Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Amasya’da hayat kurtaran polisler: "Heimlich manevrasını hiç tereddüt etmeden uyguladık" 07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:46:37 Amasya’da boğazına ekmek parçası kaçması üzerine fenalaşmasıyla aracından inip yanlarına doğru gelen sürücüye Heimlich manevrası uygulayarak hayatını kurtaran polisler o anları anlattı. Kahraman polis memurları duygularını, "Heimlich manevrasını hiç tereddüt etmeden uyguladık. Hayat kurtarmanın sevincini yaşıyoruz" ifadeleriyle paylaştı. "Doğru ve zamanında ilk yardım hayat kurtarır" Amasya’nın Merzifon ilçesinde boğazına ekmek parçası kaçması üzerine fenalaşan seyir halindeki sürücü aracından inip o sırada Cumhuriyet Meydanı’nda bekleyen polis otosuna doğru yöneldi. Yemek dağıtım firması çalışanı olduğu öğrenilen Berke Can Güney’in yardım çağrısını fark eden polisler Yusuf Oruç ve Sinan Oran Heimlich manevrası uygulayarak boğazındaki yiyeceğin dışarı çıkarılmasını sağladı. Amasya Valiliği, güvenlik kameralarına yansıyan o görüntüleri "Doğru ve zamanında ilk yardım hayat kurtarır" notuyla paylaştı. "Ekmek parçası 7. manevrada çıktı" Her yıl düzenli olarak ilkyardım eğitimlerine katıldıklarını anlatan Yusuf Oruç, "Eğitimde öğrendiğimiz Heimlich manevrasını hiç tereddüt etmeden uyguladık. Boğazına kaçan ekmek parçası 7. manevrada çıktı. Hem görevimizi hem de vatandaşlık görevimizi yapmış olduk" dedi. Sinan Oran ise "Bir hayat kurtarmanın sevincini yaşıyoruz" diye konuştu. Karaaslan’dan başarı belgesi Merzifon Kaymakamı Ahmet Karaaslan da başarı belgesi verdiği polislere teşekkür etti.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:38 Denizli OSB Yönetimi, Rektör Mahmud Güngör’e ziyaret etti Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör’ü makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede, üniversite-sanayi iş birliğinin geleceğine yönelik stratejik projeler ele alınırken, ortak vizyon doğrultusunda yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan yatırımlar değerlendirildi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, Denizli OSB Yönetimine yeni görevlerinde başarı dileklerini ileterek, bugüne kadar üniversite-sanayi iş birliği kapsamında önemli projelere birlikte imza atıldığını söyledi. Prof. Dr. Mahmud Güngör, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından birinin bilgi üretimi ile sanayi gücünün aynı hedef doğrultusunda buluşması olduğuna dikkat çekerek, "Pamukkale Üniversitesi olarak sanayiyle entegre, üretime ve teknolojiye katkı sunan projeleri son derece önemsiyoruz. Denizli OSB ile yürütülen iş birliklerinin güçlenerek devam etmesi; hem akademik gelişim hem de bölgesel ekonomik büyüme açısından büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı. "Üniversite-sanayi iş birliği geleceğin kalkınma modelidir" Yeni dönemde üniversite ile daha güçlü ve çok boyutlu projeleri hayata geçirmek istediklerini ifade eden Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, Denizli OSB Teknopark ve Denizli OSB Meslek Yüksekokulu projelerinde çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirterek, bu yatırımların yalnızca sanayiye değil, aynı zamanda nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine de önemli katkılar sağlayacağını vurguladı. PAÜ Hastaneleri OSB Polikliniğine kazandırılması planlanan yeni yatırımların da iş birliğini farklı bir boyuta taşıyacağını ifade