Yerel Haberler
Adana
13 Mart 2026 Cuma - 22:12 Kızılay’ın geleneksel Taşköprü iftarında binlerce kişi aynı sofrada buluştu Türk Kızılay tarafından Adana’da geleneksel hale getirilen Taşköprü iftarı düzenlendi. 3 bin vatandaş aynı sofrada buluşarak Ramazan ayının bereketini paylaştı. Dünyanın halen kullanılmakta olan en eski köprüsü olan Taşköprü’de Türk Kızılay tarafından iftar programı düzenlendi. Taşköprü üzerinde kurulan iftar sofralarında vatandaşlar bir araya geldi. Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, kent protokolü, şef Mehmet Yalçınkaya ve vatandaşların katılım sağladığı programda ezanın okunmasıyla birlikte binlerce kişi aynı anda orucunu açtı. "Adana’ya aşevi açmamızın mutluluğunu yaşıyoruz" Programda konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "Seyhan Nehri’nin serinliği, Çukurova’nın bereketi ve Adana insanının sıcakkanlılığı ile yoğurulmuş bu güzide şehirde sizinle aynı sofrada buluşmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Ramazan geleneklerini çok seviyoruz. Türk Kızılayı tarafından yurt içinde ve yurt dışında binlerce sofra kuruldu. Bugün Adana’da aşevi açılışı gerçekleştirdik. 81 ilde 81 aşevi projemizde Adana’ya aşevi açmamızın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Adana Valisi Mustafa Yavuz ise Adana’nın tanıtımına katkı sağlayacak ürünleri hep birlikte hem ulusalda hem uluslararası arenada tanıtacaklarını ifade etti. Taşköprü üzerinde kurulan uzun sofra, renkli görüntülere sahne oldu. Tarihi Taşköprü’yü dolduran vatandaşlar iftarlarını yaparak dağıldı.
13 Mart 2026 Cuma - 21:56 Kızılay’ın geleneksel Taşköprü iftarında binlerce kişi aynı sofrada buluştu Türk Kızılay tarafından Adana’da geleneksel hale getirilen Taşköprü iftarı düzenlendi. 3 bin vatandaş aynı sofrada buluşarak Ramazan ayının bereketini paylaştı. Dünyanın halen kullanılmakta olan en eski köprüsü olan Taşköprü’de Türk Kızılay tarafından iftar programı düzenlendi. Taşköprü üzerinde kurulan iftar sofralarında vatandaşlar bir araya geldi. Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, kent protokolü, şef Mehmet Yalçınkaya ve vatandaşların katılım sağladığı programda ezanın okunmasıyla birlikte binlerce kişi aynı anda orucunu açtı. "Adana’ya aşevi açmamızın mutluluğunu yaşıyoruz" Programda konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "Seyhan Nehri’nin serinliği, Çukurova’nın bereketi ve Adana insanının sıcakkanlılığı ile yoğurulmuş bu güzide şehirde sizinle aynı sofrada buluşmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Ramazan geleneklerini çok seviyoruz. Türk Kızılayı tarafından yurt içinde ve yurt dışında binlerce sofra kuruldu. Bugün Adana’da aşevi açılışı gerçekleştirdik. 81 ilde 81 aşevi projemizde Adana’ya aşevi açmamızın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Adana Valisi Mustafa Yavuz ise Adana’nın tanıtımına katkı sağlayacak ürünleri hep birlikte hem ulusalda hem uluslararası arenada tanıtacaklarını ifade etti. Taşköprü üzerinde kurulan uzun sofra, renkli görüntülere sahne oldu. Tarihi Taşköprü’yü dolduran vatandaşlar iftarlarını yaparak dağıldı.
