Yerel Haberler
Zonguldak
Piyade Er Recep Demirci son yolculuğuna uğurlandı 26 Mayıs 2026 Salı - 19:47:21 İzmir’de vatani görevini yaptığı sırada hayatını kaybeden 20 yaşındaki Piyade Er Recep Demirci, memleketi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Perşembe beldesinde son yolculuğuna uğurlandı. Edinilen bilgilere göre, İzmir’de görev yaptığı sırada aniden rahatsızlanan Recep Demirci, sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan genç asker, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Acı haberin ardından Demirci’nin Çaycuma ilçesi Filyos beldesindeki evinde büyük üzüntü yaşandı. Hisarönü Mahallesi Hisarkent Sitesi’nde bulunan baba ocağında asker mangasının da katılımıyla Kur’an-ı Kerim okunup helallik alındı. Recep Demirci için Perşembe beldesi Yazıbaşı Mahallesi Demirciler mevkisinde ikindi namazına müteakip cenaze töreni düzenlendi. Kılınan cenaze namazının ardından Demirci, aile mezarlığında toprağa verildi. Cenazede baba Özkan Demirci taziyeleri kabul ederken, babaannenin torununun tabutu başında ağıt yakması yürekleri dağladı. Acılı babaanne, "Biz seni terminalden davul zurnayla uğurladık. Seni burada bırakıp nasıl gideceğiz oğlum" sözleriyle gözyaşı döktü. Cenaze törenine AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya, Çaycuma Belediye Başkan Vekili Sezai Bilici, Perşembe Belediye Başkanı Turhan Okumuş, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç, İlçe Emniyet Müdürü Uğur Duman, Zonguldak Sosyal Hizmetler Müdürü Mehmet Türkmen Köse, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, daire müdürleri, askeri erkan ve çok sayıda vatandaş katıldı.
26 Mayıs 2026 Salı - 15:20 Devrek’in asırlık simit fırınında bayram mesaisi Zonguldak’ın Devrek ilçesinde 1912 yılından bu yana meşe odunu ateşinde pişirilerek hazırlanan meşhur pekmezli Devrek simidi, Kurban Bayramı ve gurbetçi sezonunun açılmasıyla birlikte yoğun talep görüyor. Asırlık fırında bayram mesaisi başlarken, eşsiz lezzet Almanya ve Belçika gibi Avrupa ülkelerine de kargoyla ulaştırılıyor. Devrek ilçesinde faaliyet gösteren ve tarihi 1912 yılına dayanan simit fırını, asırlık lezzet geleneğini günümüzde de yaşatmaya devam ediyor. Özel olarak hazırlanan hamurun pekmezle buluşmasının ardından meşe odunu ateşinde pişirilmesiyle ortaya çıkan meşhur Devrek simidi, hem yöre halkından hem de il dışından gelen vatandaşlardan büyük ilgi görüyor. Yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla ilçede yaşanan hareketlilik, tarihi simit fırınında da yoğun mesaiye dönüştü. Özellikle yaz aylarında memleketlerine dönen gurbetçilerin vazgeçilmezleri arasında yer alan pekmezli simit için ustalar fırın başında yoğun mesai harcıyor. "Almanya ve Belçika’ya bile simit gönderdik" Tarihi fırında usta olarak görev yapan 19 yaşındaki Berat Dede, meşhur simidin yapım aşamalarını ve gördüğü ilgiyi anlattı. Odun ateşinin lezzete olan katkısına dikkat çeken Dede, "Simidimiz ortalama 5-6 dakika içerisinde pişiyor. Tamamen odun ateşinde, meşe odununda pişiriyoruz. Şehir dışından gelen çok fazla müşterimiz oluyor. Özellikle gurbetçi zamanı geldiğinde yoğunluğumuz daha da artıyor. Bazen yurt dışına bile kargo yapıyoruz. Almanya ve Belçika’ya bile simit gönderdiğimiz oluyor" ifadelerini kullandı. Talebe yetişmek için çaba harcıyorlar Kurban Bayramı tatiliyle birlikte ilçedeki kalabalığın arttığını ve bu durumun fırına olan ilgiyi katladığını belirten 26 yaşındaki usta Enes Dede ise, taleplere yetişmek için büyük çaba harcadıklarını kaydetti. Dede, "Dışarıdan gelen gurbetçilerimiz ve yerli ziyaretçilerimiz dahil, bayramda simide olan talep oldukça artacaktır. Şu anda bile ciddi bir kalabalık var. Devrek’in meşhur simidine olan ilgi belli miktarda giderek artmaktadır. Bizler de halkımıza, hemşerilerimize bayram süresince de elimizden gelen beceriyi göstererek en iyi şekilde hizmet vermeye çalışacağız" diye konuştu.
