Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Annenin mutluluk gözyaşları
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:43 Annenin mutluluk gözyaşları Bursa’da düzenlenen engelli aracı dağıtım töreninde duygu dolu anlar yaşandı. Akülü araçlarına kavuşan engelli bireylerin mutluluğu törene damga vururken, özellikle 22 yaşındaki Aleyna Hacıoğlu’nun "Artık annemden bağımsız gezeceğim" sözleri ve annesi Zeliha Hacıoğlu’nun gözyaşları yürekleri ısıttı. Türkiye Bulanıklılar Eğitim Kültür Sevgi ve Yardımlaşma Derneği (TÜMBULSEVDER) ve Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan polis memuru Mustafa Şahin’in destekleriyle gerçekleştirilen programda 80 engelli aracı ihtiyaç sahiplerine teslim edildi. Doğuştan engelli olan 22 yaşındaki Aleyna Hacıoğlu, akülü sandalyesine kavuşmanın sevincini "Şu anda çok mutluyum. Özgürlüğüme kavuşacağım. Annemden bağımsız gezeceğim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tekerlekli sandalyem vardı. Ama manuel olduğu için annem çıkarmak zorunda kalıyordu, bu da zorluk oluyordu. Genç kızım, tabiri caizse tek başıma da dolaşmak istiyorum. Şu an bunun karşılığını aldım çok şükür" dedi. Kızının sevincine gözyaşlarıyla ortak olan anne Zeliha Hacıoğlu ise duygusal anlar yaşadı. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan anne Hacıoğlu, "Kızım 22 yaşında. Haliyle büyüdükçe hayatımız daha da zorlaşıyor. Bir akülüye ihtiyacımız vardı. Sağ olsunlar bunu bize temin ettiler. Artık benimle gezmek istemiyor, ‘Ben sensiz özgür bir şekilde gezmek istiyorum’ diyor. Parkta, sokakta her yere özgürce gideceğim diyor artık. Ben o mutlu olunca ben çok daha fazla mutlu oluyorum. Eminim bütün anneler aynı duyguyu yaşıyordur" ifadelerini kullandı. Törende duygulandıran bir başka hikaye ise Hasan Çelik’in oldu. Yaklaşık 40 yıldır geçirdiği trafik kazası sonucu yürümek için mücadele ettiğini belirten Çelik, akülü aracıyla artık kimseye ihtiyaç duymadan camiye ve hastaneye gidebileceğini söyleyerek, "Çok zor durumdaydım. Allah razı olsun. İnşallah bununla işimi görürüm. Camiye de giderim, hastaneye de gidebilirim artık. Tek başıma gidebilirim" dedi. TÜMBULSEVDER Genel Başkanı Selahattin Turan, bugüne kadar 1046 engelli aracı dağıttıklarını belirterek, "Bugün de 40 akülü, 40 manuel olmak üzere toplam 80 engelsiz engelli kardeşimizin yüreğine dokunmaya çalıştık. Hepimiz bir engelli adayıyız düşüncesiyle durmadan, yorulmadan engelli yürekleri sevindirmeye devam ediyoruz. ’İnsanlara faydalı olmayanı, ölülerden say gitsin’ anlayışıyla hareket ediyoruz" diye konuştu. Yardımseverliğiyle tanınan polis memuru Mustafa Şahin ise, "Bugün 80 engelli kardeşimizin yüzünü güldürmek için Bursa’ya geldik. Kardeşlerimizin mutluluğuna şahit olduk" dedi.
