Yerel Haberler
Adana
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:44 Otizmde erken farkındalık hayatı olumlu etkiliyor Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programlarının çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabileceğini söyledi. Otizm, uzmanlarca çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışlarını etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanıyor. Genellikle yaşamın ilk üç yılından fark edilen otizmin en yaygın belirtileri arasında göz teması kurmama, ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme, konuşma gelişiminde gecikme ve sallanma ya da el çırpma gibi yineleyici hareketler yer alıyor. Bu konuda ailelerin bilinçlenmesinin ve uzman desteğine zamanında başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Medline Adana Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" nedeni ile açıklamalarda bulundu. Erken çocukluk döneminde ortaya çıkıyor Prof. Dr. Altunbaşak, otizmin beynin gelişim sürecindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu belirterek, "Özellikle erken çocukluk döneminde sinir hücreleri arasındaki bağlantıların farklı çalışması, çocuğun çevresiyle kurduğu iletişimi etkileyebilir. Bu durum, göz teması kurmama, kendi ismine tepki vermeme ve tekrarlayıcı davranışlar gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ailelerin en sık fark ettiği durumlar arasında konuşma gecikmesi, sosyal etkileşimde zorluk ve rutinlere aşırı bağlılık yer alır. Bununla birlikte bazı çocuklar oyuncaklarla alışılmışın dışında oynayabilir ya da yaşıtlarına kıyasla daha içine kapanık davranabilir. Bu belirtiler tek başına tanı koydurmaz; ancak erken değerlendirme için önemli ipuçlarıdır" dedi. Multidisipliner yaklaşım önemli Otizm yalnızca nörolojik bir durum olarak değerlendirilmediğini ifade eden Altunbaşak, "Tanı ve tedavi sürecinde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi başta olmak üzere psikologlar, dil ve konuşma terapistleri ve özel eğitim uzmanları birlikte çalışır. Çocuk nörolojisi, bu süreçte özellikle altta yatan nörolojik durumların değerlendirilmesi ve eşlik eden hastalıkların takibinde önemli bir rol oynar. Erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programları, çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabilir. Beynin öğrenmeye en açık olduğu bu dönemde yapılan müdahaleler, sosyal becerilerin ve iletişim yeteneklerinin güçlenmesine katkıda bulunur. Bu nedenle ailelerin "bekleyelim, nasılsa geçer" yaklaşımı yerine uzman görüşü alması önerilir" diye konuştu. Tanı için farklı branşlar birlikte çalışır Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde tanı koyma sürecinin detaylı bir gelişim öyküsü ve klinik gözlem ile başladığını kaydederek, "Çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve davranış örüntüleri değerlendirilir. Gerektiğinde gelişim testleri ve nörolojik incelemeler de yapılabilir. Bu süreçte farklı branşların birlikte çalışması hem doğru tanıya ulaşmayı hem de bireye özgü bir tedavi planı oluşturulmasını sağlar. 3 yaşından önce tanı konulması ve tedaviye başlanması, tedavinin etkinliği ve sonuçları açısından son derece önemlidir. Otizmde kesin bir "ilaç tedavisi" bulunmamakla birlikte, bireyin ihtiyaçlarına göre planlanan eğitim ve terapi programları oldukça etkilidir. Davranışsal eğitimler, dil ve konuşma terapileri ile sosyal beceri çalışmaları çocuğun günlük yaşamını kolaylaştırır. Bazı durumlarda eşlik eden dikkat eksikliği veya uyku problemleri gibi durumlar için tıbbi destek de gerekebilir. Ebeveynlerin, çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi, şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki otizmde erken farkındalık, doğru yönlendirme ve disiplinler arası iş birliği çocuğun yaşam kalitesini doğrudan ve olumlu etkiler" şeklinde konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:17 AOSB Futbol Turnuvası’nda ilk hafta tamamlandı Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), sanayi kültürünü sporla buluşturarak çalışanların sosyal yaşamına katkı sağlamayı sürdürüyor. Bu anlayışla geleneksel hale getirilen ve bu yıl 12’ncisi düzenlenen AOSB Futbol Turnuvası, ilk hafta karşılaşmalarıyla birlikte büyük bir heyecana sahne oldu. Kura çekiminin ardından 29 Mart’ta başlayan turnuvada, sahaya çıkan 40 iddialı takım, ilk maçlarında hem performanslarını sergiledi hem de tribünlere keyifli anlar yaşattı. Turnuvanın ilk haftasında oynanan karşılaşmalarda bol gollü ve çekişmeli mücadeleler dikkat çekti. Turnuvanın ilk gününde yalnızca sahada değil, tribünlerde de renkli görüntüler vardı. Çocuklar için hazırlanan etkinlik alanlarında minikler hem eğlendi hem de sahada mücadele eden ağabeylerine ve babalarına coşkuyla destek verdi. Bu görüntüler, AOSB’de sporun sadece rekabet değil, aynı zamanda aileleri bir araya getiren güçlü bir sosyal bağ olduğunu bir kez daha gösterdi. "Sporla güçlenen birlikteliği önemsiyoruz" AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, turnuvanın ilk haftasına ilişkin değerlendirmesinde, "AOSB olarak yalnızca üretimde değil, sosyal yaşamda da güçlü bir birliktelik oluşturmayı önemsiyoruz. Futbol turnuvamız, bu anlayışın en güzel yansımalarından biridir" dedi. Akpınar, organizasyona katılan tüm takımlara teşekkür ederek, "İlk haftada sahaya yansıyan mücadele ve centilmenlik bizleri memnun etti. Tüm takımlarımıza başarılar diliyor, turnuvanın aynı heyecan ve dostluk ortamında devam etmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Cinayet sanıklarına ağırlaştırılmış müebbet ve 14’er yıl hapis cezası istendi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:37 Cinayet sanıklarına ağırlaştırılmış müebbet ve 14’er yıl hapis cezası istendi Adana’da husumetlilerini öldürmesi için tetikçi olarak yanına gönderdikleri kişiyi öldürmediği gerekçesiyle tabancayla öldürülen 19 yaşındaki İpek Akgül’ün katil zanlısı tutuklu 5 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve ayrıca 14’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmaları istemiyle dava açıldı. Sanıkların yargılanmalarına bugün başlanacak. Adana İl Emniyet Müdürlüğüne 13 Şubat 2024’te giden 21 yaşındaki Yaşar Bulut, İpek Akgül isimli kadını Yumurtalık ilçesi Asmalı Mahallesi’nde öldürüp portakal bahçesine gömdüğünü itiraf etti. Yumurtalık Cumhuriyet Savcısı nezaretinde yapılan yer göstermede, Bulut’un gösterdiği yerde Akgül’ün cesedi bulundu. Adli Tıp Kurumundaki otopside, İpek Akgül’ün 11 Şubat’ta önce darbedilip kolunun ve kaburgalarının kırıldığı, ardından vücudunun çeşitli yerlerinden tabancayla vurularak öldürüldüğü belirlendi. Yapılan soruşturmada, İpek Akgül’ün öldürülmeden 3 gün önce İzmir’den gelip sosyal medyadan tanışıp buluştuğu E.A.’yı evinde duş alırken tabancayla 3 yerinden vurup kaçtığı belirlendi. Akgül’ün olay gecesi otomobilde Bulut ile yalnız olmadığı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve Plaka Tanıma Sistemi’nde (PTS) yanlarında ayrıca Akgül’ün sevgilisi olduğu öne sürülen Ahmet Albayrak ile Mehmet Görgün’ün de olduğu saptandı. Bulut polis sorgusunda, "Aslında ben kızı tanımıyorum. Yanımda İpek’in asıl sevgilisi Ahmet ve arkadaşı Mehmet vardı. Kızı öldürmemi istediler. Bana cezaevinde bakacaklarını söylediler" dedi. Cinayet dedektifleri, Ahmet Albayrak ile