Yerel Haberler
Zonguldak
Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’geçersiz oy’ gerginliği 01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:19:21 Zonguldak İl Genel Meclisi başkanlık seçiminde ’isimler yanlış yazıldığı’ gerekçesiyle 3 oyun geçersiz sayılması ve oturumu mevcut başkanın yönetmesi, mecliste tartışmalara neden oldu. İl Genel Meclisi toplantı salonunda jandarma ekiplerinin güvenlik önlemleri altında yapılan seçimde, Necdet Karaveli ile CHP’den Hayrettin Kartal yarıştı. 16’şar üyeye sahip grupların katıldığı oylamada, pusulalara isimlerin "Hayrettin Kaltal" ve "Nejdet Karaveli" şeklinde harf hatasıyla yazılması gerekçesiyle Kartal’a verilen 2, Karaveli’ye verilen 1 oy divan tarafından geçersiz kabul edildi. Meclis oturumunu, aynı zamanda seçime giren Necdet Karaveli’nin yönetmesine CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz itirazlarda bulundu. Yavuzyılmaz ve beraberindeki partililer, Karaveli’nin oturuma başkanlık edip karar verme yetkisinin bulunmadığını savunarak başkanlık kürsüsü önünde itirazlarını sürdürdü. Karşılıklı tartışmaların büyümesi ve salonda seslerin yükselmesi üzerine jandarma ekipleri araya girerek tarafları yatıştırdı. Divan kurulunun seçimi 15-14’lük sonuçla Necdet Karaveli’nin kazandığını duyurmasının ardından Karaveli’yi destekleyen meclis üyeleri salondan ayrılırken, CHP grubunun kürsü önündeki tepkisi sürdü. Meclisin birinci başkan vekili katip ve encümen seçimlerinin yapılabilmesi için salona geldi. Meclisin devam ettirilmek istemesine rağmen CHP’liler kapıyı içerden tutup "Direne Direne Kazanacağız" sloganları attı. AK Partililer ise CHP’lilerin kapıyı tutması sebebiyle salona giremedi. 2024 yılında yapılan seçimlerde de Karaveli, 15 oya karşı 17 oy alarak il genel meclisi başkanı seçilmişti.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:53 Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerine dikkat çekerek ağızda iyileşmeyen yara, ses kısıklığı ve boyunda şişlik gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsayan geniş bir bölgeden oluştuğunu belirtti. Baklacı, "Ağız içi, dil, dudak, diş eti, bademcik, dil kökü, yutak, gırtlak, burun, sinüsler, geniz ve tükürük bezlerini içeren geniş bir alanı içermekte. Tabii baş boyun kanserleri dediğimizde kitlesel bir hastalıktan ziyade hastanın yemesini, yutmasını, konuşmasını, sosyal yaşamını etkileyecek önemli hastalıklardan bahsediyoruz. Bu açıdan baş boyun kanserleri oldukça önemli bir yer teşkil etmekte" dedi. Sigara ve alkol birlikteliği riski katlıyor Tütün ürünlerinin kullanımının baş boyun kanserlerinde iki ana risk faktörü olduğunu ifade eden Dr. Baklacı, "Tabii bu iki faktör bir araya geldiğinde riski çok daha fazla artırmakta. Bunun dışında son yıllarda bazı viral ajanların da baş boyun kanserlerinde etkili olduğu gösterilmiş. Bunlardan ilki Epstein-Barr virüs, bu geniz eti kanserlerinde; diğeri de Human Papilloma Virus, bu da yine dil kökü, bademcik kanserlerinde etiyolojik faktör olarak gösterilmiş. Bunun dışında kötü ağız hijyeni, tekrarlayan ağız içi travmalar özellikle ağız içi kanserlerinde önemli bir faktör. Güneşe maruziyet, cilt, dudak gibi baş boyun bölgesi kanserlerinde yine önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. "Semptomları gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor" Baş ve boyun kanserlerinin semptomlarının gözle görülebildiğini ve fark edilebildiğini belirten Baklacı, "Baş boyun kanserleri aslında bu açıdan biraz şanslı olduğumuz bir alan. Çünkü semptomlar gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor. Ne gibi semptomlar? Ağız içinde geçmeyen yaralar, boyunda giderek büyüyen şişlikler, yeme yutma güçlükleri, ses kısıklıkları. Bunun dışında burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklıkları veya