Yerel Haberler
Yozgat
06 Mart 2026 Cuma - 16:06 Gübre satışlarının durduğu iddiası yalanlandı Tarım Kredi Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adem Darımla, İsrail-ABD ile İran arasındaki savaş nedeniyle Türkiye’de gübre satışlarının durduğu yönündeki iddiaları yalanladı. Tarım Kredi Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adem Darımla, iddialara yönelik yaptığı değerlendirmede, "Tarım Kredi, ülkemizin en büyük gübre satıcılarından biridir. Son dönemde özellikle savaştan sonra gübre satışlarının durdurulduğuna yönelik yürütülen algı kampanyası tamamen yalan ve gerçek dışıdır. Tarım Kredi Kooperatifleri ülke genelinde bulunan bin 598 kooperatifinde üreticilerin ihtiyaç duyduğu gübre, yem, tohum ve ilaç gibi tüm tarımsal girdilerin satışının yapıldığı Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesidir. Tarım Kredi’de satılan ürünler, Tarım Kredi Holding çatısı altında bulunan 18 şirketimiz tarafından üretilerek satışa sunulmaktadır. Üreticilerimizin ihtiyaç duyduğu tüm tarımsal girdileri en uygun zaman ve koşullarda kendi sanayi tesislerimizde üreterek, çiftçilere sunuyoruz. Sonrasında ise üretilen tarımsal ürünleri kendi tesislerimizde işleyerek Koop Marketlerimiz aracılığıyla tüketicilere ulaştırıyoruz" dedi. İlk 500’de 6 şirket ile yer alıyor Darımla, Tarım Kredi olarak ISO 500 sıralamasında 6 şirket ile yer aldıklarını belirterek, "Fortune 500 listesinde de 5 şirketi bulunmaktadır. Şirketlerimizden Gübretaş, ülkemiz gübre sektöründe yaklaşık yüzde 30, TK Yem ise yaklaşık yüzde 15 sektör payına sahiptir" dedi. "Teknolojimizi yeniliyor, kurumsallaşmaya önem veriyoruz" Darımla, teknolojilerini yenileyip kurumsallaşmaya önem verdiklerini ifade ederek, "Tarım Kredi olarak başta kooperatiflerimiz olmak üzere şirketlerimizde de tüm teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor ve iş süreçlerimizi geliştirerek teknolojimizi yeniliyoruz. Bu çalışmalar ile birlikte sistemsel olarak ortak bazında değerlendirme yaparak, ortaklarımızın tarımsal faaliyetlerine göre tarımsal girdi ihtiyaçlarını belirliyoruz. Hem kooperatiflerimiz de hem de şirketlerimizde kurumsallaşmaya önem veriyoruz. TK Holding’i yeniden yapılandırdık. Şirketlerimizin etkin ve verimli yönetilmesi için çalışmalarımız tamamlanmıştır" dedi. "Yatırımlarımız tüm hızıyla devam ediyor" Darımla, yatırımlarının tüm hızıyla devam ettiğine vurgu yaparak, "Tarkim, TK Market, TK Tedarik ve Üretim, Gübretaş ve diğer şirketlerimizin mevcut tesislerinin yenilenmesi kapsamında son 3 yılda yaklaşık 750 milyon dolar tutarında yeni fabrika alımı/yapımı ve yenileme yatırımlarını gerçekleştirdik. Bildiğiniz üzere Denizli’de Aynes Süt Fabrikası’nı, Sivas’ta Süt ve Yem Fabrikası’nı ve son olarak da Afyonkarahisar’da Entegre Yağ Tesisi’ni satın alarak bünyemize kattık. Özellikle yem fabrikamızın bulunmadığı Erzurum’da yeni fabrika yatırımı yapıyoruz. 2026 yılı sonunda faaliyete geçmesini planlıyoruz. Satışlarımızın yüksek olduğu Konya ili civarında da yatırım yapmak istiyoruz. Gübretaş’a ait fabrikalarımızda da yenileme çalışmalarına başladık, tüm hızımızla devam edeceğiz. Tarımsal sanayide büyümeyi çok önemsiyoruz. Almış olduğumuz ürünleri katma değeri yüksek ürünlere dönüştürmek ve marketlerimizde daha çok kendi ürünlerimizi satma gayreti ile yeni yatırımlar yapmayı planlıyoruz" şeklinde konuştu. "Koop Market olmazsa olmazımız" Tarım Kredi Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adem Darımla, Koop Marketlerin olmazsa olmazları arasında olduğunun altını çizerek, "Tarım Kredi olarak faaliyetlerimiz kapsamında nihai satış kanalı olarak Koop Marketler olmazsa olmazımız. Tarımsal girdi satışı ile başlayan, ürünlerin kendi tesislerimizde katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ile devam eden sürecin son halkası ise ürünlerin tüketici ile