Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Victor Osimhen: "Burada mutluyum ve kimseyle bir sıkıntım yok" 28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:33:38 Galatasaray’ın Nijeryalı golcüsü Victor Osimhen, mutsuz olduğu yönündeki söylentilerle alakalı, "Mutluyum burada ve kimseyle bir sıkıntım yok. Kulübümü, hocamı, taraftarlarımı, başkanımı seviyorum. Karşılıklı sevgi saygı çerçevesinde de işlerimizi yürütüyoruz" dedi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Galatasaray, evinde karşılaştığı Alanyaspor’u 3-1 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından sarı-kırmızılıların Nijeryalı golcüsü Victor Osimhen, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İlk olarak golden sonra maskeyi çıkararak sevinmemesi ve mutsuz olduğu yönündeki söylentilerle ilgili soruyu cevaplayan Osimhen, "Hiç kimseyle alakası yok. Baktığınız zaman her oyuncu duygusaldır. Ben de mutluyum bu arada. Çoğu zaman kutlama yapıyorum burada ama yapmadığım zamanlar da olabiliyor. Son maçta çok duygusal bir anım vardı, sebeplerim vardı. Ama geldiğimden beri taraftarla, hocamızla, başkanla, genel olarak herkesle hem ben hem ailem çok güzel vakit geçiriyoruz. Her şeyi çok kolaylaştırıyorlar bizim için. İçimden geldiği zaman ben tabii ki de yapıyorum bu tarz kutlamaları. Mutluyum burada ve kimseyle bir sıkıntım yok. Kulübümü, hocamı, taraftarlarımı, başkanımı seviyorum. Karşılıklı sevgi saygı çerçevesinde de işlerimizi yürütüyoruz. Geldiğimden beri yaşadığım her şey için çok müteşekkirim" diye konuştu. "Beşiktaş maçına 3 puan için çıkacağız" Önümüzdeki hafta oynanacak Beşiktaş derbisi ile ilgili de görüşlerini aktaran 27 yaşındaki futbolcu, "Kritik bir maç tabii ki. Hem birey olarak hem de takım olarak maç maç gidiyoruz. Tabii büyük bir maç olacak. Onların stadına gideceğiz ve çok kaliteli bir takım bizi bekliyor. Ama bizim de çok kaliteli bir takımımız var. Herkes zaten kendine çok inanıyor. 3 puan için oraya çıkacağız mutlaka. Kolay da olmayacak ama takımımızın kalitesini biliyoruz. Çok iyi bir mücadele bizi bekliyor diye düşünüyoruz. Önce Beşiktaş ve sonrasında da Liverpool maçı var. Ama öncesinde unutmamamız lazım ki Alanyaspor’a karşı kupa maçımız var. Sezon sonuna kadar da birçok maç var önümüzde" ifadelerini kullandı. "Bize liderlik yapması için İlkay’a pazubendi geri verdim" Maç içinde İlkay Gündoğan’ın kendisine uzattığı kaptanlık pazubendini neden kabul etmeyip İlkay’ın koluna taktığını da açıklayan Nijeryalı golcü, "İlkay çok saygı duyduğum biri. Çok kıymetli bir insan benim için. Milyonlarca futbolseverin de dünya çapında herkesin tanıdığı, bildiği bir isim. Birey olarak da inanılmaz bir insan. Hem sakindir, hem çok motivedir. Bize karşı da ne zaman istesek konuşabileceğimiz bir insandır. Çok vizyonerdir. Top gelmeden ne olacağını bilir, bir sonraki adımın her zaman farkındadır. Bana pazubendi getirdiği zaman doğrusu garip geldi bana ve bize liderlik yapması için geri verdim. Orta sahaya her girdiğinde bize yardımcı olan, çok saygıdeğer ve sevgiyi hak eden bir insan olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bana getirmesi garip geldi ve ben de kabul etmeyip