Yerel Haberler
Adana
Efes’in 7 katı büyüklüğündeki Anavarza ile Kozan turizm sezonuna hazırlanıyor 23 Şubat 2026 Pazartesi - 11:16:08 ADANA (İHA) – Adana’nın narenciye, bal ve kuru meyve üretiminde öncü ilçesi Kozan, Efes Antik Kenti’nin yedi katı büyüklüğünde olduğu belirtilen tarihi Anavarza Antik Kenti, turizmde hak ettiği payı almak için hazırlıklara başladı. Nisan ayında portakal çiçeği kokuları eşliğinde ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanan ilçe için turizm paydaşları bir araya geldi. Kozan Belediyesi, ilçenin turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla Adana Turist Rehberleri Odası yönetimi ile yerli ve yabancı turistlere rehberlik yapan profesyonelleri ilçede ağırladı. Gün boyu tarihi ve turistik alanları gezen heyet, iftarın ardından Tarihi Arıkan Konağı’nda bir araya geldi. Her yıl yaklaşık 700 bin turistin katıldığı Portakal Çiçeği Karnavalı’nın bir ayağının Kozan’da gerçekleştirilmesi için girişimlerin tamamlandığı belirtilirken, karnavalın ikinci haftasında ilçeye yerli ve yabancı turist kafilelerinin gelmesi için hazırlıkların sürdüğü ifade edildi. "Kozan’ı sadece üretimle anlatmak eksik kalır" Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, ilçenin yalnızca tarımla değil; tarih, doğa ve ekoturizm potansiyeliyle de ön plana çıkması gerektiğini söyledi. Atlı, "Kozan’ı gittiğimiz her yerde anlatıyoruz. Biz üretken bir ilçeyiz ancak Kozan’ı sadece üretim ve tarımla ilişkilendirmek, ilçenin yalnızca bir yönünü anlatmak olur. Kozan aynı zamanda tarih, turizm, ekoturizm ve doğal güzellikler demektir" dedi. İlçenin çok katmanlı tarihine dikkat çeken Atlı, "Kalesi Asurlulardan, köprüsü Romalılardan, camisi Memlüklerden kalan ve sadece 500 metrelik bir alanda bu kadar zengin tarihi mirasa sahip bir yerden söz ediyoruz. Anavarza’yı ise henüz anlatmaya bile başlamadık. Amacımız, Kozan’ın tarihini, doğal güzelliklerini ve gastronomisini ekonomik değere dönüştürerek hane halkının gelirine katkı sağlamak ve güçlü bir turizm destinasyonu oluşturmaktır" ifadelerini kullandı. Rehberlerden destek: "Kozan hak ettiği yere ulaşacak" Adana Bölgesel Rehberler Odası Başkanı Salih Soner İnce, bölgenin tarihi ve gastronomi zenginliğinden etkilendiklerini belirterek şunları söyledi: "Sayın Başkanımızın daveti üzerine geniş bir ekiple bölgeyi ziyaret ettik. Tarihi ve turistik yerleri yerinde görme fırsatı bulduk. Gastronomisinin ne kadar güçlü olduğunu deneyimledik. Kozan’ın hak ettiği konuma ulaşması için elimizden gelen desteği vereceğiz. Portakal çiçeği kokusunu hissedeceğimiz şehir Kozan’a büyük bir ekiple geleceğiz. Karnaval yetkilileriyle görüştük, gerekli onaylar alındı. Bir sonraki hafta Kozan’dayız" dedi. Hedef: Eko turizm, tarih ve doğa ile yeni destinasyon Toplantıda, Adana merkezde düzenlenen etkinliklerin Kozan ayağıyla zenginleştirilmesi planlandı. Ziyaretçilerin narenciye bahçelerinde ağırlanması ve tarihi Kozan Çarşısı’nda portakal çiçekleri eşliğinde başlayacak turizm hareketliliğiyle ilçenin yerli ve yabancı turistlerin yeni gözdesi olması bekleniyor.