13 Mart 2026 Cuma - 16:37 Türk Kızılay, Adana’da aşevini hizmete açtı Türk Kızılay, "81 İlde 81 Aşevi" hedefi doğrultusunda Adana’da Fatma-Arif Zaloğlu Aşevi’ni hizmete açtı. "Bu Ramazan’da da Bir Başına Olanların Yanı Başındayız" sloganıyla Ramazan bereketini milyonların sofrasına taşıyan Türk Kızılay, yeni aşevleriyle iyiliği daha fazla haneye ulaştırmaya devam ediyor. Tek başına yaşayanlar, yaşlılar ve engelliler başta olmak üzere Ramazan ayında her gün 61 bin kişilik iftarlık sıcak yemek dağıtan Kızılay, "81 İlde 81 Aşevi" programı kapsamında Adana’da yeni aşevini açtı. "Günlük 3 çeşit yemekle 3 bin kişilik kapasiteyle hizmet verecek" Merkez Yüreğir ilçesinde açılan aşevinin açılışında konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, "Türk Kızılay olarak ihtiyaç sahiplerinin ve bir başına yaşayan büyüklerimizin her gün kapısını çalıp sıcak yemek götürebiliyor, o bir başınalık duygusunu hafifletebiliyorsak bu aşevlerimiz sayesinde mümkün oluyor. Adana’da açılışını gerçekleştirdiğimiz Fatma-Arif Zaloğlu Aşevimiz, olağan dönemde günlük 3 çeşit yemekle 3 bin kişilik kapasiteyle hizmet verecek. Bunun yanında aşevimiz, afet ve acil durumlarda bölge için önemli bir beslenme üssü olarak görev üstlenecek tek seferde 11 bin kişilik yemek üretme kapasitesiyle ihtiyaç anlarında çok güçlü bir destek sağlayacak" ifadelerini kullandı. "İyilikte yarışmalıyız" Adana Valisi Mustafa Yavuz ise, "Kızılay bizim yanı başımızda olan çalışma arkadaşımız. Ben bu şehirde seli, pandemiyi ve 6 Şubat depremlerini yaşadım. Kısa bir ayrılıktan sonra tekrar bu şehre geri döndüm. Yanı başımızda kimler vardı derseniz; yanı başımızda evet elbette ki AFAD’ımız vardı, kolluk kuvvetlerimiz vardı, diğer kurumlarımız vardı ama yanı başımızda hep Kızılay da vardı. O şehirde aş ve iş varsa o şehirde huzur vardır. Evet, Adana’mızda aş varsa, iş varsa o Adana’mızda huzur daha iyi tahkim edilecektir. İşte burası az önce genel başkanımız bahsetti; günlük 3 bin, olağanüstü hallerde 11 bine hatta 30 bine kadar kapasitesini artırarak vatandaşımızın zor zamanında yardımcı olarak ona açıkçası dokunacak bir tesisi birazdan açacağız. İyilik diyoruz. Evet, iyilikte yarışmalıyız" diye konuştu. Konuşmaların ardında aşevinin açılış kurdelesi kesildi. Bugün, aşevinde hazırlanan yemeği de ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya yaptı ve 3 bin kişilik yemek, iftarda tarihi Taşköprü’de vatandaşlara dağıtılacak.
Saimbeyli’de ’Kızılay Butik’ açıldı
18 Eylül 2025 Perşembe - 15:18 Saimbeyli’de ’Kızılay Butik’ açıldı Adana’nın Saimbeyli ilçesinde Kızılay Butik açıldı. Türk Kızılay’ı ile Saimbeyli Belediyesi iş birliğiyle yurt genelindeki 218’inci ’Kızılay Butik’ ilçede açıldı. İlçe merkezinde hizmet verecek olan butik ile bölgedeki dar gelirli vatandaşlara giyim desteği sağlanacağı ifade edildi. Aylık yaklaşık 500 kişinin faydalanması hedeflenen merkezde, 8 personel ve 5 gönüllü görev alarak vatandaşlara hizmet edeceği bildirildi. Saimbeyli Belediyesi desteği ile uygulamaya geçen butik açılışına Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı, İlçe Kaymakamı Emre Aydın ve Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, kamu kurum amirleri katıldı. Genel Sekreter Ramazan Saygılı Kızılay’ın hem yurtta hem de dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine destek olduğuna dikkat çekti. Saygılı" Saimbeyli’de açtığımız bu butik, ihtiyaç sahiplerine umut olacak. Bugün Türkiye genelinde 218’inci butiğimizi açıyoruz. Kızılay, milletimizin desteğiyle dünyanın her tarafında iyilik yaymaya devam ediyor" dedi. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal ise Kızılay Butik’in ilçede sosyal dayanışma ruhunu güçlendireceğini söyledi. Dal,"Bu butik yalnızca maddi destek sağlamayacak, aynı zamanda vatandaşlarımızın yüreğine umut, yüzüne tebessüm taşıyacak. Belediyemiz olarak Kızılay’ın tüm çalışmalarına destek vermeyi sürdüreceğiz" diye konuştu.
