Yerel Haberler
YEREL HABERLER
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:55 6 ayda fazla kilolarından kurtularak hem bedenini hem de ruhunu iyileştirdi Fazla kiloları sebebiyle obezite merkezine başvuran Hüseyin Berk Uzun, 24 buçuk kilo vererek hem bedenini hem de ruhunu iyileştirdi. Türkiye’de en önemli sağlık problemlerinden biri olarak görülen obezite, insan hayatını olumsuz etkiliyor. Günlük yaşamda hareket kısıtlılıkları, düzensiz uyku, çabuk yorulma gibi etkileri de beraberinde getiren obezite, psikolojik olarak da stres bozukluğu, özgüven kaybı gibi sonuçları beraberinde getiriyor. Uzmanlar, obezitenin çevresel, genetik ve psikolojik bir durum olduğunu anlatıyor. Bu kapsamda obezite merkezlerinde ise başvuranlar, hem diyetisyen hem de psikolog eşliğinde fazla kilolarından sağlıklı bir şekilde kurtulabiliyor. Son birkaç yıldır kilo aldığını ve aldığı kiloların günlük yaşamını etkilediğini anlatan 34 yaşındaki Hüseyin Berk Uzun, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Uzun, "Çevremdeki insanların da tavsiyesiyle endokrin bölümüne başvurdum. Endokrin bölümü de obezite merkezimize yönlendirdi beni. Burada hemşire hanım, diyetisyen, fizyoterapist ile beraber son 6 aydır diyet uyguluyorum" ifadelerini kullandı. 6 ayda büyük bir değişim yaşadığını dile getiren Uzun, "6 ayda 133,5 kilodan 109 kilo düşerek yaklaşık 24 buçuk kilo verdim. Son 6 ayda böyle bir değişim, bu şekilde kilo verdiğim için, obezite merkezi tarafından, beni yönlendirdiği için bu konuda çalışmalarından memnunum" şeklinde konuştu. Düzensiz beslenmeden dolayı kilo aldığını aktaran Uzun, diyetisyenlerin verdiği programla öncelikle beslenme düzenini oluşturduğunu ifade etti. "Hem diyetisyen hem de psikologla beraber, obezite merkezinde daha kapsamlı bir şekilde destek alabildim" Kilo aldıktan sonra psikolojisinin de olumsuz etkilendiğini belirten Uzun, "Burada sadece beslenme uzmanından değil, aynı zamanda psikolog hanımdan da destek aldım. Bu beslenme, kilo verme konusunda o da beni motive etti. Bu şekilde hem beslenme hem de psikologla beraber, obezite merkezinde daha kapsamlı bir şekilde destek alabildiğim için, daha kolay kilo verdim" açıklamasında bulundu. "Modum, enerjim düşük oluyordu" Uzun, fazla kiloların günlük yaşamını da kötü yönde etkilediğini söyleyerek, "Uyku düzenim daha bozuktu. Sabahları daha yorgun kalkıyordum. Gün içerisinde biraz daha modum, enerjim düşük oluyordu. Bunun dışında daha hareketli aktiviteler beni daha çok yoruyordu" dedi. "90’a inebilirsem benim için çok büyük bir başarı olur" İdeal kilosuna ulaşabilmek için daha da sağlıklı besleneceğini vurgulayan Uzun, "İlk etapta şu an 109 kiloyum. 100’ün altına inmeye çalışıyorum. Ondan sonra artık ideal kilom 90 kilo olur. 90’a inebilirsem benim için çok büyük bir başarı olur" ifadelerine yer verdi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji cerrahı Prof. Dr. Muhammed Kadri Çolakoğlu ise, hastanın düzensiz kilo ve egzersiz alışkanlıklarını değiştirdiklerini anlatarak, "24 kilo verebilmesine vesile olduk. Şu an vücut kitle indeksi 34’e kadar düştü. 