Yerel Haberler
Zonguldak
BEUN’da Rektör Özölçer öğrencilerle iftar sofrasında buluştu 14 Mart 2026 Cumartesi - 11:32:54 Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Ramazan ayının bereketini ve manevi iklimini öğrencilerle birlikte paylaşmak amacıyla düzenlenen "Kampüste Ramazan Zonguldak" etkinliğinde öğrencilerle bir araya geldi. Farabi Kampüsünde Üniversiteli AK Gençlik (ÜNİAK) tarafından gerçekleştirilen etkinliğe; AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkal ile birlikte AK Parti Gençlik Kolları İl Başkanı Feyyaz Öz, ÜNİAK Zonguldak topluluğu üyeleri ve öğrenciler katıldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu kampüs ortamında öğrencilerle birlikte yaşama imkânı sunan etkinlikte BEUN’lu öğrenciler iftar sofrasında bir araya gelirken, program boyunca sohbet edilerek Ramazan’ın manevi iklimini yansıtan anlar yaşandı. Rektör Özölçer: "Ramazan’ın Bereketini Öğrencilerimizle Aynı Sofrada Paylaştık" Etkinlik hakkında değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Ramazan ayının toplumsal dayanışmayı güçlendiren, gönülleri bir araya getiren müstesna bir zaman dilimi olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri dile getirdi: "Bugün kampüsümüzde öğrencilerimizle bir araya gelerek aynı sofranın bereketini paylaşmanın ve Ramazan’ın manevi atmosferini birlikte yaşamanın mutluluğunu yaşadık. Birlikte iftar yaptık, öğrencilerimizle sohbet ederek dersleri, hedefleri ve gelecek planları hakkında hasbihâl ettik. Her bir öğrencimize üstün muvaffakiyetler diliyorum. Eminim ki öğrencilerimiz, bu köklü ilim yuvasının güçlü akademik imkânlarından en iyi şekilde faydalanarak meslek hayatlarında en güzel yerlere gelecek, üniversitemizi gururla temsil edeceklerdir. Bizler de onların başarılarıyla her zaman iftihar etmeye devam edeceğiz.Üniversiteler yalnızca akademik faaliyetlerin yürütüldüğü kurumlar değil; aynı zamanda dini ve millî değerlerin paylaşıldığı, birlik ve kardeşlik duygularının pekiştiği, gençlerimizin ilim ve irfan yolculuğunda kendilerini en güzel şekilde geleceğe hazırladığımız müstesna bilim yuvalarıdır. Böylesine anlamlı bir etkinliğin düzenlenmesinde ve Ramazan’ın manevi atmosferini öğrencilerimizle birlikte paylaşmamızda büyük emek veren başta ÜNİAK Zonguldak Topluluğu ile bugün bizlerle bir arada bulunma nezaketini gösteren Zonguldak Milletvekilimiz Sayın Muammer Avcı olmak üzere, iftar programına katılan kıymetli öğrencilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Bu vesileyle tüm öğrencilerimizin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor, önümüzdeki günlerde huzur içerisinde idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nı ise şimdiden gönülden kutluyorum. Yüce Rabbimden sağlık, huzur ve mutluluk içinde hep birlikte nice Ramazanlara ve bayramlara erişmeyi niyaz ediyorum." Samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programı, öğrencilerin Ramazan ayının bereketini ve kardeşlik iklimini birlikte paylaşması ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
13 Mart 2026 Cuma - 14:54 Annesi ve anneannesini baltayla parçalara ayıran sanığa iki kez müebbet Zonguldak’ta annesi ve anneannesini baltayla parçalayarak 110 parçaya ayırarak öldüren 34 yaşındaki tutuklu sanık Rabia Çataklı, iki kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 2023 yılında yaşanan olayda iddialara göre cinnet geçirerek annesi Şeyda Çataklı ile anneannesi Medine Küçükkaya’yı baltayla parçalayan 34 yaşındaki Rabia Çataklı, eşyalarıyla birlikte uzuvlarını da camdan sokağa attı. Olaydan sonra anne ve anneanne toprağa verilirken Rabia Çataklı, "üst soya ve kadına karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek nitelikli kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle tutuklandı. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Rabia Çataklı ile taraf avukatları katıldı. Mahkemede Adli Tıp Kurumu’nun sanık Rabia Çataklı’nın cezai sorumluluğunun tam olduğu şeklindeki raporu okundu. Raporda, "Cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zeka geriliği tespit edilemediği, adli dosya tetkikinde sanığın mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgele de rastlanmadığı, bu duruma göre Rabia Çataklı’nın 13 Ağustos 2023 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu" ifadelerine yer verildi. Duruşmaya katılan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü vekili sanığın indirim olmadan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devam edilmesini talep etti. Cumhuriyet Savcısı ise rapora istinaden sanığın annesi ve anneannesine karşı işlediği "üst soya ve kadına karşı canavarca hisle veya eziyet çektirerek nitelikli kasten öldürme" suçlamasıyla iki defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti. Sanık ise mütalaayı kabul etmediğini belirterek "İsteyerek ve bilerek bu eylemi yapmadım. Rahatsızlığımdan kaynaklı atak sürecinde bu olay gerçekleşti" dedi. Sanık avukatı ise suçlamaları kabul etmediklerini belirterek sanığın beraatini ya da tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti sanığın annesi Şeyda Çataklı, anneannesi Medine Küçükkaya’ya yönelik üstsoya ve kadına karşı kasten öldürme suçunu işlediğine belirterek iki kez müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.
