Yerel Haberler
Yozgat
Kadınlar dinleniyor, tüm köylü Ramazan boyunca aynı sofrada buluşuyor 13 Mart 2026 Cuma - 11:02:12 Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Araplı Kasabası Yaycılar Mahallesi’nde Ramazan ayı boyunca yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biri sergileniyor. Her gün yaklaşık 500 kişi çok amaçlı salonda kurulan sofralarda birlikte iftar açıyor. Bu anlamlı geleneğin en dikkat çeken yönü ise evlerdeki kadınların yükünün hafifletilmesi. Ramazan ayı boyunca mahalledeki hiçbir evde iftar yemeği pişmiyor. Bu sayede kadınlar, mutfakta geçirecekleri vakti ibadete ve dinlenmeye ayırıyor. Yemekler, mahalleli tarafından görevlendirilen profesyonel aşçılar tarafından büyük kazanlarda hazırlanıyor. İftar sofraları hayırsever vatandaşların katkılarıyla hazırlanıyor. Gelenek sadece yemekle sınırlı kalmıyor. İftarın açılması ve akşam namazının cemaatle kılınmasının ardından, mahalle sakinleri geleneksel köy odasında bir araya geliyor. Demlenen çaylar eşliğinde eski hatıralar yad ediliyor, gençler ve yaşlılar arasındaki bağlar güçleniyor. "Bayram sabahı da kahvaltı vermeyi düşünüyoruz" Yayküder Dernek Başkanı Yakup Köksal "Allah’ın izni ve yardımseverlerin hayrıyla 30 günde 30 iftar dedik. 30 gün dememizin amacı 29 oruç 30.gün bayram sabahı kahvaltı vermeyi düşünüyoruz. Muhtarımızın ve kendi yardımlarımızla 30 günde 30 iftar vereceğiz" dedi. "Ramazan ayında herkes burada, kimse evinde yemek yapmıyor" Yaycılar Mahallesi Muhtarı Abdullah Erkoç "Bu sene büyük katılım oldu. Önceden taziye evimiz yoktu. Daha önce iftarlarımız bu kadar kalabalık olmuyordu. Erkek kadın hepsi burada, hiç kimse evinde yemek yapmıyor. Bütün katkıyı köylülerimiz sağlıyor. 2-3 kişi bir olup yardım edenler var, İstanbul’da olup da yemek vermek isteyenlerin adına da yemek verdiğimiz oluyor. Çayımız oturma yerimiz var. Teravih namazını kıldıktan sonra herkes evine dağılıyor" ifadelerini kullandı. "Tüm mahalle sakinleri imece usulüyle iftar yapıyor" İftar programına katılan Araplı Belediye Başkanı Abdullah Büyükkaradoğan, "Yaycılar halkı her yıl olduğu gibi bu yıl da bu etkinliği devam ettiriyor. Çok güzel bir organizasyon. Tüm mahalle sakinleri hep birlikte imece usulü iftar programı yapıyorlar. Geçen yıl çadırda iftar yaparken mahalle sakinlerimiz, muhtarımız, meclis üyelerimiz ‘Ramazan artık kışa doğru denk geliyor. Kapalı alanda iftar yapma şansımız olabilir mi?’ dediler. Caminin yan tarafında belediye tüzel kişiliğine ait arsamız vardı. Burayı tahsis ettik, meclisten karar çıkardık. Kaba işçiliğini belediye olarak biz yaptık. İnce işçiliğini de muhtarımız ve hayır sahipleri yapmış oldular. Güzel oldu, inşallah daha da güzel olacak diye düşünüyorum" diyerek çok amaçlı salonun yapım aşamasına değindi. "Evde yemek hazırlamıyoruz, bulaşık da yok" Köy sakinlerinden Yasemin Erkoç ise "Ramazanımızda böyle hep beraber toplu yemek yememiz çok güzel oldu. Hepimiz sevindik. Bayanlar rahatladı. Evde en azından yemek hazırlamıyoruz, bulaşık yok, hiçbir şey yok. Çok güzel oldu, 1 ay boyunca buradayız" dedi. İftarın ardından akşam namazını kılan köy sakinleri daha sonra köy odasında demlenmiş sıcak çay eşliğinde sohbet ederek hatıralarını paylaştı.
