Yerel Haberler
Zonguldak
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:55 Bayram beslemesinde gözden kaçan tehlikeyi uzmanı anlattı Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda porsiyon kontrolünün ötesine geçerek etin pişirilme yöntemlerindeki gizli tehlikelere dikkat çekti ve yanlış pişirme tekniklerinin sindirim sisteminde oluşturabileceği tahribata karşı vatandaşları uyardı. Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme alışkanlıkları büyük önem taşırken, uzmanlar sıklıkla göz ardı edilen kritik noktalara karşı vatandaşları uyarmaya devam ediyor. Toplumda tatlı ve et tüketimi konusunda genel bir bilinç oluştuğunu ancak bazı temel kuralların ihmal edildiğini belirten Diyetisyen Gizem Güneş, bayram döneminde sindirim sistemini korumanın yollarını anlattı. Porsiyon kontrolü ve denge kurma konularında toplumun belirli bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güneş, "Artık çoğu kişi eti nasıl yemesi gerektiğini, tatlıyı nasıl tüketmesi gerektiğini ve bayramda nasıl denge kuracağını biliyor. Ancak genel olarak değinmediğimiz bir nokta var. Bu da etin nasıl pişirildiği ve ne kadar dinlendirilmesi gerektiği" dedi. Sindirim sistemini yoran yüksek ateş tehlikesi Özellikle yüksek ateşte işlem gören etlerin mide ve bağırsak fonksiyonlarını olumsuz etkileyerek rahatsızlıklara yol açtığına değinen Güneş, hazırlık aşamasındaki yöntemlerin önemini vurguladı. Güneş, "Yüksek ateşle pişmiş etlerin sindirim sistemini çok fazla yorduğu, sindirim sistemini bozarak şişkinliğe neden olduğu gözlemlenmiş. Dolayısıyla yalnızca porsiyon kontrolü değil, etin nasıl pişirildiği de oldukça önemli" şeklinde konuştu. Etin yanında mutlaka sebze ağırlıklı menülerin bulundurulması ve yemek sonrasında hareketsiz kalınmaması gerektiğini hatırlatan Güneş şöyle devam etti: "Mutlaka lifli gıdalarla eti tüketmeliyiz. Sindirimimizi kolaylaştırmak için yoğun bir öğünden sonra yapacağımız 10-15 dakikalık hafif fiziksel aktiviteler faydalı olacaktır." Tatlı tercihlerine ve akşam öğünlerine dikkat Ağır şerbetli tatlıların gün içindeki kalori dengesini bozabileceğine işaret eden Diyetisyen Güneş, kapanış öğünlerinin de hafif tutulması yönünde uyarılarda bulundu. Güneş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Gün içerisindeki kalori kısıtlamasını akşam saatlerine bırakmadan, akşam öğünlerini daha hafif geçirmek daha sağlıklı olacaktır" dedi.
24 Mayıs 2026 Pazar - 13:44 BEUN FEST 26’da müzik, gençlik ve coşku aynı sahnede buluştu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde (BEUN) bu yıl 29’uncusu gerçekleştirilen Uluslararası Bilim ve Gençlik Haftası, müzik dolu unutulmaz bir geceyle final yaptı. Festivalin son gününde sahne alan Rock Jazz Steelist grubu, enerjik performansı ve Türk rock müziğinin sevilen eserleriyle öğrencilere bir müzik festivali yaşattı. BEUN ailesinin yoğun ilgi gösterdiği konser programı, kampüste coşku ve sanatın buluştuğu eşsiz anlara sahne oldu. Farabi Kampüsü Açık Spor Alanı Sahnesi’nde gerçekleştirilen konser programına; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Festival alanında oluşan renkli atmosfer, gençlerin enerjisiyle birleşirken konser boyunca şarkılar hep bir ağızdan seslendirildi. 29. Uluslararası Bilim ve Gençlik Haftası’nın son gününde öğrencilerle buluşan Rock Jazz Steelist grubu, Türk rock müziğinin sevilen eserlerini kendine özgü yorumlarıyla sahneye taşıdı. Sahne performansı ve gençlerin coşkulu katılımıyla konser alanı adeta dev bir festival atmosferine dönüştü. Öğrenciler konser boyunca hem eğlendi hem de festivalin final gecesinde unutulmaz anılar biriktirdi. Program sonunda sahne alan sanatçılara çiçek takdim eden Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, konserin hazırlanmasında emeği geçen tüm sanatçılara teşekkür ederek başarı dileklerini iletti. Üç gün boyunca devam eden festival kapsamında üniversite öğrencilerinden oluşan "Voltaj", "Omega 5", "Sisli Sahil", "Concerta", "Körkütük", "Kaspaz", "Şantiye" ve "Siren" adlı müzik grupları ile "Ceyda Dökel" de sahne aldı. Farklı müzik türlerinde gerçekleştirdikleri performanslarla öğrencilerden büyük beğeni toplayan gruplar, festival alanında gençlik coşkusunu zirveye