Ukraynalı yoga eğitmeni Lena, Müslüman olup Meryem ismini aldı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:44 Ukraynalı yoga eğitmeni Lena, Müslüman olup Meryem ismini aldı Antalya İl Müftülüğü’ne başvuran Ukrayna uyruklu Lena Komanenkova, Müslüman olarak Meryem ismini aldı. İslamiyet’e ilgisinin oğlunun bebek arabasından düşmesinin ardından camiye girip dua etmesiyle daha da arttığını anlatan Komanenkova, "O olaydan sonra sadece camiye girmek istedim. Camiye girip İslamiyet’i tanımak istedim, içime öyle doğdu. Normalde yoga eğitmeniyim ama Müslüman olduktan sonra yogaya ihtiyaç duymuyorum, Rabbimin ibadeti bana yetiyor. Online eğitimle kadınlara jimnastik dersi veriyorum" dedi. Ukrayna’da yaşayan Lena Komanenkova, Antalya’ya yaptığı ziyaretler sırasında İslamiyet’e ilgi duymaya başladı. Oğlu Emir’in 1 yaşındayken bebek arabasından düşmesinin ardından camiye girip dua eden Komanenkova, bu olaydan sonra İslamiyet’i daha yakından tanımak istedi. Türkiye’de edindiği arkadaşlarının da desteğiyle Müslüman olmaya karar veren Komanenkova, Antalya İl Müftülüğü’ne başvurdu. Komanenkova için Şehzade Korkut Camii’nde KİM Vakfı üyeleri ve ailesinin katılımıyla ihtida merasimi düzenlendi. Merasimde Antalya İl Müftü Vekili Talat Özmet, Komanenkova’ya İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarına dair temel bilgiler verdi. Ardından Kelime-i Şehadet getiren Komanenkova, Müslüman olarak "Meryem" ismini aldı. "İnşallah bu dinle şereflenirim diye kalbimden geçirdim" 42 yaşındaki Lena Meryem Komanenkova, İslamiyet’e yöneliş sürecinin oğlunun yaşadığı bir olaydan sonra başladığını ifade etti. Oğlu Emir’in 2 buçuk yaşında olduğunu belirten Komanenkova, "Oğlum Emir 1 yaşındayken bebek arabasından düştü. O olaydan sonra sadece camiye girmek istedim. Camiye girip İslamiyet’i tanımak istedim, içime öyle doğdu" diye konuştu. Daha önce de İslamiyet’e ilgi duyduğunu anlatan Komanenkova, Antalya’da tanıştığı Betül isimli arkadaşının bu süreçte kendisine destek olduğunu söyledi. Komanenkova, "Yaklaşık 1 yıl önce Betül adlı arkadaşımla Antalya’da tanıştım. Bana, ’Sana nasıl yardımcı olabilirim?’ dedi. Ardından bu serüven başladı. Camiye geldim ve Allah’a dua ettim, ’İnşallah bu dinle şereflenirim’ diye kalbimden geçirdim" ifadelerini kullandı. "Meryem ismini imam verdi" Arkadaşı Betül’ün kendisini imamla tanıştırdığını belirten Komanenkova, "Betül kardeşim beni imamla tanıştırdı. İmam da bana Meryem ismini verdi. Ondan sonra İslamiyet’e daha fazla ilgi duymaya başladım" dedi. Annesinin Müslüman olmadığını ancak kendisine saygı duyduğunu dile getiren Komanenkova, "Annem Müslüman olmadığı halde bana saygı duyuyor, beni destekliyor ve benimle her seferinde camiye geliyor. Şimdi İslamiyet hakkında daha fazla bilgiye sahibim. Artık daha kolay anlayabiliyorum elhamdülillah" diye konuştu. "Artık kendimi daha iyi ve daha sakin hissediyorum" Ukrayna’dan Türkiye’ye geldiği dönemlerde bazı zorluklar yaşadığını anlatan Komanenkova, "Ukrayna’dan Türkiye’ye gelince zorluklar çekiyordum. Ukrayna’da yaşamak zor geldi. O zaman Müslüman olmaya karar verdim. Artık kendimi daha iyi ve daha sakin hissediyorum. Önce hissettim, sonra gördüm. Şu an Ukrayna’da yaşıyorum. İnşallah önümüzdeki zamanlarda Rabbim Türkiye’de yaşamayı nasip eder. Türkiye’de yaşamayı çok istiyorum. 2024 yılında Emir 7 aylıkken ilk kez Türkiye’ye geldik. Oğlum olmadan önce de ona Emir adını vermek, İslamiyet’i bilmek istedim. O yüzden Emir ismini koydum. Sonradan Allah bana Müslüman olmayı nasip etti. Emir ismini ve Türkiye’yi çok seviyorum" dedi. "Rabbimin ibadeti bana yetiyor" Online eğitimle kadınlara jimnastik dersi verdiğini söyleyen Komanenkova, Müslüman olduktan sonra hayatında manevi açıdan büyük bir değişim yaşadığını ifade etti. Komanenkova, "Müslüman olduktan sonra yogaya ihtiyaç duymuyorum, Rabbimin ibadeti bana yetiyor. Online eğitimle kadınlara jimnastik dersi veriyorum" diye konuştu. Merasimin sonunda İl Müftü Vekili Talat Özmet, Meryem ismini alan Komanenkova’yı tebrik etti. Özmet, Komanenkova’ya ihtida belgesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından Ukraynaca mealli Kur’an-ı Kerim hediye etti.