13 Mart 2026 Cuma - 10:46 Kadınlar dinleniyor, tüm köylü Ramazan boyunca aynı sofrada buluşuyor Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Araplı Kasabası Yaycılar Mahallesinde Ramazan ayı boyunca yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biri sergileniyor. Her gün yaklaşık 500 kişi çok amaçlı salonda kurulan sofralarda birlikte iftar açıyor. Bu anlamlı geleneğin en dikkat çeken yönü ise evlerdeki kadınların yükünün hafifletilmesi. Ramazan ayı boyunca mahalledeki hiçbir evde iftar yemeği pişmiyor. Bu sayede kadınlar, mutfakta geçirecekleri vakti ibadete ve dinlenmeye ayırıyor. Yemekler, mahalleli tarafından görevlendirilen profesyonel aşçılar tarafından büyük kazanlarda hazırlanıyor. İftar sofraları hayırsever vatandaşların katkılarıyla hazırlanıyor. Gelenek sadece yemekle sınırlı kalmıyor. İftarın açılması ve akşam namazının cemaatle kılınmasının ardından, mahalle sakinleri geleneksel köy odasında bir araya geliyor. Demlenen çaylar eşliğinde eski hatıralar yad ediliyor, gençler ve yaşlılar arasındaki bağlar güçleniyor. "Bayram sabahı da kahvaltı vermeyi düşünüyoruz" Yayküder Dernek Başkanı Yakup Köksal "Allah’ın izni ve yardımseverlerin hayrıyla 30 günde 30 iftar dedik. 30 gün dememizin amacı 29 oruç 30.gün bayram sabahı kahvaltı vermeyi düşünüyoruz. Muhtarımızın ve kendi yardımlarımızla 30 günde 30 iftar vereceğiz" dedi. "Ramazan ayında herkes burada, kimse evinde yemek yapmıyor" Yaycılar Mahallesi Muhtarı Abdullah Erkoç "Bu sene büyük katılım oldu. Önceden taziye evimiz yoktu. Daha önce iftarlarımız bu kadar kalabalık olmuyordu. Erkek kadın hepsi burada, hiçkimse evinde yemek yapmıyor. Bütün katkıyı köylülerimiz sağlıyor. 2-3 kişi bir olup yardım edenler var, İstanbul’da olup da yemek vermek isteyenlerin adına da yemek verdiğimiz oluyor. Çayımız oturma yerimiz var. Teravih namazını kıldıktan sonra herkes evine dağılıyor" ifadelerini kullandı. "Tüm mahalle sakinleri imece usulüyle iftar yapıyor" İftar programına katılan Araplı Belediye Başkanı Abdullah Büyükkaradoğan "Yaycılar halkı her yıl olduğu gibi bu yıl da bu etkinliği devam ettiriyor. Çok güzel bir organizasyon. Tüm mahalle sakinleri hep birlikte imece usulü iftar programı yapıyorlar. Geçen yıl çadırda iftar yaparken mahalle sakinlerimiz, muhtarımız, meclis üyelerimiz ‘Ramazan artık kışa doğru denk geliyor. Kapalı alanda iftar yapma şansımız olabilir mi?’ dediler. Caminin yan tarafında belediye tüzel kişiliğine ait arsamız vardı. Burayı tahsis ettik, meclisten karar çıkardık. Kaba işçiliğini belediye olarak biz yaptık. İnce işçiliğini de muhtarımız ve hayır sahipleri yapmış oldular. Güzel oldu, inşallah daha da güzel olacak diye düşünüyorum" diyerek çok amaçlı salonun yapım aşamasına değindi. "Evde yemek hazırlamıyoruz, bulaşık da yok" Köy sakinlerinden Yasemin Erkoç ise "Ramazanımızda böyle hep beraber toplu yemek yememiz çok güzel oldu. Hepimiz sevindik. Bayanlar rahatladı. Evde en azından yemek hazırlamıyoruz, bulaşık yok, hiçbir şey yok. Çok güzel oldu, 1 ay boyunca buradayız" dedi. İftarın ardından akşam namazını kılan köy sakinleri daha sonra köy odasında demlenmiş sıcak çay eşliğinde sohbet ederek hatıralarını paylaştı.