kulakta nedeni bilinmeyen ağrılar, bunlar genelde baş boyun kanserlerinin habercisi olarak karşımıza çıkıyor" diye belirtti. "Hedef sadece tümörü yok etmek değil, fonksiyonları korumak" Hastanın detaylı kulak, burun ve boğaz muayenesiyle birlikte çeşitli tanı yöntemlerine de başvurduklarını söyleyen Baklacı, "Öncelikle hasta bize başvurduğunda genel bir detaylı kulak burun boğaz muayenesi yapılıyor hastaya. Onun dışında göremediğimiz belli alanlar var; burun, geniz, yutak, gırtlak gibi alanları. Bunları daha çok endoskopik görüntüleme yöntemleriyle görmeye çalışıyoruz. Tanı şüpheli lezyondan biyopsi ile konuluyor. Biyopsi olmazsa olmazımız. Bunlar genelde lokal anestezi altında hastayı genelde uyutmaya gerek kalmadan aldığımız biyopsiler. Ancak derin alanlardaki biyopsilerde mutlaka hastaları uyutuyoruz ve derin bir muayene yapıyoruz. Onun dışında görüntülemeden faydalanıyoruz; ultrason, tomografi, MR, PET BT gibi görüntüleme tetkiklerinden de hastalığın evresini veya yaygınlığını tespit edebiliyoruz. Baş boyun kanserlerinde temel hedef aslında tamamen hastalığın yok edilmesi değil. Hastalığın tedavisinin yanı sıra fonksiyonların korunması da önemli. Ne gibi fonksiyonlar? Yeme yutma, solunum, konuşma gibi veya hastanın sosyal çevresiyle ilişkisini sağlayabileceği fonksiyonların korunması esas" şeklinde konuştu. "Merkezimiz, baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden birisi" Baş ve boyun kanserlerinde şikayetlerin "nasılsa geçer" diye geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Baklacı, şöyle devam etti: "Şimdi baş boyun kanseriyle gelen bir hastada öncelikle dediğim gibi temel muayeneler, endoskopik görüntülemeler ve diğer görüntüleme tetkikleri altında hastalığın yaygınlığı, evresi belirleniyor. Bu aşamadan sonra aslında kişiye özel tedavi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel durumuna göre tedavi modalitelerinden biri veya birkaçı seçiliyor. Bunlar arasında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, bazı immünmodülatör ajanlar veya immünoterapi ajanları, hedefe yönelik tedaviler tedavi seçenekleri arasında. Bunu hastalığın evresi ve dediğim gibi hastanın genel durumu belirliyor. Merkezimizde bu açıdan bütün teknolojik altyapı veya diğer modaliteler açısından uzman ekip bulunmakta. Merkezimiz bu bölgedeki baş boyun kanseri hastalarının en yoğun tedavi edildiği merkezlerden bir tanesi. En büyük farkımız ise ’Tümör Konseyi’ uygulamamızdır." "Şikayetleriniz 3 haftayı aşıyorsa vakit kaybetmeyin" Bartın, Karabük, Bolu, Düzce gibi çevre illerdeki meslektaşlarla da iletişim halinde olmayı istediklerini ve hedeflediklerini belirten Deniz Baklacı, "Bu açıdan sadece kendi hastalarımız değil, bölgedeki meslektaşlarımızla da iletişim içinde olmayı istiyoruz ve bunu hedefliyoruz. Baş boyun kanserli hastaların yönetilmesi, yönlendirilmesi veya tedavinin meslektaşlarımıza bilgilendirilmesi anlamında çaba sarf ediyoruz. Baş boyun kanserli hastalarımızda aslında en önemli üzerinde durmamız gereken konu mevcut şikayetlerin ’nasılsa geçer’ tarzında geçiştirilmemesi. Eğer üç haftayı geçen bir ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yara, yutma güçlüğü gibi şikayetler varsa bir uzmanın değerlendirilmesi oldukça önemli. Diğer açıdan baş boyun kanserleri önlenebilir kanserler. Sigara, tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin azaltılması oldukça önemli. Ağız içi hijyenine dikkat edilmesi ve güneş ışınlarından korunması yine baş boyun kanserlerini önleyici faktörler olarak söyleyebiliriz." Baklacı, her Çarşamba günü ücretsiz olarak Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti verdiklerine dikkat çekti. Baklacı, hastaların randevu alarak gelebileceğini randevu alamayanların ise doğrudan polikliniğe başvurabileceğini sözlerine ekledi.