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:49 Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: "Su geleceğimizdir, acil önlem şart" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri olan Çukurova’da iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha ağır hissedildiğini belirterek, su yönetimi ve modern sulama sistemlerine geçiş konusunda acil ve somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. Çukurova’nın iklim şartları uygun olduğunda yılın 365 günü tarım yapılabilen nadir bölgelerden biri olduğunu ifade eden Doğan, son yıllarda aşırı sıcaklar, kuraklık, don olayları ve ani yağışların üretimi ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek, "Biz çiftçiler adeta üstü açık bir fabrikada üretim yapıyoruz. Kuraklıkta su sıkıntısı yaşıyor, soğuklarda don, yoğun yağışlarda ise sel riskiyle karşılaşıyoruz" dedi. Küresel ısınmanın etkileriyle birlikte tatlı su kaynaklarının hızla azaldığını hatırlatan Doğan, mevcut rezervlerin yaklaşık yüzde 77’sinin tarımda kullanıldığını, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını ve 2030 yılına kadar ciddi bir kuraklık tehlikesinin kapıda olduğunu söyledi. Devlet Su İşleri’nin uzun vadeli çözümler konusunda daha kapsamlı adımlar atmasının önemli olduğunu ifade eden Doğan şöyle devam etti: "İl Kuraklık Komisyonu Üyesi olarak toplantılarda bu konuları düzenli olarak gündeme getiriyorum.’’ 2025 yılı başında gerçekleştirilen toplantıda Çatalan Barajı’ndaki toplam suyun üçte ikisinin, Adana’ya sağlanan içme suyu pompaj seviyesinin altında kaldığı için kullanılamadığı, 127 rakım seviyesindeki barajda yalnızca 115 rakım üzerindeki suyu kullanabildiği söylenmiştir. Barajın 10 metre yükseltileceği ve su kapasitesinin iki katına çıkarılacağı bilgisi verilmiş, projenin 2026’da hazır olacağı belirtilmiştir. Ancak rafa kaldırılan bu projeden vazgeçilirse, sonuçları ağır olur; hem çiftçimize hem de millî ekonomimize büyük zarar verir. " Planlı sulama sistemlerine geçişin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Doğan, "Vahşi sulama yöntemleri tamamen terk edilmelidir. Damlama ve yağmurlama sistemleri yaygınlaştırılmalı, tek yıllık ürünlerde kullanılan damlama hortumlarına hibe desteği sağlanmalıdır. Suyun değeri önümüzdeki yıllarda petrolden bile daha fazla olacaktır. İnsan hareketliliği suyun bulunduğu bölgelere doğru kayacaktır. Sürdürülebilir tarım ancak doğru su politikalarıyla mümkün olacaktır. Yetkilileri zaman kaybetmeden kalıcı çözümler üretmeye davet ediyorum. Bugün atılacak adımlar yarının gıda güvenliğini koruyacaktır" şeklinde konuştu.