12 Mart 2026 Perşembe - 11:17 Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı" Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak Amerika’nın büyük bir hesap hatası yaptığını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın geldiği son durumu değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirtti. Özalp, "Trump ilk etapta 2001 yılında Afganistan’a gidip işgal ettiği gibi veya 2011 yılında Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esad’ı, Venezuela’da Maduro’yu etkisiz hale getirip ardından ucuz çok kolay ve maliyetsiz şekilde zafer elde ederek benzerini İran’da yapabileceğine yönelik yorumlar yürüttü. Hamaney’i öldürüp daha sonra İran halkının Amerika’ya teslim olabileceğini hesapladı. Geldiğimiz süreçte sonuç Trump’ın istediği gibi neticelenmedi. Hamaney’in ölümünün sonucunda İran halkında rejim yanlısı olarak birlik beraberlik arttı. Hamaney’in ölümü sonrasında rejimin çökmemesi Amerikan ekonomisine ağır yükler getirmekte. Askeri anlamda Orta Doğuda Amerika büyük kayıplar vermekte. Trump Orta Doğuda büyük bir hesap hatası yapmıştır ve Orta Doğu bataklığında duvara toslamıştır. Trump’ın istediği neticeyi alması şu konjonktürde mümkün gözükmemekte" dedi. "Enerjinin güvenli kaynak ve güzergahlardan temin edilmesi lazım" Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol fiyatlarına etki edeceğini ifade eden Özalp, "Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatlarının tavan yapmasına belki de önümüzdeki haftalarda 200 dolara çıkmasını göreceğiz. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 50 ile 55 arası petrol ve doğalgazdan sağlanmakta. Biz dünyalılar olarak tüketmiş olduğumuz enerjinin yaklaşık olarak yüzde 80-85’ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılamaktayız. Toplumların refah seviyelerinin yükselebilmesi için enerjinin kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde çeşitliliğini arttırarak depolama kapasitesinin yükseltilerek makul fiyatlarda enerjinin tedarik edilmesi lazım. Enerjinin güvenli kaynak ve güzergâhlardan temin edilmesi lazım" diyerek enerji kaynaklarının geçiş noktalarının önemine değindi. "Amerika’nın savaşı kazanabilmesi Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmesine bağlı, bu da mümkün değil" Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen Özalp, "Dünyada toplamda yaklaşık olarak 100 milyon varil üretilip tüketilmekte. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan 300 milyon metreküp doğalgaz taşınmakta. Bu da dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sine tekabül etmekte. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i Asya Pasifik ülkelerine yani Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya gibi ülkelere akmakta. Diğer yüzde 20 ise Avrupa ülkelerine doğru gitmekte. Burada Amerika’nın bu savaşı kazanması mümkün değil. Amerika’nın İran Savaşı’nı kazanabilmesi için mutlaka Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmesi lazım, bu da mümkün değil" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı’nda ABD uçak gemisinin batması ABD kamuoyunda infiale sebep olur" Hürmüz Boğazı’nda ABD kontrolünün gerçekleşme ihtimalini değerlendiren Özalp, "Trump geçtiğimiz günlerde askeri gemileriyle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlayacağını söyledi. Fakat ABD’nin askeri gemileri Hürmüz Boğazı’na tam yaklaştığında İran füzelerinin hedefi olacaktır. Hürmüz Boğazı’nda bir veya birden fazla ABD uçak gemisinin batması Amerika iç kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet verecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi Amerika’da hayat pahalılığını beraberinde getirmekte. Türkiye’de Avrupa’da Çin’de Hindistan’da Asya Pasifik ülkelerinde olduğu gibi dolayısıyla petrol fiyatlarının Amerikan iç kamuoyunda yüksek seyretmesi hayat pahalılığının artması ve önümüzdeki Kasım ayında ABD’de ara seçimler var, bu seçimlerde Trump’ın kaybetmesi yüksek ihtimal dahilinde. Savaşın seyrinin henüz nereye evrileceğini kestirmek mümkün olmamakla birlikte bu savaş üzerinden dünyada hegemonya savaşları yürütülmekte. Devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışmakta. Yani 20.yüzyılda kurulan o denge çökmüş durumda. 21.yüzyılda henüz bu denge kurulmadığından dolayı savaş yürütülmekte" şeklinde konuştu.