Mehmet Görgün’ün, aralarında husumet olan E.A.’yı öldürtmek istediği, tetikçi olarak da İpek Akgül’ü çağırdıklarını belirledi. E.A.’nın saldırıdan kurtulması üzerine planlarının ortaya çıkacağını anlayan şüphelilerin, Akgül’ü, "Polis seni arıyor. Seni saklayacağız" diye buluşup, Bulut’a öldürttükleri tespit edildi. Bu tespitler üzerine, İpek Akgül’ün öldürülmesi olayına karıştıkları iddia edilen Ahmet Albayrak, Mehmet Görgün, Yaşar Bulut’un ağabeyi Aziz Bulut ve Mustafa Akman yakalanıp tutuklandı. Cumhuriyet Savcısı, İpek Akgül cinayeti ile ilgili soruşturmasını tamamladı. Savcı, 5 sanık hakkında, "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma, Tasarlayarak Kadına Karşı Kasten Öldürme" suçlarından iddianame hazırladı. Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianame yapılan inceleme sonunda kabul edildi. Savcı, 5 sanığında ağırlaştırılmış müebbet ve 14’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarını talep etti. İddianamede, sanıklardan Yaşar Bulut’un Adana Emniyet Müdürlüğü’ne giderek cinayeti itiraf etmesi, öldürülen Akgül’ün otopsi raporuna, Akgül’ün anne ve babasının ifadelerine, sanıklardan Ahmet Albayrak ile Aziz Bulut arasındaki mesajlaşma görüşmelerine yer verildi. Baba Sinan Akgül’ün iddianamede yer alan ifadesinde, kızının olaydan önce Manisa’ya yanına geldiğini söyledi. Kızının uyuşturucu madde kullandığını belirten baba Akgül, "Kızımı biri aradı. Arayan kişinin Adana’dan aradığını konuşmalarından anladım. Karşıdaki erkek şahıs kızıma, ‘Uçak biletini kesiyoruz, geleceksin, o çocuğu öldüreceksin’ dedi. Kızım da ‘Öldürmezsem ne olacak?’ deyince karşı taraftaki şahıs, ‘Öldürmezsen sen ölürsün’ dedi. Kızıma bu olayı sorduğumda inkar etti. Kızım daha sonra uçakla Adana’ya gitti. Uçak biletini alan kişi de konuştuğu kişiydi. Kızım Adana’ya gittikten sonra E.A. ile buluşmuş" dedi. İddianamenin değerlendirme bölümünde ise sanıkların İpek Akgül’ü neden ve nasıl öldürdükleri ise şöyle anlatıldı: "Mehmet Görgün isimli şahsın maktulü arayarak "Uçak biletini kesiyoruz, geleceksin o çocuğu öldüreceksin", "öldürmezsen sen ölürsün" dediği, daha sonra şüpheli Mehmet Görgün’ün maktul İpek Akgül’e uçak bileti aldığı, maktulün 7 Şubat 2024’de İzmir’den Adana’ya uçakla geldiği, Adana Havaalanı çevresinde yapılan kamera araştırmasında İpek Akgül’e havalimanında Aziz Bulut’un içinde silah olduğu değerlendirilen siyah renkli poşet ve para verdiği tespit edildi. Daha sonra, havaalanı kavşağından E.A.’nın ticari taksi ile İpek Akgül’ü alarak gittikleri belirlendi. E.A.’nın tanık sıfatıyla alınan beyanından anlaşılacağı üzere şahısların beraber E.A’ya ait ikamete geçtikleri, burada İpek’in tanık E.A.’ya silahla ateş ederek yaraladığı saptandı. Yaralama olayından sonra İpek Akgül, 8 Şubat’ta Mehmet Görgün ve Ahmet Albayrak’ın ofisine gitti. 11 Şubat 2024’e kadar İpek Akgül ofiste kalırken, ofise Mehmet Görgün, Ahmet Albayrak, Yaşar Bulut, Aziz Bulut ve Mustafa Akman’ın bir çok kez gelip gittikleri tespit edildi. 11 Şubat’ta Yaşar Bulut, Mehmet Görgün ve Ahmet Albayrak, İpek Akgül’ü araca bindirip öldürüldüğü yere götürdü. Burada Ahmet ile Yaşar’ın almış oldukları kazma ve kürekle toprağı kazarken Mehmet Görgün yanında bulunan silahı Yaşar’a verdi. Yaşar’ın silahı eline alarak İpek’e doğru birkaç el ateş ettiği, İpek’in kendisine isabet eden kurşunlar neticesinde olay yerinde öldüğü, daha sonra şüpheli şahısların İpek’in giymiş olduğu çarşafı çıkartarak araca koydukları, Yaşar’ın İpek’i öldürmüş olduğu yerin ilerisinde bulunan çukura maktulü sürükleyerek götürdüğü, çukurun içerisine maktulü indirdiği, araçta bulunan yanlarında getirmiş