eden Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu, "Üniversite-sanayi iş birliğini sadece bugünün değil, geleceğin kalkınma modeli olarak görüyoruz. Teknopark, meslek yüksekokulu ve sağlık yatırımlarıyla birlikte hem sanayicilerimize hem Bölgemize hem de şehrimize uzun vadeli ve yüksek katma değerli kazanımlar sunmayı hedefliyoruz" dedi. Yeni dönemde ortak projeler artarak devam edecek Ziyarette; teknoloji, eğitim, Ar-Ge, nitelikli istihdam ve sağlık alanlarında geliştirilebilecek yeni iş birliği modelleri üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Denizli’nin üretim gücünü akademik bilgiyle buluşturacak projelerin artırılması konusunda ortak iradenin vurgulandığı ziyaret iyi niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:41 Eczacıya ilaç vererek, oğlunu kaybetmesine sebep olduğu iddia edilen sanıklar 5’er yıl hapis cezası aldı Ankara’da eczacı kadının yiyecek ve içeceklerine ilaç katıp trafik kazası yapmasına ve 4 yaşındaki oğlunun hayatını kaybetmesine sebep oldukları suçlamasıyla tutuksuz yargılanan eczacı kalfası ile yardımcısı ’nitelikli dolandırıcılık’ ve ’olası kastla çocuğu kasten öldürmek’ suçlamalarından beraat ederken, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan 5’er yıl hapis ve 40’ar bin lira adli para cezasına çarptırıldı. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar Süleyman Özçelik ve Muaz İslam Bozdoğan katılmazken, taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme başkanı, bu celse karar vereceklerini açıkladı. Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, eczacı kalfası Süleyman Özçelik ile yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan hakkında ’nitelikli dolandırıcılık’ ve ’olası kastla çocuğu kasten öldürmek’ suçlamalarından ayrı ayrı beraatlarına hükmederken, ‘hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ suçundan 5’er yıl hapis ve 40’ar bin lira adli para cezasına çarptırdı. Olayın geçmişi Ankara’da 20 Aralık 2020’de trafik kazasında yaralanan ve oğlu Ahmet Nazif Yıldız’ı (4) kaybeden eczacı Büşra Akdoğan, yanında çalışan kalfa Süleyman Özçelik ve yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan’ın yiyecek ve içeceklerine gizlice şizofreni tedavisinde kullanılan nörolojik ilaç kattıklarını, bu nedenle trafik kazası geçirdiğini iddia edip şikayetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma sonrası eczacı kalfası Süleyman Özçelik ve yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan hakkında iddianame düzenlendi. İddianamede, yapılan incelemenin ardından Süleyman Özçelik ve yardımcısı Muaz İslam Bozdoğan’ın usulsüz ilaç alım satımı yapıp, SGK’yı zarara uğratarak ’nitelikli dolandırıcılık’ suçunu da işledikleri, eczacıya gizlice ilaç vererek kendileri üzerindeki denetim imkanını ortadan kaldırdıkları ve bu sayede de 1 milyon 700 bin lira haksız menfaat temin ettikleri belirtildi. İddianamede ayrıca Özçelik ve Bozdoğan’ın bu iki suçun yanı sıra Büşra Akdoğan’ın yiyecek ve içeceklerine kattıkları ilaç nedeniyle kaza yapmasına neden olarak çocuğunun hayatını kaybetmesine sebebiyet verdikleri için ’olası kastla çocuğu kasten öldürmek’ suçunu da işledikleri kaydedildi. İddianamede, Özçelik ve Bozdoğan’ın üç suçtan ağırlaştırılmış müebbet ve 13 yıldan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Ankara 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın geçen duruşmasında tutuklu sanıklardan Muaz İslam Bozdoğan tahliye edildi.
