Yerel Haberler
Yozgat
Doç. Dr. Mustafa Özalp: "(İran-ABD-İsrail savaşı) Yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması" 04 Mart 2026 Çarşamba - 11:58:30 Doç. Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşta İran’ın ve buna paralel olarak Irak’ın istikrarsızlaşmasının dünya doğalgaz ve petrol enerji fiyatlarını yükselteceğini belirterek, "Burada yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması" dedi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşı değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin İsrail’in etkisiyle İran savaşına dahil olduğunu belirterek, "Savaşın her geçen gün katlanarak büyüyeceği gözükmekte. Bölgesel bir savaş olacağının emareleri ortaya çıkmakta. İran, Körfez ülkelerindeki ABD üslerini bombalamakta. İran’ın aslında Umman Denizi’ndeki, Orta Doğu’daki ABD uçak gemilerini bombalaması lazım. İran’ın burada yapması gereken temel strateji aslında ayrı ayrı Körfez ülkelerini bombalamak yerine, bu bombaların her birini biriktirip kitlesel bir şekilde ABD’nin herhangi bir uçak gemisine saldırması İran açısından stratejik olarak daha doğru olur diye düşünüyorum. ABD’nin canı yanmadığı sürece bu savaş devam edecek. İran’ın ABD’nin canını yakması gerekiyor ve bu can yakma da muhtemelen Ortadoğu’da İran tarafından Umman Denizi yakınlarında bir ABD uçak gemisinin batırılması olarak ortaya çıkabilir" dedi. "Petrol fiyatlarının artması elektrik, altın ve gümüş fiyatlarının artmasına neden olacak" Enerjinin devletlerin refah seviyeleri açısından oldukça önemli olduğunu ifade eden Özalp, "Petrol, doğalgaz ve kömür küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 80 ile 85’ini oluşturmakta. İran’ın kapatmış olduğu Hürmüz Boğazı’na baktığımızda Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar gibi ülkelere komşu. Bu boğazdan İran’ın, Irak’ın, Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve Katar’ın petrol ve doğalgazları akmakta, ithalat, ihracatı yapılmakta. Bu boğazdan dünya petrol tüketiminin yaklaşık olarak yüzde 20’si, yani 20 milyon varil, dünya doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 20’si akmakta. Bu da yaklaşık olarak 300 milyon metreküp yapmakta. Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol ve doğalgazın yaklaşık yüzde 80’i Asya piyasalarına, yani Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkelere gitmekte. Geriye kalan yüzde 20’si ise Avrupa ülkelerine akmakta. Bu çerçevede son günlerde İran’ın başlatmış olduğu, daha doğrusu İran-ABD-İsrail arasında çıkan bu kavganın sonucunda petrol fiyatları yaklaşık yüzde 10 artmış durumda. Petrol fiyatlarının artması tabii olarak elektrik fiyatlarının artmasını beraberinde getirecektir. Bu da altın ve gümüşe olan talebi arttıracaktır. Altın ve gümüş fiyatları da yükselecektir. Dolayısıyla Hürmüz Boğazı’nın 3-5 günlüğüne veya bir haftalığına kapalı olması demek, önümüzdeki günlerde petrolün varil fiyatının yaklaşık 100 dolarlara ulaşabileceği, Hürmüz Boğazı’nın iki haftalığına kapanması demek veya tıkanması demek petrolün varil fiyatının 150 dolarları bulabileceği öngörülmektedir" diye konuştu. "Müzakerelerin başlaması gerekiyor" Savaşın ekonomik ve siyasi bilançosuna değinen Doç. Dr. Mustafa Özalp, "Tabii Türkiye’miz her ne kadar olağanüstü gemileriyle Karadeniz’de, Akdeniz’de, dünyanın