Yerel Haberler
Adana
Akran zorbalığına karşı and içtiler 10 Mart 2026 Salı - 10:19:53 Adana’nın Yüreğir ilçesinde 6 okulda toplam 429 öğrenci, akran zorbalığına karşı arabulucu eğitimi alıp and içti. Akran zorbalığı, son yıllarda artarak devam ediyor. Okullarda birçok öğrenci, akran zorbalığına maruz kalırken bu durum, çocukların psikolojik gelişiminde olumsuz sonuçlara yol açıyor. Bu kapsamda Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilçede akran zorbalığının önüne geçmek için ‘Akran arabuluculuğu’ eğitimi düzenledi. İlçe genelinde 6 pilot okul seçildi ve bu okullarda toplam 429 öğrenci, akran arabuluculuğuna karşı 18 saatlik eğitim aldı. Eğitimlerini tamamlayan öğrencilere Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürü İzzettin Aydın sertifikalarını taktim etti ve öğrenciler and içip resmen görevlerine başladı. Proje kapsamında sorun yaşayan öğrenciler okuldaki ’Akran Arabulucu Odası’na giderek kendi akranlarının yanında konuşup sorunlarını çözüyor. "Öğrenciler, eğitimlerden sonra çözümün bir parçası haline geldi" Konuyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Yüreğir İlçe Milli Eğitim Müdürü İzzettin Aydın, "Son yıllarda akran zorbalığı artık okullarda çok yaygın bir kavram haline geldi. Biz de Anadolu’da, kültürümüzden, inancımızdan kaynakla böyle bir projeyi hayata geçirdik. Bizler, insanların konuşarak her şeyi çözebileceklerine inanıyoruz. Bu proje kapsamında sınıflarda ‘Bir anlaşmazlık olduğunda sizi kimin barıştırmasını istersiniz’ sorusu sorularak öğrenciler seçildi. Bazen sınıfta problemin bir parçası olan çocuklar da seçildi. Dolayısıyla öğrenci sınıfta problemin bir parçası iken bu eğitimleri aldıktan sonra çözümün bir parçası haline geldi" ifadelerini kullandı. "Eğitimler hem aile hem de toplum hayatına faydalı olacak" Öğrencilerin projeyle birlikte aile ve toplum hayatına da fayda sağlayacaklarına inandıklarını belirten Aydın, "Bu sene 6 okulda bu uygulamayı pilot olarak uyguluyoruz. Bu öğrencilerimiz aslında eğitimlerden sonra bu öğrendiklerini sadece okul yaşamlarında değil, daha sonraki hayatlarında da kullanabilecekler. Bu eğitimler onların hem aile hem de toplum hayatına faydası olacak" dedi. "Akran zorbalığını önlemek için akran arabulucular lazım" Eğitimi alan Şehit Mustafa Göksal Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencilerinden Buse Temelli (16), "Sosyal sorumluluk projesi kapsamında bu projeye dahil oldum. Gönüllü bir katılım sergiledim. Akran zorbalığını önlemek için akran arabulucular lazım. Okullarımızda akran arabuluculuğu ise üçüncü bir akran öğrencinin anlaşmazlık yaşayan öğrencilere yardımı dahilinde oluyor" ifadelerini kullandı. Eğitime katılan Şehit Mustafa Göksal Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencilerinden Mehmet Emin Gözoğlu (16) ise eğitime katılması için kendisini sınıf arkadaşlarının seçtiğini, akran arabulucuların, akran zorbalığını bitireceğine inandığını söyledi.