MHP kongre sürecinin ilk adımını Samsun’da atacak
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:15 MHP kongre sürecinin ilk adımını Samsun’da atacak MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partinin ilk ilçe kongresinin 19 Mayıs’ta Samsun’un İlkadım ilçesinde gerçekleştirileceğini belirterek, kongrenin "Terörsüz Türkiye" vizyonunun sembolik ilk adımı olacağını ifade etti. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, partinin kongre sürecine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada ilk ilçe kongresinin 19 Mayıs’ta Samsun’un İlkadım ilçesinde gerçekleştirileceğini bildirdi. Yalçın, sembollerin siyaset dilindeki önemine işaret ederek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının "ilk adım" olarak nitelendirilmesinin Milli Mücadele ruhunu yansıtan güçlü bir sembol olduğunu belirtti. MHP’nin de tarihi anlam taşıyan kavramları siyasi iletişimde kullandığını ifade eden Yalçın, şu ifadeleri kullandı: "Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin gerek bölgemizde gerekse dünyada meydana gelen kaçınılmaz değişim ve dönüşümlerle Türkiye’nin bütünlüğüne dönük yeni küresel tehditler karşısında iç barışın tesisi ve kardeşlik hukukunun sağlamlaştırılması yolunda ortaya attığı Terörsüz Türkiye fikri de pek âlâ bir siyasi ‘ilk adım’dır. Terörün, terörizmin bir siyaset biçimi, bir kavga silahı olarak kullanıldığı; halkın huzur ve düzeninin çalındığı, Türkiye’nin bekasına dönük dış tehdidin giderek büyüdüğü bir dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yaptığı Terörsüz Türkiye çağrısı, millî mutabakat istikametinde devasa bir ‘ilk adım’dır. Partimizin 27 Nisan tarihli MYK toplantısında alınan karar uyarınca 7 Mayıs’ta başlatılan kongre süreci çerçevesinde ‘ilk kongre adımı’nın da 19 Mayıs Salı günü Samsun’un İlkadım ilçesinde atılması kararlaştırılmıştır. İlkadım Kongresi’nin Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107. yıl dönümü olan 19 Mayıs 2026 Salı gününe denk getirilmesi sembolik bir amaç taşımaktadır. İlk MHP ilçe kongresinin gerçekleştirileceği Samsun İlkadım, hem Millî Mücadele ruhunu, hem Terörsüz Türkiye fikrine can veren varoluş refleksini, hem de Milliyetçi-Ülkücü Hareket’te vücut bulan beka azmini simgelemektedir. Bu vesileyle Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü, milletimizin barış, dirlik ve sükûn içinde hayatını sürdürmesi için 19 Mayıs ruhunun diri tutulmasının önemi vurgulanacaktır." Yalçın, güçlü milli devlet yapısının yalnızca Türkiye için değil, bölgedeki diğer ülkeler açısından da "sömürgeciliğin panzehri" olduğunu belirterek, İran, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerin milli devlet yapılarının korunmasının Türkiye’nin güvenliği bakımından hayati önem taşıdığını ifade etti. MHP’nin Samsun İlkadım Kongresi’nin bu bilinçle gerçekleştirileceğini kaydeden Yalçın, kongre sürecinin aynı ruh ve inançla devam edeceğini, 7 Mart 2027’de yapılacak Olağan Büyük Kurultay’a da aynı anlayışla gidileceğini bildirdi.
Bergama’da Vakıf Haftası kutlandı
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:16 Bergama’da Vakıf Haftası kutlandı İzmir’in Bergama ilçesinde, Vakıf Haftası nedeniyle "Mimari ve Zarafetin Buluşması" temalı sergi düzenlendi. Sergide, farklı sanatçıların eserleri ile Bergama’nın geçmişine ışık tutan fotoğraflar yer aldı. Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) binasında düzenlenen sergi açılışı, protokol, sanatçılar, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaşı biraraya getirdi. BERKSAV Başkanı Fatih Özbek yaptığı konuşmada, etkinliğin anlamına dikkat çekti. Özbek, düzenlenen programın yalnızca bir sergi açılışı olmadığını belirterek, "Bugün burada sadece eserleri sergilemiyoruz; aynı zamanda kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve neyi yaşatmak zorunda olduğumuzu hatırlıyoruz" dedi. Sanatın toplumsal hafızayı canlı tutan en önemli araçlardan biri olduğunu ifade eden Özbek, açılışı yapılan karma serginin farklı bakış açılarını, duyguları ve anıları bir araya getirdiğini söyledi. Cumhuriyetin kazanımlarına da vurgu yapan Özbek, üretken ve iz bırakan bir toplum olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını belirtti. Program kapsamında merhum Akşit Tedik’in adının verildiği salonun açılışının da gerçekleştirildiğini hatırlatan Özbek, Tedik’i saygı ve rahmetle andıklarını