Yerel Haberler
Yozgat
12 Mart 2026 Perşembe - 11:17 Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı" Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak Amerika’nın büyük bir hesap hatası yaptığını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın geldiği son durumu değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirtti. Özalp, "Trump ilk etapta 2001 yılında Afganistan’a gidip işgal ettiği gibi veya 2011 yılında Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esad’ı, Venezuela’da Maduro’yu etkisiz hale getirip ardından ucuz çok kolay ve maliyetsiz şekilde zafer elde ederek benzerini İran’da yapabileceğine yönelik yorumlar yürüttü. Hamaney’i öldürüp daha sonra İran halkının Amerika’ya teslim olabileceğini hesapladı. Geldiğimiz süreçte sonuç Trump’ın istediği gibi neticelenmedi. Hamaney’in ölümünün sonucunda İran halkında rejim yanlısı olarak birlik beraberlik arttı. Hamaney’in ölümü sonrasında rejimin çökmemesi Amerikan ekonomisine ağır yükler getirmekte. Askeri anlamda Orta Doğuda Amerika büyük kayıplar vermekte. Trump Orta Doğuda büyük bir hesap hatası yapmıştır ve Orta Doğu bataklığında duvara toslamıştır. Trump’ın istediği neticeyi alması şu konjonktürde mümkün gözükmemekte" dedi. "Enerjinin güvenli kaynak ve güzergahlardan temin edilmesi lazım" Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol fiyatlarına etki edeceğini ifade eden Özalp, "Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatlarının tavan yapmasına belki de önümüzdeki haftalarda 200 dolara çıkmasını göreceğiz. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 50 ile 55 arası petrol ve doğalgazdan sağlanmakta. Biz dünyalılar olarak tüketmiş olduğumuz enerjinin yaklaşık olarak yüzde 80-85’ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılamaktayız. Toplumların refah seviyelerinin yükselebilmesi için enerjinin kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde çeşitliliğini arttırarak depolama kapasitesinin yükseltilerek makul fiyatlarda enerjinin tedarik edilmesi lazım. Enerjinin güvenli kaynak ve güzergâhlardan temin edilmesi lazım" diyerek enerji kaynaklarının geçiş noktalarının önemine değindi. "Amerika’nın savaşı kazanabilmesi Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmesine bağlı, bu da mümkün değil" Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen Özalp, "Dünyada toplamda yaklaşık olarak 100 milyon varil üretilip tüketilmekte. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan 300 milyon metreküp doğalgaz taşınmakta. Bu da dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sine tekabül etmekte. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i Asya Pasifik ülkelerine yani Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya gibi ülkelere akmakta. Diğer yüzde 20 ise Avrupa ülkelerine doğru gitmekte. Burada Amerika’nın bu savaşı kazanması mümkün değil. Amerika’nın İran Savaşı’nı kazanabilmesi için mutlaka Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmesi lazım, bu da mümkün değil" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı’nda ABD uçak gemisinin batması ABD kamuoyunda infiale sebep olur" Hürmüz Boğazı’nda ABD kontrolünün gerçekleşme ihtimalini değerlendiren Özalp, "Trump geçtiğimiz günlerde askeri gemileriyle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlayacağını söyledi. Fakat ABD’nin askeri gemileri Hürmüz Boğazı’na tam yaklaştığında İran füzelerinin hedefi olacaktır. Hürmüz Boğazı’nda bir veya birden fazla ABD uçak gemisinin batması Amerika iç kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet verecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi Amerika’da hayat pahalılığını beraberinde getirmekte. Türkiye’de Avrupa’da Çin’de Hindistan’da Asya Pasifik ülkelerinde olduğu gibi dolayısıyla petrol fiyatlarının Amerikan iç kamuoyunda yüksek seyretmesi hayat pahalılığının artması ve önümüzdeki Kasım ayında ABD’de ara seçimler var, bu seçimlerde Trump’ın kaybetmesi yüksek ihtimal dahilinde. Savaşın seyrinin henüz nereye evrileceğini kestirmek mümkün olmamakla birlikte bu savaş üzerinden dünyada hegemonya savaşları yürütülmekte. Devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışmakta. Yani 20.yüzyılda kurulan o denge çökmüş durumda. 21.yüzyılda henüz bu denge kurulmadığından dolayı savaş yürütülmekte" şeklinde konuştu.
