Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Blaz Kramer: "Umarım kupayı Konya’ya getiririz" 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 00:22:15 Konyasporlu futbolcu Blaz Kramer, Ziraat Türkiye Kupası’nı Konya’ya getirmek istediklerini söyledi. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Konyaspor, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 1-0’lık skorla mağlup ederek finale yükseldi. Müsabakanın ardından Konyasporlu futbolcu Blaz Kramer, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çok yoğun duygular yaşadıklarını dile getiren Sloven futbolcu, "Şu an kelimeleri bir araya getirmek zor ama bence sonuçta bunu hak ettik, kolay olmadı. Tüm sezonun ne kadar zor geçtiğini biliyoruz, çok mücadele ettik. Kötü zamanlarımız oldu, iyi zamanlarımız oldu. Ama sonuçta son aylarda ne kadar iyi bir karakterimiz olduğunu, ne olursa olsun beraber kaldığımızı gösterdik. Ve sonuçta finale yükseldik, bu hepimiz için, kulüp için ve taraftarlar için çok büyük bir an. Finale gidiyoruz çünkü her gün final oynamıyorsunuz. Kupayı kazanmak için oraya gideceğiz, umarım kupayı Konya’ya getiririz" ifadelerini kullandı. "Finale hak etmiş bir şekilde takım olarak gidiyoruz" Bu sezon Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı yendiklerinin hatırlatılması üzerine 29 yaşındaki oyuncu, "Açıkçası son dakikada bulmuş olduğumuz golleri tam anlamıyla şans olarak da değerlendiremeyiz. Son dakikalarda bulduğumuz gol demek, aslında tüm takımca tüm maç boyunca odaklandığımızı da gösteriyor. Ve nitekim bulmuş olduğumuz gol sonrası da hak ettiğimiz bir galibiyet anlamına geliyor. Bu galibiyetleri hak ettiğimizi düşünüyorum. Finale hak etmiş bir şekilde takım olarak gidiyoruz" şeklinde konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 00:17 Adil Demirbağ: "Konyaspor’un kaptanı olarak kupayı kazanmak istiyorum" Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Beşiktaş’ı 1-0 yenerek finale yükselen Konyaspor’da 28 yaşındaki futbolcu Adil Demirbağ, takım kaptanı olarak kupayı kazanmak istediğini söyledi. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Konyaspor, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 1-0’lık skorla mağlup ederek finale yükseldi. Müsabakanın ardından Konyaspor’un kaptanı Adil Demirbağ, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Konyaspor’un kaptanı olarak kupayı kazanmak istiyorum" Takım arkadaşlarıma teşekkür eden Adil, "Ben onlara yardımcı oluyorum, onlar bana yardımcı oluyor takım kaptanı olarak. Çünkü benim bir hedefim var, hedefimi gerçekleştirmek için onlar bana yardımcı oluyorlar. Tekrardan teşekkür ediyorum. Benim bir hayalim var, bunu arkadaşlarıma defalarca söyledim. Sağ olsunlar, gerçekleştirmem için yardımcı oluyorlar. Türkiye Kupası finalinde karşımıza gelecek takım hiç fark etmeksizin Konyaspor’un kaptanı olarak kupayı kazanmak, kupayı kaldırmak istiyorum. Bugün de çok önemli bir camiaya karşı galibiyet aldığımız için çok mutluyum. İnanılmaz mücadele ettik. Tabii ki yani sonuçta bu statta kazanmak kolay değil. Çok iyi mücadele ederek, zaman zaman kontra ataklarla, zaman zaman set oyunuyla hücumlar, pozisyonlar yakaladık. Tabii ki tekrar ediyorum, büyük camialara karşı pozisyon da veriyorsunuz. Kalemizi iyi savunduk, kazandığımız için de çok mutluyum" dedi. "Konyaspor’umuzun her daim en iyi yerde sezonu bitirmesini istiyoruz" Teknik Direktör İlhan Palut’un takıma geldikten sonra ilk olarak mental anlamda dokunuşlar yaptığına değinen 28 yaşındaki futbolcu, "İlhan Hocamız daha önce de çalışmış, çok iyi tanıyan biri olarak; ilk geldiğinde tabii bizim analizimizi yapmış. Çok mental olarak düşük bir takımı devraldı. İlk dokunuşları mentalimizi yükseltmek, öz güvenimizi yükseltmek oldu ve bunu başardı. Ben de kendisine yardımcı oldum, diğer arkadaşlarımız da yardımcı oldular. İlk önceliğimiz tabii ki orada hiçbirimiz sonuçta Süper Lig’de ve Konyaspor gibi büyük bir camiada oynuyorsak kötü futbolcular değiliz. Mental düşüşler zaman zaman oluyor. Mental düşüşü yukarı çekmek hocamıza düştü. Kaptan olarak ben yardımcı olmaya