Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Cinayet şüphelilerinin kaçtıkları otomobil ikametlerinin yakınında bulundu 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 06:50:10 Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde bir akaryakıt istasyonunda iddiaya göre ‘çakmak isteme’ meselesinden çıkan ve 1 kişinin öldüğü, 2 kişinin de yaralandığı bıçaklı kavga olayının şüphelilerinin olay yerinden kaçtığı otomobil, şüphelilerden birinin ikametinin yakınında bulundu. Otomobili park edip, kayıplara karışan şüphelileri yakalamak için başlatılan çalışma sürüyor. Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Mithatpaşa Mahallesi Bekir Yıldız Bulvarı üzerinde bulunan bir akaryakıt istasyonunda iddiaya göre ‘çakmak isteme’ meselesi nedeniyle çıkan bıçaklı kavgada, ağır yaralanan Enes A. kaldırıldığı Kayseri Şehir Hastanesi’nde doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetmiş, arkadaşlarından B.T. bıçakla, A.A.’da darp neticesiyle yaralanmıştı. Olay sonrası 5 şüpheli 38 RA 510 plakalı otomobille akaryakıt istasyonunda kaçmıştı. Ekipler tarafından cinayet şüphelilerini yakalamak için kent genelinde yoğun bir çalışma başlatılırken, şahısların kaçtığı 38 RA 510 plakalı otomobil sabah saatlerinde Yunus Emre Mahallesi Evin Sokak’ta yol kenarına park edilmiş halde bulundu. Ekipler tarafından otomobilde inceleme çalışması yapılırken, otomobil çalışmaların devamı için bulunduğu yerden kaldırıldı. Öte yandan, otomobilin park halinde bulunduğu yerin 5 şüpheliden biri olan E.A.‘nın ikametine yakın bir yer olduğu öğrenildi. Ekiplerin, kaçtıkları otomobili park edip kayıplara karışan şüphelileri yakalamak için başlattığı çalışma sürüyor.
DPÜ’nün ’Engelsiz Üniversite’ başarısı
28 Nisan 2026 Salı - 11:30 DPÜ’nün ’Engelsiz Üniversite’ başarısı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde, Süleyman Kızıltoprak’ın katılımıyla düzenlenen törende, YÖK Engelsiz Üniversite Ödülleri kapsamında Mavi Bayrak Ödülü adaylığı kazanan fakültelere belgeleri takdim edildi. 2025 Engelsiz Üniversite Ödülleri çerçevesinde kazanılan Mavi Bayrak Adaylığı için düzenlenen tören, üniversitenin Senato Toplantı Odası’nda gerçekleştirildi. Programa Rektör Kızıltoprak’ın yanı sıra dekanlar ve Engelsiz Öğrenci Birimi Koordinatörü Nilüfer Dalkılıç katıldı. Törende konuşan Rektör Kızıltoprak, elde edilen başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek üniversitenin her alanda erişilebilir olması için yürütülen çalışmaların önemine vurgu yaptı. Kızıltoprak, "Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendiren ve engelleri ortadan kaldıran bu anlamlı belgeleri üniversitemize kazandıran Engelsiz Öğrenci Koordinatörlüğümüzü ve ilgili dekanlıklarımızı yürekten kutluyorum. Daha erişilebilir bir yerleşke vizyonumuzla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İnşallah önümüzdeki dönemde Mavi Bayrakları resmî olarak üniversitemize kazandıracağız" ifadelerini kullandı. Yükseköğretim Kurulu tarafından verilen adaylık ödülleri kapsamında, üniversite sosyokültürel faaliyetlerde erişim alanındaki başarılı çalışmalarıyla toplam 6 Mavi Bayrak Aday Ödülü almaya hak kazandı. Ödül alan birimler arasında Evliya Çelebi Yerleşkesi ile Eğitim, Fen-Edebiyat, İlahiyat, Kütahya Uygulamalı Bilimler ve Mühendislik fakülteleri yer aldı. Tören, Rektör Kızıltoprak tarafından Mavi Bayrak adaylığı kazanan birimlerin dekanlarına teşekkür belgelerinin sunulmasıyla sona erdi.