Karadeniz’de batan Kafkametler’in sahibi 3 sanık hakim karşısında
07 Nisan 2025 Pazartesi - 19:14 Karadeniz’de batan Kafkametler’in sahibi 3 sanık hakim karşısında Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde fırtına nedeniyle batan Kafkametler’in donatanı (sahibi) 1’i tutuklu 3 kişi, ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Karadeniz Ereğli ilçesinde 19 Kasım 2023’te Karadeniz’de batan Kafkametler Gemisinin mürettebatlarından 5’inin cansız bedenine ulaşılırken, Kaptan Cemal Turan, 3’üncü Kaptan Berke Çamurtaş, Başmühendis Veli Özel, 2’nci Makinist Göksel Özel, Usta Gemici Satılmış Uslu, Gemici Mustafa Nacar ve Yağcı Ömer Hebip’in cansız bedenlerine ulaşılamamıştı. 5 denizcinin cansız bedenine ulaşılan, 7 denizcinin ise hala kayıp olduğu faciada bilirkişi raporunda şirketin "tali kusurlu" olduğu belirtilmişti. Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanarak Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede sanıklar Saffet, Gökhan ve Kayacan Ö. hakkında ayrı ayrı "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, geminin donatanları olan Kafkametler Şirketi’nin yönetim kurulu üyeleri Saffet Ö., Samet Ö. ve Kayacan Ö., SEGBİS aracılığı ile hakim karşısına çıktı. "Gemi İstanbul’a gelseydi bu elim kaza vuku bulmayacaktı" Tutuklu sanık Saffet Ö., suçlamaları kabul etmedi. Kaptan Cemal Turan’ın basiretsiz bir karar aldığını öne süren Saffet Ö., "(Olayın yaşanması) Kaptanın basiretsiz bir kararı. Biz müdahil olamıyoruz. Geminin bakım ve onarımıyla ilgileniyorum. Ben olmadığım zaman atanmış kişi Aytekin D. ilgileniyor. Eksik olan bir şey olsa gemi yola çıkmaz, gemi devamlı denetleme görüyor. Aytekin D, gemi kaptanına İstanbul’a devam etmesi noktasında tavsiye etmiş. Kaptanın kararı yanlış bir tutum olmuş. Ereğli’ye gideceğine İstanbul’a gelseydi bu elim kaza vuku bulmayacaktı. Gemi kaptanı Cemal Turan, Aytekin D.’nin tavsiyesine uymamış, uymak zorunda da değil. Gerisi kaptanın kararına kalmış. Ben suçlamaları kabul etmiyorum, beraatımı istiyorum" şeklinde konuştu. Şirketin yönetim kurulu üyesi Kayacan Ö. ise Kafkametler gemisinin 2022 yılında ağır bakımlarının yapıldığını ifade ederek, "Türk bayraklı tek bir gemimiz vardı. Söz konusu olayda batan gemidir. Herhangi bir eksik yoktu, bakımlarını yaptık, belgelerini aldık. Eksik olsa zaten yük taşınmasına izin verilmez. Her limanda gerekli görüldüğünde denetleme yapılıyor. Bazılarında ise rapor tutuluyor" ifadelerine yer verdi. Olayın yaşandığı gün ilgili kurumlara bilgi verdikten sonra Karadeniz Ereğli ilçesine yola çıktıklarını anlatan Kayacan Ö., "Yola çıktıktan sonra 3-4 saatte Ereğli’ye geldik. O saatte olay teyit edildi. Devlet kendi ekibini kurarak arama kurtarmalar yaptı. Biz de bilgi olarak yardımcı olmaya çalıştık. Bu olaydan dolayı üzgünüz. İçlerinde 10-15 yıllık tanıdıklarımız var. Beraber ekmeği bölüştüğümüz insanlar vardı. Böyle bir şeyin olmasını istemedik" dedi. Tutuksuz sanık G.Ö. de geminin askeri mendireğe çarptığını öğrendikten sonra hep birlikte şirkette toplandıklarını, yaşanan olaydan dolayı üzgün olduklarını belirtti. Rusya’dan yola çıkan geminin rotasının İstanbul Boğazı’nı geçerek İzmir’e inerek yükünü boşaltacağını, rotasının bu yönde olduğuna dikkat çeken sanık avukatı, geminin kaptanının Karasu önlerine geldiğinde önlerinde 6 saatlik yol varken şirketin Boğaz’a gitme tavsiyesine uymadığı yönündeki iddiaları yineledi. Sanık avukatı, 2004 yılında bir kaza yaşandığına atıfta bulunarak, bu sebeple boğaz geçişi kapalı bile olsa kıyı emniyetinin küçük gemileri boğaz içine aldığının altını çizdi. Sanık avukatı ayrıca, olağanüstü hava şartlarında olayın meydana geldiğini sözlerine