Yerli güç "Duduhanım" tescil edildi
07 Haziran 2024 Cuma - 12:38 Yerli güç "Duduhanım" tescil edildi Yozgat’ta yüksek protein değeri, soğuk ve kuraklığa dayanıklı yem bitkisi “Duduhanım” tescil edilerek Türk tarımına kazandırıldı. Yerli bitki ıslahı ve geliştirme çalışmalarında yeni bir çeşit ortalama 10-15 yıllık bir emeğin sonucunda tarıma kazandırılarak tescil ediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü tarafından ‘Duduhanım’ adıyla tescil edilen yem bitkisi yüksek tane verimi ve yüzde 30’lara yakın protein değeri ile ülkede yem açığının kapatılmasına önemli katkısı olacak. Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitikleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Başaran tarafından başvurusu yapılan mürdümük çeşit adayı “Duduhanım” bitkisinin Yozgat merkeze bağlı Topçu köyü yakınlarında 30 dekarlık alanda deneme ekimi yapıldı. Ziraat Fakültesi Araştırma-Uygulama alanında yapılan deneme ekimlerinden yüksek verimin elde edildiği “Duduhanım” kaba yem olarak da kullanılabilecek. Bitkinin tescillenen çeşidinin soğuk ve kuraklığa dayanıklı, verim düzeyinin de yüksek olması ile dikkat çekerken birçok baklagilde karşılaşılan tane dökme, bakla çatlatma ve bakla dökme gibi problemler mürdümükte görülmüyor. Sıfır gübre ve sıfır ilaç kullanımı ile yüksek verim elde ediliyor. Mürdümük, Türkiye’nin tane yem açığının da kapatılması için ciddi bir potansiyel taşıyor. "Yem açığını kapatacak" "Duduhanım" bitkisinin Türkiye’nin tane yem açığının kapatılması için ciddi bir potansiyel taşıdığını söyleyen Başaran, "Mürdümük adıyla bilinen baklagil yem bitkisi türüne dair 2024 yılında yeni bir tür ve çeşit olarak ’Duduhanım’ ismiyle tescil edildi. Bu bitki tek yıllık bir baklagil yem bitkisi. Özellikle hayvan beslemede kullanılmaktadır. Taneleri ülkemizin farklı yörelerinde insan beslenmesinde kullanılmaktadır. Mürdümüğü tane yemi için öneriyoruz. Birçok baklagilde karşılaştığımız tane dökme, bakla çatlatma ve bakla dökme gibi problemleri biz mürdümükte görmüyoruz. Mürdümük 120 günlük vejetasyon sürecinde Yozgat ekolojisinde 400 kilograma yakın bir tane verimi verebilmektedir. Bu özellikliyle çok da alternatif olan bir bitki değil. Ülkemizde hayvansal üretimin problemlerini yem açığını dikkate aldığımız zaman bu açığın kapatılmasında çok ciddi bir potansiyel taşıdığını görmekteyiz" dedi. "En kısa zamanda bölgemizde yayılacağını düşünüyoruz" Mürdümük bitkisinin yüksek tane verimi ve yüzde 30’lara yakın protein değerinin olduğunu da belirten Başaran, "Mürdümük kendinden sonra gelen bitkilere çok iyi toprak bırakmaktadır. Özellikle bölgemizde kuraklık alanlardaki münavebe sistemine mürdümük dahil olduğu zaman tahıl tarımında gübre kullanımının da azalmasında ve maliyetlerin düşmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Kısa zamanda bölgemizde yayılmasını hedefliyoruz. Hem bölge hayvancılığı hem de ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayacağını ümit ediyoruz. Mürdümük tane veriminin yanında yüksek protein içeriği ile yüzde 30 protein değerine sahip bir bitki. Ayrıca sürdürülebilir tarım adına katkı sağlamakla birlikte bölge çiftlisinin de ekonomik gelirine kazanç sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