çeşitli ülkelerinde petrol, doğalgaz arama hususunda kendisini geçmiş yıllara göre geliştirmiş olsa da biz 2024 yılı verilerine göre yüzde 4-5 oranında tüketmiş olduğumuz doğalgazı ancak üretebiliyoruz. Doğalgazda yüzde 95 oranında Türkiye dışa bağımlı. Petrolde de yaklaşık yüzde 85 ile 90 arasında dışa bağımlı. Petrol ve doğalgazı dolara bağlı olarak ithal etmekteyiz. Uluslararası petrol fiyatlarında yaklaşık 1 dolarlık yükseliş, Türkiye ekonomisine ciddi maliyetler getirmekte. EPDK 2024 yılı verilerine göre tüketmiş olduğumuz doğalgazın yüzde 41’ini Rusya’dan ithal ettik, yüzde 22’sini Azerbaycan’dan, yüzde 13’ünü İran’dan ithal ettik. İran’dan yüzde 13-15 doğalgaz ithalatımız söz konusu. Irak’tan da yoğun miktarda petrol ithalatı yapıyoruz. İran’ın ve buna paralel olarak da Irak’ın istikrarsızlaşması dünya doğalgaz petrol enerji fiyatlarını yükseltecektir. Bu yükselen fiyatlarda Türkiye ekonomisi zarar görecektir. Burada yapılması gereken şey müzakere masasının başlaması, diplomasiye öncelik verilmesi ve savaşın ivedilikle durdurulması. Aksi takdirde İran bölünüp parçalandığı zaman biz Türkiye’nin İran sınırından İsrail’e komşu olacağız. Bizim İsrail’e komşu olmamız demek ilerleyen yıllarda İran’la Türkiye arasında çıkacak bir savaşta İran toprakları üzerinden İsrail’le savaşmamız anlamına gelir. İsrail, vekil güçleri üzerinden İran topraklarında Türkiye ile savaşmayı planlamaktadır. Türkiye’nin ivedilikle bunların önlenmesine yönelik tedbirler alması gerektiğini düşünmekteyim" dedi.
Dolu araçları vurdu, araç sahipleri ustaların yolunu tuttu
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:36 Dolu araçları vurdu, araç sahipleri ustaların yolunu tuttu Yozgat’ta etkisini gösteren kuvvetli dolu yağışı sonrası araçlarda maddi hasar meydana geldi. Kaportacıların yolunu tutan araç sahipleri, sanayide yoğunluk oluşturdu. Yozgat kent merkezi başta olmak üzere ilçelerde etkisini gösteren dolu yağışı sonrası araçların kaportalarında göçükler oluştu. Özellikle park halindeki araçların kaporta ve tavanlarında dolu yüzünden göçükler oluştu. Zarar gören araç sahipleri, kaporta ustalarının yolunu tuttu. Göçük ustası Emre Biçer, dolu yağışı sonrası meydana gelen göçük tamiratı hakkında bilgi verdi. "5 yıldır bu sektörün içerisindeyim. Şu an boyasız göçük onarım işlemi yapıyoruz. Dün yağan doludan ötürü dükkanımızda olsun dışarı tarafta olsun çok yoğun hasarlar var. Araçları tek tek düzeltmeye ve onarmaya çalışıyoruz. Dünden beri 27 araç geldi. Daha randevu veremediğimiz de var. Tekrar dolu yağma ihtimaline karşı yan dükkanlara da araçları sığdırdık. Elimizdeki araçlar bitince tek tek alıp halledeceğiz inşallah. Randevu sistemiyle çalışıyoruz. Şu an dükkanda 4 kişiyiz. Hassasiyetimizi koruyarak özenli bir şekilde çalışıyoruz. Aracın aldığı hasara göre sıklık ve sivriliğine göre onarım ücreti de değişiyor. Bir aracın 3 günde bittiği de oluyor 1 hafta sürdüğü de oluyor. Çalışma saatlerimizi geceye uzatıp yoğunluğu yayarak aracı 2 günde teslim etmeye çalışıyoruz. 20 bin 40 bin arası hasarın durumuna göre ücret çıkıyor" şeklinde bilgi verdi. Aracını getiren Salih Akyüz "Ben de esnafım dünkü yağan doludan dolayı göçüklerimiz oldu. Tanıdığımız esnaf. Geldik. Hasarımızı gidereceğiz inşallah. Fiyat konusunda iş bitince belli olacak masrafımız" dedi.