Çocuklarda en sık görülen 5 hastalık
18 Eylül 2025 Perşembe - 13:20 Çocuklarda en sık görülen 5 hastalık Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, okul çağındaki çocuklarda en yaygın sağlık sorununun üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu söyleyerek, "Soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit ve grip bu grupta yer alır. Kalabalık sınıflar, yetersiz havalandırma ve çocukların yakın temas halinde olması bulaşmayı kolaylaştıran etkenlerdir" dedi. Yaz tatilinin bitip okulların açılmasıyla birlikte çocuklar sınıflarda ve sosyal ortamlarda daha fazla vakit geçiriyor. Bu durum, özellikle bağışıklık sistemi gelişim aşamasında olan çocuklarda bazı hastalıkların görülme riskini artırıyor. Bu dönemde ebeveynlerin çocuklarının sağlık durumunu yakından takip etmesi, hijyen alışkanlıklarını desteklemesi ve aşı takvimini aksatmamasının büyük önem kazandığını belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, en sık karşılaşılan hastalıkları anlattı. "Üst solunum yolu enfeksiyonları" Uzm. Dr. Özbek, okul döneminde görülen 5 hastalığı ve alınabilecek önlemleri söyle sıraladı: Okul çağındaki çocuklarda en yaygın sağlık sorunu üst solunum yolu enfeksiyonları olarak öne çıkar. Soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit ve grip bu grupta yer alır. Kalabalık sınıflar, yetersiz havalandırma ve çocukların yakın temas halinde olması bulaşmayı kolaylaştıran etkenlerdir. Belirtiler arasında burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve ateş bulunur. Çocuğun düzenli el yıkaması, yeterli sıvı tüketmesi ve sınıfların sık-sık havalandırılması enfeksiyon riskini azaltır. Orta kulak iltihabı Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarda sık görülen bir diğer rahatsızlık da orta kulak iltihabıdır. Genellikle görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Kulak ağrısı, ateş, işitmede azalma ve huzursuzluk belirtiler arasındadır. Tedavi edilmediğinde işitme sorunlarına bile yol açabilir. Ebeveynlerin çocuklarının şikâyetlerini dikkate alması ve gerekirse bir doktora başvurması önemlidir. İshal ve mide-bağırsak enfeksiyonları Okul kantinlerinde ve evden getirilen yiyeceklerin uygun şartlarda saklanmaması ya da hijyen eksikliği durumunda mide-bağırsak enfeksiyonları artış gösterebilir. İshal, karın ağrısı, bulantı ve kusma en fazla görülen belirtiler arasındadır. Çocuğun bol sıvı tüketmesi ve hijyen kurallarına dikkat etmesi oldukça önemlidir. Ellerin yemekten önce ve sonra mutlaka yıkanması ve bu alışkanlığın kazandırılması söz konusu hastalıkların önlenmesinde basit ama etkili bir yöntemdir. Göz enfeksiyonları (Konjonktivit) Gözde kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve çapaklanma ile kendini gösteren konjonktivit, okul dönemlerinde oldukça hızla yayılabilen bir enfeksiyondur. Ortak kullanılan havlu, kalem, silgi ve oyuncak gibi eşyalar yoluyla kolayca çocuklar arasında bulaşır. En önemli korunma yöntemi, kişisel eşyaların paylaşılmamasıdır. Göz enfeksiyonu olan çocukların sınıfta diğer arkadaşlarına bulaştırmaması için bir süreliğine evde dinlenmesi önerilir. Astım ve alerjik hastalıklar Okul döneminde çocuklarda sık karşılaşılan bir diğer sağlık sorunu da astım ve alerjilerdir. Toz, polen, sınıf içi hava kirliliği ya da bazı yiyecekler alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bunun sonucunda ise öksürük, nefes darlığı, hırıltı, ciltte kızarıklık veya kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Astımı olan çocukların ilaçlarını düzenli kullanması, öğretmenlerinin de bu konuda bilgilendirilmesi önemlidir. Ayrıca sınıf ortamının sık havalandırılması ve mümkün olduğunca tozdan uzak tutulması alerji şikayetlerini önemli ölçüde azaltır."
