Yerel Haberler
Zonguldak
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53 Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerine dikkat çekerek ağızda iyileşmeyen yara, ses kısıklığı ve boyunda şişlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsayan geniş bir bölgeden oluştuğunu belirtti. Baklacı, "Ağız içi, dil, dudak, diş eti, bademcik, dil kökü, yutak, gırtlak, burun, sinüsler, geniz ve tükürük bezlerini içeren geniş bir alanı içermekte. Tabii baş boyun kanserleri dediğimizde kitlesel bir hastalıktan ziyade hastanın yemesini, yutmasını, konuşmasını, sosyal yaşamını etkileyecek önemli hastalıklardan bahsediyoruz. Bu açıdan baş boyun kanserleri oldukça önemli bir yer teşkil etmekte" dedi. Sigara ve alkol birlikteliği riski katlıyor Tütün ürünlerinin kullanımının baş boyun kanserlerinde iki ana risk faktörü olduğunu ifade eden Dr. Baklacı, "Tabii bu iki faktör bir araya geldiğinde riski çok daha fazla artırmakta. Bunun dışında son yıllarda bazı viral ajanların da baş boyun kanserlerinde etkili olduğu gösterilmiş. Bunlardan ilki Epstein-Barr virüs, bu geniz eti kanserlerinde; diğeri de Human Papilloma Virus, bu da yine dil kökü, bademcik kanserlerinde etiyolojik faktör olarak gösterilmiş. Bunun dışında kötü ağız hijyeni, tekrarlayan ağız içi travmalar özellikle ağız içi kanserlerinde önemli bir faktör. Güneşe maruziyet, cilt, dudak gibi baş boyun bölgesi kanserlerinde yine önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Semptomları gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor" Baş ve boyun kanserlerinin semptomlarının gözle görülebildiğini ve fark edilebildiğini belirten Baklacı, "Baş boyun kanserleri aslında bu açıdan biraz şanslı olduğumuz bir alan. Çünkü semptomlar gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor. Ne gibi semptomlar? Ağız içinde geçmeyen yaralar, boyunda giderek büyüyen şişlikler, yeme yutma güçlükleri, ses kısıklıkları. Bunun dışında burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklıkları veya kulakta nedeni bilinmeyen ağrılar, bunlar genelde baş boyun kanserlerinin habercisi olarak karşımıza çıkıyor" diye belirtti. "Hedef sadece tümörü yok etmek değil, fonksiyonları korumak" Hastanın detaylı kulak, burun ve boğaz muayenesiyle birlikte çeşitli tanı yöntemlerine de başvurduklarını söyleyen Baklacı, "Öncelikle hasta bize başvurduğunda genel bir detaylı kulak burun boğaz muayenesi yapılıyor hastaya. Onun dışında göremediğimiz belli alanlar var; burun, geniz, yutak, gırtlak gibi alanları. Bunları daha çok endoskopik görüntüleme yöntemleriyle görmeye çalışıyoruz. Tanı şüpheli lezyondan biyopsi ile konuluyor. Biyopsi olmazsa olmazımız. Bunlar genelde lokal anestezi altında hastayı genelde uyutmaya gerek kalmadan aldığımız biyopsiler. Ancak derin alanlardaki biyopsilerde mutlaka hastaları uyutuyoruz ve derin bir muayene yapıyoruz. Onun dışında görüntülemeden faydalanıyoruz; ultrason, tomografi, MR, PET BT gibi görüntüleme tetkiklerinden de hastalığın evresini veya yaygınlığını tespit edebiliyoruz. Baş boyun kanserlerinde temel hedef aslında tamamen hastalığın yok edilmesi değil. Hastalığın tedavisinin yanı sıra fonksiyonların korunması da önemli. Ne gibi fonksiyonlar? Yeme yutma, solunum, konuşma gibi veya hastanın sosyal çevresiyle ilişkisini sağlayabileceği fonksiyonların korunması esas" şeklinde konuştu. "Merkezimiz, baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden birisi" Baş ve boyun kanserlerinde şikayetlerin "nasılsa geçer" diye geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Baklacı, şöyle devam etti: "Şimdi baş boyun kanseriyle gelen bir hastada öncelikle dediğim gibi temel muayeneler, endoskopik görüntülemeler ve diğer görüntüleme tetkikleri altında hastalığın yaygınlığı, evresi belirleniyor. Bu aşamadan sonra aslında kişiye özel tedavi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel durumuna göre tedavi modalitelerinden biri veya birkaçı seçiliyor. Bunlar arasında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, bazı immünmodülatör ajanlar veya immünoterapi ajanları, hedefe yönelik tedaviler tedavi seçenekleri arasında. Bunu hastalığın evresi ve dediğim gibi hastanın genel durumu belirliyor. Merkezimizde bu açıdan bütün teknolojik altyapı veya diğer modaliteler açısından uzman ekip bulunmakta. Merkezimiz bu bölgedeki baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden bir tanesi. En büyük farkımız ise ’Tümör Konseyi’ uygulamamızdır." "Şikayetleriniz 3 haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeyin" Bartın, Karabük, Bolu, Düzce gibi çevre illerdeki meslektaşlarla da iletişim halinde olmayı istediklerini ve hedeflediklerini belirten Deniz Baklacı, "Bu açıdan sadece kendi hastalarımız değil, bölgedeki meslektaşlarımızla da iletişim içinde olmayı istiyoruz ve bunu hedefliyoruz. Baş boyun kanserli hastaların yönetilmesi, yönlendirilmesi veya tedavinin meslektaşlarımıza bilgilendirilmesi anlamında çaba sarf ediyoruz. Baş boyun kanserli hastalarımızda aslında en önemli üzerinde durmamız gereken konu mevcut şikayetlerin ’nasılsa geçer’ tarzında geçiştirilmemesi. Eğer üç haftayı geçen bir ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yara, yutma güçlüğü gibi şikayetler varsa bir uzmanın değerlendirilmesi oldukça önemli. Diğer açıdan baş boyun kanserleri önlenebilir kanserler. Sigara, tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin azaltılması oldukça önemli. Ağız içi hijyenine dikkat edilmesi ve güneş ışınlarından korunması yine baş boyun kanserlerini önleyici faktörler olarak söyleyebiliriz." Baklacı, her Çarşamba günü ücretsiz olarak Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti verdiklerine dikkat çekti. Baklacı, hastaların randevu alarak gelebileceğini randevu alamayanların ise doğrudan polikliniğe başvurabileceğini sözlerine ekledi.
31 Mart 2026 Salı - 14:23 BEUN Aşçılık Programı Öğrencisi Çakmak’tan Türkiye Şampiyonluğu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı öğrencisi Eren Çakmak, "Mutfakta Dönüşüm Var-Lezzetlerin Sıfırıncı Noktası" sloganıyla düzenlenen Ulusal Sıfır Atık Yemek Yarışması’nda, Türkiye birincisi olarak önemli bir başarıya imza attı. Kayseri Üniversitesi ve Talas Belediyesi iş birliğinde sıfır atık bilincini artırmak amacıyla düzenlenen, üniversiteler arası Gastronomi ve Mutfak Sanatları ile Aşçılık programlarını kapsayan yemek yarışması düzenlendi. Toplamda 14 üniversitenin Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Aşçılık Programı öğrencilerinin katıldığı yemek yarışmasında, 9 öğrenci finale kalarak kıyasıya mücadele etti. Finale kalan tek ön lisans öğrencisi olma başarısını gösteren Eren Çakmak; sergilediği özgün yaklaşım ve sürdürülebilir mutfak vizyonuyla jüriyi etkiledi. Çakmak, şampiyonluk kürsüsüne adını yazdırarak, 30 bin TL’nin ve kupanın sahibi olup ödülünü Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa ile Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın elinden aldı. Gıda israfını önleyen, yerel ve mevsimsel ürünleri önceleyen, atık oluşumunu en aza indiren özgün ana yemek tariflerinin yer aldığı yarışmanın final etabı, Dr. Makbule Çıkrıkçıoğlu Gastronomi ve Mutfak Sanatları Uygulama Mutfağında gerçekleştirildi. BEUN Gastronomi Topluluğu Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Dr. Sercan Kadam koordinatörlüğünde yarışmaya hazırlanan Eren Çakmak, "Yoktan Var Oluş" adını verdiği tabağıyla sıfır atık felsefesini gastronomik bir sanat eserine dönüştürdü. Çakmak’ın tabağında; bayat Devrek köy ekmeklerinden hazırlanan "Portakallı Çıtır"; balık kılçıkları ve atık Devrek kireni posasından elde edilen "Devrek Kiren Sosu" ve sebze kabuklarından oluşturulan yatak üzerinde sunulan "Deniz Levreği Izgara" yer aldı. Doğaya