Yerel Haberler
Zonguldak
Leishmaniasis hastalığı köpeklerde kalıcı etki bırakıyor
03 Nisan 2025 Perşembe - 15:40 Leishmaniasis hastalığı köpeklerde kalıcı etki bırakıyor Zonguldak’ta veteriner hekim Gökmen Koç, yaklaşık yedi yıldır Leishmaniasis hastalığıyla mücadele eden bir köpeğin tedavi sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hastalığın, halk arasında "yakarca" olarak bilinen tatarcık sinekleri tarafından bulaştırıldığını belirten Koç, sürecin zorlu ve pahalı olduğunu vurguladı. Leishmania adlı parazitin insanlara ve hayvanlara tatarcık sinekleri aracılığıyla bulaştığını ifade eden Koç, şu bilgileri paylaştı: "Leishmania, zoonotik yani hayvandan insana bulaşabilen bir parazittir. Ancak doğrudan köpekten insana geçmez. Enfekte bir köpeği ısıran sineğin, daha sonra insanı ısırması gerekir. İnsanlarda genellikle hafif seyreder, ancak bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir." Veteriner hekim Koç, köpeklerde hastalığın seyrinin daha ağır olduğunu belirterek, tedavi sürecinin tam iyileşme sağlamadığını dile getirdi. Koç, hastalığa yakalanan köpeklerin deri lezyonları, tırnakların normalden daha fazla uzaması ve patilerde yaralar gibi belirtiler gösterdiğini ve tedavi sürecinin uzun vadeli bakım gerektirdiğini ifade etti. 7 yıldır hastalıkla mücadele veren köpeğin tedavi sürecini anlatan Koç, "Köpeğimizin durumu önceki evrelere kıyasla daha iyi, ancak bu hastalığın tamamen iyileştiği anlamına gelmez. 2019 yılında ilaçlarını temin ettik ve o zamandan beri düzenli olarak bakım ve pansuman yapıyoruz. Hastalığın seyri mevsim geçişlerinde kötüleşebiliyor, özellikle ayaklar, patiler ve pati altlarında yaralar oluşabiliyor" dedi. Leishmania parazitinin hayvanın vücudunda kalıcı olarak bulunduğunu ve tam anlamıyla yok edilemediğini vurgulayan Koç, uygulanan tedavilerin sadece semptomları hafifletmeye ve hayvanın yaşam kalitesini artırmaya yönelik olduğunu belirtti. Hastalığın insanlardaki etkilerine de değinen Koç, Leishmaniasis’in yüzde ve kollarda çıban benzeri ülseratif yaralara neden olabileceğini söyledi. Erken teşhisle kontrol altına alınabilen bu hastalığın, köpeklerde ise çok daha zor bir sürece yol açtığına dikkat çeken Gökmen Koç, "Maalesef durum biraz daha komplike. İyileşmesi dediğim gibi zor ve pahalı bir tedavi gerektiriyor. Parazit, hayvanın kanından hiçbir zaman tamamen temizlenmiyor. Biz sadece konforunu artırmaya yönelik tedaviler uygulayabiliyoruz" şeklinde konuştu. Koç, hastalığın yayılmasını önlemek için tatarcık sinekleriyle mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, köpek sahiplerini erken teşhis ve koruyucu önlemler konusunda duyarlı olmaya çağırdı.