100 kilo civarlarında, hala tedavimiz devam ediyor" diye konuştu. "Çünkü obezite sadece kendisi değil, beraberinde taşıdığı hastalıklarla da ciddi bir risk faktörü" Türkiye nüfusunun yüzde 50’den fazlasının kilo problemi olduğunu belirten Çolakoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Bu artık ciddi bir problem. Çünkü obezite sadece kendisi değil, beraberinde taşıdığı, eklediği hastalıklarla da, tansiyonlar olsun, şeker olsun, eklem rahatsızlıkları olsun, ciddi bir risk faktörü. Fazla kiloya sahip olan hastalar kendilerini ifade etmekte ya da kendilerini açığa çıkartmakta biraz zorlanıyorlar. Yani ben artık bundan kurtulmak istiyorum demekle bir tık problem yaşıyorlar. Bu onları baskılayıcı ve tedavilerde engelleyici bir sebep oluyor. Ama ne zaman ki buraya geldiklerinde ve tedaviye başladıklarında ve kilo vermeye başladıkları gördüklerinde bunu üzerlerinden çok rahat bir şekilde atabiliyorlar." "Obezite psikolojik de bir durum, çevresel de bir durum, genetik de bir durum" Obezitenin psikolojik bir durum olduğuna değinen Çolakoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Bunu sadece yemek fazlalığı ya da hasta fazla yemek yiyor ya da az hareket ediyor diye söylemek, aslında bilimsel çerçeveye bir hakaret oluyor. Obezite esasen bir psikolojik de bir durum, çevresel de bir durum, genetik de bir durum. Ailesinde genetik faktörleri fazla olan, obeziteye yatkın olan hastalarda obezite fazla olabiliyor. Çevresel etkiler vardır. Ailenizde fazla yemekle haşır neşir olan ya da sürekli paket gıdalarla beslenen insanlar olduğunda, siz de olur olmadık onlardan etkilenip bunlarla beraber yemek yiyorsunuz. Özellikle stres bozuklukları, depresyon, bunlar obeziteye sebep olduğu gibi obezite de bunlara sebep oluyor. Yani karmal bir ilişki var içerisinde."
Pazarlar’da maarif sofrası bereketi
03 Mart 2026 Salı - 12:13 Pazarlar’da maarif sofrası bereketi Kütanya’nın Pazarlar İlçesinde eğitim faaliyeti gösteren Pazarlar Spor Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Ramazan Ayı Etkinlikleri" ve "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" vizyonu kapsamında örnek bir projeye imza attı. "İftarda Konuşalım" başlığıyla düzenlenen programda, "Karma Sofra" modeliyle devletin tecrübesi ve gençliğin enerjisi aynı sofrada buluştu. İftar vaktinin gelmesiyle birlikte İlçe Müftüsü Faruk Kartal, Ramazan’ın birleştirici gücü üzerine yaptığı sohbetin ardından iftar duasını yaptırdı. İmam Hatip Muhammed Ayyıldız’ın huşu içinde okuduğu akşam ezanıyla birlikte, protokol üyeleri ve öğrenciler aynı sofrada dualarla oruçlarını açtı. Gecenin moderatörlüğünü de üstlenen Pazarlar Spor Lisesi Müdürü Muammer Gökalp, açılış konuşmasında okulun akademik ve sportif yükselişine dair stratejik bir ufuk çizdi. Gökalp, "Son bir yılda hem akademik hem de sportif alanda yakaladığımız ivmeyi, önümüzdeki yıl Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ruhuna uygun, yenilikçi projelerle taçlandıracağız. Sadece sporcu değil, karakteriyle ve başarılarıyla örnek gösterilen ‘rol model’ bireyler yetiştiren bir okul olma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz," dedi. Pazarlar İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Çalışkan, Maarif Modeli’nin önemine değinerek, "Yeni modelimizle sadece zihni değil, kalbi de besleyen bir nesil hedefliyoruz; sizler bu medeniyetin yarınları, eğitim ordumuzun en dinamik neferlerisiniz" ifadelerini kullandı. İlçe Jandarma Komutanı İsmail Yalçın ise sporcu gençlere, "Sahadaki disiplininiz vatan sevgisinin, karakteriniz ise bayrak aşkının bir tezahürüdür; disiplinden taviz vermeyen bir sporcu, vatanına en büyük hizmeti yapan bireydir" diye konuştu. Pazarlar Belediye Başkanı Bilal Demirci, şehir kültürü ve dayanışmanın önemini anlattığı konuşmasında sporculara müjdeler verdi. Başkan Demirci, "Madalya ve şampiyonlukların son bir yılda arttığını görüyoruz ve daha da artacağına inanıyoruz. Şehrimizin