10 Mart 2026 Salı - 10:08 Sopayla sürücünün üzerine yürüyen taksiciye 201 bin lira ceza ve tutuklama Adana’da trafikte çıkan tartışmada eline aldığı sopayla araç sürücüsünün üzerine yürüyen taksiciye 201 bin lira para cezası kesilip aracı 60 gün trafikten men edildi. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanan sürücü, emniyetteki ifadesinde "Aracıma çarpıp kaçtı, hasarı karşılaması için yanına gitmek istedim" dedi. Olay, 8 Mart akşam saatlerinde Seyhan ilçesi Yeşilyurt Mahallesi Alparslan Türkeş Bulvarı’nda meydana geldi. İddiaya göre, hafif ticari aracıyla ilerleyen Musa Y. (50), Metin T. (55) yönetimindeki taksiye çarptıktan sonra yoluna devam etti. Bunun üzerine taksi sürücüsü Metin T., çarpan aracı takip etmeye başladı. Bir süre sonra kavşakta bekleyen hafif ticari aracı gören taksici, aracını durdurup eline aldığı tahta sopayla aşağı indi. Musa Y.’nin bulunduğu araca yönelen Metin T., kapıyı açmaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Bu sırada trafik ışığının yeşile dönmesiyle Musa Y. aracını hareket ettirerek bölgeden uzaklaştı. Metin T. de tekrar taksisine binerek olay yerinden ayrıldı. Yaşananlar, o sırada yoldan geçen başka bir sürücünün cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Olayın ardından Musa Y.’nin şikayeti üzerine polis ekipleri harekete geçti. Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kimlik tespiti sonrası taksiciyi evine düzenlenen operasyonla gözaltına aldı. Emniyete götürülen Metin T.’ye çeşitli ihlallerden toplam 201 bin lira para cezası kesildi. Ayrıca kullandığı taksi 60 gün süreyle trafikten men edildi. İfadesinde aracına çarpılıp kaçıldığını öne süren Metin T., "Aracıma çarpıp kaçtı. Hasarı karşılaması için yanına gitmek istedim" dedi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Metin T., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
10 Mart 2026 Salı - 10:05 Dr. Eken: "Kolon kanseri tarama ile önlenebilen bir kanserdir" Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Aynur Eken, kolon kanserinin genellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğünü belirterek, "Düzenli taramalar sayesinde kanser öncüsü olarak kabul edilen polipler erken dönemde tespit edilebilir. Bu şekilde kanser gelişimi önlenebilir. Kolon kanseri önlenebilir bir kanserdir" dedi. Kolon kanserinin kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen hücrelerden geliştiğini belirten Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Aynur Eken, "Hastalık çoğu zaman polip adı verilen iyi huylu oluşumların zaman içinde kansere dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Dönüşüm süreci genellikle yıllar içinde gerçekleştiğinden aslında erken tarama için önemli bir fırsat sunar. Kolonoskopi sırasında tespit edilen polipler çıkarılarak kanser gelişimi büyük ölçüde önlenebilir" ifadelerini kullandı. "İşlenmiş etten uzak durun" Beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri gelişiminde önemli rol oynadığını belirten Eken, "Özellikle işlenmiş et ürünleri risk artışıyla güçlü şekilde ilişkilendirilmekte. Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından yapılan değerlendirmelerde salam, sosis, sucuk ve pastırma gibi işlenmiş et ürünlerinin ‘insanlarda kansere neden olduğu kesin olan maddeler’ sınıfında yer alır. Araştırmalar günlük yaklaşık 50 gram işlenmiş et tüketiminin kolon kanseri riskini ortalama yüzde 18 oranında artırabildiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra ileri yaş, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması, daha önce bağırsak polibi tespit edilmiş olması, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi inflamatuvar bağırsak hastalıkları, obezite, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve alkol kullanımı ile kırmızı et ağırlıklı beslenme de kolon kanseri gelişme riskini artıran önemli faktörler arasında yer alır" diye konuştu. "Erken dönemde belirti vermeyebilir" Kolon kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermediğini vurgulayan Eken, "Bazı şikayetler mutlaka doktora başvurulması gerektiriyor. Bu belirtiler arasında dışkılama alışkanlığında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kilo kaybı, karın ağrısı veya şişkinlik, demir eksikliğine bağlı kansızlık ve sürekli yorgunluk yer alıyor" dedi. "Tarama hayat kurtarır" Kolon kanserine karşı taramanın hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Dr. Eken, genel olarak 50 yaşından itibaren düzenli tarama yapılmasının önerildiğini söyledi. Aile öyküsü bulunan bireylerde ise taramaya daha erken yaşta başlanabileceğini belirten Eken, "Gaitada gizli kan testi, sigmoidoskopi ve özellikle kolonoskopi kolon kanseri taramasında kullanılan yöntemlerdir. Kolonoskopi altın standart yöntemdir ve bu işlem sırasında hem kanser erken dönemde tespit edilebilir hem de kanserleşme potansiyeli taşıyan polipler çıkarılabilir" ifadelerini kullandı. Sağlıklı yaşam riski azaltabiliyor Kolon kanseri riskinin tamamen ortadan kaldırılamasa da sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla azaltılabileceğini belirten Dr. Aynur Eken, liften zengin beslenmenin önemine dikkat çekerek "Sebze, meyve ve tam tahıl tüketiminin artırılması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, sağlıklı kilo kontrolü sağlanması, sigaranın bırakılması ve alkol tüketiminin sınırlandırılması riskin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor" diye konuştu. "Belirti beklemeden tarama yaptırın" Kolon kanserinin önlenebilir ve erken tanı ile büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Eken, "Belirti ortaya çıkmasını beklemeden yaşa ve risk durumuna uygun taramaların yapılması gerekir. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi.