oldukları kazma ve kürekle maktulün üzerine toprak attığı, üç şüpheli şahsın gelmiş oldukları 34 BBE 836 plaka sayılı araç ile olay yerinden ayrıldıkları, silah, kazma ve küreği Ceyhan nehrine attıkları tespit edilmiştir." İddianamenin değerlendirme bölümünde, şüphelilerin İpek Akgül’ün öldürülmesi olayını Yaşar Bulut’un üstlenmesi hususunda anlaştıkları da belirtilerek, "Aziz Bulut’un alınan ifadesinde Mustafa Akman’ın kendisini arayarak para çekip kardeşine avukat tutacağız dediği, Yaşar’ın 13/02/2024 günü İl Emniyet Müdürlüğü binasına geldiği, ilk şifai görüşmesinde her ne kadar şüphelilerin önceden anlaştıkları şekilde olayı sadece kendisinin gerçekleştirdiğini, maktulün kız arkadaşı olduğunu ifade etmiş ise de, daha sonra olayı detaylı bir şekilde anlattığı, olaya ilişkin vermiş olduğu ifadeler doğrultusunda savcılığımızca detaylı kamera ve tanık araştırması, yer gösterme işlemleri yapıldığı, bu şekilde şüpheliler Ahmet Albayrak, Mehmet Görgün, Aziz Bulut, Yaşar Bulut ve Mustafa Akman’ın maktul İpek Akgül’ün öldürülmesi olayını birlikte iştirak iradesi içerisinde gerçekleştirdiklerinin tespitinin yapıldığı, olaya ilişkin alınan şüpheli ifadelerinde her ne kadar birbirlerini suçlayıcı beyanlarda bulundukları görülmüş ise de, dosya kapsamında yapılan incelemede şüpheli Mehmet Görgün’ün ve Ahmet Albayrak’ın maktul İpek Akgül’ü tanık E.A.’yı öldürmesi hususunda azmettirdiği, maktulün E.A.’yı öldüremediği, E.A.’nın yaralanması üzerine Mehmet Görgün ve Ahmet Albayrak’ın maktul İpek’in yakalanması durumunda emniyette verdiği ifadede kendi isimlerini vermesi ihtimali veya üçüncü kişilere bu olayı anlatmasına karşılık İpek Akgül’ü öldürmeye karar verdikleri tespit edildi. Şüphelilerin bu suç yönünden de iştirak iradelerinin mevcut olduğu, üzerlerine atılı suçları işledikleri hususunda kamu davası açmaya yarar mahiyette yeterli şüpheye ulaşıldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır" denildi. İpek Akgül’ün katil zanlıları bugün Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlayacak.
Anne ve kızı doğru teşhis ve tedavi ile sağlığına kavuştu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:19 Anne ve kızı doğru teşhis ve tedavi ile sağlığına kavuştu Adana’da bel fıtığı teşhisi konulan ve ameliyat edilen kadının kızı da aynı rahatsızlığa yakalanınca, Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’e ulaşan genç kadın hem kendisinin hem de annesinin hayatını kurtardı. Rukiye Şenol, bundan 12 yıl önce vücudunda ağrı şikayetiyle hastaneye gitti. Şenol’a doktorlar bel fıtığı teşhisi koyup tedaviye başladı. Ağrıları dinmeyince bir süre sonrada bel fıtığı ameliyatı yapıldı. Ancak Şenol’un ağrıları yine de dinmedi. Bu arada Şenol yürüyemez hale geldi. Bir süre sonra aynı şikayetler Şenol’un kızı Sabahat Ünal’da da baş gösterince birinin tavsiyesi üzerine Ünal, Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’e ulaştı. Şen, Ünal’ı tedavi ettiğinde eklem romatizmasından şüphelenip uzman doktora yönlendirdi. Ünal, Şen’in yönlendirdiği doktora gittiğinde eklem romatizması hastalığı olduğunu öğrenip tedaviye başladı ve sağlığına kavuştu. Ünal, annesinde de benzer şikayetler olduğu için onu da kendisini iyileştiren doktora götürdüğünde onda da eklem romatizması olduğu yıllar önce bel fıtığı teşhisinin yanlış koyulduğu öğrenildi. Sabahat Ünal, "Ben daha önce birçok doktora gittim ama kimse şikayetimi çözemedi. Yaklaşık iki yıl boyunca adeta felç gibiydim. Bana bel fıtığı teşhisi kondu. Bir tanıdığımın aracılığıyla Orhan Hocam’a geldim. Kendisi hemen el muayenesi yaptı ve ‘Senin bel fıtığın yok, bu daha çok romatizmaya benziyor’ dedi. Beni romatoloji uzmanına yönlendirdi. O günden beri çok iyiyim. Ayağa kalkamıyor, yemek bile yapamıyordum. Beni ayağa kaldıran, doğru teşhis oldu" dedi. Annesinin de de aynı şikayetinin 12 yıldır sürdüğüne dikkat çeken Ünal, şöyle devam etti: "Ona bel fıtığı teşhisi kondu ve ameliyat edildi. Zamanla kamburlaşmaya başladı. Başka doktorlara da gittik ama yine ameliyat önerdiler. Annemi de Orhan Hocam’a getirdim. Muayene etti ve ‘Annenizin rahatsızlığı da sizinki gibi romatizmal bir hastalık’ dedi. Şimdi annem de doğru teşhis ile sağlığına kavuşmaya başladı." Anne, Rukiye Şenol ise, "Kendimde bel fıtığı olduğunu sanıyordum, hatta bu yüzden daha önce ameliyat bile oldum. Meğer yanlış teşhismiş. Orhan Hocam’a geldim ve şu an çok iyiyim" diye konuştu. Orhan Şen, doğru teşhis ve tedavinin çok önemli olduğunu belirterek, "Hastamız yaklaşık üç yıl önce şiddetli bel, boyun ve eklem ağrılarıyla başvurdu. Daha önceki tedavisinin tamamı bel fıtığına yönelikti ancak hasta hiçbir fayda görmemiş. Bize geldiğinde muayenesini yaptım ve romatizmaya bağlı bir tutulum olabileceği kanaatiyle romatoloji uzmanı meslektaşıma yönlendirdim. Romatizmaya yönelik tedavisine başlandıktan sonra hastamız üç yıldır gayet iyi durumda. Geçtiğimiz günlerde annesi Rukiye Hanım geldi. Kendisi 10 yıl önce bel fıtığı ameliyatı olmuş ancak zamanla beli öne doğru eğilmeye başlamış, ayak ve el parmaklarında şekil bozuklukları gelişmiş. Buna rağmen başka bir merkezde tekrar bel fıtığı ameliyatı önerilmiş. Muayenemde bu şekil bozukluklarının romatizmal hastalıklara işaret ettiğini gördüm. Tetkiklerini istedim ve incelediğimde romatizmal tutulumları tespit ettim. Onu da romatoloji uzmanı meslektaşıma yönlendirdim" dedi. Şen, şöyle devam etti: "Burada vurgulamak istediğim konu: doğru tanı. Eğer tanı doğruysa verilen ilaç ve yapılan ameliyat da doğru olur. Ancak tanı yanlışsa her şey yanlış olur. Genç meslektaşlarıma önerim; hastaya bütüncül yaklaşsınlar. Yani yalnızca radyolojik görüntüleme tetkiklerine bağlı kalmasınlar."
Usta Market, Adana’nın şalgamını tüm Türkiye’ye sunuyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 09:09 Usta Market, Adana’nın şalgamını tüm Türkiye’ye sunuyor Adana’nın tescilli geleneksel lezzeti şalgam suyu, Büyük Usta Şalgam’ın Usta Market girişimiyle e-ticarette büyük başarılara imza atıyor. Katkısız ve doğal içecek arayanlar için şalgam suyu, online alışveriş dünyasında en çok tercih edilen ürünlerden biri haline geldi. Adana’nın tescilli geleneksel lezzetlerinden biri olan şalgam, halihazırda 53 ülkeye ihraç ediliyor. Adana’nın köklü firmalarından Büyük Usta, şalgam suyuna vatandaşların tüm Türkiye’de kolayca erişebilmesi için e-ticarette de önemli adımlar atarak, Usta Market platformunu hayata geçirdi. Özellikle katkısız ve doğal içecek arayan tüketiciler, Adana’da faaliyet gösteren Büyük Usta şalgamın doğal fermantasyon sürecinden geçen ve probiyotik özellikler taşıyan şalgam suyunu www.ustamarket.com üzerinden ve birçok e-ticaret pazar yerinden diledikleri gibi sipariş edebiliyor. "Talepler her geçen gün artıyor" Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Büyük Usta Şalgam Kurumsal İletişim Uzmanı Büşra Nacar, "E-ticarette büyük başarılara imza atıyoruz. Özellikle ürünlerimizi daha önce deneyen tüketicilerimiz, Adana’dan taze olarak bu lezzeti Türkiye’nin her yerine sipariş veriyor. Usta Market projemizle bu geleneksel ve doğal lezzeti günümüz modern teknolojisiyle buluşturup, tüketicilerimize en taze haliyle sunabiliyoruz. Üretimden direkt taze gönderdiğimiz katkısız doğal şalgamı tüketicilerimiz çok sevdi ve talep her geçen gün artıyor"dedi.
