Yerel Haberler
Yozgat
19 Mart 2026 Perşembe - 10:59 Lahana poşetinde sakladığı altınları çöpe atıldı Yozgat’ın Sorgun ilçesinde altınlarını lahana poşetinde saklayan kadın, poşetin çöpe atılmasıyla paniğe kapıldı. Çöpe giden altınlar, belediye işçileri tarafından bulundu. Sorgun ilçesinde yaşayan bir kadın, altınlarını lahana poşetine sakladı. Çocuklarının temizlik yaparken çürüdüğünü düşünerek çöpe attığı lahanaların içinde altın olduğu çok geçmeden ortaya çıktı. Sorgun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne ulaşan aile, çöpte 10 gram altın olduğu bilgisini verdi. Mahallenin çöplerini toplayan işçiler çöp kamyonunda altınların olduğu poşeti arama yaparak buldu. Kamyonun başında bekleyen kadın, çöpe atılan poşeti hatırlayarak içine baktığında altınlarını buldu. Sorgun Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli Erkan Bölükbaşı, "Vatandaşımızla irtibata geçtik. Durumunu anlattı. Sahamıza gitmeden vatandaşımızı yol kenarında bekleyip beraber çıktık. Vatandaşımızın nasıl bir poşet olduğu tarifi doğrultusunda dikkatli bir şekilde arabamızı açıp kontrol ederek dökümünü yaptık. Vatandaşımızın kaybını bulduk, kendisine geçmiş olsun diyoruz" dedi. Altınları bulunan vatandaş, Erkan Bölükbaşı’na ve Sorgun Belediye Başkanı Erkut Ekinci’ye teşekkür etti. Başkan Ekinci, titiz ve dikkatli çalışmalarından dolayı personeli tebrik etti.
Çocukluğundan buyana biriktirdiği tongurdaklarla koleksiyon yaptı
18 Temmuz 2023 Salı - 10:15 Çocukluğundan buyana biriktirdiği tongurdaklarla koleksiyon yaptı Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde besicilikle uğraşan Abdullah Eroğlu, küçükbaş hayvanların boyunlarına ses çıkarması için takılan ve tamamen el emeğiyle yapılan tongurdakların çocuk yaşlardan itibaren koleksiyonunu yapıyor.Yozgat’ın Sarıkaya ilçesine bağlı Çatak köyünde yaşayan ve besicilikle geçimini sağlayan 57 yaşındaki Abdullah Eroğlu, merada otlayan küçükbaş hayvanların kaybolmalarını önlemek ve çobanın sürüyü kontrol etmesini sağlaması amacıyla kullanılan tongurdakları, hobi amacıyla küçük yaşlarda biriktirmeye başladı.Bazısı bir asra dayanan ve zamanla sayıları 250’ye ulaşan tongurdakların bir kısmını hayvanlarına asan Eroğlu bir kısmını da evinde muhafaza ediyor. Özenle bakımını yaptığı tongurdakların sayısını artırmayı düşünen Eroğlu, kendisi gibi besicilikle uğraşan çocuklarının da emanetine sahip çıkmasını istiyor.50’si koyunlarda takılıHayvancılığın kendisine dededen kalma meslek olduğunu söyleyen Eroğlu, “Tongurdak biriktirmek ben de yıllardan beri hastalıktır. Bunları ustalarından, çobanlardan siparişle ile aldım. Kendime göre bir koleksiyon yapmış oldum. 250 tane var, 50’si koyunlarımda takılı. Tongurdaklar sürü halindeki koyunun bölünmesini engeller, her çobanın kendine göre tongurdak sesi vardır, ona göre koyunlarına tongurdak asar. Sürüsünü sesinden bilir. Tongurdak takılı koyuna kolay kolay kurt gelmez, uzak durur ve yaylımda da güzel yayılır” dedi.Çocukluktan beri meraklıydımÇocukluktan beri tongurdak biriktirdiğini de belirten Eroğlu, “En eskisi çobanımdan almıştım 70 yıllıktı. Ona ben 3 koyun parası vermiştim tongurdağı almak için. Tongurdağa her zaman meraklıydım, hevesliydim. Bunların bakımlarını özenle yapıyorum. Güz döneminde siliyorum ve yağlıyorum. Her gittiğim yerden tongurdak almışlığım vardır, çocukluktan beri hevesim var hala da gördüğüm zamanda almaya sipariş vermeye çalışıyorum. Bunları çocuklarıma miras bırakmak istiyorum. İnşallah onlar da devam ettirirler” şeklinde konuştu.