gösterdiğim saygıdan ötürü ve bize liderlik etmesi için geri verdim ona" sözlerini kaydetti. "Çok sevdiğim bir kulüpte, çok sevdiğim insanlarla beraber çalışıyorum" Galatasaray taraftarının kendisi için hazırlayacağı koreografiden haberi olmadığını da belirten Victor Osimhen, "Bilmiyordum açıkçası ve sürpriz oldu. Geldiğimden beri yapılan şeyler zaten benim için çok kıymetli. İnanılmaz hissettirdiler. Kelimeler yetmiyor gerçekten. Sevgi dolu bir taraftar. Futbolun ötesinde oyuncularla çok güzel bir bağ oluşturabilen, inanılmaz hisler oluşturan bir taraftarımız var. Çok mutluyum. Yazdıkları şeye de kesinlikle katılıyorum; ‘Biz bir aileyiz ve aile her şeyden önemlidir’. Çok sevdiğim bir kulüpteyim ve çok sevdiğim insanlarla beraber çalışıyorum. Taraftarlar da her zaman arkamızda. İyi günde, kötü günde sürekli beraber mücadele ediyoruz ve her anın keyfini çıkarmaya çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Son olarak maçta penaltı beklediği pozisyonun sorulması üzerine de Victor Osimhen, "Kontak vardı. Topa öncesinde mi yoksa sonrasında mı dokundu ona bilmiyorum. Hakem haklıydı herhalde orada. Çok fazla tartışmak da istemedim. Topa ben de, o da dokunmuş olabilir bilmiyorum. Ama önemli olan maçı kazandık" diyerek sözlerini tamamladı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:35 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" dedi. Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı’nda "ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Geleneksel İftar" programı düzenlendi. Programa, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Meclis Başkanı Kurtulmuş, "28 Şubat sürecinde yaşananları dün gibi hafızalarımızda taşıyoruz. 28 Şubat Türkiye siyasetinde kırılma noktasıydı. Millet ile devletin bir araya gelmesinden rahatsız olanlar toplumda var olma, kamusal alanda var olma haklarını ellerinden almak olarak gördüler. 28 Şubat mağdurlarına bütün kapılar açılmıştır. Bu mücadelede emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. O süreçte direnenlerin hepsinin hayatlarında oldukça başarılı olduklarına şahit olduk. 28 Şubat bin yıl sürecek diyenlerin hiçbirisinden geriye eser kalmadı. Bu millet vesayetçilere evet demediği için, vesayetçiler kenara itilmiş oldu. Vesayet düzeni sona ermiş oldu" dedi. "Barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" Kurtulmuş konuşmasının devamında, "Dünya maalesef kural bazlı bir sistemin kalmadığı, yani uluslararası alanda kuralın geçerli olmadığı, güçlü olanın dediğinin ortaya konulduğu ve güçlü olanın borusunun öttüğü bir dünya haline gelmiştir. Lafı hiç eğip bükmeden söylemek gerekirse, kural bazlı bir dünya sistemi yerine orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir dünya düzeni kurulmaya başlamıştır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. İsteyenin dilediğine, rakip gördüğüne, düşman gördüğüne, kendisinden daha zayıf gördüğüne, hatta terbiye etmesini gerekli gördüğüne karşı böylesine üstten bir tavırla dünya sisteminde yer alması, mücadele etmesi, uygulamayı ortaya koyması asla kabul edilemez. Söz sırası geldiği zaman demokrasiden bahsedenlerin, söz sırası geldiği zaman devletlerin egemen eşitliğinden bahsedenlerin, söz sırası geldiğinde insan haklarından bahsedenlerin bu değerlerin hiçbirine itibar etmediği, bu değerleri yekle yeksan ettikleri ve bu değerlerin hiç de umurlarında olmadığı ayan beyan ortadadır. Bunun en somut örneklerinden birisi, İsrail’in üç seneye yakın bir süredir Gazze’de devam ettiği soykırıma ilave olarak artık Batı Şeria’da da hiçbir Filistinli’nin hakkını tanımayacağını gösteren uygulamaları ortaya koymasıdır. 