buluşturulması. Üreticilerimizin tarımsal ürünlerini hasat döneminde Koop Marketlerimiz sayesinde alabiliyoruz. Marketlerimizde en kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla tüketicilerimiz ile buluşturuyoruz. Üreticilerimizin hasat zamanı ürünlerini alabilmek için çok büyük tutarlarda kaynak ayırmak zorundayız. Perakende sektöründeki yoğun rekabet ve finansman maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda halen büyüme aşamasında olan Koop Marketlerimize, Tarım Kredi olarak başta sermayesinin güçlendirilmesi olmak üzere destek veriyoruz. Tarım Kredi Grubu’nun tamamına bakıldığında ise finansal durumumuz özellikle karlılığımız gayet makul seviyelerde ve iyi durumdadır" şeklinde konuştu. "Satışların durduğu iddiaları gerçek dışıdır" Darımla, savaş sonrası satışların durduğu iddialarını yalanlayarak, şunları söyledi: "Tarım Kredi, ülkemizin en büyük gübre satıcılarından biridir. Son dönemde özellikle savaştan sonra gübre satışlarının durdurulduğuna yönelik yürütülen algı kampanyası tamamen yalan ve gerçek dışıdır. Ülke genelindeki bin 598 kooperatifimizin tamamında satışlarımız devam etmekte olup, hiçbir zaman da durdurulmamıştır. Stoklarımızı etkin yönetebilmek ve haksız kazanç elde etmek isteyenlerin önüne geçebilmek adına bazı tedbirler alınmıştır. Üreticilerimiz paniğe kapılmasın, Tarım Kredi tüm planlamalarını ve hazırlıklarını yapmıştır. Satışlarımız rekor düzeyde ve günlük 20 bin ton olacak şekilde devam etmektedir."
Dedesi torununa antrenörlük yaptı, kickboks sporcusu kadın Türkiye şampiyonu oldu
07 Şubat 2025 Cuma - 11:48 Dedesi torununa antrenörlük yaptı, kickboks sporcusu kadın Türkiye şampiyonu oldu Yozgat’ta yaşayan Betül Zararsız, 7 yaşından bu yana dedesiyle yaptığı antrenmanlar sonrası kickboks Türkiye şampiyonu oldu. Yozgat’ta yaşayan Betül Zararsız, 7 yaşında kickboks sporuna merak saldı. Küçük yaştan itibaren dedesi Mustafa Zararsız ile antrenman yapan 21 yaşındaki Betül Zararsız, birçok başarıya imza attı. Yozgat Bozok Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümü üçüncü sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Betül Zararsız, 14 yıllık çalışmanın ardından Türkiye şampiyonu oldu. 21-28 Ocak’ta Antalya’da düzenlenen Büyükler ve Gençler Türkiye Kickboks Şampiyonası’nda ‘Ligth Contact’ branşında Türkiye Şampiyonu olan genç sporcu erken yaşta elde ettiği başarılarla yeni hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Betül Zararsız: "Antrenörüm olan dedemle birlikte çalışmalarıma devam ediyorum" Şampiyonluğa uzanan yolculuğunu, dedesiyle yaptığı antrenmanlara ve disiplinli çalışmasına borçlu olduğunu söyleyen Betül Zararsız "Şu an önümüzde İzmir’de yapılacak olan bir şampiyona daha var. Orada da birinci olursam milli takıma gireceğim. İlk şampiyonluğumu 2016’da ‘Yıldızlar’ kategorisinde aldım. O yıldan bu yana derecelerim devam ediyor. Derece almadığım hiçbir maç olmadı. Aynı zamanda antrenörüm olan dedemle birlikte çalışmalarıma devam ediyorum. Her türlü beni çalıştırıp bana destek oluyor. Amcalarım, dedem ve babam bu sporla ilgilendiği için ben de başladım. Sporla ilgili derece yapmak isteyenlere tavsiyem asla pes etmesinler. Bu spor hobi olarak da yapılabilir. Özellikle kadınların kendisini koruma amacıyla bile başlayabileceği bir spor" dedi. Mustafa Zararsız: "Torunlarımdan ikisi milli sporcu" Torunu Betül’ün yanı sıra Milli Takım Antrenörlüğü de yapan 70 yaşındaki Mustafa Zararsız ise, "3 oğlum var, onları da sporcu yetiştirdim. Antrenörlük ve hakemlik aldılar. Kamu görevlisi oldular, vatana hizmet ediyorlar. Torunlarımdan ikisi milli sporcu. Gençler spora devam etsin. Ara verirlerse soğurlar. Burada verdiğimiz kursumuz tamamen ücretsiz. Hiçbir yerden maaş almıyorum. Bu işi tamamen gönüllü olarak yapıyorum. Gelmek isteyen herkese kapımız açık" cümlelerini kullandı.