Doğan: "Greyfurt üreticileri de destek kapsamına alınmalıdır"
24 Ekim 2025 Cuma - 09:50 Doğan: "Greyfurt üreticileri de destek kapsamına alınmalıdır" Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, zirai don sonrası diğer narenciye ürünleri gibi greyfurtunda etkilendiğini kapsam dışı bırakılmaması gerektiğini söyledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 22-25 Şubat 2025 tarihleri arasında Adana başta olmak üzere Mersin, Hatay ve 65 ili etkileyen şiddetli zirai don olaylarının tarım üretiminde büyük zararlara yol açtığını çiftçilerin Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine başvurarak zarar tespiti için dilekçelerini verdiklerini hatırlatarak, "TARSİM sigortası yaptırıp kapsam dışında kalan veya hiç TARSİM yaptırmayan üreticilerimize, Cumhurbaşkanımız tarafından Kasım ayına kadar ödeme yapılacağı açıklanmıştı. 20 Ekim 2025 itibarıyla da üreticilerimizin kimlik numaralarının son hanesine göre hesaplarına ödemeler yatırılmaya başlandı" dedi. "Destek kapsamına alınmalı" Narenciye grubuna dahil greyfurtun (altıntop) kapsam dışı bırakıldığına dikkat çeken Doğan, "Greyfurt üreticisi de diğer narenciye üreticileri gibi çiftçidir, bahçesindeki yapraklar dondan kurumuş, ürün alınması imkansız hale gelmiştir. Greyfurt üreticileri de destek kapsamına alınmalıdır. Birçok parselde birden fazla ürün çeşidi olmasına rağmen sadece ön kısımlara bakılarak yapılan değerlendirmeler, ciddi karışıklıklara yol açmıştır. Limon, mandalina, portakal gibi ürünlerde de bazı tespitlerin unutulduğu ve yanlış yazıldığı görülmüştür. Bu durum, ürünü zarar gören ancak destek alamayan üreticilerimizin mağduriyetine neden olmuştur. Hazırlanan icmaller askıya çıkarılsaydı, çiftçimizin itiraz ve düzeltme hakkı olacaktı. Henüz zaman geçmeden bu hatanın düzeltilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Doğan, bu yıl soğuktan en çok zarar gören narenciye çeşitleri arasında limon, greyfurt ve erkenci portakalın yer aldığını vurgulayarak, "Çiftçimizin emeği, alın teri ve yaptığı masraflar dikkate alınmalı, bu yanlış karar bir an önce gözden geçirilmeli ve düzeltilmelidir" diye konuştu.