ve Kütahya’nın gururu olmaya devam edin; bizim desteğimiz sürekli sizin yanınızda," diyerek; Floor Curling Karma takımında Kütahya birincisi olan Sude Naz Yüksel ve Behlül Çağlar ile Taekwondo branşında Kütahya şampiyonu olan Arda Yıldırım ve Beyzanur Sütçü’ye "Başarı Bursu" belgelerini takdim etti. Pazarlar Kaymakamı Alper Açıkgöz ise, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu üzerine yaptığı konuşmada, "Türkiye Yüzyılı, hayallerini devletiyle omuz omuza gerçekleştiren gençlerin omuzlarında yükselecektir. Sizler bu ülkenin sadece sporcuları değil, vizyoner lider adaylarısınız," dedi. Kaymakam Açıkgöz, konuşmasının ardından Kütahya birincilikleriyle ilçeyi gururlandıran Sude Naz Yüksel, Behlül Çağlar, Arda Yıldırım ve Beyzanur Sütçü’ye özel hediyelerini takdim ederek başarılarını kutladı Geleceğin şampiyonlarının mülki ve yerel idarenin temsilcileriyle aynı sofrada buluştuğu bu müstesna gece, çekilen hatıra fotoğraflarıyla yarınlara bir "erdem nişanesi" olarak kaydedildi. İftar programına Pazarlar Kaymakamı Alper Açıkgöz, Belediye Başkanı Bilal Demirci, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdullah Çalışkan, İlçe Müftüsü Faruk Kartal, İlçe Jandarma Komutanı İsmail Yalçın okul yönetimi, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Uzmanlardan ekran bağımlılığında yapay zeka uyarısı
03 Mart 2026 Salı - 12:14 Uzmanlardan ekran bağımlılığında yapay zeka uyarısı Bartın Üniversitesinin (BARÜ) bilim kafe çalışmaları kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Bartın Sağlık Müdürlüğünden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Berat Merih Yetim, ekran bağımlılığı ile yapay zekâ tabanlı uygulamaların çocuk ve ergenler üzzerindeki etkilerini anlatarak uyarılarda bulundu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) 1-7 Mart Yeşilay Haftası doğrultusunda "Bağımlılıkla Mücadele ve Ekran Bağımlılığı" başlıklı bilim kafe etkinliği düzenlendi. BARÜ Bağımlılıkla Mücadele Ofisi, Genç Yeşilay ve Kutlubey Gençlik Ofisi iş birliğinde hazırlanan programda bağımlılıkla mücadelede kurumsal iş birliğinin önemi, ekran bağımlılığının birey ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri uzmanlar tarafından ele alındı. Programın açılış konuşmasını yapan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Ünlü düşünür İbni Haldun ‘İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.’ der. O alışkanlıklarınız yeter ki bağımlılıklara dönüşmesin. Çünkü alışkanlıkla bağımlılık arasında çok ince bir çizgi vardır. Görüyoruz ki dünya ekran bağımlılığıyla karşı karşıya, yaş fark etmeksizin her kuşaktan bireyin elinde artık telefon bulunuyor. Hatta ebeveynlerin çocuklarına karşı olan sorumluluklarından bir kaçış yolu olarak görebiliyoruz. Günün yorgunluğunu atma zamanı geldiğinde bile uyumadan önce bu bağımlılığımızı devam ettiriyoruz. Ekranı kontrollü kullanmayı dijital dünyaya bağımlı olmadan öğrenmeliyiz" dedi. Ardından geçilen programın moderatörlüğünü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Özge Özgür yaparken, Bartın Sağlık Müdürlüğünden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzman Doktor Berat Merih Yetim ile Bartın Yeşilay Danışmanlık Merkezinden (YEDAM) Psikologu Ekin Çil Çelebi konuşmacı olarak yer aldı. Yapay zeka uyarısı Bağımlılığın psikososyal bir süreç olduğuna dikkat çeken Uzman Doktor Yetim, "Çocuk ve ergenlerde artan ekran süresi uyku düzeni, dikkat ve akademik başarı üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Ekranın aşırı kullanımı