Yerli güç "Duduhanım" tescil edildi
07 Haziran 2024 Cuma - 12:28 Yerli güç "Duduhanım" tescil edildi Yozgat’ta yüksek protein değeri, soğuk ve kuraklığa dayanıklı yem bitkisi “Duduhanım” tescil edilerek Türk tarımına kazandırıldı. Yerli bitki ıslahı ve geliştirme çalışmalarında yeni bir çeşit ortalama 10-15 yıllık bir emeğin sonucunda tarıma kazandırılarak tescil ediliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü tarafından ‘Duduhanım’ adıyla tescil edilen yem bitkisi yüksek tane verimi ve yüzde 30’lara yakın protein değeri ile ülkede yem açığının kapatılmasına önemli katkısı olacak. Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitikleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Başaran tarafından başvurusu yapılan mürdümük çeşit adayı “Duduhanım” bitkisinin Yozgat merkeze bağlı Topçu köyü yakınlarında 30 dekarlık alanda deneme ekimi yapıldı. Ziraat Fakültesi Araştırma-Uygulama alanında yapılan deneme ekimlerinden yüksek verimin elde edildiği “Duduhanım” kaba yem olarak da kullanılabilecek. Bitkinin tescillenen çeşidinin soğuk ve kuraklığa dayanıklı, verim düzeyinin de yüksek olması ile dikkat çekerken birçok baklagilde karşılaşılan tane dökme, bakla çatlatma ve bakla dökme gibi problemler mürdümükte görülmüyor. Sıfır gübre ve sıfır ilaç kullanımı ile yüksek verim elde ediliyor. Mürdümük, Türkiye’nin tane yem açığının da kapatılması için ciddi bir potansiyel taşıyor. “Yem açığını kapatacak” “Duduhanım” bitkisinin Türkiye’nin tane yem açığının kapatılması için ciddi bir potansiyel taşıdığını söyleyen Başaran, “Mürdümük adıyla bilinen baklagil yem bitkisi türüne dair 2024 yılında yeni bir tür ve çeşit olarak “Duduhanım” ismiyle tescil edildi. Bu bitki tek yıllık bir baklagil yem bitkisi. Özellikle hayvan beslemede kullanılmaktadır. Taneleri ülkemizin farklı yörelerinde insan beslenmesinde kullanılmaktadır. Mürdümükü tane yemi için öneriyoruz. Birçok baklagilde karşılaştığımız tane dökme, bakla çatlatma ve bakla dökme gibi problemleri biz mürdümükte görmüyoruz. Mürdümük 120 günlük vejetasyon sürecinde Yozgat ekolojisinde 400 kilograma yakın bir tane verimi verebilmektedir. Bu özellikliyle çokta alternatif olan bir bitki değil. Ülkemizde hayvansal üretimin problemlerini yem açığını dikkate aldığımız zaman bu açığın kapatılmasında çok ciddi bir potansiyel taşıdığını görmekteyiz” dedi. “En kısa zamanda bölgemizde yayılacağını düşünüyoruz” Mürdümük bitkisinin yüksek tane verimi ve yüzde 30’lara yakın protein değerinin olduğunu da belirten Başaran, “Mürdümük kendinden sonra gelen bitkilere çok iyi toprak bırakmaktadır. Özellikle bölgemizde kuraklık alanlardaki münavebe sistemine mürdümük dahil olduğu zaman tahıl tarımında gübre kullanımının da azalmasında ve maliyetlerin düşmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Kısa zamanda bölgemizde yayılmasını hedefliyoruz. Hem bölge hayvancılığı hem de ülke ekonomisine ciddi katkılar sağlayacağını ümit ediyoruz. Mürdümük tane veriminin yanında yüksek protein içeriği ile yüzde 30 protein değerine sahip bir bitki. Ayrıca sürdürülebilir tarım adına katkı sağlamakla birlikte bölge çiftlisinin de ekonomik gelirine kazanç sağlayacaktır” şeklinde konuştu. (BMG-OE-