Christ Inao Oulai: "Futbolcu olmasaydım matematikçi olurdum"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:44 Christ Inao Oulai: "Futbolcu olmasaydım matematikçi olurdum" Trabzonspor’un genç futbolcusu Christ Inao Oulai, kulüp dergisine yaptığı açıklamada, “Futbolcu olmasaydım matematikçi olurdum” dedi. Oulai, bordo-mavili formayla UEFA Şampiyonlar Ligi’ni ve ülkesiyle FIFA Dünya Kupası’nı kazanmayı hedeflediğini söyledi. Trabzonspor’da Christ Inao Oulai, Trabzonspor Dergisi’nin 239. sayısına verdiği röportajda kariyeri, hedefleri ve kulüpteki yolculuğuna dair özel açıklamalarda bulundu. Trabzonspor’a transfer oluş sürecini anlatarak sözlerine başlayan Oulai, "Trabzonspor projesi benim için çok değerli bir projeydi. Çünkü benim gibi birçok genç oyuncuya sahiptiler. Gençlere güveniyorlardı. Direkt olarak bu fikir hoşuma gitti" ifadelerini kullandı. Milli takım hocasının kendisi için kullandığı "Başkalarından önce oyunu gören teknik bir orta saha oyuncusu" sözlerine ilişkin, "Gerçekten çok mutlu oldum, çünkü gerçekten iyi bir teknik direktör. Aramızda baba-oğul, abi-kardeş gibi bir ilişki var. Böyle düşünmesi beni çok mutlu ediyor" diye konuştu. Etrafına sürekli neşeli olmasıyla ilgili ise Oulai, "Tüm Fildişililer böyledir. Her zaman ortama enerji getiririz. Fildişi’nde bu tarz şeyler çok sık görülür. Bu neşeli ruh hali beni Trabzon’da da takip etti" dedi. Oulai’nin röportajından kesitler şu şekilde: Trabzon bir futbol şehri. Buradaki taraftar sevgisi senin futbolunu nasıl etkiliyor? "Evet bu çok etkili oluyor. Çünkü onları statta görme fikri bile beni motive ediyor. Çok mutluyum çünkü bize güç veriyor, tezahürat ediyorlar ve bunu seviyorum. Arkamızdaki bu itici enerjiyi gerçekten çok seviyorum." Fildişi Sahili’nden Fransa’ya oradan Trabzon’a... Alışmakta zorlandın mı? "Evet, başlangıçta zordu. Çünkü ülkemde hava bu kadar soğuk değildi. İklim çok iyidir ve bu benim açımdan çok ideal. Buraya geldim hava biraz soğuk. Yemeklerde farklı ama sorun değil. Uyum sağlamayı başardım." Süper Lig, fiziksel temasın ve ikili mücadelelerin çok yoğun olduğu bir lig. Zorlanıyor musun? "Fiziksel teması seviyorum. Agresifliği seviyorum, bu lig bana uygun. İyi geliyor bunun üstesinden geliyorum." İşlerin bazen ters gittiği dönemde kendini nasıl motive ediyorsun? "Önce eve giderim. Yemek yerim ve babamı ararım. O beni teselli eder ve sonra geçer gider. Sonra sonraki maça odaklanırım. Ben ağlayan biri değilim." Kendi futbol stilini, oyun görüşünü nasıl tanımlarsın? "Ben mücadele eden teknik bir oyuncuyum. Temaslı oynamayı severim. Sahada zaman zaman birazda şakacıyımdır." Afrika Uluslar Kupası’nda ’maçın oyuncusu’ ödülünü aldığında neler hissettin? O dönemi bize anlatır mısın? "İki yıl önce sadece bir taraftardım, mahallede evimdeydim. Sonra kendimi Afrika Uluslar Kupası’nda oynarken buldum. Ardından maçın oyuncusu seçildim ve gerçekten büyük bir gurur yaşadım. Onu doğrudan anneme ve bana inanan herkese adadım" "Futbolcu olmasaydım matematikçi olurdum" "Bu sık sık hesap yapmama neden oluyor. Mesafeyi hesaplıyorum. Topu nasıl aldım, nasıl vereceğim... Tüm bunlara matematik yardımcı oluyor. Gençler okula gidin. Okul önemli." En büyük hayaliyle ilgili ise "Futboldaki en büyük hayalim Şampiyonlar Lig’ini kazanmak ve ülkeme bir Dünya Kupası getirmek" dedi. En çok kullandığı Türkçe kelimeyle ilgili ise şunu söyledi: "Gel oğlum. Bu benim favori kelimem." Tarihin en iyi 11’ine Fatih Tekke’yi teknik direktör yazdı Geçmişten günümüze en iyi 11’ini de paylaşan Oulai; Neuer, Marcelo, Thiago Silva, Sergio Ramos, Carvajal, Busquets, Pedri, Vitinha, Neymar, Messi ve Cristiano Ronaldo’yu sıraladı. Teknik direktör tercihi ise Trabzonspor’un hocası Fatih Tekke oldu.