Dünya Anestezi Kongresi’nde BEUN’u gururlandıran temsil
28 Nisan 2026 Salı - 11:26 Dünya Anestezi Kongresi’nde BEUN’u gururlandıran temsil Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) uluslararası bilim camiasında önemli bir başarıya daha imza attı. Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilal Ayoğlu, Dünya Anestezi Dernekleri Federasyonu nezdinde yürüttüğü görev kapsamında katıldığı küresel kongrede hem Türkiye’yi hem de BEUN’u başarıyla temsil etti. Küresel Bilim Platformunda Etkin Rol 14-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Fas’ın Marakeş ilçesinde düzenlenen WFSA Dünya Anestezi Kongresi, dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını bir araya getirdi. 132 ülkeden 3705 katılımcı ve 307 davetli konuşmacının yer aldığı bu prestijli organizasyonda Prof. Dr. Hilal Ayoğlu; gerçekleştirdiği sunumlar, yönettiği oturumlar, katıldığı workshoplar ve bilimsel toplantılarla dikkat çekti. Ayoğlu’nun kongrede üstlendiği rol; akademik bir katılımın ötesine geçerek Türkiye’nin tıp alanındaki bilimsel birikimini uluslararası platformda güçlü bir şekilde ortaya koydu. Özellikle probleme dayalı eğitim oturumları ve komite çalışmalarıyla bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sundu. BEUN Akademisyenleri Uluslararası Camiada Önemli Görevler Üstlenmeye Devam Ediyor 2024 yılından bu yana Dünya Anestezi Dernekleri Federasyonu Avrupa Bölge Temsilciliği görevini yürüten Prof. Dr. Ayoğlu, kongre sonrasında bu görevini devretti. Ancak WFSA bünyesindeki etkili rolü devam ediyor. Ayoğlu; hâlen "Disaster Planning Working Group" Başkanlığı ile "Safety & Quality Komitesi" Başkan Yardımcılığı görevlerini sürdürerek küresel sağlık politikalarına katkı sunmaya devam ediyor. Rektör Özölçer: "Alanında Yetkin Akademisyenlerimiz, Uluslararası Camiada Üniversitemizi En İyi Şekilde Temsil Ediyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, akademisyenlerin uluslararası akademik camiada önemli çalışmalara imza atmalarından duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: "102 yıllık köklü bir geçmişe sahip Üniversitemiz, bilimsel üretkenliği ve uluslararası akademik temsiliyetiyle her geçen gün daha güçlü bir konuma ulaşmaktadır. Tıp Fakültemizin kıymetli akademisyenlerinden Prof. Dr. Hilal Ayoğlu Hocamızın, dünyanın en saygın bilimsel organizasyonlarından biri olan WFSA Dünya Anestezi Kongresi’nde ülkemizi ve üniversitemizi başarıyla temsil etmesi bizler için büyük bir gurur vesilesidir. Hocamızın yalnızca katılımcı değil; aynı zamanda yön veren, katkı sunan ve uluslararası bilim camiasında aktif rol üstlenen bir akademisyen olarak öne çıkması, Üniversitemizin nitelikli insan kaynağının ve yenilikçi bilimsel vizyonunun en somut göstergelerinden biridir. Ayrıca WFSA bünyesinde yürüttüğü görevlerle küresel sağlık politikalarına katkı sunmaya devam etmesi, ülkemizin bilimsel saygınlığı açısından son derece kıymetlidir. Bu başarı; üniversitemizin araştırma odaklı yaklaşımının, akademisyenlerimizin özverili çalışmalarının ve uluslararası iş birliklerine verdiğimiz önemin güçlü bir yansımasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle değerli hocamız Prof. Dr. Hilal Ayoğlu’nu canı gönülden tebrik ediyor; ulusal ve uluslararası alanda başarılı çalışmalarının devamını diliyorum."