Zonguldak’ta uyuşturucu operasyonunda 2 tutuklama
05 Temmuz 2024 Cuma - 19:59 Zonguldak’ta uyuşturucu operasyonunda 2 tutuklama Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde polis ekiplerince düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 3 şüpheliden 2’si tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çaycuma İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı çalışmalar sonucu takibe alınan aracın sahibi C.İ.’nin üst aramasında poşete sarılı halde tütüne sarılı halde uyuşturucu madde ele geçirildi. C.İ.’nin uyuşturucu maddeyi U.D.’den aldığının tespit edilmesi üzerine U.D.’nin evinde arama gerçekleştirildi. Bu sırada evde bulunan N.B.’nin de uyuşturucu madde kullandığı tespit edildi. Evde yapılan aramada bir adet payp aparat, 3 adet uyuşturucu madde kullanımı için yapılmış pet şişe düzeneği, metal sigara kutusu içerisinde yaklaşık 250 gram ağırlığında olduğu tahmin edilen tütünle karışık uyuşturucu madde, 3 adet satışa hazır şeffaf poşete sarılı tahmini ağırlığı 5 er gr olan kubar esrar maddesi, bir adet siyah poşete sarılı yaklaşık 2 gram metamfetamin, bir adet beyaz peçeteye sarılı tahmini 2 gram esrar maddesi, sigara jelatinine sarılı tahmini ağırlığı 2 gram tütünle karışık uyuşturucu madde, bir adet sigara makaronuna sarılı tütününle karışık esrar maddesi, 5 adet farklı bankalara ait banka kartı ve 890 TL kağıt banknot ele geçirildi. Şüpheliler C.İ., U.D. ve N.B., Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti suçlamalarıyla Çaycuma Adliyesi’ne sevk edildi. Mahkemeye sevk edilen şüphelilerden N.B., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. U.D. ile C.İ. ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Zonguldak’ta ormanlara girişler yasaklandı
05 Temmuz 2024 Cuma - 19:54 Zonguldak’ta ormanlara girişler yasaklandı Zonguldak’ta 15 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında il genelinde ormanlara girişler yasaklandı. Zonguldak Valiliği, orman yangınlarını önlemek amacıyla yeni tedbirler ve yasaklar içeren bir karar aldı. Bu kapsamda, 15 Temmuz 2024 ile 30 Eylül 2024 tarihleri arasında il genelinde ormanlara girişler yasaklandı. Karar, 6831 Sayılı Orman Kanunu, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu, Zonguldak İl Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonunun 29 Mayıs 2024 tarih ve 1 sayılı kararı çerçevesinde alındı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, 15 Temmuz-30 Eylül tarihleri arasında ormanlara girişler yasaklandı. Ancak, görevli personel ve izinli arıcılar ile çobanlar bu yasaktan muaf tutulacak. Ormanlık alanlarda ve ormanlara yakın bölgelerde mangal, semaver, ve benzeri ateş yakmak yasaklandı. Ayrıca, anız yakmak ve benzeri faaliyetler de bu dönemde yasaklanacak. Ormanlık alanlara yakın yerlerde yapılan düğün ve benzeri organizasyonlarda havai fişek, dilek balonu gibi yanıcı maddelerin kullanımı yasaklandı. Orman içi yollarda ATV, UTV, motosiklet gibi vasıtalarla sportif faaliyetler ve çadırlı kamp yapmak yasaklandı. Trekking gibi faaliyetler ise tescilli alanlarda ilgili Orman İşletme Müdürlüğü’ne bildirilmek şartıyla