ekledi. "Gemide sürekli bakım yapılmadığını düşünüyorum" Kazadan bir gün önce gemi çalışanı olan babası Tamer Özer ile görüştüklerini anlatan Atınç Özer, "Kastamonu açıklarındaymışlar. İstanbul Boğazı kapalı olursa Karasu veya Ereğli’ye gideceklerini bana söyledi. Son seferiydi, İzmir’de yükü indirdikten sonra işi bırakacaktı. Gemi Zonguldak’ta bir kere arıza vermiş. Gemide sürekli bakım yapılmadığını düşünüyorum. Geminin girmesine izin vermeyen Karasu ve Ereğli Limanı yetkilileri ile Ereğli pilot sorumlularından şikayetçiyim" şeklinde konuştu. Eşinin 15 yıldır gemide çalıştığını söyleyen Nuran Özer ise geminin ısıtma sisteminde bile arıza olduğunu hatırlatarak, "Karasu’ya gittiklerini, havanın kötü olduğunu söyledi. Son seferiydi. Geminin kalorifer tesisatı çalışmıyordu. Evden giderken ısıtıcı alıp gitmişti" dedi. Duruşmada ayrıca daha önce ortaya atılan geminin yakınında mayın patladığı iddiaları da tartışıldı. Tamer Özer’in oğlu Alper Özer, geminin hasar gördüğünü, derme çatma bakımlar yapıldığını, tesisatın yapılamadığını ve babasının evinden ısıtıcı götürdüğünü sözlerine ekledi. "Babamın fütursuzca karar aldığını söyleyenlerden şikayetçiyim" Babası hakkındaki iddialara tepki gösteren gemi kaptanı Cemal Turan’ın kızı Özlem Çakar, babasının 40 yıllık denizcilik tecrübesi olduğunu söyleyerek, "Babamın suçu yoktur. Babamın fütursuzca karar aldığını söyleyenlerden şikayetçiyim. Rusya’ya gitmeden önce bir hafta Tuzla Tersanesi’nde arıza için parça bekledi" ifadelerini kullandı. Cemal Turan’ın diğer kızı Meltem Akkuş da, "Karasu Limanı’nda da alay edercesine gemiyi alamayacaklarını söyleyip, ’Ereğli’de şansınızı deneyin’ denmiş. Ereğli’de de iki gemi çarpışması olduğu için limana alınmamışlar. Kaza yapan gemiye kimse yardıma gitmemiş. Şirket sahipleri bizimle iletişime geçmedi. Tüm sorumlulardan şikayetçiyim" dedi. Gemi kaptanı Cemal Turan’ın Fransa’da yaşanan bir fırtınada gemisini güvenli alana taşıdığı gerekçesiyle ödül aldığını ve gazetelerde haber konusu olduğunu anlatan oğlu Bora Turan ise, "Irgattaki arıza nedeniyle çapa toplanmadı. Toplanmış olsaydı gemiyi limana sokardı. Olay sonrası biz geminin battığını İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan öğrendik" ifadelerini kullandı. "Gelinime ’Mustafa’yı niye arıyorsun? Arama öldü’ dedi" Gemici Mustafa Nacar’ın babası Mehmet Nacar, bir gün önce oğluyla konuştuğunu, kendisine dalgaların geminin üzerinden aştığını söylediğini anlattı. Baba Nacar, "İzmir’e gideceklerini, İstanbul’da tersanede bakım yapılacağını söyledi. Oğlum ilk kez bu gemiye katıldı. Ereğli’den ilk kez gemiye bindiler ve burada gemi battı. A.D. bizimle irtibat kurmadı, 3 aylık gelinime, ’Mustafa’yı niye arıyorsun? Arama öldü’ şeklinde sözler söyledi. Bizim de bu şekilde haberimiz oldu" dedi. "Geminin battığını haberlerde gördük" Geminin 3. Kaptanı Berke Çamurtaş’ın babası Güngör Çamurtaş, haberlerde olayı görünce ilçeye hareket ettiklerini söyledi. Çamurtaş ayrıca, şirket yetkililerinin başsağlığında bile bulunmadığını sözlerine ekledi. "54 yıllık yaşamımda böyle bir fırtına görmedim" Kafkametler Şirketi’nde 4 yıldır karada yetkilendirilmiş kişi olarak görev yapan Aytekin D., mahkemede tanık olarak dinlendi. Hava durumunun kötü olduğunu öğrenince geminin kaptanı Cemal Turan’a ulaştığını anlatan Aytekin D., şunları söyledi: "Havanın kötü olduğunu, İstanbul’a gelmesini tavsiye ettim. İstanbul’a gelirseniz acente olarak devreye gireceğimi, yardımcı olacağımı söyledim. Karasu’ya kadar gelmişken ’Ne gerekiyorsa yaparız.’ dedim. Bunun üzerine emniyetli görmediğini söyleyerek, Ereğli’ye döneceğini söyledi. Yaşı benden büyük olduğu için ’tamam ağabey.’ dedim. ’Orada da aynı durumla karşılaşma, gerekirse sorabilirsiniz.’ dedim. Son konuşmamız bu şekildeydi. Gemi 18 Kasım’da dış limana demirlemiş mesajı geldi. 19 Kasım sabahı aradım demir taraması yaptığını söyledi. Daha sonra da irtibat sağlayamadık. Ereğli’ye geldik. 54 yıllık yaşamımda böyle bir fırtına görmedim. Bozhane limanı çok kötüydü, görüş mesafesi sıfırdı. Gemide daha önceden bir arıza yoktu. Arıza olsa gemiye zaten kalkış izni verilmez." "(Mayın patlaması) Gemide hasar olsa zaten oradan göndermezlerdi" Ukrayna’da geminin yakınında mayın patladığında hasar oluşup oluşmadığı yönündeki soruya yanıt veren Aytekin D., "Gemi kaptanı beni aradı kıç tarafında bir patlama olduğunu söyledi. Geminin durumunu bildirdik. Hemen Ukrayna sahil güvenlik ekipleri geldi. Denetim yaptılar, kontrol ettiler. Kaptan bir hasar yok dedi. Gemide hasar olsa zaten oradan göndermezlerdi. Geminin ağır bakımları yapıldı. Gemide ufak tefek arızalar olabilir, bu arızalar mühendis tarafından giderilir. Büyük arıza olsa zaten yola çıkılmaz. Herhangi bir arıza olursa ufak tefek onlar kendileri yapıp kayıt tutarlar" şeklinde konuştu. "Her şeyi çalışır vaziyette kendisine teslim ettim" Cemal Turan’dan önce geminin kaptanlığını yapan İbrahim G. de mahkemede tanık olarak dinlendi. İbrahim G., "Yakınımızda 30-40 metrede mayın patladı. Sahil güvenlik geldi denetim yaptı. Her tarafının kontrolleri yapıldı. Öyle bir arıza olmuş olsa zaten izin vermezler. Benden sonra geminin kaptanı olan Cemal Turan’a gemiyi teslim ettiğimde her şey çalışıyordu, çalışır vaziyette kendisine teslim ettim" dedi. Sanık Saffet Ö.’nin sabit ikametgah ile tahliyesini isteyen sanık avukatı, bilirkişi raporunun ön rapor şeklinde olduğunu öne sürerek itirazda bulundu. Tutuklu sanık Saffet Ö.’nün tutukluluk halinin devamını talep eden cumhuriyet savcısı da, mütalaasında dosyadaki eksikliklerin giderilmesini talep etti. Tutuklu sanığa oy çokluğuyla tahliye kararı Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Saffet Ö. hakkında oy çokluğuyla adli kontrol hükümleri uygulanarak yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Sanıkların görev ve sorumluluklarının tespit edilmesi, dosya kapsamında bulunan bütün bilgi ve belgelerin incelenerek kusurlu olup olmadıkları; kusurlu olmalarının tespiti durumunda da asli ya da tali kusurlu olup olmadıkları yönünde rapor düzenlenmesine karar verildi. Duruşma, 7 Temmuz tarihine ertelendi. Mahkeme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan mağdur avukatı Hasan Ali Tan, üç sanık hakkında tutukluluk talep ederken tutuklu sanığın da tahliye edilmesine tepki gösterdi. Tan, "Batan gemide adalet arayışına devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Karadeniz’de batan Kafkametler’in sahibi 3 sanık hakim karşısında
07 Nisan 2025 Pazartesi - 19:02 Karadeniz’de batan Kafkametler’in sahibi 3 sanık hakim karşısında Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde fırtına nedeniyle batan Kafkametler’in donatını (sahibi) 1’i tutuklu 3 kişi ilk duruşmada hakim karşısına çıktı. Karadeniz Ereğli ilçesinde 19 Kasım 2023’te Karadeniz’de batan Kafkametler Gemisi’nin mürettebatlarından 5’inin cansız bedenine ulaşılırken, Kaptan Cemal Turan, 3’üncü Kaptan Berke Çamurtaş, Başmühendis Veli Özel, 2’nci Makinist Göksel Özel, Usta Gemici Satılmış Uslu, Gemici Mustafa Nacar ve Yağcı Ömer Hebip’in cansız bedenlerine ulaşılamadı. Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanarak Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede sanıklar Saffet, Gökhan ve Kayacan Ö. hakkında ayrı ayrı "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada geminin donatanları olan Kafkametler Şirketi’nin yönetim kurulu üyeleri Saffet Ö., Samet Ö., Kayacan Ö. SEGBİS ile sanık sıfatıyla hakim karşısına çıktı. Beş denizcinin cansız bedenine ulaşılan, 7 denizcinin ise hala kayıp olduğu faciada bilirkişi raporunda şirketin "tali kusurlu" olduğu belirtilmişti. "Gemi İstanbul’a gelseydi bu elim kaza vuku bulmayacaktı" Tutuklu sanık Saffet Ö., suçlamaları kabul etmedi. Kaptan Cemal Turan’ın basiretsiz bir karar aldığını öne süren Saffet Ö., "(Olayın yaşanması) Kaptanın basiretsiz bir kararı. Biz müdahil olamıyoruz. Geminin bakım ve onarımıyla ilgileniyorum. Ben olmadığım zaman atanmış kişi Aytekin D. ilgileniyor. Eksik olan bir şey olsa gemi yola çıkmaz, gemi devamlı denetleme görüyor. Aytekin D, gemi kaptanına İstanbul’a devam etmesi noktasında tavsiye etmiş. Kaptanın kararı yanlış bir tutum olmuş. Ereğli’ye gideceğine İstanbul’a gelseydi, bu elim kaza vuku bulmayacaktı. Gemi kaptanı Cemal Turan, Aytekin D.’nin tavsiyesine uymamış, uymak zorunda da değil. Gerisi kaptanının kararına kalmış. Ben suçlamaları kabul etmiyorum, beraatımı istiyorum" şeklinde konuştu. Şirketin yönetim kurulu üyesi Kayacan Ö. ise Kafkametler gemisinin 2022 yılında ağır bakımlarının yapıldığını ifade ederek "Türk Bayraklı tek bir gemimiz vardı. Söz konusu olayda batan gemidir. Herhangi bir eksik yoktu, bakımlarını yaptık, belgelerini aldık. Eksik olsa zaten yük taşınmasına izin verilmez. Her limanda gerekli görüldüğünde denetleme yapılıyor. Bazılarında ise rapor tutuluyor" ifadelerine yer verdi. Olayın yaşandığı gün ilgili kurumlara bilgi verdikten sonra Karadeniz Ereğli ilçesine yola çıktıklarını anlatan Kayacan Ö., "Yola çıktıktan sonra 3-4 saatte Ereğli’ye geldik. O saatte olay teyit edildi. Devlet kendi ekibini kurarak arama kurtarmalar yaptı. Biz de bilgi olarak yardımcı olmaya çalıştık. Bu olaydan dolayı üzgünüz. İçlerinde 10-15 yıllık tanıdıklarımız var. Beraber ekmeği bölüştüğümüz insanlar vardı. Böyle bir şeyin olmasını istemedik" dedi. Tutuksuz sanık G.Ö. de geminin askeri mendireğe çarptığını öğrendikten sonra hep birlikte şirkette toplandıklarını, yaşanan olaydan dolayı da üzgün olduklarını belirtti. Rusya’dan yola çıkan geminin rotasının İstanbul Boğazı’nı geçerek İzmir’e inerek yükünü boşaltacağını, rotasının bu yönde olduğuna dikkat çeken sanık avukatı, geminin kaptanının Karasu önlerine geldiğinde önlerinde 6 saatlik yol varken şirketin Boğaz’a gitme tavsiyesine uymadığı yönündeki iddiaları yineledi. Sanık avukatı, 2004 yılında bir kaza yaşandığına atıfta bulunarak bu sebeple boğaz geçişi kapalı bile olsa kıyı emniyetinin küçük gemileri boğaz içine aldığının altını çizdi. Sanık avukatı ayrıca olağanüstü hava şartlarında olayın meydana geldiğini sözlerine ekledi. "Gemide sürekli bakım yapılmadığını düşünüyorum" Kazadan bir gün önce gemi çalışanı olan babası Tamer Özer ile görüştüklerini anlatan Atınç Özer, "Kastamonu açıklarındaymışlar. İstanbul Boğazı kapalı olursa Karasu veya Ereğli’ye gideceklerini bana söyledi. Son seferiydi, İzmir’de yükü indirdikten sonra işi bırakacaktı. Gemi Zonguldak’ta bir kere arıza vermiş. Gemide sürekli bakım yapılmadığını düşünüyorum. Geminin girmesine izin vermeyen Karasu ve Ereğli Limanı yetkilileri ile Ereğli pilot sorumlularından şikayetçiyim" şeklinde konuştu. Eşinin 15 yıldır gemide çalıştığını söyleyen Nuran Özer ise geminin ısıtma sisteminde bile arıza olduğunu hatırlatarak, Karasu’ya gittiklerini havanın kötü olduğunu söyledi. Son seferiydi. Geminin kalorifer tesisatı çalışmıyordu. Evden giderken ısıtıcı alıp gitmişti" dedi. Duruşmada ayrıca daha önce ortaya atılan geminin yakınında mayın patladığı iddiaları da tartışıldı. Tamer Özer’in oğlu Alper Özer, geminin hasar