bağımlılıkla eş değer değildir. Bağımlılık; alışkanlığı, yoksunluğu, bırakamamayı ve çevrim içi olarak çok vakit geçirmeyi kapsar. Ekran bağımlılığı ve yapay zekâ etkileşimi ise kullanıma bağlı olarak değişmektedir. Yapay zekâ üretkenliği artırsa bile teknoloji stresi ve duygu bozukluklarıyla ilişkili olabiliyor. Yapay zekâ tabanlı uygulamalar gençlerde sosyal kıyaslama ve beden imajı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Ayrıca eğitim hayatında dikkat ve motivasyonu da azaltabiliyor." diye konuştu. Bağımlılıkla mücadele Yeşilay’ın bağımlığa yönelik çalışmalarını aktaran Psikolog Çil Çelebi ise, "YEDAM Yeşilay danışmanlık merkezidir. YEDAM 12 yaş üstü bağımlı bireylere, bağımlılık riski taşıyanlara ve ailelere hizmet verir. Bazı durumlarda bağımlı bireyler bağımlılıklarını kabul etmeyebilir veya destek almak istemeyebilir bu gibi durumlarda aile ile sürece başlayarak çeşitli hizmetler sunuyoruz. Hizmetlerimiz ücretsiz olup görüşmelerimizi de gizlilik çerçevesinde yürütüyoruz. Tütün, alkol, kumar, madde ve internet bağımlılıklarında psiko-sosyal tedavi hizmeti veriyoruz. Aynı zamanda atölye etkinlikleri ile danışanlarımızın becerilerini geliştirip toplumla sosyal uyumlarını sağlayarak onları üreten konuma getirmeyi hedefliyoruz." diye bilgilendirmelerde bulundu. Öğrenciler tarafından ilgiyle takip edilen program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Müslüm Gürses ölümünün 13. yılında Adana’da çalıştığı kahvehanede anıldı
03 Mart 2026 Salı - 12:15 Müslüm Gürses ölümünün 13. yılında Adana’da çalıştığı kahvehanede anıldı Arabesk müziğin unutulmaz isimlerinden Müslüm Gürses, ölümünün 13. yılında Adana’da büyüdüğü mahallede çalıştığı kahvehanede anıldı. Ünlü sanatçı Müslüm Gürses, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatının ardından akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırılmış, uzun süren tedavisinin ardından 3 Mart 2013’te 60 yaşında hayatını kaybetmişti. Sanatçı Gürses, Adana’nın merkez Seyhan ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde bulunan ve gençlik yıllarında çalıştığı kahvehanede bir araya gelen mahalle sakinleri tarafından anıldı. Vatandaşlar, Müslüm Gürses’in anısını yaşatmak için bir süre sohbet edip dua okudu. Öte yandan geçtiğimiz yıl hatırasını yaşatmak amacıyla mahallede duvara çizilen sanatçının portresinin ziyaretçilerce ilgi gördüğü öğrenildi. "Müslüm Gürses ile gurur duyuyoruz" Sanatçıyla gurur duyduklarını anlatan mahalle sakinlerinden Cemal Kavuk, "Müslüm iyi bir çocuktu, babası yanımızda çalışırdı, çay ocağında çaycılık yapardı. Müslüm Gürses’in kendisi de kahvehane de çalışmıştı. Burada yetişti, burada büyüdü. Rahmetli annemden yemek alırdı, sonra Allah ’Yürü ya kulum’ dedi ve gitti. Müslüm Gürses küçükken de şarkı, türkü söylerdi ama babasının sesi daha iyiydi. İyi bir çocuktu, çoğu defa görüştük, Allah rahmet eylesin. Gurur duyuyoruz. Mahallemize Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur’un fotoğraflarını yaptık ancak ailesinden bir tanesi bile gelip teşekkür etmedi, Allah razı olsun demedi" dedi. Salih Sevilgen ise Müslüm Gürses’i sevgi ve saygıyla andığını söyledi. Ali Tunç da (91), "Müslüm Gürses’in de, Ferdi Tayfur’un da mekanları cennet olsun. İkisi de benden 15 yaş küçük, benimle hiç gezmediler ama çok muhterem insanlardı. Babaları benim arkadaşımdı. Bugün ölüm yıl dönümü ve bugün hep ona dua edeceğim" diye konuştu. Gürses’in vefatının üzerinden geçen yıllara rağmen hayranları tarafından unutulmadığı belirtildi.
OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor
03 Mart 2026 Salı - 12:15 OEDAŞ muhtemel afetlere eğitim ve teknolojiyle hazırlanıyor Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, başta deprem olmak üzere tüm afetlere karşı hazırlıklı olmak için hem çalışanlarına eğitim veriyor hem de teknolojiden yararlanıyor. 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla açıklama yapan OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek" dedi. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren ve hizmet bölgesindeki tüm şehirlerde deprem riski bulunan Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), afetlere yönelik çok yönlü bir hazırlık süreci yürütüyor. OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, eğitimden Ar-Ge ve teknoloji geliştirmeye uzanan çalışmaları hakkında bilgi verdi. "2025 yılında binlerce saat eğitim verdik" Başta deprem olmak üzere tüm afet senaryolarına karşı operasyonel müdahale kapasitelerini ve kurumsal dayanıklılıklarını artırdıklarını söyleyen Yalçın, "OEDAŞ olarak, hizmet verdiğimiz beş ilin deprem gerçeğini iş süreçlerimizin merkezine alıyor, bu kapsamda deprem, yangın, orman yangınları, ilk yardım gibi hayati konularda kapsamlı eğitimler düzenleyip saha tatbikatları gerçekleştiriyoruz. 2025 yılında çalışan başına 16 saatlik temel iş sağlığı güvenliği eğitimlerimizin yanında bin 89 çalışanımıza toplam 4 bin 356 saat genel ilk yardım eğitimi, 559 saha çalışanımıza ise işe özgü 559 saat teknik ilk yardım eğitimi verdik. Böylece yıl genelinde toplam 4 bin 915 saatlik bir eğitim süresine ulaştık. Ayrıca tüm çalışanlarımızın katılımıyla farklı lokasyonlarda 40 adet acil durum, deprem, yangın tatbikatlarımızı başarıyla tamamladık. Mevzuat gereği çalışanların yüzde 10’unun ilk yardımcı sertifikasına sahip olması yeterliyken 2025 yılında 247 çalışanımıza daha sertifikalı eğitim aldırarak sektör ortalamasının ve yasal sınırın oldukça üzerinde yer aldık. Bu tabloyu, önümüzdeki dönemlerde de korumayı ve geliştirmeyi hedefliyoruz" dedi. "29 kişilik arama kurtarma ekibimiz AFAD sertifikalı" AFAD’a akreditasyon süreçlerinin devam ettiğini belirten Yalçın, "Halihazırda devletimizin ilgili birimleriyle tam koordinasyon içinde hareket etme kabiliyetine sahibiz. Geçtiğimiz yıl 29 gönüllü çalışanımızdan oluşan arama kurtarma ekibimiz, AFAD’ın eğitimlerini başarıyla tamamlayarak sertifika aldı" açıklamasında bulundu. "Afet dayanıklılığımızı artırmak için teknolojiden yararlanıyoruz" Yalçın, afetlere yönelik Ar-Ge ve teknoloji projelerini ise şu sözlerle anlattı: "Ar-Ge departmanımız tarafından geliştirilen ve EPDK’dan onay alan ‘Deprem ve Doğal Afet Projesi’ ile elektrik dağıtım şebekesinin muhtemel bir deprem durumuna karşı hazırlığının ve ihtiyaçlarının belirlenmesini, deprem anı ve sonraki süreçte yapılacak operasyonel faaliyetler ile bu sürece katkı sağlayacak bilgi akışının oluşturulmasını hedefliyoruz. Öte yandan geçtiğimiz Ocak ayında Türkiye’de ve dünyada bir ilke imza atarak bir köydeki tüm abonelerin sayaçlarını uydu üzerinden okumaya başladığımızı kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu projemizin ilerleyen fazlarında uydu üzerinden arıza tespiti de yapacağız. Bu sayede muhtemel bir afette, GSM şebekesinden bağımsız olarak arıza olan noktaları tespit edebileceğiz. Bunların yanında iki konteynerden oluşan Mobil Yedekleme Merkezimiz sayesinde afet anlarında dahi kritik verilere erişim sağlayarak operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürebilecek teknolojiye sahibiz. Hedefimiz, muhtemel afet durumlarında önce can güvenliğini sağlamak, hemen ardından da enerjinin en kısa sürede, güvenli bir şekilde yeniden verilebilmesi için görevimizi en etkin biçimde yerine getirmek."
