Yerel Haberler
Zonguldak
Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’geçersiz oy’ gerginliği 01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:19:21 Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’isimler yanlış yazıldığı’ gerekçesiyle 3 oyun geçersiz sayılması ve oturumu mevcut başkanın yönetmesi, mecliste tartışmalara neden oldu. İl Genel Meclisi toplantı salonunda jandarma ekiplerinin güvenlik önlemleri altında yapılan seçimde, Necdet Karaveli ile CHP’den Hayrettin Kartal yarıştı. 16’şar üyeye sahip grupların katıldığı oylamada, pusulalara isimlerin "Hayrettin Kaltal" ve "Nejdet Karaveli" şeklinde harf hatasıyla yazılması gerekçesiyle Kartal’a verilen 2, Karaveli’ye verilen 1 oy divan tarafından geçersiz kabul edildi. Meclis oturumunu, aynı zamanda seçime giren Necdet Karaveli’nin yönetmesine CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz itirazlarda bulundu. Yavuzyılmaz ve beraberindeki partililer, Karaveli’nin oturuma başkanlık edip karar verme yetkisinin bulunmadığını savunarak başkanlık kürsüsü önünde itirazlarını sürdürdü. Karşılıklı tartışmaların büyümesi ve salonda seslerin yükselmesi üzerine jandarma ekipleri araya girerek tarafları yatıştırdı. Divan kurulunun seçimi 15-14’lük sonuçla Necdet Karaveli’nin kazandığını duyurmasının ardından Karaveli’yi destekleyen meclis üyeleri salondan ayrılırken, CHP grubunun kürsü önündeki tepkisi sürdü. Meclisin birinci başkan vekili katip ve encümen seçimlerinin yapılabilmesi için salona geldi. Meclisin devam ettirilmek istemesine rağmen CHP’liler kapıyı içerden tutup "Direne Direne Kazanacağız" sloganları attı. AK Partililer ise CHP’lilerin kapıyı tutması sebebiyle salona giremedi. 2024 yılında yapılan seçimlerde de Karaveli, 15 oya karşı 17 oy alarak il genel meclisi başkanı seçilmişti.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53 Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerine dikkat çekerek ağızda iyileşmeyen yara, ses kısıklığı ve boyunda şişlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsayan geniş bir bölgeden oluştuğunu belirtti. Baklacı, "Ağız içi, dil, dudak, diş eti, bademcik, dil kökü, yutak, gırtlak, burun, sinüsler, geniz ve tükürük bezlerini içeren geniş bir alanı içermekte. Tabii baş boyun kanserleri dediğimizde kitlesel bir hastalıktan ziyade hastanın yemesini, yutmasını, konuşmasını, sosyal yaşamını etkileyecek önemli hastalıklardan bahsediyoruz. Bu açıdan baş boyun kanserleri oldukça önemli bir yer teşkil etmekte" dedi. Sigara ve alkol birlikteliği riski katlıyor Tütün ürünlerinin kullanımının baş boyun kanserlerinde iki ana risk faktörü olduğunu ifade eden Dr. Baklacı, "Tabii bu iki faktör bir araya geldiğinde riski çok daha fazla artırmakta. Bunun dışında son yıllarda bazı viral ajanların da baş boyun kanserlerinde etkili olduğu gösterilmiş. Bunlardan ilki Epstein-Barr virüs, bu geniz eti kanserlerinde; diğeri de Human Papilloma Virus, bu da yine dil kökü, bademcik kanserlerinde etiyolojik faktör olarak gösterilmiş. Bunun dışında kötü ağız hijyeni, tekrarlayan ağız içi travmalar özellikle ağız içi kanserlerinde önemli bir faktör. Güneşe maruziyet, cilt, dudak gibi baş boyun bölgesi kanserlerinde yine önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Semptomları gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor" Baş ve boyun kanserlerinin semptomlarının gözle görülebildiğini ve fark edilebildiğini belirten Baklacı, "Baş boyun kanserleri aslında bu açıdan biraz şanslı olduğumuz bir alan. Çünkü semptomlar gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor. Ne gibi semptomlar? Ağız içinde geçmeyen yaralar, boyunda giderek büyüyen şişlikler, yeme yutma güçlükleri, ses kısıklıkları. Bunun dışında burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklıkları veya kulakta nedeni bilinmeyen ağrılar, bunlar genelde baş boyun kanserlerinin habercisi olarak karşımıza çıkıyor" diye belirtti. "Hedef sadece tümörü yok etmek değil, fonksiyonları korumak" Hastanın detaylı kulak, burun ve boğaz muayenesiyle birlikte çeşitli tanı yöntemlerine de başvurduklarını söyleyen Baklacı, "Öncelikle hasta bize başvurduğunda genel bir detaylı kulak burun boğaz muayenesi yapılıyor hastaya. Onun dışında göremediğimiz belli alanlar var; burun, geniz, yutak, gırtlak gibi alanları. Bunları daha çok endoskopik görüntüleme yöntemleriyle görmeye çalışıyoruz. Tanı şüpheli lezyondan biyopsi ile konuluyor. Biyopsi olmazsa olmazımız. Bunlar genelde lokal anestezi altında hastayı genelde uyutmaya gerek kalmadan aldığımız biyopsiler. Ancak derin alanlardaki biyopsilerde mutlaka hastaları uyutuyoruz ve derin bir muayene yapıyoruz. Onun dışında görüntülemeden faydalanıyoruz; ultrason, tomografi, MR, PET BT gibi görüntüleme tetkiklerinden de hastalığın evresini veya yaygınlığını tespit edebiliyoruz. Baş boyun kanserlerinde temel hedef aslında tamamen hastalığın yok edilmesi değil. Hastalığın tedavisinin yanı sıra fonksiyonların