Üvey anne katiline müebbet hapis cezası verildi
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:36 Üvey anne katiline müebbet hapis cezası verildi Adana’da miras yüzünden üvey annesini öldürüp, babasını da öldürmeye teşebbüs ettiği iddia edilen İsmail Babat ile kendisine yardımcı olduğu öne sürülen amcası ve kuzeninin yargılamasında karar çıktı. Babat, üvey annesini öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, babasını öldürmeye teşebbüsten ise 15 yıl hapis cezasına mahkum edilirken, akrabası diğer 2 sanık hakkında ise beraat kararı verildi. Merkez Sarıçam ilçesi Cerenli Mahallesi’nde oturan İsmail Babat, iddiaya göre, 16 Ocak 2018’de emekli uzman çavuş bacanağı Nuri Özdemir’i (49) tabancayla öldürdü. İsmail Babat, denetimli serbestlikle 2023 yılı Mayıs ayında tahliye oldu. İsmail Babat ile babası Rifat, üvey annesi Hürü arasında iddiaya göre miras ve ailevi nedenlerle husumet oluştu. İsmail Babat, 21 Kasım 2023’te iddiaya göre, yanına aldığı tabanca ve av tüfeğiyle babası ile üvey annesini evlerine giden yolda pusu kurarak bekledi. Babasının otomobilini gören Babat önce av tüfeğiyle, fişeği bitince de tabancayla peş peşe ateş edip kaçtı. Saldırıda yaralanan Rifat ve Hürü Babat çifti, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hürü Babat, doktorların çabasına rağmen kurtarılamadı. Katil zanlısı İsmail Babat’ın, üvey annesini öldürüp, babasını da yaralamadan bir süre önce sosyal medya hesabından paylaşım yaptığı ortaya çıktı. Babat, yayınladığı görüntüde, "İhanetin bedeli, ölümdür. Kalem kırılırsa, geri yapıştırırsın" dediği görüldü. Babat, olaydan 2 gün sonra yakalanıp tutuklandı. İsmail Babat ile ona yardım ettiği ileri sürülen amcası Adil Babat ve yaşı küçük kuzeni A.Babat hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle Adana 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması yapıldı. "Bana cinnet geçirttiler" Karar duruşmasına tutuklu sanıklar İsmail Babat ile amcası Adil Babat ve A.Babat katıldı. Oğlu tarafından öldürülmek istenen Rifat Babat ile tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada sanıklara son savunmaları soruldu. Ses kaydı ile yapılan duruşmada sanık İsmail Babat daha önceki savunmalarını tekrarladı. Diğer sanıklar A. Babat ile amcası Adil Babat’ın babasıyla miras yüzünden 15-20 senedir konuşmadıklarını belirten İsmail Babat, "Aile miras yüzünden birbirine düştü. Evlat olarak hata yapmışım, bu olaya beni sürükleyen ailem, ben isteyerek yapmadım. Ben 2018 yılında namus cinayeti işledim, eşimin suçu yok, emekli uzman çavuş bacanağımı öldürdüm. Cezaevinden şartlı tahliye edildim çıktım, beni rahat bırakmadılar. Miras yüzünden oldu, evlat olarak hata yaptım. Babam atamdır. Evimi bastı, ölümden döndüm. Ben öksüz büyüdüm. Babam ve üvey annem hayatı bana zindan etti. Olayı yapan benim. Olay anında şuurumu kaybettim. Bana suç işlettiler, infazımı yaktılar, cinnet geçirttiler. Beni yaktılar, çocuğumu bile sevemedim. Bu olayda kimsenin suçu yok, tek suçlu ailemle benim, onlar benden şikayetçi, ben de onlardan şikayetçiyim. İsteyerek yapmadım ama pişmanım" dedi. Diğer sanıklar Adil Babat ile A.Babat ise suçlamayı kabul etmedi. Adil Babat, "Mahkemenin adaletine güveniyorum. Karşı tarafı da Allah’a havale ediyorum" diyerek beraatini istedi. Mahkeme heyeti, sanık İsmail Babat’ı üvey annesini öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, babasını öldürmeye teşebbüs suçundan ise 15 yıl hapis cezasına mahkum etti. Diğer sanıklar Adil Babat ve A.Babat’ın ise suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine oy çokluğu ile karar verildi. Heyet, sanık İsmail Babat’ın tutukluluğunun devamına, Adil Babat’ın ise tahliyesini kararlaştırdı. Bir mahkeme üyesi, sanıklar Adil Babat ve A.Babat’ın beraat kararlarına katılmadığı yönünde karşı oy kullandı.