Kasapoğlu: "İzmir, mecliste daha fazla AK Partili milletvekili ile temsil edilmeli"
28 Nisan 2026 Salı - 11:26 Kasapoğlu: "İzmir, mecliste daha fazla AK Partili milletvekili ile temsil edilmeli" Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de AK Parti’nin daha güçlü temsil edilmesi için teşkilatlara "Daha fazla çalışma ve sahada aktif olma" çağrısında bulundu. Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu AK Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen ’İlçe Yönetim Kurulu üyeleri ve Mahalle Başkanları Toplantısı’nda bir konuşma yaptı. Aliağa, Bergama, Çiğli, Dikili, Foça, Kınık ve Menemen’den yoğun bir katılımla geçen toplantıda Dr. Kasapoğlu teşkilat ve önümüzdeki döneme dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve engin vizyonu ile ortak aklın, istişarenin, birlikte çalışmanın ve zaferin partisi olduğunun altını çizdi. "Dile kolay 25 yıla yakın bir mücadele" Kasapoğlu, "Yaklaşık çeyrek asırdır dünya siyasi literatüründe bir ilk olarak, bir demokrasi örneği olarak her defasında milletimizin teveccühüne mazhar olmuş bir harekettir. İşte bu hareketin bel kemiği, omurgası, olmazsa olmazı; teşkilatıdır. İşte o teşkilatlar, il teşkilatıyla, ilçeleriyle, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla ve ülkemizin her bir noktasına uzanan mahalleleriyle, mahalle başkanlarıyla bir örnektir, Çeyrek asır Dile kolay. Yirmi beş yıla yakın bir mücadele. Ve kurulduğu andan itibaren iktidarda bulunmuş, halkımızın iktidar görevini verdiği bir hareket. Her defasında sandık milletimizin önüne konduğunda o sandıktan lider çıkmak o sandığı AK Parti oylarıyla doldurmak işte bu teşkilatın bu aziz teşkilatın bu güzide kadronun zaferidir." dedi. "Demokrasinin namusu sandıktır" "Demokrasilerin namusu sandıktır" diyen Kasapoğlu, "Biz sandıkta biz AK Parti hareketi olarak AK Parti siyaseti olarak başkasına ait ne bir oya tenezzül ederiz ne de tek bir oyumuzu bir başkasının istismar etmesine müsaade ederiz. O yüzden değerli arkadaşlar, mahalle başkanları, ilçe yönetimleri bu teşkilatı bugüne kadar omuzlayıp bugünlere getiren bu güzide arkadaşlarımız inanıyorum ki bundan sonraki süreçte de yine tüm dünyanın siyasi literatürüne, demokrasi literatürüne uygun bir şekilde kendilerini güncelleyip daha aydınlık yarınlar için daha adil bir dünya için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeni zaferler için yola düşecekler" diye konuştu. "İzmir’de pilotumuz Bilal Başkanımız!" Kasapoğlu genel ve yerel seçimlerle ilgili yaptığı açıklamada ise şunları söyledi: "İzmir Türkiye’nin en güzel illerinden biri. Güzel İzmir. İzmir’e dair hayallerimiz var. Bu dava bayrağını İzmir’de daha yukarı doğru taşımamız gerekiyor. O yüzden daha çok çalışacağız. İzmir’deki pilotumuz Bilal Saygılı başkanımız, kendisi aynı zamanda ralli pilotudur da. Önümüzdeki süreçte hem yerel hem de genel seçimler, onun liderliğinde, ilçe başkanlarımızla, kadın kollarımızla ve tabii ki birbirinden değerli ve kıymetli çok büyük sorumluluk taşıyan mahalle başkanlarımızın sırtında yükselecek ve bu kutlu bayrağı İzmir’in en yüksek noktasına taşıyacağız. Ben buna inanıyorum. Bugün burada bulunan ilçe ve mahallelerde çok büyük hedeflerimiz var. İzmir’de 8 milletvekilimiz var. Açıkçası AK Parti’nin meclisimize İzmir’den daha fazla temsilci göndermesi lazım. İzmir parlamentoda daha fazla arkadaşımızla, daha güçlü şekilde temsil edilmeli. Bugüne kadar nasıl inanarak gayret göstererek ve bu ülkenin siyasi hayatına yeni kavramlar yeni metotlarla birlikte geldiysek bundan sonra da asla taviz vermeden, asla boşluk bırakmadan, bir anlık gaflete dahi düşmeden yine aynı şekilde çalışarak, inanarak ve bugünkü gibi bir ve beraber olarak devam edeceğiz. Tüm İzmir’de daha aktif olacağız, sahada daha güçlü olacağız, ev ev dolaşacağız, hane hane kapıları çalacağız, çarşıda olacağız, pazarda olacağız. Bu hareket bir taban siyaseti. Bir vizyon ortaya koyan, halktan kopmadan halkla birlikte aynı hissiyatı paylaşarak, empati kurarak ve asla bu yüce millete tepeden bakmadan 30 ilçede bu gücü, bu gönül birlikteliğini yansıtacağız."
Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Kilis’te Üniversitelilerle buluştu
28 Nisan 2026 Salı - 11:27 Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Kilis’te Üniversitelilerle buluştu Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde düzenlenen "Kariyer Yolu" etkinliğinde öğrencilerle bir araya gelerek iş hayatına dair tecrübelerini paylaştı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde gerçekleşen söyleşinin moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Seher Maşkaraoğlu yaptı. Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zekeriya Akman, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, "Tecrübe kolay kazanılmıyor. Bu nedenle üniversite olarak başarılı insanları öğrencilerimizle buluşturarak tecrübelerinden faydalanmayı önemsiyoruz. Bugün de Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu’nu aramızda görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Kendisine bizleri kırmayarak etkinliğimize katıldığı için teşekkür ediyoruz" dedi. Kilis’te doğan ve ilkokulu Kilis’te tamamlayan Mustafa Topçuoğlu, üniversiteli gençlerin büyük ilgi gösterdiği etkinlikteki konuşmasına, "Bizimki kişisel başarı hikayesi olmaktan çok bir ailenin başarı hikayesidir" diyerek başladı. Topçuoğlu ailesinin ticari hayatının temellerinin 1940’lı yıllarda dedesinin mütevazı bir başlangıcıyla atıldığını belirten Mustafa Topçuoğlu, "Bizim hikâyemiz 1940’lı yılların başında Kilis’te başladı. Dedem Mustafa Hilmi Topçuoğlu, 3 tonluk bir kamyonun bir tekerine ortak olarak işe başlamış. Daha sonra açtığı dükkanla ticarete atılmış. Ticaret hacmimiz genişleyince 1967 yılında Gaziantep’te kamyon ve traktör bayiliği ile yeni bir aşamaya geçtik" ifadelerini kullandı. "Risk almadan başarı gelmiyor" Ticarette önemli bir noktaya gelen Topçuoğlu ailesinin hedefinde hep sanayi yatırımının olduğunu hatırlatan Gülsan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Topçuoğlu, 1976 yılında sünger yatak üretimiyle sanayiye adım attıklarını, 1983’te ise çuval üretimine başladıklarını söyledi. 1983 Yılında üniversiteyi bitirdikten sonra ailenin çuval üretim tesisinde çalışma hayatına devam ettiğini belirten Topçuoğlu, Irak hükümetinin düzenlediği bir ihalenin ailenin ticari hayatında belirleyici bir rol üstlendiğini anlatarak, "90 çalışanla çuval üretimine başladık. Bir yıl sonra rahmetli Başbakan Turgut Özal ihracat seferberliği başlattı. Irak ile petrol karşılığı ihracat anlaşması yapıldı. Ben 24 yaşında Irak hükümetinin açtığı çuval ihalesine girmek için Basra’ya gittim. Daha doğrusu önce Ürdün’e, sonra taksi ile Basra’ya gittim. Geceyi askerî sığınakta geçirdim. İhaleye katılan tek kişi bendim. Çünkü savaş ortamında kimse ihaleye gelmemişti. Numunelerimiz de beğenildiği için ihale bizde kaldı. O gün orada o riskleri aldığımız için 1989’a kadar Irak’ın çuval ihtiyacını karşıladık" dedi. Gülsan’ın yatırımı halı sektörünü değiştirdi Aile birliği ve cesur yatırım kararlarının başarıda belirleyici olduğunu ifade eden Topçuoğlu, 1990’lı yıllarda polipropilen halı ipliği üretimine geçiş sürecini de anlattı. Gülsan Holding’in 1994 yılında yaptığı BCF halı ipliği yatırımının Gaziantep’in makine halısında dünyanın en büyük üretim merkezi olmasına öncülük ettiğini hatırlatan Topçuoğlu, "1990’lı yılların başıydı. Amcam rahmetli Naci Topçuoğlu Gaziantep Sanayi Odası’nın meclis başkanı idi. Gaziantep’ten bir grup makine imalatçısı, Sanayi Odası’nın organizasyonu ile İtalya’da bir fuara gidiyor. İtalya’ya giden amcam orada polipropülen (PP) halı ipliğini görüyor. Bu iplikle yapılan halıların Avrupa’da büyük rağbet gördüğünü, trend olduğunu görüyor. Gaziantep’e dönünce de halı sektörüne yönelik iplik yatırımı kararı alınıyor. Halı üreticilerinin olumsuz görüşlerine rağmen 1994 yılında BCF halı ipliği tesisi kuruluyor. O dönemde halıların geneli akrilik iplikle üretiliyor. Polipropülen akriliğe göre çok daha avantajlı. Leke tutmuyor, kolay