Baba-oğul açılışta gözyaşlarını tutamadı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:44 Baba-oğul açılışta gözyaşlarını tutamadı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde açılışı yapılan eczane töreni duygusal anlara sahne oldu. Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu’nun oğlu Eczacı Alp Öküzcüoğlu tarafından açılan eczanenin açılışında baba ve oğul gözyaşlarına hakim olamazken, mesleği eczacılık olan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu da genç eczacıya işini sevmesi ve siyasete girmemesi konusunda tavsiyelerde bulundu. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde genç eczacı Alp Öküzcüoğlu tarafından açılan eczanenin açılışında baba-oğulun gözyaşları duygusal anlara sahne oldu. Alaşehir Yenice Mahallesi Cumhuriyet Caddesi üzerinde hizmete giren eczanenin açılış törenine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, çevre ilçe belediye başkanları, Eczacı Yıldız Türker, aile yakınları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta dualar edilerek davetlilere ikramlarda bulunuldu. "Siyasete girmeyin işinizi sevin" Törende konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, eczacılığın insan sağlığı açısından önemli ve saygın bir meslek olduğuna dikkat çekerek, "Eczacılık çok güzel ve keyifli bir meslek. Türkiye’de birçok meslek zor dönemlerden geçse de eczacılık mesleği ayakta kalmayı sürdürüyor. Genç meslektaşımıza bol kazançlar diliyorum. Babanız gibi, Besim amcanız gibi siyasete girmeyin, işinizi sevin. Bana bazen soruyorlar ’en çok neyi özlüyorsun’ diye, ’Ben en çok eczaneyi özlüyorum’ eczanemi çok seviyordum." dedi. Gözyaşlarına hakim olamadı Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu ise oğluyla gurur duyduğunu ifade ederek, "Allah’ım bana iki oğlan ver bir araba bir de işim olsun diyordum. Tek hedefim vatana ve millete hayırlı evlatlar yetiştirmekti. Oğlumun kendi emeğiyle bu noktaya gelmesi beni çok mutlu ediyor. Allah herkesi evlatlarından güldürsün. Siyaset bir araçtır ama oğluma tavsiyem işine odaklanmasıdır. Helalinden kazan, hileye harama bulaşma. Sen hep sevdim, hep de seveceğim" diye konuşarak gözyaşlarına hakim olamadı. Alaşehir’de 58 yıldır eczacılık mesleğini sürdürdüğünü belirten Alp Öküzcüoğlu’nun Anneannesi Eczacı Yıldız Türker de mesleği torunu Alp Öküzcüoğlu’na devretmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek, "Ailemizin sekizinci eczacısı oldu. Yıllarca verdiğimiz sağlık hizmetini artık torunum sürdürecek. Bugün benim en mutlu günüm" ifadelerini kullandı. Genç eczacı Alp Öküzcüoğlu ise açılışa katılan herkese teşekkür ederek, kendisine verilen desteklerden dolayı ailesine minnettar olduğunu dile getirdi. Konuşmaların ardından yapılan dualarla birlikte kurdele kesilerek eczane hizmete açıldı. Beyaz önlüğü giyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu eczanenin ilk satışını da yaparak hayırlı kazançlar diledi.