taşıdı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konserlerde kampüs; müziğin ritmi, gençliğin enerjisi ve sanatın birleştirici gücüyle adeta açık hava şölenine dönüştü. Spor, Sanat ve Bilimle Dolu Festival Haftası Büyük İlgi Gördü Uluslararası Bilim ve Gençlik Haftası kapsamında konserlerin yanı sıra futbol, voleybol ve basketbol müsabakaları da öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Festival boyunca düzenlenen sportif karşılaşmalar, kampüste rekabetin yanı sıra dostluk ve takım ruhunu da güçlendirdi. Öte yandan MEDEM tarafından hazırlanan sergi ziyaretçilerden büyük ilgi görürken, üç gün boyunca gerçekleştirilen sinema gösterimleri öğrencilere keyifli anlar yaşattı. Halk oyunları gösterileri kültürel zenginliği kampüse taşırken, BAKKA Siber Yetkinlik Merkezi tarafından düzenlenen yarışmalar ise gençlerin teknoloji ve dijital yetkinlik alanındaki becerilerini ortaya koymasına imkân sundu. Bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklerin aynı çatı altında buluştuğu festival, öğrencilerin sosyal ve akademik gelişimine katkı sunan çok yönlü bir organizasyon olarak dikkat çekti. Rektör Özölçer: "Öğrencilerimizin Enerjisi ile Sanatın, Bilimin ve Sporun Gücü Kampüsümüzde Buluştu" 29. Uluslararası Bilim ve Gençlik Haftası kapsamında gerçekleştirilen konser programlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, öğrencilerin bilimsel faaliyetlerin yanı sıra kültürel ve sanatsal etkinliklerle de buluşmasının son derece kıymetli olduğunu belirterek şu ifadeleri dile getirdi: "29. Uluslararası Bilim ve Gençlik Haftamız boyunca üniversitemizde bilimin heyecanı, öğrencilerimizin neşesi, mutluluğu ve sanatın estetik gücü bir arada yaşandı. Gerçekleştirilen konser programları sayesinde öğrencilerimiz yalnızca eğlenme fırsatı bulmadı; aynı zamanda birlikte üretmenin, paylaşmanın ve aynı duyguda buluşmanın güzelliğini de yaşadı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak kıymetli öğrencilerimizin kültürü, sanatı ve sporu yaşamının bir parçası olarak görmelerini çok değerli buluyoruz. Bu sebeple öğrencilerimizin sanatsal faaliyetlerde yer almalarını, müzikle, kültürle ve sosyal etkinliklerle iç içe olmalarını son derece kıymetli görüyoruz. Festival boyunca sahne alan öğrenci müzik gruplarımızın ortaya koyduğu performanslar bizlere gençlerimizin sanata olan ilgisini, yeteneğini ve üretkenliğini bir kez daha göstermiştir. Aynı şekilde Rock Jazz Steelist grubunun gerçekleştirdiği konser de festivalimize büyük bir coşku ve renk katmıştır. Bu festivalde bizleri kırmayarak yanımızda olan değerli ERDEMİ R ailesine canıgönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Üç gün boyunca spor müsabakalarından kültürel etkinliklere, sergilerden sinema gösterimlerine kadar çok sayıda organizasyonla öğrencilerimizin sosyal hayatına katkı sunmaya gayret ettik. Gençlerimizin festival boyunca neşle içinde olması, final sınavlarından önce moral depolamaları bizler için çok değerlidir. Bu güzel organizasyonlarda emeği bulunan kıymetli akademisyenlerimize, sahne alan sanatçılarımıza, öğrenci topluluklarımıza, teknik ekibimize ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Gençlerimizin coşkusu ve sanatın birleştirici ruhuyla şenlenen bu güzel atmosferin, üniversitemizin kültürel hayatına değer katmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Temennim odur ki önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğimiz Bilim ve Gençlik Haftaları, çok daha güçlü katılımla, daha zengin etkinliklerle ve daha büyük bir coşkuyla öğrencilerimizle buluşmaya devam edecek. Üniversitemizin gençliğiyle büyüyen bu güzel festival geleneğinin uzun yıllar boyunca aynı heyecanla sürmesini diliyorum." BEUN FEST 26, Bilimden Sanata Uzanan Unutulmaz Bir Şölene Dönüştü Bilimden sanata, spordan kültürel etkinliklere kadar pek çok organizasyona ev sahipliği yapan 29. Uluslararası Bilim ve Gençlik Haftası, üç gün boyunca Farabi Kampüsünde büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleştirildi. Konserler, sergiler, sportif müsabakalar, atölyeler, halk oyunları gösterileri, sinema etkinlikleri ve öğrenci faaliyetleriyle kampüs; gençliğin enerjisi, bilimin üretkenliği, sanatın ve sporun birleştirici gücüyle şenlendi.