Adliye turnuvası sona erdi
10 Mayıs 2026 Pazar - 13:18 Adliye turnuvası sona erdi Adalet Bakanlığına bağlı Zonguldak Kurumlararası futbol turnuvası Kemal Köksal Stadında oynanan final maçı ile sona erdi. Uzun mücadele sonucunda Zonguldak Adliyesi rakibi Zonguldak Cezaevi’ni penaltılarla yenerek şampiyonluk kupasının sahibi oldu. Zonguldak Adliyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Adalet Bakanlığına bağlı kurumlararası Futbol Turnuvası oldukça çekişmeli geçen karşılaşmalarla sona erdi. Yaklaşık 1 ay önce 10 takım ile başlayan turnuvanın final gününde Kemal Köksal Stadında ilk olarak üçüncülük için Alaplı Adliyesi ve Devrek Açık Cezaevispor karşı karşıya geldi. Oldukça çekişmeli geçen karşılaşmanın normal süresi 3-3 berabere bitmesi üzerine kazananı belirlemek için penaltı atışlarına gidilen turnuvanın üçüncüsü rakibini penaltı atışlarıyla yenen Alaplı Adliyesi oldu. Oldukça çekişmeli mücadeleye ev sahipliği yapan Alaplı Adliyesi- Devrek Açık Cezaevi maçı sonrası gülen taraf Alaplı Adliyesi olurken platformda üçüncülük yerini aldı. Turnuvanın final karşılaşmasında ise daha önce iki kez şampiyon olan Zonguldak Adliyesi kupa sayısını üçe çıkarmak için Zonguldak Cezaevi ile karşılaştı. Hiç dinmeyen tempoda başlayan ve aynı şekilde devam eden karşılaşma her iki takımın da rakip ağları 3 kez havalandırması sonucu maçın normal süresi 3-3 berabere bitti. Turnuva şampiyonunu belirlemek için kural gereği penaltı atışlarıyla Zonguldak Adliyesi zorlu mücadele sonrası rakibini yenerek şampiyonluk kupasına uzanmayı başardı. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Kapağan, Zonguldak Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Birtan Şeker, Zonguldak İdare Mahkemesi Başkanı Mehmet Sümen, Zonguldak Barosu Başkanı Av. Türker Kapkaç’ın yanı sıra Zonguldak ilinde görev yapan Hakimler, Cumhuriyet Savcıları, Avukatlar, adliye personeli ve yakınlarının ilgiyle izlediği turnuva renkli görüntülerle sona erdi. Turnuvada üçüncü olan Alaplı Adliyesine kupasını ve madalyalarını Zonguldak İdare Mahkemesi Başkanı Metin Sümen verirken, ikinci olan Zonguldak Cezaevine ise kupasını ve madalyalarını Zonguldak Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Birtan Şeker verdi. Turnuvanın şampiyonuna ise kupasını ve madalyalarını Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Kapağan verdi. Kupa töreninde konuşan Zonguldak Cumhuriyet Savcısı Gökhap Kapağan, turnuvaya katılan tüm takımlara ve emek veren herkese teşekkür ederken, turnuvanın fair play, dostluk ve centilmenlik ortamında gerçekleştiğini ifade etti.