Adana’daki DEAŞ operasyonu: Sözde Türkiye emiri ile birlikte 6 şüpheli tutuklandı
24 Ekim 2025 Cuma - 09:41 Adana’daki DEAŞ operasyonu: Sözde Türkiye emiri ile birlikte 6 şüpheli tutuklandı Adana’da, DEAŞ’ın sözde Türkiye emiri Mahmut Özden’in yönettiği ‘Haraç Alma’ ve ‘Cezalandırma’ gruplarına yönelik operasyonda yakalanan 6 şüpheli tutuklandı. DEAŞ’ın sözde emiri Özden’in, "Yaşlandım artık, bunlarla işim yok" dediği öğrenildi. Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TEM) ekipleri, terör örgütü DEAŞ’ın "Haraç Alma" ve "Cezalandırma" adlı iki farklı grubunda faaliyet yürüten 19 kişiyi tespit etti. Yaklaşık 10 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından, şüpheliler ifade ve teşhis yöntemleriyle deşifre edildi. Her iki gruba liderliği, DEAŞ’ın sözde Türkiye emiri Mahmut Özden’in yaptığı belirlendi. Elde edilen bilgiler üzerine özel harekât polislerinin desteğiyle 25 adrese eş zamanlı şafak baskınları düzenlendi. Operasyonda Özden’in de aralarında bulunduğu 19 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda, 1 ruhsatsız tabanca, 1 pompalı tüfek, 2 sözde DEAŞ bayrağı, 7 yasaklı örgüt kitabı, 18 mermi ve 15 dijital materyal ele geçirildi. Yapılan çalışmada, örgütün "Haraç Alma" grubundaki şüphelilerin "örgüt adına ceza kestik" diyerek iş adamları ve esnaftan para topladıkları, "Cezalandırma" grubunun ise örgütün ideolojisine uymayan kişileri hedef alarak silahlı saldırı, darp ve tehdit eylemleri gerçekleştirdiği tespit edildi. Sözde emirden pes dedirten savunma Emniyette ifadesi alınan sözde emir Mahmut Özden’in, "Ben yaşlandım artık, bıraktım, bunlarla işim yok" dediği öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden aralarında sözde emir Mahmut Özden’inde bulunduğu 6’sı tutuklandı. 13 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
ATÜ su ayak izi belgesi aldı
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:39 ATÜ su ayak izi belgesi aldı Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ), çevresel sürdürülebilirlik ve doğal kaynak yönetimi konusundaki kararlılığını bir kez daha uluslararası düzeyde belgeleyerek, "su ayak izi belgeli üniversite" oldu. Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörümüz Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen’in yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Üniversitemizin 2024 yılına ait "Su Ayak İzi Envanter Raporu", bağımsız denetim kuruluşu QSI Belgelendirme, Muayene ve Test Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından yapılan incelemeler sonucunda ISO 14046:2014 standardına uygun bulunarak doğrulandı. Yapılan denetim, 1 Ocak - 31 Aralık 2024 dönemini kapsadı ve "makul güven seviyesi" ile tamamlandı. Rapor sonucuna göre, üniversitemizin toplam yüzey suyu kullanımı 46.659 m, kirlilik seyreltme gereksinimi ise 41.993 m olarak hesaplandı. Bu verilere göre kişi başına düşen yıllık su ayak izi 7,05 m olarak belirlendi. Bu doğrulama, ATÜ’nün sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda su kaynaklarının etkin yönetimine, çevresel etkilerin azaltılmasına ve yeşil kampüs politikalarının güçlendirilmesine yönelik çalışmalarının somut bir göstergesi oldu. Üniversitemiz, enerji verimliliği, atık yönetimi ve sera gazı emisyonu azaltımı gibi alanlarda sürdürdüğü çevresel sorumluluk projelerine ek olarak, su yönetimi alanındaki bu başarısıyla da çevre dostu üniversiteler arasında yerini aldı.