çalıştım ve mentali yukarıya, ivme olarak yukarıya taşıdık. İnşallah bundan sonraki maçlarımızda ve final maçımızda ivmeyi yukarıda tutup biz kupayı almak istiyoruz. Ligde de iki maçımız var, inşallah ikisini de kazanıp Konyaspor’umuzun her daim en iyi yerde sezonu bitirmesini istiyoruz" diye konuştu. "Dünya Kupası’nda Amerika’da olacağıma inanıyorum" Bu yaz düzenlenecek olan 2026 FIFA Dünya Kupası’nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı’nın aday kadrosuna seçileceğine inandığını sözlerine ekleyen Adil Demirbağ, "Benim bir hayalim var, herkesin hayali olduğu gibi. Ben Allah nasip ederse Dünya Kupası’nda Amerika’da olacağıma inanıyorum. Çünkü ben buna gerçekten kalpten söylüyorum, çok büyük fedakarlıklar yapıyorum. Yukarı çıkmak çok zor, yukarıda tutunmak daha da zor. Ben zaman zaman, benim iki çocuğum var, iki kızım var; küçük oldukları için zaman zaman maçlardan sonra ya da maça bir gün iki gün kala kendimi kampa alıyorum, tesise gidip yatmak zorunda kalıyorum. Eşim çok olgunlukla karşılıyor bunu. Çünkü benim bir hayalim var, kendisi beni en iyi tanıyan biri olarak bana yardımcı oluyor. Ekstra çalışıyorum, ekstra hocalarım var. Mentörümüz var zaten Konyaspor’da. Bana herkes seferber olmuş halde yardımcı olmaya çalışıyor, ben de onların başını yere eğmemeye çalışıyorum. Milli takımımız için tekrar söylüyorum; Montella Hocamızın kararı ama ben Amerika’da olacağıma inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Vincenzo Montella ile hiç görüşmedim" A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile hiç görüşmediğini aktaran Adil, "Ama yardımcısıyla görüştüm tabii ki. Konyaspor’umuzu ziyarete geldiğinde görüştüm. Sonuçta bir havuz var, Milli takımın havuzu var bildiğim kadarıyla. Sonuçta ben bir Türk oyuncu olarak o havuzun içerisindeyim ama orada seçilenleri hocamız belirliyor ekibiyle beraber. Ben sadece hayal ediyorum ve hayalimin gerçek olması için dua ediyorum, çalışıyorum, çabalıyorum. Amerika’da olacağıma inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 00:13 Berkan Kutlu: "Konyaspor camiasında da kupa kazanmak benim için çok özel olur" Konyaspor oyuncusu Berkan Kutlu, Beşiktaş’ı saf dışı bıraktıkları Ziraat Türkiye Kupası yarı final maçı sonrası yaptığı açıklamada, "Konyaspor camiasında da kupa kazanmak benim için çok özel olur" dedi. Ziraat Türkiye Kupası yarı final maçında deplasmanda Beşiktaş ile karşılaşan Konyaspor, uzatma dakikalarında penaltıdan bulduğu golle rakibini 1-0 mağlup ederek finale yükseldi. Yeşil-beyazlılarda deneyimli oyuncu Berkan Kutlu, müsabakanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Takım olarak iyi bir mücadele örneği gösterdiklerini aktaran 28 yaşındaki oyuncu, "Çok iyi mücadele ettik. Çok savaştık. Evinde, taraftarının önünde oynadığı için tabii ki Beşiktaş daha dominant taraftı. Onlar da maç içerisinde çok aksiyonlar üretti. Ama biz iyi defans yaparak bunlara iyi karşılık verdik. Müsabakanın son dakikalarında da iyi bir kontra atak sonrası penaltıyı kazandık ve golü attık. Çok mutluyuz" diye konuştu. "Konyaspor’a geldiğim için mutluyum" Konyaspor’a transfer olduğu için mutlu olduğunu dile getiren Berkan Kutlu, "Son yıllarda Galatasaray ile birlikte kupa kazanmak benim için bir alışkanlık olmuştu. Konyaspor camiasında da kupa kazanmak benim için çok özel olur. Çünkü Anadolu takımlarıyla bunu gerçekleştirmek çok daha zor. Burada Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı eleyip iyi işler yaptığımızı düşünüyorum. Trabzonspor’u da yendik. Galatasaray’ı da iç sahada yendik. Konyaspor pes etmiyor. Konyaspor’un bence çok iyi bir hocası var. Çok iyi bir takım ruhu var. Bu arada çok iyi insanlarla tanıştım, Konyaspor’a geldiğim için mutluyum" şeklinde konuştu. Ziraat Türkiye Kupası finalinde hak eden takımın rakipleri olmasını istediğini söyleyen Berkan, "Final maçları da tek maç, çok zor. Hak eden takım finalde rakibimiz olsun. Güzel bir maç olsun. Hata olmayan iyi bir maç olmasını bekliyorum. Özellikle bir takım tercihim yok açıkças" diyerek sözlerini tamamladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 00:08 Sergen Yalçın: "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız" Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, taraftarın kendisini ve yönetimi istifaya davet etmesini anlayışla karşıladığını söyleyerek, "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız. Ondan şüpheleri olmasın" dedi. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Beşiktaş, sahasında Konyaspor’a 1-0 mağlup olarak turnuvaya veda etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, "Üzgünüz. Kupayı kazanmaktı elimizde kalan son hedef. Onu beceremedik. Oyunu yorumlamaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Rakibin kaleye tek isabetli şut atmadığı maçı kaybettik. Futbolda bunlar başınıza gelebiliyor. Oyun canlı bir oyun. Üzgünüz, umarım üzgünlüğümüz de belli olmuştur. Oyuncularım da çok üzgünler. Onlar da çok konsantre olmuşlardı, final oynamayı istiyorlardı. Bugün itibarıyla hedeften koptuk. Ligde 2 maç kaldı. Onlar da hedef maçı değil" ifadelerini kullandı. "Hakemin rakibi oyuna sokma çabasını daha önce de yaşadık" Takımın final için çok konsantre olduğunu yineleyen Yalçın, "Oyunun tamamında üstün oynayan bir görüntü verdik. Rakip takımın tek isabetli şutu penaltı. Çocuklar iyi mücadele ettiler. Futbolda şans faktörü de önemlidir. Bu penaltı işine de alıştık. Derbilerde de başımıza geliyor. Hakem arkadaşların bu kadar art niyetli olmasını da normal karşılamıyorum. Hakemin rakibi oyuna sokma çabasını daha önce de yaşadık. Hakemlerin bu kadar olumuz olması, rakipleri oyunda tutmaya çalışması çok enteresan. Oynayan takımla ve zaman geçirmeye çalışan takım arasında oynana bir maçtı. İlk defa elenmiyoruz. Bu tür sonuçları doğal karşılamak lazım. Taraftarın tepkisini normal karşılıyorum. Taraftar kupa kazanmak istiyor ama her zaman istediklerimizi başaramıyoruz hayatta" şeklinde konuştu. "Kadro derinliğimiz çok yok" 53 yaşındaki teknik adam, kısıtlı bir kadro derinliğine sahip olduklarını ve bunun da oyunda gerilemeye yol açabileceğini belirtti. Yalçın, "Kadro derinliğimiz çok yok. Sürekli aynı oyuncularla oynuyoruz. Gaziantep maçında rotasyon yaptık, orada da tepki aldık. Maalesef şok eleştiri var. Ben işimi yapmaya çalışıyorum. Beşiktaş devre arasında çok ciddi değişim yaşadı. Belki tarihte böyle bir değişim yaşanmamıştır. Kolay bir sezon geçirmeyeceğiz diye daha önce de söyledim. Zamanla işlerin düzeleceğini düşünüyorum. İyi oyuncular aldık. Sonuçlar gelmeye başladı. Hedefin uzağında kaldık ama bunu söylemiştim. Taraftarımız kısa metraj başarı istiyor. Beşiktaş’ın hedefi her zaman kupa kazanmak. Bu sene öyle bir pozisyonumuz yoktu" diye konuştu. "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız" Taraftarın hem kendisini hem de yönetimi istifaya davet etmesine ilişkin ise Sergen Yalçın, "Başarısızlıkta sorumluluğu benim ve yönetimin alması normal. 2 hafta var. 2 haftada bırakıp gitmek olmaz. 2 maçı oynamak durumdayız. Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız. Ondan şüpheleri olmasın" dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir"
28 Nisan 2026 Salı - 11:45 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Partisinin TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Kerkük’te Türk vali atanması ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri başta olmak üzere gündeme ilişkin birçok konuyu ele aldı."Ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir"Dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini belirten Bahçeli, böyle zamanlarda kenetlenmenin tarihi bir tavır olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız" diye konuştu."3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir"Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne az bir vakit kaldığını söyleyen Bahçeli, "Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’ sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tasavvurunu en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşerî ve siyasî bir terkiptir" ifadelerine yer verdi."3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür"Türk milliyetçiliğinin geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır. İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp bir ahlak, bir şahsiyet ve bir mücadele disiplini hâlinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi-milli varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" açıklamasında bulundu."Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir"Bahçeli, 3 Mayıs tarihinde mahkeme salonlarında direnenlerin sadece bir fikri savunmadığını belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:"Geri çekilmek mümkündü. Fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler. Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise o fikri sadece müdafaa edilen bir mefkûre olmaktan çıkarıp bir teşkilat iradesine dönüştürdü. Şehitlerimizin aziz hatıraları üzerine yükselen Türk-İslam davası, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Türk milliyetçisinin yüreğinde kökleşmiş, istikbalinde mevzilenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağıdır.""Kerkük, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır"Milliyetçiliklerinin yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bahçeli, nerede bir Türk yaşıyorsa, orasının gönül haritalarının bir parçası olduğunu kaydetti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin; sınırları ötesinde bastırılmak istenen Türkmenlerin sesinin muhafızı olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır. Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir. Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" ifadelerini kullandı."Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür"Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan gördüklerini ve bunu da Türk olmanın bir gereği olarak idrak ettiklerini söyleyen Bahçeli, Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulmün, Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihan olduğunu belirtti. Bahçeli, birçok Türkmen ailenin yurdundan edilmek istendiğini de söyleyerek, "Türkmeneli’nde Türkçenin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, milli kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur. Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" dedi."Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır"Muhammed Seman Ağa’nın Kerkük Valisi seçilmesinin, tarihi acılara bir merhem olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılının kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü Terörsüz Türkiye ise; gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir" şeklinde konuştu."Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız"Bahçeli, Kerkük’ün bir miras, Türkmenlerin ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu dile getirerek, "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah’ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız" değerlendirmesinde bulundu."Kerkük’ün eski günlerine dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı"Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu olmadığını aktaran Bahçeli, "Irak’ta huzur güçlendikçe Türkiye’nin güney hattı rahatlar. Irak’ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte ilişkilerin ufku enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik bir gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük’ün Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle, Süryanisiyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalıdır. Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu."Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez"Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in ‘Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine’ ilişkin sözlerine de tepki göstererek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin ‘jeopolitik bakımdan sorunlu’, ‘gerçeklikten kopuk’ ve ‘çifte standartlı’ bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir" dedi."Avrupa Türkiye’siz yapamaz"Bahçeli, Türkiye’nin bölgesinde bir kilit ülke olduğunu da kaydederek, sözlerine şu şekilde devam etti:"Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz ve bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin."