saygı, yerel ürünlere bağlılık ve yenilikçi mutfak tekniklerini bir araya getiren bu özgün sunum, jüri üyelerinden tam not aldı. Elde edilen başarıda BEUN’un farklı akademik birimlerinin iş birliği de dikkat çekti. Yarışmada kullanılan özel sunum tabağı, Gökçebey Mithat-Mehmet Çanakcı Meslek Yüksekokulu Mimari ve Dekoratif Sanatlar Programı tarafından atık materyallerin değerlendirilmesiyle tasarlanarak projeye estetik ve çevreci bir boyut kazandırdı. BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri dile getirdi: "Kıymetli öğrencimiz Eren Çakmak’ın böylesine anlamlı, vizyoner ve toplumsal farkındalık yönü yüksek bir yarışmada Türkiye birincisi olması, üniversitemiz adına büyük bir gurur ve mutluluk vesilesidir. Bu önemli başarı, öğrencimizin üstün gayreti ile disiplinli çalışmanın, nitelikli eğitimin ve güçlü akademik rehberliğin bir sonucudur. Bu başarıyı; akademisyenlerimizin yenilikçi bakış açılarının, uygulamalı eğitim anlayışının ve sürdürülebilirlik odaklı vizyonunun güçlü bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Öğrencimizin yöremize özgü coğrafi işaretli Devrek kirenini böylesine prestijli bir platformda özgün bir yorumla sunarak birincilik elde etmesi, yerel değerlerimizin evrensel bir dile dönüşebileceğinin en somut göstergelerinden biridir. Yerel ürünlerimizin ve kültürel mirasımızın yükseköğretim kurumları aracılığıyla ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtılması; hem bu değerlerin korunması hem de ekonomik ve kültürel kalkınmaya katkı sunması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu tür başarılar, şehrimizin sahip olduğu zenginliklerin bilim, sanat ve estetik anlayışla buluştuğunda nasıl güçlü bir etki oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu vesileyle, yarışmanın düzenlenmesinde emeği geçen başta Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa Hocam olmak üzere kıymetli Kayseri Üniversitesi ailesine ve Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ile değerli Talas Belediyesi ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Bu gurur verici başarının mimarı olan değerli öğrencimiz Eren Çakmak’ı yürekten tebrik ediyor; öğrenim ve meslek hayatında üstün muvaffakiyetler diliyorum. Sevgili öğrencimizin yetişmesinde ve bu gurur verici başarıyı elde etmesinde büyük emekleri bulunan Devrek Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı akademisyenlerimize ve özellikle öğrencimizi bu önemli organizasyona titizlikle hazırlayan Öğr. Gör. Dr. Sercan Kadam’a teşekkür ediyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin her alanda en iyi şekilde yetişmesi, ulusal ve uluslararası platformlarda ülkemizi başarıyla temsil etmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."
Zonguldak’ta uyuşturucu ele geçirilen geminin tutuklu 10 personelinin yargılanmasına devam edildi
18 Temmuz 2024 Perşembe - 17:40 Zonguldak’ta uyuşturucu ele geçirilen geminin tutuklu 10 personelinin yargılanmasına devam edildi Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesi limanında 5 Ekim 2023’te Kolombiya’dan gelen Panama bayraklı gemide yaklaşık 141,5 kilogram kokain ele geçirilmesine ilişkin tutuklanan 10 yabancı personelin yargılanmasına devam edildi. Karadeniz Ereğli Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu bulundukları Ankara’dan getirilen sanıklar, tercüman aracılığıyla savunma yaptı. Duruşma salonu çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Duruşmada söz verilen gemi kaptanı M.D. hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Kolombiya’da gemi personeliyle toplantı yaptığını aktaran M.D, "Bu toplantıda güvenlik talimatlarını anlattım. Gece vardiyasında birilerinin bulunması gerektiğini, aydınlatmaların açık, kapıların da kilitli olmasını istedim." dedi. M.D, 6 Eylül 2023’te gemiye Kolombiya’da yapılan narkotik operasyonunda uyuşturucu bulunduğunu, 3 farklı kameradan uyuşturucuya ait görüntüleri görevlilere, avukata ve geminin bağlı bulunduğu şirkete teslim ettiğini aktararak, "Yüklemeden 3 gün sonra Türkiye’ye gideceğimizi öğrendik. 