temizleniyor, tüylenmiyor ve renk değiştirmiyor. Ancak bunlara rağmen halı sektörü yeniliklere karşı direnerek bu ipliği kullanmak istemiyor. Bunun üzerine biz bir halı tezgahını kiralayarak PP iplikle halı üretimi yapmak için kolları sıvadık. Tam 50 gün sonra büyük zorlukları aşarak istediğimiz kalitede halıyı ürettik. İnsanların karar vermesi için görmeleri dokunmaları gerekiyordu. Biz bunu yaptık. Halı imalatında PP ipliğin kullanılmaya başlanması ile sektörde yeni bir sayfa açıldı. Yatırım, üretim ve ihracat hızlı bir şekilde artmaya başladı. Gaziantep böylece makine halısı üretiminde dünyanın en önemli merkezi haline geldi" şeklinde konuştu. "Dünyadaki 10 büyük üreticiden biriyiz" Uluslararası fuarları ve sektörlerdeki yenilikleri yakından takip ettiklerini vurgulayan Mustafa Topçuoğlu, büyük ilgi gören söyleşide, "Araştırmayı hiçbir zaman bırakmadık. 1998 yılında yine bir fuarda bebek bezi üretimini gördük. O zaman bebek bezi kullanımı çok yeni idi. Sektörün önünün açık olduğunu keşfettik. Bebek bezinde ve hijenik pedlerde kullanılan kumaşları üretelim dedik. 2002 yılında bu ürünün üretimine başladık. Şu anda dünyadaki 10 büyük üreticiden biriyiz. Kaliteye ve insana yatırım yaptık. Doğru düzgün çalıştık. 20 kişi ile başladığımız bu yolda 2 bin 500 civarında çalışanla Türkiye’nin en büyük 130 firmasından birisi haline geldik" şeklinde konuştu. "Çalışacağınız şirketi iyi inceleyin" Üniversite öğrencilerine, çalışma hayatında başarıya giden yoldaki tecrübelerini aktaran Mustafa Topçuoğlu, "Başarıya giden yolda sabır, istikrar ve çalışkanlık çok önemlidir. Öncelikle çalışmak için başvurduğunuz firmayı iyi inceleyin, tanıyın. Şirket dinamik, yenilikçi ve istikrarlı şekilde büyüyen bir şirket mi? İhracatı var mı? Etik değerlere önem veriyor mu? Bu soruların cevabı ‘evet’ ise çalışmak için o şirketi tercih edin. Sık sık işyeri değiştirmeyin. Kısa sürede terfi beklemeyin. Tez canlı olmayın. Mesela bizde çalışmak için birisi başvuruyor. CV’sine bakıyoruz. 5 yıllık tecrübesi var, ama 4 işyeri değiştirmiş. Bu kişiden kesinlikle bize bir fayda gelmeyecektir. Sabır önemli. İstikrarlı olun. İşinizi sevin ve heyecanla çalışın. Parayı değil başarıyı hedefleyin. Başarı olursa para da gelecektir. Hayatta her zaman zorluklar, engeller olacaktır. Sorunsuz bir hayat yok. Siz sorunlara karşı mücadele edin, işinizi doğru ve kaliteli yapın. Ama en önemlisi de olayların detaylarına inerek fark oluşturun. Sadece verileni yapmayı değil, oraya ne katabilirsiniz bunu hedefleyin. İşiniz tutkunuz olsun. İşinizi sadece mesai saatlerinde yaşamayın. Bir ağabeyimiz, ‘Eğer işin ya muhtacı ya da aşığı değilseniz başarılı olamazsınız’ derdi. Çok doğru bir söz. Hayallerinizi yüksek tutun, asla vazgeçmeyin. Hepimizin ailemize, şehrimize ve ülkemize karşı sorumlulukları var. Onun için paylaşmayı bilmeliyiz. İmkanlarımız ölçüsünde sosyal sorumluluk projeleri ile yaşadığımız topluma katkı sağlamalıyız. Zor günlerde, zorda olan insanların yanında olun. Sivil toplum kurumlarında görev alın. Hayatın içinde olun. Kibir ve gururlanmak dünyanın en kötü davranışıdır. Mütevazı ve saygılı olun, karşınızdakine güven verin. Hiçbir zaman hayata olumsuz bakmayın. Olaylara pozitif bakın. Olumsuz düşünen kişilerle arkadaş olmayın. Yoksa sorunları çözemezsiniz. Türkiye kolay bir ülke değil. Kolay bir coğrafyada değiliz. Bunları bileceğiz ama hiçbir zaman umutsuz olmayacağız. Vatanı, evi olmayan insanlar var. Depremi hatırlarsınız. Hep yukarı bakarak mutsuz olmayın. Suriye ortada. Irak 1989 yılından beri huzur bulmadı. Bizim ülkemiz çok şükür güçlü. Bir duruşu var. Bu nedenle şanslıyız. Diploma tek başına yetmez. Heyecanınız, azminiz sizi bir yere taşır. Sadece teorik bilgi de başarıya götürmez. Yüzde 50 eğitimli, yüzde 50 de sokak çocuğu olmalısınız. Sokak çocuğu derken sokağın yani hayatın gerçeklerini bilmelisiniz. Mücadeleci olun. Kolay pes etmeyin ama olmayacak hayale