15 Şubat 2026 tarihinde İsrail’de çıkarılan bir yasa ile birlikte orada bulunan Batı Şeria’da bulunan insanların mülkiyetlerine dahi el konulabilmesi ve bu yolun açılması ve buna da dünya sisteminin seyirci kalması başlı başına orman kanunlarının artık geçerli olduğunu göstermesi bakımından yeterlidir. Bundan bir müddet evvel bir ülkenin devlet başkanının eşiyle birlikte gece yarısı yatağından alınarak başka bir ülkeye götürülmesi ve hapse atılması orman kanunlarının geçerli olmaya başladığının açık bir ifadesidir. Yine bugün İsrail ile Amerikan kuvvetlerinin egemen bir devlet olan İran’a karşı başlatmış olduğu hava saldırıları aynı şekilde kural bazlı sistemin ortadan kalktığını bir kez daha gözümüze soka soka ilan eden bir yaklaşımdır. Böyle bir şey olamaz. Dünyada en fazla nükleer silaha sahip olanlar nükleer silah var diye bir ülkeye karşı savaş ilan ediyorlar. Dünyada en fazla insan hakları ihlalleri yapan İsrail herhangi bir başka ülkeye karşı insan hakları ihlalleri yapıyor diye savaş yapabiliyor. Aynı şekilde dünyanın en çok silahlanmasına sahip olan, en çok silahlarına sahip olan ülkeler başka ülkeleri silahlanıyor diye tehdit etmeye kalkıyor. Bu kabul edilemez, bu anlaşılamaz ve asla insanlık vicdanının razı olmayacağı bir durumdur" dedi. "Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz" "Zaten yeterince savaşın olduğu bölgemizde yeni bir savaşın çıkması bölge halklarının hiçbirinin lehine ve menfaatine değildir" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Bunun için Türkiye olarak başından itibaren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere her vesileyle İran-Amerika-İsrail arasındaki bu meselenin, özellikle İran-Amerika arasındaki meselenin müzakere yoluyla çözülmesinden başka bir yolu olmadığını ifade ettik. Hem de müzakerelerin devam ettiği bir süreçte, müzakerelerin önümüzdeki günlerde de devam edeceğinin ilan edildiği bir süreçte böylesine bir saldırının başlatılması asla doğru değildir, kabul edilemez, dünya barışına asla katkı sunmayacağı gibi dünyada yeni çatışmaların, yeni kırılmaların da kapısını açacak fevkalade önemli bir adımdır. Türkiye olarak diyoruz ki, ülkeler arasında çok farklı kanaatler olabilir, ülkelerin çıkarları da taban tabana zıt olabilir. Ancak savaştan çok daha kolay olan yol barış masasında müzakere etmektir. Müzakereyle ülkeler arasındaki çatışma sonlandırılabilir ve belli bir noktaya gelinebilir. Türkiye olarak bu bölgede daha fazla savaş istemiyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır. Bu saldırı kararının mutlaka geri alınmasını ve barış masasına geri dönülmesini ümit ve temenni ediyoruz." Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Bu gelişmeler bize de Türkiye olarak şunu gösteriyor, Türkiye olarak her zaman bölgemizde barışın, esenliğin, kardeşliğin yanında olduk. Dünyanın en zor coğrafyasında yaşıyoruz. Bu coğrafyada ayakta durmak için herhangi bir şekilde varlığınızı güçlü bir şekilde sürdürebilmek için ayaklarınızın sağlam yere basması lazım. Güçlü olmanız lazım ve her alanda fevkalade muktedir bir ülke olmanız lazım. Türkiye olarak kendimize çizdiğimiz yol budur. Çevremizdeki bütün bu çatışmaların ortadan kaldırılması için mücadele ederken, Türkiye’ye karşı da hesapları olanların varlığını biliyor, ona karşı da güçlü ve büyük Türkiye’den başka yolumuzun olmadığını da gayet iyi kavrıyoruz" şeklinde konuştu. "Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz?" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de 28 Şubat süreciyle ilgili, "Bu tarih, hafızası olan herkes için çok şeyler anlatıyor. Önümüzde duran bu tabloya, bu hafızayla bakınca kullanılan dilin, kurulan tehdit cümlelerinin, dini olanı kamusal alandan uzaklaştırmanın hangi zihniyet kodlarından beslendiğini çok daha net görebiliyoruz. 28 Şubat’ın bıraktığı yara, insanın gündelik hayatına kadar inen bir kuşatma tecrübesiydi. Malumunuz o süreçte baskı, okul kapısına, kampüs koridoruna, öğretmen odasına, ailelerin ev içi kararlarına kadar yayılmıştı. Başörtülü kızlarımız, imam hatipli gençlerimiz, dindar emekçi ailelerimiz bu müdahalenin yükünü hep beraber ağır bir biçimde taşıdık. 28 Şubat’ın bize ağır bedeller ödettiği hakikatlerden biri, vesayetin her zaman tank sesiyle gelmemiş olmasıydı. Kimi zaman gazete manşetleriyle, kimi zaman bildirilerle, kimi zaman da örgütlü bir mutabakat görüntüsü altında toplumun değerleri üzerine kurulan baskıyla işledi. Nitekim dönemin merkez medya dili, sivil görünümlü baskı odakları ve temel hak ve hürriyet alanını daraltan o mutabakatlar, bu müdahalelerin en ana taşıyıcı unsuruydu. Bugün Ramazan etkinlikleri etrafında yükselen tepkilere baktığımızda aynı kuşatma dilinin güncellenmiş bir sürümüyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu tablo karşısında sözü dolandırmadan açık açık konuşmamız gerekiyor. Çocuklarımız Ramazan’ı tanıyınca, orucun edebini öğrenince, namazın manasını merak edince, okul bahçesinde ilahi ile kendi medeniyetinin sesiyle buluşunca kimler ve neden acaba ideolojik bir alarm sürecine geçiyor? Ramazan etkinliklerimizi talibanlaştırma diye yaftalayacak kadar ölçüyü nasıl kaybettiniz? Bir çocuğun iftarı, sabrı, infakı, hürmeti öğrenmesinden nasıl bir tehdit üretebiliyorsunuz? Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizini çıkarabiliyorsunuz? Teneffüste dahi ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeninin zarar gördüğünü lütfen bana anlatın. Pedagojiden söz edenler, çocukların kendi kültürünü tanıma hakkını hangi pedagojik ölçüyle dışarıda bırakabiliyorsunuz? Özgürlükten söz edenler, iş milletin inancına ve bu ülkenin manevi hafızasına gelince niçin yasakçı bir dile savruluyorsunuz? Laikliği savunuyoruz diyerek ortaya çıkanlar, okul bahçesindeki Ramazan neşesini gericilik, çocukların değer eğitimiyle temasını ise tehdit, toplumun inançla kurduğu gerçek bağı ise tehlike göstermeye siz