Yeni kanunla trafikte hem ceza hem sorumluluk büyüyor
03 Mart 2026 Salı - 12:11 Yeni kanunla trafikte hem ceza hem sorumluluk büyüyor Avukat Zeynep Sevim, Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile hem cezai hem de hukuki sorumlulukların büyüdüğünü söyleyerek, "Son yapılan düzenleme yüksek caydırıcılık esasına dayanıyor" dedi. Yapılan değişiklik ile sadece para cezalarının artmadığını ve yaptırımların ciddi şekilde genişlediğini söyleyen Avukat Sevim, "27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, trafik cezaları konusunda son yılların en sert düzenlemelerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Bu değişiklik yalnızca idari para cezalarını artırmamış; aynı zamanda sürücü belgelerinin geri alınması, iptali ve araçların trafikten men edilmesi gibi yaptırımları da ciddi biçimde genişletmiştir. Ayrıca birçok ihlalde, para cezası tamamen ödenmeden ehliyetin iade edilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Öncelikle, hız ihlallerindeki cezalar önemli ölçüde artırılmıştır. Yerleşim yeri içinde hız sınırını saatte 66 kilometre ve üzerinde aşan sürücünün ehliyetine 90 gün el konulacak, para cezaları 30 bin liraya kadar çıkabilecektir. Bir yıl içinde beşinci kez ehliyeti geri alınan sürücüler için psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi şartı getirilmiştir. Plaka ihlallerine yönelik yaptırımlar da oldukça ağırlaşmıştır. Plakayı okunamaz hale getirenlere 140 bin TL para cezası, tekrarında ise 280 bin TL para cezası ve araç için 60 gün trafikten men yaptırımı uygulanacaktır. Plakasız araç kullananlara 46 bin TL para cezası ve 30 gün ehliyete el konulması da söz konusudur. Takograf ve hız sınırlayıcı cihazlara müdahale edenlere ise 185 bin TL’ye kadar para cezası verileceği yeni düzenlemelerde yerini almıştır. Ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan sürücülere 150 bin TL para cezası verilecek ve ehliyetleri iptal edilecektir. Test yaptırmayanlara da aynı miktarda ceza uygulanacak ve ehliyetleri 5 yıl süreyle geri alınacaktır. Kırmızı ışık ihlallerinde ise kademeli artış öngörülmüş olup altıncı ihlalde 80 bin TL para cezası ve ehliyet iptali düzenlenmiştir. ’Dur’ ihtarına uymayanlara ise 200 bin TL para cezası ile 60 gün ehliyete el koyma yaptırımı getirilmiştir. Ehliyetsiz araç kullanma 40 bin TL, ehliyeti geri alındığı halde araç kullanma ise 200 bin TL para cezası ile karşılık bulmakla araç sahibine de ayrıca ceza uygulanacağı yönünde düzenlemeler de dikkat çekmektedir" dedi. Sevim, ihlallerin artık daha ağır sonuçlar doğuracağını belirterek, "Genel olarak son yapılan düzenleme, yüksek caydırıcılık esasına dayanmaktadır. Ancak uygulamada ölçümlerin hukuka uygunluğu ve savunma hakkı her konuda olduğu gibi bu konuda da önem taşımaktadır. İdari para cezalarına karşı bilindiği üzere itiraz yolu açıktır. Trafik ihlalleri artık çok daha ağır hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğundan trafik kurallarına uygun ve bilinçli sürüş her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
Talas’ın genç yetenekleri milli takım yolunda
03 Mart 2026 Salı - 12:11 Talas’ın genç yetenekleri milli takım yolunda Talas Belediyespor altyapısında yetişen üç genç futbolcu, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından düzenlenen U-14 Milli Takım Bölge Oyuncu Seçmeleri’nin ilk etabını başarıyla geçerek ikinci etap için davet aldı. Necati Yılmaz, Gürkan As ve Mehmet Uras Öztürk, 9-10 Mart tarihlerinde Adana’da gerçekleştirilecek 2. etap seçmelerinde milli forma için ter dökecek. Sarı-lacivertli formalarıyla Talas Belediyespor armasını gururla taşıyan genç sporcular, disiplinli çalışmaları ve sahadaki performanslarıyla dikkat çekti. Altyapıya verdiği önemle bilinen Talas Belediyesinin spor yatırımları bir kez daha meyvesini verirken, ilçenin genç yetenekleri milli takım kapısını araladı. "Gençlerimizle gurur duyuyoruz" Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da yaptığı paylaşımda genç futbolcuları tebrik ederek şu ifadeleri kullandı: "U-14 Milli Takım Bölge Oyuncu seçmeleri ilk etabında başarılı olan futbolcularımız Necati Yılmaz, Gürkan As ve Mehmet Uras Öztürk, 9-10 Mart tarihlerinde Adana’da düzenlenecek olan 2. etap seçmelerine davet edildiler. Oyuncularımızı tebrik eder, başarılarının devamını dileriz." Başkan Yalçın’ın gençlere verdiği destek ve sporun her branşına yönelik yatırımlar, Talas’ta geleceğin sporcularının yetişmesine katkı sunmaya devam ediyor. Sahada gösterdikleri azim ve kararlılıkla ikinci etapta da başarı hedefleyen üç genç futbolcu, hem ailelerinin hem de Talas’ın umudu oldu. Talas’ta sporun bir yaşam kültürü haline geldiğini vurgulayan bu başarı, altyapıya yapılan yatırımların ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Şimdi gözler Adana’da oynanacak ikinci etapta; hedef ise ay-yıldızlı formayı giymek.