Doğa yürüyüşünde bulduğu salep orkidesi hayatını değiştirdi: 60 bin fideyle salep üreticisi oldu
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:06 Doğa yürüyüşünde bulduğu salep orkidesi hayatını değiştirdi: 60 bin fideyle salep üreticisi oldu Zonguldak’ın Devrek ilçesinde doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken salep orkidesini araştırmaya başlayan 3 çocuk annesi Gülsüm Köseoğlu, 3 dönümlük arazide 60 bin fideyi toprakla buluşturarak kendi işini kurdu. Başarılı girişimci kadın, elde ettiği 600 kiloluk ilk hasadını köyünde bir ilke imza atarak şenlik havasında kutladı. Devrek ilçesine bağlı Kabaca köyü Dereköy mahallesinde yaşayan 39 yaşındaki Gülsüm Köseoğlu’nun girişimcilik serüveni, geçen yıl ailesiyle çıktığı doğa yürüyüşüyle başladı. Yürüyüş esnasında gördüğü bir bitkiyi merak ederek internette araştıran Köseoğlu, bunun doğadan toplanması yasak olan endemik ’salep orkidesi’ olduğunu öğrendi. Bitkinin yumrularının toz haline getirilerek içecek, dondurma, pastacılık ve kimya sektörlerinde yoğun talep gördüğünü ve yüksek ekonomik değere sahip olduğunu fark eden Köseoğlu, salep yetiştirmeye karar verdi. Uzun süren araştırmalarının ardından ilgili kurumlardan resmi izinlerini alan Köseoğlu, hazırladığı üç dönümlük araziye 60 bin salep fidesi dikti. "Doğada gördüm, araştırdım ve üretime başladım" Büyük bir emekle girdiği bu yolda 600 kilogram ürün elde etmeyi başaran Köseoğlu, girişimcilik hikayesini şu sözlerle anlattı: "Ailemle memleketimizde çıktığımız doğa yürüyüşünde yetişen çiçekler dikkatimi çekti. İnternetten araştırıp gerekli bilgileri edindikten sonra dikimini gerçekleştirdik. Ailemin de desteğiyle girdiğimiz salep yetiştiriciliğinde ilk mahsulümüzün hasadını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere destek veren kurumlara teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın bu bitkiyi yetiştirerek hem kendi bütçelerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamalarını tavsiye ederim." Eşinin girişimcilik ruhunu ilk günden beri desteklediğini belirten Umut Köseoğlu ise, "Eşim salep yetiştiriciliğine merak saldı, ben de kendisine her konuda destek verdim. Ekonomik anlamda güzel getirisi olan bir ürün, yöre insanımıza da bu alana el atmalarını tavsiye ediyorum" dedi. Hasat heyecanına protokol de ortak oldu Gülsüm Köseoğlu’nun elde ettiği başarılı ilk hasat, köyde düzenlenen bir etkinlikle taçlandırıldı. Bölgede salep üretimini teşvik etmek amacıyla Gökçebey Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından eğitim alan 100 kursiyer de Köseoğlu’nun bahçesinde uygulamalı ders yaparak hasada katıldı. Gökçebey Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Satılmış Erenoğlu, "Şu ana kadar kurumumuzda yüze yakın kişiye sertifika verdik. Üretimi çok zor olmayan bir bitki, her vatandaşımız rahatlıkla yetiştirebilir" ifadelerini kullandı. Kadın girişimcinin başarısını kutlamak için köye akın eden davetliler ve ilçe protokolü, hasat şenliğinde bir araya geldi. Programa; Devrek Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Özmekik, Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erol Ziyadoğlu, İl Tarımsal Şube Müdürü Osman Karaköse, Devrek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Volkan Hızarcı, Gökçebey Halk Eğitim Müdürü Satılmış Erenoğlu ve çok sayıda davetli katılarak Köseoğlu’nu yalnız bırakmadı.
