Yerel Haberler
YEREL HABERLER
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:47 Çorum’da yurtta yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükseldi Çorum’un Sungurlu ilçesinde KYK yurdunda akşam yemeği yedikten sonra zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükselirken, tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Çorum’un Sungurlu ilçesinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenciler dün akşam yemeğinden sonra kusma, ishal ve mide bulantısı şikayetleri yaşamaya başladı. Şikayetleri yaşayan öğrenciler, Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Konuyla ilgili Çorum Valiliği’nden yapılan açıklamada, hastaneye başvuran öğrenci sayısının 77’ye yükseldiği ve tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği, tedavileri süren öğrencilerin herhangi bir hayati riskinin bulunmadığı duyuruldu. Yurttan yemek ve su numunelerinin incelenmek üzere alındığının belirtildiği açıklamada, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "5 Mayıs’ta tarihinde, Çorum ili Sungurlu ilçesinde bulunan KYK yurdunda akşam yemeği tüketen öğrencilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu şikayetler üzerine öğrenciler, bugün saat 08.10’dan itibaren Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurmaya başlamışlardır. Bugün saat 17.30 itibarıyla toplam başvuru sayısı 77 olup, bu başvuruların tamamı ayaktan yapılmıştır. 35 öğrenci tedavilerinin ardından taburcu edilmiştir. Başvuran öğrencilerin genel sağlık durumları iyi olup herhangi bir hayati risk bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak Sungurlu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli incelemeler başlatılmış, su numuneleri alınmıştır. Ayrıca Sungurlu İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yemek numuneleri alınarak analiz edilmek üzere Çorum İl Gıda Kontrol laboratuvar Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Süreç ilgili kurumlarımız tarafından yakından takip edilmekte olup konuyla ilgili Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma ve Valiliğimizce idari soruşturma başlatılmıştır."
Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:35 Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Covid-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtlığına dikkat çekerek, "Aşılar sayesinde kontrol altına alınan hastalıklar yeniden kapımızı çalabilir. Aşı yaptırmamak sadece bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturur ve toplumsal bir sorumluluktur" dedi. Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, pandemi döneminde aşıların hayati rol oynadığını, ancak bu sürecin ardından toplumda ciddi bir ‘aşı yorgunluğu’ ve güvensizlik oluştuğunu belirterek, özellikle çocukluk çağı aşıları ve grip aşısı yaptırmada düşüş gözlemlendiğini ifade etti. Aşılamanın yalnızca bireyi değil, tüm toplumu koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, "Toplumda özellikle çocukluk çağı aşılanma oranı düştükçe kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, boğmaca ve grip gibi hastalıkların yeniden yayılması kaçınılmaz hale gelir. Covid-19 sürecinde bilgi kirliliği çok arttı. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, insanların aşıya olan güvenini sarstı. Oysa aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Bugün milyonlarca insanın hayatını kurtaran en etkili yöntemdir. Aşı yaptırmak yalnızca kendimizi değil, yaşlıları, çocukları ve bağışıklığı zayıf bireyleri de korumak anlamına gelir" ifadelerini kullandı. Aşısızlar için basit yaralanmalar bile tehlikeli olabilir Çocuk felcinin aşı ile önlenebileceğini aktaran Kılıç, aşı olmanın yalnızca pandemiler veya mevsimsel viral hastalıklar açısından değil, bireylerin hastalıkları daha hafif geçirmelerinde de önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Kılıç, "Örneğin tetanoz aşısı yaptırmamış bireylerde basit bir çivi ya da diken batması bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Keza çocuk felci de aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak aşı olunmadığında ömür boyu sürebilecek fiziksel engelliliklere neden olabilir. Hiçbir ailenin bilim dışı kararlarla çocuklarını ömür boyu sağlıksızlığa mahkûm etmemesi en büyük dileğimizdir. Ayrıca çocukluk çağında yapılan ve ‘rapel’ olarak adlandırılan hatırlatma dozları sayesinde bu hastalıklarla karşılaşıldığında aşısız bireyler hastalığı çok daha ağır geçirirken, aşılı bireyler hastalığı daha hafif ve komplikasyonsuz atlatmaktadır" açıklamasında bulundu. Uzayan ömür ile erişkin aşıları önemli Kılıç, gittikçe artan yaş ortalaması ile erişkin aşılamalarının da çok önemli olduğunun altını çizerek, "Kronik hastalıkların, diyabet, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıkları, kanser ve kanser tedavisi, romatolojik hastalıklar gibi risk grubu hastalıkların artması, erişkin aşılamada hastanın özelinde çok önem kazanmıştı. Mevsimsel salgınlar ve hastanın riskine göre İnfluenza A, pnömokok aşıları, RSV, zona aşısı gibi aşıların hekim kontrolünde yaptırılması bireyleri pek çok ciddi hastalık ve komplikasyondan koruyacaktır" diye konuştu. Toplumsal bağışıklık kaybedilirse sonuçları ağır olur Aşıların her zaman hastalığı yüzde 100 engellemeyeceğini ancak ağır seyri büyük ölçüde önlediğini vurgulayan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: "Grip, Covid-19 ve benzeri solunum yolu hastalıklarında aşılı bireyler hastalığı çok daha hafif geçirir. Hastaneye yatış ve ölüm oranları belirgin şekilde azalır. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir farktır. Aşılar, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltır ve salgın dönemlerinde hastanelerin kapasitesini korumada kritik rol oynar. Pandemide öğrendiklerimizi unutmamalıyız. Toplumsal bağışıklık dediğimiz kavram ancak yeterli aşılanma ile mümkündür. Eğer bu koruyucu kalkanı zayıflatırsak, geçmişte kontrol altına aldığımız hastalıklarla yeniden mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Aşı tereddüdünün devam etmesi halinde sadece yeni salgınların değil, unutulmuş hastalıkların geri dönüşü de kaçınılmaz olur. Bu nedenle aşı yaptırmak, ertelenmemesi gereken hayati bir adımdır." Aşı ihmali bulaşıcı hastalıkları geri getirir Haftanın önemine dikkat çeken Kılıç, ailelere uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Ülkemizde 1980-2000 yılları arasında uygulanan aşı programları sayesinde pek çok bulaşıcı hastalık neredeyse sıfır seviyesine indirilmiştir. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve küresel dolaşımın hızlanmasıyla birlikte uzun süredir görülmeyen birçok bulaşıcı hastalık ne yazık ki yeniden gündeme gelmiştir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağı aşıları, bireysel sağlığın korunmasında her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve uluslararası aşılama kuralları giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok ülke turist, öğrenci veya farklı amaçlarla ülkeye giriş yapacak bireylerden aşı kartı ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin belgeler talep etmektedir. Özellikle aşısız öğrenciler, önümüzdeki dönemde eğitim ve seyahat süreçlerinde daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu nedenle aşı ihmalinden kesinlikle kaçınılmalıdır."
Talas, uluslararası projelerle dünyaya açılıyor
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:32 Talas, uluslararası projelerle dünyaya açılıyor Talas Belediyesi; eğitimden kültüre uzanan vizyoner yaklaşımıyla uluslararası iş birliklerine ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Avrupa Birliği destekli Erasmus projesi kapsamında, yeşil enerji, kültürel gelişim ve dil alanlarında yürütülen çalışmalar çerçevesinde Çekya Cumhuriyeti’nden gelen öğrenci ve öğretmenler Talas’ta ağırlandı. Somuncu Baba Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen program kapsamında, 24 kişilik öğretmen ve öğrenci grubu ile Proje Koordinatörü Bekir Aydemir, Talas Belediyesini ziyaret etti. Ziyarette proje süreci değerlendirilirken, Talas’ın kültürel ve tarihi zenginlikleri hakkında da bilgi paylaşıldı. Gençlerin Talas’a olan ilgisi ise dikkat çekti. Daha önce Talas’ın tarihi ve turistik değerlerini internet üzerinden inceleyen öğrenciler, bu zenginliği yerinde görmek istediklerini ifade etti. Özellikle Osmanlı döneminden izler taşıyan sokaklar, kültürel miras alanları ve doğal güzellikler misafirlerin beğenisini kazandı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, ziyarete ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi; "Eğitimi yalnızca akademik başarıyla sınırlamayan, kültürle, çevre bilinciyle ve değerlerle bütünleştiren bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Erasmus projeleri sayesinde farklı ülkelerden gençleri Talas’ımızda ağırlamak, hem kültürler arası etkileşimi artırıyor hem de şehrimizin sahip olduğu tarihi ve kültürel zenginliği dünyaya tanıtma imkânı sunuyor. Gençlerimizin Talas’ı görmeyi özellikle tercih etmesi bizler için ayrıca gurur verici." Başkan Yalçın, sözlerinin devamında bu tür uluslararası projelere her zaman destek vermeye devam edeceklerini belirterek, "Talas’ımızı dünyaya açan, gençlerimizin ufkunu genişleten her projeyi önemsiyoruz. Nazik ziyaretlerinden dolayı misafirlerimize teşekkür ediyor, Talas’ımıza hoş geldiniz diyorum" dedi. Ziyaretin sonunda Başkan Yalçın tarafından misafir öğrencilere, Talas’ın tarihi ve turistik değerlerini tanıtan çeşitli hediyeler takdim edildi. Talas Belediyesi, bu tür uluslararası buluşmalarla hem şehrin tanıtımına katkı sunmayı hem de genç nesiller arasında güçlü bağlar kurmayı hedefliyor.