Felaketin acısını halen yaşıyorlar
06 Şubat 2025 Perşembe - 09:59 Felaketin acısını halen yaşıyorlar Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremler sonrası Yozgat’a gelen aileler, aradan 2 yıl geçmesine rağmen felaketin acısını halen yaşıyorlar. Yozgat Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Arif Topal, Müdür Yardımcısı Bahattin Çelik ve psikososyal destek ekibi, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depreminin yıl dönümünde kurumdan destek alan depremzede aileleri ziyaret etti. Ailelerle sohbet eden Topal, ziyaretleri sırasında ailelerin ihtiyaçlarını da sorduklarını belirtti. "Canımız sağ, ona şükrediyoruz" Deprem sonrası Malatya’dan Yozgat’a gelen şehit yakını Merih Turan, 6 Şubat 2023 tarihinde Malatya’da olduğunu söyledi. Gece yarısı başlayan depremden korkuyla uyandıklarını dile getiren Turan, "Korku ile uyandığımız için bir şey yapamadık, kendimizi koruma altına alamadık. Depremde evimizin birçok yeri hasar aldı. Öğle arasında görev yerimize gittik eşimle birlikte, o arada yeniden bir deprem daha oldu. Benim evim ağır hasarlıydı, daha sonra da yıkıldı. Eşyalarımızın bir kısmını alabildik. Canımız sağ, ona şükrediyoruz’’ dedi. "Kardeşim ve onun eşi ile paylaştık, bir bayat ekmeği yedik" Malatya’da 6 katlı evinde uyurken depreme yakalanan Kıbrıs gazisi Mehmet Turan, Malatya’da saat 04.17’de deprem olduğunu belirtti. Deprem anında sallandıklarını ve hemen apar topar üzerlerini giyerek dışarı çıktıklarını dile getiren Turan, "Aşağıda kar vardı, aşırı soğuk vardı. Perişanlık diz boyuydu. Bir yere sığındık, öğlen 12’den sonra yeniden büyük bir deprem oldu. Bu daha yıkıcıydı. Evimiz yıkılmadı ama sonradan yıkıldı. Yakınlarımızdan ölen olmadı. 10 Şubat’ta Yozgat’a geldik. Kızım Yozgat’taydı buraya geldik, 1 ay polis evinde kaldık’’ diye konuştu. Eşi Zahide Turan ise gece kendisinin uykudan uyandığını, nasıl evden çıktığını hatırlamadığını dile getirdi. Turan, "Uykudaydım. Çok fena oldum. O çatı nasıl sallanıyor. Ben kalkıp üstümü bile bulamadım. Nasıl kalktım, nasıl çorabımı giydim, nasıl aşağıya indim hatırlamıyorum. Aynı o günü yaşıyorum şu anda. Allah hiç kimseye göstermesin’’ dedi. Deprem sonrasında 3 gün aç susuz sandalyede oturduklarını anlatan Turan, suların çamur aktığını, yüzlerini bile yıkayamadıklarını belirtirekn gözyaşlarına hakim olamadı. Turan, "Kocam benden gizli eve çıkmış, benim haberim olsa ben bırakmazdım. Orada garsonlara söylemiş, ’Ben eve gidiyorum. Bir daha deprem olursa’ diye. Evde bayat ekmek vardı, onu almış getirmiş. Kardeşim, kardeşimin eşi ile bölüştük bayat ekmeği yedik. Şimdi gardolabın yanına gidemiyorum, üstüme düşer diye korkuyorum" şeklinde konuştu. "O günler hiç unutulmuyor" Deprem günü Malatya’da olan Zeliha Uçar, "Deprem olduğunda evdeydik. Sallandık, geçer diye bekledik geçmedi. Kızım ile birlikte kalıyorduk. Deprem oluyor kızım dedim ama geçer birazdan dedim. Geçmeyince sesler geldi, montlarımızı aldık çıktık dışarı. Baktık ki bütün apartman