsesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştu. Raporda Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E. ve Serkan Y.’nin birinci derecede, Edip Kemal B.’nin ise ikinci derecede sorumlu olduğu değerlendirmesine yer verilmişti. Raporda, Suphi K. ile Kazım K. hakkında kazaya ilişkin doğrudan hata yaptıklarına dair bilgi ya da belge bulunmadığı, Hüseyin A. ile Aziz A. bakımından ise görev tanımları itibarıyla kazaya neden olacak bir görevde bulunmadıkları gerekçesiyle kusur bulunmadığı kanaati paylaşılmıştı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz bakımından ise kaza tarihinde resmi görevi bulunmadığı, kaza öncesindeki süreçteki etkisi ve sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmişti. Mahkeme kararını açıkladı Mahkeme heyeti, tarafların son beyanlarının ardından hükmünü açıkladı. Heyet, ’taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle Edip Kemal B., Mesut Kocagöz, Hüseyin A. ve Aziz A. hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme, Kazım K. ile Orhan K.’yi aynı suçtan 3 yıl 4’er ay, Özgür E.’yi 4 yıl 2 ay, Serdar T.’yi 5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Ahmet Buğra S., Okan E., Serkan Y. ve Suphi K. ise ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Heyet, 8 sanık hakkında hüküm kurarken iyi hal indirimi hükümlerini de uyguladı. Mahkeme ayrıca, tüm sanıklar hakkında ’trafiğin güvenliğini taksirle tehlikeye sokma’ suçundan suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Karara karşı 2 hafta içinde itiraz yolunun açık olduğu bildirildi. Olayın geçmişi Sarısu mevkiindeki teleferik tesisinde 12 Nisan 2024’te meydana gelen kazada, parçalanan kabinden düşen 1 kişi hayatını kaybetmiş, aynı kabinde bulunan 2’si çocuk 7 kişi yaralanmıştı. Sistem durduğu için havada asılı kalan 24 kabindeki 174 kişi ise yaklaşık 22,5 saat süren operasyonla tahliye edilmişti. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 12 sanığın, ’taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ ile ’trafiğin güvenliğini taksirle tehlikeye sokma’ suçlarından 27 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edilmişti.
Varank: "Türkiye Yüzyılı’nı mazlum milletler için de inşa etmek mecburiyetindeyiz"
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:46 Varank: "Türkiye Yüzyılı’nı mazlum milletler için de inşa etmek mecburiyetindeyiz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Türkiye’nin savunma sanayisi ve enerji alanındaki tam bağımsızlık mücadelesine dikkat çekerek, kazanımların dünyada adaleti sağlamak ve mazlum milletlere umut olmak için kullanılacağını vurguladı. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İhtisas Akademisi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti, İstiklal Marşı ve tanıtım klibinin izlenmesiyle başladı. TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel’in açılışını yaptığı programa; AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, BEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, TÜGVA Zonguldak İl Başkanı Yusuf İslam Karakurt, davetliler ve öğrenciler katıldı. Kürsüye gelen TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, vakfın gençleri dijital ekranlardan uzaklaştırıp hayatla buluşturan misyonuna teşekkür ederek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Teknoloji yıkım için değil adalet için kullanılmalı çağrısı Teknolojinin kullanım amacının önemine değinen Varank, ABD ve İsrail’in yüksek teknolojiyi katliam ve yıkım için kullandığını hatırlattı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylara da işaret eden Varank, teknolojinin gençler üzerindeki olumsuz etkilerinin altını çizdi. Diziler, sosyal medya ve televizyon yayınlarının toplum üzerindeki etkisini araştırmak