6 Eylül itibarıyla gemide yükleme bitti, ambarlar kapatıldı. Tabandan 15 metre yüksekliğe kadar alan doldu. Tahminime göre bulunduğu yer itibarıyla 3-4 Eylül’de söz konusu madde konuldu, 6 Eylül’de ambarlar kapatıldı, uyuşturucu madde en dipte kaldı. Gemide güvenlik kamerası olsa dahi, kör noktalardan uyuşturucu konulabiliyor. Uyuşturucunun nasıl konulduğunu bilmiyorum. Sefer halinde uyuşturucu madde konulması mümkün değil" diye konuştu. Hayatı boyunca hiçbir suça karışmadığını savunarak, elinden geldiği kadar görevini yerine getirdiğini, mürettebata karşı sorumlulukları bulunduğunu, ailesinin ve kendisinin mağdur olduğunu belirten M.D., tahliyesini talep etti. Gemi başmühendisi L.P. de gemi kaptanının herhangi bir güvenlik toplantısı yapmadığını, Kolombiya’da bu tür olayların çok yaşandığını belirterek, "Gümrük önlemleri alınmalıydı, ekstra bir önlem de alınmadı. Yüklemeyle ilgili herhangi bir bilgim de yok" dedi. Gemide 20 personel bulunurken 10 kişinin tutuklanmasına anlam veremediği belirten L.P, "Geminin teknik personeliyim. Sorumlu olduğum yer belli. Suçlamalarda benimle ilgili bir bağ yoktur. Neden tutukluyum? Makine dairesinden bir tek ben tutukluyum, benimle birlikte çalışan kimse yok. Suçlu değilim. Malzemenin taşınmasıyla ilgili bir şeyim yok. Tahliyemi istiyorum" ifadelerini kullandı. Diğer tutuklu sanıklar da konuyla ilgili bilgilerinin bulunmadığını söyleyerek, tahliyelerini talep etti. Sanık avukatları, ele geçirilen uyuşturucu madde üzerinden alınan parmak izlerinin hiçbir mürettebatınkiyle uyuşmadığını aktararak, müvekkillerinin beraatini istedi. Avukatların, adli kontrol şartı ile serbest bırakılma talepleri de mahkeme heyeti tarafından reddedildi. Mahkeme başkanı, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Duruşmayı, Hırvatistan’ın Ankara Büyükelçisi Hrvoje Cvitanovic’in yanı sıra bazı ülkelerin konsolosluk görevlileri de takip etti. Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince 5 Ekim 2023’te, Kolombiya’dan kömür yüküyle gelen Panama bayraklı geminin Ereğli Limanı’na uyuşturucu madde getireceği bilgisi üzerine operasyon gerçekleştirilmişti. Geminin Karadeniz Ereğli limanına giriş yapması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında verilen talimatla gümrük muhafaza ekipleri ile emniyet güçlerince gemide yapılan aramada, yaklaşık 141,5 kilogram kokain ele geçirilmişti. Gemi mürettebatından gözaltına alınan 10 şüpheli, "uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri imal, ithal veya ihraç etme" suçundan tutuklanmıştı.
Gençlere örnek olmak için 25 dönüm araziye patlıcan dikti
17 Temmuz 2024 Çarşamba - 14:14 Gençlere örnek olmak için 25 dönüm araziye patlıcan dikti Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde Ziraat Odası Başkanı Zafer Yalman, gençleri tarıma yönlendirmek için futbol sahası olarak kullanılan alana 30 bin adet patlıcan fidesi dikti. Yalman 25 dönüm araziden 4 ayda yaklaşık 4 milyon TL gelir elde etmeyi bekliyor. Kdz. Ereğli ve farklı şehirlerde turizm ve konaklama sektöründe faaliyet gösteren Ziraat Odası Başkanı Zafer Yalman, gençlere tarımdan para kazanıldığını göstermek için 25 dönüm araziye 30 bin adet patlıcan fidesi dikti. Maddi durumunun iyi olduğunu ve tarladan elde edeceği gelire ihtiyacı olmadığını belirten Yalman, tarım yaparak çok ciddi rakamların kazanılabileceğini söyledi. Kdz. Ereğli’nin sanayi kendi olarak anıldığını ancak milyonlarca metre kare arazinin boş olduğunu anlatan Yalman, ilçede herkese tarımın yapılabileceğini göstermek için böyle bir işe girdiğini anlattı. Gazetecilere açıklamalarda bulunan Yalman “Kdz. Ereğli’de çiftçilerimize önder olmak, çiftçilerimize tarımın nasıl yapılabileceğini, nasıl para kazanılabileceğini göstermek ve teşvik etmek için bu yıl 25 dönüm araziye il tarım müdürlüğünün çiftçimize yüzde 75 hibe desteği kapsamında patlıcan fidesi diktik. Bu 25 bin metre kare araziden 200 ila 300 ton arası ürün elde etmeyi bekliyoruz. İlk hasadımızı 2-3 gün önce yaptık. 