ayaklanmış. Ayağımızda terlik falan yoktu. Karın içerisinde bekledik çok fazla. Sarsıntı durdu alttaki komşuya sığındık. Sabaha kadar bekledik, sabah eve çıktık. Yeniden öğlen saatlerinde deprem oldu. O günler hiç unutulmuyor’’ diye konuştu. "Şükürler olsun 5 çocuğumu da mücadeleyle hepsini bir araya toplayıp dışarı çıkarmayı başardım’’ Asrın felaketinde 5 çocuğu ile birlikte Osmaniye’deki evlerinde bulunan Gülşen Avcı, 6 Şubat depreminde evlerinin kolonlarının zarar gördüğünü, 5 çocuğu ile birlikte evde olduğunu belirtti. Avcı şunları söyledi: "Çok şükür sağ salim çocuklarımı dışarıya çıkarabildim. Bir müddet çadırda yaşadık. Yiyecek içecek o zaman sıkıntıydı ama tırlarla gelen yardımlarla ayakta durmaya çalıştık. Deprem anında benim küçük kızım uyanıktı, onunla uğraşıyordum. Büyük kızımın da uyku problemi var salona gitti, küçük kızım da onun yanına gitti. Ablasına ’Niye sallıyorsun?’ koltuğu diye sordu, o da ’Ben sallamıyorum’ deyince deprem olduğunu anlayıp yanlarına gittiğimde her birimiz bir tarafa savrulduk. Ama şükürler olsun mücadeleyle hepsini bir araya toplayıp dışarı çıkarmayı başardım’’ dedi. "O panikle ben nasıl çıktığımı bilmiyorum. İnsan çocuğunu unutur mu?’’ Malatya’da meydana gelen depremde bir çocuğu enkaz altında kalan Azra Yücel, ilk depremde evlerinin yıkılmadığını ancak ikinci depremde sığınmak için gittikleri evin yıkıldığını ve çocuğunun enkaz altında kaldığını anlattı. Yıkılan evin iki katlı olduğunu ve çocuğunun enkaz altından çok kısa sürede çıkarıldığını belirten Yücel, deprem anını şöyle anlattı: "Çok şükür yakınlarımda bir kaybım yok ama komşularımdan çok kayıplar var. Yaşadığım binanın bitişiğindeki binada sadece 150 kişi hayatını kaybetti. Kızımın ilk başlarda panik atakları vardı. Psikiyatriye götürdüm, gelişim geriliği var. 8 yaşında ama 16 kilo. 18’e çıkıyor, tekrar düşüyor. Yeme ile değil de psikolojik olarak korkuları var. Dün mesela rüzgarda çok korktu yine mi deprem olacak diye. Atlatamadı, ben de atlatamadım. Kapı sesinde halen deprem olacağını zannediyoruz. Deprem durana kadar bekledim, kızlarımı yanıma aldım. Durduktan sonra indik. Biz indiğimizde sokakta birkaç bina yıkılmıştı. Malatya’da ilk depremde çok yıkım olmadı, ancak ikinci depremde çok yıkım oldu. Gündüz olan depremde biz başka bir eve geçmiştik. İlk evimin yıkıldığını ben haberlerde gördüm. İkinci gittiğim ev de yıkıldı. Deprem anında evdeydik. O panikle ben nasıl çıktığımı bilmiyorum. İnsan çocuğunu unutur mu? Elimde bardak ile ben dışarı koştum, büyük kızımın arkamdan geldiğini gördüm. Küçük kızım annemin yanındaydı, o çıkarır diye düşündüm. O da çıkarmadan çıkmış, sonra ben fenalık geçirdim. Gözümü açtığımda çocuğumu kucaklarında enkaz altından çıkarıyorlardı. Depremden sonra bizi ilk Antalya’ya gönderdiler. Bize 15 gün süre verdiler, süremiz dolunca boşaltmamız gerekiyordu. Oradan tekrar Malatya’ya döndüm, orada da çadır bulamadım. Daha sonra buraya gönderildik. Burada bir eve yerleştirildik’’ şeklinde konuştu.