üzere Meclis’te tüm partilerin katılımıyla yeni bir komisyon kurulacağını açıklayan Varank, "Mesela aileler olarak akşamları ekranın karşısına geçtiğimizde o 3,5 saatlik, 3 saatlik dizileri izlerken çocuğumuzun ne yaptığının farkında olmamız lazım. Bu dizilerin bu kadar uzun sürmesi doğru mu değil mi? Bu dizi senaryolarının böyle yazılması doğru mu değil mi? Bunların tamamını değerlendirmemiz, buna göre hareket etmemiz ama radikal olmamız lazım. Eğer birtakım hususların yasaklanması gerekiyorsa bundan da çekinmememiz lazım." dedi. "Kendi savunma sanayi ürünlerini üretebilen, dünya lideri Türkiye var" Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma serüvenine dikkat çeken Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında aldığı kararı hatırlattı. Körfez’deki ateş çemberinde ülkelerin savunma zaafları yaşadığına dikkat çeken Varank, "Sayın Cumhurbaşkanımız 2004 yılında askerlerimizin, bakanlarımızın olduğu bir ortamda dedi ki; ’Arkadaşlar bundan sonra eğer kendimiz yapamıyorsak hiçbir ürünü çok hayati olmadığı müddetçe satın almayacaksınız. Ya oturup bunu kendiniz yapacaksınız, kendiniz üreteceksiniz ya da ben bunun satın alınmasına müsaade etmeyeceğim.’ İşte Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği o kararla bugün artık yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlılığını ortadan kaldırmış, kendi savunma sanayi ürünlerini üretebilen, ihraç edebilen hatta ve hatta bunların bazılarında dünya lideri olan bir Türkiye var." ifadelerini kullandı. "Ekonominin her alanında kendi bağımsız siyasetinizi oluşturmanız lazım" Bağımsızlık vizyonunun sadece savunma sanayisi ile sınırlı olmadığını ifade eden Varank, enerjideki yerlileşme hamlesine Zonguldak’ı örnek gösterdi. Yabancı şirketlere devasa paralar ödemek yerine Türkiye’nin kendi sismik ve sondaj filolarını kurduğunu belirten Varank, bu sayede Sakarya Gaz Sahası’nda tarihi keşfin yapıldığını hatırlatarak, "Yabancı ülkelerin büyük masraflarıyla burada 2-3 sondaj yapabilirken kendi filomuzu kurarak bunun 5 katı, 6 katı, 7 katı çalışma yapabildik ve günün sonunda işte Sakarya bölgesinde gazımızı keşfettik. Eğer devletimiz o limanı inşa etmemiş olsaydı, eğer oradaki endüstri bölgesi inşa edilmemiş olsaydı, bakın bugün itibariyle bile biz o gazı karaya çıkaramazdık, kullanamazdık" şeklinde konuştu. "Adaletin dünyaya hakim olması için de biz Türkiye olarak elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz" Savunma sanayisi ve teknolojideki dev projelerin ardında yaş ortalaması 30’un altında olan gençlerin bulunduğuna dikkat çeken Varank, inşası süren ’Türkiye Yüzyılı’nın sadece ülkenin kendi refahı için tasarlanmadığını kaydetti. Dünyadaki zulümlerin son bulması ve adaletin tesis edilmesi için mevcut kazanımların bir araç olacağını belirten Varank, "Türkiye yüzyılını inşa edeceğiz diyoruz. Türkiye yüzyılını biz sadece Türkiye için inşa etmek de istemiyoruz. İşte etrafımızda yaşanan bu katliamları görüyorsunuz. Zulümleri görüyorsunuz. Eğer bu zulümleri durdurmak gerekiyorsa eğer mazlum milletler ve devletler ya dünyada artık adalet gelmeyecek mi diye sorduğunda sizin gözünüzün içine bakıyorsa işte biz Türkiye yüzyılını sadece kendimiz için değil o mazlum milletler ve devletler içinde inşa etmek mecburiyetindeyiz. Nasıl birileri teknolojisini, sanayisini, ekonomisini katliam yapmak için kullanıyorsa işte biz de teknolojimizi, ekonomimizi ve kazanımlarımızı adaleti getirmek için kullanmak mecburiyetindeyiz. Biz inanıyoruz ve biliyoruz ki siz değerli genç kardeşlerimiz Türkiye yüzyılını inşa edecekler. İnşallah adaletin dünyaya hakim olması için de biz Türkiye olarak elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Program soru cevap şeklinde devam etti.
