Yerel Haberler
Yozgat
Yozgat’ta kar bereketi: Hem doğa sevindi hem çocuklar 02 Ocak 2026 Cuma - 14:40:38 Yozgat’ta salı günü başlayan ve aralıklarla devam eden kar yağışıyla birlikte kent genelinde beyaz örtü oluştu. Kar yağışı, şehirde kartpostallık manzaralar ortaya çıkarırken, bazı bölgelerde bina saçaklarında buz sarkıtları oluştu. Yozgat kent merkezinde belediye ve kara yolları ekipleri, yollarda ve kaldırımlarda kar temizleme çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Ekipler, ulaşımda aksama yaşanmaması için çalışmalarına devam ederken sürücüler de dikkatli olmaları konusunda uyarıldı. Türkiye’nin ilk milli parkı olma özelliğini taşıyan Çamlık Milli Parkı da kar yağışıyla birlikte beyaza büründü. Doğal güzellikleriyle bilinen Çamlık’ta oluşan manzaralar kartpostallık görüntüler oluşturdu. Vatandaşlardan Mehmet Akif Ertuğrul kar yağışının kuraklık açısından da önemli olduğunu belirterek, "Yozgat merkezde yaşıyoruz. Şu anda zaten Yozgat’ımızda da bayağı bir kar yağmaya başladı. Kuraklığımız da var. Sularımız zaten bir gün geliyor, bir gün kesiliyor. İnşallah barajlarımız dolacak. Yaza da inşallah iyi bir şekilde geçireceğiz" dedi. Okulların tatil olmasını fırsat bilen öğrenciler parklara akın etti. Karın keyfini çıkaran çocuklar kardan adam yapıp kartopu oynarken, daha çok kar yağmasını ve okulların yeniden tatil edilmesini istediklerini dile getirdi. Yozgat merkezde yaşayan Mehmet Yusuf Erkoç da duygularını, "Yozgat merkezde oturuyorum. Yozgat’a kar yağdı. Çok mutluyuz. Okullar tatil oldu. Geldik buraya kardan adam yaptık. Kış geldiği için yan tarafta da kayıyoruz" şeklinde ifade etti. Çocuklardan İkra Nur Korkmaz da kar sevincini, "Kar yağdığı için çok mutluyum. İnşallah daha çok yağar okullar da tatil olur. Kar yağmayan şehirlere de umarım kar yağar" sözleriyle paylaştı.
01 Ocak 2026 Perşembe - 11:21 Yolcuların dinlendiği Kara Mağara’nın ismi değişse de izleri kaldı Yozgat’ın Saraykent ilçesinde bulunan Kara Mağara, ilçenin eski ismini taşımasıyla biliniyor. Saraykent ilçesinin eski adı olan ve ilçe merkezine 2 buçuk kilometre mesafede bulunan Kara Mağara, tarih boyunca bölgenin ticari ve kültürel önemini yansıtan izler taşıyor. İlçenin bu ismi almasının, İpek Yolu güzergâhı üzerinde yer alması ve yolcuların bölgede bulunan mağarada ateş yakarak konaklamasıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. Tarihi kaynaklara ve yöre halkının aktardığı bilgilere göre, geçmişte İpek Yolu’nu kullanan kervanlar Saraykent çevresinde mola veriyor, doğal mağaraları barınak olarak kullanıyordu. Mağaraların içinde yakılan ateşlerden çıkan duman ve kararmış kaya yüzeyleri nedeniyle bölge, zamanla ‘Kara Mağara’ olarak anılmaya başladı. Cumhuriyet döneminde Saraykent adını alan ilçe, günümüzde modern yerleşim yapısıyla dikkat çekerken, eski adı Kara Mağara ise bölgenin tarihi kimliğini ve geçmişten günümüze uzanan kültürel mirasını hatırlatmaya devam ediyor. İlçe sakinlerinden Halil İbrahim Dinçer "Saraykent ilçemizin eski ismini almış olduğu ‘Kara Mağara’nın önündeyiz. Burası İpek Yolu üzerinde olduğundan gelip geçen insanlar içinde ateş yaktıkları için içi de karardı. Karardığı için ilçemizin ismini aldığı mağara olarak biliyoruz" dedi.