Eğitimin mesafesi uzadı
06 Haziran 2024 Perşembe - 14:22 Eğitimin mesafesi uzadı Yozgat’ta taşımalı eğitim veren Osmanpaşa İlk ve Ortaokulu’nun, 2024-2025 eğitim öğretim dönemi öncesi yönetmelikteki öğrenci sayısını karşılayamadığı gerekçesi ile kapatılma kararına Osmanpaşa köyü ve civar köylerdeki veliler tepki gösterdi. Yozgat’ın merkeze bağlı 700 nüfuslu Osmanpaşa köyüne 1985 yılında kurulan Osmanpaşa İlk ve Ortaokulu’nun, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yönetmeliğindeki öğrenci sayısını karşılanmadığı gerekçesiyle kapatılmasına karar verildi. Osmanpaşa başta olmak üzere Sarınınören, Lök, Battal, Karabıyık, Büyük İncirli, Tekke Yenicesi, Çallı, Tayfur, Gevrek ve Gökçekışla gibi köylerden taşımalı eğitimle Osmanpaşa İlk ve Ortaokulu’na gelen öğrencilerin velileri ise bu karar sonrası okul önünde bir araya geldi. Osmanpaşa köyüne 35 kilometre uzaklıktaki Yozgat’ın Divanlı Mahallesi ve Esenli Köyünde bulunan okullara, çocuklarını göndermek istemeyen veliler, okullarının eğitim-öğretime devam etmesini ve çocuklarının mağdur olmamasını yetkililerden istedi. Öğrenci velileri, Osmanpaşa köyünün merkezi konumda olduğunu ve en uzak köyün 5-6 kilometre olduğunu belirterek, çocuklarının daha uzak merkezlere taşınmasını istemediklerini söylediler. “Okulları kapanacak diye torunlarım çok üzülüyor” Osmanpaşa köyünden Ümmügülsüm Aydoğdu, iki torununun burada eğitimini sürdürdüğünü söyleyerek, “Okullumuzun kapanmasını biz istemiyoruz, çok üzülüyoruz. İki tane torunum okuyor burada. Öğrenci yok diye kapatacaklarmış ama her köyden öğrenci buraya geliyor, yeterli öğrenci var. Köyümüzde karakolumuzu kapattılar, belediyemizi kapattılar şimdi de okulumuz giderse köyümüz hep biter. Torunlarım da çok üzülüyor, okullarının kapanmasını istemiyorlar” dedi. “Öğrencilerimin 25 kilometre uzaklıktaki okula gitmesini istemiyorum” Büyükincirli köyü muhtarı Sedat Zorlusoy ise, “Benim köyüm buraya 5 kilometre uzaklıkta ve benim köyümün öğrencileri sabah okul açılmadan yarım saat önce evinden çıktığında 10 dakika içerisinde okuluna gelebiliyor. Osmanpaşa İlk ve Ortaokulu’nun kapanması demek benim köyümün ve diğer köydeki öğrencilerin en az günde 2 saatlerini yolda geçirmeleri demek. Yaz dönemi hava şartları iyi olur katlanabilirler ama kışın bu öğrencilerin okula gitmeleri büyük bir sorundur. Ben köyümün öğrencilerinin 25 kilometre mesafedeki bir okula taşınmasını istemiyorum. Yetkililerimizden temennimiz budur, okulun açık kalmasını istiyoruz” şeklinde konuştu. “Okulumuz kapanırsa çocuklarımı hiç okutmayacağım” Mehmet Taşgın ise köy okulunun kapatılması halinde 3 çocuğunu da okula göndermeyeceğini vurgulayarak, “Köyümüzde belediyemiz, karakolumuz, ofislerimiz ve sağlık ocağımıza kadar hepsi kapandı. Ben köyümüzde 6 çocuk büyütüyorum, 3 tanesi okuyor, biri de bu sene yazılacak. Eğer ki okulumuz kapanırsa ben çocuklarımı hiç okutmayacağım. Ben çobanım, çocuklarımı da çoban olarak yetiştireceğim. Ben istiyorum ki okuryazar olsunlar. Ben şu an koyunların başından geldim okullar kapanacak diye. Okul kapatmayla karakol kapatma ile insanları zora sokmaya kimsenin hakkı yok” ifadelerine yer verdi.