Kurbağaların üreme senfonisi başladı
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:38 Kurbağaların üreme senfonisi başladı İlkbahar aylarında yüzlerce kurbağanın üremek amacıyla dişilerine seslerine duyurma çabaları başladı. Yozgat’ta ilkbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte kurbağalar üreme dönemine girdi. Kirazlı Göleti arkasındaki yeşil alanda yer alan ve yağmur sularıyla oluşan küçük gölette toplanan yüzlerce kurbağa, çıkardıkları seslerle adeta doğaya senfonik bir ezgi sunuyor. Özellikle akşam saatlerinde yoğunlaşan kurbağa sesleri, bölgeye doğa yürüyüşü ve piknik yapmak için gelen vatandaşların dikkatini çekiyor. Uzmanlar, bu seslerin kurbağaların dişilerini cezbetme çabası olduğunu belirtiyor. Bölgeye sık sık gelerek doğa yürüyüşü yaptığını söyleyen Beden Eğitimi Öğretmeni Murat Balcı, "Hafta sonlarında Yozgat’ta doğada gezmeyi seviyorum. İnsanlardan uzak doğa ile iç içe özellikle de şu anda duyduğumuz gibi kurbağaların sesi ile güzel bir hafta sonu geçirmeyi diliyorum. Doğaya çıkan insanlardan da birkaç isteğimiz var; doğada yalnız değiliz, birçok hayvanla birlikteyiz, lütfen onların yaşam alanına saygı gösterelim. Güzel bir gölet var kurbağalar sesleriyle senfoni oluşturuyor, halkımız buraya geldiği zaman dinlesinler. Çocuklara bir şey diyemiyorum ama ebeveynleri onları en azından taş atarak bu senfoniyi bozmamaları gerektiğini söylesinler" dedi. İç Anadolu ikliminin özellikle nemli alanlarda ve su kaynaklarının çevresinde bazı amfibilerin yaşamasına imkan tanıdığını ve kurbağaların üreme döneminde böyle yoğun ses çıkardığını belirten Biyolog Ersoy Sevgi, "Amfibiler, hem karada hem de suda yaşamaya uyum sağlamış omurgalı canlılardır. Deri yoluyla solunum yapabildikleri için vücut sıcaklıklarını çevre sıcaklığına göre ayarlayabilirler. Genellikle nemli ortamları tercih ederler ve suyla temas halinde olmaları hayatta kalmaları için önemlidir. Ancak habitat kaybı ve iklim değişiklikleri nedeniyle günümüzde birçok amfibi türü tehdit altındadır. Bölgede hem karada hem suda yaşayabilen türler olarak, Yeşil Kara Kurbağası, Ağaç kurbağası, Ova kurbağası, Uludağ kurbağası ve Desenli Gece Kurbağası gözlemlenmektedir. Kurbağaların yaşam döngüleri; yumurta dönemi, larva yani iribaş dönemi, başkalaşım yani metamorfoz dönemi ve ergin dönemi olmak üzere evrelere ayrılabilir" ifadelerini kullandı. Kurbağaların hem av hem de avcı olduğu için ekosistemlerin sağlıklı işlemesine büyük katkısı olduğunu söyleyen Biyolog Ersoy Sevgi, "Kurbağalar küçük omurgasızları avlayarak, onların popülasyonlarını kontrol ederler. Özellikle sivrisinekler ve tarımsal zararlı böcekleri avlayarak hastalık yayılımını azaltır ve tarım alanlarının korunmasına yardımcı olurlar. Aynı zamanda yılanlar, kuşlar ve memeliler için av olarak besin kaynağı oluştururlar. Ses, boğazlarındaki ses kesesi sayesinde güçlendirilir ve geniş bir alana yayılabilir. Bunun dışında kurbağalar; bölge savunması, tehlike anında uyarı ve sosyal iletişim için ses çıkarabilir" şeklinde konuştu.