Meme estetiğinde "kişisel harita" dönemi
23 Ekim 2025 Perşembe - 11:21 Meme estetiğinde "kişisel harita" dönemi Estetik cerrahinin gün geçtikçe standart güzellik kalıplarının dışına çıktığına dikkat çeken Plastik Cerrah Uzmanı Dr. İlke Karagöz "Her kadının kendi beden yapısı, cilt kalitesi ve beklentisine göre kişiselleştirilmiş uygulamalar yapabiliyoruz. Biz de ameliyat planlamasını oransal ve kişisel bir harita üzerinden yapıyoruz" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Plastik Cerrah Uzmanı Dr. İlke Karagöz kadınların estetik cerrahiye başvurma nedenlerinin başında gelen meme estetiğinin, artık doğallığı koruyan, dokuya saygılı ve kişiye özel planlanan modern tekniklerle uygulandığını söyledi. Günümüzde kadınların, vücutlarıyla uyumlu, zarif ve doğal bir görünüm hedeflediğine dikkat çeken Dr. Karagöz meme estetiğinin yalnızca fiziksel bir değişim değil, aynı zamanda özgüveni ve yaşam kalitesini artıran bir dönüşüm süreci olduğunu ifade etti. Her kadının ihtiyacına göre farklı operasyon türlerinin uygulandığını belirten Dr. Karagöz "Meme büyütme ameliyatlarında memeye hacim kazandırarak vücut oranlarını dengelemeyi amaçlıyoruz. Meme dikleştirme, doğum veya kilo değişikliklerine bağlı sarkmaları toparlamaya yardımcı oluyor. Küçültme ameliyatları ise hem estetik hem de fiziksel rahatlama sağlıyor. Ayrıca meme kanseri sonrası memesi alınan kadınlarda, meme rekonstrüksiyonu ile memenin yeniden şekillendirilmesi hastalar için çok kıymetli bir süreci temsil ediyor" diye bilgi verdi. "Amaç doğal anatomiyi mümkün olduğunca korumak" En çok talep gören meme estetiklerinden biri olan meme büyütme operasyonları ile ilgili yeni ve modem yöntemlerin giderek daha popüler olduğuna değinen Dr. Karagöz "Son yıllarda meme estetiğinde öne çıkan en önemli gelişmelerden biri, meme koruyucu yaklaşımlar oldu. Bu modern tekniklerde amaç, meme dokusuna minimum travma ile müdahale ederek doğal anatomiyi mümkün olduğunca korumak" diye konuştu. Karargöz ayrıca, özellikle meme büyütmede sunulan yeni yöntemlerin, meme dokusunun damar yapısını ve kanlanmasını koruyarak ameliyat sonrası iyileşmeyi hızlandırdığını ve böylece hem daha az ödem ve ağrı görüldüğünü hem de hastaların çok kısa sürede günlük hayatlarına dönebildiğini anlattı. Bu güncel yaklaşımlarla, protezin dokuya adaptasyonunun da çok daha doğal olduğunu vurgulayan Dr. Karagöz "Dokunun orijinal yapısına saygı duyulduğu için estetik sonuçlar uzun vadede daha kalıcı, dokusal his ise daha yumuşak ve doğal hale geliyor. Bu tür yaklaşımlar bize, hem cerrah olarak daha kontrollü bir çalışma alanı sağlıyor hem de hastalar açısından konforlu, güvenli ve doğal bir iyileşme süreci sunuyor. Her hasta için bu teknik uygun olmasa da, doğru vakalarda son derece tatmin edici sonuçlar elde ediyoruz" diye konuştu. Modem yöntemlerin en önemli avantajlarından birinin, hastaların sosyal yaşamlarına dönüş süresini kısaltması olduğunun altını çizen Dr. Karagöz klasik yöntemlere kıyasla ameliyat sonrası ağrı, morarma ve gerginlik hissinin daha az görüldüğünü dile getirdi. Pek çok hastanın birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebildiğini söyleyen Dr. Karagöz iyileşme sürecinin hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha konforlu geçmesinin, hastalar için çok büyük bir fark oluşturduğunu belirtti. Estetik cerrahinin artık "tek kalıp güzellik" anlayışını geride bıraktığına işaret eden Dr. Karagöz, "Her kadının kendi yapısına göre değerlendirilmesi gerekiyor. Her kadının vücut yapısı, cilt kalitesi ve beklentisi farklı. Bu nedenle ameliyat planlamasını oransal ve kişisel bir harita üzerinden yapmayı tercih ediyorum. Amaç, kişinin kendi doğallığıyla uyumlu, zarif ve dengeli bir sonuç elde etmek" diye konuştu.