Yozgat’taki kıtlık felaketi, 93 Harbi’ni tetikledi
04 Mart 2025 Salı - 12:02 Yozgat’taki kıtlık felaketi, 93 Harbi’ni tetikledi 19.yüzyılda Yozgat’ta yaşanan ve felaket boyutuna ulaşan kıtlık hem Osmanlı Devleti’ni hem de yöre halkının yaşam biçimini etkiledi. Yozgat’ın günümüzdeki yemek kültürünün temelleri oluşurken 93 harbi tetiklendi. Yozgat Bozok Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, Yozgat tarihindeki en büyük kıtlığın 1873-1875 arasında yaşandığını söyledi. Yüzbinlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu, on binlerce insanın hayatını kaybettiği bu dönemin, 1873 yılında yaşanan iklim değişikliği ile başladığına dikkat çekti. 1873 yılının aşırı kurak geçmesi, 1874-1875 yıllarında ise yoğun kar yağışına bağlı olarak aşırı soğuk geçmesi, ekilecek tohumların yenilmesi ve yeni ürün elde edilememesi nedeniyle insanların ve hayvanların yiyecekleri tükendi. Aşırı soğuk ve tahıl yetersizliğine bağlı olarak insanlar ve hayvanlar hayatını kaybetti. "Bölgede nüfusun yüzde 60’ı eksilmişti" Görgü tanıklarının ifadelerinden söz eden Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, "Öyle büyük bir kıtlık ki nüfusun neredeyse yüzde 60’ı bölgede eksilmişti. Bir evde 10 kişi yaşıyorsa bunun 6 veya 7’sinin hayatını kaybettiği hatta kokmaması için cesetlerin sokağa atıldığını anlatıyorlar" dedi. "Dış borçlar ödenemedi, bu felaketin yaraları sarılmaya çalışıldı" Kıtlıktan sonraki süreçte neler yapıldığını anlatan Karaca, "Böyle bir felaket yaşanınca Osmanlı Devleti, felaketin yaralarını sarabilmek amacıyla kaynaklarını kıtlığın yaşandığı bölge için kullandı. 6 Ekim 1875’te borçlarını ödeyemediğini ilan eden Osmanlı Devleti ancak anapara ödemesi yapabileceğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından Avrupalı ülkeler Osmanlı Devleti’ni ötekileştirmeye başladılar. Avrupa’da Balkanları ve etnik azınlık unsurları kışkırtmaya yöneldiler. 1876 baharında Bulgar ayaklanması başladı. Bulgarların Türk köylerini basmasına ve Türkleri öldürmesine rağmen, Türklerin 200 bin Bulgarı öldürdüğüne dair kamuoyu oluşturan Avrupa devletleri olayları Osmanlı Devleti’nin aleyhine çevirdiler. Bu kara propaganda Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne savaş açmasına neden olan süreci de başlattı. Tarihimize ’93 Harbi’ olarak geçen büyük felaket bu olayların ardından ortaya çıktı. Kıtlıktan sonraki ikinci büyük felaket bu savaştır. Balkanlardan milyonlarca insan yerinden yurdundan edildi. On binlerce insan katledildi. On binlercesi de İç Anadolu’ya sürgüne gönderildi. Bu olaylar ‘muhacirlik’ kavramını ortaya çıkardı" diyerek tarihî sürecin ayrıntılarına değindi. "Kıtlık felaketi hem bölgesel hem de toplumun yaşam alışkanlıklarını etkiledi" "Kıtlık felaketi hem bölgesel olarak hem de toplumun yaşam şeklini, ekonomisini, yaşam alışkanlıklarını etkiledi. Ama aynı zamanda siyasal bir sürecin başlayarak Osmanlı Devleti’nin karşılaştığı en büyük felaketlerin tetikleyicisi durumuna geldi" diyerek sözlerini sonlandırdı.