gördüğünü, derme çatma bakımlar yapıldığını, tesisatın yapılamadığını ve babasının evinden ısıtıcı götürdüğünü sözlerine ekledi. "Babamın fütursuzca karar aldığını söyleyenlerden şikayetçiyim" Babası hakkındaki iddialara tepki gösteren gemi kaptanı Cemal Turan’ın kızı Özlem Çakar, babasının 40 yıllık denizci tecrübesi olduğunu söyleyerek, "Babamın suçu yoktur. Babamın fütursuzca karar aldığını söyleyenlerden şikayetçiyim. Rusya’ya gitmeden önce bir hafta Tuzla Tersanesi’nde arıza için parça bekledi" ifadelerini kullandı. Cemal Turan’ın diğer kızı Meltem Akkuş da "Karasu Limanı’nda da alay edercesine gemiyi alamayacaklarını söyleyip, ’Ereğli’de şansınızı deneyin’ denmiş. Ereğli’de de 2 gemi çarpışması olduğu için limana alınmamışlar. Kaza yapan gemiye kimse yardıma gitmemiş. Şirket sahipleri bizimle iletişime geçmedi. Tüm sorumlulardan şikayetçiyim" dedi. Gemi kaptanı Cemal Turan’ın Fransa’da yaşanan bir fırtınada gemisini güvenli alana taşıdığı gerekçesiyle ödül aldığını ve gazetelerde haber konusu olduğunu anlatan oğlu Bora Turan ise "Irgattaki arıza nedeniyle çapa toplanmadı. Toplanmış olsaydı gemiyi limana sokardı. Olay sonrası biz geminin battığını biz İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’dan öğrendik" ifadelerini kullandı. "Gelinime ’Mustafa’yı niye arıyorsun? Arama öldü’ dedi" Gemici Mustafa Nacar’ın babası Mehmet Nacar; bir gün önce oğluyla konuştuğunu hatırlatarak, kendisine dalgaların geminin üzerinden aştığını söylediğini anlattı. Baba Nacar, "İzmir’e gideceklerini, İstanbul’da tersanede bakım yapılacağını söyledi. Oğlum ilk kez bu gemiye katıldı. Ereğli’den ilk kez gemiye bindiler ve burada gemi battı. A.D. bizimle irtibat kurmadı, 3 aylık gelinime, ’Mustafa’yı niye arıyorsun? Arama öldü.’ şeklinde sözler söyledi. Bizim de bu şekilde haberimiz oldu" diye ifade etti. "Geminin battığını haberlerde gördük" Geminin 3. Kaptanı Berke Çamurtaş’ın babası Güngör Çamurtaş, haberlerde olayı görünce ilçeye hareket ettiklerini söyledi. Çamurtaş ayrıca şirket yetkililerinin başsağlığında bile bulunmadığını sözlerine ekledi. "54 yıllık yaşamımda böyle bir fırtına görmedim" Kafkametler Şirketi’nde 4 yıldır karada yetkilendirilmiş kişi olarak görev yapan Aytekin D., mahkemede tanık olarak dinlendi. Hava durumunun kötü olduğunu öğrenince geminin kaptanı Cemal Turan’a ulaştığını anlatan Aytekin D., şöyle dedi: "Havanın kötü olduğunu, İstanbul’a gelmesini tavsiye ettim. İstanbul’a gelirseniz acente olarak devreye gireceğimi, yardımcı olacağımı söyledim. Karasu’ya kadar gelmişken ’Ne gerekiyorsa yaparız.’ dedim. Bunun üzerine emniyetli görmediğini söyleyerek, Ereğli’ye döneceğini söyledi. Yaşı benden büyük olduğu için ’tamam ağabey.’ dedim. ’Orada da aynı durumla karşılaşma, gerekirse sorabilirsiniz.’ dedim. Son konuşmamız bu şekildeydi. Gemi 18 Kasım’da dış limana demirlemiş mesajı geldi. 19 Kasım sabahı aradım demir taraması yaptığını söyledi. Daha sonra da irtibat sağlayamadık. Ereğli’ye geldik. 54 yıllık yaşamımda böyle bir fırtına görmedim. Bozhane limanı çok kötüydü, görüş mesafesi sıfırdı. Gemide daha önceden bir arıza yoktu. Arıza olsa gemiye zaten kalkış izni verilmez." "(Mayın patlaması) Gemide hasar olsa zaten oradan göndermezlerdi" Ukrayna’da geminin yakınında mayın patladığında hasar oluşup oluşmadığı yönündeki sorusuna yanıt veren Aytekin D., "Gemi kaptanı beni aradı kıç tarafında bir patlama olduğunu söyledi. Geminin durumunu bildirdik. Hemen Ukrayna sahil güvenlik ekipleri geldi. Denetim yaptılar, kontrol ettiler. Kaptan bir hasar yok dedi. Gemide hasar olsa zaten oradan göndermezlerdi. Geminin ağır bakımları yapıldı. Gemide ufak tefek arızalar olabilir, bu