Uzmanından uyarı: "Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın"
10 Şubat 2026 Salı - 13:45 Uzmanından uyarı: "Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın" Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, "Sigara içenlerde özellikle sabahları koyu renkli balgamla birlikte öksürük görülebilir. Öksürüğün sigaraya bağlanıp önemsenmemesi, KOAH gibi hastalıkların tanısının gecikmesine yol açabilir. Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın" dedi. Kış mevsiminde oldukça sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının en yaygın belirtilerinden biri öksürük olarak tanımlanıyor. Ancak genellikle grip gibi hastalıklardan kaynaklı olduğu düşünülerek fazla önemsenmeyen öksürüğün, eğer 8 haftadan uzun süre geçmiyor ise göz ardı edilmemesi gerekiyor. Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, inatçı öksürüğün altında yatabilecek nedenlere dikkat çekti. "Alerjik astımda sabaha karşı artan öksürük ve eforla hışıltı görülebilir" Kronik öksürüğün astımın en belirgin özelliklerinden olduğunu belirten Dr. Baysal, "Kronik öksürük, astımın en belirgin belirtilerinden biridir. Hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi eşlik edebilir. Öksürük genellikle kuru, gıcık tarzında ve özellikle geceleri artan bir özellik taşır. Alerjik astımda ise sabaha karşı artan öksürük ve eforla hışıltı görülebilir. KOAH’ta kronik ve ilerleyici nefes darlığı ile seyreden önemli bir hastalıktır. Bu hastalarda öksürük genellikle uzun süreli ve çoğu zaman balgamlıdır. Nefes darlığı ve göğüste tıkanma hissi de öksürüğe eşlik edebilir" ifadelerini kullandı. "Geceleri nöbet şeklinde gelen öksürük reflü belirtisi olabilir" Öksürüklü reflü ve bronşite de dikkat çeken Dr. Baysal, "Reflü, mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla tahriş oluşturarak öksürüğe neden olabilir. Kahve, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden sonra artan, geceleri nöbet şeklinde gelen ve uzun süren öksürük reflü belirtisi olabilir. Göğüs yanması da sık görülür. Bronşit de öksürüğün yaygın nedenleri arasındadır. Kronik bronşit, iki yıldan uzun süren ve yılın en az üç ayında balgamlı öksürükle kendini gösteren bir tablo oluşturabilir" diye konuştu. "İlaç değişikliği doktor kontrolünde olmalı" Kalp yetmezliği ve bazı hipertansiyon ilaçlarına da dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr.Baysal, daha sonra şunları söyledi: "Öksürük bazen kalp yetmezliğinin önemli bir belirtisi olabilir. Özellikle yatınca artan, oturunca ya da ayağa kalkınca hafifleyen öksürük dikkat çekicidir. Bazı hastalarda pembe renkli balgam görülebilir. ACE inhibitörleri olarak bilinen bazı tansiyon ilaçları kuru öksürüğe neden olabilir. Bu öksürük tedavi başladıktan birkaç saat sonra ortaya çıkabileceği gibi, haftalar ya da aylar sonra da görülebilir. Böyle bir durumda doktor kontrolünde ilaç değişikliği yapılabilir." "Sigara, solunum yollarını etkiliyor" Sigara tüketiminin solunum yollarını tahriş ettiğine de vurgu yapan Dr. Baysal, "Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın. Sigara, solunum yollarını tahriş ederek kronik öksürüğe neden olur. Sigara içenlerde özellikle sabahları koyu renkli balgamla birlikte öksürük görülebilir. Öksürüğün sigaraya bağlanıp önemsenmemesi, KOAH gibi hastalıkların tanısının gecikmesine yol açabilir. Sinüslerin iltihaplanması, kronik öksürüğün önemli nedenlerinden biridir. Genellikle geniz akıntısına bağlı olarak gelişir ve kuru öksürük şeklinde görülür. Yapılan çalışmalarda kronik öksürüğü olan her üç hastadan birinde sinüzit tespit edilmektedir" şeklinde konuştu. "Öksürük kuru ve kesik kesik olabilir" Akciğer ve gırtlak kanserine de dikkat çeken Dr. Baysal, "Kimi zaman akciğer tümörleri yerleşim yerine göre öksürük yapabilir. Özellikle yoğun sigara içen kişilerde yeni başlayan öksürük, öksürüğün karakterinde değişiklik veya kanlı balgam görülmesi akciğer kanserinin habercisi olabilir. Öksürüğe ses kısıklığı eşlik ediyorsa gırtlak kanseri açısından da değerlendirme gerekir. Zatürre başlangıcında öksürük kuru ve kesik kesik olabilir, ilerleyen süreçte balgam ve göğüs ağrısı eşlik edebilir. Tüberkülozda öksürükle birlikte kanlı balgam görülebilir. Ayrıca sarkoidoz, non-astmatik eozinofilik bronşit, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalığı, psikojenik öksürük ve pulmoner emboli gibi hastalıklar da kronik öksürüğe neden olabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
