Yerel Haberler
Adana
09 Mart 2026 Pazartesi - 20:16 Başkan Demirçalı: "Ramazan’ın bereketini birlikte paylaşıyoruz" Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Ramazan ayının dayanışma ve kardeşlik ayı olduğunu vurgulayarak, "Ramazan’ın bereketini hemşehrilerimizle birlikte paylaşmak, aynı sofrada buluşmak bizim için çok kıymetli" dedi. Yüreğir Belediyesi, Ramazan ayı kapsamında Yenidoğan Mahallesi’nde geniş katılımlı bir iftar programı düzenledi. Mahalle sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği programa Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, eşi Fidelya Demirçalı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, muhtarlar ve çevre mahallelerden çok sayıda vatandaş katıldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu yaşatmak amacıyla düzenlenen programda, iftar öncesinde Kur’an-ı Kerim okunarak, ilahiler seslendirildi. İftar yemeğinin ardından konuşan Yenidoğan Mahallesi Muhtarı Önder Üzüm, iftar programı için Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı’ya teşekkür ederek, Ramazan ayının tüm vatandaşlara sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni etti. Başkan Demirçalı ise Ramazan ayının dayanışma ve kardeşlik ayı olduğunu vurgulayarak, Yüreğir’in farklı mahallelerinde vatandaşlarla aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Başkan Demirçalı, "Ramazan’ın bereketini hemşehrilerimizle birlikte paylaşmak, aynı sofrada buluşmak bizim için çok kıymetli. Bu güzel akşamda bizlerle birlikte olan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Program, vatandaşların sohbet edip Ramazan’ın manevi atmosferini birlikte yaşamasıyla sona erdi.
Belediyelerden geçmeyen projeler, inşaat maliyetlerini arttırıyor
28 Ekim 2025 Salı - 09:55 Belediyelerden geçmeyen projeler, inşaat maliyetlerini arttırıyor Türkiye genelinde konut projelerinin belediyelerden 1 yılı aşkın sürede onaylanmaması sebebiyle konut fiyatlarında artış yaşanıyor. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, "Şuanda Türkiye’deki beton kartelleri zaten maliyetleri arttırıyor, birde hangi parti olursa olsun belediyelerdeki projelerin sonuç süresi 1 yılı aştı. Bu sebeplerle inşaat maliyetleri artıyor" dedi. Türkiye genelinde pandemiyle birlikte konut fiyatları her geçen gün arttı. Arsa maliyetlerinin artmasının yanı sıra beton kartellerinin ortaya çıkmasıyla konuta ulaşım güçleşti. Bu etkenlerin yanı sıra birde belediyelerde konut projelerine onay işlemleri 1 yılı aşınca fiyatlar artık günlük değişmeye başladı. Uzmanlar, konut fiyatlarının eskiye dönmesinin hayal olduğunu ancak arsa üretiminin artması ve konut projelerinin onay süresinin hızlanmasıyla fiyatların sabit kalabileceğini belirtiyor. "Fiyatların geriye dönmesini beklemek hayal olur" Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Karslıoğlu, pandemiyle birlikte fiyatların artışa başladığını, artık gerilemeyeceğini ifade ederek, "Pandemiyle birlikte konut fiyatları da bütün sektörlerde olduğu gibi arttı. Beton maliyetlerinin artması, beton kartelinin oluşmasından dolayı bu süreç daha da ileriye gitti. Faiz oranlarının yükselmesiyle sektörde yatırımcı eksikliği başladı. Belediyelerdeki projelerin geç çıkmasıyla da maliyetler yine