"ABD İsrail İran savaşı uçurumun kenarında olan bir süreçte"
03 Mart 2026 Salı - 12:03 "ABD İsrail İran savaşı uçurumun kenarında olan bir süreçte" Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Şu an itibarıyla kontrolden çıkmak üzere olan, hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz" dedi. Necat Taşcı İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Amerika, İran ve İsrail’in geçmiş ve günümüz dış politika pratiklerine baktığımızda 3 tane hangisi olsa şaşırmayacağımız senaryo ön plana çıkıyor. Biz birçok ihtimali ve mevcut senaryoyu ihtimali hesaplamak durumundayız." ifadelerini kullandı. Çanakkale’de Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler ve Politika Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarının durumu çok daha riskli hale getirdiğini belirterek, "Evet, şu an itibariyle kontrolden çıkmak üzere olan; hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında, ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz. Neden bu hale geldi? Marjinalleşmiş iki tane rejim söz konusu. İsrail özellikle dünyadan izole edilmiş bölge ülkeleri tarafından artık kolektif bir şekilde dengelenmeye çalışılan, diğer taraftan da yine bölge ülkeleri tarafından yıllardır muzdarip olunan bir diğer ülke İran var. Burada iki ülkenin de iki rejimin de ortak noktası kendi iç politikalarında gittikçe sıkışmış dış politikalarındaki açmazlarda belirli adımları atarak en azından bunun üzerine bir taban konsolidasyonu sağlamaya çalışmaları ki bu durumu tam olarak çok riskli hale getiriyor" ifadelerini kullandı. "Bugüne kadar geçmiş politika pratiklerini hiç görmediğimiz meseleler" Ülkelerin geçmiş politikalarında görülmeyen pratikler sergilediği kaydeden Dr. Ufuk Necat Taşçı, "Burada Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail’in ortak hareket etmesi ve İran’daki müzakereler devam ederken Umman Dışişleri Bakanı’nın artık anlaşma çok yakın demesinin üzerine bu olayların gerçekleşmesi, bize birçok farklı ihtimali düşündürüyor. Ancak şöyle bir gerçeklik var. Hep söylediğim bir mesele. Biz özellikle sosyal bilimciler, uluslararası ilişkiler hocaları bizim rasyonel belli formülasyonlarımız yok. Biz fizik çalışmıyoruz. Bizim özellikle birey, devlet ve sistem düzeyinde analiz yapma imkanımız var. Bunu yaparken de geçmiş politika pratiklerine bakıyoruz, buradan çıkardığımız sonuç bugüne kadar geçmiş politika pratiklerini hiç görmediğimiz meseleler. Birincisi normal şartlarda biliyorsunuz 12 Gün Savaşı’nda da beni en çok şaşırtan mesele buydu, Amerika Birleşik Devletleri bırakın Tel Aviv’e bir füze düşmesini, Tel Aviv’de bir evin camına taş atılsa Orta Doğu’da bütün Müslümanları katletmek için Orta Doğu’ya girerdi. Ancak 12 Gün Savaşı’nda yapmadığı gibi şu anda da , Tel Aviv’e düşen füzelere nispetle Amerika’nın tepkisi bence çok çok aşırı değil. Yani İsrail’le beraber evet ortak operasyonlar yapıyorlar ama tarihte ilk defa böyle bir manzara görüyoruz. Bir diğer taraftan İran’ın ise dış politik öncelikleri doğrultusunda, en azından belli başlı meselelere girmemesini beklerdik. Neydi o mesele? Normalde bütün İran’la yaşadığı problemleri, yıllardır yaşadığı sorunları bir kenara bırakıp Türkiye ve bölge ülkeleri, Amerika’nın önünde bir bent olmaya çalışıyordu bu saldırılarla alakalı. İran’a saldırılmasına engel olmaya çalışıyorlardı. İran buna rağmen şu anda körfez ülkelerini ve kendisini Amerika ve İsrail’in hışmından korumaya çalışan bu inisiyatifi, hedef alarak ne yapmaya çalışıyor, bunun sorusu yok" şeklinde konuştu. "3 temel senaryo var" Savaş gidişatında birbirinden farklı üç temel senaryo oluşabileceğini vurgulayan Dr. Taşçı, şu ifadeleri kullandı: "Amerika’nın artık İran’ı bu kadar marjinalize ettiği, İsrail’in özellikle Amerika’yı belli başlı denklemlerin içerisinde çekmeye zorladığı bir süreçte, 3-4 tane temel senaryo öne çıkıyor. Biz birçok ihtimali ve mevcut senaryoyu ihtimali hesaplamak durumundayız. Amerika, İran ve İsrail’in geçmiş ve günümüz