Doğum günü kutlamaya gitti cenazesi geldi, acılı anne mezarı başında ağıt yaktı
10 Şubat 2026 Salı - 13:39 Doğum günü kutlamaya gitti cenazesi geldi, acılı anne mezarı başında ağıt yaktı Adana’da bir genç, arkadaşının doğum gününü kutlamak için gittiği restoranda iddiaya göre kazayla vurularak öldürüldü. Evlat acısı yaşayan ve olayla bağlantısı olanların da cezasını çekmesini isteyen anne oğlunun mezarı başında ağıt yakarak, "Ölmeseydi askere gönderecektim, yazmasını mezar taşına astım" dedi. Olay, 25 Ocak günü Çukurova ilçesine bağlı Karslılar Mahallesi Adnan Menderes bulvarı üzerindeki bir restoranda meydana geldi. İddiaya göre, bir fabrikada işçi olarak çalışan Halil İbrahim Meşe (19), çocukluk arkadaşı S.Ç. (18) ile birlikte Almanya’dan gelen arkadaşı M.S.A.’nın doğum gününü kutlamak için restorana gitti. Gençlerin doğum gününü kutlamak için gittiği restoranın ise M.S.A.’nın babasına ait olduğu öne sürüldü. Gençler bir süre eğlendikten sonra restoranın ofis bölümüne geçti. Burada, S.Ç. tabanca ile oynamaya başladı. Bir süre sonra tabanca kazara ateş aldı. Açılan ateş sonucu Meşe başından vuruldu, kaldırıldığı hastanede 2 gün sonra yaşam mücadelesini kaybetti. Meşe’nin cenazesi Kabasakal mezarlığına defnedildi. Cinayet Büro Amirliği ekipleri ise şüpheli S.Ç.’yi gözaltına aldı. S.Ç.’nin emniyetteki sorgusunda, "Restoranda yemek yiyorduk. Silahla oynarken kazayla patladı" dediği öğrenildi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. "’Anne geliyorum’ dedi, oğluma ulaşamadım" Oğlunun mezarı başında ağıt yakan anne Gül Bilgiç (43), asker kağıdı gelen oğlunun mezar taşına ’asker yazması’ bağladı. Acılı anne Bilgiç, "Askerlik kağıdı gelmişti, askere gidecekti ama bırakmadılar. Arkadaşının babası mekana yemeğe çağırmış ’oğlum gitme’ dedim. ’Bir saatliğine gidip geleceğim’ dedi. Gitti gelmedi. O gün aradım bana video attı. ’anne burası kalabalık çalışıyorum’ dedi. ’Öyle yerlerde işin yok eve gel’ dedim. ’Tamam anne geliyorum’ dedi. Ama oğluma ertesi gün hiç ulaşamadım. Kim ne yaptı bilmiyorum. Arkadaşı kazayla vurmuş diyorlar ben inanmıyorum. O gün orada kim varsa hepsinden şikayetçiyim" dedi. "Doğum günü kutlamaya gitmişti" Anne Bilgiç, "Arkadaşının doğum günü kutlaması için gitmişti ama bana oğlumun cenazesini verdiler. 1,5 gün boyunca haber alamadım oğlumdan. Pazar akşam bize haberi geldi. Başka bir arkadaşına haber gidiyor o da babasına arayıp haber veriyor. Eşimle hastaneye gittik, kendinde değildi oğlum yatıyordu. ’Gözlerini aç Halil bana anlat’ dedim. ’Annem sana ne yaptılar’ dedim, gözünü açamadı" diye konuştu. "Ölmeseydi askere gönderecektim, yazmasını mezar taşına astım" Oğlunun çok efendi bir çocuk olduğunu, herkesin yardıma koştuğu dile getiren anne, "Çok hayali vardı. Askere gidip uzman çavuş olacağım diyordu. Ölmeseydi oğlumu askere gönderecektim. Kağıdı gelmişti bu aralar askere gidecekti. Oğlumun asker duvağı kaldı. ’Anne bunu giderken bana tak’ diyordu. Getirdim mezarına astım. Rabbimden kendime yardım istiyorum. Oğlumun hakkını bırakmasın. Bu mekanın sahibinden ben şikayetçiyim. Oğlumu neden olay yerinde saklıyor. Silah onun üstünde videolar da var. İfadeye neden oğlunu çıkarmıyor. Evden götüren onun oğlu. Bize neden haber vermiyorlar. Ben kaza kurşunu olduğuna inanmıyorum. Başka şeyler de olabilir diye düşünüyorum. Benim oğluma ’bu mekanda çalış oğlumla ikinizin olsun burası’ demişler. Ne yaşandı bilemiyorum bunun aydınlatılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.