arttı. Ara eleman ve istihdam konusunda yetişmiş ustaların olmamasından, işçilik fiyatlarının artmasından dolayı konut fiyatları aldı başını gitti. Bu saatten sonra konut fiyatlarının geriye dönmesini beklemek hayal olur" ifadelerini kullandı. "Arsa üretilmeli" İnşaat maliyetlerinin azaltılması için belediyelerin ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın arsa üretmesi gerektiğine değinen Karslıoğlu, "Maliyet fiyatlarını nasıl azaltabiliriz, bunu araştırmalıyız. Belediyeler ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arsa üretmeli. Arsa üretilirse eğer fiyatlar geriye düşecektir" diye konuştu. "Beton fiyatlarını istedikleri gibi oynatıyorlar" Türkiye’deki 5 beton firmasının kartelleştiğine vurgu yapan Başkan Karslıoğlu, "Türkiye’de 5 beton firması var. Bunlar artık uluslararası camiaya gelmiş durumda. 5’i bir araya gelip beton fiyatlarını istediği gibi oynatabiliyor. Bunları Rekabet Kurumu’na şikayet etmemize rağmen bir dönüş alamadık. Bir zam daha öngörülüyor. Bu da sektörü daha da derinden etkileyecek bir konu" dedi. "Belediyelerdeki projelerin sonuç süresi 1 yılı aştı" Belediyelerde geçmeyen projelerin fiyatları arttırdığına da vurgu yapan Karslıoğlu, "Hangi parti olursa olsun belediyelerdeki projelerin sonuç süresi 1 yılı aştı. Bizler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlanalım. Bizim ruhsatımızı onlar versin. Önümüzdeki günlerde böyle bir konuyu başarabilirsek, belediyelerden çıkmayan projeler ile uğraşmayacağız. Belediyelerde yeterli düzeyde personel yok deniliyor. Personel olan belediyelerde de teknik personele imza attıramıyorsunuz. 1 inşaat 2 yıl sürecekse projenin onayı 1 yılı aşıyor. Belediye başkanları liyakatli değil yada kendi görev süresi boyunca nereden kaçarsam diye çabalıyor. Böyle olmaz, personel alsın veya bu projeleri çıkartamıyorsa belediye başkanı, ‘Ben bu belediyeciliği yapamıyorum’ diyerek istifa etsin" ifadelerini kullandı.
Vali Köşger: "Günlük hayatı gölgeleyecek hiçbir teşebbüse asla müsamaha göstermeyeceğiz"
27 Ekim 2025 Pazartesi - 14:25 Vali Köşger: "Günlük hayatı gölgeleyecek hiçbir teşebbüse asla müsamaha göstermeyeceğiz" Vatandaşın huzurunu ve güvenlik hissini doğrudan etkileyen en önemli alanların başında asayiş suçları geldiğine dikkat çeken Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, "Günlük hayatı gölgeleyecek hiçbir teşebbüse asla müsamaha göstermeyeceğiz" dedi. İl Asayiş ve Güvenlik Toplantısı’nda Adana’nın terörle mücadele ve asayiş suçlarındaki son 9 aylık veriler değerlendirildi. Kentte 2024 Eylül ile 2025 Eylül dönemlerinin karşılaştırılarak operasyon sayıları, gözaltılar ve suç oranlarındaki değişim paylaşıldı. Vali Yavuz Selim Köşger, hem terör örgütlerine hem de mala ve şahsa karşı işlenen suçlara yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Adana Valisi Yavuz Selim Köşger başkanlığında İl Asayiş ve Güvenlik Toplantısı yapıldı. Valilik binasında düzenlenen toplantıya İl Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan ile İl Komutanı Tümgeneral Coşkun Sel’de katıldı. Terörle mücadele yönünden geçen yıl ile bu yılın eylül ayı verilerini açıklayan Vali Köşger, "Devletimizin terörle mücadelede sergilediği sarsılmaz irade ve güvenlik birimlerimizin özverili çalışmalarıyla, ilimizde kamu düzeni ve emniyet seviyesi kararlılıkla sürdürülmektedir. Adana’da günlük hayatı tehdit edecek hiçbir oluşuma alan tanınmamaktadır. Eylül 2025’te terör örgütlerine yönelik toplam 26 operasyon gerçekleştirilmiş, bu operasyonlar sonucunda 27 kişi gözaltına alınmış, 3 kişi ise tutuklanmıştır. İlimizde terör örgütlerine alan tanımayan, hukuk ve insan haklarına tam riayet içinde yürütülen mücadelemiz kararlılıkla sürmektedir. Günlük hayatı gölgeleyecek hiçbir teşebbüse asla müsamaha göstermeyeceğiz" ifadelerni kullandı. "Kişilere karşı işlenen suçlarda genel anlamda azalma eğilimi görülmüştür" Asayiş suçlarıyla mücadele çerçevesinde de verileri aktaran Vali Köşger,"Vatandaşlarımızın huzurunu ve güvenlik hissini doğrudan etkileyen en önemli alanların başında asayiş suçları gelmektedir. Kişilere Karşı İşlenen Suçlar Kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali 19’dan 17’ye düşmüştür. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu 13’den 9’a düşmüştür. Çocuğun cinsel istismarı 48’den 44’e düşmüştür. Kasten yaralama olayları 758’den 769’a yükselmiştir. Cinsel saldırı 26’dan 23’e düşmüştür. Kasten öldürme olayları Eylül 2024’te 11 iken, Eylül 2025’te 6’ya düşmüştür. Tehdit suçu 644’ten 636’ya düşmüştür. Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu 100’den 98’e düşmüştür. Eylül ayında kişilere karşı işlenen suçlarda genel anlamda azalma eğilimi görülmüştür. Kasten öldürme, tehdit ve kişi hürriyetinden yoksun kılma olaylarında düşüşler kaydedilmiş, özellikle çocuğun cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçlarında önceki yıla göre azalma yaşanmıştır" diye konuştu. "Mal varlığın işlenen suçlarda yüzde 14 azaldı" Malvarlığına karşı işlenen suçlara da değinen Vali Köşger, "Şehrimizin ekonomik canlılığını, mülkiyet güvenliğini ve vatandaşlarımızın mal emniyetini doğrudan etkileyen suç türleriyle mücadele, asayiş hizmetlerimizin en önemli sacayaklarından biridir. 2024 Eylül dönemiyle karşılaştırıldığında, 2025 yılı Eylül ayında 9 önemli suç türünde genel olarak azalış eğilimi göze çarpmaktadır. Toplam olay sayısı 2024 Eylül ayında 334 iken, 2025 Eylül ayında 288 olarak gerçekleşmiş malvarlığına karşı işlenen 9 önemli suç kapsamındaki olay sayılarında 46 olay azalış meydana gelmiştir. Mal varlığına karşı işlenen dokuz önemli suç türüne ilişkin karşılaştırmalı veriler şu şekildedir, Otodan hırsızlık olayları 26’dan 20’ye düşmüştür. Motosiklet hırsızlığı olaylarında 52’de 37’ye gerilemiş ve dikkat çekici düşüş yaşanmıştır. Oto hırsızlığı vakalarında 6’dan 4’e düşmüştür. Evden hırsızlık olayları 59’dan 55’e düşmüştür. İş yerinden ve kurumdan hırsızlık olayları 48’den 43’e düşmüştür. Dolandırıcılık suçlarında hafif bir artış olmuş,92’den 96’ya yükselmiştir. Yağma(gasp) olay sayısı 48’den 30’a düşmüştür. Toplamda mal varlığına karşı işlenen suçlarda yüzde 14’lük önemli bir azalış sağlanmıştır. Bu tablo önleyici devriye faaliyetleri, teknolojik takip sistemleri, istihbarata dayalı operasyonlar ve toplumsal farkındalık çalışmaları sayesinde suçun oluşmadan engellenebildiğini ve faillerin kısa sürede yakalanarak adalete teslim edildiğini açıkça göstermektedir" sözlerine yer verdi.
Sunar Yatırım, sürdürülebilir büyüme hedeflerini paylaştı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 10:59 Sunar Yatırım, sürdürülebilir büyüme hedeflerini paylaştı Yarım asrı aşan üretim geçmişiyle Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanında öncü gruplarından Sunar Yatırım, sürdürülebilir büyüme stratejisini basın mensuplarıyla paylaştı. Grup, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir tarım ve biyo-bazlı üretim yatırımlarıyla çevreyle uyumlu sanayi dönüşümüne öncülük ederken entegre yapısı ve global ihracat ağıyla ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, biyoendüstrinin geleceğin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek, "Doğadan ilham alan bu yeni nesil üretim anlayışıyla hem çevreyi koruyor hem de ülkemizin sanayi kapasitesinin artışına katkı sunuyoruz. Yerli kaynaklarla, dünya standartlarında üretim yaparak Türkiye’nin rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmayı hedefliyoruz. Bu alanda üretim artması, dış ticaret açığımızın azalması anlamına geliyor" dedi. Gıda, tarım ve biyoendüstri alanında 50 yılı aşkın deneyimini, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla geleceğe taşıyan Sunar Yatırım, Adana’da düzenlenen basın toplantısında grubun, biyoendüstri alındaki öncü adımları başta olmak üzere yenilenebilir enerji projelerini, biyo-bazlı ürün geliştirme çalışmalarını ve sürdürülebilir tarım programının somut sonuçlarını paylaştı. Toplantıda konuşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Geleceğin dünyasında başarı, çevreyle uyumlu ve verimli üretim modellerini benimsemekten geçiyor. Biz Sunar olarak bu dönüşümü hayata geçiriyoruz. Amacımız yalnızca üretmek değil, doğayla uyum içinde kalıcı değer ve güven inşa etmek" dedi. Sürdürülebilirliğin moda bir kavram olmaktan öte iş yapış biçimlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Çomu, "Üretimin her aşamasını, doğaya, topluma ve insana saygı temelinde yeniden tasarlamaya gayret ediyoruz. Bizim için büyüme, ekonomik girdinin yanında, bu topraklardan aldığımız bereketi geleceğe aktarma sorumluluğu" diye konuştu. Yerelden beslenip küreselde büyüyor Sunar ürünlerinin bugün 6 kıtada, 100’ü aşkın ülkeye ulaştığını ve ihracat gelirlerinin 250 milyon doların üzerinde olduğunu aktaran Çomu, özellikle Türkiye’de tek üreticisi oldukları sorbitol başta olmak üzere, dekstrin, mısır yağı ve nişasta segmentlerinde Türkiye’nin ihracat liderleri arasında yer aldıklarını söyledi. Mustafa Nuri Çomu, "Adana’dan dünyaya yayılan üretim zincirimiz ile yerelden beslenip küresel pazarlarda büyüyoruz. Bizim için globalleşme, yerel değerleri dünyaya taşımak demek. Yatırımlarımızın merkezinde hem bölge kalkınması hem de uluslararası rekabet gücü bulunuyor" dedi. Çomu ayrıca, Türkiye’de büyük oranda ithal edilen sodyum glukonatı üreten ilk firma olduklarını hatırlatarak, "25 Mayıs 2025’te Ticaret Bakanlığı, yerli üreticilerin başvurusu üzerine Çin menşeli sodyum glukonat ithalatına damping soruşturması açtı. Soruşturmada, sodyum glukonat ve diğer komponentlerin fiyatlarının yerli üreticilere zarar verdiği ve anti dumping vergisi uygulanmasının değerlendirildiği belirtildi. Sunar olarak adil rekabet ve yerli sanayinin korunmasına yönelik yürüttüğümüz çalışmaların kamu nezdinde de ses getirmesinden memnuniyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı. 180 günde doğada kaybolan biyobozunur plastik Sunar NP bünyesinde yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen 180 günde doğada kaybolan biyobozunur ve bitki bazlı ham maddeler, ambalaj ve plastik sektörlerinde alternatif çözümler sunuyor. Grup, termoplastik nişasta (TPN) ve biyopolimer üretiminde attığı adımlarla döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken bu ürünlerin ticarileştirilmesiyle dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik somut ilerlemeler kaydetmeyi amaçlıyor. Biyoendüstrinin geleceğin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Çomu, "Doğadan ilham alan bu yeni nesil üretim anlayışıyla hem çevreyi koruyor hem de ülkemizin sanayi kapasitesinin artışına katkı sunuyoruz. Yerli kaynaklarla, dünya standartlarında üretim yaparak Türkiye’nin rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmayı hedefliyoruz. Bu alanda üretimin artması dış ticaret açığımızın azalması anlamına da geliyor" diye konuştu. Biyo-bozunur poşetlerin Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) vergisine tabi tutulmadan ayrı sınıflandırılması gerektiğine de dikkat çeken Çomu, "Bu konuda yapılacak düzenlemeler, çevre dostu ürünlerin yaygınlaşmasını hızlandıracaktır" açıklamasını yaptı. 10 yılda 180 çiftçi ile 20 bin dönüm arazide sürdürülebilir tarım Mısır yağı ihracatında dünyada ilk üçte, Türkiye’de ilk sırada yer alan grup şirketi Elita Gıda’nın tarımsal sürdürülebilirliğe yönelik yaklaşık 10 yıldır aralıksız sürdürdüğü projesiyle ilgili de bilgi veren Mustafa Nuri Çomu, "Programımız, şimdiye dek 180 üreticiyle iş birliği içinde 20 bin dönümü aşan sahada uygulandı. Türkiye’de ayçiçek üretiminde sürdürülebilir tarım modelini ilk kez uygulayan şirketimiz Elita Gıda, geçtiğimiz aylarda SAI (Sustainable Agriculture Initiative / Sürdürülebilir Tarım Girişimi) platformu tarafından yürütülen FSA (Farm Sustainability Assessment) denetiminden de başarıyla geçti. Su ve enerji tasarrufu, toprak verimliliği, karbon salımının azaltılmasına odaklanan projemiz ile çiftçilere eğitim ve teknoloji transferi sağlayarak tarımın geleceğine katkı sunmayı amaçlıyoruz" dedi. Çomu ayrıca, kuraklık ve ithalat artışının sektörel etkilerine değinerek, "2024-2025 döneminde Türkiye’nin mısır ithalatı yüzde 45 arttı, kuraklık nedeniyle ayçiçeği üretiminde yüzde 10’dan fazla düşüş bekleniyor. Bu durum, yerli üretimin stratejik değerini daha da artırıyor. Sunar’ın entegre üretim yapısı, bu açığı kapatma gücüne sahip" değerlendirmesinde bulundu. İnsan, Ar-Ge ve teknoloji odağı Nişasta sektöründe Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezine sahip olduklarını vurgulayan Mustafa Nuri Çomu, "Değeri, 1 milyon ABD dolarını aşan teknoloji altyapısına sahip merkezimizde; mühendis, biyomühendis ve gıda mühendislerinden oluşan uzman bir ekibimiz var. Projelerimiz, ticarileşen ürünlerle Türkiye sanayisine katkı sağlıyor. Merkezimizde kurulduğu günden bu yana Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirerek endüstriye sunduğumuz ürün oranı, tüm ürünlerimiz içinde yüzde 30’u geçti. Bununla beraber, Ar-Ge ekibimizde yüksek oranda kadın ve lisansüstü yetişmiş çalışma arkadaşlarımızın bulunması bizim için gurur verici" şeklinde konuştu. EXCIPACT GMP (İyi Üretim Uygulamaları) sertifikasını aldıklarını da paylaşan Çomu, "Bu belge, ilaç ve eksipiyan endüstrisine yönelik yüksek güvenlik ve kalite standartlarına sahip üretim yapabildiğimizin uluslararası göstergesi. Avrupa’da bu sertifikaya sahip sayılı üreticiler arasındayız" dedi. Enerjide yeşil dönüşümü ve karbon hedefleri Türkiye’nin yeşil dönüşüm politikalarına doğrudan katkı sunduklarını ifade Mustafa Nuri Çomu, 2025’te devreye alınan güneş enerji santralleriyle yenilenebilir enerji kapasitesini artırdıkları bilgisini verdi. 2026 sonuna kadar, tüm tesislerinin enerji ihtiyacının yüzde 95’ini GES yatırımları ile karşılayacaklarını açıklayan Çomu, "GES projelerimiz, yıllık bazda 80 bin tonun üzerinde karbon salımının önüne geçilmesini sağlıyor. Hedefimiz, 2030 yılına kadar karbon nötr üretim modeline tam geçiş yapmak. Enerjide yeşil dönüşümü sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir değer olarak görüyoruz" şeklinde konuştu.