ifade etti. Bergama’nın hafızası dijital arşivlerle korunuyor Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri de İsmail Hakkı Güzeler’in konuşması oldu. Uzun yıllardır "Geçmişten Günümüze Fotoğraflarla Bergama" çalışmasını sürdüren Güzeler, kent belleğine katkı sunan arşiv çalışmalarını katılımcılarla paylaştı. Güzeler, farklı dijital arşivler, kütüphaneler ve kamu kurumlarından topladığı fotoğraf, belge ve gazete kupürlerini sistemli bir şekilde bir araya getirdiğini belirterek, yaklaşık 500 GB büyüklüğünde bir arşiv oluşturduğunu söyledi. Bu arşivin önemli bir bölümünün Bergama’ya ait görsellerden oluştuğunu ifade eden Güzeler, kamuya ait olan ve izin alınan özel fotoğrafları sergide ziyaretçilerin beğenisine sunduğunu dile getirdi. Vakıf kültürü ve kent arşivi aynı çatıda buluştu Sosyal medya üzerinden de binlerce kişiye ulaşan bu çalışmaların, Bergamalıların geçmişle bağ kurmasına katkı sağladığını belirten Güzeler, gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek destek veren herkese teşekkür etti. İzmir Vakıflar Bölge Müdür Yardımcısı Musa Özgür Turnalı ise konuşmasında vakıf çalışmaları kapsamında yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verdi. Tarihi ve mimari eserlerin korunması, restorasyonu ve aslına uygun şekilde yaşatılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Turnalı, bu yapıların gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Turnalı ayrıca vakıf gelirlerinin sosyal sorumluluk projelerinde değerlendirildiğini belirterek, ihtiyaç sahiplerine yönelik iftar programları, yardım faaliyetleri ve çeşitli sosyal destek çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Bu çalışmaların toplumun dayanışma kültürünü güçlendirdiğine dikkat çekti. Kent arşivi ve kültüren mirasın geleceği Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Farklı sanatçıların eserleri ile Bergama’nın geçmişine ışık tutan fotoğraflar bir arada sunuldu. Burada öne çıkan en önemli unsurlardan biri de kent arşivi çalışmalarının önemi oldu. Sergide yer alan fotoğraflar ve belgeler, Bergama’nın farklı dönemlerine ait görsel bir hafıza sunarken, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurulmasına olanak sağladı. Uzmanlar, bu tür arşiv çalışmalarının yalnızca nostaljik bir değer taşımadığını; aynı zamanda şehir planlamasından akademik araştırmalara kadar birçok alanda referans oluşturduğunu belirtiyor. Kent kimliğinin korunması, toplumsal aidiyetin güçlendirilmesi ve kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından bu tür çalışmaların büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Özellikle dijital arşivlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, geçmişe ait bilgi ve belgelerin daha geniş kitlelere ulaşabildiği, böylece kültürel mirasın daha etkin bir şekilde korunabildiği ifade ediliyor.
Erzurum’da deprem ve zemin zirvesi
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:12 Erzurum’da deprem ve zemin zirvesi Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı düzenlendi. Geniş katılımlı toplantıda, kentlerin planlanması sürecinde; yer seçimi, o alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesinin önemine vurgu yapıldı. Toplantıya Erzurum Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Dr. Ayşe Çağlayan, akademisyen ve konuyla ilgili kurumların yöneticileri katıldı. Açılış konuşmaları sonrası ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı akademisyen ve ilgili kurum yöneticilerinin sunumlarıyla devam etti. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçimi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Ayşe Çağlayan, Türkiye’nin jeolojik konumu sebebiyle başta depremler olmak üzere heyelan, kaya düşmesi, sel, taşkın, çığ gibi pek çok doğal afete maruz kaldığını belirterek, "Kentlerin planlanması sürecinde kentlerin kurulacağı yerlerin seçimi, planlanacak ve yapılaşmaya gidilecek alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılmasının Bakanlığın öncelikli çalışmalarından birisidir. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçiminde 2011 yılından bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon hektarlık alanda etütlerimizi tamamlamış ve güvenli alanlarda yapılaşmaya yön vermiş bulunmaktayız. Kentlerimizi dirençli hale getirmek için yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de Erzurum’daydı. Bunu da Erzurum Büyükşehir Belediyemizle birlikte koordineli özel olarak yürüttük. Bu çalışmaları yaparken Palandöken, Uzundere, Aşkale, Pasinler, Yakutiye, Horasan ilçelerinde yaklaşık 13 bin 755 hektarlık alanda yerleşim uygunluk değerlendirmesini tamamladık ve bu alanlarımızda afet tehlikelerini belirlemiş olduk. Ayrıca yine 2023 depremleri sonrasında bu depremlerden etkilenen illerimizde de 200 bin hektarlık alanda bu çalışmaları bitirdik" şeklinde konuştu. "Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" Erzurum Valisi Aydın Baruş, 2018-2022 yıllar arasında Malatya’da görev yaptığını ve 6 Şubat depremleri sonrası Malatya’yı ziyaret ettiğinde en çok hasar gören, yıkım gören bölgelerin zeminle uyumlu binaların yapılmadığı yerler olduğunu bizzat müşahede ettiğini dile getirerek, "Bu durma çok üzüldüm. Gerçekten biz bu çalışmaları önceden yapsaydık, zeminle bina ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurabilseydik o alanlara sağlıklı binalar yapabilseydik bu şekilde hasar görmezdi. İçişleri Bakanlığımızın görevlendirilmesiyle Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde de bir süre görev yapma imkanı buldum. Orada özellikle sahayı inceleyerek depremin nerede daha fazla hasar verdiğini görme imkanı bulduk. Baktık ki ilçenin eskiden kurulduğu yerde yapılanlar eski bile olsa çok hasar görmemiş durumda. Ancak daha sonra şehrin genişleme alanlarında yapılan yerlerde zemin ve bina ilişki sağlıklı kurulmadığı için son derece ağır hasar almışlar. Basit bir gözlemle bunu anlayabiliyorsak, yapılacak bilimsel çalışmalarla konu derinliğine anlaşıldıktan sonra bina yapımının, inşaat çalışmalarının zeminle sağlıklı bir şekilde ilerlemesiyle depremden korkmamıza gerek yoktur. Deprem ülkemizin gerçeği. Onunla birlikte yaşamak zorundayız. Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" dedi. "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum adına son derece hayati bir başlık etrafında bir araya geldiklerini vurgulayarak, "Yalnızca bir toplantı icra etmiyor; aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizin güvenliğini ve evlatlarımızın yarınlarını konuşuyoruz. Bu buluşma, bir farkındalık zemini olduğu kadar, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; deprem, bu coğrafyanın bir gerçeğidir. Bizler bu gerçeği inkâr ederek değil, onu doğru okuyarak, bilimle anlayarak ve kararlılıkla yöneterek yol almak zorundayız. Şehirler, akılla, bilimle ve güçlü bir iradeyle inşa edilir. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu esas aldık: "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır." Bu anlayışla hareket ederek, sadece üstyapıya değil, altyapıya; sadece bugüne değil, yarınlara yatırım yaptık. Bizler Erzurum’u sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının risklerine göre de hazırlıyoruz. Daha dirençli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir şehir için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu şehir bizim sevdamızdır. Bu sevda bizi durmadan çalışmaya, üretmeye ve geleceği sağlam temeller üzerine kurmaya sevk etmektedir" diye konuştu.
Yapılan iğne sonrası ölen Abdurrezzak Baysal’ın acılı annesi: "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz"
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:07 Yapılan iğne sonrası ölen Abdurrezzak Baysal’ın acılı annesi: "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz" Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde vurulan iğne sonucu şüpheli şekilde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ailesi duruşma sonrası açıklamada bulundu. Acılı anne Rabia Baysal, "Hastanenin kapatılmasını istiyoruz. Olayı gerçekleştiren hemşiren neden hala görevini yapıyor" dedi. Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü Özel Bossan Hastanesi’nde hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal’ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davanın 8’inci duruşması görüldü. Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya, maktulün ailesi, maktul avukatları ve sanıkların avukatı katıldı. Maktulün ailesi, suçluların en ağır cezayı almasını talep etti. "Hastanenin kapatılmasını istiyorum" Duruşmanın ardından açıklamada bulunan acılı anne Rabia Baysal, "Bu kişinin tutuklanmasını istiyorum. 