kapılmayalım. Hırsınız, hiçbir zaman aklınızın önüne geçmesin. Günümüzde yabancı dil çok önemli. Mutlaka ve mutlaka İngilizce’yi çok iyi öğrenin. Artık imkanlar çok geniş. Yurt dışına gitmeden de yabancı dil öğrenebilirsiniz. Başarıda aile çok önemlidir. Aileye zaman ayırmak gerek. Biz yoğun iş hayatı dolayısıyla çocukların büyüdüğünü görmedik. Sağ olsun eşim bu konudaki yükü omuzladı. Ben bir yılda 180 gün şehir dışında kaldığım zamanlar oldu. Yakın zamana kadar günde ortalama 13-14 saat çalıştım. Bu arada eşinizi iyi seçin. Kültürümüze, ailenize uygun birini seçin. Evinizde mutlu iseniz hayatta da mutlu olursunuz. Ülkenin size ihtiyacı var. Sizler geleceğimizsiniz, sizlere güveniyoruz" diye konuştu. "Kariyer Yolu" isimli etkinliğin sonunda Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zekeriya Akman tarafından Mustafa Topçuoğlu’na teşekkür plaketi verildi.
Mersin’de ‘Çevresin’ uygulaması hizmete sunuldu
28 Nisan 2026 Salı - 11:25 Mersin’de ‘Çevresin’ uygulaması hizmete sunuldu Mersin Büyükşehir Belediyesinin geliştirdiği ‘Çevresin’ mobil uygulaması, vatandaşların çevresel sorunları anlık bildirmesine imkan sağlarken, iklim değişikliğine karşı farkındalığı artırmayı hedefliyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğinin etkilerine karşı kent genelinde farkındalık oluşturmak ve vatandaşların sürece aktif katılımını sağlamak amacıyla önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen, Avrupa Birliği projesi ‘İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı’ dahilinde, ‘İklim Değişikliğine Adaptasyon İçin Harekete Geç’ projesi kapsamında geliştirilen ‘Çevresin’ mobil uygulaması, vatandaşların kullanımına sunuldu. Her yaş grubuna hitap edecek şekilde tasarlanan ‘Çevresin’ mobil uygulaması, yalnızca bilgilendirme sunan bir platform olmanın ötesine geçerek, kullanıcıların aktif katılımını teşvik eden zengin içerikler de barındırıyor. Uygulama, her yaş grubuna hitap eden zengin bir içerik sunuyor Uygulama içerisinde animasyon filmleri ile eğitici anlatımlar, oyunlar ile öğrenmeyi destekleyen içerikler, anketler ile kullanıcı görüşlerinin alınması, acil durum rehberleri ile kriz anlarında yol gösterici bilgiler, hava durumu ve aşırı iklim olaylarına yönelik uyarılar yer alıyor. Mobil uygulama içerisinde yer alan ‘Yeşil Uyarı’ butonu, vatandaşların çevresel sorunları hızlı ve kolay şekilde bildirebilmesine imkan sağlıyor. Kullanıcılar aşırı sıcaklık, sel riski, su taşkınları, çevre kirliliği veya iklim kaynaklı diğer olumsuzluklara ilişkin gözlemlerini anlık olarak iletebilecek. Bu sayede yerel yönetimlerin hızlı aksiyon almasına katkı sağlanırken, şehir genelinde erken uyarı mekanizması da güçlendirilmiş olacak. "Bu uygulamayla vatandaşlarımız, çevresel kötü etkileri bize anında bildirebilecek" Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığında görev yapan çevre mühendisi Serel Aşçıoğlu, ‘Çevresin’ uygulaması sayesinde vatandaşların çevresinde gördükleri çevresel kötü etkileri anında bildirebileceklerini belirterek, "Vatandaşlarımız, yetki alanımız dahilinde olan çevresel felaketleri, iklim değişikliği alanında yaşadıkları sıkıntıları veya iyi uygulamaları bize bu yolla bildirebilecekler. Uygulamamız içerisinde bir yeşil uyarı butonumuz bulunuyor. Buraya tıklayarak ileti yazabiliyorlar. İleti yazarken de bulundukları konum, fotoğraf veya video da ekleyebiliyorlar" dedi. Uygulamada, özellikle çocuklar için birçok eğitici içerik bulunuyor Uygulamanın içerisinde eğitici birçok içeriğin olduğunu da anlatan Aşçıoğlu, "Her yaş grubuna yönelik eğitici bilgiler, iklim değişikliğine adaptasyon için yapılabilecekler, iklim değişikliği hakkında gündelik hayatta karşımıza çıkan kelimelerin içerikleri ve eğitici videolar bulunuyor. Çocuklar ekrana baktıklarında, faydalı ve yararlı bilgilere erişsinler istiyoruz. Bu maksatla uygulama içerisinde çocuklara yönelik bilgilendirici sorularımız ve anketlerimiz de bulunuyor" diye konuştu.