Uzmanı uyardı: "Orman yangınlarına karşı topraktaki nem kapasitesini arttırmalıyız"
18 Eylül 2025 Perşembe - 10:45 Uzmanı uyardı: "Orman yangınlarına karşı topraktaki nem kapasitesini arttırmalıyız" -Ülkemizi kasıp kavuran orman yangınları beraberinde birçok çevre sorununu da neden olurken Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Ortaş, "Eskiden orman yangınları sadece Akdeniz bölgesinde yaşanırken iklim değişikliği etkisiyle artık tüm yurtta yangınlar çıkıyor. Topraktaki nem kapasitesini arttıracak çözümler bulmamız gerekiyor" dedi. Son yıllarda başta Akdeniz bölgesi olmak üzere Türkiye ve dünyanın birçok bölgesinde orman yangınları meydana geldi. Türkiye’de Bolu, Karabük, Bursa, Kastamonu ve birçok ilde meydana gelen yangınlarda binlerce hektar alan kül olurken yangınlar beraberinde birçok çevre sorununu da getirip iklim değişikliğini hızlandırdı. ÇÜ Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Geçmiş yıllarda orman yangınlarının sadece Akdeniz bölgesinde çıktığına değinen Prof. Dr. Ortaş, artık iklim değişikliğiyle beraber yangınların tüm bölgelerde çıktığına işaret ederek, "Bütün orman yangınları eskiden Akdeniz bölgesinde yaşanırken artık Ege ve Marmara bölgelerinde yaşanmaya başladı. Ülkemizde ve dünyada iklim değişimleri etkisini gösteriyor. Ormanlarda İlkbahar’da bir sürü tek yıllık bitkiler görülüyor. Ancak yaz aylarında o bitkiler kurudu ve bir yangın çıktığında o otlar barut gibi ateşi yaydı" ifadelerini kullandı. "Doğa kendisini yeniliyor" Topraktaki nem ile yangınlar arasında doğrudan bir ilişki olduğunu, topraktaki nem kapasitesini arttırmak için çalışma yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ortaş, daha sonra şunları söyledi: "Topraktaki nem ile yangınlar arasında bir ilişki var. Bizim iklim değişikliğine karşı dayanıklılık mekanizmalarını nasıl geliştirebiliriz, nem kapasitesini arttırabiliriz bunları araştırmalıyız. Nem kapasitesini arttıracak yöntemler mutlaka bulmalıyız. Yangından hemen sonra hemen ağaç dikelim diye bir algı var. Doğa kendisini yeniliyor. Bizim doğanın ilkelerini bilmemiz önemlidir. Doğa kendisini yenileyip daha gür bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu cümleden orman yangını çıkartalım, doğa kendisini yeniliyor diye bir algı çıkartmamak lazım. Biz o bölgede milyonlarca yıl boyunca nasıl bir ekoloji geliştiyse onu anlayıp, onu koruyacak mekanizmaları yaşatmamız lazım." "Eğer orman olmazsa iklim değişikliği daha şiddetli olur" Orman yangınlarının yüzde 97’sinin insan kaynaklı çıktığını vurgulayan Ortaş, "Maden alanları açarak, tarım yapacağız diye bazı alanları yakmak olmaz. Bu yangınların yüzde 96-97’si insan kaynaklı yangınlar. Son birkaç yılda Türkiye’de orman kalmadı diyecek noktaya geldik. Herkes şunu bilmeli ki eğer orman olmazsa iklim değişikliği daha şiddetli olur. Ormanlar karbonu tutuyor. Biz bu gerçeği fark edersek ormanın, ağacın ve bitkinin kıymetini daha çok biliriz" diye konuştu.