Bu ağaçların 2 bin 600 yaşında olduğuna inanılıyor
06 Şubat 2025 Perşembe - 09:58 Bu ağaçların 2 bin 600 yaşında olduğuna inanılıyor Yozgat’ın Çekerek ilçesine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunan Kurtağılı Köyü’nde 2 bin 600 yaşında olduğuna inanılan karadut ağaçlarında bilimsel çalışma yapılması bekleniyor. Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Kurtağılı Köyü sınırları içerisinde yer alan ve yaklaşık 2 bin 600 yıllık olduğu rivayet edilen karadut ağaçları hem doğaseverlerin hem de tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Bu kadim ağaçlar, yıllara meydan okuyarak hem meyve vermeye devam ediyor hem de ihtişamlı görüntüleriyle ziyaretçilerini hayran bırakıyor. Çekerek Kurtağılı köyünde bulunan Karadut Mesire Alanı, 4 dekarlık bir alana yayılan devasa karadut ağaçlarına ev sahipliği yapıyor. Sonbaharda yapraklarını döken ağaçlar, birbirine dolanmış gövdeleriyle adeta sanat eseri gibi görünüyor. Yaz aylarında ise yemyeşil yaprakları ve lezzetli meyveleriyle ziyaretçilerine keyifli bir piknik ortamı sunuyor. Özellikle şehir dışından ve ilçe merkezinden gelen aileler, bu doğal güzellikleri görmek ve karadutların tadını çıkarmak için bölgeyi ziyaret ediyor. Kurtağılı Köyü Muhtarı Mustafa Kılıç, bu tarihi ağaçların bilimsel olarak incelenerek turizme kazandırılması gerektiğini vurguluyor. Muhtar Kılıç, "2 bin 600 yıllık olduğu söylenen bu karadut ağaçları, köyümüzün ve Çekerek’in en önemli değerlerinden biridir. Buranın turizme açılması, hem köyümüzün hem de ilçemizin canlanmasına büyük katkı sağlayacaktır" dedi. Ağaçların kök yapılarının büyüklüğü ve meyve vermeye devam etmesi, onların ne kadar sağlam ve dayanıklı olduğunu gösteriyor. Kurtağılı Köyü, sadece karadut ağaçlarıyla değil, tarihi kalıntılarıyla da dikkat çekiyor. Köyün geçmişinin antik dönemlere kadar uzandığı ve tarihte ‘Gırgıriye’ şehri olarak anıldığı rivayet ediliyor. Muhtar Kılıç, bu tarihi mirasın da turizme kazandırılması gerektiğini belirterek, "Buranın değerini bilenler her yıl geliyor, piknik yapıyor, dut meyvelerini topluyor. Ancak buranın daha geniş kitlelere tanıtılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Ayrıca, Muhtar Kılıç "Dut meyvesinin ellerde bıraktığı kırmızı lekeler, yapraklarıyla kolayca temizlenebiliyor. Bu özellikleriyle karadutlar, ziyaretçilere hem keyifli hem de faydalı bir deneyim sunuyor" dedi.
Yozgat’ın en fazla 6 aylık suyu kaldı
05 Şubat 2025 Çarşamba - 14:32 Yozgat’ın en fazla 6 aylık suyu kaldı Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, "Yozgat’ın en fazla 6 aylık suyu kaldı. Bir an önce yağışların imdadımıza yetişmesini niyaz ediyoruz" dedi. Kentin su ihtiyacını karşılayan önemli kaynaklardan Musabeyli Barajı önünde açıklama yapan Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, kuraklık nedeniyle barajdaki su miktarının azaldığını söyledi. Barajda 9 milyon 700 bin metreküp su olduğunu ifade eden Arslan, bu miktarın yüzde 15’e tekabül ettiğini söyledi. Barajdaki kullanılabilir su miktarının 6 milyon metreküp olduğunu bildiren Arslan, "Bu demek oluyor ki Yozgat’ın en fazla 6 aylık suyu kaldı. Biz buradan ayda 1 milyon metreküp su alıyoruz. Bu suyun yaklaşık 400 bin metreküpü Yerköy ve Çiçekdağ’a gidiyor. Yozgat olarak 600 bin metreküp su kullanıyoruz. Bir an önce yağışların imdadımıza yetişmesini niyaz ediyoruz" dedi. "2016’dan beri bu barajı kullanıyoruz" Su kaynağı aradıklarını ifade eden Başkan Arslan, "2016’dan bu yana barajdan Yozgat’a su alıyoruz. 2016’dan bu zamana kadar en yüksek doluluk oranı yüzde 55 olarak 2018 yılında gerçekleşmiş. Yüzde 55’in üzerine hiç çıkmamış. 2018’den bu yana ise kuraklık nedeniyle baraj suyunda sürekli azalma var. Mesela geçen yıl bu vakitlerde barajdaki su seviyesi yüzde 33’tü. Evvelki sene yüzde 34’tü. Şu anda yüzde 15-16 seviyesinde. Baraj kurulduğu günden bugüne en düşük seviyesi bu seviyedir. Yeni su kaynakları arayışımız devam ediyor. Bu konuda ciddi etütler yapmak istiyoruz ama hemşehrilerimiz bilmeli ki Yozgat su fakiri bir ilimiz. Yeteri kadar su kaynakları yok. Suyu dikkatli kullanmamız lazım, su bir nimettir. Gelişigüzel su kullanımından kaçınmamız lazım. Su yönünden tehlikedeyiz. Yağışlar olmazsa bizi kötü günler bekliyor. En azından mevcut olanın kıymetini bilmek ve israftan kaçınmak lazım" şeklinde konuştu.