korunması da önemli. Ne gibi fonksiyonlar? Yeme yutma, solunum, konuşma gibi veya hastanın sosyal çevresiyle ilişkisini sağlayabileceği fonksiyonların korunması esas" şeklinde konuştu. "Merkezimiz, baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden birisi" Baş ve boyun kanserlerinde şikayetlerin "nasılsa geçer" diye geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Baklacı, şöyle devam etti: "Şimdi baş boyun kanseriyle gelen bir hastada öncelikle dediğim gibi temel muayeneler, endoskopik görüntülemeler ve diğer görüntüleme tetkikleri altında hastalığın yaygınlığı, evresi belirleniyor. Bu aşamadan sonra aslında kişiye özel tedavi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel durumuna göre tedavi modalitelerinden biri veya birkaçı seçiliyor. Bunlar arasında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, bazı immünmodülatör ajanlar veya immünoterapi ajanları, hedefe yönelik tedaviler tedavi seçenekleri arasında. Bunu hastalığın evresi ve dediğim gibi hastanın genel durumu belirliyor. Merkezimizde bu açıdan bütün teknolojik altyapı veya diğer modaliteler açısından uzman ekip bulunmakta. Merkezimiz bu bölgedeki baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden bir tanesi. En büyük farkımız ise ’Tümör Konseyi’ uygulamamızdır." "Şikayetleriniz 3 haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeyin" Bartın, Karabük, Bolu, Düzce gibi çevre illerdeki meslektaşlarla da iletişim halinde olmayı istediklerini ve hedeflediklerini belirten Deniz Baklacı, "Bu açıdan sadece kendi hastalarımız değil, bölgedeki meslektaşlarımızla da iletişim içinde olmayı istiyoruz ve bunu hedefliyoruz. Baş boyun kanserli hastaların yönetilmesi, yönlendirilmesi veya tedavinin meslektaşlarımıza bilgilendirilmesi anlamında çaba sarf ediyoruz. Baş boyun kanserli hastalarımızda aslında en önemli üzerinde durmamız gereken konu mevcut şikayetlerin ’nasılsa geçer’ tarzında geçiştirilmemesi. Eğer üç haftayı geçen bir ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yara, yutma güçlüğü gibi şikayetler varsa bir uzmanın değerlendirilmesi oldukça önemli. Diğer açıdan baş boyun kanserleri önlenebilir kanserler. Sigara, tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin azaltılması oldukça önemli. Ağız içi hijyenine dikkat edilmesi ve güneş ışınlarından korunması yine baş boyun kanserlerini önleyici faktörler olarak söyleyebiliriz." Baklacı, her Çarşamba günü ücretsiz olarak Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti verdiklerine dikkat çekti. Baklacı, hastaların randevu alarak gelebileceğini randevu alamayanların ise doğrudan polikliniğe başvurabileceğini sözlerine ekledi.
Komşusunu öldüren, eşini de yaralayan sanığa 28 yıl hapis cezası
12 Temmuz 2024 Cuma - 15:41 Komşusunu öldüren, eşini de yaralayan sanığa 28 yıl hapis cezası Zonguldak’ın Devrek ilçesinde iki yıl önce apartman yöneticisini yaralayıp eşi Hacer Alkan’ı (55) da boğazını keserek öldürdüğü suçlamasıyla tutuklu yargılanan sanığa ’haksız tahrik’ ve ’iyi hal’ indirimi uygulanarak toplamda 28 yıl 4 ay hapis cezası verildi. 2022 yılın Ağustos ayında İsmetpaşa Mahallesi’nde meydana gelen olayda, Mert Serkan Lülleci isimli şahıs aidat ve komşuluk ilişkileri nedeniyle husumetli olduğu apartman yöneticisi Aydın Alkan’ı bıçakla yaralarken, eşi Hacer Alkan’ı da boğazını keserek öldürdü. Olay sonrası polis ekiplerinin kıskıvrak yakaladığı Mert Serkan Lülleci tutuklanırken, azmettirmekle suçlanan babası İsmail Lülleci tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Baba ile oğluna ’kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs’ suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Duruşmalarda mahkemenin talebi üzerine alınan akıl sağlığı raporunda, Lülleci’nin akıl sağlığının yerinde ve cezai ehliyetinin olduğu belirtildi. 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Mert Serkan Lülleci, tutuksuz babası İsmail Lülleci ve yaralı kurtulan Aydın Alkan ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz alan Aydın Alkan’ın avukatı, cinayeti baba Lülleci’nin azmettirdiğini iddia ederek, "Bu eylemin İsmail Lülleci’nin azmettirmesi ve tasarlanmak suretiyle yapıldığı açıktır. Her ne kadar mütalaada azmettirmekten beraat istenmişse de azmettirici olarak cezalandırılması için başka hangi delillerin olması gerektiğini anlamış değiliz. Sanıkların cezalandırılmasını ve İsmail Lülleci’nin tutuklanmasını talep ederiz" ifadelerine yer verdi. Suçlamaları kabul etmeyen İsmail Lülleci beraatini talep ederken, sanık Mert Serkan Lülleci de, "Beraatımı istiyorum. Son sözüm yoktur" cevabını verdi. Azmettiricilikle suçlanan İsmail Lülleci için delil yetersizliğinden beraat kararı verilirken, ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ’haksız tahrik’ ve ’iyi hal’ indirimi ile 20 yıl, Aydın Alkan’a karşı ’öldürmeye teşebbüs’ suçundan ’iyi hal’ indirimi ile 8 yıl 4 ay hapis cezası alan Mert Serkan Lülleci’nin tutukluluk haline karar verilerek dava sona erdi.