Kalbindeki engele piyanoyla direniyor
10 Mayıs 2026 Pazar - 09:33 Kalbindeki engele piyanoyla direniyor Zonguldak’ta oğlunun engellerini sonsuz anne şefkati ve sanatın gücüyle aşan Filiz Köktürk Özgül, yüreğindeki "Bizden sonra ne olacak?" korkusuna inat evladını hayata piyano notalarıyla sımsıkı bağlıyor. Çaycuma ilçesinde genetik rahatsızlığı ve kalp problemi nedeniyle çok sevdiği yüzme sporunu bırakmak zorunda kalan lise öğrencisi 18 yaşındaki Mustafa Burak Özgül, hayata annesi Filiz Köktürk Özgül’ün (62) desteğiyle piyano tuşlarında tutunuyor. Özel çocuğuyla verdiği mücadeleyi anlatan anne Özgül, "Bizden sonra ne olacak?" endişesi taşıdıklarını belirterek toplumdan sadece empati bekliyor. Çaycuma Özel Eğitim Meslek Okulu lise son sınıf öğrencisi olan ve aynı zamanda özel eğitim merkezine devam eden Mustafa Burak Özgül, annesi Filiz Köktürk Özgül ile birlikte zorlu ama ilham veren bir mücadele yürütüyor. "Hayatı bir yerinden yakalasın istiyoruz" Eğitimine özel eğitim merkezinde devam eden ve annesiyle birlikte problemleri aşan Burak, hayattaki engelleri de sanatla aşıyor. Oğlunun genetik rahatsızlığına bağlı olarak kalp problemi de yaşadığını belirten anne Filiz Köktürk Özgül, Burak’ın çok iyi bir yüzücü olmasına rağmen sağlığı elvermediği için bu spora devam edemediğini ifade etti. Özgül, "Burak çok iyi bir sporcu olabilirdi, çok da hızlı yüzüyor fakat bunu kalbinden dolayı yapamaz. O nedenle müziğe, piyanoya yöneldi. Yetenekleri neyse o alanda, onları yapmaya çalışıyoruz. Yapabildiklerine odaklanıyoruz, yapamadıklarında bir adım ileri attırmaya çalışıyoruz. Hayatı bir yerinden yakalasın istiyoruz" dedi. "İnsanların gözlerini dikip bakması çok acıtıyor" Toplum içinde yaşadıkları zorluklara da dikkat çeken anne Özgül, çevredekilerin yargılayıcı bakışlarının kendilerini yaraladığını dile getirdi. Dışarı çıktıklarında empati beklediklerini vurgulayan Özgül, "Çocuğumuz bir taşkınlık yaptığında, herhangi bir hareket yaptığında insanlar gözlerini dikip bakmasınlar. Bu çok acıtıyor. Gerçekten çok acıtıyor. Kimse böyle olmayı istemez, bunu biz seçmedik ki. Ama oldu, bu da bize bir Tanrı’nın lütfu diye düşünüyorum. Şanslıyım, evladımı çok seviyorum" ifadelerini kullandı. Geç yaşta anne olduğunu ve bu duygunun eşsizliğini vurgulayan Özgül, "Anne olmak dünyanın en güzel duygusu. Özel bir çocuğum var, evet özel ve çok güzel. Zorlukları yok mu? Tabii ki var" diye konuştu. "Hayata zaten 1-0 yenik başlıyoruz" Kendisinin ve onunla aynı hayatı paylaşan tüm kadınların ortak korkusunu dile getiren Özgül, geleceğe dair taşıdıkları ağır yükü şu sözlerle anlattı: "En büyük zorluk, en büyük sorun bizim için; biz evet şimdi hayattayız ama bizden sonra ne olacak? Bizden sonra ne olacak sahipsiz çocuklarımız? Bu düşünce bizi kahrediyor. O nedenle her alanda çocuğumuzu hayata sarılmaya uğraştırıyoruz. Bir yerden tutunsun, bir yerden yakalasın hayatı. Çünkü biz hayata zaten 1-0 yenik başlıyoruz." Topluma ve diğer ailelere de seslenen Özgül, "Lütfen evlatlarınızın kıymetini bilin, evlatlarınızı sevin. Elbette seviyorlar, zorlukları da var ama biraz da farkında olun lütfen" diyerek şefkatin ve kabullenmenin öneminin altını çizdi.
11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı
10 Mayıs 2026 Pazar - 08:53 11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı Zonguldak’ın Devrek ilçesinde eşiyle birlikte kurdukları restoranda 11 kadına istihdam sağlayan 50 yaşındaki Yadigar Benli, çalışan bir anne olmanın zorluklarını eşinin desteği ve kadın dayanışmasıyla aştı. Anneler Günü dolayısıyla deneyimlerini paylaşan iki çocuk annesi Benli, iş hayatında kadın olmanın zorluklarını, ailesi ve çalışanlarının destekleriyle nasıl aştıklarını anlatarak kadın gücü ve aile dayanışmasının önemine dikkat çekti. "Kadın olmak ve iş kadını olmak gerçekten zor" İşletmelerinde kadın istihdamına büyük önem verdiklerini belirten Yadigar Benli, "İki çocuk annesiyim. Ailece işletiyoruz eşimle