Yerel Haberler
Zonguldak
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:59 Lavuar Alanında çalışmalar başladı AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Lavuar Alanında çalışmaların yeniden başladığını açıkladı. AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Lavuar Alanı projesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "eser ve hizmet siyaseti" vurgusunu hatırlatan Çağlayan, sahada çalışmaya ve projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini ifade etti. Lavuar Alanı’nda inşaat sürecinin yeniden başladığını belirten Çağlayan, bugün itibarıyla ilk betonun döküldüğünü ve çalışmaların "Bismillah" denilerek kaldığı yerden devam ettiğini söyledi. Daha önce projeyi üstlenen firmanın yaşadığı sıkıntılar nedeniyle çalışmaların bir süre durduğunu hatırlatan Çağlayan, bu sürecin kamuoyunda çeşitli tartışmalara neden olduğunu dile getirdi. Ancak kendilerinin polemik üretmek yerine hizmet odaklı hareket ettiklerini vurgulayan Çağlayan, "Bizim işimiz tartışmaların içinde yer almak değil, eser üretmek ve başladığımız projeleri tamamlamaktır" dedi. Projenin hedef takvimine de değinen Çağlayan, Lavuar Alanı’nın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda vatandaşların hizmetine sunulmasının planlandığını açıkladı. Proje kapsamında alanın peyzaj düzenlemeleri, amfi tiyatrosu ve müzesiyle birlikte Zonguldak’a değer katacağını ifade eden Çağlayan, şehrin en önemli noktalarından birinin daha modern ve kullanışlı hale getirileceğini belirtti. Açıklamasının sonunda emeği geçen herkese teşekkür eden Çağlayan, projenin kazasız belasız tamamlanması temennisinde bulunarak, Zonguldak için çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:59 Gazi Mustafa Kemal Ortaokulunda eTwinning Projesi Zonguldak Gazi Mustafa Kemal Ortaokulunda, öğrencilere sıfır atık bilinci kazandırmak ve doğal afetlere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla yürütülen "Recycle & Be Safe" projesi kapsamında doğal afet modelleri sergisi düzenlendi. Gazi Mustafa Kemal Ortaokulunda, uluslararası eTwinning projesi "Recycle & Be Safe" (Geri Dönüştür ve Güvende Kal) kapsamında hazırlanan doğal afet modelleri sergisi ziyarete açıldı. Öğretmen Emel Çorak’ın rehberliğinde öğrenciler tarafından hazırlanan sergiye, okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Öğrencilere sıfır atık bilinci kazandırmayı ve doğal afetlere karşı farkındalık oluşturmayı hedefleyen projede, Romanya’dan bir ve Türkiye’den beş olmak üzere toplam altı ortak okul yer alıyor. Projenin genel yürütücülüğünü üstlenen Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğretmeni Ayla Geyik Yılmaz etkinlikte yer alarak öğrencilerin çalışmalarını inceledi. Proje süreci boyunca Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile iş birliği yapıldı. Bu kapsamda öğrencilerin doğal afetlere ve acil durumlara karşı bilinçlenmesi amacıyla çeşitli destekleyici çalışmalar yürütüldü. Sergide yer alan doğal afet modelleri, bu eğitimlerin ve sıfır atık vizyonunun bir çıktısı olarak ziyaretçilere sunuldu. Etkinlik sonunda okul müdürlüğü tarafından emeği geçenlere yönelik bir değerlendirme yapıldı. Okul müdürü, serginin hazırlanmasında görev alan öğretmen Emel Çorak’a, proje yürütücüsü Ayla Geyik Yılmaz’a, öğrencilere, projeye katkı sunan AFAD yetkililerine ve Zonguldak AR-GE eTwinning Temsilcisine teşekkür etti.