Avukat Serdar Öktem cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:43 Avukat Serdar Öktem cinayetine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı İstanbul Şişli’de, aracında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Avukat Serdar Öktem’in öldürülmesine ilişkin iddianame düzenlendi. Öktem’in öldürülmesinin altından yeni nesil suç örgütleri olan Daltonlar ve Gündoğmuşlar çıktı. İddianamede, ‘Daltonlar’ suç örgütünün olay öncesi Bağcılar’da, Öktem’e yönelik saldırı girişiminde bulundukları aktarıldı. Şişli’de, 6 Ekim 2025 tarihinde aracının içerisinde uğradığı uzun namlulu silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Avukat Serdar Öktem’in öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 213 sayfalık iddianamede, Serdar Öktem ‘maktul’, aralarında en küçüğü 20 yaşında olan 16 şahıs ‘şüpheli’, 2 kişi ise ‘müşteki’ sıfatıyla yer aldı. İddianamede, olay günü olan 6 Ekim 2025 tarihinde saat 16.30 sıralarında Şişli’de Serdar Öktem’in aracının içerisinde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine başsavcılık tarafından soruşturma başlatıldığı bilgisi yer aldı. Olay yerine çalıntı araçla geldikleri belirtildi Hazırlanan iddianamede, 34 KVJ 726 plakalı araç içerisinde şüpheliler tarafından olayın gerçekleştirildiği, eylemi gerçekleştiren 5 şüphelinin olay yerine çalıntı araçla geldikleri, olay sonrası ise aracı Arnavutköy’de ormanlık bir alanda bırakarak kaçtıkları aktarıldı. Yapılan incelemeler neticesinde şahısların, aracı bıraktıktan sonra yaya olarak ormandan geçtikleri, örgüt mensuplarının gönderdikleri taksiye bindikleri, yolda polis ekiplerince yakalandıkları belirtildi. İddianamede, şüpheliler yakalandıktan sonra polis ekiplerince ormanda arama yapıldığı, ekiplerin bir ağacın altında, sırt çantası içerisinde, 2 adet uzun namlulu silah, 2 adet ruhsatsız tabanca, kar maskesi ve eldiven ele geçirildiği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede, Beratcan Gökdemir’in liderliğini yaptığı ‘Daltonlar’ silahlı suç örgütünün ortaya çıkışına ilişkin de iddialar da yer aldı. Örgütün, yasadışı ekonomik kazanç elde etme amacı güttüğü, hukuka aykırı bu amacın gerçekleştirilmesini hayat tarzı haline getirdiği, kamu düzeni, otoritesi ve barışını tehdit eden ve tehlikeye düşüren, anayasa ile teminat altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliğini, yaşam hakkını tehdit ettikleri kaydedildi. Öktem cinayetini ‘Daltonlar’ ile ‘Gündoğmuşlar’ suç örgütlerinin gerçekleştirdiğine dair paylaşımlar tespit edildi Silahlı suç örgütü yöneticileri ve üyelerinin, örgütü övücü çok sayıda paylaşımda bulunan sosyal medya hesaplarını ve örgüt lideri ve yöneticisinin sosyal medya hesaplarını takip ettikleri, telefon rehberlerinde ‘Daltonlar’ suç örgütünün sıklıkla kullanılan kısaltması olan ‘DLT’ ile başlayan veya biten çok sayıda telefon numarasının kayıtlı olduğu da iddianamede aktarıldı. Yapılan incelemelerde, örgüt evlerinde veya başka yerlerde çekilmiş çok sayıda silahlı fotoğraflarının bulunduğu, telefonlarında düşman grupları yerici, kendi suç örgütlerini övücü paylaşımlarda bulundukları, örgüt lideri ve yöneticisinin fotoğraflarının da bulunduğu görsellerin yer aldığı anlatıldı. İddianamede, şüphelilerin birçoğunun eylem içerikli görüşmelerinin bulunduğu ve doğrudan örgüt lideri veya yöneticisi ile irtibatlarının bulunduğu, yapmış oldukları yazışmalarda örgüt lideri ve yöneticilerine kesin ve şartsız bir itaat içerisinde olduklarına değinildi. İddianamede, Serdar