yapılabilecek. Jandarma ve Orman Muhafaza memurlarından oluşturulan ekipler, alınan kararların uygulanmasını titizlikle takip edecekler. Muhtarlar, ormana giriş ve çıkışları takip ederek şüpheli şahısları ilgili birimlere bildirecek. Enerji nakil hatlarının yapım ve bakımı ile ilgili kuruluşlar, hatların ormanlık alanlardan geçen bölümlerinde gerekli bakımları gerçekleştirecek. Bu tedbir ve yasaklara uymayanlar hakkında 6831 Sayılı Orman Kanunu, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu, 2872 Sayılı Çevre Kanunu ve 5326 Sayılı Kabahatler Kanununa göre yasal işlem yapılacak. Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun imzasıyla yürürlüğe giren karar, orman yangınlarının önlenmesi için Zonguldak il sınırları içinde uygulanacak. Tüm önlemlere rağmen yangın ihbarı olması durumunda ilgili tüm kurumlar derhal harekete geçerek yangına müdahale edecek.
Liseli Büşra’nın öldüğü servis faciasında 3 sanığın yargılanmasına devam edildi
05 Temmuz 2024 Cuma - 19:48 Liseli Büşra’nın öldüğü servis faciasında 3 sanığın yargılanmasına devam edildi Zonguldak’ta 2022 yılında öğrenci servisinin uçuruma yuvarlanması sonucu lise öğrencisi Büşra Akın’ın hayatını kaybettiği 18 öğrencinin de yaralandığı kazayla ilgili 3 tutuksuz sanığın yargılanmasına devam edildi. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklardan şoför Fikret B. (67), araç sahibi Ramazan A. (33) ve babası Müslüm A. (68) hazır bulundu. Duruşmada kazada yaralanan öğrenciler Senanur O. ile Kumsal O. ile taraf avukatları da yer aldı. Kaza sonrası tedavisi nedeniyle İstanbul’a taşınmak zorunda kaldığını anlatan mağdur öğrenci Senanur O., sanıklardan şikayetçi oldu. Davaya katılmak istediğini ifade eden Senanur O., "Kaza anına ilişkin çok bir şey hatırlamıyorum. Kazadan sonra tedavilerim bitmedi, hala devam ediyor. Ayrıca tedavime burada devam edemediğim için İstanbul’a taşınmak zorundayım. Kazadan dolayı ağrılarım ve acılarım devam ediyor. Biz zaten 1-2 yıldır sürekli servisi değiştirmeye çalışıyorduk. Bir kere değil, birkaç defa servis aracının değişmesi hususunda Milli Eğitim Müdürlüğüne dilekçe yazmıştık. Bize hiçbir şekilde geri dönüş yapılmadı. Servis gitmemesi gereken ve trafiğe kapalı olan yollarda gidip geliyordu. Ayrıca hiçbir güvenliğimiz yoktu. Emniyet kemeri bozuk olduğu için takamıyorduk. Ayrıca çoğu koltuk da kırıktı" dedi. Mağdur öğrenci Kumsal O. da kazadan sonra çarpmaya bağlı olarak ayağında yırtık ve kitleler oluştuğunu ifade ederek, "Yakında tekrar kontrolüm var. Ameliyat olma durumum var" dedi. Katılanların avukatı Osman Yayla, tutuksuz sanık olan şoför Fikret B.’nin kaza sırasında hastalığının olmadığına inandıklarını ifade ederek, "Biz bu hususta raporun aldırılmasının gerekmediğine, o an için bir rahatsızlığının olmadığına inanıyoruz. Zira olay oluş ve öğrencilerin beyanları bu yöndedir. Ayrıca önceki beyanlarımızda da belirttiğimiz üzere sanıkların tutuklanmasını talep ederiz" ifadelerine yer verdi. Yayla ve diğer müştekilerin avukatları da sanıkların tutuklu yargılanmasını istedi. Sanığın avukatı hurda aracı istedi Sanık R.A.’nın avukatı, kazadan