nasıl kendinizi hak görüyorsunuz" dedi. "Bu millet kendi inancını savunduğu için mahcubiyet duymak zorunda değildir" Bakan Tekin, "Bugün Ramazan etkinlikleri vesilesiyle yeniden sahneye sürülen laiklik bildirileri işte bu hafızayı yok sayıyor. Sözde emekçinin hakkından, demokratik cumhuriyetten söz ediyorlar. Peki, 28 Şubat’ta kapısından çevrilen işçi çocuklarını, disiplin cezalarıyla meslek hayatı elinden alınan öğretmenleri, katsayı duvarına toslayan meslek lisesi gençlerini, bu ülkenin yurttaşı olarak hangi vicdan gördü? O gün o çocuklar hangi emek mücadelesinin, hangi demokrasi iddiasının içinde kendi sorunlarının çözümünü bulabildi? Laikliği savunmak suç değildir cümlesini tekrar edip duruyorlar. Elbette değildir. Sorun o bu cümleyi kendine zırh yapıp, tesettürlü kadınlara, sarıklı cübbeli insanlara, başında tülbent, ayağında şalvar var diye seçilmiş bir belediye başkanına hakaret yağdıran zihniyettedir. Sorun laiklik değil, sorun takıntılı, kibirli laikçilik anlayışıdır. Ramazan’da da ilahi söyleyen çocuklardan rejim krizi çıkarmaya çalışanlar aslında diyor ki, bu toplumun inancı kamusal alanda görünür olamaz. Bu millet kendi inancını savunduğu için kimsenin karşısında mahcubiyet duymak zorunda değildir. Bizim itirazımız, laiklik ilkesini her defasında milletin inancına saldırı vesilesi yapan vesayet dilinedir. Hamdolsun bugün bu vesayet dininin karşısında dimdik durabiliyor isek eğer bu AK Parti iktidarlarının ve yıllara yayılan demokrasi mücadelesiyle yasakçı düzenekleri adım adım değiştiren reform siyasetleriyle ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bedel ödemeyi göze alan sarsılmaz liderliğiyle mümkün olmuştur" şeklinde konuştu.
Antalya’da 100 metre arayla motosikletlileri yola savuran iki kaza: 1 yaralı
28 Şubat 2026 Cumartesi - 11:12 Antalya’da 100 metre arayla motosikletlileri yola savuran iki kaza: 1 yaralı Antalya’nın Manavgat ilçesinde motosiklet ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü yaralanırken, hemen 100 metre uzaklığında meydana gelen başka bir kazada ise 3 tekerlekli elektrikli bisikletle motosiklet çarpıştı. Her iki kaza güvenlik kameralarına yansıdı. Birinci kaza, Aşağı Pazarcı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İrfan T’nin kullandığı 07 CEG 915 plakalı motosiklet, 1021 sokaktan Atatürk Caddesine çıkan Mustafa Aksöz’ün kullandığı 07 ATF 323 plakalı otomobille çarpıştı. Güvenlik kamerasına saniye saniyesine yansıyan kazada yaralanan motosiklet sürücüsü, 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. 100 metre uzaklıkta ikinci kaza Kazanın hemen 100 metre uzaklığında ise başka bir kaza daha meydana geldi. Atatürk Caddesi’nde motosikletin park yerinden çıkmak için manevra yapan otomobile yol vermek için duran 3 tekerlekli elektrikli bisiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada şans eseri yaralanan olmadı. Kazanın ardından elektrikli bisiklete arkadan çarpan motosikletin sürücüsü ve yolcu olarak bulunan genç kızın kask takmadıkları gözlenirken, motosiklet sürücüsünün sürüş mesafesini korumayarak elektrikli bisiklete arkadan çarpmasına rağmen elektrikli bisikleti kullanan kişiye serzenişte bulunduğu görüldü.