Mersin Büyükşehir Belediyesinden emeklilere doğa gezisi
28 Nisan 2026 Salı - 11:45 Mersin Büyükşehir Belediyesinden emeklilere doğa gezisi Mersin Büyükşehir Belediyesinin Emekli Evleri kapsamında düzenlenen gezilerle yaş almış vatandaşlar doğayla buluşurken, sosyal aktivitelerle keyifli anlar yaşıyor. Büyükşehir Belediyesinin Emekli Evleri, yaş almış vatandaşlara yönelik hizmetlerine devam ediyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Yenişehir, Mezitli, Halkkent, Tarsus, Erdemli ve Anamur Emekli Evlerinden faydalanan emekliler, sosyal aktivitelerle keyifli anlar yaşıyorlar. Sağlık konusunda bilgilendirme toplantılarının yanı sıra çeşitli aktivitelerinde yapıldığı Emekli Evleri, üyelerine yönelik olarak kent içerisinde geziler de organize ediliyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Erdemli Emekli Evi üyesi yaş almış vatandaşlar için Tarsus Doğa Parkına ve Berdan Barajı mesire bölgesine gezi düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi toplu taşıma araçları ile transferleri yapılan 100 kişilik grup, Tarsus Doğa Parkının eşsiz ortamında çeşitli hayvanları yakından görme şansı buldular. Parkın yemyeşil ortamında keyifli gezi yapan Erdemli Emekli Evi üyeleri, bol bol fotoğraf çekmeyi de ihmal etmediler. Doğa Parkının ardından Berdan Barajı mesire alanına giden Erdemli Emekli Evi üyelerine burada yemek ikram edildi. Berdan Barajından gelen coşkun suların kenarında unutamayacakları anlar yaşayan Erdemli Emekli Evi üyeleri ardından çalınan müzikle doyasıya eğlenme şansı da yakaladılar. Düzenlenen gezi sayesinde yaş almış vatandaşlar, günlük yaşamın stresinden uzaklaşarak doğayla buluşma fırsatı yakaladı. "Faaliyetler bu sene de devam edecek" Mersin Büyükşehir Belediyesi Emekli Evleri Sorumlusu Ertuğrul Bozkurt, emeklilere yönelik sosyal faaliyetlerin yaz sezonunda da devam edeceğini kaydederek, "Sadece Erdemli Emekli Evi değil, diğer Emekli Evlerimizi de getirdik. Yaş almış bireylerimiz için konferanslar, bilgilendirme toplantıları, eğitimlerimiz oluyor. Tabi bunun yanında eğlencelerimiz falan da oluyor. Denize, park alanlarına, pikniklere götürüyoruz, spor faaliyetlerimiz oluyor. Bu tür faaliyetler bu sene de devam edecek" ifadelerini kullandı.
Akdeniz’de yol ve kaldırımlar yenileniyor
28 Nisan 2026 Salı - 11:42 Akdeniz’de yol ve kaldırımlar yenileniyor Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi, ilçe genelinde vatandaşlara daha temiz, düzenli ve güvenli bir yaşam alanı sunmak amacıyla yol, kaldırım ve bakım çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından hazırlanan plan ve program kapsamında, merkez ve kırsal mahalle ayrımı yapılmaksızın birçok noktada kapsamlı çalışmalar gerçekleştirildi. Ekipler son olarak Adanalıoğlu, Gazi, Şevket Sümer, Sarı İbrahimli, Mahmudiye, Nusratiye, Müfide İlhan, Yeni Mahalle, Toroslar ve Çay mahallelerinde onlarca sokakta asfalt yama, kilit taşı döşeme, kaldırım, karo ve bordür yenileme çalışması yaptı. Kırsalda üreticiye destek Kırsal mahallelerde tarımla uğraşan üreticilerin ulaşımda yaşadığı sorunları gidermek amacıyla da çalışmalarını sürdüren ekipler, bozulan bahçe yollarında zemin iyileştirme ve düzenleme çalışmaları gerçekleştirdi. Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, ilçe genelinde yürütülen çalışmaların aralıksız devam edeceğini belirterek, "Akdenizli vatandaşlarımıza daha temiz, düzenli ve güvenli bir kent sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Merkez-kırsal ayrımı yapmadan ihtiyaç duyan her mahallemize hizmet götürüyoruz. Çiftçimizden şehir merkezinde yaşayan vatandaşımıza kadar herkesin yaşamını kolaylaştırmak önceliğimiz. Akdeniz’i güzelleştirmek için 7/24 sahada olmaya devam edeceğiz" dedi. Akdeniz Belediyesinin, belirlenen program doğrultusunda diğer mahallelerde de yenileme çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.