Üvey anne katiline müebbet hapis cezası verildi
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:32 Üvey anne katiline müebbet hapis cezası verildi Adana’da miras yüzünden üvey annesini öldürüp, babasını da öldürmeye teşebbüs ettiği iddia edilen İsmail Babat ile kendisini yardımcı olduğu öne sürülen amcası ve kuzeninin yargılamasında karar çıktı. Babat, üvey annesini öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, babasını öldürmeye teşebbüsten ise 15 yıl hapis cezasına mahkum edilirken akrabası diğer 2 sanık hakkında ise beraat kararı verildi. Merkez Sarıçam ilçesi Cerenli Mahallesi’nde oturan İsmail Babat, iddiaya göre, 16 Ocak 2018’de emekli uzman çavuş bacanağı Nuri Özdemir’i (49) tabancayla öldürdü. İsmail Babat, denetimli serbestlikle 2023 yılı mayıs ayında tahliye oldu. İsmail Babat ile babası Rifat, üvey annesi Hürü arasında iddiaya göre miras ve ailevi nedenlerle husumet oluştu. İsmail Babat, 21 Kasım 2023’de iddiaya göre, yanına aldığı tabanca ve av tüfeğiyle babası ile üvey annesini evlerine giden yolda pusu kurarak bekledi. Babasının otomobilini gören İsmail Babat önce av tüfeğiyle, fişeği bitince de tabancayla peş peşe ateş edip kaçtı. Saldırıda yaralanan Rifat ve Hürü Babat çifti, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hürü Babat, doktorların çabasına rağmen kurtarılamadı. Katil zanlısı İsmail Babat’ın, üvey annesini öldürüp, babasını da yaralamadan bir süre önce sosyal medya hesabından paylaşım yaptığı ortaya çıktı. Babat, yayınladığı görüntüde, "İhanetin bedeli, ölümdür. Kalem kırılırsa, geri yapıştırırsın" dediği görüldü. Babat, olaydan 2 gün sonra yakalanıp tutuklandı. İsmail Babat ile ona yardım ettiği ileri sürülen amcası Adil Babat ve yaşı küçük kuzeni A.Babat hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle Adana 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın karar duruşması yapıldı. "Bana cinnet geçirttiler" Karar duruşmasına tutuklu sanıklar İsmail Babat ile amcası Adil Babat ve A.Babat katıldı. Oğlu tarafından öldürülmek istenen Rifat Babat ile tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada sanıklara son savunmaları soruldu. Ses kaydı ile yapılan duruşmada sanık İsmail Babat daha önceki savunmalarını tekrarladı. Diğer sanıklar A. Babat ile amcası Adil Babat’ın babasıyla miras yüzünden 15-20 senedir konuşmadıklarını belirten İsmail Babat, "Aile miras yüzünden birbirine düştü. Evlat olarak hata yapmışım, bu olaya beni sürükleyen ailem, ben isteyerek yapmadım. Ben 2018 yılında namus cinayeti işledim, eşimin suçu yok, emekli uzman çavuş bacanağımı öldürdüm. Cezaevinden şartlı tahliye edildim çıktım, beni rahat bırakmadılar. Miras yüzünden oldu, evlat olarak hata yaptım. Babam atamdır. Evimi bastı, ölümden döndüm. Ben öksüz büyüdüm. Babam ve üvey annem hayatı bana zindan etti. Olayı yapan benim. Olay anında şuurumu kaybettim. Bana suç işlettiler, infazımı yaktılar, cinnet geçirttiler. Beni yaktılar, çocuğumu bile sevemedim. Bu olayda kimsenin suçu yok, tek suçlu ailemle benim, onlar benden şikayetçi, ben de onlardan şikayetçiyim. İsteyerek yapmadım ama pişmanım" dedi. İsmail Babat