ATÜ güneş enerjisinde yeni bir adım daha attı:  GES için ihale süreci başlatıldı
10 Şubat 2026 Salı - 12:40 ATÜ güneş enerjisinde yeni bir adım daha attı: GES için ihale süreci başlatıldı Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ), yenilenebilir enerji yatırımlarını büyütmeye devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) kredisiyle finanse edilen "Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP)" kapsamında, ATÜ için 1.300 kWe kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulmasına yönelik ihale süreci başlatıldı. İhale kapsamında ATÜ kampüsünde kurulacak yeni güneş enerjisi santralleriyle üniversitenin yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. Projenin tamamlanma süresi 210 gün olarak belirlenirken, ihaleye katılmak isteyen firmaların tekliflerini 13 Mart 2026 Perşembe günü saat 15.00’e kadar kapalı zarf usulüyle Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’ne teslim etmeleri gerekiyor. Elektronik ortamda teklif kabul edilmeyecek, teklifler aynı gün saat 15.15’te açılacak. İhale üç ayrı lot halinde gerçekleştirilecek olup firmalar her bir lot için ayrı ayrı teklif verebilecekleri gibi, üç lotun birlikte alınması durumunda toplam bedel üzerinden indirim sunabilecek. Katılımcı firmaların Lot-1 için 1.500.000 TL, Lot-2 için 1.000.000 TL, Lot-3 için ise 750.000 TL tutarında geçici teminat mektubu sunmaları zorunlu olacak. Teminatların 10 Temmuz 2026 tarihine kadar geçerli olması gerekiyor. İhale dokümanları Türkçe olarak hazırlanırken, 1.000 TL bedel karşılığında temin edilebiliyor. İhalenin, 4734 ve 4735 sayılı Kamu İhale Kanunları’na tabi olmaksızın, Dünya Bankası’nın Kasım 2020 tarihli Satın Alma Düzenlemeleri çerçevesinde yürütüleceği belirtildi. ATÜ, halihazırda kampüs çatılarında kurulu bulunan güneş enerjisi santralleriyle kendi elektriğinin önemli bir bölümünü üretirken, aylık yaklaşık 2 milyon lira, yıllık ise 24 milyon liraya varan tasarruf sağlıyor. Yeni kurulacak 1,3 MW’lık GES ile birlikte ATÜ’nün enerji üretim kapasitesinin daha da artması, üniversitenin kendi tüketimini karşılayan ve enerji fazlası üretebilen bir kampüs yapısına kavuşması hedefleniyor. Rektör Prof. Dr. Adnan Sözen, üniversitenin sürdürülebilirlik vizyonuna dikkat çekerek, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel sorumluluk hem de kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Adana’da sevgililerin gülleri dalında kurudu
10 Şubat 2026 Salı - 09:38 Adana’da sevgililerin gülleri dalında kurudu Adana’da geçtiğimiz ay etkili olan zirai don, 14 Şubat Sevgililer Günü öncesi gülleri dalında kurutunca fiyatlar yüzde 50 arttı. Adana’da geçtiğimiz Ocak ayında etkili olan zirai don, seralarında ısıtma sistemi bulunmayan gül üreticilerini olumsuz etkiledi. Don olayının ardından çok sayıda gül serasında ürünler dalında kururken, üretimde yaşanan düşüş, Sevgililer Günü öncesinde talebin artmasıyla birleşince, fiyatlarda yaklaşık yüzde 50 oranında artış yaşandı. "Şu anda 1 tane dahi gül alamayacağız" İHA muhabirine bilgi veren gül üreticisi Ogün Sever Okur, "Seramız don afetinden dolayı çok etkilendi. Don afeti nedeniyle güller dalında kurudu. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan sel sonucu da güllerde hastalık oluştu. Serasında ısıtma olmayan bütün üreticilerin gülleri kurudu. 