Arslan, "Düzce depreme karşı güçlü"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:41 Arslan, "Düzce depreme karşı güçlü" DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan, Düzce’nin kat sınırlaması, hasarlı binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanıklı binaların oluşturulması noktasında depreme karşı oldukça güçlü olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve örnek bilim toplum buluşmalarına dönüşen Bilim Kafe etkinliğinde, deprem bilinci konusu ele alınarak toplumsal farkındalık oluşturuldu. Mahpeyker Sultan Kız Öğrenci Yurdu’nda düzenlenen Bilim Kafe’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğretim Gör. Duygu Özdemir Cömert, Bilim Kafe etkinlikleriyle bilimin sadece akademik alanlarda değil, hayatın tam merkezinde, toplumla iç içe bir şekilde konuşulmasını amaçladıklarını ifade ederek "Çünkü biliyoruz ki bilim, ancak paylaşıldıkça güçlenir; bilgi, ancak topluma ulaştıkça gerçek değerini bulur" şeklinde konuştu. Depremi yalnızca afet anında değil, öncesiyle, hazırlığıyla ve bilinç düzeyiyle ele almanın büyük önem taşıdığını belirten Cömert, güvenli şehirler inşa etmenin sağlam yarınlara ulaşmada en temel adımlarından biri olduğuna dikkat çekti. Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan, "Güvenli Şehirler, Sağlam Yarınlar: Deprem Bilinci" adlı sunumuna, depremin ülkemizin bir gerçeği olduğunu hatırlatarak başladı. Ülkemizin yüzde 90’ının deprem tehlikesi altında olduğunu ve ülkemizde 4-7 arasında deprem üreten fayların bulunduğunu belirten Arslan, Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak her yıl 12 Kasım’da çalıştaylar düzenlediklerini ve halkın deprem bilincini artıracak çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi. Deprem etkilerini minimuma indirmenin yolunun, depreme dayanıklı yapı tasarımına uygun binalar yapmaktan geçtiğinin altını çizen Prof. Dr. Arslan, depremin bir doğa olayı olduğunu, can ve mal kaybına sebep olduğunda afete dönüştüğüne işaret etti. Deprem olmadan önce yaşadığımız binanın depreme dayanaklı olup olmadığının araştırılması gerektiğini dile getiren Arslan, Düzce’nin kat sınırlaması, hasarlı binaların güçlendirilmesi ve depreme dayanıklı binaların oluşturulması noktasında depreme karşı oldukça güçlü olduğunu vurguladı. Yönetmeliğe uygun ve denetimden geçen binaların yıkılmasının oldukça zor olduğunu ifade eden Arslan, temel ilkelerini yapının toptan göçmemesi ve insanı öldürmemesi şeklinde açıkladı. İyi zemine çok katlı, kötü zemine az katlı bina yapılmasının öneme değinen Arslan, katılımcıların sorularını yanıtlayarak sözlerini sonlandırdı. Bilim Kafe, Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert tarafından Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Emin Arslan’a teşekkür belgesi takdim edilmesi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Kuraklıkta ortaya çıkmıştı, yağışlarla yeniden kayboldu
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:41 Kuraklıkta ortaya çıkmıştı, yağışlarla yeniden kayboldu Yozgat’ta bulunan Gelingüllü Barajı’nda geçtiğimiz yıl ve kış aylarında yaşanan kuraklıkla birlikte su seviyesinin düşmesi sonucu gün yüzüne çıkan eski köy yerleşkesi, bu yıl etkili olan kar yağışı ve ardından gelen yağmurla yeniden sular altında kaldı. İki farklı döneme ait görüntüler dron kamerasıyla kaydedilerek barajdaki değişim gözler önüne serildi. Şubat ayında çekilen görüntülerde, uzun süredir etkisini sürdüren kuraklık nedeniyle baraj sularının çekilmesiyle birlikte eski yerleşim alanı net şekilde ortaya çıkmıştı. Görüntülerde eski ilkokul, belediye binası, ev kalıntıları, cami ve mezarlık alanlarının gün yüzüne çıktığı görülmüştü. Su seviyesinin ciddi oranda düşmesiyle birlikte köyün yapı izleri dikkat çekmişti. Bu yıl ise kış mevsiminde etkili olan yoğun kar yağışı, ardından karların erimesi ve bahar yağmurlarıyla birlikte barajdaki su seviyesi yeniden yükseldi. Aynı bölgede yapılan son çekimlerde, daha önce ortaya çıkan eski köy yerleşkesinin tamamen sular altında kaldığı gözlemlendi. Böylece barajda kısa süre içinde yaşanan değişim, doğa şartlarının etkisini bir kez daha ortaya koydu. Kanak Çayı üzerinde sulama amacıyla 1986-1994 yılları arasında inşa edilen Gelingüllü Barajı, bölge tarımı açısından önemli bir kaynak olmayı sürdürürken, su seviyesindeki değişimlerle zaman zaman geçmişin izlerini de gün yüzüne çıkarıyor.