Van Gölü’nün sessiz kahramanları için yol temizliği
28 Nisan 2026 Salı - 11:25 Van Gölü’nün sessiz kahramanları için yol temizliği Van Gölü’nün endemik türü olan İnci Kefali’nin (Van Balığı), üreme dönemi öncesi gerçekleştireceği göç yolculuğu için dere yataklarında kapsamlı temizlik çalışmaları başlatıldı. Dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan ve her yıl akıntıya karşı zıplayarak verdiği mücadeleyle bilinen İnci Kefali için "büyük göçü" devam ediyor. Havaların ısınmasıyla birlikte gölün tuzlu ve sodalı sularından tatlı sulara göç etmeye başlayan milyonlarca balığın geçiş güzergahları, belediye ekipleri ve çevre gönüllüleri tarafından titizlikle temizleniyor. Balıkların 15 Nisan itibarı ile başlayan üreme yolculuğunda herhangi bir engelle karşılaşmaması için akarsu ağızlarındaki atıklar, plastik kirliliği ve doğal tıkanıklıklar gideriliyor. Özellikle şehir merkezinden Van Gölü’ne dökülen Akköprü Deresi gibi kritik noktalarda yoğunlaşan ekipler, balıkların oksijen seviyesi yüksek sulara güvenle ulaşmasını hedefliyor. "Van’da üreme göçüne başlayan İnci Kefali için dereler temizleniyor" Her yıl olduğu gibi bu yıl da İnci Kefali’nin üreme dönemini kapsayan 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında avlanması yasaklandı. Bu süreçte balıkların korunması amacıyla denetimler artırılırken, kaçak avcılıkla mücadele kapsamında jandarma ve ilgili ekipler sahada aktif görev yapıyor. Öte yandan, İnci Kefali’nin önemli göç güzergâhlarından biri olan Akköprü Deresi’nde de temizlik çalışmaları hız kazandı. Dere yatağında biriken atıklar, çamur ve su akışını engelleyen unsurlar ekipler tarafından temizlenerek balıkların geçişi kolaylaştırılıyor. "Van Gölü’ne dökülen irili ufaklı 111 adet dere var" Van Gölü’ne dökülen akarsuların temizliği büyük bir öneme haiz olduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü 3 bin 712 kilometrekare yüzey alanıyla beraber ülkemizin en büyük gölünü oluşturuyor. Göl kapalı bir göl. Dışarıya hiçbir su akıntısı yok. Bu nedenden dolayı Van Gölü’ne giren her bir damla kirlilik, her bir tane çöp yani pet şişesi, plastik atık, bunların hepsi adeta Van Gölü’nde hapsoluyor. Bu nedenden dolayı Van Gölü’ne dökülen akarsuların temizliği büyük bir öneme haiz. Bugün Van Gölü’ne dökülen irili ufaklı 111 adet dere var. Özellikle bu yıl yağışların bol olmasıyla beraber kuru olan dere yatakları tamamen suyla doldu. Bu sevindirici bir durum. Fakat buradaki birikmiş çöpler maalesef pet şişeler, atıklar hepsi Van Gölü’ne doğru harekete başladı" dedi. "Akarsular Van Gölü’nün adeta can damarlarıdır" Akarsular Van Gölü’nün adeta can damarı olduğunun altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Akarsular Van Gölü’nün adeta can damarlarıdır. Çünkü etraftaki besin maddelerini toplayarak Van Gölü’ne getirirler ve buradaki biyoçeşitliliğin sürmesini sağlarlar. Van Gölü’nün bu can damarlarından göle çöp atmasına izin vermememiz lazım. Şu anda Van merkezden geçerek göle dökülen bir akarsuyun kenarındayız. Sevindirici bir manzara var. Çünkü belediye ekipleri Van Gölü’ne dökülen derenin üzerindeki bütün kirliliklerini temizliyor. Yani bir tane ızgaranın önünde yüzlerce, binlerce çöp, aklımıza gelebilecek her şey var. Pet şişelerden, şırıngalara kadar, kutulara kadar her şey var. Bu yüzden belediye Çevre Koruma ve Kontrol Şubesi ekiplerine sonsuz teşekkür ediyoruz. Ümit ediyoruz ki derelerden Van Gölü’ne tek bir damla kirlilik, tek bir tane çöp karışmaz ve Van Gölü pırıl pırıl olur. Şayet Van Gölü’nü korumazsak göle akarsulardan giden kirlilik her geçen yıl artar ve adeta gölü çöplerle doldururuz" diye konuştu.