Köy muhtarından vatandaşlara hediye
08 Ekim 2023 Pazar - 11:40 Köy muhtarından vatandaşlara hediye Zonguldak’ta Özbağı Köyü Muhtarı Üzeyir Hızarcı, 9 yıldır görev yaptığı köyde vatandaşa tavuk, yumurta, ayçiçek yağı dağıttı. Muhtar Hızarcı, imece usulü ile dağıttıkları ikramları geleneksel hale getirdiklerini ve bu çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti. Zonguldak’ın Devrek ilçesine bağlı Özbağı köyünün Muhtarı Üzeyir Hızarcı, geleneksel hale getirdiği hediye ve ikramları bu yıl da köy sakinlerine dağıttı. Bayramlarda, yılsonlarında ve özel günlerde vatandaşlara hediyeler dağıtan Muhtar Hızarcı, bu kez de 250 haneye gıda ve tatlı ikramında bulundu. Köy meydanına boşalttığı malzemeleri dağıtan Hızarcı, hayata geçirdiği program hakkında şunları söyledi: "Ben yaklaşık 9 yıldan bu yana bu köyde muhtarlık yapmaktayım. Şimdiye kadar hiçbir şekilde benden evvel bu tür faaliyetlere imza atan bir yetkili yoktu. Ben seçildiğimden bu yana seçmenlerime zengin fakir ayırımı yapmaksızın gerek dini bayramlarda, gerek Ramazan aylarında ve gerekse de yılbaşlarında çeşitli hediyeler vermeyi kendime görev saydım. Köyümde birlik ve beraberliği sağlama adına zaman zaman toplu olarak kahvaltı programları düzenlemekteyim. Bu gün de vatandaşlarımıza beş kiloluk sıvı yağ, birer adet tavuk, birer koli yumurta, birer paket tuz, ikişer kiloluk soğan ve patates, birer paket baklava, birer paket suböreği, ikişer adet ekmek ile 12 adetlik su hediyesinde bulunduk. Bunların bütçesini tamamen kendi imkanlarım ile hayata geçirdim. Biz köyümüzde bir iş yaparken imece usulü ile yaparız, dolayısıyla da köyümüze destek verenlere biz de imkanlarımız ölçüsünde çeşitli hediyeler takdim ederek onların gönlünü ve dualarını almaya devam ediyoruz." Muhtarlarından gayet memnun olduklarını ifade eden vatandaşlar ise, "Muhtarımızdan Allah razı olsun, bizleri özel günlerimizde asla unutmaz, mutlaka hediyeler takdim eder. Biz ondan razıyız, Allah’ta ondan razı olsun” diye konuştular.
Her ağlayan bebek kolik değil
07 Ekim 2023 Cumartesi - 15:50 Her ağlayan bebek kolik değil Zonguldak BEÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Aydemir, yeni doğan bebeklerde ilk üç ayda durdurulamayan ağlama nöbetleriyle ortaya çıkan kolik vakalarında şikayetleri azaltmak için yapılması gerekenlerin altını çizdi. Her ağlayan bebeğe kolik denilemeyeceğini söyleyen Aydemir, "Özellikle koliğin bir takım besin alerjileri, reflü hastalığı, travmalar, kulak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonu, özellikle bebeklerde bir takım diğer ikinci sebeplerle karışabildiğini biliyoruz" ifadelerine yer verdi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Aydemir, yeni doğan döneminde kolik sebebiyle ağlama nöbetleri yaşayan bebeklerdeki duruma dikkat çekti. Her ağlayan bebeğin kolik olamayacağını bazen annesinin kucağında olma duygusu bile yaşayabildiğini söyleyen Aydemir, şöyle dedi: "Kolik yenidoğan döneminde başlayan, özellikle yaşamın ilk üç ayında bebeklerimizde durdurulamayan ve ağlama nöbetlerinin ortaya çıkması. Tabii kolik demek için her ağlayan bebeğe kolik demiyoruz. Belli kriterler gerekiyor. Yaşamın ilk beş ay içerisinde günlük üç saatten daha uzun süren, haftada üç günden daha uzun süren, ateş, kusma, ishal, döküntü