Kerkenes Harabeleri’nde 2023 yılı kazı çalışmaları tamamlandı
17 Temmuz 2023 Pazartesi - 11:48 Kerkenes Harabeleri’nde 2023 yılı kazı çalışmaları tamamlandı Tarihi M.Ö. 600 yıllarına dayanan, Anadolu platosu ve bölgesinin en geniş yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilen Kerkenes Harabeleri’nde 2023 yılı kazı çalışmaları tamamlandı.Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Şahmuratlı köyü yakınlarında "Kerkenes Harabeleri" olarak da bilinen Pteria Antik Kenti’nde incelemelerde bulunan Yozgat Valisi Ziya Polat, bu yılki kazı çalışmalarının tamamlandığını söyledi. Bölgede incelemede bulunarak, Kazı Başkanı Prof. Dr. Scott Branting’den çalışmalar hakkında bilgi alan Polat, Kerkenes Harabelerinin 2500 yıllık antik bir kent olduğunu söyledi.Sadece Yozgat için değil dünya tarihi için de önemli yere sahipKerkenes’in Demir Çağı’na ait Türkiye’nin en büyük antik kentlerinden olduğunu belirten Polat, “Etrafı 7 kilometre sur ile çevrili, 2,5 kilometreye 1,5 kilometre alanı bulunmakta. Uzun yıllardır kazı çalışmaları devam ediyor, bundan sonra da devam edecek. Kazılarda ortaya çıkan yollar ve duvarlar o yıllardan kalan orijinal kalıntılar. Yozgat’ın yer altı zenginliği çok fazla. Bu kazılarla yer altı zenginliğini insanlığa kazandırmak için çabalıyoruz. Kerkenes sadece Yozgat için değil, dünya tarihinde de çok önemli antik kentler arasında yer tutuyor. Burasını daha çok gün yüzüne çıkartıp, insanlarımızın burayı gezmesini, köylümüzün yerel ürünlerle gelir elde etmesini sağlamalıyız. Antik kente dönük hediyelik eşya yapılarak turizme dahil etmemiz lazım. Kazı çalışmaları seneye devam edecek. Kazıda emek verenlere teşekkür ediyorum” dedi.Kazı Başkanı ABD’li Prof. Dr. Scott Branting ise kazı çalışmalarının bir ay sürdüğünü söyleyerek, “Kerkenes’in dönemin büyük şehirlerinden birisi ve o dönemde çok büyük bir yangın geçirmiş. Bu yıl yapılan kazılarda fil dişi parçaları bulduk.” şeklinde konuştu.