Yozgat’ta “Yerel Basın Çalıştayı” düzenlendi
21 Mayıs 2024 Salı - 16:23 Yozgat’ta “Yerel Basın Çalıştayı” düzenlendi Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ve Haber Topluluğu tarafından “Yerel Basın Çalıştayı” düzenledi. Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Yerel Basın Çalıştayı’na ulusal ve yerel basın temsilcileri, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. Yerel basının sorunlarının ve çözüm önerilerinin münazara edildiği çalıştayın açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mehmet Ramazan Yıldızgörür, çalıştayı düzenlemelerindeki amaçlarının Yozgat yerel basınıyla iletişim fakültesi öğrencilerini bir araya getirmek ve fikir alışverişinde bulunmak olduğunu söyledi. Yıldızgörür, çalıştayda belirtilen görüşler ve yapılan sunumların rapora dönüştürüleceğini ifade ederek bu raporu da ilgili birimlere, iletişim fakültelerine ve İletişim Başkanlığına sunacaklarını ifade etti. Açılış konuşmasının ardından Kayseri Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Mehmet Sena Kösedağ “Yerel Basının Dünü Bugünü ve Geleceği”, TRT Haber Yayın Editörü Burcu Oral “Bir Elin Nesi Var? Yerel Medya ile Sesi Var”, Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şafak Etike ve İletişim Fakültesi öğrencisi Kardelen Akyıl ise “Yozgat’ta Yerel Medya İzleme” konularında katılımcıları bilgilendirdi. “Yerel medya çalışanlarının sorunlarına çözüm olacak” Yozgat Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şafak Etike, “Akademinin bilgisi ile sektörün deneyimini birleştirdiğimiz ve bizim de akademisyen olarak gazeteci görüşlerini alabildiğimiz çok güzel bir çalıştaydı. Bunun devamını getireceğiz. Bu çalıştayı tüm Türkiye’de yaygınlaştırarak yerel medya çalışanlarının sorunlarına çözüm sunmayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu. “Geleceğin gazetecilerini motive etti” Program sonrası hem yerel basın hem de iletişim fakültesi öğrencileri için verimli bir çalıştay gerçekleştirdiklerini değerlendiren İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk, “Çalıştay hem akademik hem de uygulamanın bir karşılaşması oldu. Birbirimizi destekleyerek ne kadar iyi işler yapabileceğimizi görmemiz açısından da bize motivasyon oldu. Yerel basındaki arkadaşların ilgisi ve desteği her anlamda bize değer kattı. Bu anlamda yerel basında neler yapabileceğimizi tartıştık ve konuştuk. Konuklarımızın anlattıkları geleceğin gazetecilerini motive etti. Bu anlamda da çok kıymetli bir çalıştay oldu.” ifadelerine yer verdi.