Toroslar’da Yörük göçü başladı: Sarıkeçililer yayla yolunda
28 Nisan 2026 Salı - 11:25 Toroslar’da Yörük göçü başladı: Sarıkeçililer yayla yolunda Bin yıllık Orta Asya geleneğini Anadolu’nun sarp coğrafyasında yaşatmayı sürdüren Sarıkeçili Yörükleri, baharın gelişiyle birlikte yayla göçüne başladı. Kışı, Mersin’in Aydıncık ve Bozyazı ilçelerindeki sahil kesimlerinde geçiren Yörük aileleri, develerine yükledikleri çadır ve yaşam malzemeleriyle Toroslar’ın serin yaylalarına doğru yola çıktı. Nesilden nesile aktarılan göçer kültürünü yaşatmaya çalışan Sarıkeçili aileler, haftalar süren zorlu yolculukta sürülerini önlerine katarak ilerliyor. Göç kervanları, doğayla iç içe sürdürülen hayatın önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor. "Aslımızı neslimizi kaybetmemek için yollardayız" Bölgede ’Kuş Ali’ lakabıyla tanınan Ali Uçar, atalarından miras kalan bu hayat biçimini sürdürmeye kararlı olduklarını belirterek, "Bu dağlar bizim evimiz. Doğma büyüme bu işin içindeyiz. Aslımızı, neslimizi kaybetmemek için bu hayatı sürdürüyoruz" dedi. "Zarar haramdır" Göç hayatının zorluklarına rağmen kimseye zarar vermemeyi ilke edindiklerini ifade eden Uçar, "Allah’ın kuluna zarar vermek haramdır, biz bundan sakınırız. Bu yolun yolcusuyuz" diye konuştu. Göç sürecinde ibadetlerini imkanlar ölçüsünde yerine getirdiklerini de dile getiren Uçar, samimiyet ve niyetin önemli olduğunu vurguladı. Müftülük ziyareti memnuniyetle karşılandı Öte yandan Anamur İlçe Müftülüğü ekipleri, göç güzergahında mola veren Sarıkeçili aileleri ziyaret etti. Obasında Anamur Diyanet Haber ve Diyanet TV temsilcisi Ahmet Tokdemir ile İlçe Gençlik Koordinatörü İbrahim Sağır’ı ağırlayan Uçar, atalarından miras kalan konargöçer kültürü yaşatmaya çalıştıklarını belirterek, "Bu dağlar bizim evimiz. Doğma büyüme bu işin içindeyiz. Aslımızı, neslimizi kaybetmemek için bu hayatı sürdürüyoruz. Devletimizin ve müftülüğümüzün buralara kadar gelip halimizi, hatrımızı sorması bize güç veriyor" ifadelerini kullandı. Ziyarette ailelerin ihtiyaç ve talepleri dinlenirken, çeşitli kitap ve dergiler de hediye edildi. Saha çalışması ve manevi hizmet incelemesi Anamur İlçe Müftülüğü koordinesinde, İlçe Gençlik Koordinatörü İbrahim Sağır rehberliğinde yürütülen saha çalışmasında, göçer ailelerin dini hizmetlere erişimi yerinde gözlemleniyor. Çalışma kapsamında elde edilecek verilerin, göçerlere yönelik planlanacak hizmetlere katkı sağlaması hedefleniyor. Yolculuk dron ile görüntülendi Deve sırtında sürdürülen göç yolculuğu dron ile de görüntülenirken, Toroslar’ın doğal dokusu içinde ilerleyen kervan ve keçi sürüleri görsel şölen oluşturdu. Daralan mera alanları ve değişen hayat şartlarına rağmen Sarıkeçili Yörükleri, konargöçer kültürünü yaşatmayı sürdürüyor. Bu kadim hayat tarzı, Anadolu’nun kültürel mirasının önemli unsurları arasında yer alıyor.