Öktem’in öldürülmesinin ardından sosyal medya platformlarında söz konusu eylemi, liderliğini halen Rusya’da tutuklu bulunan Beratcan Gökdemir’in yaptığı ‘Daltonlar’ suç örgütü ile liderliğini, firari Uğurcan Gündoğmuş’un yaptığı ‘Gündoğmuşlar’ suç örgütü tarafından gerçekleştirildiğine dair, şahıslar tarafından peş peşe paylaşımlar yapıldığı aktarıldı. ‘Daltonlar’ ve ‘Gündoğmuşlar’ örgütlerine ait hesaplardan yapılan paylaşımlarda, Serdar Öktem’in öldürülmesi olayını, İspanya’da öldürülen ‘Daltonlar’ suç örgütü Yöneticisi Caner Kocar’ın öldürülmesinin intikamı olarak yorumladıkları ve bu eylem ile ‘Casperlar’ Suç Örgütü Lideri Hamuş Atız olarak bilinen, İsmail Atız’a ve ‘Çirkinler’ suç örgütü Lideri Zuhat Altunç’a göndermeler yaptıkları belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Öktem hakkında güvenlik tedbiri alınması için ilgili kurumlara yazı yazıldığı belirtildi Serdar Öktem’in 2014 yılından itibaren ‘Şirinler’ suç örgütü lideri ‘Meks’ lakaplı Mehmet Sabri Şirin’in avukatı olduğu, 2018 yılından itibaren Öktem’in ‘Casperlar’ suç örgütü lideri İsmail Atız’ın da avukatı olduğu iddianamede aktarıldı. ‘Daltonlar’ suç örgütü mensuplarının vermiş olduğu ifadelerde Öktem’in, ‘Casperlar’ın’ parasını akladığı, ‘ Casperlar’ ve ‘Çirkinler’ örgütüne hasım suç örgütleri aleyhine bilgiler aktardığı, bu neticede suç örgütlerinin hedefi haline geldiği, Öktem’in öldürülmesinin ardından ‘Daltonlar’ ve ‘Gündoğmuş’ örgütlerine ait sayfalarda, "Daltonlar vurur, Gündoğmuşlar noktayı koyar. Hamuş Zuhat Zatpara kazansanız da gitti, bundan sonra ticaretiniz de bitti, paralarınız da yalan oldu. Biz size demedik mi sizi bitireceğiz" şeklinde paylaşımların yer aldığı belirtildi. İddianamede, şüphelilerin eylemlere yönelik sosyal medya paylaşımlarına da görsel olarak yer verildi. İddianamede, ‘Daltonlar’ suç örgütünün eylem ve faaliyetleri kapsamında 6 Ağustos 2025 tarihinde Bağcılar’da, faaliyet gösteren Kardeşler Kıraathanesine yönelik silahlı saldırı gerçekleştirildiği, olayda yakalanan Şüpheli Ali Karapınar’ın ifadesinde "Örgüte maddi destek sağladıklarını söyledikleri avukata saldırı girişiminde bulunduğunu" söylemesi üzerine yaptırılan fotoğraf teşhis işleminde bahsettiği şahsın Avukat Serdar Öktem olduğu aktarıldı. Fotoğraf teşhis işlemi sonrası Savcılıkça, Öktem hakkında güvenlik tedbiri alınması için ilgili kurumlara yazı yazıldığı belirtildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebi Hazırlanan iddianame, şüpheliler Naci Yılmaz, Uğurcan Gündoğmuş, Beratcan Gökdemir’in de bulunduğu 9 şüpheli hakkında ‘tasarlayarak kasten öldürme’, ‘resmi belgede sahtecilik’, ‘sayı ve nitelik bakımından ruhsatsız silah ve mermi bulundurma, satın alma ve taşıma’ suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 7’şer yıldan 13’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Şüpheliler Sidar Öz, Ejder Parlak, Semih Aydın ve Faruk Efe hakkında ise, ‘tasarlayarak kasten öldürme’, ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ ve ‘resmi belgede sahtecilik’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 10’ar yıldan 20’şer yıl 6’şar aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Öte yandan, iddianamede, şüpheliler Devran Yıldırım, Samet Alperen Söğütlü ve Erkan Kan ‘tasarlayarak öldürmeye yardım’, ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ başta olmak üzere 4 suçtan, 25’er yıldan, 38’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Öte yandan yaşları 18’den küçük 2 çocuk şüphelinin de soruşturması ayrı bir dosya üzerinden devam ettiği öğrenildi. İddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