Gezgin arıcılar zengin floralı Bozok Yaylası’nı tercih ediyor
21 Mayıs 2024 Salı - 11:35 Gezgin arıcılar zengin floralı Bozok Yaylası’nı tercih ediyor Gezgin arıcıların en çok tercih ettiği iller arasında yer alan Yozgat, onlarca arıcıya ev sahipliği yapıyor. Yüzlerce endemik bitki türü ve zengin çiçek florasına sahip Bozok Yaylası’nda gezgin arıcılar, kaliteli bal üretmek için mesaiye başladı. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden Yozgat’ta ilkbahar mevsimi ile birlikte Türkiye’nin çeşitli illerinden Bozok Yaylası’na gelen gezgin arıcıların bal mesaisi başladı. Tabiatın canlanmasıyla çiçeklerin açtığı yüksek rakımlı Bozok Yaylası’na kovanlarını yerleştiren üreticiler, en kaliteli balı elde etmek için çaba gösteriyor. Bozok Yaylası’nda konaklayan arıcılar, günün büyük bölümünde kovanların ve arılarının bakımını yapıyor. Özenle dizdikleri arı kovanlarının arasında özel kıyafetleriyle dolaşan arıcılar, dumanlı körük yardımıyla arıları uzaklaştırıp kovanlardaki petekleri kontrol ediyor. Evlerinden yüzlerce kilometre uzakta gezgin bir hayat yaşayan arıcılar, emeklerinin karşılığını en iyi şekilde alabilmek için mesailerini sürdürüyor. Mayıs ayında daha çok Ordu, Samsun gibi Karadeniz illerinden gelen gezgin arıcılar eylül ayına kadar Yozgat’ta konaklıyor. "12 ton bal üretmeyi hedefliyorum" Yozgat merkeze bağlı Kızıltepe köyünde 20 yıldır 300 kovan arı ile bal ürettiğini söyleyen Ordulu arıcı Kayhan Karaca, Bozok Yaylası’nı bitki çeşitliliğinin fazla olması dolayısıyla tercih ettiklerini söyledi. Karaca, "Ordu’nun bitki örtüsü daha yeşil daha iyi ama nemli ortam olduğu için hava şartları bal üretimine müsait değil. Yozgat’ta daha kurak hava olduğu için bal üretimi uygun, bitki örtüsünün yanı sıra zengin florası var. Burada geven var, söğüt var her tür bitki bal için burada var. Bozok Yaylası’nın balın kalitesi ve verimi de güzel. Benim şu an 300 kovanım var, nisan ayından itibaren buradayım. 20 yıldır Yozgat’ta arıcılıkla uğraşıyorum, bu yıl 12 ton bal elde etmeyi planlıyorum” dedi. Türkiye genelinde geçen yıllara oranla gezgin arıcıların sayısının azaldığını da belirten Karaca, "Bizim maliyetlerimiz çok yüksek, mum, çıta pahalı arıyı beslemek için kullandığımız şeker pahalı. Arıcılık artık cazibe olmaktan çıktı" şeklinde konuştu. "Bozok Yaylası’nda kaliteli bal üretiyoruz" Ordulu arıcı Kayhan Karaca ile 17 yıldır Yozgat’ta bal üreticiliği yapan yerli arıcı Ekrem Baykal ise, "Yozgat’ta Ordulu arkadaşlarla beraber 17 yıldır arıcılık yapıyorum. Burada rakım çok yüksek hava kuru olduğu için kaliteli bal elde ediyoruz. Bitki örtüsü flora olarak fazla. Burada keven var, şeker tikeni var, kekik var. Bazı yerlerde ıhlamur var. Bozok Yaylası’nda kaliteli bal elde ediyoruz. Yozgat gezgin arıcılar için bulunmaz bir yer. Halkımızın kaliteli bala ulaşması için gezgin ve yerel arıcıları tercih etmelerini istiyorum. Vatandaşlarımız Yozgat’ın her köyüne gittiklerinde arıcılar var. Kışlık ballarını kendileri yerinde alsınlar. Ailesine kaliteli bal yedirsinler istiyoruz. Bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Gezgin arıcılar zengin floraya Bozok Yaylası’nı tercih ediyor