Yurt dışından geldi, bozkırı lavantaya bürüdü
17 Temmuz 2023 Pazartesi - 10:23 Yurt dışından geldi, bozkırı lavantaya bürüdü Fransa’da 23 yıl yaşadıktan sonra eşinin memleketi Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Büyüktaşlık köyüne gelerek 20 dönüm alanda lavanta yetiştirmeye başlayan Sevim Biçer, ürettikleri ürünleri ihraç etmek için çalışıyor.Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Büyüktaşlık köyünde kayınbabasının 20 dönümlük arazisi üzerinde 1,5 yıl önce lavanta yetiştirmeye başlayan Sevim Biçer, bozkırın topraklarını ekonomiye kazandırıyor. 23 yıldır Fransa’da makine teknikeri olarak çalışan Biçer, köyünde 20 dönüm alana ektiği 36 bin kök lavantanın hasadına başladı. Girişimci Biçer, yetiştirdiği lavantaları hem yurt dışına ihraç edecek hem de kentin ekonomisine katkı sağlayacak.Lavanta hasadını gerçekleştiren kadın girişimciyi bahçesinde ziyaret eden Yozgat Valisi Ziya Polat’ta lavanta hasadına ilişkin Biçer’den bilgi aldı.Fransa’ya ihraç etmek istiyorumHayalinin peşinden koşarak yurt dışından gelip Yozgat’ın Sorgun ilçesinde lavanta yetiştirdiğini söyleyen girişimci Sevim Biçer, “23 yıldır Fransa’da makine teknikeri olarak çalıştım. İleride diğer lavanta türlerini de ekmeyi düşünüyorum. İnşallah diğer köylülerde görür ve lavantayı daha da çoğaltırız. Yozgat’ı lavanta diyarı olarak adlandırırız. Lavantanın bir buçuk yıl önce dikimi gerçekleştirildi. Yağlık lavantamızı diktik. Şu an da hasadını yapacağız. Normalde 3 yıldan önce hasadı yapılmaz ama 1,5 yılda hasat durumuna geldi. Türkiye’de ortak bir pazar alanı yok. Benim amacım Fransa’ya ihraç etmek, inşallah bunu da gerçekleştireceğim. Mart ayındaki ilk hasatta kozmetik ürünler üzerine ilk çıkışımızı yaptık. Eylül ve ekim aylarında da lavanta yağını çıkarıp ihraç etmek istiyoruz” dedi.Marka değeri olan ürünler üretmeliyizYozgat’ın lavanta diyarı olarak anıldığını söyleyen Yozgat Valisi Ziya Polat’ta kadın girişimciye teşekkür ederek, “Bozkırın verimli topraklarında üreteceğiz, ürettiğimizi satacağız ve sattığımızı da daha iyi fiyata satacağız. Onun içinde Yozgat’ın bereketli topraklarında marka değeri olan ürünler üretmemiz lazım. Artık yavaş yavaş Yozgat’ımız lavanta diyarı olarak anılmaya başladı. İnşallah bölgenin ekonomik anlamda daha da kalkınması için ürün çeşitlerini artırmamız gerektiğini görüyoruz, lavanta da bunlardan birisi” şeklinde konuştu.
Hobi olarak üretmeye başlamıştı şimdi taleplere yetişemiyor, bahçeden çıkmadan ürünler tükeniyor
16 Temmuz 2023 Pazar - 07:55 Hobi olarak üretmeye başlamıştı şimdi taleplere yetişemiyor, bahçeden çıkmadan ürünler tükeniyor Yozgat’ta 3 yıl önce 300 kök ile hobi olarak ekimine başladığı böğürtlenden yüksek verim elde eden Atilla Açıkgöz, bu yıl kök sayısını 2 bin 500’e çıkardı. 4 dönüm alanda 10 ton böğürtlen üreten Açıkgöz, şimdi taleplere yetişemiyor, ürünler bahçeden çıkmadan tükeniyor.Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Mehmetbeyli köyünde bulunan evinin bahçesinde 4 dekarlık alanda böğürtlen yetiştiriciliği yapan Atilla Açıkgöz, kentin tarım ürünleri buğday, arpa ve yeşil mercimeğe alternatif ürün olarak böğürtlen yetiştirmeyi seçti. 3 yıl önce hobi amacıyla 300 kök ile böğürtlen yetiştiriciliğine başlayan Açıkgöz, iklim şartlarına uygunluğu ve yüksek verim sebebiyle kök sayısını 2 bin 500’e çıkardı. 