Mersin’de kentsel dönüşüm için 30 bin hektarlık yol haritası hazırlanıyor
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:59 Mersin’de kentsel dönüşüm için 30 bin hektarlık yol haritası hazırlanıyor Mersin Büyükşehir Belediyesi, merkez ilçeler ve Tarsus’u kapsayan ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ ile afet risklerini azaltmayı, sağlıksız yapı stoğunu tespit etmeyi ve kentin dönüşüm sürecini etap etap planlamayı hedefliyor. Mersin’de yaşayan tüm vatandaşların güvenli ve sağlıklı şekilde hayatını sürdürmesini sağlarken, kent estetiği ve altyapısını da güçlendiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, geleceği inşa eden projelerini hayata geçiriyor. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü, daha dayanıklı ve güvenli bir Mersin için ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlık çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Kent genelinde yaşanabilecek muhtemel bir afet riskine ve yaşanabilecek krizlere karşı Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı koordinesinde önemli projelere imza atan Mersin Büyükşehir Belediyesi, geleceğe dair yol haritasını da bilimsel temellerde oluşturuyor. Kentin yapısını bütünlüklü bir yaklaşımla ele alan Büyükşehir Belediyesi, binlerce hektarlık alanda yürütülecek çalışmalarda kentin dönüşüm süreci için çok yönlü hedefleri esas alıyor. Deprem başta olmak üzere tüm afetlere karşı daha dirençli, altyapısı güçlü, sosyal donatıları yeterli ve çevreye duyarlı yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlıklarında dönüşüm etaplarını planlıyor. Vatandaşların yaşam kalitesini, enerji verimliliğini, sosyal adaleti, iklim değişikliğine uyum sürecini ve ekonomik kalkınmayı bir arada ele alan Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda yürüttüğü çalışmalarda kent katılımını da önceliyor. Halkın görüş ve önerilerini bilimsel esaslarla birleştiren Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü, yeni bir dönüşüm modelinin çehresini ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ ile çiziyor. Kent yerleşimini incelemeye alan ve sağlıksız yapılara son verirken sadece yapı yenileme hedefiyle ilerlemeyen proje ekipleri, kısa, orta ve uzun vadeli uygulama takvimini masaya yatırarak, tüm çevresel etmenleri göz önünde bulunduruyor. Kurumlar arası iş birliği, yetki alanları, mevzuat detayları ve etapların planlanması gibi başlıklarda da hazırlıklarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, geleceğin Mersinini bugünden tasarlayarak, kent mirasını yeni nesillere dirençli ve güvenli şekilde bırakmayı hedefliyor. "Bu belge ile kentsel dönüşüm alanlarına ilişkin net bir yol haritası ortaya çıkacak" Hazırlıkları devam eden ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ süreci hakkında bilgi veren Mersin Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Şube Müdürü Yaser Gündüz, kentsel dönüşüm süreç, proje ve uygulamalarının gelecek için bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir bir Mersin için çalıştıklarını ifade eden Gündüz, "Mersin’de merkez ilçelerimiz ve bunlara ilave olarak Tarsus ilçemizi kapsayacak olan, yaklaşık 30 bin hektar büyüklüğünde yerleşik alanları kapsayan ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlık sürecini, Aralık 2025 itibariyle başlattık. Bu çalışma ile öncelikle kentimizde afet riski taşıyan alanların, ruhsatsız ya da sağlıksız yapı stogunu bilimsel veriler ışığında tespit edeceğiz. Deprem başta olmak üzere tüm afetlere karşı daha dirençli, altyapısı güçlü, sosyal donatıları yeterli ve çevreye duyarlı yaşam alanları oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’nin çok boyutlu yapısına ve hedeflerine de değinen Gündüz, "Hazırlanacak strateji belgesi ile kentsel dönüşüm alanlarına ilişkin net bir yol haritasının ortaya konması, kurumlar arası görev ve sorumluluk paylaşımı, finansman