21 Mayıs 2024 Salı - 11:28 Gezgin arıcılar zengin floraya Bozok Yaylası’nı tercih ediyor Gezgin arıcıların en çok tercih ettiği iller arasında yer alan Yozgat, onlarca arıcıya ev sahipliği yapıyor. Yüzlerce endemik bitki türü ve zengin çiçek florasına sahip Bozok Yaylası’nda gezgin arıcılar, kaliteli bal üretmek için mesaiye başladı. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden Yozgat’ta ilkbahar mevsimi ile birlikte Türkiye’nin çeşitli illerinden Bozok Yaylası’na gelen gezgin arıcıların bal mesaisi başladı. Tabiatın canlanmasıyla çiçeklerin açtığı yüksek rakımlı Bozok Yaylasına kovanlarını yerleştiren üreticiler, en kaliteli balı elde etmek için çaba gösteriyor. Bozok Yaylasında konaklayan arıcılar, günün büyük bölümünde kovanların ve arılarının bakımını yapıyor. Özenle dizdikleri arı kovanlarının arasında özel kıyafetleriyle dolaşan arıcılar, dumanlı körük yardımıyla arıları uzaklaştırıp kovanlardaki petekleri kontrol ediyor. Evlerinden yüzlerce kilometre uzakta gezgin bir hayat yaşayan arıcılar, emeklerinin karşılığını en iyi şekilde alabilmek için mesailerini sürdürüyor. Mayıs ayında daha çok Ordu, Samsun gibi Karadeniz illerinden gelen gezgin arıcılar eylül ayına kadar Yozgat’ta konaklıyor. “12 ton bal üretmeyi hedefliyorum” Yozgat merkeze bağlı Kızıltepe köyünde 20 yıldır 300 kovan arı ile bal ürettiğini söyleyen Ordulu arıcı Kayhan Karaca, Bozok Yaylası’nı bitki çeşitliliğinin fazla olması dolayısıyla tercih ettiklerini söyledi. Karaca, “Ordu’nun bitki örtüsü daha yeşil daha iyi ama nemli ortam olduğu için hava şartları bal üretimine müsait değil. Yozgat’ta daha kurak hava olduğu için bal üretimi uygun, bitki örtüsünün yanı sıra zengin florası var. Burada geven var, söğüt var her tür bitki bal için burada var. Bozok Yaylasının balın kalitesi ve verimi de güzel. Benim şu an 300 kovanım var, nisan ayından itibaren buradayım. 20 yıldır Yozgat’ta arıcılıkla uğraşıyorum, bu yıl 12 ton bal elde etmeyi planlıyorum” dedi. Türkiye genelinde geçen yıllara oranla gezgin arıcıların sayısının azaldığını da belirten Karaca, “Bizim maliyetlerimiz çok yüksek, mum, çıta pahalı arıyı beslemek için kullandığımız şeker pahalı. Arıcılık artık cazibe olmaktan çıktı” şeklinde konuştu. “Bozok Yaylasında kaliteli bal üretiyoruz” Ordulu arıcı Kayhan Karaca ile 17 yıldır Yozgat’ta bal üreticiliği yapan yerli arıcı Ekrem Baykal ise, “Yozgat’ta Ordulu arkadaşlarla beraber 17 yıldır arıcılık yapıyorum. Burada rakım çok yüksek hava kuru olduğu için kaliteli bal elde ediyoruz. Bitki örtüsü flora olarak fazla. Burada keven var, şeker tikeni var, kekik var. Bazı yerlerde ıhlamur var. Bozok Yaylasında kaliteli bal elde ediyoruz. Yozgat gezgin arıcılar için bulunmaz bir yer. Halkımızın kaliteli bala ulaşması için gezgin ve yerel arıcıları tercih etmelerini istiyorum. Vatandaşlarımız Yozgat’ın her köyüne gittiklerinde arıcılar var. Kışlık ballarını kendileri yerinde alsınlar. Ailesine kaliteli bal yedirsinler istiyoruz. Bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz” ifadelerine yer verdi.