Büyükşehrin fideleri Karacasu ve Koçarlı’da dağıtıldı
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:42 Büyükşehrin fideleri Karacasu ve Koçarlı’da dağıtıldı Aydın Büyükşehir Belediyesi, Ata Tohumlarından yetiştirilen fideleri kentin dört bir yanında vatandaşlarla buluşturmaya devam ediyor. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun öncülüğünde Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Ata Tohumlarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için yürütülen çalışmalar hız kesmeden sürüyor. Büyükşehir Belediyesi’ne ait fidanlıklarda tamamen Ata Tohumlarından üretilen fideler, her gün farklı ilçelerde vatandaşlarla buluşturuluyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından üretilen fideler, Karacasu ve Koçarlı’da vatandaşlara dağıtıldı. Domates, biber, patlıcan, acur, salatalık ve fasulye fidelerinden alan vatandaşlar kendi bahçelerinde sağlıklı, doğal ve güvenilir ürün yetiştirme fırsatı bulduklarını belirterek Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti. Karacasu’da gerçekleştirilen fide dağıtımına AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem ve Karacasu Belediye Başkanı Mustafa Büyükyapıcı da eşlik etti. Başkan Çerçioğlu, fide dağıtımının tüm ilçelerde devam edeceğini belirtti ve "Ata Tohumlarından ürettiğimiz fidelerimizi kentimizin dört bir yanında vatandaşlarımız ile buluşturmaya devam ediyoruz. Ata Tohumlarımızın gelecek nesillerimize güvenle taşınması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Kurtaran 2026 Tatbikatı sona erdi
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:35 Kurtaran 2026 Tatbikatı sona erdi Muğla’nın Marmaris ilçesi Aksaz Deniz Üs Komutanlığı açıklarında gerçekleştirilen Kurtaran-26 tatbikatı, geniş katılımla icra edildi. Tatbikata 22 ülkeden 34 gözlemci iştirak ederken, faaliyetler 16 gemi ve 7 hava unsuru ile yürütüldü. Tatbikatın seçkin gözlemci günü, denizaltı kurtarma gemisi TCG Alemdar’da verilen brifing ile başladı. Aksaz açıklarındaki faaliyette Türk Deniz Kuvvetleri’nin üst düzey komuta kademesi de hazır bulundu. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu başta olmak üzere çok sayıda amiral ve komutan TCG Alemdar’da incelemelerde bulunarak tatbikata katılım sağladı. Tatbikatın temel hedefinin, satha çıkma kabiliyetini yitiren denizaltı personelinin en kısa sürede millî ve uluslararası imkânlarla kurtarılması olduğu vurgulandı. Birlikler arası koordinasyon ve birlikte çalışabilirlik de test edildi. "NATO bağlantılı masa başı tatbikatla eş zamanlı yürütüldü" NATO Deniz Komutanlığı planlamasıyla yürütülen Dynamic Minotaur-26 masa başı tatbikatı da eş zamanlı olarak Türkiye’de icra edildi. Sahadaki uygulamalarla karar süreçleri birlikte değerlendirildi. Tatbikatta fırkateyn, denizaltılar, kurtarma gemileri, mayın avlama ve karakol gemileri ile hava unsurları görev aldı. Kara, hava ve sahil güvenlik unsurları da destek verdi. "İleri teknoloji sistemler kullanıldı" Tatbikat süresince yandan taramalı sonar, uzaktan kumandalı sualtı araçları, atmosferik dalış elbiseleri ve kurtarma çanı gibi ileri teknolojilerle kurtarma senaryoları uygulandı. 15 Nisan’da verilen alarm mesajıyla başlayan tatbikatta, senaryo gereği satha çıkamayan denizaltının aranması, tespiti ve personel tahliyesi başarıyla icra edildi. Tatbikat 21 Nisan’da planlandığı şekilde tamamlanacak.