son sözlerinde ise, "Allah benden razı ise yaptığımdan pişmanım, razı değil ise yaptığımdan pişman değilim" derken diğer sanıklar Adil Babat ile A.Babat ise suçlamayı kabul etmedi. Adil Babat, "Mahkemenin adaletine güveniyorum. Karşı tarafı da Allah’a havale ediyorum" diyerek beraatini istedi. Mahkeme heyeti, sanık İsmail Babat’ı üvey annesini öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, babasını öldürmeye teşebbüs suçundan ise 15 yıl hapis cezasına mahkum etti. Diğer sanıklar Adil Babat ve A.Babat’ın ise suçu işlediklerinin sabit olmaması nedeniyle beraatlerine oy çokluğu ile karar verildi. Heyet, sanık İsmail Babat’ın tutukluluğunun devamına, Adil Babat’ın ise tahliyesini kararlaştırdı. Bir mahkeme üyesi, sanıklar Adil Babat ve A.Babat’ın beraat kararlarına katılmadığı yönünde karşı oy kullandı. (FKE-
"Adana’dan Portreler Galerisi"nin 2’nci cildi yayınlandı
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 12:22 "Adana’dan Portreler Galerisi"nin 2’nci cildi yayınlandı Adanalı Gazeteci Taner Talaş’ın ulusal ve uluslararası başarılara imza atmış ve markalaşmış Adanalı isimleri topladığı "Adana’dan Portreler Galerisi"nin 2’nci cildi yayınlandı. Adanalı Gazeteci Taner Talaş, sanattan siyasete, spordan edebiyata, iş dünyasından medyaya, bilimden adalete, ulusal ve uluslararası başarılara imza atmış ve markalaşmış Adanalı isimleri "Adana’dan Portreler Galerisi" adını verdiği bir kitapta topladı. Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Yılmaz Güney, Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi bilinen isimlerin dışında tüm boyutlarıyla Adana’yı resmedecek bir envanter çalışması için 2018 yılında yola çıkan Taner Talaş, Adana’dan Portreler Galerisi adını verdiği 3 ciltlik kitabın ikinci cildini yayınladı. "Bu serüven Adana ne zaman kurursa o zaman biter" Çalışmasıyla ilgili açıklamada bulunan Gazeteci Taner Talaş, "’Adana’dan Portreler Galerisi’ isimli çalışma, artık benim hayatımın bir parçası. Bir kitap olmaktan çok, bir serüvene dönüşmüş durumda. 1’inci cildini 2021 yılında yazmış, 253 kişinin yaşamına yer vermiştim. O günlerde birçok arkadaşım artık yazılacak kişi olmadığı kanaatindeydi. Ancak zaman içerisinde gördük ki, Adana çağlayan bir pınar gibi, bazen coşkun akar bezen akışı zayıflar ama o pınar hiçbir zaman akışını durdurmaz. Elimde bir buçuk senedir çalıştığım bir çalışma sonucunda 150 kişilik bir liste oluşmuştu. Ancak konuşmalarımız, tartışmalarımız neticesinde, yeni gelen isimlerle birlikte, her gün baskısını ertelediğimiz 2’nci cilt 173 kişiye ulaştı. Eğer baskıyı ertelemeye devam etseydim, bu sayı her geçen gün artacaktı, artık bir yerde durmamız gerekiyordu, durduğumuz yerde 173 kişinin hayatını yazmış olduk. Artık 2’nci cilt bitti. Bugün itibarıyla, 3’üncü cildin çalışmalarına da başlıyorum. Bu serüven nerede biter bilmiyorum. Adana dediğimiz coşkun pınar ne zaman kurursa o zaman biter diyorum" ifadelerini kullandı. Kitabı merhum annesine ithaf eden Talaş, "Ayrıca bu kitabı beni Adana’da doğuran, 2023 yılında vefat eden merhume anneme ithaf ediyorum. Bu kitap, annem için bir dua, bir saygı duruşudur" dedi.