Uzmanı uyardı: "Orman yangınlarına karşı topraktaki nem kapasitesini arttırmalıyız"
18 Eylül 2025 Perşembe - 10:42 Uzmanı uyardı: "Orman yangınlarına karşı topraktaki nem kapasitesini arttırmalıyız" -Ülkemizi kasıp kavuran orman yangınları beraberinde birçok çevre sorununu da neden olurken Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Ortaş, "Eskiden orman yangınları sadece Akdeniz bölgesinde yaşanırken iklim değişikliği etkisiyle artık tüm yurtta yangınlar çıkıyor. Topraktaki nem kapasitesini arttıracak çözümler bulmamız gerekiyor" dedi. Başta Akdeniz bölgesi olmak üzere Türkiye ve dünyanın birçok bölgesinde orman yangınları meydana geldi. Türkiye’de Bolu, Karabük, Bursa, Kastamonu ve birçok ilde meydana gelen yangınlarda binlerce hektar alan kül olurken yangınlar beraberinde birçok çevre sorununu da getirip iklim değişikliğini hızlandırdı. ÇÜ Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Geçmiş yıllarda orman yangınlarının sadece Akdeniz bölgesinde çıktığına değinen Prof. Dr. Ortaş, artık iklim değişikliğiyle beraber yangınların tüm bölgelerde çıktığına işaret ederek, "Bütün orman yangınları eskiden Akdeniz bölgesinde yaşanırken artık Ege ve Marmara bölgelerinde yaşanmaya başladı. Ülkemizde ve dünyada iklim değişimleri etkisini gösteriyor. Ormanlarda İlkbahar’da bir sürü tek yıllık bitkiler görülüyor. Ancak yaz aylarında o bitkiler kurudu ve bir yangın çıktığında o otlar barut gibi ateşi yaydı" ifadelerini kullandı. "Doğa kendisini yeniliyor" Topraktaki nem ile yangınlar arasında doğrudan bir ilişki olduğunu, topraktaki nem kapasitesini arttırmak için çalışma yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ortaş, daha sonra şunları söyledi: "Topraktaki nem ile yangınlar arasında bir ilişki var. Bizim iklim değişikliğine karşı dayanıklılık mekanizmalarını nasıl geliştirebiliriz, nem kapasitesini arttırabiliriz bunları araştırmalıyız. Nem kapasitesini arttıracak yöntemler mutlaka bulmalıyız. Yangından hemen sonra hemen ağaç dikelim diye bir algı var. Doğa kendisini yeniliyor. Bizim doğanın ilkelerini bilmemiz önemlidir. Doğa kendisini yenileyip daha gür bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu cümleden orman yangını çıkartalım, doğa kendisini yeniliyor diye bir algı çıkartmamak lazım. Biz o bölgede milyonlarca yıl boyunca nasıl bir ekoloji geliştiyse onu anlayıp, onu koruyacak mekanizmaları yaşatmamız lazım." "Eğer orman olmazsa iklim değişikliği daha şiddetli olur" Orman yangınlarının yüzde 97’sinin insan kaynaklı çıktığını vurgulayan Ortaş, "Maden alanları açarak, tarım yapacağız diye bazı alanları yakmak olmaz. Bu yangınların yüzde 96-97’si insan kaynaklı yangınlar. Son birkaç yılda Türkiye’de orman kalmadı diyecek noktaya geldik. Herkes şunu bilmeli ki eğer orman olmazsa iklim değişikliği daha şiddetli olur. Ormanlar karbonu tutuyor. Biz bu gerçeği fark edersek ormanın, ağacın ve bitkinin kıymetini daha çok biliriz" diye konuştu.
29. Uluslararası Karacaoğlan Aşıklar Bayramı’nda aşıklar sazlarıyla kulakların pasını sildi
18 Eylül 2025 Perşembe - 10:42 29. Uluslararası Karacaoğlan Aşıklar Bayramı’nda aşıklar sazlarıyla kulakların pasını sildi Adana’nın Feke ilçesinde aşıklar, saz eşliğinde vatan ve memleket sevgisini işledikleri şiirleriyle izleyenleri mest etti. 29’uncusu düzenlenen Uluslararası Karacaoğlan Aşıklar Bayramı, Feke Devlet Bahçeli Stadyumu’nda gerçekleştirildi. Türk halk müziğinin usta isimlerinin yer aldığı etkinlikte halk ozanı Hilmi Şahballı, Kazakistan’dan gelen Malika, Karacaoğlan Derneği Başkanı Aşık Eyyübi’nin yanı sıra Kars, Erzurum, Manisa, Ardahan, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Kozan’dan gelen aşıklar sazlarıyla kulakların pasını sildi. Aşıkların sazlarıyla seslendirdiği vatan sevgisi ve memleket sevdasını anlatan şiirler geceye renk katarken, Malika’nın "Dombra" yorumu uzun süre alkışlandı. Karacaoğlan Derneği Başkanı Aşık Eyyübi, kaynaklarda Karacaoğlan’ın Feke’nin Gökçe köyünden olduğunun yer aldığını belirterek, "Feke ve çevre ilçeler aşıklar diyarıdır. Bu büyük değeri memleketinde anmak bizim için onurdur" dedi. Karacaoğlan’ı doğduğu topraklarda anmanın gururunu yaşadıklarını ifade eden Feke Belediye Başkanı Cömert Özen ise, "Aynı zamanda Hilmi Şahballı gibi büyük bir halk ozanını ilçemizde ağırlamak bizler için mutluluktur" diye konuştu. Etkinliğe Feke Kaymakamı Feyza Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Çeribaşı, Karacaoğlan belgeseli yapımcısı Okan Arık ve çok sayıda davetli katıldı.