Öztürk "Yapay zeka her meslekte yeni bir dönem başlatıyor"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:43 Öztürk "Yapay zeka her meslekte yeni bir dönem başlatıyor" Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, TÜBİTAK Bilim Söyleşileri kapsamında Düzce Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi’nde öğrencilerle bir araya gelerek "Enerji Teknolojileri ve Yapay Zeka Uygulamaları" konusundaki bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Düzce Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi Koordinatörü Melek Kurt’un açılış konuşmasıyla başlayan programda, Türkiye’nin enerji vizyonuna dair stratejik değerlendirmelerde bulunan Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, ülkemizin kurulu elektrik gücünün son yıllardaki yatırımlarla birlikte on binlerce megavatlık devasa bir kapasiteye ulaştığını vurguladı. Elektrik enerjisinin üretiminden tüketimine kadar olan sürecin hassas bir denge üzerine kurulu olduğunu ifade eden Öztürk şunları kaydetti; "Elektrik enerjisi, doğası gereği üretildiği an tüketilmesi gereken bir kaynaktır. Ülkemizin tüm enerji şebekesini birbirine bağlayan Enterkonnekte Sistem, bu dengenin korunması için milisaniyelik bir hassasiyetle çalışmaktadır. Tüketilen enerji ile üretilen enerjinin her an birbirine eşit olması gerekir; aksi takdirde frekans sapmaları yaşanabilir ve bu durum ulusal şebeke güvenliğini tehlikeye sokabilir. Bu karmaşık sürecin yönetimi, modern enerji stratejilerimizin temelini oluşturmaktadır." Enerjinin depolanması konusuna da değinen Öztürk; pompalı hidrolik sistemler, ısı depolama ve yeni nesil batarya teknolojilerinin şebeke kararlılığını sağlamak adına en önemli teknolojik yatırımlar olduğunu belirtti. Yapay zekanın enerji tüketimi ve çevresel etkileri Söyleşinin ikinci bölümünde yapay zekanın ekolojik maliyetlerine odaklanan Prof. Dr. Ali Öztürk, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği enerji ihtiyacına dikkat çekti. Dünyadaki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 3’ünün yapay zeka operasyonları ve veri merkezleri tarafından harcandığını ifade eden Öztürk, bu ihtiyacın büyük oranda karbon yoğunluklu kaynaklardan karşılanmasının çevre kirliliği üzerindeki etkilerini analiz etti. Yapay zekanın gelişim süreci için yıllarca süren veri depolama çalışmalarının önemine değinen Öztürk; ChatGPT, Copilot ve Duolingo gibi uygulamaların arkasında yatan bu büyük enerji yükünün, geleceğin mühendisleri tarafından optimize edilmesi gereken bir alan olduğunu ifade etti. "Yeni bir dönem başlatıyor" Gelecekteki teknolojik gelişmelerin insan hayatı üzerindeki etkilerinden de bahseden Prof. Dr. Ali Öztürk, yapay zekanın sadece teknik alanlarda değil, her meslek dalında çalışma prensiplerini kökten değiştirdiğini söyledi. Elektriğin insan hayatına girişinden bugüne yaşanan tarihsel süreci özetleyen Öztürk, yapay zekanın da benzer bir devrimsel etki yarattığını ve bu dönüşümün enerji sistemlerinden siber güvenliğe kadar her alanı kapsadığını vurguladı. Program, öğrencilerin sorularının cevaplanması ve Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk’e teşekkür belgesi takdiminin ardından sona erdi.