Karadon’da facianın 16. yıldönümünde, 30 maden şehidi törenle anıldı
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:02 Karadon’da facianın 16. yıldönümünde, 30 maden şehidi törenle anıldı Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessesesi’nde 17 Mayıs 2010’da hayatını kaybeden 30 maden işçisi, facianın 16’ncı yıldönümünde düzenlenen bir programla anıldı. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessesesi’ne bağlı Kilimli İşletmesi’nde, 16 yıl önce bir taşeron firmanın faaliyet yürüttüğü alanda meydana gelen grizu patlamasında yaşamını yitiren 30 madenci için anma töreni gerçekleştirildi. Tören, facianın yaşandığı Karadon Yenikuyu maden ocağı önünde, 18 Mayıs Pazartesi günü gündüz vardiyası başlamadan önce yapıldı. Anma programında, hayatını kaybeden madenciler ve tüm maden şehitleri için Kur’an-ı Kerim okunarak dua edildi. Törene TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz ve GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil’in yanı sıra kurum ve sendikanın yöneticileri ile maden işçileri katıldı. Katılımcılar arasında sendika Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa, Genel Mali Sekreter Yalçın Yiğit, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir ile TTK Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu da yer aldı. Yeşil,16 yıl önce Karadon’da eksi 540 kodunda 30 madencinin hayatını kaybettiği faciayı hatırlattı. Yeşil, bu olayın taşeronlaşma ve özelleştirme girişimlerinin bir sonucu olduğunu belirterek, sendika olarak bu tür uygulamalara karşı mücadelelerinin sürdüğünü ifade etti.
Sinsi ilerleyen hastalığa ’Sessiz Katil’ uyarısı
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:59 Sinsi ilerleyen hastalığa ’Sessiz Katil’ uyarısı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü’nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde çok sık görülen ancak bir o kadar da sık atlanan bu önemli hastalık hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hipertansiyonun toplumda yaygınlığına dikkat çeken Aladağ, günümüzde her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirtti. Aladağ, hastalığın semptom vermeden ilerleyebildiğini söyleyerek "Günümüzde çok sık görülmekte. Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası ve bunların yarısı da tansiyon hastalığının farkında değil ne yazık ki. Çünkü hipertansiyon hastalığının en önemli özelliği hastalığın sinsi, gizli olması ve hiçbir semptom vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastaların çoğu ‘Ben kendimi iyi hissediyorum ama herhangi bir sıkıntım yok’ derken aslında tansiyon hastası olarak dolaşmaktadırlar. Ya verilen tedavileri tam uygulamamakta ya da önerilen yaşam tarzı değişikliklerini uygulamamaktadırlar" dedi. "Telafisi zor durumlara sebep olabiliyor" Göz ardı edilen tedavilerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin gelecekte ağır bedeller ödeteceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Aladağ, bu durumun ilerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabildiğini kaydetti. Hipertansiyonun kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin ve böbrek gibi çok önemli organları doğrudan etkilediğini hatırlatan Aladağ sözlerini şöyle sürdürdü: "İlerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabilmekte. Çünkü biliyoruz ki hipertansiyon kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin, böbrek gibi çok önemli organları etkilemekte. Kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler, felç, inme, beyin kanaması, böbrek yetersizliği gibi telafisi çok zor durumlara sebep olmakta. Bu nedenle de dünyada sessiz katil olarak tanımlanmaktadır." Basit yaşam tarzı değişiklikleri ile korunmak mümkün Erken tanı ve tedavi ile hastalığın kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirten Aladağ, mevcut hastaların tansiyonunu kontrol altında tutmasının, hasta olmayanların ise hastalıktan kaçınmasının basit yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanabileceğini ifade etti. Bu önlemlerden kısaca bahseden Aladağ, öncelikle toplum olarak aşırı tuz tüketildiğine vurgu yaparak, aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi. Aladağ sözlerini şöyle tamamladı: "Erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınması mümkündür. Hipertansiyon hastasıysanız hipertansiyonu kontrol altına almak veya hipertansiyon hastası değilseniz de bunlardan kaçınmak mümkün basit yaşam tarzı değişiklikleriyle. Bunlardan kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere toplum olarak aşırı tuz tüketiyoruz. Aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesi çok önemli. Bununla birlikte düzenli egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak, obeziteden kaçınmak, özellikle en azından mevcut kilomuzu korumak veya kilo almamaya özen göstermek çok önemli. Yine stresten kaçınmak, düzenli uyumak, düzenli bir şekilde uyumak veya uyku hijyenine dikkat etmek de çok kritik tansiyonu kontrol altına almak için. Bugün 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Farkındalık Günü vesilesiyle herkes bence bir kere kan basıncını ölçebilir. Çünkü biliyoruz ki erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor."