İlçenin tek demirci ustası: "Bizimle birlikte meslek de yok olacak"
03 Nisan 2025 Perşembe - 14:24 İlçenin tek demirci ustası: "Bizimle birlikte meslek de yok olacak" Zonguldak’ta ilkokul mezuniyeti sonrasında demir ustasının yanında çırak olarak mesleğe adım atan 69 yaşındaki İsmail Oktay; demir ocağının başında 55 yıldır kazma, balta ve kürek gibi aletler üreterek geçimini sağlıyor. Gelişen teknoloji ve azalan ilgiye rağmen; ilçede tek başına mesleğini yaşatmaya çalışan Oktay, çırak yetişmemesinden endişe duyduğunu dile getirdi. Karadeniz Ereğli ilçesinde yaşayan, üç çocuk ve yedi torun sahibi İsmail Oktay, 12 yaşında demirci atölyesinde çıraklığa başladı. Ocağında ısıttığı demire tokmakla demire şekil vermeyi öğrenen Oktay, o gün bugündür mesleğini sürdürüyor. Tarımın makineleşmesiyle birlikte demircilik mesleğinin de büyük değişime uğradığını belirten Oktay, geçmişle bugünü şöyle kıyasladı: "Biz önceleri saban demirinin önüne pulluk demiri yapardık. Pullukları öküzler çeker, arkadan nadas yaparak toprağı havalandırır, buğday, mısır, yulaf gibi ürünler ekilirdi. Ancak şimdi makineler var, ilkel tarım neredeyse yok oldu. O yüzden bizim meslek de bitme noktasına geldi. Ereğli’de şu anda temiz çalışan tek demirci benim." "İki yıl boyunca çıraklar kaynak makinesine dokunamazdı" Mesleğe başladığında ustaların çıraklara hemen kaynak makinesi vermediğini anlatan Oktay, önce metali tanıması gerektiğini öğrendiğini anlattı. Oktay, "11-12 yaşlarındaydım ben buraya başladığımda. Örs nedir bilmezdim. Zamanla öğrendik. Eskiden ustalar çıraklarının eline iki yıl boyunca kaynak makinesi vermezdi. Bana ‘Önce metali tanıyacaksın’ derlerdi. Sarı, tutya, bakır, çinko gibi metalleri öğrenmeden kaynak yapamazdık. Önce metalleri tanıdım, sonra elektrotla kaynak yapmanın aslında ne kadar basit olduğunu fark ettim. İki seneden önce çıraklar kaynak yapamazdı. Ben bir yılın sonunda kaynak makinesini elime aldım ve devam ettim" diye konuştu. "Askerde bile demircilik yaptım" Demircilik mesleğinin hayatının bir parçası olduğunu ifade eden Oktay, askerde bile bu mesleği yapmaya devam ettiğini belirtti. Mevzi kazma çapalarını onardığını anlatan Oktay, "Daha sonra demirci ocağına girdim, demir dövmeye başladım. O günden bugüne hâlâ demir dövüyorum. Askere gittiğimde bile demircilik yaptım. Mevzi kazma çapalarının ağızlarını açıyor, temizleyip tekrar kullanıma hazır hâle getiriyordum. Hayatım hep böyle geçti" ifadelerini kullandı. "Köylerde insan kalmadı, çırak yetişmiyor" Gençlerin artık fabrikalarda çalışmayı tercih ettiğini anlatan Oktay, el emeğine olan ilginin azaldığını belirterek "Toprak yok, herkes dışarıda. Köylerde insan kalmadı, gençler artık fabrikalarda çalışıyor. Eskisi gibi tarım da yapılmıyor. Küçük bir parça demiri ocağa atarsın, kafanda tasarladığın şeyi ortaya çıkarırsın. Ama bu öyle kolay bir şey değil. Tavlayarak, döve döve bir şeyler üretirsin. El emeği zor bir iş ama artık kimse uğraşmak istemiyor" dedi. "Gelip öğrensinler, para istemem, yeter ki meslek devam etsin" Demircilik mesleğinin bitmemesi için çırak yetiştirmeye istekli olduğunu söyleyen Oktay, "Şimdi çırak yetişmiyor. Gelsinler, hiçbir ücret talep etmiyorum. Hobi olarak bile öğretmeye hazırım. Yeter ki meslek devam etsin. Ama kimse gelmiyor. Benim en büyük kaygım bu. Bizimle birlikte bu meslek de yok olacak. Çünkü kimse öğrenmek istemiyor. Öğrenenler bile başka işlere yöneliyor. Metal işlerinin içinde en zor iş sıcak demirciliktir, o yüzden pek tercih edilmiyor" şeklinde konuştu. "Sonuna kadar çalışacağım" Yaşı ilerlemesine rağmen mesleğini bırakmayı düşünmeyen Oktay, sağlığı el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğini söyleyerek "Demircilik mesleğini çok sevdim. Sevdiğim için de şu ana kadar bırakmadım. Gelen köylülerin işlerini yapıyorum, şu anda bir kazmayı tamir edip sahibine göndereceğim. Sağlığım el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğim. Ama benden sonra ne olur, Allah bilir. Allah kerimdir" diye belirtti.