beraber. Şu an yanımda 11 çalışan kadın arkadaşım var. Onlarla bu yolda ilerlemeye çalışıyoruz" diyerek kadın dayanışmasının altını çizdi. İş hayatında karşılaştıkları zorluklara değinen Benli, "Zor günlerimiz çok oldu, kolay gelmedik tabii ki buralara. Hem çocuk, hem ev, hem aile, iş tabii ki bizi zorladı. Ama eşimle beraber ve çalışan arkadaşlarımla beraber buralardayız" ifadelerini kullandı. Yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını ifade eden Benli, mesai saatlerini şu sözlerle anlattı: "Mesaimiz sabah saat 6’da başlıyor. Çorbalarımızla beraber yemeklerimize geçiyoruz. Sonrasında öğlen aramız başlıyor. Günün en yoğun saatimiz öğlen arasıdır. Gün içerisinde akşam 9’a kadar devam etmekte. Akşam saat 9 gibi iş yerimizi kapatıyoruz. Buradan çıktığımızda da evimize gidiyoruz." İş ve ev arasındaki dengeyi sağlamanın yorucu olduğunu dile getiren Benli, çalışan bir anne olmanın zorlu süreçlerini şu sözlerle aktardı: "Gün içerisinde zaten çok yorgun oluyoruz. Çocuklarımıza vakit ayırıyoruz belli saatlerde. Bu şekilde devam ediyoruz. Tabii evin işi hiçbir zaman bitmiyor. Hanımlar bunu daha iyi bilirler. Kadın olmak zor. Hem iş kadını olmak hem hayatta kadın olmak gerçekten zor. Onları (çocukları) evde yalnız bırakıp gelmek, gün içerisinde çocuklarımla uzunca zaman vakit geçirememek, sadece onlara ayırdığım zamanın akşam 1-2 saat olması, bizim için zor süreçler oldu. Bu güçlüklerle birlikte onları da yetiştirdik, bugünlere getirdik çok şükür." "Annelerimiz baş tacımız" Anne olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu söyleyen Yadigar Benli, sözlerini Anneler Günü mesajıyla tamamladı: "Anne olmak tabii ki çok güzel bir duygu. Çocukların varlığı ayrı bir güzellik bizim için. Tabii biz de onlara karşı olan sorumluluklarımızı elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz. Annelerimiz başımızın tacı. Onların hakkı bir gün değil, bir ömür ödenebilecek bir şey değil bana göre. Hakları hiçbir zaman ödenmez. Anneler Günü’nde başta kendi annem olmak üzere, kendim de bir anne olarak bütün annelerin Anneler Günü’nü kutlarım. Annelerimiz baş tacımız. Anneler günümüz kutlu olsun." "Kadının elinin değdiği her şey güzeldir" Yadigar Benli’nin eşi 50 yaşındaki Atilla Benli ise eşinin ticaretteki azminden övgüyle bahsetti. Geçmişte farklı sektörlerde de faaliyet gösterdiklerini söyleyen Atilla Benli, "Eşimle beraber bizim farklı sektörlerimiz de oldu. Sadece bu sektör değil; 16 yıl başka bir sektör, 4 yıl başka bir sektör, son sektörümüz bu. Eşimle tanıştığımızdan bu yana kendisi değişik ticari faaliyetlerde bulunmaya çalıştı, ticarete yönelik katkıları oldu sürekli" dedi. Eşinin iş hayatındaki güçlü karakterine dikkat çeken Benli, "Hatta kendi yerinden kendi dükkan sahibini kovmuşluğu da olmuştur. İnatçıdır ticarette, o kadar güçlüdür. Onun kararlı duruşları sayesinde, beraber aldığımız kararlar doğrultusunda bu günlere geldik" şeklinde konuştu. Başarılarının temelinde aile içi dayanışmanın yattığını belirten Atilla Benli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine atıfta bulunarak duygularını şu şekilde ifade etti: "Yani ’birlikten kuvvet doğar’ dedikleri bu olsa gerek. Bir iki kelimeyle ölçülebilecek bir durum değil. İnsanların, tabii bizim yaşadığımız veya çoğu insanın yaşadığı bir durum da vardır. Lakin ’kadının elinin değdiği her şey güzeldir’ cümlesiyle, ’Dünyadaki bütün güzellikler varsa bunlar kadının eseridir’ diyen Atatürk’ün bir cümlesi vardı, onunla noktalamak isterim. Bazı kelimeler yetmiyor bazen anlatmaya bazı durumları." İşletmede anne olan personellerle çalışmaya özen gösterdiklerini belirten Benli, "Şimdi torunumuzla uğraşıyoruz. O da ayrı bir duygu, ayrı bir güzellik. Ne diyelim, inşallah onun da anne olduğu günleri görürüz. Ekip arkadaşlarımız da var. Hepsi de birer anne, bir iki tane genç arkadaşımız var. Sorumluluklarını bilen insanlarla çalışmaya çalışıyoruz." "Çalışan bir kadının çocuğu olmak çok büyük bir