Mantar zehirlenmesi, karaciğer yetmezliğine hatta ölüme neden oluyor
20 Mayıs 2024 Pazartesi - 12:54 Mantar zehirlenmesi, karaciğer yetmezliğine hatta ölüme neden oluyor Yozgat’ta doğada yetişen mantarlardan kaynaklı hastaneye başvuranların sayısının geçen yıla oranla yükseldiğini söyleyen Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Tolga Aydın, karaciğer yetmezliğine neden olarak ölüme kadar götüren zehirli mantarlara karşı uyarılarda bulundu. Mevsim yağışlarının başlamasıyla beraber mantarlar da doğada kendini göstermeye başladı. Doğal ortamda bilinçsizce toplanan ve zehirli olduğu bilinmeyen mantarlar, tüketildiği takdirde telafisi olmayan ölümcül sağlık problemlerine neden oluyor. Zengin protein içeriği ile ete alternatif olarak gösterilen mantar, yağışların bol olduğu bu günlerde hem çok yetişiyor hem de vatandaşlardan rağbet görüyor. Kültür mantarından daha lezzetli de olsa doğal mantarlar, zehirlenme riskini de beraberinde taşıyor. Mantar çeşidinin çok fazla olduğu bu dönemde hangi mantarın zehirli hangi mantarın zehirsiz olduğu bazen karıştırılabiliyor. Bilinçsizce tüketilen mantarlar zehirlenme ile birlikte ölümcül sağlık problemlerine neden oluyor. Uzmanlar çeşidi bilinse bile doğada toplanan mantarların kesinlikle tüketilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. “Karaciğer yetmezliğine neden oluyor” Doğada yetişen mantarların bilinçsizce tüketiminin ölümle sonuçlanabilecek zehirlenmelere yol açabileceğini belirten Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Tolga Aydın, “Ülkemizde sonbahar ve ilkbahar aylarında yağmurların artmasıyla mantar kaynakları zehirlenme vakalarında artış gözlemlendiğini ve bu yıl geçen yıla oranla ilimizde de zehirlenme vakalarının arttığını görüyoruz. Türkiye’de doğada kendiliğinden yetişen mantarlar arasında zehirli mantarların olduğunu biliyoruz. Bu zehirli mantarların tüketilmesi sonrasında ölüme dahi götürecek ciddi vakalar görmekteyiz. Karaciğer yetmezliği ve acil karaciğer nakli gerektiren vakalar da karşımıza gelmekte. Bu günlerde acil servislerimize mantar kaynaklı zehirlenmelerinden dolayı başvurular arttı.” dedi. “Zehirlenme belirtileri 2 ila 6 saat içinde kendini gösteriyor” Mantar zehirlenme belirtilerinin 2 ila 6 saat içerisinde kendini gösterdiğini de belirten Aydın, “Mantar zehirlenmesinin kendini kötü hissetme, soğuk soğuk terleme, mide bulantısı ve karın ağrısı ile başladığı gibi bilinç bulanıklığı, bayılma hissi ve uyuklama hali gibi nedenlerle zehirlenme belirtileri olabilir. O yüzden bu gibi sorunlar olduğunda öncesinde mantarda yemişsek acil servislere başvuralım. Bu vakalarla karşılaşmamak ve bu zehirlenme olaylarının yaşanmaması için doğadan kendiliğinden toplanan ve tüketilen mantarları bilinçsiz bir şekilde yemeyelim. Daha çok kültür mantarına yönelmekte fayda olacağını düşünüyorum.” şeklinde konuştu. “Daha temkinli olmamız gerek” Vatandaşlardan Muzaffer Bayat, bilinçsizce doğada toplanan mantarları tüketmediğini söyleyerek, “Her mantarın zehirli olup olmadığını bilmediğimiz için zehirlenme imkanı daha fazla olduğundan bunları yerken daha dikkatli ve temkinli bir şekilde yaklaşmamız lazım. Daha fazla zehirsiz mantarları tercih etmemiz lazım” ifadelerine yer verdi. “Doğada bulduğumuz her mantarı yememeliyiz” Halit Bozkurt ise “Doğada bulduğumuz her mantarı yemememiz lazım. Mantar insan hayatı için çok tehlikeli. Yararı da var. Zararı da var. Zehirli mantardan insanlar ölebiliyor ve sağlıkları açısından zor duruma düşebiliyorlar. Her bulduğumuz mantarı tüketmemiz lazım. Sağlığımız açısından her mantarı yemememiz gerekiyor” diye konuştu.