dış politika pratiklerine baktığımızda 3 tane hangisi olsa şaşırmayacağımız senaryo ön plana çıkıyor. Bunlardan birincisi Amerika Birleşik Devletleri ile rejimin içerisinde bir kliğin anlaştığı ve İsrail’in bundan huzursuz olarak bu masayı dağıttığı birinci senaryo. Bununla alakalı emareleri de biz daha önce biliyorsunuz Cevat Zarif’in falan açıklamalarında, özellikle reformist kanada, İran içerisindeki gösteriler esnasında ve sonrasında yapılan baskınlardan biliyoruz. İkinci mesele özellikle İsrail’in iç politikada sıkışmış olması sebebiyle Trump’ın bunu kullanarak Kasım’daki seçimleri ve kendi seçimlerini kullanarak, yeni bir kaos üreterek, bu kendi içerisindeki ve Amerika’nın içerisindeki sorunları kendi lehine dönüştürmeye mi çalıştı? Yani Trump’ı yanına çekip, kendisine mecbur bırakıp, kongreyi kaybetmemesi için destek karşılığında Trump’ı bu işin içine çekmeleri ve karşılığında Netanyahu’nun kendi iktidarını, dönemini tahkim etmesi mi? Bu da ikinci bir seçenek. Üçüncüsü ise İran rejiminin özellikle Amerika ile İsrail’in yine beraber hareket edeceğini anlamış oluşu ve marjinalize olmasıyla beraber körfezdeki ülkeler de dahil, bugün bakın Avrupalı aktörler de dahil İngiltere, Fransa ve Almanya’da açıklama yaptılar ve Rum yönetimine, Rum kesiminde yer alan üste hedef alındı biliyorsunuz. Dolayısıyla İran’ın ben madem rejim çöküyorsa yanımda giderken ne götürebiliyorsam götürürüm kafasıyla hareket ettiği, bence üç tane temel senaryo var şu anda."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti"
03 Mart 2026 Salı - 12:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e yükselmiştir" dedi. Yılmaz ayrıca, "Son dönemde bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin geçici nitelikteki etkilerini sınırlamaya yönelik çalışmalarımıza da ilgili tüm kurumlarımızla eşgüdüm içinde devam edeceğiz" açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, resmi sosyal medya hesaplarından şubat ayı enflasyonu ile ilgili açıklamada bulundu. Şubat ayı enflasyonunun hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, yıllık enflasyonun da yüzde 31,53’e yükseldiğini bildirdi. Aynı zamanda Yılmaz, şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanının, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklı olduğunu ifade etti. Öte yandan Yılmaz, enflasyonla mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı. "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti" Ekonomi programının temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı bir yaklaşımla yollarına devam ettiklerini belirten Yılmaz, "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e yükselmiştir. Şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanı, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklıdır. Buna rağmen hizmet kalemindeki fiyat artışı geçen aya göre zayıflayarak, yıllık bazda düşüş eğilimini sürdürmüştür. Temel mal enflasyonunda ise olumlu görünüm devam etmiş, geçen aya göre fiyat seviyesinde yüzde 1 oranında düşüş kaydedilmiş, yıllık temel mal enflasyonu yüzde 16,57’ye gerilemiştir" diye konuştu. "Enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz" Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Yıllık enflasyonun baz etkisiyle sınırlı ve geçici artış göstermesi; mevsim şartları kaynaklı bir gelişme olup, dezenflasyon programımızın ana istikametini değiştiren nitelikte değildir. Mevsimsel şartların aylık bazda olumsuz etkileri olsa da, yıllık bazda gıda ve enerji kanalı ile olumlu etkide bulunması öngörülmektedir. Bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikamızın yanı sıra; sosyal konut, gıda, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda hayata geçirdiğimiz arz yönlü adımlarımızla enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz. Son dönemde bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin geçici nitelikteki etkilerini sınırlamaya yönelik çalışmalarımıza da ilgili tüm kurumlarımızla eşgüdüm içinde devam edeceğiz."