Sinsi ilerleyen hastalığa ’Sessiz Katil’ uyarısı
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:41 Sinsi ilerleyen hastalığa ’Sessiz Katil’ uyarısı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü’nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde çok sık görülen ancak bir o kadar da sık atlanan bu önemli hastalık hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hipertansiyonun toplumda yaygınlığına dikkat çeken Aladağ, günümüzde her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirtti. Aladağ, hastalığın semptom vermeden ilerleyebildiğini söyleyerek "Günümüzde çok sık görülmekte. Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası ve bunların yarısı da tansiyon hastalığının farkında değil ne yazık ki. Çünkü hipertansiyon hastalığının en önemli özelliği hastalığın sinsi, gizli olması ve hiçbir semptom vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastaların çoğu ‘Ben kendimi iyi hissediyorum ama herhangi bir sıkıntım yok’ derken aslında tansiyon hastası olarak dolaşmaktadırlar. Ya verilen tedavileri tam uygulamamakta ya da önerilen yaşam tarzı değişikliklerini uygulamamaktadırlar" dedi. "Telafisi zor durumlara sebep olabiliyor" Göz ardı edilen tedavilerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin gelecekte ağır bedeller ödeteceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Aladağ, bu durumun ilerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabildiğini kaydetti. Hipertansiyonun kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin ve böbrek gibi çok önemli organları doğrudan etkilediğini anımsatan Aladağ sözlerini şöyle sürdürdü: "İlerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabilmekte. Çünkü biliyoruz ki hipertansiyon kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin, böbrek gibi çok önemli organları etkilemekte. Kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler, felç, inme, beyin kanaması, böbrek yetersizliği gibi telafisi çok zor durumlara sebep olmakta. Bu nedenle de dünyada sessiz katil olarak tanımlanmaktadır." Basit yaşam tarzı değişiklikleri ile korunmak mümkün Erken tanı ve tedavi ile hastalığın kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirten Aladağ, mevcut hastaların tansiyonunu kontrol altında tutmasının, hasta olmayanların ise hastalıktan kaçınmasının basit yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanabileceğini ifade etti. Bu önlemlerden kısaca bahseden Aladağ, öncelikle toplum olarak aşırı tuz tüketildiğine vurgu yaparak, aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi. Aladağ sözlerini şöyle tamamladı: "Erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınması mümkündür. Hipertansiyon hastasıysanız hipertansiyonu kontrol altına almak veya hipertansiyon hastası değilseniz de bunlardan kaçınmak mümkün basit yaşam tarzı değişiklikleriyle. Bunlardan kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere toplum olarak aşırı tuz tüketiyoruz. Aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesi çok önemli. Bununla birlikte düzenli egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak, obeziteden kaçınmak, özellikle en azından mevcut kilomuzu korumak veya kilo almamaya özen göstermek çok önemli. Yine stresten kaçınmak, düzenli uyumak, düzenli bir şekilde uyumak veya uyku hijyenine dikkat etmek de çok kritik tansiyonu kontrol altına almak için. Bugün 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Farkındalık Günü vesilesiyle herkes bence bir kere kan basıncını ölçebilir. Çünkü biliyoruz ki erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor."