Yerel Haberler
Zonguldak
Kalbindeki engele piyanoyla direniyor 10 Mayıs 2026 Pazar - 09:33:59 Zonguldak’ta oğlunun engellerini sonsuz anne şefkati ve sanatın gücüyle aşan Filiz Köktürk Özgül, yüreğindeki "Bizden sonra ne olacak?" korkusuna inat evladını hayata piyano notalarıyla sımsıkı bağlıyor. Çaycuma ilçesinde genetik rahatsızlığı ve kalp problemi nedeniyle çok sevdiği yüzme sporunu bırakmak zorunda kalan lise öğrencisi 18 yaşındaki Mustafa Burak Özgül, hayata annesi Filiz Köktürk Özgül’ün (62) desteğiyle piyano tuşlarında tutunuyor. Özel çocuğuyla verdiği mücadeleyi anlatan anne Özgül, "Bizden sonra ne olacak?" endişesi taşıdıklarını belirterek toplumdan sadece empati bekliyor. Çaycuma Özel Eğitim Meslek Okulu lise son sınıf öğrencisi olan ve aynı zamanda özel eğitim merkezine devam eden Mustafa Burak Özgül, annesi Filiz Köktürk Özgül ile birlikte zorlu ama ilham veren bir mücadele yürütüyor. "Hayatı bir yerinden yakalasın istiyoruz" Eğitimine özel eğitim merkezinde devam eden ve annesiyle birlikte problemleri aşan Burak, hayattaki engelleri de sanatla aşıyor. Oğlunun genetik rahatsızlığına bağlı olarak kalp problemi de yaşadığını belirten anne Filiz Köktürk Özgül, Burak’ın çok iyi bir yüzücü olmasına rağmen sağlığı elvermediği için bu spora devam edemediğini ifade etti. Özgül, "Burak çok iyi bir sporcu olabilirdi, çok da hızlı yüzüyor fakat bunu kalbinden dolayı yapamaz. O nedenle müziğe, piyanoya yöneldi. Yetenekleri neyse o alanda, onları yapmaya çalışıyoruz. Yapabildiklerine odaklanıyoruz, yapamadıklarında bir adım ileri attırmaya çalışıyoruz. Hayatı bir yerinden yakalasın istiyoruz" dedi. "İnsanların gözlerini dikip bakması çok acıtıyor" Toplum içinde yaşadıkları zorluklara da dikkat çeken anne Özgül, çevredekilerin yargılayıcı bakışlarının kendilerini yaraladığını dile getirdi. Dışarı çıktıklarında empati beklediklerini vurgulayan Özgül, "Çocuğumuz bir taşkınlık yaptığında, herhangi bir hareket yaptığında insanlar gözlerini dikip bakmasınlar. Bu çok acıtıyor. Gerçekten çok acıtıyor. Kimse böyle olmayı istemez, bunu biz seçmedik ki. Ama oldu, bu da bize bir Tanrı’nın lütfu diye düşünüyorum. Şanslıyım, evladımı çok seviyorum" ifadelerini kullandı. Geç yaşta anne olduğunu ve bu duygunun eşsizliğini vurgulayan Özgül, "Anne olmak dünyanın en güzel duygusu. Özel bir çocuğum var, evet özel ve çok güzel. Zorlukları yok mu? Tabii ki var" diye konuştu. "Hayata zaten 1-0 yenik başlıyoruz" Kendisinin ve onunla aynı hayatı paylaşan tüm kadınların ortak korkusunu dile getiren Özgül, geleceğe dair taşıdıkları ağır yükü şu sözlerle anlattı: "En büyük zorluk, en büyük sorun bizim için; biz evet şimdi hayattayız ama bizden sonra ne olacak? Bizden sonra ne olacak sahipsiz çocuklarımız? Bu düşünce bizi kahrediyor. O nedenle her alanda çocuğumuzu hayata sarılmaya uğraştırıyoruz. Bir yerden tutunsun, bir yerden yakalasın hayatı. Çünkü biz hayata zaten 1-0 yenik başlıyoruz." Topluma ve diğer ailelere de seslenen Özgül, "Lütfen evlatlarınızın kıymetini bilin, evlatlarınızı sevin. Elbette seviyorlar, zorlukları da var ama biraz da farkında olun lütfen" diyerek şefkatin ve kabullenmenin öneminin altını çizdi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 08:53 11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı Zonguldak’ın Devrek ilçesinde eşiyle birlikte kurdukları restoranda 11 kadına istihdam sağlayan 50 yaşındaki Yadigar Benli, çalışan bir anne olmanın zorluklarını eşinin desteği ve kadın dayanışmasıyla aştı. Anneler Günü dolayısıyla deneyimlerini paylaşan iki çocuk annesi Benli, iş hayatında kadın olmanın zorluklarını, ailesi ve çalışanlarının destekleriyle nasıl aştıklarını anlatarak kadın gücü ve aile dayanışmasının önemine dikkat çekti. "Kadın olmak ve iş kadını olmak gerçekten zor" İşletmelerinde kadın istihdamına büyük önem verdiklerini belirten Yadigar Benli, "İki çocuk annesiyim. Ailece işletiyoruz eşimle beraber. Şu an yanımda 11 çalışan kadın arkadaşım var. Onlarla bu yolda ilerlemeye çalışıyoruz" diyerek kadın dayanışmasının altını çizdi. İş hayatında karşılaştıkları zorluklara değinen Benli, "Zor günlerimiz çok oldu, kolay gelmedik tabii ki buralara. Hem çocuk, hem ev, hem aile, iş tabii ki bizi zorladı. Ama eşimle beraber ve çalışan arkadaşlarımla beraber buralardayız" ifadelerini kullandı. Yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını ifade eden Benli, mesai saatlerini şu sözlerle anlattı: "Mesaimiz sabah saat 6’da başlıyor. Çorbalarımızla beraber yemeklerimize geçiyoruz. Sonrasında öğlen aramız başlıyor. Günün en yoğun saatimiz öğlen arasıdır. Gün içerisinde akşam 9’a kadar devam etmekte. Akşam saat 9 gibi iş yerimizi kapatıyoruz. Buradan çıktığımızda da evimize gidiyoruz." İş ve ev arasındaki dengeyi sağlamanın yorucu olduğunu dile getiren Benli, çalışan bir anne olmanın zorlu süreçlerini şu sözlerle aktardı: "Gün içerisinde zaten çok yorgun oluyoruz. Çocuklarımıza vakit ayırıyoruz belli saatlerde. Bu şekilde devam ediyoruz. Tabii evin işi hiçbir zaman bitmiyor. Hanımlar bunu daha iyi bilirler. Kadın olmak zor. Hem iş kadını olmak hem hayatta kadın olmak gerçekten zor. Onları (çocukları) evde yalnız bırakıp gelmek, gün içerisinde çocuklarımla uzunca zaman vakit geçirememek, sadece onlara ayırdığım zamanın akşam 1-2 saat olması, bizim için zor süreçler oldu. Bu güçlüklerle birlikte onları da yetiştirdik, bugünlere getirdik çok şükür." "Annelerimiz baş tacımız" Anne olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu söyleyen Yadigar Benli, sözlerini Anneler Günü mesajıyla tamamladı: "Anne olmak tabii ki çok güzel bir duygu. Çocukların varlığı ayrı bir güzellik bizim için. Tabii biz de onlara karşı olan sorumluluklarımızı elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz. Annelerimiz başımızın tacı. Onların hakkı bir gün değil, bir ömür ödenebilecek bir şey değil bana göre. Hakları hiçbir zaman ödenmez. Anneler Günü’nde başta kendi annem olmak üzere, kendim de bir anne olarak bütün annelerin Anneler Günü’nü kutlarım. Annelerimiz baş tacımız. Anneler günümüz kutlu olsun." "Kadının elinin değdiği her şey güzeldir" Yadigar Benli’nin eşi 50 yaşındaki Atilla Benli ise eşinin ticaretteki azminden övgüyle bahsetti. Geçmişte farklı sektörlerde de faaliyet gösterdiklerini söyleyen Atilla Benli, "Eşimle beraber bizim farklı sektörlerimiz de oldu. Sadece bu sektör değil; 16 yıl başka bir sektör, 4 yıl başka bir sektör, son sektörümüz bu. Eşimle tanıştığımızdan bu yana kendisi değişik ticari faaliyetlerde bulunmaya çalıştı, ticarete yönelik katkıları oldu sürekli" dedi. Eşinin iş hayatındaki güçlü karakterine dikkat çeken Benli, "Hatta kendi yerinden kendi dükkan sahibini kovmuşluğu