Kurbağaların üreme senfonisi başladı
12 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:21 Kurbağaların üreme senfonisi başladı İlkbahar aylarında yüzlerce kurbağanın üremek amacıyla dişilerine seslerine duyurma çabaları başladı. Yozgat’ta ilkbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte kurbağalar üreme dönemine girdi. Kirazlı Göleti arkasındaki yeşil alanda yer alan ve yağmur sularıyla oluşan küçük gölette toplanan yüzlerce kurbağa, çıkardıkları seslerle adeta doğaya senfonik bir ezgi sunuyor. Özellikle akşam saatlerinde yoğunlaşan kurbağa sesleri, bölgeye doğa yürüyüşü ve piknik yapmak için gelen vatandaşların dikkatini çekiyor. Uzmanlar, bu seslerin kurbağaların dişilerini cezbetme çabası olduğunu belirtiyor. Bölgeye sık sık gelerek doğa yürüyüşü yaptığını söyleyen Beden Eğitimi Öğretmeni Murat Balcı, "Hafta sonlarında Yozgat’ta doğada gezmeyi seviyorum. İnsanlardan uzak doğa ile iç içe özellikle de şu anda duyduğumuz gibi kurbağaların sesi ile güzel bir hafta sonu geçirmeyi diliyorum. Doğaya çıkan insanlardan da birkaç isteğimiz var; doğada yalnız değiliz, birçok hayvanla birlikteyiz, lütfen onların yaşam alanına saygı gösterelim. Güzel bir gölet var kurbağalar sesleriyle senfoni oluşturuyor, halkımız buraya geldiği zaman dinlesinler. Çocuklara bir şey diyemiyorum ama ebeveynleri onları en azından taş atarak bu senfoniyi bozmamaları gerektiğini söylesinler" dedi. İç Anadolu ikliminin özellikle nemli alanlarda ve su kaynaklarının çevresinde bazı amfibilerin yaşamasına imkan tanıdığını ve kurbağaların üreme döneminde böyle yoğun ses çıkardığını belirten Biyolog Ersoy Sevgi, "Amfibiler, hem karada hem de suda yaşamaya uyum sağlamış omurgalı canlılardır. Deri yoluyla solunum yapabildikleri için vücut sıcaklıklarını çevre sıcaklığına göre ayarlayabilirler. Genellikle nemli ortamları tercih ederler ve suyla temas halinde olmaları hayatta kalmaları için önemlidir. Ancak habitat kaybı ve iklim değişiklikleri nedeniyle günümüzde birçok amfibi türü tehdit altındadır. Bölgede hem karada hem suda yaşayabilen türler olarak, Yeşil Kara Kurbağası, Ağaç kurbağası, Ova kurbağası, Uludağ kurbağası ve Desenli Gece Kurbağası gözlemlenmektedir. Kurbağaların yaşam döngüleri; yumurta dönemi, larva yani iribaş dönemi, başkalaşım yani metamorfoz dönemi ve ergin dönemi olmak üzere evrelere ayrılabilir" İfadelerini kullandı. Kurbağaların hem av hem de avcı olduğu için ekosistemlerin sağlıklı işlemesine büyük katkısı olduğunu söyleyen Biyolog Ersoy Sevgi, "Kurbağalar küçük omurgasızları avlayarak, onların popülasyonlarını kontrol ederler. Özellikle sivrisinekler ve tarımsal zararlı böcekleri avlayarak hastalık yayılımını azaltır ve tarım alanlarının korunmasına yardımcı olurlar. Aynı zamanda yılanlar, kuşlar ve memeliler için av olarak besin kaynağı oluştururlar. Ses, boğazlarındaki ses kesesi sayesinde güçlendirilir ve geniş bir alana yayılabilir. Bunun dışında kurbağalar; bölge savunması, tehlike anında uyarı ve sosyal iletişim için ses çıkarabilir" şeklinde konuştu. (EB-RM-
Bilinen yaşı 102, resmi yaşı 97 olan Kezik teyzeye çocukları gözü gibi bakıyor