Sunar Yatırım, FSA onayıyla tarımsal geleceğe katkısını pekiştirdi
18 Eylül 2025 Perşembe - 10:37 Sunar Yatırım, FSA onayıyla tarımsal geleceğe katkısını pekiştirdi Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Elita Gıda, Türkiye’de ayçiçeği üretiminde sürdürülebilir tarım modelini ilk kez uygulayan kuruluş olarak SAI platformu tarafından yürütülen FSA denetiminden başarıyla geçti. Tarım, gıda ve biyoendüstri sektöründe Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alan Sunar Yatırım’ın 10 yıldır uyguladığı çiftçi dostu sürdürülebilir tarım modeli, uluslararası ölçekte geçer not aldı. Sunar Yatırım çatısı altında Türkiye’de ayçiçeği üretiminde sürdürülebilir tarım uygulamalarını hayata geçiren ilk şirket olan Elita Gıda, SAI (Sustainable Agriculture Initiative / Sürdürülebilir Tarım Girişimi) platformu tarafından yürütülen FSA (Farm Sustainability Assessment) denetimini başarıyla tamamladı. Şirket, 2025 sezonunda, 9 bin 490 dekar ayçiçeği ve 2 bin 824 dekar mısır üretiminin uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uygun şekilde gerçekleşmesini sağladı. "Çiftçilerimizin her aşamada yanında olduk" Sürdürülebilir tarım uygulamalarında 10 yılı geride bırakmanın verdiği deneyimle, her yıl üretim süreçlerini daha kapsamlı ve sistematik hale getirdiklerini ifade eden Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Nuri Çomu, "Geçen yıl ayçiçeğine, mısır üretimini de ekleyerek sürdürülebilir tarım ağımızı genişlettik. Bu sezon ayçiçeğinde 47, mısırda 7 büyük çiftçiyle iş birliği yaptık ve çiftçilerimizin her aşamada yanında olduk. FSA denetimlerinden başarıyla geçmemiz, üretimimizin uluslararası sürdürülebilirlik standartlarıyla uyumlu olduğunu ve yüksek kriterleri karşıladığını gösteriyor. Bu yaklaşımla tarımsal verimliliği artırırken gelecek nesillere güvenli ve sürdürülebilir gıda bırakıyoruz" dedi. Çiftçi dostu sürdürülebilir model Sunar Yatırım Grup Şirketi Elita Gıda’nın ürün tedarik ettiği çiftçilere sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda bütüncül bir destek sunduğunu vurgulayan Çomu, "İyi tarım, verimli sulama yöntemleri, atık ve depolama yönetimi, hasat süreçlerinin iyileştirilmesi ve enerji tasarrufu gibi konularda eğitimler verirken toprak analizleri ve saha uygulamalarıyla üreticilerimize destek sunduk. Bu kapsamlı çalışmalar sayesinde çiftçilerin sürdürülebilir üretim için gerekli şartları yerine getirmesini sağladık" diye konuştu. Sürdürülebilir tarımdan elde ettikleri hammaddelerin, sürdürülebilir tarım etiketi taşıyan Sunar markalı yemeklik yağlarda kullanıldığını da belirten Çomu, Sunar lezzetlerinin sofralara ulaşma aşamasında da sürdürülebilirlik anlayışıyla hareket ettiklerini ifade etti. Sunar Yatırım bünyesindeki Elita Gıda’nın denetimlerini başarıyla geçtiği FSA (Farm Sustainability Assessment) tarımda çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliği ölçen uluslararası bir standart olarak öne çıkıyor. Program, toprak sağlığı, su yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve çiftçi refahı gibi alanlarda üreticilerden yüksek uyum seviyeleri bekliyor.