14 Şubat için hazırlanırken, maalesef emekler boşa gitti. Ortalama 10 bin gül alacaktık dönüme ancak şu anda 1 tane dahi gül alamayacağız"dedi. "Güllerin fiyatları yükselecek" Gül fiyatlarının serada 50 TL olmasını beklediklerini ancak şu anda fiyatların en az yüzde 50 zamlanacağını vurgulayan Okur, "Bu zirai don, gül fiyatlarını ciddi anlamda etkileyebilir. Fiyatların tavan yapmasını bekliyoruz. Fiyatların tanesinin 50 TL olmasını bekliyorduk ama şu anda gül olmadığı için olan güllerin fiyatları daha da yükselecek" diye konuştu. "Fiyatlar şu anda yüzde 50 arttı" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ise, "Adana’da geçtiğimiz Ocak ayında kuvvetli bir zirai don oluştu. Gül serasının içerisinde ısıtma olmayan üreticilerimizin gülleri soğuktan etkilendi. Gül fiyatları 14 Şubat Sevgililer Günü’nde zirveyi görür ve üreticiler bu üründen para kazanırdı. Sevgililer Günü yaklaşırken bazı üreticimiz para kazanamayacak. Fiyatlar şu anda yüzde 50 arttı ve fiyatların 14 Şubat’ta daha da yükselmesi bekleniyor" şeklinde konuştu. İklim değişikliğinin her geçen gün kendisini gösterdiğini anlatan Doğan, sera üreticilerinin artık ısıtma sistemi olmadan üretim yapmasının neredeyse imkansız olduğunu da sözlerine ekledi.
Adana şalgamı Avrupa yolunda
10 Şubat 2026 Salı - 09:25 Adana şalgamı Avrupa yolunda Türkiye’nin önemli gastronomi merkezlerinden Adana’da, Avrupa Birliği (AB) tescil süreciyle birlikte şalgam suyu ihracatının artması bekleniyor. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2020 yılında coğrafi işaret tescili alan Adana şalgamının, Avrupa Birliği nezdinde de tescillenmesi için Adana Ticaret Odası tarafından çalışma yürütüldü. Bu kapsamda 19 Nisan 2023’te yapılan başvuru, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda 21 Kasım 2025 tarihinde uygun bulundu. Şehirdeki şalgam üreticileri, Avrupa Birliği tescil başvurusu kabul edilen ürünle ilgili askı sürecinin olumlu sonuçlanmasını ise heyecanla beklemeye başladı. İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamada bulunan Büyük Usta & Serfressh Şalgam Kurumsal Satış Müdürü Özgür Pehlivan, Adana şalgamının 2020 yılında coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlatarak, "Bu tescil, Adana şalgamının geleneksel üretim yöntemlerine uygun şekilde yapıldığının göstergesidir. Şimdi ise Adana Ticaret Odası öncülüğünde Avrupa Birliği tescili için önemli bir aşamaya gelinmiştir" dedi. "Bizler için büyük bir gurur" Avrupa Birliği tescilinin, ürünün uluslararası alanda korunması anlamına geldiğini vurgulayan Pehlivan, "Bu tescil, Adana’nın tanıtımına büyük katkı sağlayacak ve şalgamın yurt dışındaki marketlerde daha kolay konumlandırılmasına imkan tanıyacaktır. Yerel ürünlerin dünyaya açılması bizler için büyük bir gurur" ifadelerini kullandı. "Kış ayları satışlar artıyor" Kış aylarında bağışıklık sistemini destekleyici ürünlere ilginin arttığına da değinen Pehlivan, "Şalgam satışları özellikle kış aylarında artış gösteriyor. Katkısız ve doğal şalgama olan talep her geçen gün yükseliyor. Türkiye’de içecek kategorisinde talebi giderek artan şalgamın, dünya genelinde de sevilerek tüketilen bir içecek olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Herkesi Adana’nın bu tescilli lezzetini tüketmeye davet ediyoruz" diye konuştu.