Yozgat’ta “Şampiyon” isimli boğa 230 bin liradan satışa çıktı
06 Haziran 2024 Perşembe - 10:03 Yozgat’ta “Şampiyon” isimli boğa 230 bin liradan satışa çıktı Yozgat’ta besici Haydar Kaya’ya ait “Şampiyon” isimli 960 kilogram ağırlığındaki simental ırkı boğa, 230 bin liraya alıcısını bekliyor. Yozgat’ın merkeze bağlı Sarımbey köyünde besicilik yapan Haydar Kaya, 3 yıl önce satın aldığı ve “Şampiyon” ismini verdiği simental ırkı boğayı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi satışa çıkardı. 1 tona yaklaşan kilosu ile çiftliğin en büyük hayvanı olan “Şampiyon” isimli kurbanlık boğa, dev cüssesi ile dikkat çekiyor. Mandırasında kurbanlıklarını bayrama hazırlayan besici Haydar Kaya, 960 kilo ağırlığındaki kurbanlık boğasına gözü gibi bakıyor. Günlük 18 kilograma yakın yem yiyen boğayı özenle besleyip büyüten Kaya, kurbanlık boğayı satışa çıkarttı. 7 kişinin kesebileceği boğa 230 bin liradan satışa çıktı. Günlük 18 kilo yem yiyor Şampiyon ismini verdiği boğaya 3 yıldır özenle baktığını söyleyen besici Haydar Kaya, boğanın günlük 18 kilograma yakın yem yediğini söyledi. Besici Kaya, ağırlığının yaklaşık bir tona gelen boğasını bayram öncesi 230 bin liradan satışa çıkardığını belirterek, “Hayvanımızın adı “Şampiyon” boğamızın şu an da canlı ağırlığı 960 kilogram yani bir tona yakın. Hayvanımızın et randımanı 600 kilogram geliyor. Günlük 7 kilogram yem, 3 kilogram arpa, 4 kilogram silaj, 2 kilogram kepek ve 2 kilogram da balya veriyoruz. Hayvanımızın fiyatını 230 bin lira olarak belirledik. Alıcısını bekliyoruz, tabiki de pazarlık payımız olacak. Hayvanımızın cinsi simental ve 3 yaşında. Hayvanımızı özenle besleyip büyütüyoruz. Bu kurbanımızı 7 kişi kesebilir. Kurban Bayramı öncesi alıcısını bekliyoruz” dedi.
Havalar ısındı, tehlike yine ortaya çıktı
05 Haziran 2024 Çarşamba - 12:54 Havalar ısındı, tehlike yine ortaya çıktı Havaların ısınmasıyla birlikte kene riskli Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış yaşanılabileceğini belirten Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Kader, “Yozgat genelinde 2024 yılında yaklaşık bine yakın riskli kene teması olduğu bilgisini elde ettik. Ancak bu temasların hepsi, KKKA hastalığı olacak diye bir durum söz konusu değil” dedi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının yoğun bir şekilde görüldüğü illerden birisi olan Yozgat’ta ilkbahar mevsiminin ardından havaların ısınmasıyla birlikte kene vakalarında artış gözleniyor. Özellikle kırsal kesimlerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı insan sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar ise özellikle kırsal kesimde ve kene vakalarının çok görüldüğü bölgelerdeki vatandaşları, kene konusunda dikkatli olmaları ve tedbir almaları yönünde uyarıyor. Ülke genelinde havaların ısınmasıyla birlikte özellikle kırsal kesimlerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının insan sağlığını ciddi bir şekilde tehdit etmeye başladığını belirten Prof. Dr. Çiğdem Kader, kene ile mücadelede en etkili yöntemin tedbir, erken tanı ve tedavi olduğunu söyledi. “Çıplak elle keneye dokunmayın” Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve bölgede görülebilen ölümcül seyreden ciddi bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kader, “Kenelerin aktif olduğu dönem olan ilkbahar ve yaz aylarında bu hastalık sık görülebiliyor. Havaların ısınmasıyla birlikte kene riskli temasların artmasına paralel olarak önümüzdeki günlerde KKKA vakalarının artmasını bekliyoruz. Yozgat genelinde 2024 yılında yaklaşık bine yakın riskli kene teması olduğu bilgisini elde ettik. Ancak bu temasların hepsi, KKKA olacak diye bir durumu söz konusu değil. İçlerinde virüsü taşıyan keneler varsa o kene ile temas sonrasında hastalık gelişiyor. Burada önemli olan kene teması sonrasında kişilerin keneyi en kısa sürede vücutlarından uzaklaştırmalarıdır. Bunu yaparken de çıplak elle değil, bir eldiven, bez parçası ya da poşetle en kısa sürede keneyi vücutlarından uzaklaştırmaları gerekir. Keneyi vücutlarından uzaklaştıramıyorlarsa da bir sağlık kuruşuna başvurmaları önemlidir. Bundan sonra da 10 gün süre ile kendilerini enfeksiyon yönünden kontrol etmeliler ve belirli aralıklarla sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir. Eğer erken teşhis yapılırsa bu hastalıktan destek tedavisi ile kurtulmak mümkün. Ancak geç tanı söz konusu olduğunda hastaların maalesef hemen hemen büyük kısmını biz kaybedebiliyoruz. Burada korunma ve erken teşhis oldukça önemli. Havaların ısınmasıyla kenelerin aktif hale geçmesi nedeniyle özellikle önümüzdeki günler riskli olabilir.” dedi. “Kene vücuttan erken uzaklaştırılırsa risk o kadar azalıyor” Kırsal alanlarda keneden korunmanın yollarına da değinen Prof. Dr. Kader, “Kırsal alanda çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan ya da pikniğe giden halkımız uzun kollu ve açık renkli giysiler tercih etmeli, kırsalda çalışan vatandaşlarımız pantolon paçalarını çoraplarının içine sokarak çalışmaları ve çizme giymeleri gerekir. İşten eve döndükten sonra da vücutlarının her noktasını özellikle koltuk altı, kasık bölgeleri ense gibi alanları kene tutunması açısından tek tek kontrol etmeleri oldukça önemli. Çünkü kene ne kadar erken vücuttan uzaklaştırılırsa risk o kadar azalıyor. Bunun yanı sıra en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları da önemli” şeklinde konuştu. “Küçük ama sıkıntısı büyük oluyor” Yozgat’ın Çekerek ilçesinde hayvancılıkla uğraşan Mesut Güngördü de kene ısırması sonucu 10 gündür Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde tedavi gördüğünü belirterek, “Çekerek ilçesinde hayvancılıkla uğraşırken koluma kene yapıştığını gördüm, keneyi kolumdan koparmıştım. İlk başta çok fazla önemsememiştim. Eve gittiğimde önce ateş oldu, bulantı oldu. Yattım, dinlendim. Ama sürekli bir eklem ağrısı oluyordu, belden aşağısını hissedemiyordum. İlçe hastanesine gittim ve ilk önce kene tuttuğunu söylemek istemedim. Tedavi uyguladılar, eve gittiğimde şikayetler tekrarladı. Bu sefer kene tuttuğunu hastanedeki doktorlara söyledim, beni Yozgat’a sevk ettiler. Çok kötü bir durumdu, 3 gündür kendime gelemedim. Hayvancılıkla uğraşan arkadaşlar kesinlikle çıplak elle keneyi vücutlarından koparmasın, küçük gibi görünüyor ama sıkıntısı büyük oluyor” ifadelerine yer verdi.