4 dekar alanda böğürtlen yetiştirmeye başlayan Açıkgöz, 10 ton verim elde etmeyi planlıyor. Temmuz ayı itibariyle hasadına başlanan böğürtlenin kilogramı 80 liradan alıcı buluyor. Pazar sorununun bulunmadığı böğürtlen bahçesine gelen vatandaşlar, ürüne yerinde ulaşabiliyor. Böğürtlen kanser başta olmak üzere bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kalp sağlığını koruyor, yüksek tansiyon ve şeker hastalığına fayda sağlıyor.Bahçeden kendi ellerimizle topluyoruz.Böğürtlen almak için gelen Yeliz Arslan, “Sorgun’da yaşıyorum. Her sene buraya geliyoruz. Böğürtlenimizi alıyoruz. Burada kendi ellerimizle hem topluyoruz hem de yiyoruz. Böğürtlenle reçelimizi yapıyoruz ya da kışın kullanmak için dolaba koyuyoruz. Tadı güzel, çok seviyoruz. Her sene geliyoruz, buradan alıyoruz. Kendi ellerimizle topluyoruz.” dedi.10 ton ürün bekliyoruzEvinin bahçesinde 3 yıl önce hobi amacıyla böğürtlen yetiştiriciliğine başladığını söyleyen Atilla Açıkgöz ise, “Böğürtlen yetiştiriciliğine 300 kökle başladık. Sonra iklim şartlarına uygun olduğunu ve verimin yüksek olduğunu gördük. Burada da böğürtlen yetişeceğini gördükten sonra kök sayısını 2 bin 500’e çıkarttık ve dört dönüm araziye böğürtlen ektik. Bu böğürtlen erkence olduğundan temmuzda verim alıyoruz. Dönüm başına tahminen 4 ton ürün veriyor. Geçen sene dörtte üçünü soğuk vurmasına rağmen biz 2 ton ürün aldık. Bu sene de 10 ton ürün bekliyoruz. Kilosunu bu sene 80 liradan satmayı düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.Kanser başta olmak üzere birçok derde devaBöğürtlenin sağlık açısından şifa kaynağı olduğunu da belirten Açıkgöz, “Özellikle sağlık sorunu olanların hepsi ilaç için kullanıyor. Öncelikle kanser sonra şeker hastalığı, sindirim, kalp, vücut direncini artırıyor. Mesela aç karnına bir avuç yenirse şekeri insülin direncini düzenlediğini doktorlar söylüyor. Şeker hastaları için çok fazla tavsiye ediliyor. Vücut direncini de artırdığından dolayı kalbe, tansiyona birçok hastalığa doğal bir şifa olduğunu gördük.” ifadelerine yer verdi.Vatandaşlar kendi elleriyle topluyorlarBöğürtlen üretimini herkese tavsiye ettiğini söyleyen Açıkgöz, “Yozgat’ta böğürtleni sadece ben üretiyorum. Hobi olarak başladım talep artınca üretimi artırdım. Böğürtlen satışımızda pazar sorunumuz yok. Vatandaşlar geliyor. Kendileri bahçeden aileleriyle topluyor. Ben herkese böğürtlen üretimini tavsiye ediyorum. Boş vakti olanlar, geçim sıkıntısı olanlar, özellikle köyde kalanların yapması gereken bir uğraş. Herkes kendi imkanları dahilinde böğürtlen üretebilir. Vatandaşlar böğürtleni genelde reçel için kullanıyorlar. Meyve suyu ve pasta yapımında da kullanılıyor.” diye konuştu.
Yozgat’ta salep orkidelerine yönelik bilimsel çalışma yapıldı
13 Temmuz 2023 Perşembe - 11:33 Yozgat’ta salep orkidelerine yönelik bilimsel çalışma yapıldı Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde ormanlık alanlarda 13 cinse ait 40 salep orkidesinin bulunduğunu belirten Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tuğba Kılıç, 16 salep orkidesinin yumrularının salep yapımında kullanıldığını ve şu ana kadar 11 türün tespit edildiğini söyledi.İç Anadolu Bölgesi’nin tek blok halinde en uzun ormanına sahip Akdağmadeni ormanlarında bin 300 ila 2 bin rakım arasında genellikle sarıçam, meşe, ardıç gibi ağaç türlerinin oluşturduğu gölgelik alanlarda kendiliğinden yetişen 13 cinse ait 40 adet salep orkideleri türü için Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi bilimsel çalışma başlattı.Yozgat Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tuğba Kılıç, Akdağmadeni ormanlarında yetişen 40 salep orkidesi içerisinde 16’sının salep yapımında kullandığını ifade ederek 11 türün tespit edildiğini söyledi.Salep orkidelerinin 5 farklı bölgede yayılış gösterdiğini belirten Kılıç, Kuzey Anadolu Bölgesinde adını yayılış gösterdiği Akdağmadeni ilçesinden alan Akdağmadeni salebinin, piyasada yer alan kıvam ve aroma bakımından en kaliteli saleplerden olduğunu ifade etti. Kılıç, Akdağmadeni Belediyesi öncülüğünde 2021 yılında Akdağmadeni salebinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendiğini ve coğrafi işaret aldığını hatırlattı.40 tür orkide salebi bulunuyorAkdağmadeni ilçesinde yayılış gösteren salep orkideleri türlerini tespit etmek ve bu türlerin tanımlamasını yapmak üzere çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Kılıç, “Bu bölgede daha önce yaptığımız keşiflerle soğanlı bitkilerin çok fazla yayılış gösterdiğini gördük. Özellikle Akdağmadeni ilçesi, salep orkideleri bakımından çok zengin olduğu bilinmektedir. Bu bölgede literatüre kaydolmuş 13 cinse bağlı 40 tane türün varlığından bahsedilmektedir. Bu bölgede 16 türün toplandığı ve salep yapımında kullanıldığı söylenmektedir. Ancak biz bu 16 türün şu ana kadar 11 tanesini tespit etmiş bulunmaktayız. Ancak Ziraat Fakültesi olarak 40 türün tespitine yönelik çalışmalarımızı da sürdürtmekteyiz” dedi.Salep orkidelerinin korunması önemliSalep orkideleri türünün korunması gerektiğine de dikkat çeken Kılıç, “Akdağmadeni bölgesinde yayılış gösteren bazı türlerin dünyada endemik olduğu bilinmekle birlikte bu türlerin korunması çok büyük önem taşımaktadır. Çünkü orkidelerin tohumunda endosperm bulunmaz. Endosperm bulunmadığı için embriyo tohumu besleyemez. Dolayısıyla bu bölgede tohumların simbiyotik yaşam sürerek neslini devam ettirmesi ve bu alanda korunması büyük önem taşımakta. En azından türün korunması ve kültüre alınması çalışmalarının devamı gelinceye kadar” şeklinde konuştu.Kıvamı ve aroması yüksekAkdağmadeni ilçesinde toplanan salep orkidelerinden elde edilen saleplerin kalitesinin yüksek olduğunu da belirten Kılıç, “Türkiye’de diğer salep toplanan bölgelerin ortalamasına bakıldığı zaman salebin kalitesini gösteren glikomannan içeriği bakımından diğer orkidelerden daha kaliteli ve kıvamı diğer türlere göre daha yoğun olduğu için daha çok tercih edilen bir salep olduğu söylenebilir. Bu bölgede üretilen saleplerin daha çok dondurma yapımında kullanıldığı aynı zamanda içim olarak da tercih edildiği bilinmektedir” ifadelerine yer verdi.
Yozgat’ta bulgur kazanları kaynadı
12 Temmuz 2023 Çarşamba - 10:33 Yozgat’ta bulgur kazanları kaynadı Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Arpaç köyünde kurulan ocaklar üzerinde dev kazanlarda imece usulü bulgur kaynatılıyor.Yozgat’ta asırlardır devam eden bulgur kaynatma geleneği sürüyor. Her yıl buğday hasadı sonrası tekrarlanan bulgur kaynatma geleneği Çekerek ilçesine bağlı Arpaç köyünde başladı. Yöre halkının vazgeçilmez lezzetlerinden olan bulgur dev kazanlarda köylülerin yardımlaşmasıyla kaynatılarak sofralardaki yerini alıyor.Hasat sezonu sonrası buğdayların yıkanmasının ardından kurulan ocaklar üzerine konulan bakır kazanlarda bin bir güçlükle kaynatılan buğdaylar daha sonra yerlere serilen çadır ve hasırlar üzerinde kurutulmaya bırakılıyor. Kuruyan buğdaylar bulgur olmak üzere değirmenlere gönderiliyor. Kimi vatandaş kendi kışlık yiyeceğini hazırlıyor kimi vatandaş ise yaptığı bulgurları satarak ev ekonomisine katkı sağlıyor. Kırsal kesimde oldukça yaygın olan ve geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen bulgur kaynatma işlemi imece usulü gerçekleştiriliyor.Komşusunun bulgur kaynatmasına yardım ettiğini söyleyen Arpaç köyünden Cafer Yazar, “Yıllardır bulgur kaynatma geleneğimiz sürüyor. Bulgurlarımızı akşam saatlerinde serinlikte kaynatıyoruz. Köy halkı olarak yardımlaşarak imece usulü bulgur kaynatıyoruz. Kaynattığımız bulgurları çadır ve sedir üzerine seriyoruz ve kurutuyoruz. Daha sonra çekilmek üzere değirmene gönderiyoruz ve hazır hale getiriyoruz" dedi.Komşularıyla bir araya gelerek bulgur kaynattıklarını belirten köy halkından Miyase Karadavut ise bu işi akşam serinliğinde yapmayı tercih ettiklerini söyledi. Bulgur kaynatma işlemini anlatan Karadavut, “Bulgurumuzu eleyip yıkadıktan sonra kaynatmaya alıyoruz. Daha sonra buğdayları çadırlarımıza alıp kuruturuz. Değirmende öğüttükten sonra hazır hale getiririz” şeklinde konuştu.