arızalar mühendis tarafından giderilir. Büyük arıza olsa zaten yola çıkılmaz. Herhangi bir arıza olursa ufak tefek onlar kendileri yapıp kayıt tutarlar" şeklinde konuştu. "Her şeyi çalışır vaziyette kendisine teslim ettim" Cemal Turan’dan önce geminin kaptanlığını yapan İbrahim G. de mahkemede tanık olarak dinlendi. İbrahim G., "Yakınımızda 30-40 metrede mayın patladı. Sahil güvenlik geldi denetim yaptı. Her tarafının kontrolleri yapıldı. Öyle bir arıza olmuş olsa zaten izin vermezler. Benden sonra geminin kaptanı olan Cemal Turan’a gemiyi teslim ettiğimde her şey çalışıyordu, çalışır vaziyette kendisine teslim ettim" dedi. Sanık Saffet Ö.’nin sabit ikametgah ile tahliyesini isteyen sanık avukatı bilirkişi raporunun ise ön rapor şeklinde olduğunu öne sürerek itirazda bulundu. Tutuklu sanık Saffet Ö.’nün tutukluluk halinin devamını talep eden Cumhuriyet Savcısı da mütalaasında dosyadaki eksikliklerin de giderilmesini talep etti. Tutuklu sanığa oy çokluğuyla tahliye kararı Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Saffet Ö. hakkında oy çokluğuyla adli kontrol hükümleri uygulayarak yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Sanıkların görev ve sorumluluklarının tespit edilmesi, dosya kapsamında bulunan bütün bilgi ve belgelerin incelenerek kusurlu olup olmadıkları; kusurlu olmalarının tespiti durumunda da asli ya da tali kusurlu olup olmadıkları yönünde rapor düzenlenmesini istedi. Duruşma, 7 Temmuz 2025 tarihine ertelendi. Mahkeme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan mağdur avukatı Hasan Ali Tan, üç sanık hakkında tutukluk talep ederken tutuklu sanığın da tahliye edilmesine tepki gösterdi. Tan, "Batan gemide adalet arayışına devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Gişelerdeki feci kazada hayatını kaybeden öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
07 Nisan 2025 Pazartesi - 16:12 Gişelerdeki feci kazada hayatını kaybeden öğretmen son yolculuğuna uğurlandı İstanbul’da gişelerde tıra arkadan çarpan otomobilde hayatını kaybeden 63 yaşındaki öğretmen Vahide Kalyoncu, memleketi Zonguldak’ta son yolculuğuna uğurlandı. Kuzey Marmara Otoyolu’nda Kurnaköy Gişelerinde yaşanan kazada 67 SF 722 plakalı otomobil, tıra arkadan çarptı. Araçta sıkışan sürücü Vahide Kalyoncu (63) ile Ayşen Yıldız (73), Sadi Tanberk (77) ve Özgür Yıldız (67) hayatını kaybetti. Vahide Kalyoncu’nun cenazesi otopsi işlemlerinin ardından Alaplı ilçesinde evinin önüne getirildi. Alaplı Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Yiyecek İçecek Bölümü Öğretmeni olan Kalyoncu için evini önünde veda töreni düzenlendi. Burada yapılan duaların ardından helallik alındı. Kalyoncu’nun öğrencileri ve mesai arkadaşları törende gözyaşlarına hakim olamadı. Cenaze törenine Vali Osman Hacıbektaşoğlu, Karadeniz Ereğli Kaymakamı Mehmet Yapıcı’nın yanı sıra protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Kardeşinin iyi bir insan olduğunu ifade eden ağabeyi Mehmet Sabri Kalyoncu, "Televizyonda gördüğüm kadarıyla ya kalp krizi veya başka bir şey var işin içinde. Fren izi yok. Öyle haberimiz oldu. Süper bir insandı. Kardeşim diye değil, süper bir insandı. Tamamen eğitimci, tamamen sosyaldi, hepimizin en sosyali oydu. Hakkın rahmetine kavuştuğu için Allah rahmet eylesin. Ömrümce hiç unutamayacağım bir insan. Kardeşim, her şeyim" ifadelerine yer verdi. Kalyoncu için öğle vakti Kandilli beldesi Geyikbeli Mahallesi Camii’nde cenaze namazı kılındı. Aynı zamanda izci lideri olduğu öğrenilen Kalyoncu’nun tabutu üzerine izci yeleği bırakılırken öğrencileri ve öğretmenler de izci selamı verdi. Kalyoncu ve arkadaşlarının Umman’a düzenledikleri geziden döndükleri öğrenildi.