Yozgat’ta 60 bin kadına rahim ağzı kanseri taraması yapıldı
03 Mart 2025 Pazartesi - 11:02 Yozgat’ta 60 bin kadına rahim ağzı kanseri taraması yapıldı Yozgat’ta erken tanı ve tedavi için 60 bin kadına rahim ağzı kanseri taraması yapıldı. Yozgat’ta birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek, sağlığa yönelik risklerden bireyleri korumak ve sağlıklı yaşam biçimini teşvik etmek amacıyla 2022 yılında hayata geçirilen sağlıklı hayat merkezi, vatandaşlara hizmet vermeyi sürdürüyor. Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü ek binasında hizmete açılan sağlıklı hayat merkezinde bulunan Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi de oldukça rağbet görüyor. KETEM’de görev yapan Hemşire Canan Şener, her yıl kanser olan 20 milyon insandan 9 milyonunun hayatını kaybettiğini ifade etti. 2009’dan beri hizmet veren KETEM’in bu kayıpları önlemek amacıyla bulunduğunu ve kanserden korkulmaması gerektiğini söyledi. " KETEM, 3 farklı kanser türünde tarama yapar" KETEM’in işleyişi hakkında bilgi veren Şener "3 farklı kanser türünde tarama yapıyoruz. 40-69 yaş arası meme kanseri taramasında mamografi çekiyoruz. 30-65 yaş arası tüm bayanlardan rahim ağzı kanseri için HPV DNA testi alıyoruz. 50 yaşından itibaren kolon kanseri dediğimiz kanser türü için ufak bir kit yardımı ile hem erkek hem de kadınlara dağıtımı yapıyoruz. Bu testlerin tamamı KETEM’de ücretsiz yapılıyor. Test sonuçlarının ardından hastanın akıbetini takip ediyoruz. Psikolojik destek amacıyla telefon görüşmeleri yapıyoruz" dedi. "Yozgat’ta rahim ağzı kanseri konusunda 60 bin kadının taraması yapıldı" Şener Yozgat’ta 60 bin kadına rahim ağzı kanseri taraması yapıldığını ifade edip, "Yozgat’ta rahim ağzı kanseri konusunda yaklaşık 60 bin kadının taramasını yaptık. Yozgat oksijeni bol olan bir yer olduğu için kanser vakaları diğer şehirlere göre daha az. Yozgat’ta en yaygın kanser türü şu an akciğer kanseri. Nadiren meme kanserine rastlıyoruz. Şu an için serviks kanseri bildirmedik. Bu da güzel bir şey. Tiroid kanseri de fazla" şeklinde bilgi verdi. "Hareket edersek ve beslenmemize dikkat edersek kanserden korkmaya gerek kalmaz" Kanserden korunmanın yolları hakkında bilgi veren Şener "Kesinlikle kanserden korkmayacağız. Sağlıklı beslenmek, her gün 10 bin adım atmak, hareket etmek gerek. Sigarayı hayatımızdan çıkarmalıyız. Çıkaramıyorsak KETEM’den destek alabiliriz. Kendimizin ve bedenimizin de farkında olmalıyız. Değişikliklere dikkat etmeliyiz. 20 yaşından itibaren kendi kendimize bir meme muayenesi ile bir kitle erken dönemde fark edilebilir. Memedeki renk ve doku değişiklikleri, akınıtı var mı yok mu, portakal kabuğuna benzer görüntü var mı, sabit veya hareketli bir kitle var mı bunlara bakmak gerek. Rahim ağzı kanserinde ise geçmeyen kötü kokulu akıntılar ipucu olabilir. Bağırsak kanserinde uzun süren kabızlıklar, tuvalet esnasında kanamalar bir ipucu olabilir. Hazımsızlıklar, mide şişkinliklerine dikkat etmek gerek. Özellikle üzerine basarak söylemek isterim ki bu belirtilerin hiçbirisi tek başına kanserin habercisi değil. Vücudumuz bazen bize sinyaller verir. Bunları dikkate almak gerekir. Korkmadan farkında olarak hareket edelim" şeklinde konuştu.
Bu köyde 5 yıldır tek iftar sofrası kuruluyor
02 Mart 2025 Pazar - 21:19 Bu köyde 5 yıldır tek iftar sofrası kuruluyor Yozgat merkeze bağlı Topaç köyünde vatandaşlar, 5 yıldır Ramazan ayında oruçlarını köy camisinin toplu iftar yemeğiyle açıyor. Yozgat merkeze bağlı 70 haneli, 150 kişinin yaşamını sürdürdüğü Topaç köyünde Ramazan boyunca tek bir iftar sofrası kuruluyor. Toplu iftar geleneğinin 2019 yılından bu yana devam ettiği köyde imkanı olan hayırseverler, köy halkına iftar veriyor. Köy camisinin sosyal tesislerinde yemekler hazırlanıyor, ezanla birlikte açılan orucun ardından hep birlikte dua ediliyor. Teravih namazı sonrası vatandaşlar evlerine dönüyorlar. Her gün iftar sofrasında bir araya gelen köylüler, beraberlik ve paylaşmanın en güzel örneğini sergiliyor. Köy sakinlerinden Hacer Can, her yıl Ramazan ayında köylerinde iftar yemeği verildiğini belirterek, "5 yıldır yemek veriyoruz. Kimse evinde yemek yemiyor. Birbirimizle kaynaşıyoruz. Namazımızı kılıyor, çayımızı içiyor ve evlerimize dağılıyoruz. Böylece çocuklarımız da eski Ramazan’ı yaşamış oluyor" dedi. Çocuklarıyla iftara geldiğini söyleyen Sibel Açıkgöz, "Köylü olarak iftar yemeği yapıyoruz. Çocuklarımızla buraya geliyoruz. Tek sofra kuruluyor. Hep beraber burada oturuyoruz, kaynaşıyoruz. Yemeğimizi yiyoruz, iftarımızı yaptıktan sonra herkes evlerine dağılıyor" diye konuştu. Köy sakinlerinden Yaşar Can, bu geleneği devam ettireceklerini söyleyerek, "5 yıldır bu geleneğimiz devam ediyor. Geçmişten kalan bir gelenek ama biz bunu devam ettirmek istedik. Umarım uzun yıllar daha devam eder. Bu köyde sadece tek bir iftar sofrası kuruluyor. Gelmek isteyen bütün herkes gelebilir, iftarını yapabilir. Umarım uzun yıllar böyle devam eder" dedi. Topaç köyü muhtarı İsmail Can, 5 yıldır köylerinde iftar yemeği geleneğini sürdürdüklerini ve köy dışında yaşayan köylülerin de iftara katıldığını anlatarak, "5 yıldır bu geleneği sürdürüyoruz. Toplu iftar yemeği veriyoruz. İnşallah bundan sonra da devam edeceğiz, devam ettirmeye uğraşıyoruz. Vatandaşlar paralarını veriyor, biz de şahıs olarak yemeklerini veriyoruz. Biz de önder oluyor ve aşçımıza yemekleri yaptırıyoruz. 5 yıldır iftar soframız tek sofra olarak yapılıyor" ifadelerini kullandı.