Kaliteli hayat için obeziteye dikkat
10 Şubat 2026 Salı - 09:08 Kaliteli hayat için obeziteye dikkat Kaliteli yaşamın önemine değinen Prof. Dr. Orhan Şen, "Ömür uzuyor ancak obeziteyle birlikte hareket kabiliyeti azalıyor, diz, kalça ve omurga problemleri başlıyor. Herkese ’harekette bereket vardır’ cümlesini öğretmeliyiz. Kaslar çalıştıkça damarlara pompa görevi yapar, bu sayede beyne giden kan miktarı artar ve unutkanlık azalır" dedi. Yaşam süresinin uzamasında sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması, hastalıkların daha erken teşhis edilebilmesi ve bireylerin daha sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmesinin önemli rol oynadığını belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, asıl hedefin sadece uzun yaşamak değil, kaliteli bir hayat sürmek olması gerektiğini vurguladı. Yaklaşık 30 yıl önce ortalama ölüm yaşının 55-60 arasında olduğuna değinen Prof. Dr. Şen, günümüzde bu sürenin oldukça uzadığını ifade ederek, "Ömür uzadı ancak kalite aynı oranda artmadı. Asıl olan sadece ömrü uzatmak değil, sağlıklı ve kaliteli yaşlanmaktır" ifadelerini kullandı. "Obezite en büyük düşman" Obezitenin modern çağın en büyük sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Şen, "Ömür uzuyor ancak obeziteyle birlikte hareket kabiliyeti azalıyor. Hareket kabiliyeti azaldığında diz, kalça ve omurga problemleri başlıyor. Bu durum, uzun yaşanan dönemi kalitesiz hale getiriyor" diye konuştu. Çocuk yaşlardan itibaren hareketli hayatın teşvik edilmesi gerektiğine değinen Şen, "Herkese ’harekette bereket vardır’ cümlesini öğretmeliyiz. Kaslar çalıştıkça damarlara pompa görevi yapar. Bu sayede beyne giden kan miktarı artar ve unutkanlık azalır. Şu anda 55 yaşından itibaren ciddi unutkanlıklar görülüyor. Ömür uzuyor ama kalitesiz bir yaşam ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı. Unutkanlığa karşı spor ve dengeli beslenme Unutkanlığı önlemenin en etkili yolunun spor yapmak olduğunu vurgulayan Şen, tek tip beslenmeden uzak durulması gerektiğini söyledi. Akşam saat 19.00’dan sonra mümkün olduğunca bir şey yenmemesine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Şen, "Yaklaşık 14 saatlik açlık süresi, uykuyla birlikte metabolizma ve beyin sağlığı açısından çok faydalıdır. Aralıklarla insülin direnci ve yüksek tansiyon ölçümleri yaptırmak, kişinin kendini kaliteli yaşlanma adına ödüllendirmesi demektir. 75 yaşlarını çok rahat gören, hatta 85 yaşına kadar aktif kalan bireyler var. Unutkanlığı az, hareket kabiliyeti yüksek, hâlâ sahnelere çıkıp şarkı söyleyen kişiler, beslenmeye, harekete, kitap okumaya, seyahat etmeye ve yeni insanlar tanımaya önem verenlerdir" şeklinde konuştu. Kırklı yaşlardan itibaren yeterli gıda alınamadığında ya da emilim bozukluklarında takviye gıdaların kullanılabileceğinin altını çizen Şen, "Ancak bu ürünler mutlaka güvenilir yerlerden alınmalı. Takviye gıdalarını düzenli ve bilinçli kullanan bireyler, daha kaliteli bir yaşlılık dönemi geçiriyor" diyerek sözlerini tamamladı.