Koku halüsinasyonları nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların işareti olabilir
02 Nisan 2025 Çarşamba - 14:32 Koku halüsinasyonları nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların işareti olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, koku halüsinasyonlarının bir çeşit koku bozukluğu olduğunu belirtti. Demirel, olmayan bir kokuyu algılama, mevcut kokuyu farklı hissetme veya kötü koku algılama şeklinde ortaya çıkan bu durumun, birçok sebebe bağlı olarak gelişebileceğini ifade etti. Doç. Dr. Demirel, koku bozukluklarının tek veya her iki burunda hissedilebileceğini ve çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkabileceğini söyledi. Kulak-burun-boğaz hastalıkları, nörolojik ve psikiyatrik nedenlerin bu duruma yol açabileceğini belirten Demirel, bu bozukluğun multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. Koku bozukluğunun, öncelikle kulak burun boğaz uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Demirel; burun iltihapları, burun polipleri, COVID-19 gibi viral enfeksiyonların yanı sıra tümörler ve psikiyatrik hastalıkların da koku halüsinasyonlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Demirel, "Koku halüsinasyonları bir çeşit koku bozukluğudur. Olmayan bir kokuyu algılama, var olan kokuyu farklı algılama ya da kötü koku algılama şeklinde isimlendirilmektedir. Koku bozuklukları tek bir burunda da hissedilebilir, iki burunda da hissedilebilir ve bunun birçok sebebi var. Kulak-burun-boğaz hastalıklarına bağlı olabilir, nörolojik ve psikiyatrik nedenler ile karşımıza gelebilir. Bu nedenle ayrıntılı bir şekilde multidisipliner olarak ele alınması gereken bir bozukluktur. Biz öncelikle mutlaka kulak burun boğaz hekimi tarafından muayenesini istiyoruz. Burunda bir iltihap, burunda polip, burun enfeksiyonu, COVİD gibi viral enfeksiyonlar sonrası görülebiliyor. Yine burun içerisinde yabancı bir cisim, burnun üst tarafındaki bir tümör buna sebep olmakta. Yine birçok psikiyatrik hastalık, kokuyu, farklı algılama, olmayan bir kokuyu algılama şeklinde karşımıza gelebilir. Örneğin şizofreni hastalığı gibi psikiyatrik hastalıkların bu açıdan ele alınması gerekiyor" dedi. "Beyin tümörü ya da koku sinirini tutan tümörlerde de koku bozukluğu oluşuyor" Hastalardan gelen en yaygın şikayetlerin çürümüş meyve, kokmuş sebze, bayat yemek ve tuvalet kokusu şeklinde olduğunu ifade eden Demirel, "Nörolojik açıdan migren atağı sırasında da koku bozukluğu görebiliyoruz ya da öncesinde aura dediğimiz baş ağrısı başlamadan önceki durumlarda görebiliyoruz. Epileptik nöbetler sırasında ya da epileptik nöbet öncesi aura dediğimiz durumlarda da koku bozuklukları görmekteyiz. Yine Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklarda da koku bozuklukları görülmekte. Bununla birlikte beyin tümörü ya da koku sinirini tutan tümörlerde de koku bozukluğu gözlenmekte. Çürümüş meyve kokusu, kokmuş sebze kokusu, kokmuş yemek kokusu ya da tuvalet kokusu geldiğini söyleyen hastalar var. Baş ağrısı öncesinde bizim aura dediğimiz tabloda görülüyor. Önce hasta kötü bir koku duyduğunu belirtiyor, bahsettiğim kokular, sonrasında hastanın baş ağrısı atakları başlayabiliyor. Yine epileptik nöbetler bu şekilde başlayabiliyor. Nöbet öncesinde hasta kötü bir koku duyuyorum, sonrasında nöbet geçiriyorum diye karşımıza gelebiliyorlar" ifadelerine yer verdi.