Bu köyde 5 yıldır tek iftar sofrası kuruluyor
02 Mart 2025 Pazar - 21:10 Bu köyde 5 yıldır tek iftar sofrası kuruluyor Yozgat merkeze bağlı Topaç köyündeki vatandaşlar 5 yıldır Ramazan ayında köy camisinin toplu iftar yemeğiyle oruçlarını açıyor. Yozgat merkeze bağlı 70 haneli 150 kişinin yaşamını sürdürdüğü Topaç Köyünde Ramazan boyunca tek bir iftar sofrası kuruluyor. Toplu iftar geleneğine 2019 yılından itibaren devam eden köyde, imkanı olan hayırseverler aileler köy halkına iftar yemeği veriyor. Köy Caminin sosyal tesislerinde yemekler hazırlanıyor, çocuklar da bu manevi atmosferi solurken, köylüler de iftar öncesi sohbet edip Ramazanın bereketini birlikte yaşıyorlar. Ezanla birlikte açılan orucun ardından hep birlikte dua eden köylüler Teravih namazıyla evlerine dönüyorlar. Her gün iftar sofrasında bir araya gelen köylüler beraberlik ve paylaşmanın en güzel örneklerini sergiliyor. Köy sakinlerinden Hacer Can, her yıl Ramazan ayında köylerinde iftar yemeği verildiğini belirterek, "5 yıldır yemek veriyoruz. Kimse evinde yemek yemiyor. Birbirimizle kaynaşıyoruz. Namazımızı kılıyor, çayımızı içiyor ve evlerimize dağılıyoruz. Böylece çocuklarımızda eski Ramazan’ı yaşamış oluyor" dedi. Çocuklarıyla iftara geldiğini söyleyen Sibel Açıkgöz ise "Köylü olarak iftar yemeği yapıyoruz. Çocuklarımızla buraya geliyoruz. Tek sofra kuruluyor. Hep beraber burada oturuyoruz, kaynaşıyoruz. Yemeğimizi yiyoruz, iftarımızı yaptıktan sonra herkes evlerine dağılıyor" diyerek duygularını ifade etti. Köy sakinlerinden Yaşar Can bu geleneği devam ettireceklerini söyleyerek şu şekilde konuştu: "5 yıldır bu geleneğimiz devam ediyor. Geçmişten kalan bir gelenek ama biz bunu devam ettirmek istedik. Umarım uzun yıllar daha devam eder. Bu köyde sadece tek bir iftar sofrası kuruluyor. Gelmek isteyen bütün herkes gelebilir, iftarını yapabilir, umarım uzun yıllar böyle devam eder " Topaç Köyü muhtarı İsmail Can da 5 yıldır köylerinde iftar yemeği geleneğini sürdürdüklerini ve köy dışında yaşayan köylülerin de iftara katıldığını anlatarak, "5 yıldır bu geleneği sürdürüyoruz. Toplu iftar yemeği veriyoruz. İnşallah bundan sonra da devam edeceğiz, devam ettirmeye uğraşıyoruz. Vatandaşlar paralarını veriyor, bizde şahıs olarak yemeklerini veriyoruz. Biz de önder oluyor ve aşçımıza yemekleri yaptırıyoruz. 5 yıldır iftar soframız tek sofra olarak yapılıyor " ifadelerini kullandı.