Beta Enerji, EIF Energy Expo 2025’te ‘Uçtan Uca Enerji Teknolojiler’ ile dikkat çekti
23 Ekim 2025 Perşembe - 10:14 Beta Enerji, EIF Energy Expo 2025’te ‘Uçtan Uca Enerji Teknolojiler’ ile dikkat çekti Türkiye’nin önde gelen enerji ekipmanları üreticilerinden Beta Enerji, bu yıl 19’uncusu düzenlenen EIF Energy Expo’da (Enerji Kongresi ve Fuarı) kapsamlı ürün gamı ve yenilikçi dijital uygulamalarıyla yer aldı. Enerji sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından biri olan 19. EIF Enerji Kongresi ve Fuarı İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. 30 binden fazla yerli ve yabancı ziyaretçinin ağırlandığı fuarda 30 farklı oturum, 150’yi aşkın yerli ve yabancı uzman konuşmacı yer aldı. Elektrifikasyon sektöründeki uçtan uca üretim anlayışını fuar ziyaretçileriyle paylaşan Beta Enerji yağlı tip ve kuru tip transformatörleri, orta-yüksek gerilim anahtarlama ürünleri ile standında yoğun ilgi gördü. Teknoloji, müzik ve yapay zekayı bir araya getiren fuar deneyimi Elektrifikasyon sektöründe ihtisaslaşmış yapısıyla öne çıkan ve Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, bu yıl EIF’te yalnızca ürünleriyle değil, yenilikçi fuar deneyimiyle de öne çıktı. Beta Enerji’nin fuar girişinde kurduğu 360 derece video alanı, ziyaretçilerin fuardaki en enerjik anlarını kaydetmelerine imkan tanıdı. Ayrıca şirketin yapay zeka tabanlı dijital asistan robotu "BetaBot", ziyaretçilerin sorularını yanıtlayarak interaktif bir deneyim sundu. Sanatı teknolojiyle buluşturmak isteyen Beta Enerji, Beta Enerji Filarmoni Orkestrası (BEFO) üyelerinden oluşan bir ekiple fuar alanında mini performanslar gerçekleştirdi. Maskot karakteriyle ziyaretçilerle eğlenceli anlar yaşatan Beta Enerji, katılımcılara keyifli bir fuar deneyimi sundu. Fuar boyunca gerçekleştirilen B2B görüşmeler, yeni iş birliklerine zemin hazırlarken, Beta Enerji ürünlerine olan uluslararası ilgiyi de artırdı. Yeni kampüs, yeni dönem: ‘Avrupa’nın en büyük Enerji ve Teknoloji Tesisi’ EIF 2025 kapsamında düzenlenen "Enerjide Milli Teknoloji - Neler Yapılmalı?" başlıklı panelde konuşan Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, küresel enerji dönüşümünün getirdiği fırsat ve sorumluluklara dikkat çekerek, "Elektrifikasyon sektörünün bir paydaşı olarak artan nüfus, elektrikli araç kullanımı, veri merkezleri ve yapay zeka uygulamalarıyla birlikte enerji talebi dünya genelinde hızla artıyor. Bu talebi karşılamak için yeni yatırımlara yöneldik ve Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nü hayata geçirdik. Bu tesis, yalnızca üretim kapasitemizi değil, ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sağlayacak teknolojik gücümüzü de temsil ediyor. Nisan 2025’te faaliyete geçen kampüsümüz, 2026 sonunda tam kapasiteyle üretime geçecek. Toplam 120 bin metrekare alana yayılan ve 130 milyon dolar yatırım ile hayata geçirilen bu tesis, Avrupa’nın tek çatı altında en büyük entegre enerji ve teknoloji üretim kampüslerinden biri olacak" dedi. "Enerjide milli teknoloji, artık bir tercih değil zorunluluktur" Dağsuyu, konuşmasında ayrıca sürdürülebilir dönüşüm ve dijitalleşmenin ancak güçlü bir enerji altyapısı ve yerli teknolojiyle mümkün olacağını vurgulayarak, "Enerji ekipmanları, sürdürülebilir ve dijital dönüşümün görünmeyen omurgasıdır. Verimlilik ve yenilik ancak bu altyapı doğru konumlandığında gerçekleşebilir. Bu nedenle enerjide ve teknolojide yerli üretim bir tercih değil, zorunluluktur. Enerji sektöründeki en kritik unsur nitelikli insan kaynağıdır. Yeni kampüsümüzü planlarken yalnızca üretimi ve teknolojiyi değil, insanı da merkeze aldık. 20 bin metrekarelik sosyal alan içerisinde; konaklama tesislerinden spor alanlarına, sinema salonlarından kütüphane ve kreşe kadar birçok yaşam alanı tasarladık. Çünkü tesis, makine ve teknoloji kadar, o teknolojiyi geliştiren insan da bu dönüşümün temelidir"" ifadelerini kullandı.