sonra araca tedbir konulduğunu ve araç üzerindeki incelenecek başka bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek sanığa teslim edilmesini istedi. Sanık avukatı, "Müvekkilin zararları nasıl giderilecek? Hem içeride hem dışarıda saldırıya uğruyor. Aracın iadesi talep edilmiş, araç verilmesin diye dilekçe veriyorlar. Sürekli vergi geliyor" dedi. Mahkeme, sanıkların tutuklanmalarına yönelik taleplerin önceki duruşmalarda belirtilen gerekçeler nedeniyle reddedilmesine karar verdi. Araç üzerinde yeniden inceleme yapılmasını gerektirecek durumun bulunmadığı nedeniyle sahibi R.A.’ya iade edilmesine karar verdi. Sürücü F.B.’nin Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek olan rapor sonucunun beklenmesi için duruşma ileri tarihe ertelendi.
Gelinlik deneyen ücretini ödeyecek
05 Temmuz 2024 Cuma - 10:37 Gelinlik deneyen ücretini ödeyecek Ankara’da gelinlik deneyip satın almayanlardan ücret alınacağının duyurulması üzerine Zonguldak’taki esnaf Şule Darakcı, uygulamanın doğru olsa bile müşteri kaybına neden olacağı endişesini taşıdığını ifade etti. Alınacak ücret henüz tarifeyle belirlenmezken Darakcı, böyle bir uygulamayı hayata geçirmeyeceklerini ifade edip "Hepsi çok narin kumaş, taş ve dantellerden yapıldığı için denerken deforme oluyor. Uygulama doğru olsa da hayata geçirmenin müşteri kaybına neden olacağını düşünüyoruz" dedi. Haziran ayıyla birlikte düğün ve nikah sezonu da açıldı. Bu sezonla birlikte gelinlik provası yapanların sayısı da artmaya başladı. Ancak gelinlik denemeleri yapmak isteyenlerin sayısı artınca Ankara Terziler ve Konfeksiyoncular Esnaf ve Sanatkarlar Odası gelinlik denemelerinden ücret alınacağı duyuruldu. Ancak ücret tarifesi henüz belirlenmedi. Uygulamaya göre deneme ücreti alınan gelinliğin satın alınması halinde söz konusu ücret gelinliğin fiyatından düşülecek. Uygulama bazı esnaflar tarafından doğru bulunurken, bazıları ise müşteri kaybına neden olacağı endişesine yaşıyor. Ancak, Zonguldak’ta gelinlik satan esnaf Şule Darakcı, gelinlik provalarından ücret almayacaklarını açıkladı. Darakçc, "Gelinlik başına ücret uygulaması büyükşehirlerde başladı. Ama biz Zonguldak’ta böyle bir uygulamaya geçmeyi düşünmüyoruz. Çok mantıklı bir uygulama aslında. Çünkü gelinlik maliyetleri çok yüksek. Hepsi çok narin kumaş, taş ve dantellerden yapıldığı için deforme oluyor. Gerçekten uygulama doğru ama biz hayata geçirmiyoruz. Çünkü müşteri kaybına neden olacağını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Etkinliklerde görev alan personele teşekkür belgesi
04 Temmuz 2024 Perşembe - 17:17 Etkinliklerde görev alan personele teşekkür belgesi BEUN’da 2022-2024 arasında gerçekleştirilen etkinliklerde görev alan teknik ve idari personele, göstermiş oldukları gayret nedeniyle teşekkür belgesi takdim edildi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde 2022-2024 dönemleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerde görev alan tüm teknik ve idari personel için “Birlikte Başarıyoruz” temalı belge taktim töreni düzenlendi. Sezai Karakoç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen törene BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkal ve Prof. Dr. Servet Karasu, Genel Sekreter Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri, idari birim yöneticileri, tüm teknik ve idari personel katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştirmek üzere kürsüye gelen BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, göreve geldiği 8 Nisan 2022’den bu yana, bir asırlık tarihi ve her alanda gerçekleştirdiği nitelikli çalışmalarıyla adından söz ettiren Üniversitenin, çok daha hızlı ve büyük bir ilerleme sağlaması adına yoğun bir tempoyla çalıştıklarını dikkat çekerek, akademik, kültürel, sanatsal ve sportif olmak üzere her branşta gerek ülke çapında gerek uluslararası düzeyde etkileyici başarılar sergilediklerinin altını çizdi. Üniversitenin gelişimi ve çok daha iyi yerlere gelebilmesi adına çok mühim ikili anlaşma ve protokollere imza attıklarını; önümüzdeki dönemde de çok daha büyük başarılar ve gelişim çizgisi sürdürebilmek için şimdiden planlama ve programlara giriştiklerini ifade etti. Bütün bu süreçte gerçekleştirilen her türlü etkinlik, program ve çalışmaya katılan, özverili ve üstün gayretleriyle bütün bu sistemi işler kılan teknik ve idari personele teşekkürlerini sunan Rektör Özölçer, üniversite yönetiminin her bir personelin gayret ve özverisiyle başarı yakalayabileceğini, son iki yılda gerçekleştirilen çalışma ve başarıların da teknik ve idari personelin üstün gayretleri sayesinde gerçekleşebildiğini ifade ederek tüm üniversite ve idari birim yöneticilerine, teknik ve idari bütün personele teşekkürlerini sundu. Açılış konuşmasının ardından tören, idari birim yöneticilerine ve tüm personele teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.
Ayşe Özgecan Usta’nın ölümüyle ilgili davada aile, bilirkişi raporuna itiraz etti
04 Temmuz 2024 Perşembe - 16:56 Ayşe Özgecan Usta’nın ölümüyle ilgili davada aile, bilirkişi raporuna itiraz etti Zonguldak’ta 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta’nın 3 yıl önce 8. kattaki dairenin terasından düşerek hayatını kaybettiği olayda aile, bilirkişi raporuna itiraz etti. Mahkeme ise yeni bilirkişi raporu alınmasını reddederken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaa hazırlaması için duruşmayı ileri tarihe erteledi. Zonguldak’ta 3 yıl önce İncivez Mahallesi’nde Ayşe Özgecan Usta (28) 8. kattaki binanın teras katından düşerek hayatını kaybetti. Olayın ardından erkek arkadaşı Bartu C.A. ‘taksirle ölüme neden olma ve kişiyi hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından yargılanmaya başladı. Tutuksuz yargılanan Bartu C.A., 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya katılmadı. Özgecan Usta’nın babası Kenan Usta ile taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, Usta ailesi bilirkişi raporuna itiraz etti. Duruşmada, tutuksuz yargılanan Bartu C.A.’nın haftada bir imza şeklindeki adli kontrol tedbirinin celse arasında kaldırıldığı görüldü. Bilirkişi raporuna itiraz: "İntihar edecek kişi yüzünü balkona değil, boşluğa bakardı" Baba Kenan Usta’nın avukatı, bilirkişi raporunda yapılan tespiti kabul etmediklerini