Van Gölü havzasının zarif misafirleri: Allı turnalar Erçek Gölü’ne gelmeye başladı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:32 Van Gölü havzasının zarif misafirleri: Allı turnalar Erçek Gölü’ne gelmeye başladı Van Gölü havzası, baharın gelişiyle birlikte bir kez daha doğanın en zarif konuklarını ağırlamaya başladı. Halk arasında "allı turna" olarak bilinen bir grup flamingo, Erçek Gölü’ne gelmeye başladı. Doğunun saklı cenneti Erçek Gölü, bu yıl da gökyüzüne pembe dokunuşlar katan zarif misafirleri olan flamingoları ağırlamaya devam ediyor. Göçmen kuşların Kuzey Afrika’dan İran’a uzanan yolculuğunda en önemli konaklama merkezlerinden Van Gölü havzası, sulak alanlarıyla çok sayıda türden binlerce kuşu bünyesinde barındırıyor. Van’ın doğusunda yer alan, eşsiz doğal güzelliği ve biyolojik çeşitliliğiyle dikkat çeken Erçek Gölü, her yıl olduğu gibi bu yıl da flamingoların göç yolculuğunda uğrak noktası oldu. Pembe tüyleri, uzun zarif boyunları ve estetik duruşlarıyla doğa tutkunlarının gözdesi olan flamingolar, ilkbaharın gelişiyle birlikte gölde renkli ve huzur dolu bir tablo oluşturdu. Allı turnalar, yalnızca görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda göl ekosisteminin sağlıklı işlediğinin de bir göstergesi. Zengin plankton ve omurgasız canlı popülasyonu sayesinde besin bulmakta zorlanmayan bu narin kuşlar, gölde konaklayarak enerji topluyor ve göç yollarına devam ediyor. Ancak bu zarif misafirlerin huzur içinde varlıklarını sürdürebilmesi için doğal yaşam alanlarının korunması büyük önem taşıyor. Erçek Gölü çevresinde yapılacak her türlü yapılaşma, kirlilik ve insan kaynaklı müdahale, yalnızca flamingoları değil, gölde yaşayan pek çok canlıyı tehdit ediyor. Bu nedenle hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin doğaya saygılı, bilinçli bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. Van Gölü havzası Türkiye’nin beşte bir sulak alanlarını oluşturduğu için sulak alan yönünde çok zengin olduğunu ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, merkez olarak Van Gölü havzasındaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgilenip çözüm yolları üreterek ekolojik denge için yaban hayat için çalışan kurumlarla beraber doğal hayatın devam etmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi. Van Gölü havzasının sulak alan yönünden zengin olması ve tarım baskısı, sanayi baskısı olmaması nedeniyle bu sulak alanlarda habitat da tabiatın rahimi olan sulak alanlarda üretkenliğinin arttığını ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Son iki senedir baharda gelen yağmurlar sulak alanların canlanmasına, bitkilerin, böceklerin, ekolojik dengenin tekrar yeşermesine neden oldu. Buna bağlı olarak da sulak alanlarımızdaki hem hayvansal, hem karasal hem de sucul türler arttı. Bayrak tür olarak gelen meteoroloji uzmanı da olan allı turnalar yine yerlerini aldı. İklime göre baharın soğuk olmasına bağlı olarak biraz popülasyonun az olması son günlerde artık kafileler halinde Van Gölü havzasındaki sulak alanlarda görünmeye başladı. Vatandaşlarımızın en çok bildiği Erçek Gölü Karagündüz Mahallesi mevkiinde artık görülebilecek kadar görsel sunacak kadar allı turna geldi. Sulak alanların her tarafında gıda bulabildikleri için allı turnalar Van Gölü havzasının etrafında, Van Gölü’nü çepeçevre sardığımız zaman sulak alanlarda allı turnaları görebiliriz" dedi.