modellerinin ve uygulama araçlarının geliştirilmesi, etapların planlaması ortaya konacaktır" diye konuştu. "Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlıkları 3 etaptan oluşacak" ‘Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlıklarının 3 etaptan oluşacağını belirten Gündüz, ilk etapta yürütülecek analiz çalışmalarını detaylandırdı. Kentin doğal ve fiziki verilerinin inceleneceğini ifade eden Gündüz, "Kentin gelişme eğilimleri ve imar yapılarının irdelenmesi, yerel ve merkezi idareler bünyesinde sürdürülen projelere ilişkin verilerin toplanması, sosyal demografik ve ekonomik yapının incelenmesi, bu veriler ışığında da amaca yönelik analiz çalışmalarının yapılması ile raporun tamamlanması birinci aşamayı oluşturacaktır" ifadelerini kullandı. 2. aşamada ise öncelikli alanların belirleneceğine ve kurumlar ile iş birliği planlamalarının masaya yatırılacağını belirten Gündüz, "Son aşamada ise hazırlanan strateji belgesinde belirlenen önem ve öncelik sıralamasına, kentsel dönüşüm projelerinin uygulama süreçlerine ilişkin takvime, uygulama araç ve finansman modellerine yer veren uygulama rehberi hazırlanacaktır" sözlerini kaydetti. "Kentsel dönüşüm süreci, şeffaflık ve ortak akıl anlayışıyla sürdürülecek" Sürecin en önemli unsularından birinin kent katılımı olduğunu dile getiren Gündüz, "Özellikle kentsel dönüşüm projelerinin sürdürülmesinde yerel halkın görüş ve beklentileri ile hak sahiplerinin katılımı sağlanacak. Sosyal adaleti ve kentle bütünleşmeyi önceleyen bir dönüşüm modeli hayata geçirilecek. Mersin’i daha güvenli, dirençli, yeşil ve yaşanabilir bir kent haline getirmek için attığımız bu adım; şeffaflık ve ortak akıl anlayışıyla, kararlılıkla ve memnuniyetle sürdürülecek. Bu strateji belgesi sadece bugünün değil, gelecek nesillerin Mersin’ini inşa etme iradesinin somut bir göstergesi olacaktır" diye konuştu.
Gaziantepli usta, sahte ile gerçek baklavayı ayırt etmenin yollarını anlattı
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:59 Gaziantepli usta, sahte ile gerçek baklavayı ayırt etmenin yollarını anlattı Eskişehir’de baklava ustası olan Gaziantepli Harun Özpolat, "Baklava boğazı yakıyorsa bu glikozdur. Fıstıklı diye satılan ürün fıstık tadı vermiyor, sadece şerbet tadı geliyorsa o bezelyedir" diyerek sahte ürünlere karşı vatandaşı uyardı. 20 Mart 2026 tarihinde başlayacak olan Ramazan Bayramı için tatlıcıların hazırlıklarını yaptı. Yaklaşık 80 yıllık aile mesleğini devam ettiren baklavacı Harun Özpolat, baklava siparişi verilirken dikkat edilmesi gereken detaylarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Piyasadaki merdiven altı üretimlere karşı vatandaşları uyaran Özpolat, kaliteli bir baklavanın renginden ve tadından ayırt edilebileceğini söyledi. "Boğazı yakıyorsa glikoz, fıstık tadı yoksa bezelyedir" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan baklavacı Harun Özpolat, "Baklavanın yüzüne bakıldığında kalitesi zaten anlaşılır. Günlük ve taze olması çok önemli. Vatandaşlarımız hangi firmadan alacaksa bayramdan önce mutlaka tadına baksın. Eğer bir baklava ağza atıldığında boğazı yakıyorsa bu glikozdur. Eğer fıstıklı diye satılan ürün fıstık tadı vermiyor, sadece şerbet tadı geliyorsa o bezelyedir. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. Şu anda ortalama 4 kilo gelen bir tepsi cevizli baklavamızı bin 100 liradan satışa sunuyoruz" şeklinde konuştu. "Sipariş için son bir haftaya dikkat" Lojistik ve üretim planlamasına da değinen Özpolat, şunları söyledi: "Fiyat listelerimizi astık. Şu an soranlar var ancak henüz yoğun talep başlamadı. Ürünlerimiz Gaziantep’ten geliyor, bu yüzden özel bir nakliye süreci yönetiyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması ve bizim de imalathanemizdeki stokları ayarlayabilmemiz için siparişlerin en geç bayramdan bir hafta veya 10 gün önce verilmesi gerekiyor."