Balta: ’’Diyarbakır’da son 23 yılda 184 milyar 794 milyon lira değerinde 143 tesis inşa ettik’’
28 Nisan 2026 Salı - 11:35 Balta: ’’Diyarbakır’da son 23 yılda 184 milyar 794 milyon lira değerinde 143 tesis inşa ettik’’ DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Diyarbakır’da son 23 yılda 184 milyar 794 milyon lira değerinde 143 tesis inşa ettiklerini söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak ve yerleşim yerleri ile tarım arazilerini taşkın risklerine karşı korumak için tüm gücüyle çalışırken, sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla da suyun her damlasına sahip çıkıyor. Son yıllarda etkileri güçlü şekilde hissedilen küresel ısınma ve iklim değişikliği suyun ve su yapılarının önemini her geçen gün daha da artığının altını çizen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "İklim değişikliğinin etkisiyle suyun zamansal ve mekânsal dağılımında yaşanan belirsizlikler ve aşırılıklar suya bağlı afetlerin hem sayısında hem etkinlik alanında hem de şiddetinde artışlara sebep olmaktadır. Bu çerçevede başta depolama tesislerimiz olmak üzere inşa ederek ekonomik ve sosyal yaşama kazandırdığımız tüm su yapıları kritik bir öneme sahiptir. Özellikle kurak periyotlarda vatandaşlarımızın ve tüm sektörlerin en büyük güvencesi olan depolama tesislerimiz büyük önem taşımaktadır. Havza özelliklerine göre planladığımız su depolama tesisleri, tüm sistemin sigortası olarak su çevriminin en önemli halkasını teşkil etmekte hem kuraklık hem de taşkın gibi ekstrem hidrolojik olaylar karşısında toplumsal ve ekonomik direnci artıran hayati altyapı tesisleri olarak öne çıkmaktadır’’ dedi. Suyu depolamak kadar önemli olan bir diğer hususun, suyu asgari kayıpla son kullanıcısına iletmek olduğunu ifade eden Balta, ’’Bu çerçevede, suyun ülkemizde ve dünyada en çok tüketildiği sektör olan tarım sektöründe hayata geçirdiğimiz modern uygulamalarla bu alanda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Özellikle basınçlı borulu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, yapay zeka destekli sulama otomasyonu uygulamaları ve elektronik ölçüm sistemi (sayaç) takılan sulama tesisi sayısının artırılmasıyla suyun verimli kullanımı adına çok önemli adımlar atıldı" diye konuştu. Günümüzde suyla alakalı meselelerde madalyonun bir yüzünde kuraklık varken diğer yüzünde taşkınların yer aldığını belirten Balta, "Suyun verimli kullanımı ne kadar önemli ise taşan suların kontrolü de o denli önemlidir. Bu çerçevede sayılarını hızla artırdığımız yenilikçi taşkın kontrol tesislerimiz ve taşkın erken uyarı sistemlerimizle taşkın zararlarının asgariye düşürülmesi hususunda önemli başarılar elde ediyor, rekor denilebilecek nitelikteki yağışlarda can ve mal kayıplarının önüne geçiyoruz’’ ifadelerini kullandı. ’’GAP’ın can damarı Diyarbakır’da 660 bin dekar araziyi suyla buluşturduk’’ Diyarbakır’a yapmış oldukları DSİ yatırımları hakkında bilgi veren Balta, "Kadim kültürümüzden gelen, ‘suyu koruma ve sürdürülebilir kullanma’ anlayışımızı, modern tekniklerle birleştirip, son 23 yılda Diyarbakır’da inşa ettiğimiz 15 sulama tesisi ile 660 bin 690 dekar tarımsal araziyi sulamaya açtık. Diyarbakırlı çiftçilerimizin emeği bereketle buluştu. Üretilen tarımsal ürünler, milletimize ve memleketimize fayda sağladı’’ şeklinde konuştu. ’’Diyarbakır’ı baraj diyarı yaptık’’ Diyarbakır’daki toprak yapısının ve iklim şartlarının üretime çok uygun olduğuna dikkat çeken DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, "Coğrafi ve iklimsel özellikleri büyük bir özveriyle değerlendiren çalışkan Diyarbakırlıların için son 23 yılda, 184 milyar 794 milyon lira yatırım yaparak 143 adet tesis inşa ettik. Diyarbakır’da son 23 yılda hizmete aldığımız 6 baraj, 1 gölet ve 3 yer altı depolaması ile 445 milyon metreküp su depolama hacmine ulaştık. Diyarbakır’da son 23 yılda 3 adet Hidroelektrik Enerji (HES) tesisi işletmeye alınarak yıllık kurulu gücü 47,14 MW olan bu tesisler sayesinde milli ekonomiye yalnızca enerji alanında yıllık 328 milyon lira katkı sunuyoruz. Biz DSİ olarak suyla alakalı tüm alanlarda su vatandır anlayışıyla çalışmalarımıza devam ediyor, suyumuzu korumakla vatanımızı korumak arasında hiçbir fark görmüyoruz. Kullandığımız her damla suyu son damlasıymış gibi kullanmamız’ tavsiye ediyorum’’ dedi.