gibi sistemik hastalıkların eşlik etmediği kucağa alma, emzirme, gezdirme gibi yöntemlerle durdurulamayan, annenin bebeği emzirmesine rağmen durdurulamayan ağlama nöbetlerini kolik olarak tanımlıyoruz." "Kolik tedavisi zor bir süreç" İlk haftalarda geceleyin uykusuz kalma, beslenme sorunları veya sıklıkla sağlık kuruluşuna başvurma gibi süreçler yaşandığını söyleyen Cumhur Aydemir, "Aslında tedavide her zaman yanıt vermeyen bir durum. Çok sık bir durum. Yeni doğmuş bebeklerde yaşamın ilk iki haftasından sonra özellikle on on dört günden sonra sıklığı giderek artmakta. İlk üç ay içerisinde ortalama yüzde yirmi beş sıklıkta görülmekte. Yüzde onla yüzde kırk arasında farklı rakamlar mevcut. Ama tabii ki her ağlayan bebeğe kolik demediğimiz için bu oranlar değişmekte. Ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye değişmekte ve sık rastladığımız bir durum. Sık hastaneye başvur sebeplerinden biri. Tabii aileler için ilk haftalarda, ilk aylarda perişanlık oluşturabilen bir durum. Uykusuz geceler, beslenme sorunları, sürekli hastane başvuruları gibi şikayetlere neden olmakta" diye ifade etti. "Kanıtlanmış net bir tedavisi yok" Kolik yaşayan bebeklerde bazen reflü hastalığı, birtakım enfeksiyonlar gibi ikinci sebeplerle karşılaşılabildiğini söyleyen Aydemir şu ifadelere yer verdi: "Kolik dediğimiz durumu önce tanımlamak için bazı hastalıkların olmadığını bebekte muayeneyle ve bazı testlerle ortaya koymamız gerekiyor. Çoğu zaman tabii ki her hastada rutin test yapmıyoruz. Ama özellikle koliğin birtakım besin alerjileri, reflü hastalığı, travmalar, kulak enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonu, özellikle bebeklerde bir takım diğer ikinci sebeplerle karışabildiğini biliyoruz. O yüzden öncelikle bunların olmadığını gösterip başka hiçbir neden bulamadığımız sebepsiz ağlamalarda aileye birtakım davranışsal yöntemlerle, şikayetlerini azaltmak için ve emzirmenin düzenlenmesi, gaz çıkarmanın sağlanması, bağırsak masajı, karın masajı, spinal masajı gibi uygulamalar, besin değişiklikleri bebeğin susturulması için kucakta sallama, yan yatırma, arabayla gezdirme, kundaklama gibi birtakım davranışsal yöntemler literatürde çalışılmış etkileri gösterilmiş. Ama medikal tedavi olarak da çok fazla çalışılmasına rağmen halen net bir tedavisi olmayan bir durum. Deniyoruz yaklaşık yüzde yetmiş seksen haftada bazı probiyotiklere yanıt aldığımızı biliyoruz ama o da her hastada iyi tedavi edilemeyebiliyor. Onun dışında davranışsal yöntemlerle birlikte birtakım bitkisel uygulamalar var. Ama bunlar da iyi, dikkatli kullanmak gerekiyor. Rutin şu dozda şu bitkisel ilacı kullan diyebileceğimiz aslında net kanıtlanmış tedavi yok. Çoğunlukla üç aya kadar aileyi rahatlatarak alttaki başka bir neden olmadığını ispatladığımız zaman bu durumun geçici olduğu, zamanla ağlama ataklarının azalacağı, üç aydan sonra şikayetlerin kaybolacağını söyleyerekten annenin stresini almak çünkü annedeki stres direkt olarak bebeğe yansıyor. Süt kanalıyla geçen o stres faktörü bebeğin emmesini de davranışlarında, ağlama ataklarını da etkileyebiliyor. Bebek bazen sadece annenin kucağında olmak için ağlayabiliyor. O yüzden ağlamanın nedenini ve diğer nedenleri ikinci sebepleri iyi değerlendirmek gerekir."