11 Mayıs 2025 Pazar - 12:15 Bilinen yaşı 102, resmi yaşı 97 olan Kezik teyzeye çocukları gözü gibi bakıyor Yozgat’ın Çekerek ilçesinde yaşayan Kezik Erol, çocukları ve torunlarının çevrelediği yaşantısında bebekler gibi bakılıyor. Çekerek’te yaşayan Kezik Erol’un 102 yaşında olduğu biliniyor. Ancak resmi kayıtlara göre 97 yaşında. 3’ü kız, 3’ü erkek 6 çocuk, 24 torun sahibi. Arpaç Köyünde doğal ortamda yaşayan Erol, hiç doktora gitmemiş, ilaç içmemiş. Tavşan eti, keçi ve koyun tüketen Erol, aile bireylerinin adlarını sayıyor, geçmişten hatıralar anlatıyor. Çocuklarının bebek gibi baktığı Erol’un muayenesini yapan doktor ise ciğerlerinin sıhhatini ‘kuzu ciğeri’ benzetmesiyle ifade ediyor. Çocukları ve torunları tarafından bebek gibi özenle, şefkatle bakılan Erol, yemeğini yedikten sonra aile bireyleriyle biraz sohbet ediyor. Daha sonra vaktini dinlenerek geçiriyor. Gün içinde ziyaretine gelen çocukları ve torunları ile vakit geçiren Erol’un aile bireyleri de onunla hal hatır etmekten mutluluk duyuyor. "Doktor annemin ciğerleri için ‘kuzu ciğeri’ gibi dedi" Kezik Erol’un kızlarından Hanım Taşbilek, annesinin yaşantısı hakkında bilgi verdi. Taşbilek, "Annem hiç hastane yüzü görmedi. Aspirin bile içmedi. Sağlığı temiz havaya bağlı. Bol bol tavşan, keçi, koyun yemiş. Yaşlılığa bağlı alzheimer başlangıcı var. Şimdilerde köfte pilav yer başka şey yemez. Eskiden çay çok içerdi şimdi içmez. Sağlık durumu çok iyi. Geçenlerde doktora gittik. Doktor, ‘Ciğerleri kuzu ciğeri gibi, daha çok yaşar’ dedi. Gözleri 2 senedir görmüyor. İnat etti doktora da gitmedi, gitseydi gözleri açılacaktı. Çocukları bakıyor. Babam ise 2004 yılında yedinci ayda vefat etti" şeklinde konuştu.
Sorgun Belediyesinin düzenlediği ’4.Kitap Günleri’ başladı
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 19:17 Sorgun Belediyesinin düzenlediği ’4.Kitap Günleri’ başladı Sorgun Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kitap Günleri’nin açılışı, protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bu yıl dördüncüsü düzenlenen Sorgun Belediyesi Kitap Günleri, tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın katılımıyla görkemli bir açılışla başladı. Kitapseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, Sorgun Şakir Efendi Meydanı’nda gerçekleşti. Yediden yetmişe pek çok kitapseverin akın ettiği Kitap Günleri 9-18 Mayıs tarihleri arasında ziyarete açık olacak. "İç Anadolu’nun en büyük fuarını yapıyoruz" Açılışta konuşma yapan Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, "Sorgun’da Kitap Günleri geleneksel hale geldi. Her yıl Mayıs ayında yapıyoruz ve vatandaşlarımızın büyük ilgisiyle karşılaşıyoruz. Sorgun ölçeğindeki bir ilçenin İç Anadolu’nun en büyük kitap fuarını yapıyor olması, civar illerden buraya ziyaretçilerin geliyor olması bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Bizim kültür noktasındaki etkinliklerimiz her yıl devam edecek. 36 stant, 77 yayınevinden oluşuyor. Geçen yıl 55-60 bin civarında katılımcı olmuştu. Bu yıl inşallah bu sayının daha da üstünde ziyaretçi bekliyoruz. Sorgun’a hayırlı olsun. İç Anadolu’ya hayırlı olsun" dedi. Kitap Günleri’nin ilk konuğu olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Yozgat’ın tarih sürecini değerlendirdiği ve güncel konulara değindiği konuşmasını yaptı. Ortaylı’nın söyleşisine vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Fuar ziyaretçilerinden Nur Şimşek, "Yozgat merkezden fuara geldim. İnternette görerek haberdar oldum. İlber Ortaylı’yı görmeye geldim. Fuar gayet güzel. Bir sürü kitaplar var. Fiyatları uygun buldum" ifadelerini kullandı. Vasfiye Yüksel ise, "Kitap fuarı ilçemize yenilik katıyor. Kültürümüzün gelişmesini, insanlarımızın bilinçlenmesini, kültürel açıdan Sorgun’un daha pozitif olmasını sağlıyor. Başka şehirlerden gelmek isteyen olursa ulaşımı kolay, ilçemiz samimi ve sıcak insanlardan oluşur. Misafirperver olacaklarını biliyorum" şeklinde konuştu.