Ömrü sadece 15 gün, bu güzelliği görenler kendilerini şanslı hissediyor
20 Mayıs 2024 Pazartesi - 09:33 Ömrü sadece 15 gün, bu güzelliği görenler kendilerini şanslı hissediyor Yozgat’ın Cehrilik bölgesinde doğada kendiliğinden yetişen ve her yıl sadece Mayıs ayında açan yöreye özgü laleler, doğaya renk katıyor. Ömrü sadece 15 gün olan bu eşsiz güzelliği görme fırsatı yakalayan vatandaşlar ise kendilerini şanslı hissediyor. Kentin 8 kilometre kuzeyinde bulunan ve yetiştiği bölgenin adını alan Cehrilik lalesi, havaların ısınmasıyla doğayı renklendirdi. Kendine has kokusu ve görünümü olan lalelere vatandaşlar büyük ilgi gösterirken fotoğraf sanatçıları ve doğa tutkunları gezi etkenlikleriyle, ömrü 15 gün olan Cehrilik lalesini fotoğraflama imkanı buldu. Arılar için de önemli polen kaynağı olan laleler, her yıl Mayıs ayında doğada kendiliğinden açıyor ve açtıktan 15-20 gün sonra soluyor. Vatandaşlar Cehrilik lalesinin koruma altına alınmasını ve endemik bir tür olarak literatürlere girmesini istiyor. Şakayık ailesinin bir üyesi olan ve endüstriyel alanda ticareti yapılan Cehrilik lalesinin doğal antioksidan etkiye sahip olduğu da bilinirken lalenin ismini yaşatmak ve tanıtımını yapmak amacıyla daha önce Yozgat Belediyesi, Cehrilik lalesi kolonyası üretmişti. “Korunması gereken bir yer” Cehrilik lalesini ilk defa gördüğünü söyleyen doğa tutkunu Yeşim Pırlanta, gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde yöreye özgü laleleri de görme fırsatı yakaladıklarını söyledi. Pırlanta, “Cehrilik lalesini ilk defa görüyorum, çok beğendim ve gerçekten görülmesi gereken bir yer. Burasını herkese tavsiye ediyorum. Biz de lalenin sonuna yaklaştık, iyi ki de gelmişiz. Cehrilik lalesinin de endemik bir bitki olduğunu duydum, 15 gün bir ömrü varmış ama korunması gereken bir yer burası” dedi. "Yozgat için önemli bir değer" Cehrilik lalelerini ilk kez gördüğünü belirten Nurdan Taşarsu ise “Yozgat’ta doğa yürüyüşüne çıktık, bugün cehrilik bölgesine ben de ilk kez geldim. Endemik bir tür olduğunu duydum ve 15 günlük bir ömrü varmış, bu yüzden koruma altına alınması gerektiğini düşünüyorum. Yozgat için önemli bir değer ve burası doğa harikası bir yer ve herkesin de gelip burayı görmesini istiyorum. Biz de sonuna yaklaştık ve hala solmamış olan var. Onları gördük. biz çok şanslıyız” diye konuştu.