da olmuştur. İnatçıdır ticarette, o kadar güçlüdür. Onun kararlı duruşları sayesinde, beraber aldığımız kararlar doğrultusunda bu günlere geldik" şeklinde konuştu. Başarılarının temelinde aile içi dayanışmanın yattığını belirten Atilla Benli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine atıfta bulunarak duygularını şu şekilde ifade etti: "Yani ’birlikten kuvvet doğar’ dedikleri bu olsa gerek. Bir iki kelimeyle ölçülebilecek bir durum değil. İnsanların, tabii bizim yaşadığımız veya çoğu insanın yaşadığı bir durum da vardır. Lakin ’kadının elinin değdiği her şey güzeldir’ cümlesiyle, ’Dünyadaki bütün güzellikler varsa bunlar kadının eseridir’ diyen Atatürk’ün bir cümlesi vardı, onunla noktalamak isterim. Bazı kelimeler yetmiyor bazen anlatmaya bazı durumları." İşletmede anne olan personellerle çalışmaya özen gösterdiklerini belirten Benli, "Şimdi torunumuzla uğraşıyoruz. O da ayrı bir duygu, ayrı bir güzellik. Ne diyelim, inşallah onun da anne olduğu günleri görürüz. Ekip arkadaşlarımız da var. Hepsi de birer anne, bir iki tane genç arkadaşımız var. Sorumluluklarını bilen insanlarla çalışmaya çalışıyoruz." "Çalışan bir kadının çocuğu olmak çok büyük bir avantaj" Çalışan bir annenin çocuğu olarak büyümenin kendisine kattığı değerleri anlatan 28 yaşındaki Neslişah Gemici, annesinin güçlü figüründen ilham aldığını söyledi. Zorlukların üstesinden ailece geldiklerini belirten Gemici, "Elbette çok zor ve daha güçlü olmanız gereken bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ben çoğu zaman annemin yanında, anneme yardım ederek, annem ve babamla birlikte hep çalışarak onların yanında oldum. Annem hiçbir zaman bizi yalnız bırakmadı, ne kadar çalışırsa çalışsın" ifadelerini kullandı. Kardeşiyle olan dayanışmasını anlatan Gemici, "Kız kardeşim de vardı. Ona ben annelik etmek zorunda kaldım. Çünkü onun yaşı daha küçüktü. Sabah okula giderken onu ben giydirdim, saçlarını ben topladım. Dediğim gibi çünkü çalışan bir annemiz vardı. Ve biz kardeşimle birbirimizin eksiklerini daima tamamlamaya çalıştık" şeklinde konuştu. Çalışan bir anneyle büyümenin kendisine özgüven kattığını vurgulayan Gemici, annesiyle duyduğu gururu şu sözlerle dile getirdi: "Ama şöyle bir gerçek var ki; çalışan bir annenin kızı olmak iyi mi kötü mü? Kesinlikle çok iyi bir duygu. Çünkü ’daha ne kadar güçlü olabilirim, daha ne kadar kendim başarabilirim’ duygusunu en yakınınızdan aldığınızda o güç zehirlenmesini yaşıyorsunuz zaten. Ve bizde de öyle oldu. Kardeşim de ben de hiçbir zaman hiçbir zorluktan korkmayan, daima bütün zorlukları aşabileceğine inanan iki kadın olarak bu yaşa geldik. Ve bundan da hiçbir zaman pişman olmadık." Bu durumun sosyal hayatına ve hayata bakışına olumlu yansıdığını ifade eden Gemici, "Bunun avantajları da çok oldu. Bakış açınız bile çalışan bir anneye sahipseniz daima daha geniş oluyor. Daha anlayarak, anlamlı bakabiliyorsunuz hayata. Çünkü dört duvar arasına sıkışmış olmuyorsunuz. Sadece bir evde büyümenin de vardır avantajları ama siz küçük yaştan itibaren kalabalığa, ortama, insanlarla konuşmaya, farklı konuşmalara şahit olmaya başlıyorsunuz. Ve bu yüzden iyi ki annem çalışan bir anneymiş, çalışan bir kadınmış. Annemle gurur duyuyorum. Ve çalışan, çalışmayan, izleyen, izlemeyen bütün kadınlarla da gurur duyuyorum. Kadın olmak çok güzel bir duygu" dedi.