4 yıldır adliye kapılarında gidip geliyorum. Hastanenin kapatılmasını istiyorum. Bu süreçten bir şey anlayabildik. Katilimiz hala dışarıda serbest şekilde dolaşıyor. Olayla ilgili ne hastaneden ne de karşı taraftan kimse gelip özür dilemedi, halimizi sormadı. Tek isteğim, katilin yakalanması ve tutuklanmasıdır. Onu görüp adaletin yerini bulduğunu bilmek istiyorum ki içim rahat etsin. 4 yıla yaklaşan bu süreçte sürekli ertelemeler yaşandı, önce 3 ay, ardından 4 ay denilerek dosya uzatıldı. Artık bu belirsizliğin sona ermesini ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum" dedi. "Hemşire mesleğine devam ediyor" Olayı gerçekleştiren hemşirenin tutuklanmasını istediğini söyleyen teyze Nazmiye Tunç, "Olayın ilk günden itibaren nasıl gerçekleştiği ortadayken sürecin neden bu kadar uzadığını anlamıyorum. Tek isteğim, adaletin yerini bulmasıdır. Gerçekler bu kadar açıkken, yapılanın bilinçli olduğu ortadayken ilgili hemşirenin hala dışarıda olmasını kabul edemiyorum. Buna bir anlam veremiyoruz. Bu şekilde devam ederse gerçekten çok üzülmeye devam edeceğiz. Biz adalete güveniyoruz. Adalet arkamızda olduğu sürece böyle bir durumun yaşanmasını istemiyoruz. Buna rağmen neden gereken hassasiyet gösterilmiyor, bunu anlayamıyoruz. Mahkemeye geliyoruz, sürekli erteleme kararları veriliyor. Gerçekten çok zor durumdayız, çok perişanız. Özellikle o kişiyi, o hemşireyi dışarıda görmek bizi daha da yaralıyor. Hala çalışıyor olması ve insanların ona güvenmeye devam etmesi bizi derinden üzüyor. Böyle bir durumda nasıl görevine devam edebildiğini anlamıyoruz. Yetkililerden tek beklentimiz, sorumluların tutuklanması ve adaletin sağlanmasıdır. Bu süreçte bizim de biraz olsun içimizin rahatlatılmasını istiyoruz" diye konuştu. Duruşma ertelendi Mahkeme heyeti, olayda yapılan iğnenin tıbben gerekli bir işlem olup olmadığının ve uygulanmaması gerekip gerekmediğinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sorulmasına karar verdi. Heyet ayrıca, bu olayda hangi tıbbi işlemlerin yapılması gerektiği ile hastanenin doğru ve uygun müdahalede bulunup bulunmadığının da Adli Tıp tarafından değerlendirilmesini istedi. Söz konusu soruların yanıtlanması için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine hükmeden mahkeme, davayı ileri bir tarihe erteledi. Olayın geçmişi Olay, Gaziantep’te bulunan Özel Bossan Hastanesi’nde yaşandı. İddiaya göre, 3 yıl önce trafik kazası nedeniyle hastaneye kaldırılan Abdurrezzak Baysal, bilinci açık şekilde tedavi altına alındı. Sadece dizinden yaralanan ve ayağına platin takılan Baysal’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta, yakınları tarafından düzenli olarak ziyaret ediliyordu. Ancak hasta, bir hemşire ile yaşadığı tartışmanın ardından kas gevşetici olduğu öne sürülen başka bir hastaya ait bir ilacın enjekte edilmesi sonucu hayatını kaybetti. Önceki duruşmalarda dinlenen tanıklar, Baysal’ın şırınga yapıldıktan sonra hayatını kaybettiğini iddia etmişti.
Pursaklar’da sistemli temizlik çalışmaları devam ediyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:01 Pursaklar’da sistemli temizlik çalışmaları devam ediyor Pursaklar Belediyesi, ilçe genelinde sürdürdüğü temizlik çalışmaları kapsamında günlük çöp toplama faaliyetlerinin ardından konteynerleri yerinde yıkayarak temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Pursaklar Belediyesi, temiz bir Pursaklar için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Özel donanımlı konteyner yıkama araçlarıyla ilçe genelindeki tüm mahallelerde planlı bir çalışma yürütüldüğü belirtildi. Belediye tarafından yıkama işlemleri sırasında yüksek basınçlı su ve çevre dostu dezenfektanlar kullanılarak konteynerler detaylı şekilde temizleniyor. Bu sayede hem görüntü kirliliği ortadan kaldırılıyor hem de halk sağlığını tehdit edebilecek unsurlar minimize ediliyor. "Daha temiz bir Pursaklar için hep birlikte hareket etmeliyiz" Temizliğin sadece görsel bir unsur olmadığını dile getiren Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Vatandaşlarımızın daha sağlıklı ve daha temiz bir çevrede yaşamalarını sağlamak bizim en temel görevlerimizden biri. Bu doğrultuda ekiplerimiz sadece çöpleri toplamakla kalmıyor, aynı zamanda konteynerlerimizi de düzenli olarak yıkayarak hijyenik hale getiriyor. Lakin sorumsuzca içine atılan ağzı bağlanmamış, sulu çöpler kokuya ve sineklenmelere neden oluyor. Lütfen bu konuda daha duyarlı olalım. Daha temiz bir Pursaklar için hep birlikte hareket etmeliyiz" dedi.