AOSB Başkanı Sütcü:" Bölgemizde geniş bir hizmet yelpazesi sunuyoruz"
18 Eylül 2025 Perşembe - 10:02 AOSB Başkanı Sütcü:" Bölgemizde geniş bir hizmet yelpazesi sunuyoruz" AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, bölgede geniş bir hizmet yelpazesi sunduklarını, TSE onaylı karbon emisyon yazılımının Türkiye’de ilk olma özelliği taşıdığını da belirterek, "Bu yazılım sanayicimizin sürdürülebilir üretim yolculuğunda en önemli araçlardan biri olacak" dedi. Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Yönetim Kurulu, "Sektör Buluşmaları" kapsamında bu kez makine ve metal sektörlerinde faaliyet gösteren sanayicilerle bir araya geldi.AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, Başkan Vekili Ömer Kaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Yusuf Kara ve M. Nedim Büyüknacar ile Bölge Müdürü Ersin Akpınar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya, makine ve metal sektörlerinin temsilcileri katıldı. "Dayanışma ve iş birliği, sektörlerimizin gücünü artırıyor" AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, AOSB’nin sunduğu hizmetlerle yalnızca üretim ve istihdam değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve sosyal yaşam açısından da fark oluşturma çabasında olduklarını söyledi. Başkan Sütcü, "Bölgemizde atık su arıtma tesislerinden enerji yatırımlarına, eğitim kurumlarımızdan sağlık hizmetlerine kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunuyoruz. Sanayicimizin her alanda yanında olmayı temel ilke edindik. Bugün 41 binin üzerinde istihdam ve 1,8 milyar dolarlık ihracat hacmimizle Türkiye ekonomisine güç katıyoruz. Bununla yetinmiyor, çevreye duyarlı projelerle, inovasyon ve Ar-Ge’ye destek veren uygulamalarla geleceğe yatırım yapıyoruz" şekline konuştu. Sektör buluşmalarının önemine değinen Sütcü, "Bu toplantılar sadece bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda sektörler arasında dayanışma ve iş birliği kültürünü güçlendiren çok değerli buluşmalardır. Sanayicilerimizin görüş ve taleplerini doğrudan dinlemek, ortak akılla yol almak bizler için büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. AOSB’nin yeşil OSB hedefi doğrultusunda önemli adımlar attığını da belirten Sütcü, "TSE onaylı karbon emisyon yazılımımız, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Bu yazılım sanayicimizin sürdürülebilir üretim yolculuğunda en önemli araçlardan biri olacak" diye konuştu. "Yeni yatırımlarımız sanayicimize güç katıyor" Toplantıda Bölge Müdürü Ersin Akpınar da kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, AOSB’nin 2 bin 227 hektarlık büyüklüğüyle Türkiye’nin en güçlü sanayi bölgelerinden biri olduğunu vurguladı. Akpınar "Doluluk oranımız yüzde 99’a ulaştı. 477 faal firmamız, 41 bin 865 çalışanımız ve 27 yabancı sermayeli firmamızla güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz"ifadelerini kullandı. Sunumunda, tamamlanan projelere de değinen Akpınar, AOSB Semt Polikliniği, AOSB Anaokulu, Güneş Enerji Santrali yatırımları, yeni arıtma tesisi ve ilave alan altyapı çalışmalarının sanayicilere büyük kolaylık sağladığını kaydetti. Akpınar ayrıca, eğitime yönelik yatırımların da sanayicilerin geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikakt çekerek "AOSB Meslek Yüksekokulu ve Özel Teknoloji Koleji ile nitelikli insan gücünün yetişmesine katkı sunuyoruz. AOSB Anaokulu ile de kadın istihdamını desteklemekten ayrıca gurur duyuyoruz"diyerek sözlerini tamamladı. Samimi bir sohbet ve istişare ortamında gerçekleşen toplantıda, sanayicilerin soruları da yanıtlandı. Katılımcılar, bu tür buluşmaların kendileri için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, hem sektörler arası iş birliğine hem de AOSB’nin sunduğu hizmetlere dair faydalı bilgi edinmenin kendilerini memnun ettiğini dile getirdi.