Çerkezce de oda anlamına gelen “Haceş” adının verildiği müze evi, ayda 2 bin kişiyi ağırlıyor
11 Temmuz 2023 Salı - 12:37 Çerkezce de oda anlamına gelen “Haceş” adının verildiği müze evi, ayda 2 bin kişiyi ağırlıyor Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde yaşayan emekli polis memuru Erdal Ertuğrul’un 10 yılda bin 500’ün üzerinde antika eşya ile oluşturduğu müze evine vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.Aydıncık ilçesine bağlı Ağıllı köyünde yaşayan Erdal Ertuğrul, polislik mesleğinden emekli olduktan sonra, gelişen teknolojinin ardından günlük hayattan çıkan eski eşyaları biriktirmeye başladı. Ertuğrul, 10 yıldan bu yana biriktirdiği bin 500’ün üzerinde eski eşyalarla evini bir müze gibi dizayn etti. Ertuğrul, çoğu bir asra dayanan eşyaları Çerkezce de oda anlamına gelen ‘Haceş’ adını verdiği müze evinde sergilemeye başladı.İçerisinde gramofondan kasetçalara, topraktan yapılan ambardan yayıklara, Kurtuluş Savaşı’ndan kalan tüfeklerden çeşitli silahlara kadar birçok eşyayı barındıran müze evi, tarihe ışık tuttuğu gibi sosyal aktivitelerin yapıldığı bir mekan haline de geldi. Ayda 2 bin kişinin ziyaret ettiği Haceş Müze Evi’ne gelen vatandaşlar, burada hem eserleri inceleme fırsatı buluyor hem de vakit geçirerek günün stresinden kurtuluyor."Burada herkes hayatından kesitler buluyor"Müzede herkesin hayatından bir parça bulduğunu söyleyen Erol Gürgen, “Emekli polis memuru arkadaşımız burayı yaklaşık 10 yılda hobi olarak topladığı eserlerle kurdu. Zamanla burası müzeye dönüştü. Burada herkes hayatından kesitler buluyor. Ayda binlerce kişi burada misafir ediliyor. Burası para ile oluşan bir yer değil, vatandaşların evlerinden getirdiği objeler ile oluşturulmuş bir müze.” dedi.İlk defa Haceş Müze Evine geldiğini söyleyen Ümran Soyal ise “Çok güzel bir yer, manzarası güzel ve buradan çok etkilendik. Yozgat’ta görülmesi, tanıtılması gereken eşsiz bir yer” şeklinde konuştu."Kültürümüzü yeni nesillere aktarmak için çalışıyoruz"Müze evinde bin 600’e yakın eser bulunduğunu söyleyen Erdal Ertuğrul ise Haceş’in Çerkezce de oda anlamına geldiğini belirterek, “Kültürümüzü yeni nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Haceş Çerkezce oda demek. Eskiden her köyde bu odalar bulunurdu. Misafirler ağırlanır, sohbetler edilirdi. Köyün önemli kararlarının alındığı yerdi bunları. Biz de bu kültürü yaşatmak için müzemize Haceş adını koyduk” ifadelerine yer verdi.Ertuğrul, Haceş Müze Evi’ni ayda 2 bin kişinin ziyaret ettiğini de söyledi.