belirterek, “Yaptığımız keşifte de görüldüğü üzere, Özgecan’ın korkuluktan 5 santimetre aşağıdaki mermer dışında tutunacak bir yer yok. Salonda kavga edip balkona çıkıyorlar. Ağlama seslerini komşular uzunca süre duyduğunu söylüyor. Özgecan’ın başka bir arbedeye maruz kaldığı tırnak içindeki deri örneklerinden de anlaşılıyor. Sanığın da vücudunda tırnak izleri var. Görgü tanıkları da Özgecan’ın yüzünün balkona baktığını söylüyor. İntihar edecek kişi yüzünü balkona değil, boşluğa bakardı. Önemli olan tutup tutamayacağı değil, o noktaya nasıl geldiğidir” dedi. "Kaç bayram ben kızımın yanına gidiyorum" Kızının her bayram elini öpmeye gittiğini ancak hayatını kaybetmesinden sonra kendisinin kızının mezarına gittiğini anlatan baba Kenan Usta, "Bu bayram değil kaç bayram ben kızımın elini öpmeye gidiyorum. Kızım telefonunu kırmaz. Telefonunu kırıp poşetin içine koyup yatağın içine sıkıştırmaz. Kızımın telefonunu kırdığına kimse inandıramaz bana, çünkü bu tür şeylere çok önem verirdi. İlk gün bulunamadı, ikinci gün niye bulundu? Bu işler olaya vakıf kişiler tarafından yapılmamıştır. (Sanık) Kızımı neden eve kilitledi? Amacı neydi? Bir arbede kavga var. Bilirkişi raporuna da itirazım var. Fizik profesörü, korkuluk borusunun kalınlığını, tutup tutamayacağını hesaplamamış. Ben de olay yerinde boruyu tuttum ama kavrayamadım. Hiç kimse kendini atmak için borulardan tutup atmıyor" şeklinde konuştu. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Avukatı: "Bilirkişi raporunu kabul etmiyoruz" Duruşmada hazır bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatı ise söz konusu bilirkişi raporunun fiziksel değerlendirmeden ibaret olduğunu; olay anı ve psikolojisine yer verilmediğini belirterek şu ifadelere yer verdi: "Bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz. Söz konusu bilirkişi raporu fiziksel değerlendirmeden ibaret olup, olay anı ve psikolojisine yer vermemiştir. Sanığın bir süre sonra çıkıp da sarkan birini kurtarma çabasına girdiğine inanmıyoruz. Şikayetçiyiz, cezalandırılmasını talep ediyoruz. Uzun süre ilaç kullanan ve olay anında alkollü birinin sözlerine itibar etmeyerek, daha sonra kurtarma çabasına girmesini kabul etmiyoruz." Sanık avukatları: "Müvekkilimizin beraatini talep ederiz" Sanık avukatları ise bilirkişi raporunda Bartu C.A.’nın olayla ilgili sorumluluğunun olmadığına yönelik duruma dikkat çekerek, "Müvekkilimizin olayla ilgili sorumluluğu olmadığı raporda yer alıyor. Katılan taraf her ne kadar evin kapısının kilitlendiğini, evden çıkmasına izin verilmediğini iddia etse de dosya içerisinde böyle bir beyan yok. Müvekkilin üstüne atılı her iki suç yönünden suç vasıfları oluşmamıştır, beraatini talep ederiz” şeklinde konuştular. Duruşma 5 Eylül’e ertelendi Mahkeme, bilirkişi raporunun içeriği ve önceki raporları bir arada değerlendirerek, yan delillerle desteklenmesi gereken adli tahkikata dayalı hususlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti ve yeniden rapor alınması talebini reddetti. İddia makamına mütalaa için süre verilmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 5 Eylül saat 10.00’a erteledi.