Yozgat’ta bir yıllık emeklerini sergilediler
05 Haziran 2024 Çarşamba - 12:15 Yozgat’ta bir yıllık emeklerini sergilediler Yozgat Halk Eğitim Merkezi bünyesinde usta öğreticilerin destekleriyle çeşitli eğitimler alan kursiyerlerin, yıl boyunca hazırladıkları el emeği göz nuru ürünleri sergilendi. Yozgat Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından “Hayat Boyu Öğrenme Haftası” çerçevesinde etkinlik düzenlendi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinliğin açılışı Yozgat Vali Yardımcısı Adnan Kayık tarafından yapılırken düzenlenen sergide çini, el işi, dokuma, yağlı boya resim, dikiş nakış örnekleri ve süs eşyaları yer aldı. Yıl boyunca usta öğreticiler ve kursiyerlerin hazırladıkları el emeği göz nuru ürünler vatandaşların beğenisine sunuldu. Açılışta sergilenen halk oyunları ekibinin gösterileri büyük beğeni topladı. Millî Eğitim Bakanlığınca her yıl Haziran ayının ilk haftasını "Hayat Boyu Öğrenme Haftası" olarak kutladıklarını söyleyen İl Milli Eğitim Müdürü İsmail Altınkaynak, yapılan bu tür faaliyetlerle hayat boyu öğrenme kültürünün geliştirilip, tanıtılmasını amaçladıklarını söyledi. Hayat Boyu Öğrenmenin bir ömür boyu süren bir eğitim faaliyeti olduğunu söyleyen Altınkaynak, “Hayat Boyu Öğrenme, 7’den 70’e herkesin katıldığı bir etkinlikler bütünüdür. Bu hafta ile öğrenme faaliyetlerine katılımı artırmayı, öğrenme fırsatları hakkında halkımızı bilgilendirmeyi, öğrenmeyi teşvik etmeyi, geçmişle günümüz arasındaki bağı kuvvetlendirmeyi, amaçlıyoruz. Bu hafta vesilesi ile halkımızın kendilerini geliştirebilmeleri için kurslara merak ve istek uyandırmak, öğrenmenin eğlenceli ve keyif veren yönünü öne çıkarmak, herkesin öğrenme sürecine katılımını sağlamak ve geçmişle günümüz arasındaki bağı kuvvetlendirmek adına, bugün burada, hep beraber ciddi bir emeğin sergilendiğine tanıklık ediyoruz.” dedi. Serginin açılışına İl Müftüsü Ali Gülden, okul ve kurum müdürleri, kursiyerler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Sorgun’da belediyenin çevre dostu projesiyle banklar yenilendi
04 Haziran 2024 Salı - 16:34 Sorgun’da belediyenin çevre dostu projesiyle banklar yenilendi Sorgun Belediyesi, çevre dostu projelerine bir yenisini daha ekleyerek şehir genelinde takdir toplayan bir geri dönüşüm çalışmasına imza attı. Eski belediye meydanında bulunan ve kullanılamaz hale gelen banklar, belediyenin titiz çalışmaları sonucunda yenilenerek şehrin çeşitli noktalarına yerleştirildi. Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, uzun yıllardır belediye meydanında hizmet veren ve zamanla yıpranarak kullanılmaz hale gelen bankları, geri dönüşüm projesi kapsamında yeniden değerlendirildiğini, belediye ekipleri tarafından titizlikle onarılan ve yenilenen bankların artık şehrin dört bir yanında vatandaşların hizmetine sunulduğunu söyledi. "Vatandaşlarımızın geri dönüşüme olan ilgisini artırmayı hedefliyoruz" Bu girişim, sadece şehrin estetik görünümünü iyileştirmekle kalmayıp, aynı zamanda çevre bilincinin artmasına da katkı sağladığını vurgulayan Sorgun Belediye Başkanı Ekinci, “Eskiyen ve atıl duruma düşen bankları çöpe atmaktansa, onarıp yeniden kullanıma sunmak hem çevremiz için hem de ekonomimiz için oldukça önemli. Vatandaşlarımızın geri dönüşüme olan ilgisini artırmayı hedefliyoruz” dedi. Geri dönüşüm çalışmalarının devam edeceğini belirten Belediye Başkanı Ekinci, “Bu sadece bir başlangıç. Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik projelerimizle Sorgun’u daha yaşanabilir ve çevreye duyarlı bir şehir haline getirmeyi amaçlıyoruz” şeklinde konuştu. Yenilenen banklar, şehir sakinleri tarafından büyük beğeni topladı. Vatandaşlar, belediyenin bu çevre dostu girişimini desteklediklerini belirterek, benzer projelerin devamını beklediklerini ifade ettiler.