Başkan Arslan ‘Yozgat Kart’ı tanıttı: İhtiyaç sahipleri canının istediğini alacak
08 Mayıs 2025 Perşembe - 16:21 Başkan Arslan ‘Yozgat Kart’ı tanıttı: İhtiyaç sahipleri canının istediğini alacak Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, ‘Yozgat Kart’ı vatandaşlara tanıttı. Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, ihtiyaç sahibi ailelerin kullanabileceği ‘Yozgat Kart’ın tanıtımını yaparak bilgi verdi. Dar gelirli vatandaşlara destek olmak amacıyla oluşturulan karta her ayın 15’inde belirlenen tutarda bakiye yüklenecek. Kart sahipleri, pos cihazı olan her yerden dilediği gibi alışveriş yapılabilecek. "İhtiyaç sahibi olduğu belirlenen 400 küsur ailemize kart verilecek" Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, seçim döneminde söz ettiği ‘Yozgat Kart’ projesini hayata geçirdiğini söyleyerek söze başladı. "Yardımlarımızı kart yoluyla yapacağımızı söyledik. 1 yıllık yaptığımız çalışmalarımızın sonucunda belli bir noktaya geldik. İhtiyaç sahibi olduğu anlaşılan 400 küsur ailemize bu kartlar verilecek. Tabi bu burada kalmayacak. İncelemelerimiz devam edecek. Zaman içerisinde durumu düzelenlerin durumu tekrar gözden geçirilecek. Yeni ihtiyaç sahipleri olursa onlara da yeni kartlar verilecek" diyerek kartın kapsamından söz etti. "İnsanlar artık yardım kolisi için boyun bükmeyecek" Başkan Arslan, insanları yardım kolilerine mecbur olmaktan kurtaran bu uygulamadan şöyle söz etti: "Kartın özelliği şu: Bir kredi kartı şirketiyle anlaştık. Kartlar, hemşerilerimizin ismi basılı halde belediyemize teslim edildi. Pos makinası olan her yerde işlem yapılabilecek. Herhangi bir bakkal ya da marketten bir şey almaya mecbur değilsiniz. Daha öncesinde belediyeler koli dağıtıyordu. Bu kolilerde salça, şeker, un, bulgur, yağ var. Bu adamın başka bir şeye ihtiyacı yok mu? Belki bu adamın torununun çikolata yemeye, çocuğunun süt içmeye ihtiyacı vardır. Neden insanlar belediyenin kapısına gelip yardım kolisi için boynunu büksün? İşte bunun için böyle bir uygulamaya geçtik" "Yozgat, bu uygulama ile Türkiye’ye örnek olacak" Arslan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kartlara her ayın 15’inde belirlediğimiz miktar kadar yardımları yükleyeceğiz. İnsanlar istediği markete gidecek, canı ne istiyorsa evinin ihtiyacı neyse onu alacak. Türkiye’de bildiğim kadarıyla çok fazla yerde uygulanmıyor. Değişik gıda çekleri var ama böyle bir uygulama yok. Yozgat’ı sosyal yardım konusunda daha medeni daha insani daha ahlaki bir yönteme kavuşturmuş olduk. Yozgat’ımıza hayırlı olsun. Yozgat birçok şeyde öncü olduğu gibi bu konuda Türkiye’ye güzel bir örnek oluşturacak. İstiyoruz ki insanlarımız bu kartlara muhtaç olmasın"