Zonguldak’ta polis ve jandarmanın denetimleri sürüyor
01 Nisan 2025 Salı - 13:23 Zonguldak’ta polis ve jandarmanın denetimleri sürüyor Zonguldak’ta İl Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı tarafından 24-30 Mart 2025 tarihleri arasında geniş çaplı uygulamalar ve denetimler gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalarda birçok suç unsuru ele geçirilirken, aranan şahıslar da yakalandı. Ekiplerin yaptığı denetimler kapsamında hapis cezası bulunan 40 kişi yakalandı. Yakalananlar arasında 5 yıla kadar hapis cezası olan 16 kişi, 5-10 yıl cezası olan 1 kişi ve 10 yıl üzeri cezası bulunan 23 kişi yer aldı. Ayrıca ifadesi alınmak üzere aranan 14 kişi de gözaltına alındı. Böylece toplam 54 şahıs yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Zonguldak’ta maden ocaklarına yönelik yapılan 12 denetimde kaçak işletmeler mercek altına alındı. Bu denetimler sonucunda 7 ihbar değerlendirilerek 6 ocak kapatıldı. Yapılan aramalarda şu malzemeler ele geçirildi: "5 adet dinamit, 7 adet vagon, 1 adet hava pompası, 190 metre ray, 4 adet vinç." Uyuşturucuya yönelik gerçekleştirilen 14 operasyonda birçok madde ele geçirildi. Operasyonlarda 2 kişi tutuklandı, 1 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ele geçirilen uyuşturucu maddeler arasında şunlar yer aldı: "4,36 gr metamfetamin, 1,26 kg kokain, 98,59 gr bonzai, 6 gr kenevir tohumu, 19,33 gr esrar, 103 gr kubar esrar, 27 adet ecstasy, 12 adet uyuşturucu hap (Papp), 2 adet hassas terazi, 1 adet ruhsatsız silah, Nakitte 15.700 TL." Öğrencilerin güvenliğinin sağlanması adına 110 okul çevresinde denetim yapıldı. Denetimler kapsamında 567 kişi sorgulandı, 26 metruk bina incelendi ve 82 umuma açık yer kontrol edildi. 125 servis aracı da denetimden geçirildi. Trafik güvenliği için yapılan 681 uygulamada, 20 bin 308 araç denetlendi. Ekipler tarafından 14 bin 154 kişi sorgulandı ve kurallara uymayan sürücülere cezai işlem uygulandı. Son bir hafta içinde yapılan çalışmalarda 11 tabanca, 1 kurusıkı tabanca, 4 yivli-yivsiz tüfek ve 12 tüfek fişeği ele geçirildi. Düzensiz göçmenlere yönelik gerçekleştirilen 2 uygulamada toplam 175 kişi sorgulandı. Bunların 20’sinin yabancı uyruklu olduğu belirlendi ve gerekli işlemler yapıldı. Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı, kentte huzur ve güvenliği sağlamak için denetimlerini aralıksız sürdüreceklerini vurguladı.
Cesedi yanmış halde bulunan Afgan işçinin ölümünde reddi hakim itirazı reddedildi
31 Mart 2025 Pazartesi - 13:33 Cesedi yanmış halde bulunan Afgan işçinin ölümünde reddi hakim itirazı reddedildi Zonguldak’ta cesedi ormanlık alanda yanmış halde bulunan 50 yaşındaki Afganistan uyruklu Vezir Mohammad Nourtani’nin ölümüne ilişkin 6 sanığın yargılandığı davada, reddi hakim talebinin reddedilmesine yönelik itiraz da üst mahkemece reddedildi. Zonguldak’ta 50 yaşındaki Vezir Mohammad Nourtani’nin cesedinin ormanlık alanda yanmış halde bulunmasının ardından yürütülen soruşturmada çalıştığı ruhsatsız maden ocağının sahipleri ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu 3’ü tutuklu 6 şüphelinin yargılanması sürüyor. Geçen 19 Şubat günü 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5. duruşmada Vezir Mohammad Nourtani’nin ailesinin avukatı olan Kerim Bahadır Şeker; reddi hakim talebi mahkeme heyeti tarafından somut deliller sunulmadığı gerekçesiyle geri çevrildi. Talebin geri çevrilmesinin ardından Şeker’in itirazı üzerine dava dosyası inceleme yapılmak üzere 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Ancak 2. Ağır Ceza Mahkemesi de oy birliğiyle itirazı reddeden bir karar vererek, "Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; katılan vekilin heyetin reddini gerektirecek delilleri dilekçesinde göstermemiş olduğu, ret isteminin tüm dosya kapsamından duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığının anlaşıldığı, katılan vekilinin dilekçesinde bahsettiği hususların heyetin reddini gerektirecek mahiyette olmadığı, bu nedenlerle katılan vekilinin heyetin reddi talebinin ve itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş" ifadelerine yer verdi. 6 sanığın yargılanmasına 11 Nisan günü 6. duruşma ile devam edilecek.