Muğla’nın genç yetenekleri Türkiye şampiyonu oldu
28 Nisan 2026 Salı - 11:35 Muğla’nın genç yetenekleri Türkiye şampiyonu oldu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen "Su Verimliliği Seferberliği Yarışması"nda, Muğla Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri hazırladıkları eserle müzik kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak ve su kaynaklarının verimli kullanımı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen "Su Verimliliği Seferberliği Yarışması" sonuçlandı. Türkiye genelinde büyük yankı uyandıran yarışmada Muğla, sanatın gücüyle zirveye yerleşti. 68 bin eser arasından zirveye Türkiye’nin 81 ilinden toplam 68 bin 616 eserin başvurduğu dev organizasyonda, titiz bir değerlendirme sürecinin ardından 1215 eser finale kalmayı başardı. Muğla Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri Arda Savran, Feyyaz Yiğit Civan ve Poyraz Şimşek, "Bir Damlası Yeter" adlı özgün çalışmalarıyla müzik kategorisinde tüm rakiplerini geride bırakarak Türkiye Birinciliği derecesini elde etti. Başarılı öğrencilere ödülleri, 27 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen görkemli bir törenle takdim edildi. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törende Muğlalı gençler, ödüllerini Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Muhammet Bilal Macit’in elinden aldı. Programa çok sayıda eğitim yöneticisi, akademisyen ve veli katılarak gençlerin sevincine ortak oldu.
Parasını ödedikleri tapuları 23 yıldır alamıyorlar
28 Nisan 2026 Salı - 11:35 Parasını ödedikleri tapuları 23 yıldır alamıyorlar Sakarya’nın Karasu ilçesinde bulunan Halk Pazarı’nda 20 yılı aşkın süredir tezgah işleten bir grup esnaf, paralarını ödemelerine rağmen tapularını alamadıklarını iddia ederek çözüm çağrısında bulundu. Karasu-Kocaali Pazarcılar Derneği Başkanı Halit Yavuzyiğit, 17 esnafın yaklaşık 23 yıldır mülkiyet mağduriyeti yaşadığını belirtti. Karasu Halk Pazarı’nın mevcut yerine taşınmasının ardından, tezgah alanları dönemin belediyesi tarafından esnafa satılmıştı. Ancak aradan geçen süreçte tapu üzerindeki icralar ve bürokratik engeller sebebiyle 17 esnaf tapusuna kavuşamadı. Tapular üzerindeki icranın kalktığını öğrenen ancak belediyeden gerekli belgeleri alamadıklarını iddia eden esnaf, belirsizliğin giderilmesini istiyor. "23 yıldır bu mağduriyeti yaşıyoruz" Konuyla ilgili açıklama yapan Karasu-Kocaali Pazarcılar Dernek Başkanı Halit Yavuzyiğit, mağduriyetin kronikleştiğini belirterek, "Karasu Halk Pazarı’nda tezgah sahibi 17 esnafımız tapularını alamıyor. Yaklaşık 23 yıldır bu mağduriyeti yaşıyorlar. Tapu verilen ilk yıl esnafın maddi durumu iyi değildi alamadılar. Sonra icra geldi, yine alamadılar. İcra kalktığında da duyamayanlar yine alamadı. İcranın tekrar kalktığını öğrendik. Fakat Karasu Belediyesinden şu an net bir açıklama alamıyoruz. Borcu olanların olduğunu söylediler. Belediyede kimin ne kadar borcu olduğu bellidir. Esnaf, borcumuzu söylesinler, ödeyelim, tapularımızı alalım diyorlar" dedi. "Belediye gereken kağıdı vermiyor" Pazarda 20 yıldır esnaflık yapan Cüneyt Kopsalı, muhatap bulamadıklarını ifade ederek, "Yaklaşık 20 yıldır Karasu Halk Pazarı’ndayız ama 20 yıldır tapumuzu üzerimize alamıyoruz. İcra vardı, kalktı. Tapu, belediyeden kağıt verilmesi gerektiğini söylüyor. Belediye gereken kağıdı vermiyor. Kiminle muhatap olacağımızı bilmiyoruz" diye konuştu. 23 yıldır aynı pazarda olduğunu belirten esnaf Yusuf Şentürk ise paralarını ödedikleri halde tapularını alamadıklarını ve mağdur edildiklerini dile getirdi.