Camideki sadakat; kedisi Lola imamla beş vakit camiye geliyor
04 Nisan 2025 Cuma - 14:27 Camideki sadakat; kedisi Lola imamla beş vakit camiye geliyor Zonguldak’ta bayram sabahı imamın hutbe okuduğu sırada oyun oynamaya çalışan Lola; caminin müdavimi çıktı. İmam Hakkı Akman; evinde doğduğu kedinin kendisini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını anlattı. Zonguldak’ın Asma Mahallesi’ndeki Asma Camii’nde Ramazan Bayramı hutbesi sırasında cami imamı Hakkı Akman’ın yanına çıkan ve oyun oynamaya çalışan kedi, cemaatin cep telefonuyla kaydettiği görüntülerle çok sayıda kişi tarafından izlendi. Görüntülerde hutbe sırasında Hakkı Akman’ın kucağına çıkmaya çalışan kedi, birçok kişide merak uyandırmıştı. Sosyal medyada videoyu izleyen bazı kullanıcılar kediyi sahipsiz bir sokak kedisi sandı. Ancak imam Hakkı Akman, Lola’nın caminin adeta müdavimi olduğunu söyledi. Kedinin kendi evinde doğduğunu ve evinde beslediğini anlatan Akman, "Bu da bizim kedimiz Lola. Üç yıldır bizimle. Hatta annesi bizim evde doğum yapmıştı. Böyle büyüdü. 4 kardeşti. Üçü maalesef kayboldu. Bir tek bu kaldı. Bizimle beraber, benimle beraber camiye gelir. Ezana yakın bana ‘hadi namaza gidelim’ dercesine seslenir. Beş vakitte benimle beraber gelir, gider. Cemaat de alıştı" dedi. "Bayram namazında haberim olmadan camiye girmiş" Normal şartlarda Cuma namazlarında Lola’yı camiye götürmediğini belirten Akman, bayram sabahı onun nasıl içeri girdiğini fark etmediğini dile getirerek o anları şöyle anlattı: "O gün bayram namazında normalde Cuma günleri getirmiyorum. Çünkü tanımayanlar olabiliyor. Sokak kedisi sanıp dışarıya atmaya çalışanlar oluyor. Bayram namazında baktım ki haberim olmadan camiye girmiş. Elimden kâğıdı çekmeye çalıştı. Ben o yüzden iki elimle tutmaya çalıştım. Lola’yı sakinleştirmeye çalıştım. Güzel bir şey oldu. Bize dönüşler iyi oldu." "Hutbede olduğum için bir süre sabretmesi için bekledim" Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından bazı kullanıcıların kendisini eleştirdiğini de söyleyen imam Akman, kediye o an ilgi gösterememiş olmasının nedenini şu sözlerle ifade etti: "Sosyal medyada eleştiri yapanlar da çok olmuş. Kediyi neden sevmediğimi eleştirmişler. Orası hutbeydi, illa sevgi istiyor. O anda ikisini birden yapmak zordu. Kedi sevgi istiyor. Bir süre sabretmesi için bekledim. Sokak kedisi zannedenler olmuş. Ancak kedi bizim kedimiz. Lola ile beraber burada görev yapıyoruz." "Cemaat tanıyor, alıştı; secde edeceğim yere gelir" Lola’nın camide yalnızca misafir değil, neredeyse görevli gibi olduğunu vurgulayan Hakkı Akman, onun ibadet anlarında da yanında olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Benimle beraber namaz kılar. Secde edeceğim yerde olur. Cemaat de alıştı, tanıyorlar, biliyorlar. Çok sevimli. Her kedinin karakteri farklı oluyor. Lola’dan başka evimde iki kedi daha besliyorum. Bu bir tek benimle böyle camiye geliyor, diğer iki kedinin karakteri daha farklı. Lola ise benimle beraber camiye gelecek, gidecek, evden benimle çıkacak. Diğerleri öyle değil." "Lola bizim dostumuz, bizden hiç ayrılmaz" Asma Camii cemaatinden Ali Civelek ise Lola’nın camiyle ve cemaatle olan bağını şu sözlerle anlattı: "Lola bizim dostumuz. Bize çok güzel hizmet eder. Kucağımıza gelir. Bizimle her yere gider. Hocamdan hiç ayrılmaz. Vefalı bir hayvan. Diğer kedilerin hepsi kaçar ama Lola bizden kaçmaz. Bizim camiden çıktığımızı anlar, o da bizimle beraber camiden ayrılır."