20 Mayıs’ta dikmiş olduğumuz patlıcan fidelerini damlama sistemi kurarak, organik gübre kullanarak, herhangi bir kimyasal gübreden uzak durarak çiftçi olarak vatandaşımıza, pazara sunmayı hedefledik. Bölgemizde 150 bin nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz, köyleri ile 200 bin. 2-3 ay Kdz. Ereğli bölgesine yetecek patlıcanı hasat edeceğimizi umuyorum. Bugün patlıcanı pazara indirdik. Organik patlıcanı tüm pazarcılarımıza, çiftçi olarak, üretici olarak Kdz. Ereğli pazarında, ziraat odasında veya isteyen yemek fabrikalarına ayırt etmeksizin toptan perakende 20 TL’den tarladan patlıcan veriyoruz. Vatandaş istiyor, biz ise günübirlik topluyoruz, hasat ediyoruz. Vatandaşa evinde ağız tadıyla ve korkmadan yiyebileceği bir ürün hasat ediyoruz. Diyeceğiz ki en sonunda; biz bu kadar para harcadık, bu kadar gelir elde ettik ve bundan da bu kadar mutluyuz diyebilmeliyiz.” “Burada tarım olmaz dediler, biz yaptık oluyor” Vatana yan gelip yatarak hizmet edilemeyeceğini belirten Yalman, makamda oturarak Ziraat Odası başkanlığı yapmayacağını söyledi. Ziraat mühendisleri ve teknikerlerin tarlalara girmesi gerektiğinin altını çizen Yalman “Tekniker, Ziraat Mühendisi arkadaşlarımızın tarlaya girmesini istiyorum. Ben Tekniker oldum, ben Mühendis oldum diyerek makamlarda evrak Mühendisliği yapan arkadaşlarımız 17-18 Bin TL’ye çalışmak mecburiyetinde kalır. Gelin kardeşim bu tarımı sizler öğreteceksiniz, sizler uygulayın ve yapın, sizler de para kazanın. Tarım yaparak araba da alabilirsiniz, en güzel tatili de yapabilirsiniz. Ben buna inanıyorum ve güzel gelir kazanacağımızı umuyorum. Yani kısacası aylık gelir hesaplaması yaptığımızda güzel kazançlar olacağına inanıyoruz. Tarımın yapılabileceğine kimse inanmıyordu. Benim için tam olarak 60 günlük serüven. Önceden burası futbol sahası olarak tasarlanmış ancak boş duran bir araziydi. Burada tarım olmaz diyorlardı, sağımız dere solumuz ırmak. Gülüç Irmağından gözümüzün önünde tonlarca su denize akıyor, güneş var. Biz dümdüz ovaları, ırmak kenarlarını fabrika yaptık ve tarımı dağda, bayırda yapmaya çalışıyoruz. Bu alanları geçtiğimiz dönemlerde biz fabrikalarından tarım alanı olarak tarım bakanlığı tarafından işlendi. Yani buralara artık fabrika yapılmıyor. Bu da bir fabrika. Burada 7-8 tane bayan çalışıyor, hasat ediyor, yevmiyelerini alıyor ve evlerinde eşlerine destek oluyor. Burada tarım olmaz mı? Karpuz, patlıcan, biber ve daha birçok şey olur. Şükürler olsun Allah’ıma bizi mahcup etmedi, güzel ürün oluyor. Devlet Tarsim sigortasında da yüzde 50 çiftçimize destek oluyor. Devletimiz yüzde 75 hibe desteğinde bulunuyor. Ziraat Teknikerimize ve Ziraat Mühendisimize ayrı hibeler var. yüzde 60 - yüzde 70 oranında hibe destekler var. Devletimiz diyor ki; bugün bu kadar ekonomik krizin altında tüm dünyada aynı, bir tek destekleri kesilmeyen tarım. İsteyene veriliyor” dedi. 25 dönüm araziden 4 milyon TL gelir hedefliyor Tarımla ilgili olumsuz bir propaganda yürütüldüğünü ve bunun doğru olmadığını savunan Yalman konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bazı arkadaşlarımız gübre gibi birçok şeyin pahalılığından tarım yapmak istemiyor. Gübreye zam geliyor ise patlıcana da geliyor. Kimse mağdur değil aynı zamanda ete de zam geliyor, bunlar mazeret değil. Kafelerde oturarak propaganda yapmak değil. Ben bugüne kadar farklı sektörlerde emek harcadım, alın teriyle ekmeğimi kazanmaya çalışıyorum. Patlıcan tarlasından gelecek gelire ihtiyacım yok. Tarım üzerinden de para kazanabileceğimizi gösteriyorum" ifadelerine yer verdi.
Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti, gazetecilere yönelik saldırıyı kınadı
17 Temmuz 2024 Çarşamba - 13:21 Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti, gazetecilere yönelik saldırıyı kınadı Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti, Kilimli ilçesine bağlı Bölüm Mahallesi’nde ruhsatsız olarak işletilen bir maden ocağında meydana gelen göçük olayını haberleştirmeye giden gazetecilere yönelik saldırıyı sert bir dille kınadı. Cemiyetin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, basının özgürlüğünü temel bir insan hakkı olarak kabul etmekte ve bu özgürlüğü korumaktadır. Gazeteciler halkın haber alma özgürlüğünü sağlar. Gazeteciler, toplumsal olaylar, gelişmeler ve önemli haberler hakkında doğru ve objektif bilgileri toplar, analiz eder ve halka sunar. Bu görevleriyle, demokratik bir toplumda bilgilendirilmiş vatandaşların oluşmasına katkı sağlarlar. Gazetecilerin bu önemli işlevi, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ilkeleriyle korunur ve desteklenir." Açıklamada, gazetecilerin kamu görevlisi olarak önemli bir kamu hizmeti yürüttüğüne dikkat çekilerek, "Gazeteciler de diğer kamu görevlileri gibi kamu görevi yürütürler. Gazetecilik, toplumun bilgilendirilmesi, haber alma hakkının korunması ve kamu yararının gözetilmesi açısından önemli bir kamu hizmetidir" denildi. Göçük olayını haberleştirmek için bölgeye giden gazetecilerin maruz kaldığı hatırlatılarak, "Ruhsatsız işletilen bu maden ocağında göçükte kalan işçiyi kurtarma çalışmalarını, bir başka ifadeyle toplumsal olayı haberleştirmek için meslektaşlarımız da olay yerine gitmiştir. Toplumsal olaylar, bir toplumun geniş kesimlerini etkileyen ve ilgilendiren olaylardır. Maden ocağındaki göçük olayında da bir veya birden fazla insanın hayatını tehlikeye atan bir durum söz konusudur. Bu, toplumun genelinde büyük bir endişe ve duyarlılığa neden olur. Böyle olaylar, geniş bir kamuoyunun dikkatini çeker ve medyada geniş yer bulur. İnsanlar, olayın gelişimini takip eder ve olayla ilgili bilgi sahibi olmak ister. Kurtarma ekiplerinin müdahalesi ve çalışmaları, toplumsal dayanışma ve devletin kriz yönetim kapasitesi gibi konuları gündeme taşır. Bu sebeple olay yerine giden üç gazeteci arkadaşımız fiili saldırıya varana kadar hakaret ve küfürlere maruz kalmıştır. Olayı tarafsız ve objektif bir şekilde haberleştirmek için görevlerini yerine getiren; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Kartı sahibi meslektaşlarımızın böyle bir durumla karşılaşması camiamızı derinden üzmüş ve aynı zamanda tepkilere neden olmuştur" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, gazetecilere yönelik saldırının kabul edilemez olduğu ifade edilerek, "Gazeteci arkadaşlarımızın maruz kaldığı bu kabul edilemez durum karşısında, kendilerine ’Buraya şov için mi geldiniz, çıkartın çektiğiniz fotoğraflara bakacağız’ gibi cümlelerle birlikte küfürler savurma cüretini gösteren kişiler hadlerini bilmelidir. Meslektaşlarımız, kamuoyuna açık, özel mülkiyet alanı içerisinde bulunmayan bir alanda, kendilerini adeta kolluk kuvveti olarak gören şahısların saldırısına uğramıştır. Gazeteci, diğer kamu görevlileri gibi görevini ifa eder ve bu görevini yaparken hiçbir engelleme ve saldırıya maruz kalmamalıdır. Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti olarak, bu durumu esefle kınıyoruz. Meslektaşlarımızın güvenli bir şekilde görevlerini yapabilmeleri en temel haklarıdır ve böyle bir manzara ile bir daha karşılaşmamak en büyük temennimizdir" denildi.