66 yaşındaki yaşlı adam engellerini resim çizerek ve kitap yazarak aşıyor
05 Şubat 2025 Çarşamba - 13:55 66 yaşındaki yaşlı adam engellerini resim çizerek ve kitap yazarak aşıyor Yozgat’ta yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde yaşayan engelli vatandaş Hamit Uzun, resim yaparak ve kitaplar yazarak hayata tutunuyor. Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşamını sürdüren 66 yaşındaki Hamit Uzun’un, 1986 yılında balkondan düşmesi sonucu hayatı değişti. Omuriliği zedelenen Hamit Uzun, tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Geçirdiği kaza sonrası eşinden ayrılan Uzun, bir süre annesi ve oğluyla yaşadıktan sonra huzurevine yerleşme kararı aldı. Gençlik yıllarında marangoz olan ve bağlama çalıp müzisyenlik yapan Uzun, daha sonra yağlı boya resimleri ve yazarlığa merak saldı. Doğayı resmettiği çalışmalarının ağırlıkta olduğu kişisel sergisini açan Uzun, 30 yıldır yazarlık yaptığını ve yayımlanmış 7 kitabı olduğunu ifade etti. "Rüyamda gördüğüm yerde yaşıyorum" Bakımevinde yaşayacağını rüyasında gördüğünü söyleyen Uzun, "Bir bakımevinde yaşayacağımı düşünürdüm. Bunu rüyamda gördüm. Cam balkon yaptırırım diye düşünüyordum. Burada rüyamda gördüğüm yerin hazırına geldim. ’Balkona çiçeklerimi koyarım, dışarıyı seyreder, kendi iç dünyamla muhabbet ederim’ diyordum" dedi. "Kendimi evimde gibi hissetmek için odamı dekore ettim" Huzurevindeki odasını süslediğini, çeşitli eşyalarla dizayn ettiğini söyleyen Uzun, "Aradığım her şeyi elimin altında bulmak istiyorum. Bu yüzden odamı ve eşyalarımı düzenledim. Evden gelip bu kuruma yerleştiğim için ev hissini vermesini istiyorum. Ankara’daki evim gibi tasarladım. Buraya ziyaretime gelenler de ev ortamında oturuyor gibi hissediyor. ‘Aslan yattığı yerden belli olur’ demişler. Bir de ben yazarım. Bu ortamı oluşturmak zorundayım. Psikolojimi sadece yazılarıma vermek zorundayım. Odam boş olursa bu kafama takılabilir. Kırtasiye dükkânı gibi odamda her şey var" şeklinde konuştu. "Yaşıyorsak elbette sıkıntılar olacaktır" Hayata karşı verdiği mücadeleden söz ederken sıkıntıların da hayatın tuzu biberi olduğunu söyleyen Uzun, "Acı olmazsa tatlının zevkini alamayız. Babaannem ‘Derdinize akıllı yanın’ derdi. Yani derdimize akıllıca yaklaşmazsak aklımızı da kaybedebiliriz. Akılda denge sağlamak lazım. Her şey denge üzerine kurulu" dedi. "Oğlumu kendim büyüttüm" Oğlunu 7 yaşından itibaren kendisinin büyüttüğünü anlatan Uzun, "Okuttum, askerlik yaptı, meslek sahibi oldu ve evlendi. Oğlumu evlendirdikten sonra huzurevine yerleşme kararı aldım. Oğlum gitmemi istemedi, onu zor da olsa ikna ettim. Benim bakıma ihtiyacım var. İnsanın yükü ağırdır. Madem ki devletimizin böyle bir imkanı var ben de faydalanmak istedim. Gönüllü olarak geldim. Her şeyden çok memnunum. Burada bize gayet güzel bakılıyor" ifadelerine yer verdi.