Yerelden kalkınma hamlesi: Mersin’de turizm eğitimi başladı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:29 Yerelden kalkınma hamlesi: Mersin’de turizm eğitimi başladı Mersin Büyükşehir Belediyesi, kentin turizm potansiyelini artırmak ve yerel halkın turizm faaliyetlerine katılımını sağlamak amacıyla kırsal mahallelerde eğitim programı düzenledi. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen eğitimler Hamzabeyli, Uzuncaburç, Melemez ve Çömelek mahallelerinde yapıldı. Program kapsamında; kırsal turizm farkındalığı, yerel ürünlerin turizme kazandırılması, ziyaretçi memnuniyeti, konaklama hizmetleri, hijyen, pazarlama teknikleri ve sürdürülebilir turizm gibi birçok konuda teorik ve uygulamalı bilgiler verildi. Eğitimler, turizm uzmanı Erdal Çeri tarafından gerçekleştirildi. Turizm Tanıtım Şube Müdürü Eylem Eren, Örnek Köy ve Arkeoköy projeleri kapsamında yürütülen çalışmalarla bölge halkında turizm bilinci oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, "Amacımız, turizm hareketliliğine doğrudan ya da dolaylı katılım sağlayacak vatandaşlarımızın bu sürece bilinçli şekilde dahil olması" dedi. Turizm uzmanı Erdal Çeri ise Mersin’in güçlü bir turizm altyapısına sahip olduğunu ifade ederek, doğru planlama ile kentin kısa sürede turistlerin uğrak noktalarından biri haline gelebileceğini söyledi. Uzuncaburç Mahalle Muhtarı Haluk Ünal, bölgenin tarihi zenginliğine dikkat çekerek, "Burası adeta tarihin cenneti" derken, Çömelekliler Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Muhsin Yılmaz da Jeoköy projesinin Türkiye’de örnek bir model olacağını vurguladı. Eğitimlere katılan vatandaşlar ise verilen desteklerden memnun olduklarını belirterek, hem üretim hem de turizm açısından önemli kazanımlar elde ettiklerini ifade etti. Büyükşehir Belediyesinin kırsal kalkınma ve turizm odaklı çalışmalarının süreceği bildirildi.
Elazığ’da immün yetmezliğine dikkat çekildi
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:29 Elazığ’da immün yetmezliğine dikkat çekildi Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte immün yetmezliğine dikkat çekildi. 22-29 Nisan İmmün Yetmezlik Farkındalık Haftası dolayısıyla Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte Fırat Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kılıç, immün hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Kılıç, bu haftanın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bağışıklık sistemi hastalıklarına dikkat çekmek amacıyla değerlendirildiğini, immün yetmezliklerin, bağışıklık sisteminin görevini yeterince yerine getirememesi sonucu ortaya çıkan hastalıklar olduğunu, bağışıklık sisteminin vücudu mikroplara ve zararlı maddelere karşı koruyan temel mekanizma olduğunu söyledi. Sistemde yer alan unsurlardan bir ya da birkaçının eksikliğinin bu hastalıklara yol açtığını vurguladı. Hastalığın görülme sıklığının gelişmiş ülkelerde 100 binde bir ile 10 binde bir arasında değiştiğini belirten Kılıç, Türkiye’de kesin veriler olmamakla birlikte özellikle akraba evliliklerinin yaygın olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde daha sık görüldüğünün tahmin edildiğini dile getirdi. İmmün yetmezliklerin büyük bölümünün genetik geçişli olduğunu ve belirtilerin çoğunlukla yaşamın ilk aylarında ortaya çıktığını kaydetti. Sık ve uzun süren enfeksiyonların en önemli belirtiler arasında yer aldığını aktaran Prof. Dr. Mehmet Kılıç, bu durumun zaman zaman hastaneye yatış gerektirebildiğini, erken tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığını, sağlık çalışanları arasında farkındalığın artırılması gerektiğini, aksi halde tanıda gecikmeler yaşanabileceğini sözlerine ekledi.