avantaj" Çalışan bir annenin çocuğu olarak büyümenin kendisine kattığı değerleri anlatan 28 yaşındaki Neslişah Gemici, annesinin güçlü figüründen ilham aldığını söyledi. Zorlukların üstesinden ailece geldiklerini belirten Gemici, "Elbette çok zor ve daha güçlü olmanız gereken bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ben çoğu zaman annemin yanında, anneme yardım ederek, annem ve babamla birlikte hep çalışarak onların yanında oldum. Annem hiçbir zaman bizi yalnız bırakmadı, ne kadar çalışırsa çalışsın" ifadelerini kullandı. Kardeşiyle olan dayanışmasını anlatan Gemici, "Kız kardeşim de vardı. Ona ben annelik etmek zorunda kaldım. Çünkü onun yaşı daha küçüktü. Sabah okula giderken onu ben giydirdim, saçlarını ben topladım. Dediğim gibi çünkü çalışan bir annemiz vardı. Ve biz kardeşimle birbirimizin eksiklerini daima tamamlamaya çalıştık" şeklinde konuştu. Çalışan bir anneyle büyümenin kendisine özgüven kattığını vurgulayan Gemici, annesiyle duyduğu gururu şu sözlerle dile getirdi: "Ama şöyle bir gerçek var ki; çalışan bir annenin kızı olmak iyi mi kötü mü? Kesinlikle çok iyi bir duygu. Çünkü ’daha ne kadar güçlü olabilirim, daha ne kadar kendim başarabilirim’ duygusunu en yakınınızdan aldığınızda o güç zehirlenmesini yaşıyorsunuz zaten. Ve bizde de öyle oldu. Kardeşim de ben de hiçbir zaman hiçbir zorluktan korkmayan, daima bütün zorlukları aşabileceğine inanan iki kadın olarak bu yaşa geldik. Ve bundan da hiçbir zaman pişman olmadık." Bu durumun sosyal hayatına ve hayata bakışına olumlu yansıdığını ifade eden Gemici, "Bunun avantajları da çok oldu. Bakış açınız bile çalışan bir anneye sahipseniz daima daha geniş oluyor. Daha anlayarak, anlamlı bakabiliyorsunuz hayata. Çünkü dört duvar arasına sıkışmış olmuyorsunuz. Sadece bir evde büyümenin de vardır avantajları ama siz küçük yaştan itibaren kalabalığa, ortama, insanlarla konuşmaya, farklı konuşmalara şahit olmaya başlıyorsunuz. Ve bu yüzden iyi ki annem çalışan bir anneymiş, çalışan bir kadınmış. Annemle gurur duyuyorum. Ve çalışan, çalışmayan, izleyen, izlemeyen bütün kadınlarla da gurur duyuyorum. Kadın olmak çok güzel bir duygu" dedi.
Kdz. Ereğlili Öğretmenler Türkiye’nin En İyi 24 Dijital Eğitim Projesine Girdi
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:55 Kdz. Ereğlili Öğretmenler Türkiye’nin En İyi 24 Dijital Eğitim Projesine Girdi Ankara’daki ulusal konferansta 800 başvuru arasından sıyrılan iki eğitimci, dijital ekosistem projeleriyle ilçeye büyük gurur yaşattı. Kdz. Ereğli Anadolu Lisesi İngilizce Öğretmeni Dr. Birsen Güneri ile Kdz. Ereğli Şahinde Hayrettin Yavuz Bilim ve Sanat Merkezi öğretmeni Müzeyyen Merve Bakangöz, büyük bir başarıya imza attı. Avrupa Birliği destekli, Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF iş birliğiyle yürütülen "Öğretmen Eğitimi Dijital Ekosistemi Projesi" kapsamında düzenlenen ulusal konferansta ilçeyi temsil eden öğretmenler, hazırladıkları çalışmalarla dikkat çekti. "İyi Uygulama Örnekleri" arasına seçildiler Ankara’da 5-6 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleşen programda öğretmenlerin sunduğu projeler, Türkiye genelinde 800 başvuru arasından seçilen en iyi 24 çalışma arasına girdi. Bu sonuçla Kdz. Ereğli’nin dijital dönüşüm ve teknoloji odaklı eğitim vizyonu ulusal düzeyde tescillenmiş oldu. "Çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun Akgül, "Çağın gerekliliklerine uygun, teknolojiyle bütünleşmiş bir eğitim anlayışını ilçemizde yaygınlaştırmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Öğretmenlerimizin ulusal düzeyde böylesine önemli bir platformda iyi uygulama örnekleriyle yer alması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Kdz. Ereğli olarak akademik başarıların yanında dijital yetkinlikleri yüksek, yenilikçi eğitim ortamları oluşturmayı önemsiyoruz. İlçemizi başarıyla temsil eden kıymetli öğretmenlerimizi tebrik ediyor, emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.